in

Gunalp KOCAKANAT

Explorer


  •   Adana-Antalya Ortak Gezi (Yerkopru Ermenek Taskent)

    Fri, May 08 2009 21:37
    9,442 Okundu  


    Gönderilen May 08 2009, 09:37 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 15 comment(s)

  •   Anamur,Ermenek,Taskent,Seydisehir 842 km

    Tue, Apr 29 2008 23:39
    6,744 Okundu  

    Akdeniz


      

    Herhalde bir kişiye daha motosiklet virüsü bulaştırdım.Bu sefer yolcum eşim değil kardeşim.Artık o da iflah olmaz.Bir kere bulaştı virüs.Dönüş yolunda son kilometrelerde arkasının acısından yakınıp duran,ha bire arkamda hareket edip dengeyi bozmaya çalışan birader,daha yol bitip motordan iner inmez bir daha ne zaman gideriz diye sormaya başladı.
    Bu virüsün nekahat devreside yok anlaşılan.Anında harekete geçip hasta ediyor insanı. Very Happy

    Bu arada öndeki selenin formundan dolayı benim herhangi bir acı hissetmediğimi,ama arka selede F kuvvetinin direk arkasına etki ettiğini iddia edip durdu yolda.Ben her ne kadar bunun sele formu ile ilgisi olmadığını,benimkinin artık nasırlaşmış olmasından dolayı bir şey hissetmediğimi anlatmaya çalıdıysam da Sele Formu ve F kuvveti teorisinde ısrarcı oldu.


     

     @
     001 -

    Bu sefer daha önce motorsikletle hiç gitmediğim ama hep aklımda olan bir güzergah seçtim.Antalya-Anamur-Ermenek-Hadim-Taşkent tabii devamında Seydişehir-Akseki-Manavgat ve Antalya.


     

     @
     002 - 2008-04-26 18:33

    TOPLAM : 842 km.

    1.Gün : 16.00 Antalya’dan hareket,21.00 Anamur varış.
    2.Gün : 09.30 Anamur’dan hareket,Ermenek,Hadim,Taşkent-Sydişehir-Antalya’ya varış 20.30

    Akşamüzeri geç çıktığımız için Sadece Alanya’da kısa bir mola verip Alanya Kalesini fotoğrafladık.


     

     @
     003 - 2008-04-26 18:33

    İşte virüs bulaşan malum zat.


     

     @
     004 - 2008-04-26 22:03

    Alanya Anamur arasındaki virajları gece geçtiğimiz için maalesef o güzel manzaraları kaçırdık.

    Anamur’da otelin balkonundan.


     

     @
     005 - 2008-04-27 09:05


     

     @
     006 - 2008-04-27 09:06


     

     @
     007 - 2008-04-27 09:40

    Sabah ilk durağımız Anamur Mamure Kalesi.


     

     @
     008 -


     

     @
     009 - 2008-04-27 09:47

    Kalenin etrafını çeviren hendekte kalenin muhafızları yüzüyor. Shoked


     

     @
     010 - 2008-04-27 10:08

    Anamur’dan Ermenek istikametine tırmanırken rastladığımız ilk köy.


     

     @
     011 - 2008-04-27 10:24

    Alaköprü… Masalsı bir manzara.


     

     @
     012 - 2008-04-27 10:24


     

     @
     013 - 2008-04-27 10:52

    1600 metre tırmandıktan sonra işte Anamur’un çooook uzaktan görünüşü.


     

     @
     014 -

    Bu tırmanışın GPS izlerine bakarsanız ne kadar keyif aldığımı anlarsınız.Motorcunun rüyası virajlar


     

     @
     015 - 2008-04-27 11:11


     

     @
     016 - 2008-04-27 11:11


     

     @
     017 - 2008-04-27 11:16

    Abanoz yaylası.Bu yörede dikkat çeken şey evlerin çatısı.Tamamının çatıları sac kaplı.Teorik olarak bu malzemenin bu irtifada çok iyi olduğu söylenemez ama pratikliği ve dayanıklılığı tartışılmaz.


     

     @
     018 - 2008-04-27 11:18

    Yolumuzu keçiler kesiyor.


     

     @
     019 - 2008-04-27 11:40

    Bu da eni konu yıkanıyor.


     

     @
     020 - 2008-04-27 11:42

    Bir tanesi meraklı meraklı ve yavaş yavaş geldi motosiklete bakıyor.Bizim kızı gözüne kestirdi


     

     @
     021 - 2008-04-27 11:45

    Bu güzellerde geldiler amca bizimle de fotoğraf çektir diye.Tuğçe ve Salih


     

     @
     022 - 2008-04-27 12:06

    Görmeli Köprüsü.Karamanoğullarından Halil Bey yaptırmış bu köprüyü


     

     @
     023 - 2008-04-27 12:17

    Ermenek’in girişindeki heykel.


     

     @
     024 - 2008-04-27 12:20

    Ermenek


     

     @
     025 - 2008-04-27 12:28


     

     @
     026 - 2008-04-27 12:28

    Ermenek’te trafik durdu bizim kız inceleniyor.Tabii abi bu kaç para,kaç yapıyor ve hatta neyle çalışıyor şeklindeki klasik sorular.


     

     @
     027 - 2008-04-27 13:54

    Ve Taşkent.Burası gerçekten enteresan.Nüfus 1300,ama ilçe.Yani Kaymakam’ı var adliyesi var.Şöyle küçük bir hesapla Kaymakamlık,Emniyet,Jandarma,Adliye ve sair Dairelerde çalışan en az 100 memur olmalı.Kaldı geriye 1200 kişi.Yani Ortalama büyüklükte bir sitenin ilçe olduğunu düşünün.


     

     @
     028 - 2008-04-27 14:48


     

     @
     029 - 2008-04-27 14:02


     

     @
     030 - 2008-04-27 14:12

    Ammmaaa hayatımda böyle lezzetli sac kavurmayı da başka hiçbir yerde yemedim.Sadece bu sac kavurma için buraya tırmanmaya değer.Bu kesmedi ikincisini yedik. Smile


     

     @
     031 - 2008-04-27 15:17

    13 km sonra bir başka ilçe Hadim.Nüfus 3200!!!


     

     @
     032 -

    Yolda harika manzaralar.


     

     @
     033 - 2008-04-27 17:26

    Dağlarda hala kar var.Sıcaklık 6,5 C burada.Azıcık üşüdük


     

     @
     034 - 2008-04-27 17:26


     

     @
     035 - 2008-04-27 17:44

    Akseki’ye inerken Gölbaşı adında bir yer.Çok keyifli...
    Ah birde bu geziler bitmese.İnsan hep yollarda olsa.Ama nafile yarın yine iş güç

    Gönderilen Apr 29 2008, 11:39 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 19 comment(s)

  •   Antalya-Fethiye-Ören-Ula-Göcek 934 km.

    Wed, Mar 12 2008 23:48
    3,905 Okundu  

     Italya

    Uzun zamandır,yaklaşık 45 gündür motosiklete binemiyorum.Evet 45 uzun gün.Kar yağdı,iş seyahati,yağmur yağdı derken bu kadar zaman geçmiş.Artık rüyalarıma giriyordu.

    Geçen hafta baharı müjdeleyen güneşli günleri görünce dayanamadım ve kısa bir seyahat yapmaya karar verdim.Yine her zamanki gibi yola çıkmaya yarım saat kalana kadar nereye gideceğimize karar vermemiştik.Sonra sahilden İzmir’e kadar gitmeye karar verip çıktık yola.

    TOPLAM 934 KM. yol yaptık.


     

     @
     001 -

    3 gün diye planladık ancak 5.gün öğlen eve dönebildik.Bu iki günlük uzatmanın müsebbibini aşağıda ifşa edeceğim.

    Yola çıkışımız her zamanki gibi saat 15.00’i buldu.İlk gün Kemer,Finike,Kaş üzerinden Fethiye’ye ulaştık.Geçen ay yaptığımız Likya Yolu gezimizin sonunda Fethiye’de tanıştığımız arkadaşımız Nail’i aradık tabii hemen varır varmaz.Yine bizi o güler yüzü ve inanılmaz misafirperverliği ile karşıladı.

    Nail tam bir gurme.Eğer bir hafta bu adamla birlikte seyahat ederseniz garantili 10 kg. fazlayla eve dönersiniz.

    Daha ilk akşam harika bir balık restoranına götürdü bizi.Bir yolculuk sonrasında karşılayanlar ‘Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat’ derler ya...
    Ben bu sefer tam tersine gördüklerimden çok yediklerimi anlatacağım.Aksi takdirde o lezzetlere haksızlık olacak.Bu güne kadar yediğimiz en güzel ahtapot ızgara,kalamar dolması,deniz mahsülleri ile doldurulmuş harika börekler.Anlatırken bile ağzım sulanıyor.

    Öyle acıkmışız ki fotoğraflarını çekemeden hepsini yedik.Artık bir daha sefere.

    Bizim planımız söylediğim gibi İzmir’e gitmek.Ama meteoroloji ertesi gün yani Pazar günü için şiddetli yağmur veriyor.Nail’de aklımızı çeldi 1 gün daha kalın Fethiye’de sonra devam edersiniz diye.Eh o yağmurda motor kullanmaktansa tembel bir Pazar günü geçirmek kulağa hoş geldi.


     

     @
     002 - 2008-03-03 13:13

    Sabah kahvaltıda görüşmek üzere ayrıldık.Sabah cidden sağanak yağmurla uyandık.
    Nail bizi Fethiye’nin ünlü Çakıl plajında bulunan bir mekanda kahvaltıya davet etti.Tabii buna kahvaltı denirse.Masada bir kuş sütü eksik.Bu arada yağmurda şiddetini arttırarak devam ediyor.İyi ki yola devam etmeyip kalmışız Fethiye’de.Fotoğraf makinesini otelde unuttuğum için maalesef bu güzel kahvaltının fotoğrafları yok.Günün kalan kısmında Fethiye’li motorcu arkadaşlarla çok keyifli saatler geçirdik Ölüdeniz’de.Bu arada bende Nail’in kanına girdim ve ertesi günü bize katılması için kandırdım.E onun da hazır tarafı tabii.Hangi motor sevdalısına böyle bir teklifte bulunsan hayır diyemez.


     

     @
     003 - 2008-03-03 14:10

    Ertesi günü Nail ile birlikte yola devam etmek üzere ayrıldık Ama söylemeden edemeyeceğim,bir gece önce ahtapot ızgaranın tadı damağımızda kaldığından akşam yine aynı yerde yemeğimizi yedikten sonraydı bu ayrılış.

    Asıl gezi işte bugün başladı.Aslında buna gezi değil de,yemek turu demek daha doğru.


     

     @
     004 - 2008-03-03 14:10

    Fethiye’de buluşma yerimiz Coşi Outdoor mağazası.E motorcu nerede vakit geçirir tabii outdoor mağazasında. Sanırım Fethiye’li herkes misafirperver. Bu mağazanın sahibi de Nail’den aşağı kalmıyor her seferinde misafirperverlikte.Nail’i beklerken mağazanın kedisi sycle’a kalecilik öğretiyoruz.


     

     @
     005 - 2008-03-03 14:11

    Çok sevimli bu tüy yumağı.Bizim evdeki kediyi aldatıyoruz ama ne yapalım Sycle’da çok şeker bir kedi.Dönünce söylemeyeceğiz bizim kediye.:)


     

     @
     006 - 2008-03-03 15:04

    Artık yola çıkma vakti.


     

     @
     007 - 2008-03-03 15:04

    İlk gün plan Gökova Körfezi’nin kuzey kıyısını katederek Bodrum’a gitmek.Tüm Akdeniz,Ege ve Marmara sahilinde motosikletle katetmediğimiz tek yer orası kaldı.


     

     @
     008 - 2008-03-03 16:42

    bu arada daha yola çıkmadan yemeği nerede yiyeceğimizin planı yapıldı.Nefis bir kuru fasülyeci varmış yolda.E yol arkadaşımız dedim ya gurme diye.Muğla’nın ilçesi Ula’nın Kızılyaka Köyü’nde Aydınlar Restoran.Kurufasülyesi harika.Tahınlı ve Peynirli Pidesi de.


     

     @
     009 - 2008-03-03 16:52

    ##


     

     @
     010 - 2008-03-03 16:52

    ##


     

     @
     011 - 2008-03-03 17:36

    Yoldan değişik manzaralar.


     

     @
     012 - 2008-03-03 17:48

    Sevimli köyler.


     

     @
     013 - 2008-03-03 17:49

    ##


     

     @
     014 - 2008-03-03 17:49

    ##


     

     @
     015 - 2008-03-03 17:56

    Buradan sonra istikamet :


     

     @
     016 - 2008-03-03 17:58

    Yine nefis yollar,


     

     @
     017 - 2008-03-03 18:01

    ##


     

     @
     018 - 2008-03-03 18:03

    ##


     

     @
     019 - 2008-03-03 18:09

    köyler,


     

     @
     020 - 2008-03-03 18:10

    dost canlısı köylüler.


     

     @
     021 - 2008-03-03 18:10

    ##


     

     @
     022 - 2008-03-03 18:10

    ##


     

     @
     023 - 2008-03-03 18:18

    ##


     

     @
     024 - 2008-03-03 18:25

    ##


     

     @
     025 - 2008-03-03 18:27

    ##


     

     @
     026 - 2008-03-03 18:27

    ##


     

     @
     027 - 2008-03-03 18:29

    Akbük ve karşıda dantel güzelliğindeki,Çanak,Sazaklı,Okluk,Karacasöğüt koyları,Sedir adası,Çamlık koyu ve adını hatırlayamadığım nice koy ve adacıklar.


     

     @
     028 - 2008-03-03 18:32

    ##


     

     @
     029 - 2008-03-03 18:36

    ##


     

     @
     030 - 2008-03-03 18:36

    ##


     

     @
     031 - 2008-03-03 18:45

    Güneş yavaş yavaş batıyor.


     

     @
     032 - 2008-03-03 18:46

    ##


     

     @
     033 - 2008-03-03 18:51

    ##


     

     @
     034 - 2008-03-03 19:13

    Ve Ören.Burada konaklamaya karar veriyoruz.Tabii yine yol arkadaşımızın önerisi ile.Burada harika balık yapan bir restoran varmış.


     

     @
     035 - 2008-03-03 20:27

    ##


     

     @
     036 - 2008-03-03 20:29

    ##


     

     @
     037 - 2008-03-03 20:31

    Akşam harika balıklarımızı yerken otelin sahipleri ve arkadaşları ile sabah saat 04.00’a kadar önce çeşitli sihirbazlık oyunları izleyerek ve sonrasında şarap imalatı üzerine derin bir sohbetle oturuyoruz.Vaktin nasıl geçtiğini anlamamışız.


     

     @
     038 - 2008-03-04 13:58

    Sabah yol hazırlıkları.


     

     @
     039 - 2008-03-04 14:08

    ##


     

     @
     040 - 2008-03-04 14:39

    Yine sevimli köyler


     

     @
     041 - 2008-03-04 14:52

    Milas evleri.


     

     @
     042 - 2008-03-04 14:52

    Milas evleri.


     

     @
     043 - 2008-03-04 15:50

    Dün akşam kaldığımız otelde Ören yakınlarında yeni bulunan kaya mezarlarında kazı yapan arkeologlardan Yatağan'daki Lagina Antik Kentinde tüm Türkiye'de büyük ölçüde sağlam kalmış en büyük Apollon tapınağının olduğunu öğreniyoruz.E buraya uğramadan olmaz.


     

     @
     044 - 2008-03-04 15:51

    ##


     

     @
     045 - 2008-03-04 15:51

    ##


     

     @
     046 - 2008-03-04 15:55

    Lagina antik kentinin bugünkü sakinleri.


     

     @
     047 - 2008-03-04 16:52

    İşte yukarıda söylediğim gibi 2 günlük gecikmemizin nedeni bu adam.Nam-ı diğer Nail.


     

     @
     048 - 2008-03-04 17:16

    Yok şurada harika kuru fasülye var,yok burada harika ekşili tavuk,şurada ahtapot ızgara derken biz planladığımızdan 2 gün fazla yaptık seyahati.Daha işim olmasa en az 3 gün daha dolaşırdık ama ofisten aldığım bir telefon üzerine geri dönmek zorunda kaldık.

    Ula’dan Köyceğiz’e giden kestirme bir yolun üzerinde ünlü ekşili tavukcu hedefimiz şimdi.


     

     @
     049 - 2008-03-04 17:46

    Bu tavuğa ekşi tadını Turunç veriyor.Kendimi bildim bileli Akdeniz'de yaşıyorum.İlk defa turunç'la ekşitilmiş bir yiyecek tadıyorum.Antalya'da Turuncun kabuğundan reçel yapılır ama içine kimse itibar etmez.Ancak harika bir tad vermiş tavuğa.


     

     @
     050 - 2008-03-04 17:18

    Bu restoran ve çevrsi de harika.


     

     @
     051 - 2008-03-04 20:21

    Yine karnımız doydu!!

    Bu akşam Göcek’te kalacağız.Ertesi gün ise doğru Antalya.öğleden önce ofiste olmam lazım.Göcek’te kaldığımız Pansiyon’da çıtır çıtır yanan şöminenin karşısında o güzel yolun yorgunluğunu giderdik.



    Ve planladığımız gibi ertesi günü öğleden önce sağ salim evimizdeyiz.Yine harika anıları ve bu sefer diğer seyahatlerden biraz daha fazla mükemmel lezzetleri aynamızda bıraktık.

    Gönderilen Mar 12 2008, 11:48 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 3 comment(s)

  •   Antalya,Izmir,Sirince,Golcuk,Bozdag

    Fri, Feb 01 2008 1:03
    3,806 Okundu  

     Akdeniz


     

    Parmaklarım daha yeni ısındı.Gezinin üzerinden 3 gün geçti benim parmaklar ancak çalışmaya başladı.O ne soğuktu öyle.Aşağıda anlatıcam.E kış günü,gece vakti torosların tepesine üstü açık iki tekerli şeytan icadı ile çıkarsan olacağı bu tabii.:)


     

     @
     001 -

    Güzergah :

    1.Gün : 14.30 Antalya’dan hareket,Korkuteli,Denizli,Aydın üzerinden İzmir’e varış.22.30 (479 km.)
    2.Gün : İzmirde serbest günJ Akşama Süpereva Toplantısı.

    3.Gün : İzmir’de ufak bir gezi ve Şirince’ye varış (107 km.)

    4.Gün : 12.15 Şirince’den hareket,Tire,Ödemiş,Gölcük,Bozdağ,Salihli üzerinden Antalya’ya varış. 22.30 (522 km.)

    Toplam : 1124 km.


     

     @
     002 - 2007-11-22 18:09

    Yaklaşık 2 haftadır gözüm hava raporlarında.Sabah ilk işim raporları incelemek.Ha açtı ha açacak diye bekliyorum.Ne taraf açarsa o tarafa gideceğiz.Doğu veya Batı.
    O saatte çıkınca varışımız 22.30’u buluyor.Hava saat 17.00’de kararıyor.Güneş batar batmaz, birden bire hava soğuyor.Yol boyunca 5-6 C.Üşüyoruz.Ama bu daha bir şey değilmiş.Asıl dönüş yolundaki soğuğun yanında bu Güney Afrika’da tatil gibi.:)


     

     @
     003 - 2007-11-24 12:51


    İzmir’e varmasına varıyoruz da kalmayı düşündüğümüz her iki otel tadilatta olmaları nedeni ile kapalı.İmdada bizim Zümo yetişiyor.Soruyorum en yakın otel diye.Ege palas’ı gösteriyor.Otele giriyorum,resepsiyonda oda olmadığını söylüyorlar.İzmir’de oda sıkıntısı varmış.Oteller hep dolu.Hayal kırıklığı ile kapıya yönelmişken arkamdan bir görevli geliyor,inanılmaz sıcak ve güleryüzlü,Süpereva’danmısınız diye soruyor.Monta takılı rozeti görmüş.Meğer fockewulf190 Hakan’mış.Otelde çalışıyor.Sanki kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi sıcak bir sohbet.Bize bir otel öneriyor.Ertesi akşam İzmir Süpereva’nın Cuma toplantısında görüşmek üzere ayrılıyoruz.Hakan’ın önerdiği otelde yer buluyoruz.Hemen yerleşip Kordon’da bir tur atıyoruz.İzmir çok güzel.Tartışmasız Türkiye’nin yaşanacak en güzel şehirlerinden bir tanesi.


     

     @
     004 - 2007-11-24 12:54

    Ertesi gün BMW servisinde geçirdiğim 3 saatlik yağ değiştirme macerası dışında maalesef başka bir şey yapamıyoruz.Ama bu sinir bozucu günün ardından çok güzel bir akşam geçiriyoruz. İzmir’de Cuma akşamı en güzel nerede geçirilir.Tabii dostlarla birlikte,Süpereva Cuma toplantısında.Tüm İzmirli dostlara Meto,Ninja ve fockewulf190 Hakan başta olmak üzere cana yakınlıkları ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum.Kendimizi hiç yabancı hissetmedik.Sanki uzun zamandır tanıdığımız dostlarla birlikteydik.Orada bulunduğumuz 3-4 saatin nasıl geçtiğini hem eşim hem de ben anlamadık.

    Dostlarla geçirdiğimiz o sıcak akşamın tadı damağımızda ertesi gün İzmir’den ayrıldık. Ama sahilde meşhur İzmir Kumrusu ile kahvaltı etmeden ayrılmak olmazdı.
    Kumru’nun bir kısmının olmayışı kumrucunun değil benim ayıbımdır


     

     @
     005 - 2007-11-24 13:10

    ##


     

     @
     006 - 2007-11-24 13:11

    En sonunda önümüzdeki 5 günün Batıda güneşli olacağı raporunu görüyorum.Allah razı olsun meteorolojiden.Hemen çıkıyoruz yola.Hemen dediysem yine saat 14.30’u buluyor yola çıkışımız.Direk İzmir’e gideceğiz.Ondan sonrasını bilmiyoruz.Bakalım yol bizi nereye götürürse.


     

     @
     007 - 2007-11-24 17:08

    Evet buradan istikamet Şirince.Hakkında çok şey duyup hep gitmek istediğim bir yerdi.Daha önceki tüm geçişlerimizde hep bir daha sefere diyerek yol ayrımından transit geçiyorduk.


     

     @
     008 - 2007-11-24 17:46

    ##


     

     @
     009 - 2007-11-24 18:00


    Şirince’ye girer girmez sevdik.Adının kendisine bu kadar yakıştığı bir yer daha görmedim daha önce.Gerçekten Şirin.


     

     @
     010 - 2007-11-24 18:10

    Evler Türk-Rum Kültürünün mükemmel birer sentezi.


     

     @
     011 - 2007-11-24 18:12

    Harika bir pansiyon buluyoruz.Selanik pansiyon.Sahibi evi aslına uygun restore etmiş. Yerleşip çıkıyoruz.


     

     @
     012 - 2007-11-24 18:14


    Selçuk’tan zeytinlikler arasında uzanan harika bir yoldan ulaşılıyor Şirince’ye.Enteresan bir öyküsü var.Köyün kuruluşu M.S. 5. Yüzyıla kadar dayanıyor.Kırk ailelik bir aşiret tarafından kuruluyor.Hatta bu nedenle ilk adı ‘Kırkınca’.Sonra ‘Çirkince’ ismini alıyor.Rivayete göre buranın yerlileri başkaları gelip yerleşmesin diye bu ismi koyuyorlar.Daha sonra dönemin İzmir Valisi Kazım Dirik paşa bu köyü ziyaretinde ‘buraya bu ad yakışmıyor buranın adı ancak Şirince olur diyor ve Köy’ün adı öyle kalıyor.Mübadeleden sonra Yunanistan’dan gelen göçmenler bu köye yerleştirilmiş.Şu anda yaşayanlar onların çocukları.


     

     @
     013 - 2007-11-24 18:47


    Ev yapımı zeytinyağlı yaprak sarması ünlü Şirince’nin.Neden ünlendiğini anlamak zor değil.Koca tabaktan ancak bir tanesini kurtarabildim fotoğraf için


     

     @
     014 - 2007-11-24 19:32

    Köyün her köşesi şaraphane.Her bir üretici kendi bağlarının ürününden şarap imal edip satıyor.Hele meyve şarapları harika.


     

     @
     015 - 2007-11-24 20:19


    Yemekten sonra dönüyoruz pansiyonumuza.Pansiyonun sahibi Dünya tatlısı bir amca. Hoşsohbet.Ayaklı tarih kütüphanesi.Köyle ilgili bir sürü hikayeler anlatıyor akşam şöminenin başında.Çıtır çıtır yanan odunun sıcaklığında geçmişe yolculuk yapıyoruz.


     

     @
     016 - 2007-11-25 11:06

    Bir sürü hazin hikayesi var köyün.Mübadelede yaşanan dramlar,dağılan aileler,çocuklarını yolculuk esnasında kaybettiği için İzmir’de kendisini denize atan anne,kaybolan çocuğun yıllar sonra köye gelişi,eski evlerinden,annesinin sakladığı yerden çıkardığı altınlar ve ziynet eşyası.Daha neler neler.

    Sabah kalktığımızda harika bir kahvaltı sofrası bizi bekliyor.Meğer Selanik Pansiyonun bu kahvaltısı ünlüymüş.Bütün reçeller amcanın eşinin elinden çıkma.Hepsi ev yapımı.Zeytin yörenin zeytini.Zeytinyağı yörenin.Hiç bir yerde böyle kahvaltı etmedim.


     

     @
     017 - 2007-11-25 11:41

    ##


     

     @
     018 - 2007-11-25 11:45

    ##


     

     @
     019 - 2007-11-25 11:53

    ##


     

     @
     020 - 2007-11-25 11:54

    ##


     

     @
     021 - 2007-11-25 11:58

    Köyde 2 Kilise ve 40 manastır var.


     

     @
     022 - 2007-11-25 14:21

    Aynı girişte Çakırcalı Mehmet Efe’nin Konağı yazılı bir tabela vardı.


     

     @
     023 - 2007-11-25 14:24

    Tekrar gelinip kalınacak yerler listemize yazıyoruz Şirince’yi dikiz aynamızda bırakırken.

    Şimdi istikamet Tire,Ödemiş,Gölcük ve Bozdağ.

    Yolda ilk kurşun anıtı diye bir tabela görüyoruz.Hemen giriyoruz.1 Haziran 1919 tarihinde düşmana ilk kurşun işte buradan atılmış.


     

     @
     024 - 2007-11-25 14:26

    ##


     

     @
     025 - 2007-11-25 14:42

    İlkurşun köyünde soruyoruz.ileride diyorlar.Bir başka köye geliyoruz yine ileride diyorlar.

    Arada başka hiçbir tabela yok.3.köyde sorduğumuz çocuk aha işte burası diyor.


     

     @
     026 - 2007-11-25 15:20

    1250 metre yükseklikten Ödemiş.Harika manzara.İnsanın ayrılası gelmiyor.


     

     @
     027 - 2007-11-25 15:25

    ##


     

     @
     028 - 2007-11-25 15:35

    Gölcük 1200 metre irtifada bir krater Gölü.Harika bir yayla.


     

     @
     029 - 2007-11-25 15:50

    Bu arada hava sıcaklığı 4 C.Ama manzara ısıtıyor insanı.


     

     @
     030 - 2007-11-25 15:50

    ##


     

     @
     031 - 2007-11-25 16:00

    Gölcük’ün ardından Bozdağ.Burada kayak merkezi varmış.Bilmiyordum.Yarı yola kadar çıkıyoruz.Ama devam etmeye çekiniyorum.Yollar buzlanmaya başladı.Birde inişi var bu işin.Döndüm yarı yoldan.Neme lazım kayar mayar kırarız bir tarafımızı


     

     @
     032 - 2007-11-25 16:09

    Her renk var doğada.Sarı,yeşil,beyaz...


     

     @
     033 - 2007-11-25 16:09

    ##


     

     @
     034 - 2007-11-25 16:42

    Bozdağ Salihli arasındaki yolda harika.Ama bu mevsimde çok dikkatli olmak lazım.Gölgede kalan yerlerde gizli buzlanmalar var.Virajı dönüyorsun aniden buzlu bölgeye giriyorsun.

    Onun için çok dikkatli yol aldım.Biraz uzun sürdü ama sağ salim indik ovaya.Bundan sonrası Alaşehir,Denizli Korkuteli ve evimiz.Bu arada hava karardı en zor kısmı gece geçeceğiz.Toroslar.Isı 0 dereceye düştü.Yer yer -1,-2 C oluyor.Antalya’ya 25 km kalana kadar 2 derecenin üzerine çıkmadı.Motorsikletin üzerinde hissedilen ısı ise en az -10,-12 C.Kaskın vizörü kapatır kapatmaz bugulanıyor.Vizör yarı açık gittim neredeyse tüm yolu.Söğüt’te mola verdiğimizde burnumu hissetmiyordum artık.Elcik ısıtma falan hak getire.Parmak uçlarım hissizleşmeye başladı sonlara doğru.Artık sık sık mola veriyoruz ki ısınıp enerji toplayalım.

    Hangi aklı selim adam bu havada Motorsikletle toroslarda dolaşır. Eh işte bu böyle bir hastalık.O üşümekten bile zevk alıyor insan.

    YİNE GELDİK EVİMİZE... YORGUN,ÜŞÜMÜŞ,YENİLENMİŞ,BİR SONRAKİ GEZİYE BİLENMİŞ!!!

    Gönderilen Feb 01 2008, 01:03 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 1 comment(s)

  •   Rüyacı Dükkanları-LIKYA YOLU

    Tue, Jan 22 2008 21:41
    7,423 Okundu  

     Türkiye


     

    20.Yüzyılın aykırı bilim adamı Michel Focault ‘Bütün Akdeniz boydan boya RÜYACI DÜKKANLARI ile doludur’ der.Likya yolunda zamanın ve mekanın içindeki bu yolculukta belki de bir sürü rüyacı dükkanından geçiyorsunuz.

    Yolun rotasını hazırlamak için aldığım Metin-Yeğin ve Barış Doğru tarafından hazırlanmış Likya Yolu isimli rehber kitabın bir yerinde bu satırlar var.

    İşte bu rüyacı dükkanlarında ne var ne yok diye bakmak amacıyla ‘Likya Yolu’ seyahatine başlamak için 1 aydır havanın iyi olduğu bir hafta sonu kolluyorum.Sonunda bu hafta sonu,yani 19-22 Ocak günleri bu geziyi yaptım.

    Geziyi bitiridğimde gerçektende bu rotanın,yaşandığı günlerin ötesine geçmiş hayatların günlük ayrıntıları ile dolu olduğunu gördüm.

    İnsanı bugünden geçmişe sürüklüyor.Deniz seviyesinden dağlara,dağlarda yaylalara sonra yine deniz kıyısına ve sonra tekrar yaylalara,dağlara.Kah 2000 metrede kah deniz kenarında.


     

     @
     001 - 2008-01-19 11:53

    Rotanın Antalya tarafında başlangıcı Hisarçandır Köyü.

    1. ETAP (ANTALYA,HİSARÇANDIR-KUMLUCA)

    Bu kez rotanın başlangıcı olan Hisarçandır’dan Göynük yaylasına,yürüyüş rotasına çok yakın,paralel karayolu ile gittim.Çünkü motorsikletle geçilemeyen iki dağ etabından bir tanesi bu etap.Bir yerden sonra yol bitiyor.Yol dediysem Patika.Sonra geri dönmek gerekiyor.


     

     @
     002 - 2008-01-19 11:53

    Devamında sırasıyla Göynük Yaylası,Ovacık Köyü,Kuzdere,Phaselis, Tekirova,Beycik Yaylası,Ulupınar,Chimera (Çıralı), Olympos(Adrasan),Karaöz,Melanipion (Yardımcı Burnu),Gagai (Mavikent), Korydalla (Kumluca),Lmyra (Finike),Boldağ,Alakilise,Myra (Demre),Andriake (Demre),Sura (Demre-Kapaklı),Simena (Kale),Theimiusa (Üçağız),Apollonia (Kılıçlı),Antiphellos (Kaş),Phellos (Çukurbağ),Gökçeören,Sarıbelen,Bezirgan,Kalkan,Patara,Xantos (Kınık),Letoon (Karadere),Pydnai (Kumluova),Sıdymae (Dodurga),Karaağaç,Kabak Koyu,Perdikia (Kelebekler Vadisi) Belceğiz (Ölüdeniz) ve son durak Hisarönü.

    Bundan ayrı çok kısa bağlantılarla görülebilecek diğer antik kentlerde var. Rhodiapolis,Idebessos,Arykanda,Trysa,Kyenai,Arsada,Meryemlik,Tylos (Saklıkent), Telmessos,Kadyanda.

    Rota yürüyerek tam 509 km.Motorsikletle 570-580 km.

    Ancak Motosikletle rotanın bazı etaplarında ilerlemek olası değil.Bu etaplar genellikle deniz kenarında kayaların üzerinden geçilen etaplar.Bir tanesi ise çok dağlık bir bölgede ve ancak yürünebilen bir etap.

    Bu nedenle araçla geçilmesi mümkün olmayan etapların başına gidip ve oradan da en yakın pararlel karayolunu kullanıp diğer tarafına geçerek geziyi tamamladım.Bazı etaplarda aşağıda göreceğiniz gibi mevsimin azizliğine uğrayıp neredeyse sonuna geldiğim halde onca yolu geri dönmek zorunda kaldım.Haritanın başında plan yaparken iki günde tamamlarım diye hesap yapıyordum.4 günde zor bitirdim.,

    1. Gün Antalya,Hisarçandır-Kumluca arasındaki 182 km.lik etabı ancak 6 saat 35 dakikada bitirebildim.
    2. Gün Kumluca-Kaş arasındaki 127 km.lik etabı ancak 4 saat 15 dakikada geçtim.
    3. Gün Kaş-Dodurga (Sidymae) arasındaki 166 km.lik etabı ise 8 saatte zor geçtim.
    4. Gün 61 km.lik etabı ise 2 saat 30 dakikada sonlandırdım.

     

     @
     003 - 2008-01-19 12:06

    Burada yazdığım süreler duruşlar hariç bilfiil motosiklet hareket halindeyken geçen süreler.

    Etapların bu kadar uzun sürmesindeki en büyük etken tabii fotoğraf çekmek için sürekli durmak.Her köşeyi çekmek istiyorsun.İnanılmaz manzaralar var.Toplam 1000 tane fotoğraf çekmişiz.Keşke imkan olsa burada hepsini görebilsek.

    İlk gün yalnız başladım.Ancak gördüm ki yalnız zevk almıyorum.Bu güzellikleri paylaşmak gerekiyor ikinci gün eşimde katıldı bana.Devamında tüm o zorlu etapları iki kişi geçtik.Sıkı kas yaptım.:)

    Geziyi burada anlatırken etap etap böldüm.Böylece gezi hem harita üzerinde daha ayrıntılı görülebiliyor,hem de daha açık bir şekilde anlaşılabiliyor.Yol boyunca istikamet tabelaları var.Ayrıca kayaların veya ağaçların üzerinde Kırmızı-beyaz bir çizgi ile yolun tümü işaretlenmiş.Kaybolduğunuz yerde bu işaretleri bulup devam ediyorsunuz.

    Daha önce keşif için yaptığım gezide Hisarçandır’dan Göynük yaylasına giden yolun sonuna kadar gitmiştim.Döndüğüm yerden ileriye artık araçla gidilemiyordu.


     

     @
     004 - 2008-01-19 12:48

    Patikanın diğer taraftaki çıkışından tekrar içeriye girmeye çalıştım ama yol ancak 1,5 km gitmeme izin verdi.Binbir güçlükle daracık patikada motosikleti aksi istikamete çevirip geri döndüm.


     

     @
     005 - 2008-01-19 12:54

    ##


     

     @
     006 - 2008-01-19 13:09

    Kuzdere


     

     @
     007 - 2008-01-19 13:13

    ##


     

     @
     008 - 2008-01-19 13:15

    ##


     

     @
     009 - 2008-01-19 13:32
     
    İkizkayalar

    Phaselis şehri üç limana sahip oluşu, konumu ve zengin orman bölgelerine yakınlığı nedeniyle M.Ö 690'da Rodosluların kolonisi olarak kurulmuş. M.Ö. VII. ve VI. yüzyıllarda geçimini denizden sağlayan Phaselis, Perslerin Anadolu'ya hakim oluşundan sonra onların, daha sonra İskender'in Persleri yenmesiyle de İskender'in eline geçmiş.İskender'in ölümünden sonra kent, M.Ö. 309'dan 197'ye kadar Mısır'daki Ptolemaiosların elinde kalmış, Apameia Barışı ile diğer Lykia şehirleri gibi Rodos Krallığı'na verilmiş, M.Ö. 190'dan 160 yılına kadar Rodosluların egemenliğinde kalmış. M.Ö. 160 yılından sonra da Roma'nın egemenliği altında Lykia Birliği'ne girmiştir. Phaselis M.Ö. I. yüzyılda Olympos ile beraber devamlı korsanların taarruzları altında kalmış, bir müddet Zenekites'in elinde kalan şehir, Romalıların bu korsanı yenmesiyle kurtulmuş. Bizans Çağı'nda ise Phaselis, Piskoposluk Merkezi olmuştur. Elverişli limanları dolayısıyla M.S. III. yüzyılda tekrar korsanların taarruzlarına uğrayan şehir bundan sonra önemini yitirmiş, daha sonraki Arap akınlarıyla da iyice fakirleşmiş ve M.S. XI. yüzyılda artık yaşamını sürdüremeyecek duruma gelmiş. Selçukluların Alanya ve Antalya limanlarına önem vermesi nedeniyle tamamen önemini yitirerek sönmüş.


     

     @
     010 - 2008-01-19 13:48

    ##


     

     @
     011 - 2008-01-19 14:09

    Şehrin esas kalıntıları askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana caddenin iki yanında bulunmaktadır. 125 m uzunlukta 20-25 m genişlikteki ana caddenin her iki yanında üçer basamakla çıkılan kaldırımlar bulunur. Cadde ortalarda bir meydan oluşturduktan sonra güney limanına ulaşır. Düzgün taşla döşenen bu caddenin altında kanalizasyon ve drenaj sistemi var.Antalya’ya daha geçen sene yapıldı.


     

     @
     012 - 2008-01-19 14:17

    Antik kentin 3 limanından birisine,korsanların demirlediği Limana bende demirledim.Gerçi bizimki zaten demirden


     

     @
     013 - 2008-01-19 14:20


    Phaselis’ten sonra aslında Tekirova’ya girmek ve batı yönünde patikanın başladığı yere kadar gitmek lazımdı,ama daha önce defalarca gittiğimden burayı geçerek Olympos’a devam ettim.


     

     @
     014 - 2008-01-19 14:58

    Ulupınar


     

     @
     015 - 2008-01-19 15:11

    Burada da önce Çıralı’ya inmek ve chimeria’ya yani söneyen ateşin bulunduğu tanrıların dağına çıkmak gerekiyor.Ancak açıkcası hem o kadar yolu gitmek ve hemde o dağa tırmanmak gözümü korkuttu.Daha önce defalarca tırmandım zaten.:)
    Çıralı’dan Olympos antik kentine aslında sahilden 400 m.lik bir yürüyüşle ulaşılıyor.Ancak araç gitmesi olası değil.

    Bundan sonra Adrasan sapağında ana yoldan ayrılıyorum.Bu yolda harika.


     

     @
     016 - 2008-01-19 15:18

    Ve yine Likya’nın en önemli kentlerinden bir tanesi Olympos.

    Burada ağaç evlerden oluşmuş bir sürü motel ve pansiyon var.Kafa dinlemek için ideal bir yer.


     

     @
     017 - 2008-01-19 15:18

    Antik Oympos Kenti Hellenistik Devrinde kurulmuş. Hamam, Agora, Mabed Kapısı, Tiyatro günümüze kadar ayakata kalmayı başarmış. M.Ö. 100'de birliğin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi olmuş. M.Ö. I. yüzyılda Olympos'a korsanlar dadanmış, şehir korsanların yerleştiği bir yer haline gelmiş. Daha sonra Roma komutanı Servilius Isaurieus Olympos'u korsanlardan temizleyerek şehri Roma topraklarına katmış, Roma dönemi sırasında hemen yakınındaki tabii gazların yandığı Çıralı'daki Demirci tanrı Hephaistos kültü ile büyük bir ün sahibi olmuş. Zengin ve refah bir ülke olmasına karşın korsanların sürekli saldırıları sonucunda şehir zayıf düşmüş ve fakir bir şehir olarak yaşamını sürdürmüş.


     

     @
     018 - 2008-01-19 15:22


     

     @
     019 - 2008-01-19 15:26

    Antik kente girmiyorum.Vakit yok ve daha çok yolum var.Gelidonya Feneri’ne çıkmak istiyorum bugün.

    Bundan sonrası Adrasan sahili.


     

     @
     020 - 2008-01-19 15:46

    Adrasan koyunda bizim demirden Rüya avcısı,denizde salınmaktan yorulmuş,kışı karada dinlenerek geçiren teknelerle yarenlik ediyor.


     

     @
     021 - 2008-01-19 15:51

    Yine inanılmaz manzaralarla dolu.Her tarafı rüyacı dükkanları bu yolun.


     

     @
     022 - 2008-01-19 15:52

    Karaözü gökyüzünde gösteren bu tabelaya uyamadım.Altımdaki nihayetinde motosiklet uçak değil.


     

     @
     023 - 2008-01-19 16:35

    Gelidonya Fenerine Karaöz’ün doğusunda asfaltın bitiği yerden devam eden patikadan gidiliyor…


     

     @
     024 - 2008-01-19 16:35

    Oldukca bozuk ama bir o kadar güzel yoldan 4 km gittim.Sağ tarafta yemyeşil minik bir ova.Ortasında kuru bir ağaç.Tam dinlenilecek yer.Etrafta çıt yok.Sadece doğa.


     

     @
     025 - 2008-01-19 16:42

    ##


     

     @
     026 - 2008-01-19 16:46

    Ancak bu mevsimde daha ileriye gitmek mümkün değil.Her yer çamur. Çamurda motosiklet kayınca sağ taraftaki kum tepesine çıkmak zorunda kaldım.Bu sefer burada saplandım kaldım.


     

     @
     027 - 2008-01-19 17:03

    Meret yerinden oynamıyor.250 kg.lık makineyi tek başına yerinden oynatmak mümkün değil.


     

     @
     028 - 2008-01-19 17:07

    Santim santim ancak 20 dakikada çıkardım.saplandığı yerden.


     

     @
     029 - 2008-01-19 17:19


    Bir tek allahın kulu geçmedi yardım isteyeyim.Ben tam motosikleti çıkardım ki,mobiletleri ile 2 kişi geldi.Yardım için geç kalmışlardı ama yolun ilerisini sordum.Daha fazla gitmememi tavsiye ettiler.Bende geri döndüm.Zaten saat 16.00 oldu.Daha 3 km yol var ve bu şartlarda ancak 20-25 dk.da giderim.O da bir yere saplanıp kalmazsam.E dönüşte hava kararacak.Artık başka bir gün sadece fener için geleceğim buraya.
    Yolun devamında yine mükemmel manzaralar.Ve bugünün son durağı Mavikent.


     

     @
     030 - 2008-01-19 17:33

    ##


     

     @
     031 - 2008-01-19 17:36

    ##


     

     @
     032 - 2008-01-19 17:38


    Bugün 6 saat motorun üzerinde yol almışım.Molalar hariç.Ancak 184 km yol gidebilmişim. Ortalama hız 28 km/h.

    2. ETAP KUMLUCA-MYRA (DEMRE)


     

     @
     033 - 2008-01-20 15:06

    Bugün eşimde katılıyor bana.Artık fotoğraf çekmek için habire benim üç ayaklı çırağı kurmaktan kurtulacağım.Yol Finike’ye kadar normal Karayolunu takip ediyor.


     

     @
     034 - 2008-01-20 15:13

    Finike’de yolu soruyoruz.Likya yolu burada tekrar dağlara çıkıyor.Yolun toprak olduğunu ama Demre’ye kadar aracın gidebildiğini öğreniyoruz.Yolda manzara mükemmel.


     

     @
     035 - 2008-01-20 15:15

    Ama yol tam enduro yolu.Hele arkada yolcu ile tırmanmak bu zeminde hiçte kolay değil.


     

     @
     036 - 2008-01-20 15:22

    ##


     

     @
     037 - 2008-01-20 15:24

    Bizim demir at yabani atlarla beraber koşuyor.


     

     @
     038 - 2008-01-20 15:24

    Bizimki 100 beygir onların her biri bir beygir.Ama bizi geçiyorlar.E arazi onların arazisi.


     

     @
     039 - 2008-01-20 15:29


    Nadiren rastlanan düz yerlerden birisnde mola veriyoruz.Atlarla yaptığımız yarış yordu beni.


     

     @
     040 - 2008-01-20 15:32

    Bir yere varıyoruz ki Ormancılar çalışıyor.Yol perişan.Çamur içinde.


     

     @
     041 - 2008-01-20 15:34

    ##


     

     @
     042 - 2008-01-20 15:35

    ##


     

     @
     043 - 2008-01-20 15:36

    Burada yol 3’e ayrılıyor.Allahtan ormancılar var.Bizim soldaki yoldan gitmemiz gerekiyor.Ama ilerlemek ne mümkün.Arka tekerlek bir sağda bir solda.Bir ara sol çantayı yanı başımda gördüm.
    Motosikleti deviriyoruz.:)


     

     @
     044 - 2008-01-20 15:36

    ##


     

     @
     045 - 2008-01-20 15:36

    ##


     

     @
     046 - 2008-01-20 15:38

    İki kişi zor kaldırdık.Lastikler yeri tutmuyor.Yerden kaldırmaya kalkınca başlıyor kaymaya.Buzdan beter.


     

     @
     047 - 2008-01-20 15:41

    ##


     

     @
     048 - 2008-01-20 15:43
     
    Anlaşıldı bu mevsimde buradan ileriye gitmek mümkün değil ama geri dönmekte kolay değil.Geri geri salıyorum motoru.Çare yok geriye dönüp Demre’ye normal yoldan gideceğiz. Çok da az bir yol kalmıştı Demreye.Tam zirveye çıkmıştık.Bundan sonrası iniş olsa gerek.


     

     @
     049 - 2008-01-20 15:51

    ##


     

     @
     050 - 2008-01-20 16:23

    Zaten arada sırada sırf bu yolu katetmek için kaçar gelirim.İnanılmaz zevkli bir yol.Bir viraj bitmeden diğeri başlıyor


     

     @
     051 - 2008-01-20 16:51

    3. ETAP MYRA (DEMRE)-ANTIPHELLOS (KAŞ)
    Demre’de yine antik Likya kentlerinden Myra’ya ulaşıyoruz.


     

     @
     052 - 2008-01-20 17:00

    Aziz Nicholaos’ın piskoposluk yaptığı ve bu nedenle tüm Orta Çağ boyunca ününü sürdüren Myra önemli bir Lykia kenti ve ismi "Yüce Ana Tanrıçanın yeri" anlamına geliyormuş.

    Antik kaynakların M.Ö. I. yüzyıldan itibaren Myra’dan bahsetmelerine rağmen, kaya mezarlarından ve bastıkları sikkelerden, şehrin en az M.Ö. V. yüzyılda varolduğu anlaşılmaktaymış. Lykia Birliği’nin metropolisi olan Myra M.S. II. yüzyılda büyük bir gelişme göstermiş. Aziz Nicholaos’ın Myra’da başpiskoposluk yaptığı II. Theodosion (408 - 450) zamanında Myra’nın Lykia Bölgesi’nin başşehri olduğu biliniyor. Şehir, VII. yüzyıldan başlayarak IX. yüzyıla kadar devamlı Arap akınlarına uğramış, 809 yılında Harun El Reşit’in komutanlarından birisi Myra’yı zaptetmiş.1034 tarihinde Arapların yaptığı deniz hücumlarında St. Nicholaos Kilisesi yıkılmış. Arap akınlarının verdiği huzursuzluk, Myros Çayı’nın sık sık taşması, bu taşma nedeniyle gelen toprakla bazı yapıların dolması ve bu arada meydana gelen depremler şehrin terk edilmesine neden olmuş.


     

     @
     053 - 2008-01-20 17:11

    Yine Demre’de Kaş istikametinde Andriake Limanı.Bu rası Myra antik kentinin limanı.


     

     @
     054 - 2008-01-20 17:16

    Buradan istikamet Kekova.Daha doğrusu Simena ve Theimiusa.Ancak hemen yol kenarında Sura kenti var.Bu kent Apollon tapınağındaki balıklı kahinile ünlü.Burada bulunan Apollon çeşmesinde üç kez düdük öttürülünce kehanette bulunmak üzere balıklar gelirmiş.Onlara atılan yiyecekleri parçalarlarsa bu onlara danışmak için giden kişi için iyiye,yok yemeyip kuyrukları ile iterlerse kötüye alametmiş.Balıkların aç olduğu zamanı kollamak lazım anlaşılan.


     

     @
     055 - 2008-01-20 17:19

    ##


     

     @
     056 - 2008-01-20 17:35

    Kekova’nın güzelliği herhalde bu dünya üzerinde ender bulunur bir güzellik.


     

     @
     057 - 2008-01-20 17:40

    ##


     

     @
     058 - 2008-01-20 17:53

    ##


     

     @
     059 - 2008-01-20 19:03

    Apollonia için Kılınçlıya Kekova yol ayrımından dönerek 9 km gitmek gerekiyor.Ayrıca Tekneyle gidip oradan 20 dakikalık bir yürüyüşle de ulaşılıyor.Bundan sonra Likya Yoluna paralel giden karayolu ile Kaş’a devam ediyoruz.Kaş’ta Likya Kentlerinden Phellos ve Antiphellos’un üzerine kurulu.


     

     @
     060 - 2008-01-21 12:31

    M.Ö. IV. yüzyılda Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos'un limanıymış.


     

     @
     061 - 2008-01-21 12:32

    Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antipellos ise gelişerek daha ön plana çıkmış. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos'un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiş.


     

     @
     062 - 2008-01-21 12:33

    Şu karşı burnumuzun dibindeki ada Meis,maalesef bize ait değil.


     

     @
     063 - 2008-01-21 12:34

    4.ETAP KAŞ-LETOON

    Kaş’tan itibaren Çukurbağ istikametinde yine dağlara tırmanıyoruz.Yol bir süre denize paralel gidiyor.


     

     @
     064 - 2008-01-21 12:39

    ##


     

     @
     065 - 2008-01-21 12:48

    ##


     

     @
     066 - 2008-01-21 12:53

    ##


     

     @
     067 - 2008-01-21 12:53

    Gökçeören


     

     @
     068 - 2008-01-21 12:57

    Bir yayladan diğerine…


     

     @
     069 - 2008-01-21 12:59

    Gökçeörende yol ikiye ayrılıyor biz Hacıoğlan’ı sonraya bırakıp Sarıbelen istikametine gidiyoruz.


     

     @
     070 - 2008-01-21 13:08

    ##


     

     @
     071 - 2008-01-21 13:25

    ##


     

     @
     072 - 2008-01-21 13:32

    ##


     

     @
     073 - 2008-01-21 13:36

    Artık Kalkan’a yaklaştık.Yol deniz kenarına döndü tekrar.


     

     @
     074 - 2008-01-21 13:39

    ##


     

     @
     075 - 2008-01-21 13:43

    Kalkan


     

     @
     076 - 2008-01-21 13:46

    Kalkanı geçer geçmez sol tarafa Patara’ya yol ayrılıyor.Ama Likya Yolu buradan gitmiyor.İslamlar Köyü istikametine gitmek gerekiyor.


     

     @
     077 - 2008-01-21 13:59


    Likya yolu önce XANTOS’a oradan Patara ya gidiyor.Biz ise Patara’ya uğramayacağız. Sadece uzaktan fotoğrafını çekiyoruz. Patara Likya Birliğinin başkentliğini yapmıştır.Likya birliğinin üç oy hakkına sahip altı kentinden biri ve belki de en önemlisidir. Likya birliği toplantıları kentte bulunan birliğin meclis binasında yapılmaktaydı.Bu kent dünyanın ilk demokrasisinin uygulandığı yer olarak biliniyor.


     

     @
     078 - 2008-01-21 14:15

    Patara, Roma döneminde de çok önemli bir kent olmuş ve Likya-Pamphilya eyaletlerinin başkentliğini yapmış. Patara limanı, hububat deposu ve sevki açısından önem taşımış, bu nedenle doğu Akdenizde bulunan 3 hububat deposundan biri (Granarium) Patara'da bulunuyor. Bizans döneminde de gelişmesini sürdüren kent, hıristiyanlarca da önemli sayılmış. Noel Baba olarak bilinen Saint Nicholas’ın da Pataralı olduğu söyleniyor.
    Patara kumsalı, çevredeki kumsalların en uzunu ve en görkemlisidir. 18 km. uzunluğundaki kumsalın derinliği yer yer 200-300 metreye ulaşır. Kumu incedir. Deniz ise sığdır. Hemen hemen hiç durmayan rüzgarı nedeniyle rüzgar Sörfü için de uygun. Patara kumsalı deniz kaplumbağalarının (caretta caretta) yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için koruma altında.


     

     @
     079 - 2008-01-21 14:23

    Ve işte Likya’nın başkenti Xantos.Likya eyaletinin en eski ve en büyük kentiymiş. Xanthos kelimenin tam anlamıyla bir felaketler kentiymiş. Yerleşen her uygarlığın inşa ettirdiği yapılarda, Likya gelenekleri, Hellenistik ve Roma dönemi etkileri gözlemleniyor. Xantos, 1988 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alınmış. Kent esas olarak Likya Akropolü, Roma Akropolü ve bunların dışında kalan kısımlardan oluşmakta. En ilginç yapıları Roma tiyatrosu ve bu tiyatronun batı kıyısındaki yapılar.


     

     @
     080 - 2008-01-21 14:24

    Başkente gelince Supereva Tshirt’ü çıkıyor ortaya.


     

     @
     081 - 2008-01-21 14:42

    Xantos nehri.


     

     @
     082 - 2008-01-21 14:50

    ##


     

     @
     083 - 2008-01-21 14:58

    Bundan sonra Xantos’a 5 km mesafedeki Letoon. Şair Ovidius'un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus'tan hamile kalan Leto'nun adına kurulmuş. Kentte en eski yerleşim izleri M.Ö. 7. yüzyıla kadar gidiyormuş. Örenyeri merkezinde yan yana üç tapınak var. Bunlardan en kuzeydeki Leto, ortadaki Artemis, güneyindeki Apollon'a adanmış.Letoon M.S. 7. yüzyılda terkedilmiş.


     

     @
     084 - 2008-01-21 14:59

    ##


     

     @
     085 - 2008-01-21 15:00

    Letoon’da bundan sonraki yolun tesbiti.Bundan sonraki etap biraz karışık.Bu nedenle takip edilecek yolu tespit etmekte zorlandım.


     

     @
     086 - 2008-01-21 15:30

    5.ETAP LETOON-SDYMAE-KARAAĞAÇ


     

     @
     087 - 2008-01-21 15:32

    ##


     

     @
     088 - 2008-01-21 15:45

    Haritada Karağaç’ta yol bitiyor.Diğer tarafta Kabak Koyu ile burası arasında bağlantı yok.Haritaya bakarsan arada 2 km mesafe yok.Ben bir hata olduğunu düşündüm.Ama yanılmışım.Cidden yol yok.Bu etap en zorlu etaptı.Karağacın bulunduğu yer Yedi Burunlar. Tekne ile bir çok kez geçtim.Burayı denizden ancak günün belli saatlerini kollayarak geçiyorsun.Bu burun en çok ve depresif rüzgar yapan burunlardan birisi.Saatini kollamak gerekiyor denizden katederken.Karadan daha da zormuş.

    Neyse Letoon’dan Dodurga istikametine çıktık yola.


     

     @
     089 - 2008-01-21 15:46

    Macera burada başladı.Sdymae’den sonra.Köylülere sorduk yolu.Yol iyi hemde deniz kenarından dolaşıyor dediler.


     

     @
     090 - 2008-01-21 15:52

    Yol yine vıcık vıcık çamur.İlerlemek mümkün değil.Hoop biz yene yan yattık.:)


     

     @
     091 - 2008-01-21 15:55

    Bu nasıl kalkacak diye düşünürken.:)


     

     @
     092 - 2008-01-21 15:57

    Kitaplarda yazdığı,kurslarda gösterildiği gibi şu teknik bu teknik işlemiyor çamurda.Bildiğim tüm teknikleri denedim.Tekerlek yeri tutmuyor ki kalksın.Kaldırmaya çalıştıkca kayıyor.
    En iyi yöntem silkme yöntemi.Halterciler gibi Ya Allah deyip silkeceksin.:)


     

     @
     093 - 2008-01-21 16:07

    Neyse kaldırdım.Azmettim o çamurda 2 km tırmanıp düzlüğe ulaştım.Eee azimle yaparsan tahtayı bile delersin.


     

     @
     094 - 2008-01-21 16:14

    İleride bir köye ulaştık.Daha doğrusu iki haneli bir yer.


     

     @
     095 - 2008-01-21 16:14

    Yine bizim misafirperver insanımız.O yorgunluğun üzerine harika bir sohbet.Tabii önce ya siz delimisiniz bakışları.Sonra direkde sordular ya.:)


     

     @
     096 - 2008-01-21 16:21

    Bu mevsimde buraya biz bile gelmiyoruz sizin ne işiniz var demezlermi!


     

     @
     097 - 2008-01-21 16:27

    Bu da yolun devamı.


     

     @
     098 - 2008-01-21 16:32

    Ama her şeye değerdi bu manzaralar.Sol taraf abartısız ve hatta tam ölçüyle 710 metre dimdik uçurum.Aşağıda Akdeniz.


     

     @
     099 - 2008-01-21 16:33

    Bulutlar çöktü bir anda.Elimi kaldırsam değecek.


     

     @
     100 - 2008-01-21 16:36

    ##


     

     @
     101 - 2008-01-21 16:38

    ##


     

     @
     102 - 2008-01-21 16:48

    En sonunda Boğaziçi Köyü.


     

     @
     103 - 2008-01-21 17:09


    Serde denizcilik varya.İlla Yediburunlar fenerini görücem yakından.Orada da bir tabela.Fener 1 km.Bunu kim ölçtüyse.Ya da hangi ölçüyle 1 km. ise.Akıl almaz kötü bir patikadan iniliyor.tam 3,3 kilometre gittim yol bitti.Daha ne fener var ne bir şey.GPS’ten baktım fenere daha 2,2 km. var kuşuçuşu.Ve yol yok.Her tarafımdan ter akıyor.Neyse oradan bu fotoğrafları çektim de vaziyeti kurtardım.


     

     @
     104 - 2008-01-21 17:11

    ##


     

     @
     105 - 2008-01-21 17:33

    ##


     

     @
     106 - 2008-01-21 17:33

    Çıktım ki eşim Banu halime gülüyor.


     

     @
     107 - 2008-01-21 17:35

    Bu arada bizim makinenin atalarından birisi ‘kara yılan’ orada yatıyor.


     

     @
     108 - 2008-01-21 17:40

    Yola koyulduk daha 3 dakika ilerlemeden sol tarafta iki tane at kavga ediyor 3 tane de kadın onları ayırmaya çalışıyor.Ama nasıl kavga etmek.Durduk onları seyre daldık.


     

     @
     109 - 2008-01-21 17:40

    ##


     

     @
     110 - 2008-01-21 17:40

    Kavga bitti bizde ayrıldık.


     

     @
     111 - 2008-01-21 17:49

    Evet harita doğruymuşYol bitti.Karşı tarafa 1 km mesafe var ama yol yok.Yaya olarak 800 metre aşağıya inip 800 metre daha tırmanınca ulaşılıyor karşı tarafa.


     

     @
     112 - 2008-01-21 18:38

    O bir kilometre yüzünden tan 60 km yol katedip Fethiye’ye ulaşıp oradan tekrar 30 km yol alıp diğer tarafa gelmek lazım şimdi.Yani 1000 metrelik mesafe için tam 90 km yol katedeceğiz.Ne yapalım başa gelen çekilir.


     

     @
     113 - 2008-01-22 12:30

    Akşam Fethiye’ye sağsalim ulaşıyoruz geldiğimiz yolu geri dönüp. E bu yorgunluğun üzerine sıcak bir banyoyu hak etmedi mi bizim Rüya Avcısı? Bizi ne dağlardan aşırdı,ne yollarda taşıdı buralara ulaştırdı.

    Gerçi ben ondan beter çamurluyum ya.Tam 8 saattir yoldayız.Yol denirse tabii geçtiğimiz yerlere.

    Sabah kahvaltısından beri 8 saattir ağzımıza bir lokma yiyecek girmedi.Hemen kendimizi bir restorana atıyoruz Fethiye’de.Yemeğimizi yerken bir Adventure daha geliyor. Bizi görünce durmuş.İşte bu işin en güzel yanı bu. Motorcu dostluğu.Tanışıyoruz yeni dostumuz misafirperver Nail Kuyucak’la.Laf lafı açıyor.Bir çok ortak dostumuz var.Doyamıyoruz sohbete,dostumuz Nail Bey bizi tatlı yemeğe davet ediyor.Orada otururken yine Fethiye’li motorculardan Gökhan ve eşi geliyorlar.Geç saatlere kadar sohbet ediyoruz.Konu yine motosiklet yine geziler.Nerelere gittik,neler gördük.Açıyoruz haritayı önümüze yeni gezi planları yapıyoruz.

    Sabah kahvaltı ederken bakıyoruz Nail Bey gelmiş yine Otele.Turumuzu tamamladıktan sonra Fethiye’den ayrılmadan yemek yemeğe davet ediyor.

    Öğlen buluşmak üzere ayrılıyoruz.

    6.ETAP Fethiye-Kabak Koyu Aslında KABAK KOYU-FETHİYE OLMALIYDI.

    Evet şimdi istikamet.Kabak koyu.Oraya varıp tekrar aynı yolu geri döneceğiz.Nail Bey’in tavsiyesi ile Orman yolundan Kaya Köy üzerinden gidicez Ölüdeniz’e.


     

     @
     114 - 2008-01-22 12:40

    Kayaköy


     

     @
     115 - 2008-01-22 13:29

    İşte dün akşam ulaşamadığımız Kabak Koyu.Karşı tarafta dün diğer tarafında yolun bittiği aşamadığımız dağ.


     

     @
     116 - 2008-01-22 13:30

    Diğer taraftan bu patikadan geliniyor bu tarafa.


     

     @
     117 - 2008-01-22 13:34

    Yürüyerek 7 km. mesafeymiş.Ama karayolu olsa 1500 m.Köylülerden öğrendiğimize göre yol açılmaya başlanmış.Gelecek yaza bitecekmiş.


     

     @
     118 - 2008-01-22 13:35

    ##


     

     @
     119 - 2008-01-22 13:40

    ##


     

     @
     120 - 2008-01-22 13:49

    Kelebekler Vadisi.Bu vadide 100’e yakın değişik bitki türü ile 35 değişik tür gündüz ve 40 değişik türde gece kelebeği tespit edilmiş.Harika bir yer.


     

     @
     121 - 2008-01-22 13:49

    ##


     

     @
     122 - 2008-01-22 13:53

    İşte bir Likya Yolu yürüyüşcüsü.Yaz aylarında bir çoğuna rastlamak mümkün.


     

     @
     123 - 2008-01-22 13:56

    Bir yol tabelası daha aynamızda kaldı.Birer birer tükettik tabelaları.Sanırım bu sonuncusu idi.Artık yolun sonuna yaklaştık.


     

     @
     124 - 2008-01-22 14:04

    ##


     

     @
     125 - 2008-01-22 14:04

    ##


     

     @
     126 - 2008-01-22 14:10

    Fethiye Körfezi ve Ölüdeniz.


     

     @
     127 - 2008-01-22 14:11

    ##


     

     @
     128 - 2008-01-22 14:47

    Tabelada Başlangıç yazıyor.Bizim içinse son.Bu yolun sonu bir diğer yolun başlangıcı.


     

     @
     129 - 2008-01-22 14:49

    Böyle keyifli,zorlu bir yolun sonundaki mutlu yorgunluk..


     

     @
     130 - 2008-01-22 15:01

    Yol bitti ya.Aklımıza midemiz düştü.Gerçi daha 200 km.yolumuz var Antalya'ya.


     

     @
     131 - 2008-01-22 15:30

    Dün akşam tanıştığımız motorcu dostumuz Nail Bey’i arıyoruz.Bizi Fethiye Balık pazarına davet ediyor.Balıkları kendi elleriyle seçiyor.


     

     @
     132 - 2008-01-22 16:11

    Tüm o yorgunluğun üzerine bu ziyafet iyi geldi.4 gündür doğru dürüst yemek yemedik.Dört günlük yiyoruz.Nail Bey’in şansına


     

     @
     133 - 2008-01-22 16:11

    Bu tarihi ve kültürel gezi raporunu da yemek fotoğrafları ile bitirdik ya bravo bize!!!

    Gönderilen Jan 22 2008, 09:41 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 17 comment(s)

  •   Antalya-Şile,Ağva,Polonezkoy-Antalya 1.872 km

    Mon, Nov 05 2007 0:14
    2,504 Okundu  

     Slovakya  Hirvatistan  


     

     @
     001 -

    Bu sefer planlı çıkıyoruz.İstisnai olarak yola çıkarken gideceğimiz yer belli.:)
    Ben yine yolumu değiştirirdim ama buluşacağımız arkadaşlarımız var.İstikamet Şile.Belirtmekte fayda var sanırım Antalya’dan Şile..Oradan sonrası daha belli değil ama Ağva’yı planlıyoruz.Buralara ilk defa gidiyorum.Bu nedenle yola biraz daha farklı bir heyecanla çıktım.

    Güzergah :

    1.Gün : 14.00 Antalya’dan hareket,Afyon,Kütahya,üzerinden Yalova’ya varış.Geceyarısı
    01.30 (641 km.)
    2.Gün : 09.00 Yalova’dan hareket,Feribotla Pendik,İstanbul,İstanbul’da ufak bir gezi ve
    alışveriş Şile’ye varış 19.00 (156 km.)
    3.Gün : Ağva ve Kerpen’e gezi ardından Şile’ye dönüş 172 km

    4.Gün : Şile’den Polonezköy’e gidiş. 65 km.

    5.Gün : İstanbul 60 km.

    7-8 Gün : Antalya’ya dönüş (778 km.)

    Toplam : 1872 km.


     

     @
     002 - 2007-10-27 09:27

    Yine yola çıkmakta geciktik.Ama bu sefer işten değil.Tamamen tembellikten.Aslında hiç iyi değil.Yolun yarısını gece yapmak zorunda kalıyoruz. Yalova’ya ancak geceyarısı 1.30’da varıyoruz.O saatten sonra feribota binip İstanbul’a geçmeyi gözüm yemiyor.Kasım Ayı kış gelmiş.Üşüdükte bu arada.Özellikle eşim dondu.Bu şartlarda devam etmenin anlamı yok.Bulduğumuz bir otele atıyoruz kapağı.Sabah hızlı feribotla geçeceğiz karşıya.  Sabah deniz havası bize’de bizim motorsiklete de iyi geliyor. Sabah saat 09’00 yola çıkıyoruz.9.30’da feribotla yoldayız.


     

     @
     003 - 2007-10-27 10:30

    İstanbul’da biraz oyalanacağız.Arkadaşlarımızla buluşacağız.Motorsiklete de birkaç şey almak istiyorum.Antalya’da her şeyi bulmak pek olası değil.Neyse akşama Şile’ye varıyoruz.

    E tabii motorcunun ilk aklına gelen şey nedir? Yemek tabii.:)


     

     @
     004 - 2007-10-27 18:21



     

     @
     005 - 2007-10-27 22:15

    Şile Limanında tekne restoranların birisinde harika balıkları indiriyoruz yine mideye.Bu mevsimde her yer güzel oluyor.Sakin sessiz.Şile ayrı güzel.


     

     @
     006 - 2007-10-28 11:55

    ##


     

     @
     007 - 2007-10-28 11:59

    Hep görmek istemiştim.Bir denizci için fenerin anlamını iyi bilirim.Gecenin karanlığında sonsuz denizin o sonu gelmeyecekmiş gibi görünen boşluğunda seyir eden bir denizci kerteriz alacağı feneri ilk gördüğünde Americo Vespuci Amerika'yı ilk keşfettiğinde ne hissettiyse aynı şeyleri hisseder.


     

     @
     008 - 2007-10-28 12:00

    Şile feneri dünyanın ikinci büyük feneri.Tüm dünyada halen faal durumda olan en büyük fener.


     

     @
     009 - 2007-10-28 12:50

    Ağva bir başka güzel.Irmak etrafındaki Restoranlar ve butik otelleri ile harika.


     

     @
     010 - 2007-10-28 13:10

    ##


     

     @
     011 - 2007-10-28 17:32

    Burada da güneşin batışı mükemmel.


     

     @
     012 - 2007-10-28 18:14

    Kerpen ise bir diğer güzellik.Çok ilginç kaya oluşumları var.Denizin yüzyıllarca dövmesi sonucu oluşmuş.


     

     @
     013 - 2007-10-28 18:36

    Kerpen'de deniz kısyısındaki restoranlar.Tabii yine balıkları götürdük


     

     @
     014 - 2007-10-29 14:37

    ##


     

     @
     015 - 2007-10-29 17:11

    Polonezköy.İnsan kendisini bir an cidden Polonya'da hissediyor.Doğa harika.


     

     @
     016 - 2007-11-01 15:04

    İstanbul'da geçirdiğim iki günde de boş durmadım.Benim Gonzales'e ihanet ettim.  Yeni bir motorsiklet aldım.Onu oralarda boynu bükük bıraktım.Onca yol kahrımızı çekti.Daha en az yüz -yüzellibin kilometre daha bize yeni keşifler yapma,yeni yerler görme imkanı tanırdı.Ama ben onu yeni bir 1200 GS Adventure için aldattım.Evet dönüş yolunda yeni motorsikletimizleyiz.Bu da daha nice yollarda inşallah kazasız belasız bizi taşıyacak ama aklım benim Gonzales'te.Onu daha ilk günden özledim.


     

     @
     017 - 2007-11-01 16:11

    Bu arada dönüş yolunda motorsikletle ilk defa radara yakalandım.131 km/h ile avlamışlar bizi.Her zaman dikkat ederim ama bu sefer boş bulundum.Bu fotoğraf bana 220.-YTL'ye mal oldu


     

     @
     018 - 2007-11-01 18:07

    ##


    Gönderilen Nov 05 2007, 12:14 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   3,5 Gunde Antalya-Silifke-Tarsus-Antakya 1.588 km.

    Sun, Nov 04 2007 0:12
    4,547 Okundu  

     Türkiye


     

    Biliyorum adım çıkacak.Her seyahatim 3 gün.Ama ne yapayım ben kader kurbanıyım.İşimden 3 günden fazla uzaklaşamıyorum.Gerçi o üç günde de uzaklaştığım söylenemez ya.Cep telefonunu icat eden değerli bilim insanına her gün hayır duası ediyorum.!!!

    Evet yine üç günüm vardı.Gitmek istediğim yol ise kallavi.Ama bizim Gonzales’e güveniyorum.Bizi bırakmaz yolda.

    1.Gün : 22.00 Antalya’dan hareket,Alanya’ya varış. 24.00 - 132 km.
    2.Gün : 12.00 Alanya’dan hareket,Anamur,Silifke,Narlıkuyu’ya varış.18.50- 312 km.
    3.Gün : 09.30 Narlıkuyu’dan Hareket,Tarsus,Adana üzerinden Antakya’ya varış 17.00
    376 km.
    4.Gün : Antakya’dan Hareket,Antakya’da gezi ve Antalya’ya varış.768 km.

    Toplam : 1653 km.


     

     @
     003 2007-09-07

    Perşembe akşamı işten eve ancak 21.00’de gelebildim.Eve girer girmez eşim bir fikir attı ortaya.Hadi yola çıkalım.Alanya’da geceleriz.Fikir gayet makuldü.

    Apar topar hazırlandık çıktık.Alanya’da gece 01.00’da otel bulmak biraz zor oldu.Maşallah her yer dolu.Antalya’dan Alanya’ya 3 saattemi gittin birader diyenler için yazıyorum,bizde insanız acıktık. Big Smile

    Sabah kalktığımda aceleden güneş gözlüğümü almadığımızı fark ettik.Bende güneş alerjisi var.Mecburum gözlük alıcam.Alanya’da bir gözlükçüye girdik.Sıkı pazarlıktan sonra iyi bir indirimle aldım gözlüğü.Gözlüğü acaip ucuza kapattım diye şişine şişine çıktım dükkandan.Motosikletin başına geldiğimizde yan çantanın kilidine iliştirilmiş bir kağıt ? Evet park cezası.Cezaya mı yanarsın,yarım saat pazarlık edecem diye döktüğün dilemi?Bizim gözlük geldi yine aynı paraya.Kesin gözlükçü organize etti bu işi çaktırmadan. Big Smile 

    Neyse çıktık yola.Alanya-Mersin yolu virajları ile ünlüdür.Motosikletçi için biçilmiş kaftan.Bir taraf dağlar,diğer taraf deniz.İnanılmaz manzaralar.Ardı arkası kesilmeyen virajlar.Kısacası tam keyif.Virajlar öylesine keskin ki,yer yer 200 derece dönüyorsun.Çok dikkat isteyen bir yol.Aynı zamanda çok dar.Kamyon ve otobüsler karşı şeride geçmeden virajı dönemiyorlar.Bu nedenle hemen her viraj girişinde yavaşlamak zorunda kalıyorsun.Bir iki kere durup yol verdim.


     

     @
     004 2007-09-07

    ##


     

     @
     005 2007-09-07

    ##


     

     @
     006 2007-09-07

    ##


     

     @
     007 2007-09-07

    ##


     

     @
     008 2007-09-07

    Yine bitmek tükenmek virajlar ve Silifke.Silifke’de yoğurt yiyemedik ama Silifke Kalesi’ne çıktık. Manzara harika.


     

     @
     009 2007-09-07

    Tekrar koyulduk yola.Akşamı biraz önce karşılaştığımız Adana’lı arkadaşımızın önerdiği Narlıkuyu’da geçirmek niyetindeyiz.Aklımızda akşama balık yemek var.

    Narlıkuyu’ya girer girmez bayıldık.Bizim planımız yola çıkarken geceyi Mersin’de geçirmekti.İyi ki rastlamışız Adana’lı arakadaşa. Balıkmı,mükemmel.Ayaklarımız suda yedik balıkları.Tüm o yorgunluğa deydi.Hesabı istedim.Görünce şaşırdım,yanlışlık var kesin dedim.Aynı yemeği Antalya’da yesek en az dört katı hesap öderdik.Biz her gün kazıklanıyormuyuz ne?


     

     @
     010 2007-09-07

    Bizim balığa ortak oldu bu ufaklık... Big Smile


     

     @
     011 2007-09-07

    ##


     

     @
     012 2007-09-07

    ##


     

     @
     013 2007-09-08 -Cehennem Çukuru

    Sabah ayrıldık Narlıkuyu’dan.Tekrar gelmek ve en az 3 gün kalmak kararı ile.Narlıkuyu’nun hemen arkası ünlü Cennet-Cehennem Çukurları.İlginç doğal oluşumlar. Yeraltı nehrinin oluşturduğu çökme neticesinde meydana gelmişler.


     

     @
     014 2007-09-08

    ##


     

     @
     015 2007-09-08

    ##


     

     @
     016 2007-09-08

    ##


     

     @
     017 2007-09-08

    Sonraki durağımız Tarsus.Uzun zamandır görmeyi istediğim bir yer.Eski Tarsus evleri, sokaklar harika.


     

     @
     018 2007-09-08

    ##


     

     @
     019 2007-09-08

    Bir yazıda lahmacunu ünlü diye okumuştum.Kahve içmek için uğradığımız cafe’de bir broşürde de gördüm aynı şeyi.Sorduk soruşturduk yapan yok ve hatta bilende yok. [crazy]


     

     @
     020 2007-09-08

    ##


     

     @
     021 2007-09-08

    Hadi dedik Adana’da yemek işini hallederiz.E meşhur Adana Kebabı yemeden olmaz.Cidden farklı. Eh karnımızda doydu.Yol zamanı.Önümüzdeki yol otoban.Hiç sevmiyorum.Uykum geliyor.Bana kalsa eski yolu kullanırım.Ama zaman kısa mecburen otobana çıkıyoruz


     

     @
     022 2007-09-08

    ##


     

     @
     023 2007-09-08

    ##


     

     @
     024 2007-09-08

    ##


     

     @
     025 2007-09-08

    Ve işte Antakya’dayız.Daha şehre girer girmez,şehrin merkezinde Motosikletli bir polis bizi durduryor.Amacı sohbet etmek.Çok keyifli,güler yüzlü.Motor üstü 10 dakika sohbet ediyoruz.Nereden geldik,nereye gidiyoruz.E iki motorcunun sohbeti yine ağırlıkla motosikletler.Bize nereleri görebileceğimiz konusunda harika enformasyonlar veriyor.Hiç otele yerleşmeden muhakkak Harbiye’ye gidin ondan sonra otele yerleşin diyor.Bizde bu tavsiyeye uyuyoruz.İyi ki dinlemişiz.Bir vadi.Her taraftan sular akıyor.Sevimli Restoranlar.Yolun yorgunluğunu atıyoruz.


     

     @
     026 2007-09-08 - Savon Otel

    İnsanlar çok misafirperver.Bir taksici Motosikletimizi park ettiğimiz yere geliyor koşa koşa.Abi içiniz rahat olsun ben buradayım kollarım makineyi diyor.Bir kaç ay evvel Suriye’ye gitmek için Motosikletcilerin geldiğini anlatıyor ayaküstü.Gerçekten de geri döndüğümüzde hala orada ve motosikletin başında bekliyor.Hayır hiçbir beklentisi yok.Sadece dost canlılığından.

    Adana’lı arkadaşımızın önerdiği oteli buluyoruz.Yine çok güzel mekan.Bu işi biliyor bizim Adana’lı.Eski bir Arasta otele çevrilmiş.Çok şık.Bayıldık.


     

     @
     026a 2007-09-07

    Ama açız.Hemen bir duş alıp çıkıyoruz.E Antakya mutfağı meşhur.Akşam üzeri polis arkadaşımızın önerdiği restoranı buluyoruz.Güzel bir yer ama bizim aradığımız tamamen Antakya mutfağı.

    Sora sora tam yerini buluyoruz.Buranın özelliği mezeleri.Bu kadar lezzetli mezeler yediğimi hatırlamıyorum.Mükemmel.Ağzımız kulaklarımızda. Doymasak da yatana kadar yesek diye konuşuyoruz.Hatta Romalıların yöntemini uygulamaya bile aklımız yatıyor.

    Bu arada hesabı isteyince tekrar bir şaşkınlık.Ya biz kesin Antalya’da,İstanbul’da kazıklanıyoruz.O kadar şey yedik içtik verdiğimiz hesap 35 Lira.İnanamıyorum.

    Antakya’ya gelinirde künefe yenmez mi? Künefeciler meydanına gidiyoruz.Bu biraz haya kırıklığı.Açıkcası beğenmedik.Fabrika usulü,künefeler burada hazır tepside.Kesip getiriyorlar.Kadayıf gibi.Bizim alıştığımız tad ve usul bu değil.Ama olsun yinede tabakta bırakmak olmaz.

    Yatma vakti geldi.Ertesi gün yolumuz çok uzun.Antalya’ya dönmemiz lazım.Daha sabah Antakya’yı gezicez.


     

     @
     027 2007-09-08

    Sabah ilk iş müzeye gitmek oluyor.Antakya müzesi mozaikleri ile ünlü.Bu özelliği ile dünyanın ikinci müzesi sayılıyor.Mükemmel eserler.Ne emek harcanmış,insan hayret ediyor.


     

     @
     028 2007-09-09

    Buaradan St.Pierre klisesine çıkıyoruz.Burasının da ilginç bir hikayesi var.Doğal bir mağara iken eklemelerle kiliseye dönüştürülen St. Pierre'nin, dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılıyor.Ayrıca tarihte ilk defa bu kilisede Hz. İsa'nın dinini tanıyanlara "Hıristiyan" denmiş.


     

     @
     002 2007-09-07

    Kilise, Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan St. Pierre'nin Hz. İsa'nın ölümünden sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalıştığı yer olarak önemli bir dini merkezmiş. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiş.Her sene 29 Haziran günü burada tören düzenlenirmiş.


     

     @
     029 2007-09-09

    ##


     

     @
     030 2007-09-09

    Eh artık dönüş yoluna koyulma vakti.Niyetim aynı yoldan Silifke’ye kadar dönmek ve oradan Ermenek yoluna dönüp,Mut-Ermenek üzerinden Alanya’ya inmek.


     

     @
     031 2007-09-09

    ##


     

     @
     032 2007-09-09

    Bu arada Kız Kalesini unuttuk.

    Yol ayrımına yaklaştığımızda saat 16.00 oldu neredeyse.Yol hakkında fazla bilgim yok.Hava kararacak. Vazgeçtim.En iyi yol bildiğin yoldur diyerek devam ettim.Bu arada sol tarafımızda sürekli deniz.E insanın canı istiyor.Daldık bir plaja.Serinledik. Big Smile 


     

     @
     033 2007-09-09

    ##


     

     @
     034 2007-09-09

    Anamur-Silifke arasında deniz kenarında arkasında plajı olan bir benzin istasyonunda mola verdik.Bir şeyler içmek için kafeteryaya oturduğumuzda yanı başımızdaki masada motosiklet kıyafetleri,bize gülümseyen,belli ki sıcacık birisi oturuyor.E konu ortak.Hemen tanıştık.Adana’da ikamet eden bir gezgin daha.Antalya’da birkaç gün geçirdikten sonra Adana’ya dönüyormuş.Bu arada bir kişi daha katıldı bize.O da eşi ve çocuğu ile birlikte küçük Motokaravanı ile yolculuk yapıyormuş.Mersin’li.Dünya tatlısı insanlar.Sohbet tabii motosiklet üzerine.Bizim güzergahta harika yerler tavsiye ettiler bize.


     

     @
     035 2007-09-09

    Göçebe Usulü Big Smile 

    Anamur’a geldiğimizde hava kararmıştı.Bundan sonraki 270 km. yolu o virajlarda karanlıkta gitmeyi göze alamadım açıkcası.Sabah saat 08.00’den beri yani neredeyse 12 saattir motorun üzerindeyim.Yoruldum.


     

     @
     036 2007-09-09

    Zorlamaya gerek yok dedim.Ne kadar önemli işim olursa olsun hiç gidememekten iyidir düşüncesi ile Anamur’da yatmaya karar verdim.İyiki de böyle yapmışız.Sabah o yol sanki 500 km. gibi geldi bana.E birde dönüş yolu ya. [cray]

    Sağ salim vardık evimize.Randevularıma gecikmiştim ama buradaydım.


    Gönderilen Nov 04 2007, 12:12 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   Akdeniz,Ege,Marmara Sahilleri-Kapadokya 3.200 km

    Sun, Nov 04 2007 0:10
    3,493 Okundu  

     Italya  Slovakya  Hirvatistan  Sirbistan


      

    3 günlük gezi yazıları yaza yaza adımız 3 günlük motorcuya çıkacaktı neredeyse.Bunun önüne geçmek ve karizmamı kurtarmak için bu sefer 13 günlük bir gezinin raporunu yazıyorum.Hoppalaa! Şimdi farkettim.Bunda da 3 var... 

    Aslında bu gezi diğerlerinden eski ama üşenme vaziyetleri yüzünden bir türlü yazamadım.Eh sezon bitti artık vakit var.

    1.Gün Antalya-Kaş 188 km.
    2.Gün Kaş-Kalkan-Dalyan 167 km.
    3.Gün Dalyan-Datça-Bodrum 154 km.
    4.Gün Bodrum-Efes-İzmir 268 km.
    5.Gün İzmir-Ayvalık-Cunda 174 km.
    6.Gün Cunda-Truva 163 km.
    7.Gün Truva-Çanakkale-Gelibolu Yarımadası-Mürefte-Gaziköy 315 km.
    8.Gün Gaziköy-İstanbul 200 km.
    9.Gün İstanbul-Yalova- Termal 101 km.
    11.Gün Termal-Ürgüp 724 km.
    13.Gün Ürgüp-Antalya 608 km.

    TOPLAM : 3200 km.

    Her zaman olduğu gibi yola yine geç çıkabildik.Saat 16.00’da ancak tekerlek çevirdik.Neyseki yazın ortası.Hava geç kararıyor.İlk hedef Kaş.Sahilden Antalya’nın batısından başlayıp Akdeniz ve Ege sahillerini katederek Çanakkale’ye ulaşmayı ve ardından Marmara sahillerini gezmeyi hedefliyorum.Böylece Türkiye’nin Batı sahillerinde tekerlek basmadık yer kalmayacak.


     

     @
     001 -

    Akşam 21.00’de Kaş’tayız.Finike-Demre arasındaki virajlara bayılıyorum.Motor kullanıyormuş gibi hissettiriyor.:)

    Kaş her zamanki gibi güzel.


     

     @
     002 -

    ##


     

     @
     003 -

    ##


     

     @
     004 -

    Ertesi gün hedef Kalkan ve Dalyan.Kalkan başka bir güzellik.


     

     @
     005 -

    Pek ayrılmak istemesek de önümüzde daha çok güzel yerler var.Akşam saat 19’00 da Dalyan’a varıyoruz.Burası da tarifi zor ayrı bir güzellik.

    Dalyan’la ilgili söylenecek çok şey var.Bunların bir kısmını fotoğraflar anlatır sanırım.


     

     @
     006 -

    ##


     

     @
     007 -

    ##


     

     @
     008 -

    Eh ünlü çamur banyosunu yapmadan olmaz.Bunlar uzaylı değil bildiğimiz insan. Kendi çamura bulanmış haldeki resmimi koymadım.Utandım


     

     @
     009 -

    Buradan sonra yol bizi Datça’ya götürecek.Marmaris’e uğramıyorum bile.Nedense sevemedim.O karmaşayı,keşmekeşi.Yaptığım iş nedeniyle sanırım kalabalıktan uzak durmaya çalışıyorum kendime ayırdığım zamanlarda.Zaten hep bu karmaşanın içindeyiz.İnsan doğal,sakin ortam arıyor.(Bu arada yaşlandığımızı reddetmenin bir başka bahanesi )

    Datça’ya yıllar evvel iş için gelmiştim.Çok hoşuma gitmişti.Ama nedense bu sefer pek keyif almıyorum.Burası da kentleşmeye başlamış.


     

     @
     010 -

    Kalmaktan vazgeçiyoruz.Şansımıza Bodrum’a giden ve araçta taşıyan minik feribotun tam kalkış saatine denk geliyoruz.Atlıyoruz feribota ver elini Bodrum.


     

     @
     011 -

    İki saatte Bodrum’dayız.Böyle oturarak ve hatta azıcık kestirerek yol almakta güzelmiş


     

     @
     012 -

    ##


     

     @
     013 -

    Yalıkavak

    Bodrum’u anlatmaya mahal varmı bilmiyorum.? Gümüşlük’te yediğimiz barbunları anmadan geçemeyeceğim


     

     @
     014 -

    Buradan istikamet İzmir.Ama arada Efes’e uğramadan olmaz.Her seferinde hayran oluyorum buraya.


     

     @
     015 -

    ##


     

     @
     016 -

    Yorumsuz...


     

     @
     017 -

    Artık İzmir’deyiz.Motosikletin bakımını yaptıracağım.Bu arada İzmir BMW’ye teşekkür ediyorum.Gösterdikleri ilgiye,verdikleri önceliğe ve çalışma düzenlerine.

    Dedim ya büyük şehirleri sevmiyoruz diye.Motorun işi biter bitmez çıkıyoruz yola.Hedef Ayvalık.Akşama Cunda Adası’nda yiyeceğimiz balığın hayaliyle.Bizdeki şansa bak.İnanılmaz rüzgar var.Yengeç misali yan yan gidiyoruz.Bu rüzgar daha sonra dört gün boyunca Tekirdağ’a kadar yakamızı bırakmadı.

    Arada Bergama’ya uğramadan geçmiyoruz


     

     @
     018 -

    İşte Ayvalık.Hep güzel.Burada iki gece kalmayı planlıyoruz.Yiyeceğimiz balıklara yakın olmak için konaklamayı Cunda Adası’nda yapıyoruz.Deniz kenarında sevimli bir otelde.Restoranlara iki adım mesafede tabii.:)Sabahta Şeytan Sofrası’na çıkıp Ayvalık Körfezinin tadını çıkaracağız.


     

     @
     019 -

    Akşam balıklarımızı keyifle yerken tüm neşemizi kaçıracak bir haber geliyor.Daha doğrusu görüyoruz.Karşıda tam Şeytan Sofrasının bulunduğu tepelerde orman yangını başlıyor. İnanılmaz bir şey.göz açıp kapayana kadar dev bir yangına dönüşüyor.Rüzgar devam ettiği için yangını çok büyük bir süratle ilerletiyor.Aynı anda tam karşı tarafta bir ikinci yangın başlıyor.Ben rüzgarla aradaki denizi atlayıp karşıya geçtiğini düşünüyorum.Ama bu arada bir söylenti başlıyor.Yakın zamanda orman içindeki kaçak yerleşimler boşaltılmış.Onların çıkarmış olacağından bahsolunuyor.Bu nasıl bir anlayıştır.Bir insanı öldürmekten ne farkı var ormanı ateşe vermenin.Gece gözüme uyku girmiyor.Odanın balkonunda oturup yangını seyrediyorum.Her genişlemede benim canım yanıyor.Sanki ağaçların çığlıklarını duyuyorum.Söndürme faaliyetleri sabaha kadar ve ertesi günü devam ediyor.Uçaklar,helikopterler.Tabii Şeytan Sofrasına çıkma şansımız yok.Yangın oraya doğru ilerliyor.300-400 m kaldı.Zaten hava kapalı.Yağmur atıştırmaya başladı.Bu sıkıntıyla gitmeye karar veriyoruz.

    Alevler içindeki Ayvalık’ı arkamızda bırakıp Truva’ya doğru yola koyuluyoruz.Yolda sürekli rüzgarın kesilmesi ve yağmurun şiddetli yağması için dua ediyorum.Motorcu yağmur için dua edermi?Ediyor işte.O güzelim ormanın kurtulması belki de buna bağlı.


     

     @
     020 -

    Neyse akşamüzeri Truva’ya varıyoruz.Kapanmadan önce Truva antik kentini gezmek için otel bulmadan direk ören yerine gidiyoruz.Antik kentleri gezerken nedense hep aynı hisse kapılırım.Etrafta orada yaşamış insanları duyar,görür gibi olurum.Burada nasıl yaşarlardı, neler hissederlerdi,ne yer ne içerlerdi.Nispeten iyi korunmuş bir kent.


     

     @
     021 -

    Antik kentte turumuzu bitirip kalacak yer aramaya çıkıyoruz.Hemen Antik kentin girişindeki köyde sevimli pansiyonlar var.Bir tanesine yerleşiyoruz.Karnımız acıktı.Bir iki restoran görmüştük biraz önce bir tanesine gidiyoruz.


     

     @
     022 -

    Orada bir motorsiklet daha.Avusturya plakalı.Avusturya’lı bir çift aynı yerde yemek yiyorlar.Hemen tanışıyoruz.Avusturya’dan çıkmışlar.Bugün Türkiye’ye giriş yapmışlar.İlk durakları Truva.Buradan sonra tüm Türkiye’yi gezecekler.Planları arasında Antalya’da var.Antalya’da buluşmak üzere vedalaşıyoruz.Yorulduk biraz.Yatma vakti.Bu arada bizim Avusturya’lı çiftte bizim pansiyonda kalıyormuş.Zaten hepsi hepsi iki oda dolu.Onlarda motorcu.Sabah biz kalkıp hazırlanırken onlar yola çıkıyorlardı. Tekerlerine taş değmesin …


     

     @
     023 -

    Arkalarından bizde yola koyulduk.Bugün heyecanlıyım.Çanakkale’deki şehitlikleri gezeceğiz.Nedense bu tarafa hiç yolum düşmemişti.Daha ilkokuldayken babam şehitliklere getirmişti.Ama çok da bir şey hatırlamıyorum.Hep istedim gelmeyi,olmadı.Kısmet bugüneymiş.


     

     @
     024 -

    Buradan biraz fazla bahsetmek gerekiyor.İnsan iliklerine kadar etkileniyor.Bunu paylaşmak istiyorum.

    Önce Çanakkale’de Nusrat’ı ziyaret ediyoruz.

    Buradaki müzede her saat başı bir sunum var.Önce Video sunumu ile savaşlar hakkında bilgi ediniyorsun.Harika hazırlanmış.Video sunumu sırasında Çeşitli savaşların geçtiği mekanların maketleri üzerinde görevli asker tüm ayrıntılar ile savaşı anlatıyor.Sonrasında bir başka bölüme geçiyorsun.Burada mükemmel tasvir edilmiş mumya heykellerle savaşın çeşitli anlarını yaşıyorsun.Siperde bekleyen askerlerimiz.Üzerlerinde doğru dürüst elbise ayaklarında ayakkabı bile yok.İşgalci askerler.Onlarında durumu pek parlak değil ama tam teçhizatlı.Gündüz savaşıyorlar geceleri birbirlerine su veriyorlar.

    Aynı mekanda bir temsil oynanıyor.Oyuncular Mehmetçik’ler.O tasvirlerin arasında o anı yaşatıyorlar.Utanarak söylüyorum gözlerim yaşardı.Hani erkeklerin ağlaması ayıptır ya... 

    O kahramanlıklara akıl sır ermiyor.Hepsi hepsi 80 askerle koca düşman garnizonunu dize getiren Mehmetçik.!

    Bunca yer gezdim.Abartmayayım ama dünyanın belki yarısında müzelere gittim.Bu kadar sevgiyle düzenlenmiş,bu kadar güzel sunum yapılan başka bir müze görmedim.Belki biraz da kendi memleketim,kendi kurtuluş savaşımız,bugünkü varlığımızın sebebi,bu geziyi özgürce yapabilmemize olanak sağlayan bir çabanın anlatımı olduğu için bu kadar etkilendim.

    Maalesef içeride fotoğraf çekmek yasak.Bu nedenle bu güzellikleri görüntüleyemedim.

    KENDİ ÜLKEMDE GEZERKEN HEP BİR YABANCI GÖZÜYLE BAKMAYA ÇALIŞIRIM.ÇÜNKÜ GÜZELLİKLER O KADAR ÇABUK KANIKSANIYOR VE ALIŞILIYOR Kİ SANKİ YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYORUZ.BU MEMLEKETİN HER KÖŞESİ AYRI BİR GÜZELLİK.ANCAK YABANCI GÖZÜYLE BAKINCA GÖREBİLİYORSUN.AKSİ HALDE NASILSA VAR,NASILSA HEP YANIBAŞIMIZDA DİYEREK ES GEÇİLİYOR.


     

     @
     025 -

    Çanakkale’den feribotla Kilitbahir’e geçiyoruz.


     

     @
     026 -

    Bundan sonrasını fotoğraflar anlatsın artık. Aksi halde burada kendimi tutamayıp koca bir roman yazıcam


     

     @
     027 -

    Seddülbahir-Kaleden Tabyaların Görüntüsü


     

     @
     028 -

    ##


     

     @
     029 -

    ##


     

     @
     030 -

    Anzak Koyu.Anzak Askerleri Yanlışlıkla bu koya çıkartma yapmışlar.Es kaza doğru yere çıksalar halimiz harapmış.


     

     @
     031 -

    Kanlısırt


     

     @
     032 -

    Mehmetçiğin siperleri…


     

     @
     033 -

    ##


     

     @
     034 -

    ##


     

     @
     035 -

    Atatürk’ün vurulup saatinin parçalandığı yer.


     

     @
     036 -

    ##


     

     @
     037 -

    Anafartalar


     

     @
     038 -

    Akşam oldu.Ama günün nasıl geçtiğini bilemedik.Her şehitlikte ayrı bir duygusallık.Bu arada bir feribot iskelesi.Bizde bu alışkanlık ya.Hemen yanaşıyoruz Gökçeada’ya gidiyor.Ama uzun bir kuyruk.Soruyoruz.Fırtına nedeniyle feribot gelememiş.Mecburen yola devam ediyoruz.Arada Gelibolu’ya uğruyoruz.


     

     @
     039 -

    Gece Şarköy’de yatarız diye düşünüyoruz.Şarköy’e varıyoruz ki doğru dürüst kalacak bir yer yok.Haksızlık etmek istemiyorum ama sevmedik Şarköy’ü.Hadi Mürefte’de konaklarız diye yola devam ediyoruz.Mürefte’ye gelince burada hiç konaklanacak bir yer olmadığını,bir amcanın pansiyonu olduğunu sadece orada kalınabileceğini söylüyorlar.Araya sora buluyoruz pansiyonu…..
    Aile Pansiyonu yazıyor.Bir apartman Dairesi.Ama amca tutturuyor evlilik cüzdanı diye.Ya amca evlilik cüzdanımız yok yanımızda,bak nüfüs cüzdanlarımızda soyadlarımız aynı desek de anlatamıyoruz derdimizi.İlla evlilik cüzdanı diyor.Bizi bir gülmektir alıyor.Amca bizden iyice gıcık aldı tabii.Karşısında habire sırıtan iki tip.Jandarma kızıyor diyor başka bir şey demiyor.Ya amca jandarma’ya gel gidelim beraber diyorum.Nuh diyor peygamber demiyor.Amca bu işi sıkı tutuyor.:)Başka zaman olsa hiç durmam giderim.Kızarım böyle şeylere.Ama akşam oldu.hava karardı.Hiç bilmediğimiz yol.Yolun ilerisinde başka bir yerleşim yok.Ya da biz bilmiyoruz.Sabah 8’den beri yoldayız.Çanakkale’de in,bin,yürü perişan olduk.Adım atacak halim yok.Çaresiz koyuluyoruz yola.Her şeyde bir hayır var.Amca iyi ki bizi almamış.13 km. ileride Gaziköy’de harika bir pansiyon buluyoruz.Yeşillikler içinde deniz kenarında bir yer.Ayazma Pansiyon.


     

     @
     040 -

    Yerleşiyoruz.Yemek için iniyoruz.Aynı zamanda restoran.Tam yerini bulmuşuz.Umutsuzca çinekop soruyorum.Var tabii demezmi.Mükemmel bir sofra donatıyorlar.Mezeler harika.Daha hala tadı damağımda.Birde yerel şarap açıyor bize.Biraz önce bizi pansiyonuna almayan amcaya hayır duası ediyoruz.Bu tarafa yolu düşene muhakkak tavsiye ediyorum.

    Sabah kalkıp yine harika bir kahvaltı ediyoruz. Bu arada dünden beri ABS’de bir sorun var.arada sırada devreden çıkıyor.İstanbul BMW’yi arıyorum randevu alıyorum.Programı biraz değiştirmek gerekecek.Eh artık bugün akşam niyetimiz İstanbul’da Ortaköy’de yemek.Şimdi aklınzdan geçiyor adamın tüm planı yemek üzerine kurulu diye.:) Ne yapayım seviyoruz.!!

    Pansiyoncunun tüm ‘ o yoldan gitmeyin,orada daha yol falan yok ‘ihtarını dinlemeden Gaziköy’den Tekirdağ istikametine sahil yolundan devam ediyorumHarika Manzaralar yine güzel memleketimden.


     

     @
     041 -

    Pansiyoncunun söylediği gibi 5 km. sonra yol bitiyor


     

     @
     042 -

    Bitiyor dediysem asfalt bitiyor.Biz endurocuyuz bu yollar bize vız gelir diye devam ediyoruz.Mükemmel manzaralar.15 km sonra yol bir yerde cidden bitiyor.İleride çalışma var yol kapalı.Hatta yürüyerek gidiyorum çalışmanın olduğu yere yol falan yok bir bölümde.

    O kadar yolu geri dönmeyi göze almam mümkün değil.Rica ediyorum bize motorsikletin geçeceği kadar bir yol yapıveriyorlar hemen.Teşekkür edip devam ediyoruz.


     

     @
     043 -

    İstanbul’a girer girmez hemen BMW’nin yolunu tutuyoruz.ABS iyice saçmalamaya başladı. Sağolsunlar hemen alıyorlar.Ama zaten akşam olmuş.Ertesi güne kalacak.Kalmışken ne var ne yoksa bakın diyorum.Eşyalarımızı bırakabilmemiz için yer ayarlıyorlar.Hatta Motorsikleti kaldığımız yere getirmeyi dahi teklif ediyorlar.Aynı Antalya BMW gibi. 

    Gerekli eşyaları alıp bir taksi ile Ortaköy’e gidiyoruz.Otele yerleşip yemek işine koşuyoruz.Benim derdim midye dolma.Haydaa.Ortaköy’de Restoranlarda Adana Kebap’tan,bilmemne köftesine kadar her şey var midye dolma yok.Arkadaki ayaküstü yerlerden birisinden alıyoruz midye dolmaları,ekmek arası balıkları iniyoruz sahile.Böylesi daha güzel.

    Motorsikletimden bir gün bile ayrı kalamıyorum.Hemen sabah apar topar çıkıyoruz.Biraz alışverişten sonra,tabii yine motorsiklet alışverişi BMW’ye gidiyoruz.Bizim Gonzales hazır.
    Hemde ne hazır.Antalya’nın yapmadığı 4 ayrı program güncellemesi yapılmış,her tarafına bakılmış,hatta hiçbir sorunu olmadığı halde Aküsü yenilenmiş bir halde.Bülten varmış tüm aküleri yeniliyorlarmış.Aslında çok daha önce yenilenmesi gerekiyormuş ama Antalya bu işlerle pek ilgilenmiyor sanırım.ABS arızası ise enterasan.Olmayacak bir yere ufacık bir taş sıkışmış.

    Gıcır gıcır yeni akümüzle tekrar koyuluyoruz yola.


     

     @
     044 -

    Bugünkü hedef Yalova Termal.Darıca’dan feribotla geçmek niyetimiz.Günlerden Cuma.Feribota 10 km kala kuyruk başlıyor.İşte notorsikletin bir başka güzelliği.Hiç bir yere takılmadan yüzlerce aracın önüne geçiveriyoruz.İskeleye gelir gelmez bize yine öncelik tanıyorlar biniveriyoruz feribota.


     

     @
     045 -

    Hoop Yalova.Buradan Termal.Otele yerleşiyoruz hemen termal banyoya iniyoruz.Yorgunluk atmak için ideal.Sabah termali geziyoruz.Harika bir park.En uzun yürüyüş parkurunu katedip, Atatürk’ün evini ziyaret ediyoruz.


     

     @
     046 -

    Aslında yarın Antalya’ya dönmemiz lazım.Canımız hiç dönmek istemiyor.Bir telefon açıyorum,işleri organize ediyorum ve yola devam etmeye karar veriyorum.Buradan sonrası için bir plan yok kafamızda.Ne yapalım diye konuşurken birimizden ortaya Kapadokya’ya gidelim fikri çıkıyor.Neden olmasın.Akdeniz,Ege,Marmara’yı gezdik.Şimdi de Anadolu.

    Bir gece daha kalıp ertesi günü tekrar koyuluyoruz yola.Bu sefer yol uzun.Nerede akşam olursa orada kalırız diyoruz ve devam ediyoruz.Ama gayet makul bir zamanda varıyoruz Ürgüp’e.Buraya her gelişimde hayran oluyorum.


     

     @
     047 -

    ##


     

     @
     048 -

    Kayaların içine oyulmuş çok güzel bir otele yerleşiyoruz.Yunak Evleri.Manzarası da kendiside harika.


     

     @
     049 -

    Burada eski havacılık günlerimden bir arkadaşım balon pilotluğu yapıyor.Onu buluyoruz.Akşam bizi çok güzel bir yere götürüyor yemek için.Sabah 05.00 da balon gezisi için sözleşip ayrılıyoruz.

    Sabah 05.00’da kalkıp düşüyoruz yola.Balonun kalkacağı yere varıyoruz.Hazırlıkların ardından göklerdeyiz.


     

     @
     050 -

    Sabah güneş doğarken gökyüzünde süzülmek hem de aşağıda bu manzara ile inanılmaz.Keşke hiç bitmese.Yine bırakıyorum fotoğraflar anlatsın.


     

     @
     051 -

    ##


     

     @
     052 -

    ##


     

     @
     053 -

    ##


     

     @
     054 -

    Buraya demir atla geldik,gökyüzünde dolaştık e birde Kapadokya’yı gerçek atla gezmek lazım.Avanos’ta daha önce adını duyduğum çiftliği buluyoruz.İki tane at ve rehberimiz çıkıyoruz yola.Bu da ayrı bir zevk.Yarım gün dolaşıyoruz.Ağzımız kulaklarımızda.


     

     @
     055 -

    ##


     

     @
     056 -

    ##


     

     @
     057 -

    Rehberden öğrendiğimize göre Atlarla Avanos’tan yola çıkıp bir haftada Erciyes Dağının eteklerine kadar gidiyorlarmış.Bu turlar bir sene önceden özellikle Japonlar ve Amerikalılar tarafından rezerve ediliyormuş.Daha şimdiden bir sene sonraki turlar dolmuş.

    Kapadokya’da iki gün daha geçiriyoruz.Gezmekle bitmiyor.Gezerken UFO Müzesi’ne rastlıyoruz.


     

     @
     058 -

    Uzaylı dostlarımız…


     

     @
     059 -

    Güneşin batışı ayrı bir güzellik burada. Eh artık eve dönme zamanı.O kadar yolu yaptık.Onca yorgunluk.Ama eve geldikten bir saat sonra başladık yine bundan sonra nereye gidelim diye konuşmaya.Bu iş ilginç.İnsan duramıyor.!!


    Gönderilen Nov 04 2007, 12:10 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile no comments

  •   Antalya-Kuşadası-Bodrum-Datça-Antalya 1.158 km

    Sun, Oct 07 2007 1:14
    3,744 Okundu  

     Sirbistan


     

    Kış geldi.Her hafta meteoroloji raporlarına bakmaktan canım çıktı.Hadi bu hafta sonu hava açsında bir yerlere gidelim diye sürekli meteorolojiyi kolluyorum.Artık uzman oldum.


     

     @
     001 -

    Ama niyeti yok açmaya.Tam hafta sonu geliyor başlıyor yağmur yağmaya.E bende Yahudi misali sıkışınca açtım eski defterleri.Baktım daha yazmadığım yazdan kalma bir sürü gezi var.Hem böylece bu kış gününde azıcık ısındım,gelecek yaz yapılacak gezilerin hayallerine daldım.


     

     @
     002 - 2007-10-05 16:25

    Eh benim geziler malum 3 günlük.Bu da onlardan birisi.Aslında tarihe bakınca çok da eski değilmiş.5.Ekim’de çıkmışız.Yine nerelere gitmişiz,bu güzel ülkemde ne güzellikler görmüşüz.

    1.Gün Antalya-Kuşadası 490 km.
    2.Gün Kuşadası-Bodrum 227 km.
    3.Gün Bodrum –Datça-Dalaman – Antalya 443 km.

    TOPLAM : 1158 km.


     

     @
     003 - 2007-10-05 16:52

    Bu sefer erken çıkıyoruz yola.İşleri bir gün önceden hallettim.Geç çıkınca geceye kalıyoruz doğru dürüst bir şey göremeden yol bitiyor.Gece 10 kat daha dikkatli kullanmak gerekiyor.Yoruyor açıkcası insanı.

    Aslında yola çıkış amacımız İzmir.Niyetim Çeşme civarındaki koyları gezmek.Ama Otobanda Selçuk çıkışına yaklaşınca aklıma çöp şiş düşüyor.Gözümün önünden,lezzetli şişler çöpe dizilmiş vaziyette geçiş yapıyorlar.


     

     @
     004 - 2007-10-05 16:55

    Bu görüntüye dayanamayıp istikameti Selçuk’a çeviriyorum.Burada afiyetle çöp şişleri mideye indirdikten sonra rehavet çöküyor.Çöp şişlerin fotoğrafını çekmediğim hepsini yedikten sonra aklıma geliyor.Ama benim hala gözümün önündeler.


     

     @
     005 - 2007-10-05 17:05

    İzmir’e gitmekten vazgeçip Kuşadası’nda kalmaya karar veriyoruz.E Kuşadası’na giderken Efes’e uğramamak olmaz.Buraya kaç kere gelirsem geleyim gezmeye doymuyorum.En son geçen sene gezmiştik.Ama yine de giriyoruz.


     

     @
     006 - 2007-10-05 17:15

    ##


     

     @
     007 - 2007-10-05 17:19

    ##


     

     @
     008 - 2007-10-05 23:05

    Kuşadası’nda güzel bir akşam geçiriyoruz.Sabah kahvaltımızı ettikten sonra Kuşadası’ndan ayrılıyoruz.


     

     @
     009 - 2007-10-06 13:52

    ##


     

     @
     010 - 2007-10-06 14:04

    ##


     

     @
     011 - 2007-10-06 15:46

    Yolda Bafa Gölü’nde biz buradaydık fotoğrafı çekmeden olmaz tabii.


     

     @
     012 - 2007-10-06 16:08

    İstikamet Bodrum.Yine her zamanki gibi güzel.Bu aylarda çok daha keyifli Bodrum.Kalabalık azalmış.

    Yalıkavak’ta güneşin batışı bir başka güzel.

    Yalıkavak


     

     @
     013 - 2007-10-06 18:36

    ##


     

     @
     014 - 2007-10-06 18:37

    ##


     

     @
     015 - 2007-10-06 18:49

    ##


     

     @
     016 - 2007-10-07 00:30

    Sahil ve Halikarnas Disco.


     

     @
     017 - 2007-10-07 00:31

    ##


     

     @
     018 - 2007-10-07 08:51

    Bu sefer Bodrum’u dikiz aynamızda bir tekne üzerinde bırakıyoruz.Niyetimiz Datca üzerinden dönmek.Datca-Marmaris Yolunun virajlarında motor kullanmak çok keyifli.Geçen seneden tadı damağımda kalmıştı.

    Bodrum’dan Datca’ya araç taşıyan küçük teknelerle geçiliyor yaz aylarında.İki sevgilimi aynı anda tatmak bir başka lezzetli.Deniz ve
    Motorsiklet.


     

     @
     019 - 2007-10-07 08:55

    ##


     

     @
     020 - 2007-10-07 09:16

    ##


     

     @
     021 - 2007-10-07 09:18

    Yine tekne cenneti.


     

     @
     022 - 2007-10-07 11:18

    ##


     

     @
     023 - 2007-10-07 11:33

    Datca’da fazla oyalanmıyoruz.Daha önceki bir gezimde yazdığım gibi Datça artık eski Datça değil bence..


     

     @
     024 - 2007-10-07 11:33

    ##


     

     @
     025 - 2007-10-07 12:15

    Ama Datça-Marmaris arası yine güzel


     

     @
     026 - 2007-10-07 12:17

    Bundan sonrası bildik yol.Artık yavaş yavaş evimize yaklaşıyoruz.Marmaris'e yine girmiyorum.Fazla gecikmek istemiyorum.Akşam evimize her zamanki gibi deşarj olmuş ve mutlu dönüyoruz.!!!
    Döner dönmez yine başka gezinin planları kafamızda.

    Gönderilen Oct 07 2007, 01:14 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile no comments

  •   3 gunde Antalya-Abant-Akcakoca-Ereğli-Zonguldak 1.653 km.

    Wed, Aug 01 2007 0:11
    2,456 Okundu  

     akdeniz  orta  karadeniz


     

    Genelde tüm gezi amaçlı seyahatlerimde herhangi bir plan yapmadan yola çıkarım.Bu Motosiklete binmeden öncede böyleydi.Sadece istikamet belirlerim.Hatta bazen belirlediğim istikamet bile yolda değişir.:)

    Sanırım herhangi bir şeye bağlı olmak,veya bir yere yetişmeye çalışmak beni rahatsız ediyor.Yaşantımız her gün zaten planlı programlı.Hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.Hiç olmazsa kendime ayırdığım zamanda böyle bir kaygım olsun istemiyorum.

    3-4 hafta kadar önce Dalyan’a gidelim diye yola çıkıp kendimizi Avşa adasında bulduk.:)

    Bu hafta sonu da Abant’a diye yola çıkıp kendimizi Akçakoca’da bulduk.Bu arada yola çıkış yerimizin Antalya olduğunu sanırım belirtmek lazım.İstanbul’da ikamet eden arkadaşlarımız için bu söylediğimiz yerler bizim Antalya’dan Kemer’e veya Kaş’a gitmemizle eş değer.Ama Antalya’dan çıkıp buralara gitmek İstanbul’dan çıkıp Antalya'ya gelmekle aynı şey.

    Neyse gelelim bizim geziye...

    1.Gün : 11.00 Antalya’dan hareket,Afyon,Sivrihisar,Mihalıçcık üzerinden Abant’a varış 20.50
    627 km.
    2.Gün : 12.00 Abant’tan hareket,Akçakoca,Ereğli,Zonguldak,Ankara’ya varış 22.40
    471 km.
    3.Gün : 11.30 Ankara’dan Hareket,PolatlıiAkşehir,Isparta üzerinden Antalya’ya varış 21.40
    552 km.

    Toplam : 1653 km.


     

     @
     001

    Antalya-Afyon arasında çok söylenecek,konuşulacak bir şey yok.Bu yolun en keyifli kısmı Torosları geçerken izlenen yol.Köroğlu Beli.Bunun dışında pek bir şey yok.


     

     @
     002

    Asıl hikaye Sivrihisar Mihalıçcık arasında başlıyor.Haritada yol var.Gayet güzel.Ama gel gelelim fiiliyatta yer yer böyle bir yol mevcut değil.

    Yolumuzun üzerinde Yunus Emre var.Ziyaret etmeden olmaz.


     

     @
     003

    Gelin tanış olalım
    İşin kolayını tutalım
    ’Sevelim Sevilelim’
    Dünya kimseye kalmaz.

    Fazla söze gerek yok.Hayatın özünü dört dizede anlatmış.


     

     @
     004

    Her ne hikmet,hangi akla hizmet bilinmez bu yola çakıl serpiştirme işi.Yolun büyük kısmı bu şekilde.Her virajda ödü kopuyor insanın.Ha şimdi kaydım,ha şimdi kayacağım diye.


     

     @
     005

    ##


     

     @
     006

    Sonrasında ise yol birden altımızdan yok oldu.Bir önceki hali meğer ücretli otoyol gibiymiş bunun yanında.

    Yer yer bizim Patara plajı gibi.Abartmıyorum.Resmen ince kum.Lastikler en az 5 cm. derinden gidiyor.Allahtan iki kişiyiz.Arkamızda yüklü.Yoksa motosikleti düz tutmaya olanak yok.İki kere ciddi devrilme tehlikesi atlattık.Düşme demiyorum özellikle.Devriliyorduk.Git git bitmiyor birader.30-40 km.Saatteki hızımız.20-25.Bir saatten fazla sürdü bu arayı geçmek.


     

     @
     007

    Yeniden asfalta çıktık ama döktüğüm teri bana sorun.


     

     @
     008

    ##


     

     @
     009

    Tam ohh rahatladık derken yağmur başlamazmı.Sağnak hemde.Ya Temmuz.Şansa bizdeki.Bahtsız deve misali.Yağmurlukları giydik.Ama biraz önceki yoldan sonra sağnak yağmur bile vız geliyor insana.


     

     @
     010



    35-40 dakika sonra yağmur kesildi.Yağmurlukları çıkardık.Keşke devam etseymişte,yağmurlukları çıkarmasaymışız.Daha 2-3 km.gitmedik,karşıdan gelen bir kamyonun tekerleğinden fırlayan taş mermi gibi koluma çarpmazmı.Üzerimde mont var ama resmen taşın kasları ve eti ezip kemiğe dayandığını hissettim.Resmen tüfek mermisi gibi.Kamyon en az 90’la gidiyordu.Benim hızım 100.Taşın lastikten fırlama hızı artı benim hızım,toplam en az 250 km/h.Bir an paniğe kapılsan,acıyla ters bir hareket yapsan sinek gibi yapışırsın yere.

    Kasksız,montsuz binenler.Kıssadan hisse.Bu taşın kafaya geldiğini düşünün bir an!!!

    Çektim sağa hemen.Montu çıkardım.4-5 cm. çapında kan oturmuş koluma.Sonrası morluk tabii.Neyse ucuz atlattık.

    Hafif çiseleyen yağmur altında vardık Abant’a.Attık kendimizi otele.


     

     @
     011

    Akşamda göl kıyısında nefis bir yemek.Bir taraftan yağmur devam ediyor.Elektriklerde kesildi mi!!!
    Mükemmel bir manzara.Hemen altımızda gölün üzerinde ördekler,nilüferler…
    Onca yorgunluğa değdi.


     

     @
     012

    ##


     

     @
     013

    Niyetimiz Abant’ta Cumartesiyi de geçirmekti aslında yola çıkarken.Ama sabah kalktık yağmur devam ediyor.Yapacak bir şey yok.Düşündük burada pinekleyeceğimize çıkalım dedik yola.Bizi nereye götürürse.


     

     @
     014

    ##


     

     @
     015
    Abant sapağından ana yola çıkmaya yakın eşimle nereye gidelim diye konuşuyoruz.Nereden geldiyse aklıma,buraya kadar geldik Akdenizden,birde Karadeniz yapalım dedim.Durdum baktım haritaya.Akçakoca çok cazip görünüyor.Vurduk tekrar yola bizim canavarı.1 saat sonra şirin Karadeniz kasabasındayız.Bayıldık.Nefis bir kasaba.Bu arada havada açtı.Oturduk sahilde mancarlı pide yedik.Mancarın ne olduğunu çözemedim.Ispanağa benzer bir yeşillik.Ama tadı değişik.Ünlüymüş Akcakoca'nın mancarlı pidesi.


     

     @
     016

    ##


     

     @
     017

    ##


     

     @
     018

    Burada kalalımmı diye düşünürken Ertesi günü geri dönmek zorunda olduğumuz kafama dank etti.Eğer kalırsak bir günde neredeyse 1000 km. yol yapmam gerekecek.Gözüm yemedi.Hadi dedim Ereğli,Zonguldak üzerinden Ankara’ya gidelim.Geceyi Ankara’da geçirir.Dönüşte 500 km.lik yolumuz kalır.Rahatca,acele etmeden döneriz.Doğru kararmış.


     

     @
     019 -Ereğli

    Daha önce Doğu Karadeniz’i gezmiştim.Ama Batı Karadeniz’e yolum hiç düşmemişti.Karadeniz Ereğli’de Zonguldak’ta harika kentler.Keşke daha fazla zamanımız olsaydı.


     

     @
     020

    ##


     

     @
     021

    Ereğli’de mezgit yemeyi ihmal etmedik.


     

     @
     022

    ##


     

     @
     023

    ##


     

     @
     024

    ##


     

     @
     025

    Zonguldak


     

     @
     026

    ##


     

     @
     027

    Yol mükemmel!Çok keyifli…Bayıldık…


     

     @
     028

    Her yer yemyeşil…Virajlar…Tam motorcunun istediği şey.Mengen’e kadar.Ondan sonra sanki bıçakla kesilmiş gibi.İsviçre Alpleri’nden Büyük Sahra çölüne ışınlanmış gibi.Nasıl olurda bir dağ silsilesinin bir tarafı böylesine yeşil,diğer tarafı kupkuru olur.


     

     @
     029

    Bu arada akşamüzeri oldu.Güneş batmaya yakın.Gerede’ye yaklaştık.Donuyoruz.Sanki Aralık ayı.Durdum.İçime uzun kollu bir T-Shirt giydim.Üzerime rüzgarı kessin diye yağmurluğu.Yinede üşüyorum.Olmaz böyle şey.Biz 44 dereceden geliyoruz.Bir taraftan üşüyorum diğer taraftan hoşuma gidior.Unutmuşuz bu hissi Antalya’da.


     

     @
     030

    Akşam saat 22.00’da Ankara’ya vardık.Otele yerleştik ve bir şeyler atıştırmak için çıktık.Bir Meksika restoranında harika iki biftek gecenin 12’sinde iyi geldi.

    Sabah acele etmeden koyulduk yola.Bu arada motor yağım eksilmiş.Yanımda da yok.E koskoca Başkent’teyiz buluruz nasılsa.Eskişehir yolundaki tüm benzin istasyonlarını gezdik.Birinden çıkıp diğerine giriyoruz.


     

     @
     031

    Bu arada bir istasyona girerken iki tane motorcu fark ettim.Yaklaşınca Süper eva’cılar olduğunu gördüm.Yüz yabancı değil.Salda’da tanışmıştık.

    Yaklaşınca baktım ‘Nikon’.Durduk sohbet ettik ayak üstü (Motorüstü).

    Nereden geliyorsun nereye gidiyorsun.Kendisinin yaptığı Karadeniz gezisinden konuştuk.Harika bir şey söyledi bu arada farkında olmadan.Önceden ayarlasam böyle konuşturamazdım herhalde. 

    Eşime dönüp, ‘aman dedi bırakın Karadeniz’e yalnız gitsin.O yollarda artcı perişan olur.’

    Teşekkür ederim sevgili Nikon.Antalya’ya yolun düşerse sana bir yemek borcum olsun. 

    Vedalaşıp ayrıldık.Biz yolumuza devam ettik.


     

     @
     032

     Bu arada ertesi gün siteden öğrendiğime göre Ankara Eva’nın pikniği varmış.Meğer Nikon oraya gidiyormuş ama söylememiş.Herhalde bizi görünce ben bunlara yemek yetiştiremem diye davet etmedi.:)) Şaka bir tarafa zaten yolcu yolunda gerekti.

    Bizim motor yağını koskoca Ankara’da bulamadım.Öyle devam ettim artık yola.

    Dönüşte bildik yoldan gitmenin bir anlamı yok dedik.Polatlı’dan döndük Akşehir yoluna.İyikide dönmüşüz.Yol çok güzeldi.Trafik yok.Akşehir’den geçilirde Hoca Nasreddin’e uğranmazmı.Onunda sorduk hatırını.Dünyanın merkezinde durduk.Aksini ispatlayan varsa gelsin ispatlasın.Hoca oranın dünyanın orta yeri olduğunu söylemiş bir kere.


     

     @
     033

    E üstün ticari zekasıyla maya çaldığı Akşehir Gölü’ne de uğramadan olmazdı.


     

     @
     034

    Bu arada ben aslen Yalvaç’lıyım.Ama tam 16 senedir gitmedim Yalvac’a.Yolumuzun üzerinde girdik 20 km.içeriye.Ünlü çınarın altındaki kahvede içtik çaylarımızı.Hoşbeş ettik memleketlimle.Her zamanki gibi Anadolu misafirperverliği...


     

     @
     035

    ##


     

     @
     036

    Bu arada iki tane dünya şekeri bisikletli genç.Bir tanesi utana sıkıla uzaktan bakıyor.Aralarındaki konuşmayı duyuyorum.

    ‘-Ya kızarsa. – Kızmaz kızmaz.- Ama ayıp olur ya.- Ben söylerim sen söyleyemezsen.’

    Belli ki bize bir şey soracaklar utanıyorlar.Çağırdım yanıma.Koşa koşa geldiler.Kaskları takmak için izin isteyeceklermiş.Onun için utanıyorlarmış.Verdik kaskları.Bu arada ilginç bir şey keşfettiler.Bir tanesi korkuyla yanıma geldi.’Ya ben bunun içinde arkadaşımın konuştuklarını duyuyorum.


     

     @
     037

    Evet intercom açık kalmıştı kasklarda .Ufaklık ne olduğunu anlamamış.Korkmuş.Gaipten ses geliyor sanmış kaskın içinde.:)

    Eh artık yolun sonuna yaklaştık.Ama Isparta’dan geçipte Hacı Benli’de nefis tandır ve peynirli pide yemeden olmaz.

    Karnımızda doydu.Artık eve dönme zamanı.Akşam saat 22.00 evdeyiz.Gezinin tadı damağımızda.Yorgunluktan ölüyorum ama bana birisi dese,hadi kalk 1000 km daha yapacaksın vallaha kalkar giderim.

    Bu böyle bir hastalık işte...


     

     @
     038

    ##


     

     @
     039

    ##


    Gönderilen Aug 01 2007, 12:11 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile no comments

  •   3 Gunde Antalya-Kapidag Yarimadasi-Avsa Adası 1.442 km.

    Mon, Jun 04 2007 0:13
    2,889 Okundu  

     Türkiye  Yunanista  Italya


     

    Yine 3 günüm var:) Dedim ya kader kurbanıyım diye.

    Ama gideceğiz çare yok.Yol çağırıyor.

    1.Gün : 15.30 Antalya’dan hareket,Denizli üzerinden Balıkesir’e varış. 24.40 - 522 km.
    2.Gün : 10.45 Balıkesir’den hareket,Balya ve Gönen üzerinden Kapıdağ Yarım adası ve devamında Avşa Adası’na varış.21.15- 279 km.
    3.Gün : 07.00 Avşa Adası’ndan hareket,Bandırma,Denizli üzerinden Antalya’ya varış 20.45 641 km.

    Toplam : 1442 km.


     

     @
     002 - 2007-06-02

    Cuma günü ancak öğleden sonra işleri bitirebildim.Saat 15.30’da yola koyulduk.Yine nereye gideceğimize karar vermeden çıkmıştık yola.Aslında Dalyan’a gidelim diye düşünüyorduk.Yolda bir arkadaşımı aradım.Biz Erdek’e gidiyoruz sizde gelin orada buluşuruz dedi.Olur mu olur.Bastık gaza çevirdik yolu Erdek tarafına.:)


     

     @
     003 - 2007-06-02

    Zaten geç çıktık yola.Geceye kaldık tabii.Hiç bu kadar zorlandığımı hatırlamıyorum. Bir çok kez gece yolculuğu yaptım ama bu bir başkaydı.Siz siz olun Akhisar-Balıkesir arasını gece geçmeyin.İnanılmaz bir kamyon ve otobüs trafiği.Ufacık motosikleti kim umursar.Sanki yolda yokmuşuz gibi.İki kere yolun dışına attılar bizi.Zor kurtardım.Oldukca zorlu bir yolculuktan sonra vardık Balıkesir’e gece yarısını 40 dakika geçe.İlk bulduğumuz otele attık kapağı.Yorgunluktan bitmişim.


     

     @
     004 - 2007-06-02

    Sabah erken yola çıkma planlarımız doğaldır ki suya yatıyor.Ancak saat 11.45’te çıkıyoruz yola.Kısa olan Bandırma yolu yerine Balya,Gönen yolunu tercih ediyorum.haritada daha çekici görünüyor.Tahmin ettiğim gibi çok keyifli bir yol.Yemyeşil her taraf.Arada sırada araç geçiyor.


     

     @
     005 - 2007-06-02

    Edincik’e varıyoruz.Marmara Denizi bizi karşılıyor.


     

     @
     006 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     007 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     008 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     009 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     010 - 2007-06-02

    Yola Devam.Arkadaşlarımızla Kapıdağ Yarımadasının Ormanlı mevkiinde buluşucaz. Şans eseri Motosiklet festivali varmış.Erdek’e varıyoruz.Burayı gezmeyi dönüşe bırakıp devam ediyoruz.Kapıdağ Yarımadasının yarısını geçiyoruz.Yol tam sevdiğim gibi,toprak.


     

     @
     011 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     012 - 2007-06-02

    Bu güzel görüntülerle varıyoruz Ormanlı’ya.Festivalin yapıldığı kamp alanını buluyoruz.Güzel bir organizasyon.Ama biz hazırlıklı değiliz çadır kampına.Biliyorsunuz yola çıkarken hesapta bu yoktu.Biraz kalıyor oradaki faaliyetleri izliyoruz.Ama geç olmadan Erdek’e gitmek niyetimiz.


     

     @
     013 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     014 - 2007-06-02

    Keşke hazırlıklı gelseydik diye hayıflanarak dönüyoruz Erdek’e.Motosikleti park ettiğim yer feribot iskelesiymiş.Bakıyoruz feribotun bir tanesi kalkmak üzere.Görevliye soruyorum nereye gidiyor diye.Avşa Adası cevabını alıyorum.Hiç düşünmeden son anda atlıyoruz feribota.Sabah 07.00’da dönüş varmış.Bizim işimiz belli olmuyor işte.Nereye niyet neresi kısmet.:)


     

     @
     015 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     016 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     017 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     018 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     019 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     020 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     021 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     022 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     023 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     024 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     025 - 2007-06-02

    Güneşin batışını izliyoruz yolda.Nefis manzara.


     

     @
     026 - 2007-06-02

    Bizim Gonzales'in Yol Arkadaşı biraz Kokulu


     

     @
     027 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     028 - 2007-06-02

    Avşa Adası çok sevimli bir yer.Sevdik.Hele balığı,ahtapot salatası ve midye dolması harikaydı.Burada da bizim balığa var bir ortak.


     

     @
     029 - 2007-06-02

    Sabah 07.00’de feribot için sıradayız.Çok güzel bir sabah


     

     @
     030 - 2007-06-02

    Keyifli bir yolculuktan sonra karaya ayak basıyoruz yine.


     

     @
     031 - 2007-06-02

    Bu arada arkadaşlarımızla iki gündür denk getirip buluşamadık.Olacak iş değil. Bandırma’ya girişte bir kavşakta iki tane motor görüyorum uzaktan.Aklımdan geçmiyor değil ama ihtimalde vermiyorum.Böyle şans olurmu.Bizimkiler.Sözleşsek buluşamayız.Hiç konuşmadık dün akşamdan sonra.Artık Antalya’da görüşürüz diyorduk.


     

     @
     032 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     033 - 2007-06-02

    Yolun devamını artık 3 Motor devam ediyoruz.Bu da başka türlü bir keyif.


     

     @
     034 - 2007-06-02

    Yolda motorcu ne yapar.Her fırsatta yemek yer.Bizde öyle yaptık.Akşam saat 21.00’de evimizdeydik.Yine harika anılarla,yine damağımızda o unutulmaz tadla,yine bir yolculuğu daha sağ salim bitirip eve dönmenin verdiği tarifsiz keyifle ve yine daha on dakika olmadan bir sonraki gezinin planlarıyla.


     

     @
     035 - 2007-06-02

    ##


     

     @
     036 - 2007-06-02

    ##


    Gönderilen Jun 04 2007, 12:13 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   Antalya,Urgup,Erciyes,Sultanhanı,Antalya 1.330 km

    Mon, Aug 21 2006 0:15
    2,412 Okundu  

     Akdeniz  IcAnadolu


     

    Yine üç günümüz var.Zaman kısa olduğu için geçte olsa yola çıkıyoruz. Gece Konya’da yatmayı planlıyoruz.Biliyorum aslında hiç iyi bir şey değil.Gece sürüş yapmak maalesef Türkiye’de hiç akıl işi değil. Nitekim motor üzerinde geçirdiğim en zor gündü.O akşamı herhalde hiç unutmayacağım.Yol yabancı değil aslında.Çok sık gidiyoruz Kayseri’ye.Bu nedenle cesaret buluyorum gece yola çıkmak için.

    Güzergah :

    1.Gün : 16.00 Antalya’dan hareket,Alanya,Akseki üzerinden Konya’ya varış.21.00 (315 km.)
    2.Gün : 10.30 Konya’dan hareket,Nevşehir,Ürgüp üzerinden Kayseri’ye varış 16.30 (325 km.)
    3.Gün : Erciyes ve Talas,Gesi Bağları gezi. (54 km.)

    4.Gün : 09.00 Kayseri’den hareket ve Antalya’ya varış. (635 km.)

    Toplam : 1330 km.


     

     @
     002 - 2006-08-19 13:04

    Manavgat’ı geçtim Akseki’ye doğru tırmanıyorum.Burası çok keyifli bir yoldur.Harika Virajlar.

    Ama hava kararıyor.Havanın kararması ile birlikte sağanak yağmur indiriyor.Olmaz böyle şey.Önümü göremiyorum.Hava iyice kararıyor.Yağmur’un dineceği yok.Duracak yerde yok.Sonunda bir benzin istasyonuna atıyorum kendimi.Yağmur biraz diner gibi oluyor.Çıkıyoruz yola tekrar.O da ne 5 km sonra yol yapımı.Türkiye usulü yol yapımı tabii.Çakıl.

    Yağmur tekrar indiriyor.Tamda Alacabel’deyiz.irtifa 1800 metreler.Bir taraftan yolla boğuşuyorum diğer taraftan yağmurla.İki metre önümü görmem mümkün değil.Durmam mümkün değil.kamyonlar geçiyor,geçerken çakıl taşları mermi gibi üzerimize yağıyor.Geri dönmeyi akıl edemiyorum nedense.Varıcaz ya Konya’ya.Yalnız olsam bir şey değil.Arkada eşim.Kendi kendime ağzıma geleni söylüyorum.’Otur oturduğun yerde,normal insanlar şimdi evlerinde sıcak çaylarını içiyorlar,senin ne işin var iki tekerli şeytan icadının üzerinde,Konya’ya gidicem diye çıktın yola birazdan göreceksin Hanya’yı,Konya’yı ‘ şeklinde başında ve sonunda burada zikredilmesi mümkün olmayan malum ibarelerle söylenip duruyorum.Bu arada yanlış anlaşılmasın kış falan değil…
    Aylardan Ağustos.Ağustos’ta denize girsem balta kesmez buz olur lafı cuk diye oturuyor bu mizansene.


     

     @
     003 - 2006-08-19 13:05

    Konya’ya kadar yağmur dinmiyor.Geçtiğim en zor yoldu.Konya’ya girip otelin önüne park ediyorum.Sanki bıçakla kesilmiş gibi yağmur duruyor.Banaymış garezi.Buraya sağ salim geldik ya.Bu bana ders oluyor.Artık gece yağmura yakalanırsam kesinlikle yola devam etme gafletinde bulunmayacağım.

    Sabah yola koyuluyoruz.Hava mükemmel.Akşamki sağanaktan eser yok.Sanki hiç yağmamış gibi.Konya-Aksaray arasındaki yol cetvelle çizilmiş gibi.Gidonu bağlasan kendi kendi gider motorsiklet.Kısa da değil.Git git bitmiyor.


     

     @
     004 - 2006-08-19 13:14

    ##


     

     @
     005 - 2006-08-19 13:19

    Nevşehir’e gelince hadi Ürgüp üzerinden gidelim diyoruz.


     

     @
     006 - 2006-08-19 13:25

    En az 40 kere gelmişimdir Ürgüp’e ama her seferinde hayran oluyorum.Başka bir güzellik.


     

     @
     007 - 2006-08-19 13:33

    ##


     

     @
     008 - 2006-08-19 13:34

    ##


     

     @
     009 - 2006-08-19 13:37

    ##


     

     @
     010 - 2006-08-19 13:43

    ##


     

     @
     011 - 2006-08-20 13:54

    Kayseri’ye akşam 16.30’da varıyoruz.Sabah teyzemin kızı Bahar ve eşi Hakan’la Erciyes’e doğru koyuluyoruz yine yola.Onlarda motorcu.Hem de maaile.


     

     @
     012 - 2006-08-20 13:54

    ##


     

     @
     013 - 2006-08-20 14:22

    Erciyes her zamanki görkemi ile karşılıyor bizi.


     

     @
     014 - 2006-08-20 14:24

    ##


     

     @
     015 - 2006-08-20 14:27

    ##


     

     @
     016 - 2006-08-20 14:30

    Bizim canavarlar yarenlik ediyor erciyes'in zirvesi arkalarında,baş başa


     

     @
     017 - 2006-08-20 14:59

    ##


     

     @
     018 - 2006-08-20 14:59

    ##


     

     @
     019 - 2006-08-20 15:06

    ##


     

     @
     020 - 2006-08-20 15:08

    ##


     

     @
     021 - 2006-08-20 15:11

    Bu hoş tesadüfün ardından birlikte geziyoruz Sultanhanı’nı.Adı üzerinde ‘HAN’.Tam 800 senedir yolculara konaklık etmiş.Şimdilerde turistik amaçlıda olsa hala görevine devam ediyor.Yolcuları ağırlıyor,çeşitli milletlerden insanları bir araya getiriyor.Hem de bu sefer hepsi motorcu.Gezmeyi bu nedenle seviyorum.Gördüğün değişik yerlerin yanında tanıdığın insanlar,kültürler…Özellikle ülkemde gezmeyi…Her köşesi ayrı güzel.Hemen her yolculuğumuzda yabancı bir motorcu ile karşılaşıyoruz veya geçişiyoruz yollarda.Ülkemiz çok popüler bir rota yabancı motorsikletçiler için.

    Türkiye’nin dört bir yanına birbirimize iyi yolculuklar dilekleriyle dağılıyoruz.


     

     @
     022 - 2006-08-20 15:14

    Erciyes'ten inerken Kayseri'nin görüntüsü


     

     @
     023 - 2006-08-20 15:16

    ##


     

     @
     024 - 2006-08-20 15:39

    ##


     

     @
     025 - 2006-08-20 15:40

    ##


     

     @
     026 - 2006-08-20 15:40

    ##


     

     @
     027 - 2006-08-20 15:59

    Dönüşte Talas’a geçiyoruz.Eskiden sayfiye olan yer şimdi Kayseri’yle birleşti.Buranın evleri,mimarisi,sokakları bir başka güzel.


     

     @
     028 - 2006-08-21 11:40

    Burada çok ilginç bir şey oluyor.Biz motorsikletimizi park ettiğimiz anda sanki sözleşmiş gibi bir Alman çift geliyor 1150 GS motorsikletle.Daha onlar inmeden motorlarından birde Çek Cumhuriyeti’nden bir çift Africa Twin motorsikletiyle geliyor.Ama herkes ayrı bir yerden gelip ayrı yerlere gidiyor.Onlarında birbirlerinden haberleri yok.Şans eseri burada denk geliyoruz.Sözleşsen buluşamazsın.Bu arada uzaktan bir Alman daha geliyor yürüyerek.Arkasına bakıyorum.Bir F 650 GS daha.Fotoğrafta geri planda görünüyor uzaktan.


     

     @
     029 - 2006-08-21 11:40

    ##


     

     @
     030 - 2006-08-21 11:43

    ##


     

     @
     031 - 2006-08-21 11:44

    Ertesi gün Antalya’ya dönüş.Bizim tatil bu kadar işte. 

    Aksaray-Konya arasında 42.km’de Sultanhanı Kervansaray’ına giriyoruz.Eşim görmemişti burayı.1229 yılında Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmış bu han.Hanın tam ortasındaki Mescid Selçuklu süsleme sanatının en güzel örneklerinden bir tanesi.


     

     @
     032 - 2006-08-21 11:46

    ##


     

     @
     033 - 2006-08-21 11:47

    ##


     

     @
     034 - 2006-08-21 11:50

    ##


     

     @
     035 - 2006-08-21 11:55

    Mescid


     

     @
     036 - 2006-08-21 11:56

    Yol boyunca bu hoş tesadüfü konuşuyoruz.Akşam yine tarif edilmez bir keyifle dönüyoruz evimize.Aklımız yolda,bir sonraki seferde.


    Gönderilen Aug 21 2006, 12:15 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile no comments
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x