Gunalp KOCAKANAT

Explorer


3 gunde Antalya-Abant-Akcakoca-Ereğli-Zonguldak 1.653 km.

Wed, Aug 01 2007 0:11
2,456 Okundu  

 akdeniz  orta  karadeniz


 

Genelde tüm gezi amaçlı seyahatlerimde herhangi bir plan yapmadan yola çıkarım.Bu Motosiklete binmeden öncede böyleydi.Sadece istikamet belirlerim.Hatta bazen belirlediğim istikamet bile yolda değişir.:)

Sanırım herhangi bir şeye bağlı olmak,veya bir yere yetişmeye çalışmak beni rahatsız ediyor.Yaşantımız her gün zaten planlı programlı.Hep bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz.Hiç olmazsa kendime ayırdığım zamanda böyle bir kaygım olsun istemiyorum.

3-4 hafta kadar önce Dalyan’a gidelim diye yola çıkıp kendimizi Avşa adasında bulduk.:)

Bu hafta sonu da Abant’a diye yola çıkıp kendimizi Akçakoca’da bulduk.Bu arada yola çıkış yerimizin Antalya olduğunu sanırım belirtmek lazım.İstanbul’da ikamet eden arkadaşlarımız için bu söylediğimiz yerler bizim Antalya’dan Kemer’e veya Kaş’a gitmemizle eş değer.Ama Antalya’dan çıkıp buralara gitmek İstanbul’dan çıkıp Antalya'ya gelmekle aynı şey.

Neyse gelelim bizim geziye...

1.Gün : 11.00 Antalya’dan hareket,Afyon,Sivrihisar,Mihalıçcık üzerinden Abant’a varış 20.50
627 km.
2.Gün : 12.00 Abant’tan hareket,Akçakoca,Ereğli,Zonguldak,Ankara’ya varış 22.40
471 km.
3.Gün : 11.30 Ankara’dan Hareket,PolatlıiAkşehir,Isparta üzerinden Antalya’ya varış 21.40
552 km.

Toplam : 1653 km.


 

 @
 001

Antalya-Afyon arasında çok söylenecek,konuşulacak bir şey yok.Bu yolun en keyifli kısmı Torosları geçerken izlenen yol.Köroğlu Beli.Bunun dışında pek bir şey yok.


 

 @
 002

Asıl hikaye Sivrihisar Mihalıçcık arasında başlıyor.Haritada yol var.Gayet güzel.Ama gel gelelim fiiliyatta yer yer böyle bir yol mevcut değil.

Yolumuzun üzerinde Yunus Emre var.Ziyaret etmeden olmaz.


 

 @
 003

Gelin tanış olalım
İşin kolayını tutalım
’Sevelim Sevilelim’
Dünya kimseye kalmaz.

Fazla söze gerek yok.Hayatın özünü dört dizede anlatmış.


 

 @
 004

Her ne hikmet,hangi akla hizmet bilinmez bu yola çakıl serpiştirme işi.Yolun büyük kısmı bu şekilde.Her virajda ödü kopuyor insanın.Ha şimdi kaydım,ha şimdi kayacağım diye.


 

 @
 005

##


 

 @
 006

Sonrasında ise yol birden altımızdan yok oldu.Bir önceki hali meğer ücretli otoyol gibiymiş bunun yanında.

Yer yer bizim Patara plajı gibi.Abartmıyorum.Resmen ince kum.Lastikler en az 5 cm. derinden gidiyor.Allahtan iki kişiyiz.Arkamızda yüklü.Yoksa motosikleti düz tutmaya olanak yok.İki kere ciddi devrilme tehlikesi atlattık.Düşme demiyorum özellikle.Devriliyorduk.Git git bitmiyor birader.30-40 km.Saatteki hızımız.20-25.Bir saatten fazla sürdü bu arayı geçmek.


 

 @
 007

Yeniden asfalta çıktık ama döktüğüm teri bana sorun.


 

 @
 008

##


 

 @
 009

Tam ohh rahatladık derken yağmur başlamazmı.Sağnak hemde.Ya Temmuz.Şansa bizdeki.Bahtsız deve misali.Yağmurlukları giydik.Ama biraz önceki yoldan sonra sağnak yağmur bile vız geliyor insana.


 

 @
 010



35-40 dakika sonra yağmur kesildi.Yağmurlukları çıkardık.Keşke devam etseymişte,yağmurlukları çıkarmasaymışız.Daha 2-3 km.gitmedik,karşıdan gelen bir kamyonun tekerleğinden fırlayan taş mermi gibi koluma çarpmazmı.Üzerimde mont var ama resmen taşın kasları ve eti ezip kemiğe dayandığını hissettim.Resmen tüfek mermisi gibi.Kamyon en az 90’la gidiyordu.Benim hızım 100.Taşın lastikten fırlama hızı artı benim hızım,toplam en az 250 km/h.Bir an paniğe kapılsan,acıyla ters bir hareket yapsan sinek gibi yapışırsın yere.

Kasksız,montsuz binenler.Kıssadan hisse.Bu taşın kafaya geldiğini düşünün bir an!!!

Çektim sağa hemen.Montu çıkardım.4-5 cm. çapında kan oturmuş koluma.Sonrası morluk tabii.Neyse ucuz atlattık.

Hafif çiseleyen yağmur altında vardık Abant’a.Attık kendimizi otele.


 

 @
 011

Akşamda göl kıyısında nefis bir yemek.Bir taraftan yağmur devam ediyor.Elektriklerde kesildi mi!!!
Mükemmel bir manzara.Hemen altımızda gölün üzerinde ördekler,nilüferler…
Onca yorgunluğa değdi.


 

 @
 012

##


 

 @
 013

Niyetimiz Abant’ta Cumartesiyi de geçirmekti aslında yola çıkarken.Ama sabah kalktık yağmur devam ediyor.Yapacak bir şey yok.Düşündük burada pinekleyeceğimize çıkalım dedik yola.Bizi nereye götürürse.


 

 @
 014

##


 

 @
 015
Abant sapağından ana yola çıkmaya yakın eşimle nereye gidelim diye konuşuyoruz.Nereden geldiyse aklıma,buraya kadar geldik Akdenizden,birde Karadeniz yapalım dedim.Durdum baktım haritaya.Akçakoca çok cazip görünüyor.Vurduk tekrar yola bizim canavarı.1 saat sonra şirin Karadeniz kasabasındayız.Bayıldık.Nefis bir kasaba.Bu arada havada açtı.Oturduk sahilde mancarlı pide yedik.Mancarın ne olduğunu çözemedim.Ispanağa benzer bir yeşillik.Ama tadı değişik.Ünlüymüş Akcakoca'nın mancarlı pidesi.


 

 @
 016

##


 

 @
 017

##


 

 @
 018

Burada kalalımmı diye düşünürken Ertesi günü geri dönmek zorunda olduğumuz kafama dank etti.Eğer kalırsak bir günde neredeyse 1000 km. yol yapmam gerekecek.Gözüm yemedi.Hadi dedim Ereğli,Zonguldak üzerinden Ankara’ya gidelim.Geceyi Ankara’da geçirir.Dönüşte 500 km.lik yolumuz kalır.Rahatca,acele etmeden döneriz.Doğru kararmış.


 

 @
 019 -Ereğli

Daha önce Doğu Karadeniz’i gezmiştim.Ama Batı Karadeniz’e yolum hiç düşmemişti.Karadeniz Ereğli’de Zonguldak’ta harika kentler.Keşke daha fazla zamanımız olsaydı.


 

 @
 020

##


 

 @
 021

Ereğli’de mezgit yemeyi ihmal etmedik.


 

 @
 022

##


 

 @
 023

##


 

 @
 024

##


 

 @
 025

Zonguldak


 

 @
 026

##


 

 @
 027

Yol mükemmel!Çok keyifli…Bayıldık…


 

 @
 028

Her yer yemyeşil…Virajlar…Tam motorcunun istediği şey.Mengen’e kadar.Ondan sonra sanki bıçakla kesilmiş gibi.İsviçre Alpleri’nden Büyük Sahra çölüne ışınlanmış gibi.Nasıl olurda bir dağ silsilesinin bir tarafı böylesine yeşil,diğer tarafı kupkuru olur.


 

 @
 029

Bu arada akşamüzeri oldu.Güneş batmaya yakın.Gerede’ye yaklaştık.Donuyoruz.Sanki Aralık ayı.Durdum.İçime uzun kollu bir T-Shirt giydim.Üzerime rüzgarı kessin diye yağmurluğu.Yinede üşüyorum.Olmaz böyle şey.Biz 44 dereceden geliyoruz.Bir taraftan üşüyorum diğer taraftan hoşuma gidior.Unutmuşuz bu hissi Antalya’da.


 

 @
 030

Akşam saat 22.00’da Ankara’ya vardık.Otele yerleştik ve bir şeyler atıştırmak için çıktık.Bir Meksika restoranında harika iki biftek gecenin 12’sinde iyi geldi.

Sabah acele etmeden koyulduk yola.Bu arada motor yağım eksilmiş.Yanımda da yok.E koskoca Başkent’teyiz buluruz nasılsa.Eskişehir yolundaki tüm benzin istasyonlarını gezdik.Birinden çıkıp diğerine giriyoruz.


 

 @
 031

Bu arada bir istasyona girerken iki tane motorcu fark ettim.Yaklaşınca Süper eva’cılar olduğunu gördüm.Yüz yabancı değil.Salda’da tanışmıştık.

Yaklaşınca baktım ‘Nikon’.Durduk sohbet ettik ayak üstü (Motorüstü).

Nereden geliyorsun nereye gidiyorsun.Kendisinin yaptığı Karadeniz gezisinden konuştuk.Harika bir şey söyledi bu arada farkında olmadan.Önceden ayarlasam böyle konuşturamazdım herhalde. 

Eşime dönüp, ‘aman dedi bırakın Karadeniz’e yalnız gitsin.O yollarda artcı perişan olur.’

Teşekkür ederim sevgili Nikon.Antalya’ya yolun düşerse sana bir yemek borcum olsun. 

Vedalaşıp ayrıldık.Biz yolumuza devam ettik.


 

 @
 032

 Bu arada ertesi gün siteden öğrendiğime göre Ankara Eva’nın pikniği varmış.Meğer Nikon oraya gidiyormuş ama söylememiş.Herhalde bizi görünce ben bunlara yemek yetiştiremem diye davet etmedi.:)) Şaka bir tarafa zaten yolcu yolunda gerekti.

Bizim motor yağını koskoca Ankara’da bulamadım.Öyle devam ettim artık yola.

Dönüşte bildik yoldan gitmenin bir anlamı yok dedik.Polatlı’dan döndük Akşehir yoluna.İyikide dönmüşüz.Yol çok güzeldi.Trafik yok.Akşehir’den geçilirde Hoca Nasreddin’e uğranmazmı.Onunda sorduk hatırını.Dünyanın merkezinde durduk.Aksini ispatlayan varsa gelsin ispatlasın.Hoca oranın dünyanın orta yeri olduğunu söylemiş bir kere.


 

 @
 033

E üstün ticari zekasıyla maya çaldığı Akşehir Gölü’ne de uğramadan olmazdı.


 

 @
 034

Bu arada ben aslen Yalvaç’lıyım.Ama tam 16 senedir gitmedim Yalvac’a.Yolumuzun üzerinde girdik 20 km.içeriye.Ünlü çınarın altındaki kahvede içtik çaylarımızı.Hoşbeş ettik memleketlimle.Her zamanki gibi Anadolu misafirperverliği...


 

 @
 035

##


 

 @
 036

Bu arada iki tane dünya şekeri bisikletli genç.Bir tanesi utana sıkıla uzaktan bakıyor.Aralarındaki konuşmayı duyuyorum.

‘-Ya kızarsa. – Kızmaz kızmaz.- Ama ayıp olur ya.- Ben söylerim sen söyleyemezsen.’

Belli ki bize bir şey soracaklar utanıyorlar.Çağırdım yanıma.Koşa koşa geldiler.Kaskları takmak için izin isteyeceklermiş.Onun için utanıyorlarmış.Verdik kaskları.Bu arada ilginç bir şey keşfettiler.Bir tanesi korkuyla yanıma geldi.’Ya ben bunun içinde arkadaşımın konuştuklarını duyuyorum.


 

 @
 037

Evet intercom açık kalmıştı kasklarda .Ufaklık ne olduğunu anlamamış.Korkmuş.Gaipten ses geliyor sanmış kaskın içinde.:)

Eh artık yolun sonuna yaklaştık.Ama Isparta’dan geçipte Hacı Benli’de nefis tandır ve peynirli pide yemeden olmaz.

Karnımızda doydu.Artık eve dönme zamanı.Akşam saat 22.00 evdeyiz.Gezinin tadı damağımızda.Yorgunluktan ölüyorum ama bana birisi dese,hadi kalk 1000 km daha yapacaksın vallaha kalkar giderim.

Bu böyle bir hastalık işte...


 

 @
 038

##


 

 @
 039

##








Yayınlanış Tarihi Aug 01 2007, 12:11 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT

Yorumlar

Henuz Yorum Yok

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Gunalp KOCAKANAT

1966'da dogdum.Lise ve üniversite'yi saymazsak yaklaşık 40 yıldır Antalya’da yasiyorum.Birdenbire motosiklet sevdasına nereden tutuldum bilmiyorum.Ama iyi ki tutulmusum.Bu sayede 40 yil yaşadığım sehri tanımadıgımı anladım.Ilk motosikletim BMW F 650 GS idi.Baslangiç için ideal,oldukça makul bir motorsiklet.Bir süre sonra onunla vedalastik ve BMW R 1200 GS’le yollari kat etmeye basladik.Simdilerde R 1200 GS Adventure kullanıyorum.Daha yapılacak çok yol var.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x