Oturum Aç | Üye Ol | Yardım

in

Gunalp KOCAKANAT

Explorer

November 2007 - Mesaj


  •   Antalya-Şile,Ağva,Polonezkoy-Antalya 1.872 km

    Mon, Nov 05 2007 0:14
    1,354 Okundu  

     Slovakya  Hirvatistan  


     

     @
     001 -

    Bu sefer planlı çıkıyoruz.İstisnai olarak yola çıkarken gideceğimiz yer belli.:)
    Ben yine yolumu değiştirirdim ama buluşacağımız arkadaşlarımız var.İstikamet Şile.Belirtmekte fayda var sanırım Antalya’dan Şile..Oradan sonrası daha belli değil ama Ağva’yı planlıyoruz.Buralara ilk defa gidiyorum.Bu nedenle yola biraz daha farklı bir heyecanla çıktım.

    Güzergah :

    1.Gün : 14.00 Antalya’dan hareket,Afyon,Kütahya,üzerinden Yalova’ya varış.Geceyarısı
    01.30 (641 km.)
    2.Gün : 09.00 Yalova’dan hareket,Feribotla Pendik,İstanbul,İstanbul’da ufak bir gezi ve
    alışveriş Şile’ye varış 19.00 (156 km.)
    3.Gün : Ağva ve Kerpen’e gezi ardından Şile’ye dönüş 172 km

    4.Gün : Şile’den Polonezköy’e gidiş. 65 km.

    5.Gün : İstanbul 60 km.

    7-8 Gün : Antalya’ya dönüş (778 km.)

    Toplam : 1872 km.


     

     @
     002 - 2007-10-27 09:27

    Yine yola çıkmakta geciktik.Ama bu sefer işten değil.Tamamen tembellikten.Aslında hiç iyi değil.Yolun yarısını gece yapmak zorunda kalıyoruz. Yalova’ya ancak geceyarısı 1.30’da varıyoruz.O saatten sonra feribota binip İstanbul’a geçmeyi gözüm yemiyor.Kasım Ayı kış gelmiş.Üşüdükte bu arada.Özellikle eşim dondu.Bu şartlarda devam etmenin anlamı yok.Bulduğumuz bir otele atıyoruz kapağı.Sabah hızlı feribotla geçeceğiz karşıya.  Sabah deniz havası bize’de bizim motorsiklete de iyi geliyor. Sabah saat 09’00 yola çıkıyoruz.9.30’da feribotla yoldayız.


     

     @
     003 - 2007-10-27 10:30

    İstanbul’da biraz oyalanacağız.Arkadaşlarımızla buluşacağız.Motorsiklete de birkaç şey almak istiyorum.Antalya’da her şeyi bulmak pek olası değil.Neyse akşama Şile’ye varıyoruz.

    E tabii motorcunun ilk aklına gelen şey nedir? Yemek tabii.:)


     

     @
     004 - 2007-10-27 18:21



     

     @
     005 - 2007-10-27 22:15

    Şile Limanında tekne restoranların birisinde harika balıkları indiriyoruz yine mideye.Bu mevsimde her yer güzel oluyor.Sakin sessiz.Şile ayrı güzel.


     

     @
     006 - 2007-10-28 11:55

    ##


     

     @
     007 - 2007-10-28 11:59

    Hep görmek istemiştim.Bir denizci için fenerin anlamını iyi bilirim.Gecenin karanlığında sonsuz denizin o sonu gelmeyecekmiş gibi görünen boşluğunda seyir eden bir denizci kerteriz alacağı feneri ilk gördüğünde Americo Vespuci Amerika'yı ilk keşfettiğinde ne hissettiyse aynı şeyleri hisseder.


     

     @
     008 - 2007-10-28 12:00

    Şile feneri dünyanın ikinci büyük feneri.Tüm dünyada halen faal durumda olan en büyük fener.


     

     @
     009 - 2007-10-28 12:50

    Ağva bir başka güzel.Irmak etrafındaki Restoranlar ve butik otelleri ile harika.


     

     @
     010 - 2007-10-28 13:10

    ##


     

     @
     011 - 2007-10-28 17:32

    Burada da güneşin batışı mükemmel.


     

     @
     012 - 2007-10-28 18:14

    Kerpen ise bir diğer güzellik.Çok ilginç kaya oluşumları var.Denizin yüzyıllarca dövmesi sonucu oluşmuş.


     

     @
     013 - 2007-10-28 18:36

    Kerpen'de deniz kısyısındaki restoranlar.Tabii yine balıkları götürdük


     

     @
     014 - 2007-10-29 14:37

    ##


     

     @
     015 - 2007-10-29 17:11

    Polonezköy.İnsan kendisini bir an cidden Polonya'da hissediyor.Doğa harika.


     

     @
     016 - 2007-11-01 15:04

    İstanbul'da geçirdiğim iki günde de boş durmadım.Benim Gonzales'e ihanet ettim.  Yeni bir motorsiklet aldım.Onu oralarda boynu bükük bıraktım.Onca yol kahrımızı çekti.Daha en az yüz -yüzellibin kilometre daha bize yeni keşifler yapma,yeni yerler görme imkanı tanırdı.Ama ben onu yeni bir 1200 GS Adventure için aldattım.Evet dönüş yolunda yeni motorsikletimizleyiz.Bu da daha nice yollarda inşallah kazasız belasız bizi taşıyacak ama aklım benim Gonzales'te.Onu daha ilk günden özledim.


     

     @
     017 - 2007-11-01 16:11

    Bu arada dönüş yolunda motorsikletle ilk defa radara yakalandım.131 km/h ile avlamışlar bizi.Her zaman dikkat ederim ama bu sefer boş bulundum.Bu fotoğraf bana 220.-YTL'ye mal oldu


     

     @
     018 - 2007-11-01 18:07

    ##


    Gönderilen Nov 05 2007, 12:14 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   3,5 Gunde Antalya-Silifke-Tarsus-Antakya 1.588 km.

    Sun, Nov 04 2007 0:12
    3,046 Okundu  

     Türkiye


     

    Biliyorum adım çıkacak.Her seyahatim 3 gün.Ama ne yapayım ben kader kurbanıyım.İşimden 3 günden fazla uzaklaşamıyorum.Gerçi o üç günde de uzaklaştığım söylenemez ya.Cep telefonunu icat eden değerli bilim insanına her gün hayır duası ediyorum.!!!

    Evet yine üç günüm vardı.Gitmek istediğim yol ise kallavi.Ama bizim Gonzales’e güveniyorum.Bizi bırakmaz yolda.

    1.Gün : 22.00 Antalya’dan hareket,Alanya’ya varış. 24.00 - 132 km.
    2.Gün : 12.00 Alanya’dan hareket,Anamur,Silifke,Narlıkuyu’ya varış.18.50- 312 km.
    3.Gün : 09.30 Narlıkuyu’dan Hareket,Tarsus,Adana üzerinden Antakya’ya varış 17.00
    376 km.
    4.Gün : Antakya’dan Hareket,Antakya’da gezi ve Antalya’ya varış.768 km.

    Toplam : 1653 km.


     

     @
     003 2007-09-07

    Perşembe akşamı işten eve ancak 21.00’de gelebildim.Eve girer girmez eşim bir fikir attı ortaya.Hadi yola çıkalım.Alanya’da geceleriz.Fikir gayet makuldü.

    Apar topar hazırlandık çıktık.Alanya’da gece 01.00’da otel bulmak biraz zor oldu.Maşallah her yer dolu.Antalya’dan Alanya’ya 3 saattemi gittin birader diyenler için yazıyorum,bizde insanız acıktık. Big Smile

    Sabah kalktığımda aceleden güneş gözlüğümü almadığımızı fark ettik.Bende güneş alerjisi var.Mecburum gözlük alıcam.Alanya’da bir gözlükçüye girdik.Sıkı pazarlıktan sonra iyi bir indirimle aldım gözlüğü.Gözlüğü acaip ucuza kapattım diye şişine şişine çıktım dükkandan.Motosikletin başına geldiğimizde yan çantanın kilidine iliştirilmiş bir kağıt ? Evet park cezası.Cezaya mı yanarsın,yarım saat pazarlık edecem diye döktüğün dilemi?Bizim gözlük geldi yine aynı paraya.Kesin gözlükçü organize etti bu işi çaktırmadan. Big Smile 

    Neyse çıktık yola.Alanya-Mersin yolu virajları ile ünlüdür.Motosikletçi için biçilmiş kaftan.Bir taraf dağlar,diğer taraf deniz.İnanılmaz manzaralar.Ardı arkası kesilmeyen virajlar.Kısacası tam keyif.Virajlar öylesine keskin ki,yer yer 200 derece dönüyorsun.Çok dikkat isteyen bir yol.Aynı zamanda çok dar.Kamyon ve otobüsler karşı şeride geçmeden virajı dönemiyorlar.Bu nedenle hemen her viraj girişinde yavaşlamak zorunda kalıyorsun.Bir iki kere durup yol verdim.


     

     @
     004 2007-09-07

    ##


     

     @
     005 2007-09-07

    ##


     

     @
     006 2007-09-07

    ##


     

     @
     007 2007-09-07

    ##


     

     @
     008 2007-09-07

    Yine bitmek tükenmek virajlar ve Silifke.Silifke’de yoğurt yiyemedik ama Silifke Kalesi’ne çıktık. Manzara harika.


     

     @
     009 2007-09-07

    Tekrar koyulduk yola.Akşamı biraz önce karşılaştığımız Adana’lı arkadaşımızın önerdiği Narlıkuyu’da geçirmek niyetindeyiz.Aklımızda akşama balık yemek var.

    Narlıkuyu’ya girer girmez bayıldık.Bizim planımız yola çıkarken geceyi Mersin’de geçirmekti.İyi ki rastlamışız Adana’lı arakadaşa. Balıkmı,mükemmel.Ayaklarımız suda yedik balıkları.Tüm o yorgunluğa deydi.Hesabı istedim.Görünce şaşırdım,yanlışlık var kesin dedim.Aynı yemeği Antalya’da yesek en az dört katı hesap öderdik.Biz her gün kazıklanıyormuyuz ne?


     

     @
     010 2007-09-07

    Bizim balığa ortak oldu bu ufaklık... Big Smile


     

     @
     011 2007-09-07

    ##


     

     @
     012 2007-09-07

    ##


     

     @
     013 2007-09-08 -Cehennem Çukuru

    Sabah ayrıldık Narlıkuyu’dan.Tekrar gelmek ve en az 3 gün kalmak kararı ile.Narlıkuyu’nun hemen arkası ünlü Cennet-Cehennem Çukurları.İlginç doğal oluşumlar. Yeraltı nehrinin oluşturduğu çökme neticesinde meydana gelmişler.


     

     @
     014 2007-09-08

    ##


     

     @
     015 2007-09-08

    ##


     

     @
     016 2007-09-08

    ##


     

     @
     017 2007-09-08

    Sonraki durağımız Tarsus.Uzun zamandır görmeyi istediğim bir yer.Eski Tarsus evleri, sokaklar harika.


     

     @
     018 2007-09-08

    ##


     

     @
     019 2007-09-08

    Bir yazıda lahmacunu ünlü diye okumuştum.Kahve içmek için uğradığımız cafe’de bir broşürde de gördüm aynı şeyi.Sorduk soruşturduk yapan yok ve hatta bilende yok. [crazy]


     

     @
     020 2007-09-08

    ##


     

     @
     021 2007-09-08

    Hadi dedik Adana’da yemek işini hallederiz.E meşhur Adana Kebabı yemeden olmaz.Cidden farklı. Eh karnımızda doydu.Yol zamanı.Önümüzdeki yol otoban.Hiç sevmiyorum.Uykum geliyor.Bana kalsa eski yolu kullanırım.Ama zaman kısa mecburen otobana çıkıyoruz


     

     @
     022 2007-09-08

    ##


     

     @
     023 2007-09-08

    ##


     

     @
     024 2007-09-08

    ##


     

     @
     025 2007-09-08

    Ve işte Antakya’dayız.Daha şehre girer girmez,şehrin merkezinde Motosikletli bir polis bizi durduryor.Amacı sohbet etmek.Çok keyifli,güler yüzlü.Motor üstü 10 dakika sohbet ediyoruz.Nereden geldik,nereye gidiyoruz.E iki motorcunun sohbeti yine ağırlıkla motosikletler.Bize nereleri görebileceğimiz konusunda harika enformasyonlar veriyor.Hiç otele yerleşmeden muhakkak Harbiye’ye gidin ondan sonra otele yerleşin diyor.Bizde bu tavsiyeye uyuyoruz.İyi ki dinlemişiz.Bir vadi.Her taraftan sular akıyor.Sevimli Restoranlar.Yolun yorgunluğunu atıyoruz.


     

     @
     026 2007-09-08 - Savon Otel

    İnsanlar çok misafirperver.Bir taksici Motosikletimizi park ettiğimiz yere geliyor koşa koşa.Abi içiniz rahat olsun ben buradayım kollarım makineyi diyor.Bir kaç ay evvel Suriye’ye gitmek için Motosikletcilerin geldiğini anlatıyor ayaküstü.Gerçekten de geri döndüğümüzde hala orada ve motosikletin başında bekliyor.Hayır hiçbir beklentisi yok.Sadece dost canlılığından.

    Adana’lı arkadaşımızın önerdiği oteli buluyoruz.Yine çok güzel mekan.Bu işi biliyor bizim Adana’lı.Eski bir Arasta otele çevrilmiş.Çok şık.Bayıldık.


     

     @
     026a 2007-09-07

    Ama açız.Hemen bir duş alıp çıkıyoruz.E Antakya mutfağı meşhur.Akşam üzeri polis arkadaşımızın önerdiği restoranı buluyoruz.Güzel bir yer ama bizim aradığımız tamamen Antakya mutfağı.

    Sora sora tam yerini buluyoruz.Buranın özelliği mezeleri.Bu kadar lezzetli mezeler yediğimi hatırlamıyorum.Mükemmel.Ağzımız kulaklarımızda. Doymasak da yatana kadar yesek diye konuşuyoruz.Hatta Romalıların yöntemini uygulamaya bile aklımız yatıyor.

    Bu arada hesabı isteyince tekrar bir şaşkınlık.Ya biz kesin Antalya’da,İstanbul’da kazıklanıyoruz.O kadar şey yedik içtik verdiğimiz hesap 35 Lira.İnanamıyorum.

    Antakya’ya gelinirde künefe yenmez mi? Künefeciler meydanına gidiyoruz.Bu biraz haya kırıklığı.Açıkcası beğenmedik.Fabrika usulü,künefeler burada hazır tepside.Kesip getiriyorlar.Kadayıf gibi.Bizim alıştığımız tad ve usul bu değil.Ama olsun yinede tabakta bırakmak olmaz.

    Yatma vakti geldi.Ertesi gün yolumuz çok uzun.Antalya’ya dönmemiz lazım.Daha sabah Antakya’yı gezicez.


     

     @
     027 2007-09-08

    Sabah ilk iş müzeye gitmek oluyor.Antakya müzesi mozaikleri ile ünlü.Bu özelliği ile dünyanın ikinci müzesi sayılıyor.Mükemmel eserler.Ne emek harcanmış,insan hayret ediyor.


     

     @
     028 2007-09-09

    Buaradan St.Pierre klisesine çıkıyoruz.Burasının da ilginç bir hikayesi var.Doğal bir mağara iken eklemelerle kiliseye dönüştürülen St. Pierre'nin, dünyanın ilk kilisesi olduğuna inanılıyor.Ayrıca tarihte ilk defa bu kilisede Hz. İsa'nın dinini tanıyanlara "Hıristiyan" denmiş.


     

     @
     002 2007-09-07

    Kilise, Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan St. Pierre'nin Hz. İsa'nın ölümünden sonra Hıristiyanlığı yaymaya çalıştığı yer olarak önemli bir dini merkezmiş. 1963 yılında Papa VI. Paul tarafından hac yeri olarak ilan edilmiş.Her sene 29 Haziran günü burada tören düzenlenirmiş.


     

     @
     029 2007-09-09

    ##


     

     @
     030 2007-09-09

    Eh artık dönüş yoluna koyulma vakti.Niyetim aynı yoldan Silifke’ye kadar dönmek ve oradan Ermenek yoluna dönüp,Mut-Ermenek üzerinden Alanya’ya inmek.


     

     @
     031 2007-09-09

    ##


     

     @
     032 2007-09-09

    Bu arada Kız Kalesini unuttuk.

    Yol ayrımına yaklaştığımızda saat 16.00 oldu neredeyse.Yol hakkında fazla bilgim yok.Hava kararacak. Vazgeçtim.En iyi yol bildiğin yoldur diyerek devam ettim.Bu arada sol tarafımızda sürekli deniz.E insanın canı istiyor.Daldık bir plaja.Serinledik. Big Smile 


     

     @
     033 2007-09-09

    ##


     

     @
     034 2007-09-09

    Anamur-Silifke arasında deniz kenarında arkasında plajı olan bir benzin istasyonunda mola verdik.Bir şeyler içmek için kafeteryaya oturduğumuzda yanı başımızdaki masada motosiklet kıyafetleri,bize gülümseyen,belli ki sıcacık birisi oturuyor.E konu ortak.Hemen tanıştık.Adana’da ikamet eden bir gezgin daha.Antalya’da birkaç gün geçirdikten sonra Adana’ya dönüyormuş.Bu arada bir kişi daha katıldı bize.O da eşi ve çocuğu ile birlikte küçük Motokaravanı ile yolculuk yapıyormuş.Mersin’li.Dünya tatlısı insanlar.Sohbet tabii motosiklet üzerine.Bizim güzergahta harika yerler tavsiye ettiler bize.


     

     @
     035 2007-09-09

    Göçebe Usulü Big Smile 

    Anamur’a geldiğimizde hava kararmıştı.Bundan sonraki 270 km. yolu o virajlarda karanlıkta gitmeyi göze alamadım açıkcası.Sabah saat 08.00’den beri yani neredeyse 12 saattir motorun üzerindeyim.Yoruldum.


     

     @
     036 2007-09-09

    Zorlamaya gerek yok dedim.Ne kadar önemli işim olursa olsun hiç gidememekten iyidir düşüncesi ile Anamur’da yatmaya karar verdim.İyiki de böyle yapmışız.Sabah o yol sanki 500 km. gibi geldi bana.E birde dönüş yolu ya. [cray]

    Sağ salim vardık evimize.Randevularıma gecikmiştim ama buradaydım.


    Gönderilen Nov 04 2007, 12:12 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   Akdeniz,Ege,Marmara Sahilleri-Kapadokya 3.200 km

    Sun, Nov 04 2007 0:10
    1,566 Okundu  

     Italya  Slovakya  Hirvatistan  Sirbistan


      

    3 günlük gezi yazıları yaza yaza adımız 3 günlük motorcuya çıkacaktı neredeyse.Bunun önüne geçmek ve karizmamı kurtarmak için bu sefer 13 günlük bir gezinin raporunu yazıyorum.Hoppalaa! Şimdi farkettim.Bunda da 3 var... 

    Aslında bu gezi diğerlerinden eski ama üşenme vaziyetleri yüzünden bir türlü yazamadım.Eh sezon bitti artık vakit var.

    1.Gün Antalya-Kaş 188 km.
    2.Gün Kaş-Kalkan-Dalyan 167 km.
    3.Gün Dalyan-Datça-Bodrum 154 km.
    4.Gün Bodrum-Efes-İzmir 268 km.
    5.Gün İzmir-Ayvalık-Cunda 174 km.
    6.Gün Cunda-Truva 163 km.
    7.Gün Truva-Çanakkale-Gelibolu Yarımadası-Mürefte-Gaziköy 315 km.
    8.Gün Gaziköy-İstanbul 200 km.
    9.Gün İstanbul-Yalova- Termal 101 km.
    11.Gün Termal-Ürgüp 724 km.
    13.Gün Ürgüp-Antalya 608 km.

    TOPLAM : 3200 km.

    Her zaman olduğu gibi yola yine geç çıkabildik.Saat 16.00’da ancak tekerlek çevirdik.Neyseki yazın ortası.Hava geç kararıyor.İlk hedef Kaş.Sahilden Antalya’nın batısından başlayıp Akdeniz ve Ege sahillerini katederek Çanakkale’ye ulaşmayı ve ardından Marmara sahillerini gezmeyi hedefliyorum.Böylece Türkiye’nin Batı sahillerinde tekerlek basmadık yer kalmayacak.


     

     @
     001 -

    Akşam 21.00’de Kaş’tayız.Finike-Demre arasındaki virajlara bayılıyorum.Motor kullanıyormuş gibi hissettiriyor.:)

    Kaş her zamanki gibi güzel.


     

     @
     002 -

    ##


     

     @
     003 -

    ##


     

     @
     004 -

    Ertesi gün hedef Kalkan ve Dalyan.Kalkan başka bir güzellik.


     

     @
     005 -

    Pek ayrılmak istemesek de önümüzde daha çok güzel yerler var.Akşam saat 19’00 da Dalyan’a varıyoruz.Burası da tarifi zor ayrı bir güzellik.

    Dalyan’la ilgili söylenecek çok şey var.Bunların bir kısmını fotoğraflar anlatır sanırım.


     

     @
     006 -

    ##


     

     @
     007 -

    ##


     

     @
     008 -

    Eh ünlü çamur banyosunu yapmadan olmaz.Bunlar uzaylı değil bildiğimiz insan. Kendi çamura bulanmış haldeki resmimi koymadım.Utandım


     

     @
     009 -

    Buradan sonra yol bizi Datça’ya götürecek.Marmaris’e uğramıyorum bile.Nedense sevemedim.O karmaşayı,keşmekeşi.Yaptığım iş nedeniyle sanırım kalabalıktan uzak durmaya çalışıyorum kendime ayırdığım zamanlarda.Zaten hep bu karmaşanın içindeyiz.İnsan doğal,sakin ortam arıyor.(Bu arada yaşlandığımızı reddetmenin bir başka bahanesi )

    Datça’ya yıllar evvel iş için gelmiştim.Çok hoşuma gitmişti.Ama nedense bu sefer pek keyif almıyorum.Burası da kentleşmeye başlamış.


     

     @
     010 -

    Kalmaktan vazgeçiyoruz.Şansımıza Bodrum’a giden ve araçta taşıyan minik feribotun tam kalkış saatine denk geliyoruz.Atlıyoruz feribota ver elini Bodrum.


     

     @
     011 -

    İki saatte Bodrum’dayız.Böyle oturarak ve hatta azıcık kestirerek yol almakta güzelmiş


     

     @
     012 -

    ##


     

     @
     013 -

    Yalıkavak

    Bodrum’u anlatmaya mahal varmı bilmiyorum.? Gümüşlük’te yediğimiz barbunları anmadan geçemeyeceğim


     

     @
     014 -

    Buradan istikamet İzmir.Ama arada Efes’e uğramadan olmaz.Her seferinde hayran oluyorum buraya.


     

     @
     015 -

    ##


     

     @
     016 -

    Yorumsuz...


     

     @
     017 -

    Artık İzmir’deyiz.Motosikletin bakımını yaptıracağım.Bu arada İzmir BMW’ye teşekkür ediyorum.Gösterdikleri ilgiye,verdikleri önceliğe ve çalışma düzenlerine.

    Dedim ya büyük şehirleri sevmiyoruz diye.Motorun işi biter bitmez çıkıyoruz yola.Hedef Ayvalık.Akşama Cunda Adası’nda yiyeceğimiz balığın hayaliyle.Bizdeki şansa bak.İnanılmaz rüzgar var.Yengeç misali yan yan gidiyoruz.Bu rüzgar daha sonra dört gün boyunca Tekirdağ’a kadar yakamızı bırakmadı.

    Arada Bergama’ya uğramadan geçmiyoruz


     

     @
     018 -

    İşte Ayvalık.Hep güzel.Burada iki gece kalmayı planlıyoruz.Yiyeceğimiz balıklara yakın olmak için konaklamayı Cunda Adası’nda yapıyoruz.Deniz kenarında sevimli bir otelde.Restoranlara iki adım mesafede tabii.:)Sabahta Şeytan Sofrası’na çıkıp Ayvalık Körfezinin tadını çıkaracağız.


     

     @
     019 -

    Akşam balıklarımızı keyifle yerken tüm neşemizi kaçıracak bir haber geliyor.Daha doğrusu görüyoruz.Karşıda tam Şeytan Sofrasının bulunduğu tepelerde orman yangını başlıyor. İnanılmaz bir şey.göz açıp kapayana kadar dev bir yangına dönüşüyor.Rüzgar devam ettiği için yangını çok büyük bir süratle ilerletiyor.Aynı anda tam karşı tarafta bir ikinci yangın başlıyor.Ben rüzgarla aradaki denizi atlayıp karşıya geçtiğini düşünüyorum.Ama bu arada bir söylenti başlıyor.Yakın zamanda orman içindeki kaçak yerleşimler boşaltılmış.Onların çıkarmış olacağından bahsolunuyor.Bu nasıl bir anlayıştır.Bir insanı öldürmekten ne farkı var ormanı ateşe vermenin.Gece gözüme uyku girmiyor.Odanın balkonunda oturup yangını seyrediyorum.Her genişlemede benim canım yanıyor.Sanki ağaçların çığlıklarını duyuyorum.Söndürme faaliyetleri sabaha kadar ve ertesi günü devam ediyor.Uçaklar,helikopterler.Tabii Şeytan Sofrasına çıkma şansımız yok.Yangın oraya doğru ilerliyor.300-400 m kaldı.Zaten hava kapalı.Yağmur atıştırmaya başladı.Bu sıkıntıyla gitmeye karar veriyoruz.

    Alevler içindeki Ayvalık’ı arkamızda bırakıp Truva’ya doğru yola koyuluyoruz.Yolda sürekli rüzgarın kesilmesi ve yağmurun şiddetli yağması için dua ediyorum.Motorcu yağmur için dua edermi?Ediyor işte.O güzelim ormanın kurtulması belki de buna bağlı.


     

     @
     020 -

    Neyse akşamüzeri Truva’ya varıyoruz.Kapanmadan önce Truva antik kentini gezmek için otel bulmadan direk ören yerine gidiyoruz.Antik kentleri gezerken nedense hep aynı hisse kapılırım.Etrafta orada yaşamış insanları duyar,görür gibi olurum.Burada nasıl yaşarlardı, neler hissederlerdi,ne yer ne içerlerdi.Nispeten iyi korunmuş bir kent.


     

     @
     021 -

    Antik kentte turumuzu bitirip kalacak yer aramaya çıkıyoruz.Hemen Antik kentin girişindeki köyde sevimli pansiyonlar var.Bir tanesine yerleşiyoruz.Karnımız acıktı.Bir iki restoran görmüştük biraz önce bir tanesine gidiyoruz.


     

     @
     022 -

    Orada bir motorsiklet daha.Avusturya plakalı.Avusturya’lı bir çift aynı yerde yemek yiyorlar.Hemen tanışıyoruz.Avusturya’dan çıkmışlar.Bugün Türkiye’ye giriş yapmışlar.İlk durakları Truva.Buradan sonra tüm Türkiye’yi gezecekler.Planları arasında Antalya’da var.Antalya’da buluşmak üzere vedalaşıyoruz.Yorulduk biraz.Yatma vakti.Bu arada bizim Avusturya’lı çiftte bizim pansiyonda kalıyormuş.Zaten hepsi hepsi iki oda dolu.Onlarda motorcu.Sabah biz kalkıp hazırlanırken onlar yola çıkıyorlardı. Tekerlerine taş değmesin …


     

     @
     023 -

    Arkalarından bizde yola koyulduk.Bugün heyecanlıyım.Çanakkale’deki şehitlikleri gezeceğiz.Nedense bu tarafa hiç yolum düşmemişti.Daha ilkokuldayken babam şehitliklere getirmişti.Ama çok da bir şey hatırlamıyorum.Hep istedim gelmeyi,olmadı.Kısmet bugüneymiş.


     

     @
     024 -

    Buradan biraz fazla bahsetmek gerekiyor.İnsan iliklerine kadar etkileniyor.Bunu paylaşmak istiyorum.

    Önce Çanakkale’de Nusrat’ı ziyaret ediyoruz.

    Buradaki müzede her saat başı bir sunum var.Önce Video sunumu ile savaşlar hakkında bilgi ediniyorsun.Harika hazırlanmış.Video sunumu sırasında Çeşitli savaşların geçtiği mekanların maketleri üzerinde görevli asker tüm ayrıntılar ile savaşı anlatıyor.Sonrasında bir başka bölüme geçiyorsun.Burada mükemmel tasvir edilmiş mumya heykellerle savaşın çeşitli anlarını yaşıyorsun.Siperde bekleyen askerlerimiz.Üzerlerinde doğru dürüst elbise ayaklarında ayakkabı bile yok.İşgalci askerler.Onlarında durumu pek parlak değil ama tam teçhizatlı.Gündüz savaşıyorlar geceleri birbirlerine su veriyorlar.

    Aynı mekanda bir temsil oynanıyor.Oyuncular Mehmetçik’ler.O tasvirlerin arasında o anı yaşatıyorlar.Utanarak söylüyorum gözlerim yaşardı.Hani erkeklerin ağlaması ayıptır ya... 

    O kahramanlıklara akıl sır ermiyor.Hepsi hepsi 80 askerle koca düşman garnizonunu dize getiren Mehmetçik.!

    Bunca yer gezdim.Abartmayayım ama dünyanın belki yarısında müzelere gittim.Bu kadar sevgiyle düzenlenmiş,bu kadar güzel sunum yapılan başka bir müze görmedim.Belki biraz da kendi memleketim,kendi kurtuluş savaşımız,bugünkü varlığımızın sebebi,bu geziyi özgürce yapabilmemize olanak sağlayan bir çabanın anlatımı olduğu için bu kadar etkilendim.

    Maalesef içeride fotoğraf çekmek yasak.Bu nedenle bu güzellikleri görüntüleyemedim.

    KENDİ ÜLKEMDE GEZERKEN HEP BİR YABANCI GÖZÜYLE BAKMAYA ÇALIŞIRIM.ÇÜNKÜ GÜZELLİKLER O KADAR ÇABUK KANIKSANIYOR VE ALIŞILIYOR Kİ SANKİ YOKMUŞ GİBİ DAVRANIYORUZ.BU MEMLEKETİN HER KÖŞESİ AYRI BİR GÜZELLİK.ANCAK YABANCI GÖZÜYLE BAKINCA GÖREBİLİYORSUN.AKSİ HALDE NASILSA VAR,NASILSA HEP YANIBAŞIMIZDA DİYEREK ES GEÇİLİYOR.


     

     @
     025 -

    Çanakkale’den feribotla Kilitbahir’e geçiyoruz.


     

     @
     026 -

    Bundan sonrasını fotoğraflar anlatsın artık. Aksi halde burada kendimi tutamayıp koca bir roman yazıcam


     

     @
     027 -

    Seddülbahir-Kaleden Tabyaların Görüntüsü


     

     @
     028 -

    ##


     

     @
     029 -

    ##


     

     @
     030 -

    Anzak Koyu.Anzak Askerleri Yanlışlıkla bu koya çıkartma yapmışlar.Es kaza doğru yere çıksalar halimiz harapmış.


     

     @
     031 -

    Kanlısırt


     

     @
     032 -

    Mehmetçiğin siperleri…


     

     @
     033 -

    ##


     

     @
     034 -

    ##


     

     @
     035 -

    Atatürk’ün vurulup saatinin parçalandığı yer.


     

     @
     036 -

    ##


     

     @
     037 -

    Anafartalar


     

     @
     038 -

    Akşam oldu.Ama günün nasıl geçtiğini bilemedik.Her şehitlikte ayrı bir duygusallık.Bu arada bir feribot iskelesi.Bizde bu alışkanlık ya.Hemen yanaşıyoruz Gökçeada’ya gidiyor.Ama uzun bir kuyruk.Soruyoruz.Fırtına nedeniyle feribot gelememiş.Mecburen yola devam ediyoruz.Arada Gelibolu’ya uğruyoruz.


     

     @
     039 -

    Gece Şarköy’de yatarız diye düşünüyoruz.Şarköy’e varıyoruz ki doğru dürüst kalacak bir yer yok.Haksızlık etmek istemiyorum ama sevmedik Şarköy’ü.Hadi Mürefte’de konaklarız diye yola devam ediyoruz.Mürefte’ye gelince burada hiç konaklanacak bir yer olmadığını,bir amcanın pansiyonu olduğunu sadece orada kalınabileceğini söylüyorlar.Araya sora buluyoruz pansiyonu…..
    Aile Pansiyonu yazıyor.Bir apartman Dairesi.Ama amca tutturuyor evlilik cüzdanı diye.Ya amca evlilik cüzdanımız yok yanımızda,bak nüfüs cüzdanlarımızda soyadlarımız aynı desek de anlatamıyoruz derdimizi.İlla evlilik cüzdanı diyor.Bizi bir gülmektir alıyor.Amca bizden iyice gıcık aldı tabii.Karşısında habire sırıtan iki tip.Jandarma kızıyor diyor başka bir şey demiyor.Ya amca jandarma’ya gel gidelim beraber diyorum.Nuh diyor peygamber demiyor.Amca bu işi sıkı tutuyor.:)Başka zaman olsa hiç durmam giderim.Kızarım böyle şeylere.Ama akşam oldu.hava karardı.Hiç bilmediğimiz yol.Yolun ilerisinde başka bir yerleşim yok.Ya da biz bilmiyoruz.Sabah 8’den beri yoldayız.Çanakkale’de in,bin,yürü perişan olduk.Adım atacak halim yok.Çaresiz koyuluyoruz yola.Her şeyde bir hayır var.Amca iyi ki bizi almamış.13 km. ileride Gaziköy’de harika bir pansiyon buluyoruz.Yeşillikler içinde deniz kenarında bir yer.Ayazma Pansiyon.


     

     @
     040 -

    Yerleşiyoruz.Yemek için iniyoruz.Aynı zamanda restoran.Tam yerini bulmuşuz.Umutsuzca çinekop soruyorum.Var tabii demezmi.Mükemmel bir sofra donatıyorlar.Mezeler harika.Daha hala tadı damağımda.Birde yerel şarap açıyor bize.Biraz önce bizi pansiyonuna almayan amcaya hayır duası ediyoruz.Bu tarafa yolu düşene muhakkak tavsiye ediyorum.

    Sabah kalkıp yine harika bir kahvaltı ediyoruz. Bu arada dünden beri ABS’de bir sorun var.arada sırada devreden çıkıyor.İstanbul BMW’yi arıyorum randevu alıyorum.Programı biraz değiştirmek gerekecek.Eh artık bugün akşam niyetimiz İstanbul’da Ortaköy’de yemek.Şimdi aklınzdan geçiyor adamın tüm planı yemek üzerine kurulu diye.:) Ne yapayım seviyoruz.!!

    Pansiyoncunun tüm ‘ o yoldan gitmeyin,orada daha yol falan yok ‘ihtarını dinlemeden Gaziköy’den Tekirdağ istikametine sahil yolundan devam ediyorumHarika Manzaralar yine güzel memleketimden.


     

     @
     041 -

    Pansiyoncunun söylediği gibi 5 km. sonra yol bitiyor


     

     @
     042 -

    Bitiyor dediysem asfalt bitiyor.Biz endurocuyuz bu yollar bize vız gelir diye devam ediyoruz.Mükemmel manzaralar.15 km sonra yol bir yerde cidden bitiyor.İleride çalışma var yol kapalı.Hatta yürüyerek gidiyorum çalışmanın olduğu yere yol falan yok bir bölümde.

    O kadar yolu geri dönmeyi göze almam mümkün değil.Rica ediyorum bize motorsikletin geçeceği kadar bir yol yapıveriyorlar hemen.Teşekkür edip devam ediyoruz.


     

     @
     043 -

    İstanbul’a girer girmez hemen BMW’nin yolunu tutuyoruz.ABS iyice saçmalamaya başladı. Sağolsunlar hemen alıyorlar.Ama zaten akşam olmuş.Ertesi güne kalacak.Kalmışken ne var ne yoksa bakın diyorum.Eşyalarımızı bırakabilmemiz için yer ayarlıyorlar.Hatta Motorsikleti kaldığımız yere getirmeyi dahi teklif ediyorlar.Aynı Antalya BMW gibi. 

    Gerekli eşyaları alıp bir taksi ile Ortaköy’e gidiyoruz.Otele yerleşip yemek işine koşuyoruz.Benim derdim midye dolma.Haydaa.Ortaköy’de Restoranlarda Adana Kebap’tan,bilmemne köftesine kadar her şey var midye dolma yok.Arkadaki ayaküstü yerlerden birisinden alıyoruz midye dolmaları,ekmek arası balıkları iniyoruz sahile.Böylesi daha güzel.

    Motorsikletimden bir gün bile ayrı kalamıyorum.Hemen sabah apar topar çıkıyoruz.Biraz alışverişten sonra,tabii yine motorsiklet alışverişi BMW’ye gidiyoruz.Bizim Gonzales hazır.
    Hemde ne hazır.Antalya’nın yapmadığı 4 ayrı program güncellemesi yapılmış,her tarafına bakılmış,hatta hiçbir sorunu olmadığı halde Aküsü yenilenmiş bir halde.Bülten varmış tüm aküleri yeniliyorlarmış.Aslında çok daha önce yenilenmesi gerekiyormuş ama Antalya bu işlerle pek ilgilenmiyor sanırım.ABS arızası ise enterasan.Olmayacak bir yere ufacık bir taş sıkışmış.

    Gıcır gıcır yeni akümüzle tekrar koyuluyoruz yola.


     

     @
     044 -

    Bugünkü hedef Yalova Termal.Darıca’dan feribotla geçmek niyetimiz.Günlerden Cuma.Feribota 10 km kala kuyruk başlıyor.İşte notorsikletin bir başka güzelliği.Hiç bir yere takılmadan yüzlerce aracın önüne geçiveriyoruz.İskeleye gelir gelmez bize yine öncelik tanıyorlar biniveriyoruz feribota.


     

     @
     045 -

    Hoop Yalova.Buradan Termal.Otele yerleşiyoruz hemen termal banyoya iniyoruz.Yorgunluk atmak için ideal.Sabah termali geziyoruz.Harika bir park.En uzun yürüyüş parkurunu katedip, Atatürk’ün evini ziyaret ediyoruz.


     

     @
     046 -

    Aslında yarın Antalya’ya dönmemiz lazım.Canımız hiç dönmek istemiyor.Bir telefon açıyorum,işleri organize ediyorum ve yola devam etmeye karar veriyorum.Buradan sonrası için bir plan yok kafamızda.Ne yapalım diye konuşurken birimizden ortaya Kapadokya’ya gidelim fikri çıkıyor.Neden olmasın.Akdeniz,Ege,Marmara’yı gezdik.Şimdi de Anadolu.

    Bir gece daha kalıp ertesi günü tekrar koyuluyoruz yola.Bu sefer yol uzun.Nerede akşam olursa orada kalırız diyoruz ve devam ediyoruz.Ama gayet makul bir zamanda varıyoruz Ürgüp’e.Buraya her gelişimde hayran oluyorum.


     

     @
     047 -

    ##


     

     @
     048 -

    Kayaların içine oyulmuş çok güzel bir otele yerleşiyoruz.Yunak Evleri.Manzarası da kendiside harika.


     

     @
     049 -

    Burada eski havacılık günlerimden bir arkadaşım balon pilotluğu yapıyor.Onu buluyoruz.Akşam bizi çok güzel bir yere götürüyor yemek için.Sabah 05.00 da balon gezisi için sözleşip ayrılıyoruz.

    Sabah 05.00’da kalkıp düşüyoruz yola.Balonun kalkacağı yere varıyoruz.Hazırlıkların ardından göklerdeyiz.


     

     @
     050 -

    Sabah güneş doğarken gökyüzünde süzülmek hem de aşağıda bu manzara ile inanılmaz.Keşke hiç bitmese.Yine bırakıyorum fotoğraflar anlatsın.


     

     @
     051 -

    ##


     

     @
     052 -

    ##


     

     @
     053 -

    ##


     

     @
     054 -

    Buraya demir atla geldik,gökyüzünde dolaştık e birde Kapadokya’yı gerçek atla gezmek lazım.Avanos’ta daha önce adını duyduğum çiftliği buluyoruz.İki tane at ve rehberimiz çıkıyoruz yola.Bu da ayrı bir zevk.Yarım gün dolaşıyoruz.Ağzımız kulaklarımızda.


     

     @
     055 -

    ##


     

     @
     056 -

    ##


     

     @
     057 -

    Rehberden öğrendiğimize göre Atlarla Avanos’tan yola çıkıp bir haftada Erciyes Dağının eteklerine kadar gidiyorlarmış.Bu turlar bir sene önceden özellikle Japonlar ve Amerikalılar tarafından rezerve ediliyormuş.Daha şimdiden bir sene sonraki turlar dolmuş.

    Kapadokya’da iki gün daha geçiriyoruz.Gezmekle bitmiyor.Gezerken UFO Müzesi’ne rastlıyoruz.


     

     @
     058 -

    Uzaylı dostlarımız…


     

     @
     059 -

    Güneşin batışı ayrı bir güzellik burada. Eh artık eve dönme zamanı.O kadar yolu yaptık.Onca yorgunluk.Ama eve geldikten bir saat sonra başladık yine bundan sonra nereye gidelim diye konuşmaya.Bu iş ilginç.İnsan duramıyor.!!


Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x