May 2012 - Mesaj

(onceki bolum

Uçağa her zamanki gibi yine en son ben bindim Körükte beklemekle oldum olası başım hiç hoş değildir. İçerde her milletten insan vardı sanki. Bu uçak beni  7 aydır planladığım yolculuğumun başlangıç noktasının çok yakınına götürüyordu. Heyecanlıydım. Vakit gece yarısını çoktan geçmiş, ışıklar karartılmış, hostesler servis sonrası dinlenmeye çekilmişlerdi. Dönüp arkaya baktım, benim dışımda herkes uyuyordu, ya da bana öyle geldi bilmiyorum. 

Yollarında aylar sürecek yolculuk yapacağım Afrika ana karası üzerinde, Air Berlın uçağının konforlu koltuğunda,  950 km hızla uçuyorduk.  Pencereden baktım, yer yer ışık demetleri gözükse de, aşağısı genelde koyu karanlıktı. Uyumadığımı gören nöbetçi hostes bir bardak kahve getirdi, içtim, uykum iyice kaçtı. Tekrar aşağıya baktım, kim bilir neler bekliyordu beni bu koskoca kıtada. 

Önümde çok uzun yollar vardı beni bekleyen.

Vakit gece yarısını çoktan geçmişti.

 

 

Her ne kadar genelde Afrika kıtasının en güney ucu Ümit Burnu (Cape of Good Hope) olarak bilinir. Ancak bu aslında buradan 266 km uzaklıktaki Cape Agulhas ‘tır. Benim de yolculuğumun başlangıç noktası burası. Öğleden sonra oraya doğru yola çıktım.

 

İşte nihayet olmak istediğim yerde, bulunduğum meridiyenler arası, dünyanın en güneyindeyim. Bundan sonra yolum hep kuzeye, en kuzeye, dünyanın en kuzey ucuna. 

Sırtını dünyaya dönmüş 2 okyanusu aynı anda kucaklayan, mutlu ve güleryüzlü insanların yaşadığı bir kasaba l’Agulhas.  Her şeyi yerli yerinde, sakin. Burada verilen selamlar daha bir dosça. 

Büyük şehir yorgunluğundandır sanırım, ben bu kasabayı çok sevdim.

Tenha sokaklarında  bir daha yürüyebilecek miyim, okyanus dalgalarının sesini tekrar duyabilecek miyim, bilmiyorum. Ama hatırladığım zaman yüzümde hep bir tebessüm olacak.

Bütün geceyi okyanus dalgalarının sesi  ve odamın içini fasılalarla aydınlatan Cape Agulhas feneriyle geçirdim.

 

Yedi aylık hazırlık, 12 saatlik uçak yolculuğu ve 2.916 km motor sürüşünden sonra, artık Afrikanın en güney ucunda, 2 okyanusu ayıran taşın tam önündeyim.

 

Dışardan gelen dalga sesleri,

Odamı aydınlatan fenerin ışıkları

 

 

North Cape 26.000 kilometre

Sabah erkenden Namibya ‘ya doğru yola çıktım.

 

 

Bu tur uzun yolculuklarin en guzel tarafi, hergun hic gormediginiz, hic bilmediginiz farkli bir sehirde olmanizdir. 

Kırmızı topraklar ve kiremit rengi kadınlar ülkesi Namibya ‘da görüşmek üzere…

 

 

 

Simdilik Hoşçakalım.

Cahit Sesver

Not: Tum RT dostlarina tesvik edici ve cesaretlendirii mesajlari icin cok tesekkur ediyor, Afrikadan sevgilerimi gonderiyorum.

 

(onceki bolum

Sevgili dostlar,

uzun zamandır planını yaptığım yolculuğumu bundan beş ay önce Izmir RT toplantısında dostlara açıkladığımda, herkes heyecanımı paylaşarak, işin bir ucundan tuttu, yardımcı olmaya çalıştı.

Henüz hazırladığım rota bile çok hamdı.

O gün, bugün beş aydır her gün bir sorun çıktı, her günüm bir sorunu çözmekle geçti.

Kışı neredeyse bu masa başında hazırlıklarla geçirdim.

Kimi zaman sorunları çözmeye uğraştım, kimi zaman ise radikal davranıp, kestirip attım. Sonunda eğrisi – doğrusu denk geldi, her iş bir şekilde halloldu. Artık yola çıkabilirim.

Mevlana’nın dediği gibi, ’’Her gün bir yerden göçmek ne iyi, her gün bir yere konmak ne güzel’’

RT Izmir dostları benim için çok hoş ve sürprizli bir veda akşamı düzenlediler.

Cape to Cape T-Shirtü de en çok Petrit’e yakıştı Big Smile

 

Yolculuğumda hafif yapısı, pratik kullanımı, yeteri kadar gücü ve sorunsuz motoru ile F 650 GS kullanıyorum. Adını da Sagarmatha koydum.

Bu yolun sonunda Garmin’e kaydedeceğım Earth Google izi, yol ve mekan bilgileriyle, bu efsanevi rotada yolculuk yapmak isteyen Türk motorcu / gezginleri, en azından benim kadar zaman, uğraş ve maliyet yükü altına girmeden, bilgiye daha kolay ulaşabilecekler. Arzum bu.

Ertan Usta yıllardan beri güvendiğim, titiz bir dostumdur ve motorumu

Cape to Cape ‘e en ıyı şekilde hazırladı.

Bilinmesi gerekenler:

HAZIRLIK: Yaklaşık 7 ay sürdü. Her ülke hakkında mümkün olduğunca bilgi topladım, çeşitli aşılar oldum. Seyahat sigortası yaptırdım. Türkiye Turing Kurumundan Carnet de Passage çıkardım. Yolumun üzerinde Mısır ve Libya gibi ülkeler olduğu için, 1.000.- Dolar depozitolu karne çıkarmak gerekiyor.

MEVSİM SEÇİMİi: Dünyanın neredeyse tamamını kapsayan, böylesi geniş bir coğrafyada ideal hava şartlarını yakalamak imkansız gibi bir şey. Kuzey kutup dairesindeki hava şartlarını düşünerek en geç Ağutos 10 da North Cape de olmak üzere planımı oluşturdum. Bunun icin de Guney yarımkürede ve sahra altı ülkelerinde yağmurları, ayrıca sahra ülkerinde ise aşırı cöl sıcaklarını göze aldım. Zaten başka bir çaresi de yoktu! Mayıs ayının 10 u gibi Cape Town dan yola cıkmayı planlıyorum.

KONAKLAMA: Lonely Planet (namı diğer gezginin kutsal kitabı) bu konuda önemli bir kaynak. Ayrıca gezgin notlarından da cok faydalandım. Yanıma uyku tulumu, mat ve çadır alıyorum. Ancak yaptığım yol planına göre bunlara cok az ıhtiyacım olacak. Cünkü coğu safari ulkeleri olduğu icin. Lodgelarda konaklamayı duşünüyorum.

ULAŞIM VE TRANSPORT : Hazırlıklarım boyunca beni en uğraştıran bölüm bu oldu. Önce TR den bir kargo sirketi ile görüsmelerim oldu.Tam hallettim dediğim anda, büyük bir engelle karşılştım.Türkiye gümrük kanunlarına göre, Türkiye‘den kargo ile gönderdiğiniz bir aracı, sürerek ülkenize sokamıyorsunuz. Kargo ile gönderilen bir motorlu araç, ancak kargo ile TR ye giriş yapabiliyormuş. Hersey altüst oldu.

 

Bende çevredeki Yunanistan, Bulgaristan gibi yakın ülkelere gidip, oradan göndermeyi düşünmeye başladım, çünkü bu durumda Türkiyeden sürerek çıkmış olacaktım ve dönüşte de sürerek TR’ye gelebilecektim.

 

Bu arada önceden irtibat kurduğum bir Alman Hava Yolu benim ulaşımımı ve motorun kargosunu Almanya, Frankfurttan yüklenmeyi kabul edince, programım belli oldu.

2.650 km yol yapmam gerekti, ama bu beni hatırı sayılır bir masraftan kurtardı.

Normal şartlarda Frankfurt’tan bir motoru Cape Town’a göndermenin bedeli 2.200.- Euro + Gümrük masrafları,

Türkiye çıkışlı olursa ise 2.850.- Euro + Gümrük masrafları.

Istanbul’dan Cape Town’a uçak bileti (THY) fiyatı ise 900.- Euro.

 

HARCAMALAR: Daha önceden yaptığım araştırmalara göre, Amerikan Dolarının en geçerli para olduğunu anladım. Bazı ülkeler Euro’yu tanımıyor bile. Ayrıca kredi kartı bulunduruyorum. Acil para gerekirse, Western Union Afrikada da yaygın.

 

KAYNAK, HARİTA ve INTERNET: Literatür olarak Lonely Planet’ten yararlandım. Eğer biraz da internetten bilgi alırsanız, Lonely Planet’in sadece ‘‘Southern Africa‘‘ sı bile yeterli.

 

 Ben Garmin 550 kullanıyorum. Gezginler Tracks4 Africa monteli bir GPS’in çok faydalı olduğunu söylüyorlar. Ben de araştırdım, doğru! Ancak almadım. Ben yolları haritanın kağıdı üzerinden okumayı daha çok seviyorum. Her ülke için Reise Know How yayınevinden haritalarım var.

 

 

SAĞLIK: Özellikle Sahra altı ülkelerinde Sarı Humma, Sıtma ve Tifo çok yaygın. Ayrıca sınır geçişlerinde ve vize alırken, mutlaka aşı kağıtlarını göstermek gerekiyor.

 

Yolculuğa karar verene kadar benim de haberim yoktu, ancak her liman şehrinde, Hudut ve Sahiller Genel müdürlüğü adı altında Seyahat sağlığı merkezleri var. Oralarda gideceğiniz tüm ülke riskleri konusunda uyarılıp, gerekli aşılar yapılıyor. Bu servis tamamen ücretsiz.

Ben Sarı Humma, Hepatit B, Tifo ve Tetanoz aşıları oldum. Sevgili Cumhur’a gösterdiği ilgi için çok teşekkür ediyorum.

Verilen uluslar arası Aşı ve Profilaksi sertifikasını, pasaportunuzun yanından ayırmamanız gerekiyor.

MEKANİK: Yola çıkmadan önce, hazırlık aşamasında, motorumun zincir ve dişlilerini değiştirdim. Ayrıca her hangi bir sorunu olmadığı halde, devir daim pompasını da değiştirdim (çünkü 35 – 40.000 arası kronik sorunu olduğunu biliyorum!).

Bunun dışında bir şey yaptırmam gerekmedi çünkü motorumu her zaman uzun yollar için bakımlı tutuyorum.

Hava filtresi, yağ filtresi, iç lastik ve gerekli temel el aletlerini yanıma alıyorum.

VİZE: Genel kural şöyle: Eğer bir ülkenin Türkiyede konsolosluğu varsa, vizenin oradan alınması lazım. Bunun dışına çıkar, bu vizeyi  başka bir ülkedeki konsolosluklarından almaya kalkarsanız, onların insafına kaldınız demektir.

 

  • Güney Afrika – Vize istemiyor
  • Namibya – Türkiyede Konsolosluğu yok. Güney Afrika, Cape Town’daki Namibya Konsolosluğundan sorunsuz alınıyor.
  • Zambiya – Sınır vizesi
  • Malawi – Türkiyede Konsolosluğu yok. Zambia’dan alacağım.
  • Tanzanya – Türkiyede Konsolosluğu yok. Zambia’dan alacağım.
  • Kenya – Sınır vizesi
  • Etyopya – Mutlaka ve mutlaka Türkiyeden almak gerekli. Çelik gibi sinirlerinizin olması lazım. Vize konusunda en sorunlu ülke. Çalışanları vize vermemekten adeta haz duyuyor. Yoldayım ve hala vize alamadım!!!
  • Sudan – Türkiyede Konsolosluğu olduğu halde, başka ülkelerden de sorunsuz alınıyor. Ben Kenyada alacağım.
  • Mısır – Vizem var.
  • Libya – Vize yok
  • Tunus – Vize yok
  • Sonrası – Schengen vizem Avrupa ülkelerinin çoğunda geçerli.

 

Yolumun üzerindeki İsviçre, Norveç gibi ülkeler, Schengen üyesi olmadıkları halde, bu vizeyi kabul ediyorlar.

 

GENEL:

Giysi: Yolculuğumun özellikle Afrika bölümünde sevgili Timur Aksüt’ün üretimi olan Rider Denim Bora modeli pantolon giyiyorum.

 

Bora modelinin estetik kesimi, rahatlığı, kaliteli kumaşı ve korumaları bunu seçmeme neden oldu. Zorlu Afrika yol şartları bu ürün için iyi bir test olacak. Ama bunu başarıyla atlatacağına eminim.

 

Lastik seçimi: Bundan birkaç yıl önce sevgili Bora Eriş bana Conti Escape önermişti. Gerçekten her türlü yol, arazi ve çöl koşullarında mükemmel sonuç alıyorum. F 650 için en uygun lastik diyebilirim.

 

Ekipman: Ben ekipman olarak Touratech ürünlerini tercih ediyorum. Kullandığım ürünlerin hepsinden çok memnun kaldım, akılcı ve fonksiyonel ürünler diyebilirim. Ancak sis farlarından uzak durun, tam bir akü düşmanı. 

LED Stop lambamla artık daha görünürüm. 

Karter koruma 4 mm kalınlığı ile daha güven verici. 

Kahedo sele ile uzun sürüşler gerçekten çok komforlu. Oldukça başarılı bir ürün.

Touratech Zega yan çantalar çok estetik olmasa da, basit yapısı ile çok fonksiyonel.

Bugüne dek bir çok yan çanta kullandım, bu tartışmasız en iyisi ve en problemsizi. Top Case zaten yolculuklarımda hiç kullanmıyorum.

 

Sevgili dostlar, şu anda Güney Afrikadayım. Her şey çok yolunda gidiyor. Havalar da mükemmel. Kısacası keyfim yerinde.

Birkaç gün içinde sizlere yol not ve fotoğraflarını göndereceğim. 

 

Cape Town’da motorumun işlemleri bir günde bitti ve teslim aldım.

 

Cape Town

 

Cape Town

 

Burada deniz ürünleri harika..

 

 

 

 

Green Market, Cape Town

 

 

 

Green Market, Cape Town

 

 

Namibya vizesini 2 günde Cape Town’dan aldım. 470.- Rand = 47.- Euro

 

Cape of Good Hope (Ümit Burnu)

 

Cape of Good Hope (Ümit Burnu)

 

Cape Point

 

Cape Point feneri

 

 

 

Kaldığım Blackheath Lodge oteli, ev havasında ve oldukça keyifliydi.

 

Eşimin İzmirde verdiği bu küçük şampanyayı, yolculuğumun finalinde, North Cape’de içmek üzere yanımda götürüyorum.

 

Afrkanın en ucundan hepinize sevgilerimi gönderiyorum.

 

 

Cahit Sesver

 

 

 

Evet sevgili  dostlar,

uzaklar çağırdı ve tekrar Dünya yollarına düşme zamanı geldi.

Hartum’a 866 km. Nubian çölü – Sudan 2010

Biliyorsunuz yıllardır motorla hep uzun yolculuklar yapıyorum. Kimi zaman Asya içlerinde, Hindistan, Nepaldeydim.

Kimi zaman da Afrika içlerinde Sudan ve Etyopyada. Orta Doğuyu da motorla gezdim.

Hepsinin ortak yanı  ‘’başlangıcını ve sonunu benim belirliyor olmamdı. Ama hayalimde hep ülkeleri aşan,

kıtaları bitiren çok uzun bir motor yolculuğu vardı. Yani başlangıcını ve sonunu benim değil,

dünya  coğrafyasının belirleyeceği bir rota! İşte Cape to Cape bu düşüncemden doğdu.

En güneyden, en kuzeye. Bir uçtan bir uca.

 

Güney Afrika Cape Town dan başlayacak yolculuğumu , 19 ülkeyi geçip, 26.000 km’ yi katettikten sonra,

North Cape de bitirmeyi planlıyorum. Daha doğrusu  ‘’dünya ana karası bu kadarına izin veriyor.’’

Tabii her zamanki gibi, solo bir yolculuk bu!

 

Çöl  fırtınası  - Etyopya 2010

 

Etyopyadan Shiwa’ya 40 günlük kervan yolu üzerinde 2010

 

Gerekli bir açıklama :

Neden bu İngilizce isim diye düşünebilirsiniz. Haklısınız da! Beni tanıyanlar,  Türk diline olan hassasiyetimi bilirler.

Ancak, Cape Town dan başlayıp, North Cape te biten bu rota ülkemizde pek bilinmese de,  

dünya gezginlerinin yıllardan beri ilgi odağıdir. Cekiciliğini de her daim korumuştur.

Ve Cape to Cape olarak isimlendirilmiştir.

Ben bu satırları yazarken bile, onlarca gezgin, bekli de daha fazlası, bisikletle, motorlarla, jeep lerle bu isim altında,

bir Cape’ den diğerine ulaşma gayreti içindeler. Artik özel isim haline gelmiş. Tıpkı ‘’Route 66’’ gibi.

Bu ismi değiştirmeye kalkmak,  tüm  bu yolculuğu yapmış gezginlerin, emeklerine doğrusu saygısızlık olurdu..

 

Sevgili dostlar, dünyada bir efsane haline gelmiş Cape to Cape rotası , Türkiyeden bir uzun yol motorcusu - gezgin olarak

ilk defa bana kısmet oluyor. Bu nedenle, ben de (Made by RideTurkey) ismiyle anılsın istedim.

Böylece sadece benim değil, tüm RT dostları olarak hepimizin yolculuğu oldu.

Neden uzun yolculuklar! Neden motosiklet! Neden solo!

İşte dostlar bana en çok sorulan sorular bunlar. Binip ucağa herhangi bir ülkeye gidilebilir.

Hatırı sayılır paralar ödeyerek bir otelde hem tatil yapabilir, hem de katılacağınız günü birlik turlarla

o ülkeyi tanımaya çalışabilirsiniz. Böyle yapanlar da var tabii. Ancak, bunların adına Turist diyorlar!

Ayrıca belgesel kanalları, tanımadığımız uzak coğrafyaları evimizin içine kadar getirip, bizlere zaten izlettiriyorlar.

Doğrusu çok ta iyi yapıyorlar. Belgesel seyretmek benim de yaşamımın ayrılmaz bir parçası.

Ancak ben o daha önce görmediğim, bilmediğim uzak coğrafyaların tozuna toprağına bulanıp, içinden geçmeyi seviyorum.

Zorlukları olsa da, bir ülkeyi,  doğal güzelliklerini, renklerini, insan, kültür ve geleneklerini,

o ülkenin yollarında tanımak en güzeli.

 

Wadi Halfa – Sudan 2010

 

Bunu yapabilmenin en doğru araçlarından biri de motosiklet. Motosikletin kendisi başlı başına bir keyif,

gezi ve eğlence aracıdır zaten. Bunun yanı sıra motorla gittiyseniz eğer, dünyanın neresinde olursanız olun,

sevimli karşılanırsınız.

Sizi oranın insanlarından ayıran, içinde bulunduğunuz klimalı aracın kapısı, penceresi gibi,

bir konfor perdesi yoktur aranızda.

Yağmur yağıyorsa siz onlardan daha çok ıslanmışsınızdır. Sıcaksa, en terli yine sizsinizdir. Yani şartlar eşittir.

Uzak diyarlardan motorla gelmiş, toz toprak içindeki bu yabancıyı kabullenmeleri  uzun sürmez.

Bu özellik, ülkeyi ve insanlarını, onların gelenek ve göreneklerini daha yakından tanıma fırsatı verir yolcuya.

Motosikletle geçilen yolların manzarası ise renkleriyle,sesleriyle ve kokusuyla birlikte daha derin bir iz bırakır hafızalarda.

 

Bu türden projeleri, hafta sonu gezilerinden ve birlikte yapılan bir kaç haftalık turlardan ayrı değerlendirmek

en doğru düşünce olur. Kendi içinde öngörülemez ve inanılmaz  zorlukları olan yolculuklardır bunlar.

Hiç hesapta olmayan anlık sorunlara, mümkün olan en kısa sürede çözüm üretip,  yola devam etmeniz gerekebilir.

Bazen hesapta yokken günlerce bir yerlerde beklediğiniz olur.  Bazen de bıktırıcı bürokrasi , günlerce uğraştırır yolcuyu..

Tahammül sınırları zorlanır gezginin.  Bu gibi durumlarda planlarınızda esnek olup,

uygulamada da özgür olmak büyük kolaylıktır.

 

Uzun yolculukların ruhu da özgürlük değil midir! Ben yolculuğun yalnız olanını severim.

Böylece içinde bulunduğum coğrafyaya, ülkeye ve insanlarına daha fazla zaman ayırabiliyorum.

Bilirim ki bulunduğum ülkenin misafiriyim. Misafir olduğum yerde misafir gibi kalmaya özen gösteririm.

Günü gelince de, misafire yakışır bir şekilde ayrılırım o ülkeden. Geride dostluklar bırakarak.

Nassır Gölü geçişi – Mısır 2010

Yolculuğum 10 Mayıs’ta Cape Town dan  baslayacak ve hedefim Ağustos ortasında North Cape de bitirmek.  

Gördüğünüz gibi menzil uzun, yollar zorlu. Ancak bir söz vardır : ‘’Yol almasını bilen, varmasını da bilir.’’

Bu başlık altında göndereceğim yazı , video ve fotoğrafları takip ederseniz,

19 ülkeyi, çölleri , iç denizleri, sıradağları birlikte aşar  ve

muhtemelen puslu bir günde North Cape’a birlikte varırız.

 

Hani derler ya ‘’gitmiş kadar olduk’’, işte o misal.

 

Hoşçakalın.

Cahit Sesver

 

Not.  Birkaç gün sonra yolculuk hazırlığıyla geçen 7 ay boyunca yaptığım çalışmaları,

 

  • vizeler
  • konaklama
  • mevsim seçimi
  • aşılar
  • motorun yola hazırlanması

 

 

  • kullandığım ekipmanlar
  • Güney Afrikaya kargolanması  

 

gibi tüm detayları yine burada sizlerle paylaşacağım.