Ekvatora 170 km uzaktan hepinize sevgiler

Paylaş   Tue, Jul 10 2012 20:35
3,362 Okundu  



Zambezi köprüsünü geçtikten sonra, sınırdan Livingstone’a 200 km. Yol kötüydü, ama çevre, doğa, insanlar ve o kaotik kalabalık, bana gerçek Afrikaya geldiğimi hissettirdi. Zorunlu olduğum için yolun 100 km’sini karanlıkta gitmek zorunda kaldım, çünkü sınırda çok vakit kaybetmiştim. Hiç kimseye tavsiye etmem, çok tehlikeliydi. Bundan sonra ben de gece yolculuk yapmamaya, kendime söz verdim. Neyseki sorunsuz atlatıp, Livingstone’a vardım. Kaldığım otel Flarity Tower, Livingstone.

Günün sürüşü 720 km.

Livingstone tek bir ana caddesi olan küçücük bir şehir. Ama bir gezginin ihtiyaç duyacağı her şeye de sahip. Lüks olmayan temiz otelleri, bolca seçenek sunan restaurantları ile, her şeyi yerli yerinde. Burada benzin yine kurşunsuz bulunuyor, ama artık 91 oktana düştü. Livingstone demek, Victoria Şelalesi demek, başka da bir şeyi yok zaten. 

Sabah para bozdurup, Victoria Şelalesine gittim. Burada güvenli taksilerin rengi mavi. Belirtmeliyim, taksiciler dürüst, öyle yüksek fiyatlar değil de, birbirine çok yakın fiyatlar teklif ediyorlar. 45.- Kwacha ödedim, yol da 10 km zaten.

 

Yaklaşırken sağ tarafta büyük bir uğultu duydum, şelalenin olduğu bölgede fırtınalar kopuyordu sanki. Büyük bir şelale ile karşılaşacağımı biliyordum ama, bu kadarını da tahmin edemezdim. 

Bizim Long Way Down’cuların bandy jumping yaptığı köprüyü görünce, şaşırdım. Gözüme çok da tanıdık geldi, birkaç kez Nat. Geo. Adventure kanalında izlemiştim. Şelaleyi gezdikten sonra, yaklaşık 1,5 km yürüdüm. Köprüye gelmeden önce Zambia polisinden izin kağıdı aldım, bu olmadan köprüye geçilemiyor. Çünkü aynı zamanda köprünün tam ortası Zambia ve Zimbabwe sınırı.

 



Bandy Jumping’i yaptıran ekiple konuştum. Motorla Türkiyeden geldiğimi öğrenince, benim yolculuğuma gülerek, seninki Long Way Home dediler. Kulağıma hoş geldi ama, Cape to Cape, tek başına ve onlarınkinden çok daha uzun bir yolculuk. Charley Boorman’dan bahsederek, bana da bandy jumpiing yaptırmak istediler. Ama hiç bana göre değil doğrusu. O köprüyü , derin kanyonu ve yüksekliği gördükten sonra, dünyanın bu bölgesindeki, bu ekipmanlara güvenerek, bunu yapmasını bir türlü anlamasam da, Charley’i cesaretinden ötürü bir kez daha kutladım. İşte fotoğraflar, kararı siz verin.



Öğleden sonra şehirde biraz dolaştım. Küçücük yer, hemen bitiverdi zaten.



Ertesi gün Lusaka’ya doğru erkenden yola çıktım. Ufacık Livingstone’u ortasından bölen cadde, zaten Lusaka yoluydu. 91 oktanlık benzini doldurdum, motorun çalışmasında bir değişiklik fark etmedim ve yola koyuldum.

Burada yollar genelde iyi. Ancak Lusaka’ya 100 km kala, çok yoğun bir trafikle karşılaştım. Uzun süre konvoyda kalmak, sıkıcı ve riskliydi. Ancak buradaki sürücülerin araç kullanmaları gayet iyi. Sabırlı ve sakin kalıyorlar. Buranın yollarına da, trafiğine de, sürücülerinde de artık alıştım. Afrika savanaları ortasında 450 km’lik, manzaralı, güzel bir sürüştü. Ama nedense yol bir türlü bitmedi, yoruldum. Belki de konvoyda beklemektendir.

Otelim Fairview Hotel. Oldukça iyi ve temizlik sandartları kabul edilebilir. Çalışanları yardımcı.

Zambiadaki ilk izlenimlerim, insanlarının dost, iyi niyetli ve yardımsever olmaları.

Lusaka, Zambianın başşehri. 1905 yılında kurulmuş. Görülecek öyle ilginç ve tarihi yerleri yok. Dünyanın bu bölümünde yolculuk ediyorsanız, Lusakaya uğramadan bu mümkün değil. Çünkü burada tüm yollar, Lusakadan geçiyor. Yani bu şehri rota dışı bırakmanın bir yolu yok. Bu kaotik ve tozlu başşehirde ilginç olan tek şey, renkli pazarının yanı sıra, sokaktaki insan manzaraları. Zaten tarihi ve güzel yapılar görmek için de, kimsenin Afrikanın bu bölümlerine gelmek isteyeceğini sanmam. Gezginleri buraya çeken şey, olağanüstü bir coğrafya.

Malawi ve Tanzanya vizelerini Lusakadan aldım. Malawi vizesini 40 dakikada verdiler. 150.-$. 

Havaya girip, aynı sabah Tanzanya Konsolosluğuna gittim. Saat 14.00’de onlar da vize verip, pasaportumu teslim ettiler. Vize ücreti 50.- $. 

Söz vizelerden açılmışken hala Etyopya vizesi korkulu rüyam! Onun da çaresine Kenyada bakacağım.

 



Artık ayrılma vakti geldi. Sabah 08.00 ‘de Lusaka’dan yola çıktım. Taksi şöförünün yolu tarif etiği kağıt çok işe yaradı. 10 dakikada Lusakanın kargaşasından kurtulup, Chipata yoluna çıktım.

Zambia’nın doğu bölümünde o kadar sık benzin istasyonu yok. 55 km ötede Chongwe ‘de depoyu doldurdum. Bu da beni Nyimba ‘ya kadar görürdü. Sonrasında benzin istasyonu sorunu kalmadı zaten. Chipata’ya kadar güzel bir yolculuktu. Konuştuğum kişiler, yolların virajlı ve yokuşlu olduğunu söylemişlerdi. Bende öyle bekliyordum ama  söyledikleri meğer sadece ufak ufak tepelermiş. 

Yolda geçtiğim yerler, bana sanki Ege’de motor sürüyormuşum hissini verdi. Coğrafi yapı ve bitki örtüsü hemen hemen aynıydı. Yolda gördüğüm, üstü başı partal, saçları yapağı gibi ama çok sevimli kız çocuğunu yanıma çağırdım. Koşarak geldi. Kendisine verdiğim elmayı, gülümseyerek alırken, teşekkür edip, estetik bir şekilde reverans yapması, beni çok şaşırttı. Dünyanın unutulmuş bu bölgesinde, böylesi bir batı geleneğini nereden almıştı ki Ama bugünkü yolculuğumun beni en keyiflendiren anı da bu oldu.

Saat 16.00 gibi otele geldim. Yolu 3 km kadar kırmızı toprak bir yoldu, ama buraya gelince anladım ki, buna değdi. Hava yoğun bulutlu olduğu için, yağmur durumunu sordum. Artık Ekim ayına kadar yağmur yağmaz cevabıyla rahatladım. 

Mükemmel bir bahçe içinde, temiz, konforlu bir otel Mama Rula. Akşam yemeğindeki Lazanya harikaydı. Günlerden beri ilk defa içime sinen bir temizlikte uyuyacağım.  En keyifli konaklamalarımdandı. Yarın 2 sınır geçişi ve uzunca bir yolum var.

Günün sürüşü 608 km.

 

Zambia izlenimlerim..

Siz de bu duyguyu yaşamışsınızdır sanırım. Hani bazı ülkeler veya şehirler vardır. İlk girdiğinizde, yaramaz burası,  en iyisi hızle geçip gideyim dersiniz ya, işte Zambia da bana öyle geldi. En iyisi fazla oyalanmayayım dedim kendi kendime.

Livinstone’u , Victoria Şelalesini gördükten sonra da, fikrim değişmedi. Ama aslında haksızlık mı ediyorum bu ülkeye diye düşünmedim de değil.  Derken insanlarla tanıştım. Yollarda, küçük köylerde ve büyük şehirlerde.  Hepsi dost, güler yüzlü ve saygılıydı. Acaba, yabancıyım ondan mı diye düşündüm önce. Dikkat ettim, birbirlerine karşı da öyleydiler. Kazara göz göze gelseniz, hiç tanımadığınız insanlar, ‘’Merhaba, nasılsınız’’ diye, kısaca ve hiç rahatsız etmeden hatırınızı soruyor ve geçip yoluna gidiyor. Taksi şöförleri bile yabancılara yüksek fiyat vermiyordu burada. Yardıma ihtiyacınız olsa, herkes dost ve yardım sever. 

Zambia, Victoria Şelalesinin dışında, sıradan bir Afrika coğrafyasına sahip. Fakirlik de bir hayli fazla. Şehirler bakımsız. Ama Zambia’yı güzelleştiren ve farklı kılan bence burada yaşayan halk. Ve bir kez daha anladım ki, ülke ne olursa olsun, orayı güzelleştiren ve yaşanılır kılan, insanları oluyor.

Ilk izlenimimin tersine, ben Zambia’yı çok sevdim. Günün birinde tekrar bu dost insanların arasında olmak isterim.

 

Victoria Düşleri

O sabah, bütün yolculuklarımda olduğu gibi erken uyandım. Victoria Şelalesine gitmemi önerdiler. Sabah ışık daha iyi düşermiş. Şehirde biraz aylak dolaşmak istiyordum oysa. Yola çıktım, şelaleyi görmeden, uğultusu duyulmaya başladı. Aniden kopan bir fırtınanın içindeydim sanki. Yaklaştıkça daha da arttı. Motorun sesi duyulmaz oldu. Kulaklarımda sadece şelalenin uğultusu vardı artık.

Girişte önce babunlar karşıladı beni, kolay karın doyurnanın yolunu bulmuşlardı anlaşılan…İnsanların olduğu yerde beslenmek kolay. Kıvrımlı, taş, dar yoldan, yağmurla karışık bir fırtınanın içinde ilerliyordum şimdi. Derken onu gördüm. Başında hiç kaybolmayan gökkuşağından tacıyla, hüküm sürdüğü bölgede, her dem yağmur ve fırtınalı, kendi mevsimini yaratmıştı Victoria. 

 

Kıvrımlı taş yoldan daha da aşağıya götürdü beni adımlarım. Islak ve kaygandı taşlar. Bir ara başımı vurduğum dal, bana daha dikkatli olmam gerektiğini hatırlattı. Derken derin bir kanyonda  buldum kendimi.  Zambezi  Nehrinin kıyısındaydım, Victoria çok yükseklerde kalmıştı şimdi.  Çok geçmeden kayıktan biraz hallice bir tekneyle yanaşan yaşlı adam, eliyle işaret etti, uzun oturağa iliştim. Hiç konuşmadık.Konuşsak da birbirimizi duyamazdık zaten. Şelalenin biraz yakınına götürecekti  beni. O da üç-beş kuruş kazanmak istiyordu belli ki. Uzun sürmedi, nehirdeki durgun bir gölette durduk.

Uzun tahta oturağa sırt ustu uzandım. Sadece Victoria’yı ve gökkuşağından tacını görüyordum artık. Sert bir rüzgar esti aniden. Beni yerimden kımıldatabildi mi, bilmiyorum. Ama gökkuşağına doğru savruldu ruhum.  

Parlak, yumuşak, sevecen gökkuşağının içinde, yolculuğa çıkmıştım şimdi. En yüksek noktasına gitmek istiyordum. Ama hangi rengi seçeceğime karar veremedim bir türlü. Hangi renge geçsem, dünya o renkte görünüyordu gözüme. Renkler arasındaki kararsızlığım uzun sürmedi. Mavi’yi seçtim. 

Ilık, parlak ve mavi renk sarmalında yüzer gibi gidiyordum. Yükseldim, yükseldim. Ne kadar surdu bu yükseliş bilmiyorum. Ne Victoria, ne de uğultusunu duymaz olmuştum artık. Gözümde ne Afrika, ne çöller, ne de beni bekleyen yollar vardı simdi. Rengarenk gökkuşağının  mavisinden ufka baktım.  

Akdeniz ‘i gördüm. 

Ya da bana öyle geldi, bilmiyorum. Bir sarsıntı ile açtım gözlerimi, tekneye bindiğim yere yanaşmıştık çoktan. Ben gökkuşağındaki o muhteşem yolculuğumu sürdürürken ihtiyar kayıkçı dönüş yoluna geçmişti anlaşılan.

Benim en güzel yolculuğum buydu işte.

Zambiada ilk günümdü,

Zambezi nehri üzerinde,

Hiç kaybolmayan gökkuşağının altındaydım.

 

Not: Şu anda Kenya’dayım.  

Yolların çoğunu ardımda bıraktım. Çoğu da önümde bekliyor hala.

 

 

Ekvatora 170 km uzaktan hepinize sevgiler

Cahit Sesver

 




Yayınlanış Tarihi Jul 10 2012, 08:35 PM Yayınlayan Cahit SESVER

Yorumlar


 

Ali Baki UYGUR

Cahit bey imrenerek izlemeye devam ediyorum. Tekeriniz tassiz yollar da guven ile gitsin.selamlar

Baki

July 10, 2012 1:09 PM

 

Cem YILDIZ

Sevgili Cahit, boyle zorlayici bir yolda boyle ozenle rapor hazirladigin ve bizi anilarina keyifle ortak ettigin, heycanlarini paylastirdigin icin sana kacaman bir tesekkur borcluyuz. Her yazidan sonra gozlerimiz bir sonrakini beklemeye basliyor. Bizimkiler gib ac ruhlari doyurman cok zor Big Smile Keyifle yol al, aklimiz, gonlumuz hep seninle...

July 10, 2012 1:51 PM

 

Ahmet YILMAZ

Sizinle birlikte bizleri de gezdirdiğiniz için çok teşekkürler. Merakla raporun devamını bekliyoruz. Vakit bulup bizlere bu geziyi canlı yaşattığınız için de çok teşekkürler. Yolunuz açık, şansınız bol olsun.

Sevgilerimle,

July 10, 2012 11:17 PM

 

Petrit Dunisa

Selamlar Cahit bey, yine sabah sabah içimiz açıldı, keyifli bir güne vesile oldunuz.

Yolunuz hep açık ve keyifli geçmesini diliyorumm...

July 10, 2012 11:22 PM

 

Gokhan Coral

Cem'e katılıyorum, bu zorlu rotada, fırsat yaratıp, heyecanınızı bizlerle paylaşmanız ne kadar güzel. Teşekkürler, yolunuz açık olsun..

July 10, 2012 11:55 PM

 

Cumhur Bozdağ

Kolay gelsin,pek çoğumuzun çok özendiği,türlü nedenlerle gerçekleştiremediği bir şeyi yapıyorsunuz,sağlıkla,keyifle kalın,takipçinizim.

July 11, 2012 12:51 AM

 

Ismail Erdag

Harika maceranızı takdirle izliyorum .Yolunuz açık , herşey istediğinz gibi olsun.

July 11, 2012 2:51 AM

 

Sherif Ansary

keyifle kalın

herşey istediğinz gibi olsun

güzel fotoğraflar

eğlenmek

yakında göreceksin

Sherif

July 11, 2012 9:14 AM

 

tumay demirsoy

Bitmesini istemediğim bir belgeselin devamını beklediğim heyecandayım çok keyifli, iyi ki yapmışsın, yolun açık olsun.

July 12, 2012 6:29 AM

 

Cem Dogruoglu

Cahit abi,harika gidiyor.Selamlar sevgiler...

July 13, 2012 11:37 PM

 

Teoman ACAR

Cahit Abi,

O güzel anlatımın ile sanki oraları beraber geziyormuşum gibi hissettirdiniz...Teşekkürler

Gezdiğiniz yerleri görünce sizi bir kez daha cerasertiniz , azminiz ve sabrınızdan ötürü kutluyorum.. Sevgiler....

July 16, 2012 4:06 AM

 

Teoman ACAR

Cahit Abi,

O güzel anlatımın ile sanki oraları beraber geziyormuşum gibi hissettirdiniz...Teşekkürler

Gezdiğiniz yerleri görünce sizi bir kez daha cerasertiniz , azminiz ve sabrınızdan ötürü kutluyorum.. Sevgiler....

July 16, 2012 4:08 AM

 

reha uysal

Onca yol yapıp sonra bunu fotoğrafları yükleyerek yazmanız büyük başarı.

tebrikler

July 17, 2012 6:49 AM

 

Mehmet Durak

Ne güzel ifade ediyorsun... Seninle o yollarda gibiyiz... Gözümüz gönlümüz seninle Cahit.

July 19, 2012 2:21 AM

 

CUNEYT U. GURBUZ

Sevgiler,

Ben siteye pek bağlanmaya vakit bulamıyorum bu yüzden de bu güzel yazı dizisini geç gördüm. İmrenmedim, kıskanmadım desem yalan olur. Fakat her şeyden evvel cesaretin ve azmin için şapka çıkartıyor, yolculuğunun keyifli ve eğlenceli geçmesini temenni ediyorum.

Cüneyt

July 19, 2012 3:42 AM

 

Melih Ulubilgen

Cahit takipteyiz iyi gidiyorsun salamlar iyi hava bol şans diliyorum..

July 22, 2012 12:29 PM

 

Rosi & Walter

Merhaba lieber Cahit,

die Reiseberichte sind toll, es ist unglaublich was Du alles sehen und erleben kannst, auch schön für uns so viel darüber zu erfahren. Bald geht es ja auch wieder nach Hause, wir wünschen Dir eine angenehme Rückreise und passe gut auf Dich auf…

Herzlichst Rosi & Walter ;-)

July 27, 2012 1:02 AM

 

yavuz coskun

yolculuk ve  yolculuğun aktarımı harika

sanki resimli bir roman okuyorum gibi bir  hissiyata kapıldım  

size imrenerek resimleriniz devamını bekliyoruz

iyi yolculuklar . . .

July 30, 2012 2:42 AM

 

Erhan T.

Habertürk yazarı Kadir Ecevit Özoğlu sayesinde yolculuğunuzdan ve bu siteden haberim oldu, iyi ki de olmuş. Motorsiklet dünyasına yeni girdim, yazılarınızı heyecanla okuyorum. Kazasız, belasız ve keyif dolu sürüşler diliyorum Cahit Bey.

August 3, 2012 4:38 PM

 

Mustafa gürlek

cahit bey,

Ali baki arkadaşımı internette ararken sitenizde onu gördüm.sitenizi biraz inceledim fakat gidip gördüğünüz yerlere gördükçe imrenmemek elde değil.bunları yaşamak görmek herkese nasip olmaz diye düşünüyorum.başarılar

ali baki 0 555 718 75 76 nolu telefondan bana ulaşırsan sevinirim.

December 5, 2012 11:51 AM

 

fahrettin şener

tesedüfen internette gezerken buldum  250 ss lik bir motor aldım hem motoru öğrenmek hemde bir tur atmak için balıkesirden suriyeye gittim. şimdi kendimi motorcu gibi hissetmeye başladım  motorumu satıp şimdi f 650 gs bir bmw motor alıp afrika kıtasını arkadaş bulabilirsem iki bulamassam tek başıma  mısırdan girip cape down.a gitmek istiyorum hazırlıklarımı yapmaya başiladım.sizi buldum inşallah kaybetmem sizden çok bilgi almam gerekiyor tabii musaade ederseniz .geziniz bitip türkiyeye döndüğünüzde inşallah görüşürüz allah kazasız belasız yolculuğunuzu tamamlayıp geriye sevdiklerinizin yanına dönmenizi sağlar inşallah ...kendinize iyi bakın

September 16, 2013 4:07 AM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Cahit SESVER Hakkinda...

Izmirliyim. Çesitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda dereceleri olan (Birçok kez Türkiye şampiyonluğu, Balkan Şampiyonluğu ve Dünya dördüncülüğü gibi), eski bir milli bisiklet yarışçısıyım. Yani hayatım rüzgar, yağmur, güneş ve soğukta 2 tekerlek üzerinde geçti diyebilirim. Aktif sporu bıraktıktan sonra, dağcılık, yamaç paraşütü, dağ bisikleti ve dalgıçlık gibi doğa sporları ile hobi olarak ilgilendim. Hala ilgileniyorum. Ve kendimi bildim bileli gezginim. Tabii en büyük tutkularımdan biri motosiklet. Bundan yaklaşık 12 yıl önce gezginlikle, motosikleti birleştirdiğimde, yaşam çok daha renkli ve keyifli oldu benim için. Bugüne kadar Asya, Orta Doğu ve Afrikada 30 ülkeyi motorla dolaştım. 2 kez motorla İran, Pakistan, Hindistan, Nepal yolculuğu yaptım. Dünyanın en güneyinden, en kuzeyine ''CAPE TO CAPE'' isimli rotayı motosikleti ile tamamlayan ilk Türk motorcu - gezginiyim. Evliyim. Çeşitli yerli ve yabancı şirketlerde yöneticilik yaptım. Herşey bir arada olmuyor. Şu sırada sadece motorumla uzun yolculuklar yapıyorum.