Cape to Cape – Final: Mısır, Avrupa, İskandinavya, North Cape

Paylaş   Tue, Nov 06 2012 23:55
5,375 Okundu  

 Sevgili dostlar,

9 Afrika ülkesini ardımda bıraktım. Her şeyin anlık değiştiği bir kıtada sürdürüyorum yolculuğumu. Koskoca Afrika bitiyor artık. Adına kimilerince ‘’Kara Kıta’’ dense de, geçtiklerimin hepsi de benim için rengarenk anılarla dolu olan, rengarenk ülkelerdi. Önümde sadece Libya ve Tunus’un olduğu 2 ülke kaldı koca Afrikada, diye düşünürken, Türk Elçiliğinin ısrarlı uyarıları sonucu rotayı Libya’ya değil, Port Said’e çevirdim. Ben de, Cape to Cape yolculuğu yapan diğer Avustralyalı çift Johannes ve Judith ile birlikte, güvenli yol olan, Türkiye üzerinden North Cape’a devam etmeye karar verdim. Bu durumda Tunus’tan İtalya’ya feribot ile geçmek yerine, Mısır Port Said’den Mersin’e feribot yolculuğu yapacağım. Böylesi uzun yolculuklarda sıkça karşılaşılan bir durumdur bu. Esnek planlar yapıp, her şeye hazırlıklı olmalı yolcu. 

Ben motoru  kuzeye Port Said’e doğru sürerken, Libya neyse de, aklım hep Tunus’ta kalmıştı doğrusu. Çünkü Kartaca’yı görmenin, yolculuğumda beni en heyecanlandıran anlardan biri olacağını biliyordum. 

Kartaca’lı komutan Hannibal’ın, ordusuyla ve fillerle Roma’ya yaptığı o yolculuğu yerinde düşlemeyi çok arzu ediyordum. Arkeolojiye merakım olduğundan değil, çokta ilgimi çekmez aslında, ama işin içine yolculuklar girince durum değişiyor. Savaş için olması dışında, bu destansı yolculuk, her zaman büyük saygı ve merak uyandırmıştır bende. 

 

 

Kısa bir sürüşten sonra, öğlen sıralarında Port Said’e geldim. Burası Mısır’ın diğer şehirlerinden çok farklı ve güzel bir mimariye sahip. Aslında bizim yabancısı olmadığımız Akdeniz mimarisi bu. 

Port Said’de limanın tam karşısındaki Resta Port Said Hotel’de konakladım.Günün sürüşü 209 km

Akşam üzeri şehirde dolaşmaya çıktım. Gördüğüm kadarıyla Port Said güzel bir liman şehri. Ben bu şehri sevdim. Yarın feribot bileti ve bıktırıcı Mısır bürokrasisi ile cebelleşmem tekrar başlayacak. 

 

 

Port Said te elimde evraklar takipçiyle birlikte oradan oraya iki gün süren koşuşturmam nihayet geminin kalkmasıyla birlikte son buldu. Afrika kıtasını bir feribotla ardımda bırakırken, son kez dönüp geriye baktım. Sadece bir kıta 9 ülke ve yaşanmışlıklar değildi ardımda kalan. Dünyanın ana paralellerinden üçünü, Oğlak Dönencesi, Ekvator ve Yengeç Dönencesini de ardımda bırakıyordum. Bu üç ana paralelin hepsini de motorumla geçmiştim. Artık rotamın yeni yüzü Kuzey Kutup Çizgisi.

 

 

Yolculuk yaptığım gemi, aslında bir Rus şirketinden kiralanmış, personeli de Rus çalışanlardan oluşan bir RO-RO gemisi. Türk şirketi Alcor tarafından işletiliyor. Suriye olaylarından sonra TIR ların ve şoförlerin, güvenli geçişi için düşünülmüş. Zaten gemide ben ve Avustralya’lı Cape to Cape yolcusu motorcu çift dışında  başka turist yoktu. Gemi ve kamaralar oldukça temizdi. Personeli de işini iyi yapmaya çalışıyordu. Klimaları çalışmasa da, Wadi Halfa feribot sefaletinden sonra, odamdaki banyosuyla bana çok lüks geldiğini bile söyleyebilirim. Kamarada tek kişi yolculuk ve motor 650.- Dolar. Bu fiyata yemek dahil. Liman hizmetleri ve takipçi için de 370.- Dolar, toplam 1.020.- Dolar ödedim. Oldukça pahalı bir çözüm.

 

 

Port  Said-Mersin arası yolculuk 40 saat sürüyor. 09.Ağustos Perşembe günü saat 10.00 da Mersin limanına yanaştık. Johannes ve Judith ile vedalaştık. Gümrük işlemleri oldukça uzun sürse de aynı gün İzmir e doğru yola çıktım.Aylar sonra kendi ülkemde motor kullanıyordum.

Günün sürüşü 1.018 km.Motorun yağ kaçıran kapak contasını ve servisini Eyüp Bike de yaptırdıktan sonra, iki gün içinde hemen yola koyuldum. Her ne kadar kendi  ülkem olsa da,Türkiye rotam üzerinde bir geçiş ülkesiydi benim için. Yoldaydım ve bu tür yolculuklarda fazla soğumamalı yolcu! 

 

 

Biliyorsunuz ben hep Asya, Orta Doğu ve Afrika yolculukları yapıyorum. Oradaki ülkeleri gezen, yaşayan, anlatan ve bundan büyük keyif alan bir motorcu gezginim. Avrupa’ya daha önce hiç motorla gitmedim. Ancak, Cape to Cape aynı zamanda bir rota yolculuğu. Bundan sonraki ülkeleri hızla geçerek, mevsim şartları daha da zorlaşmadan, North Cape’a varmak niyetim. 

Avrupa hakkında forumlarda o kadar çok şey yazıldı, o kadar çok şey söylendi ki, bana pek bir şey kalmadı doğrusu. Forumlarda ülkeler aynı olsa da, farklı kişilerin farklı bakışlarla yazdığı, hepsi de çok güzel ve keyifli pek çok rapor var. Bundan sonra benim bir şey yazmam, bilinenin tekrarı olur. 

North Cape yolculuğu için yazılmış sevgili Cem Yıldız’ın oldukça kapsamlı ve bir motorcu gezginin ihtiyacı olan tüm bilgileri içeren yol raporu zaten mevcut. Bende bu yol raporundan oldukça faydalandım.

‘’Peki yazılacak hiç mi bir şey yok’’ diye sorabilirsiniz. Vardır elbet. Ama benim gibi yılları Doğu yollarında geçmiş bir motorcu gezgin için ‘’Garp cephesinde yeni bir şey yok!’’

 

 

İzmir den çıkıp aynı gün İpsala üzerinden Yunanistan’a girdim ve çok sevdiğim İskeçe (Xsanti) sehrinde Z Palace Otelde konakladım.Günün sürüşü 691 km.

Sabah iyi bir kahvaltıdan sonra yola çıktım. Batı Trakya da özellikle Kavala taraflarında yol ve manzara harikaydı. Selanik’ten sonra kuzeye dönerek Üsküp’e varmak üzere Makedonya sınırına yöneldim. Öğleden sonra Üsküp’ün Türk tarafındaki Arka oteldeydim. Günün sürüşü 449 km.

Biraz dinlendikten sonra akşamüzeri şehri dolaşmak ve fotoğraf çekmek üzere dışarı çıktım. 

 

 

Üsküp anıları

Tanımadığım, daha önce gelmediğim şehirlerde hep böyle yaparım. Önce kaybolmak isterim şehrin sokaklarında. Üsküp’te de öyle oldu. Kulağıma çalınan Balkan şiveli Türkçeler arasında sürdü  yürüyüşüm. Bazen dar tenha sokaklara, bazen de adını bile bilmediğim kalabalık meydanlara götürdü beni adımlarım.. Üsküp’ün eski tarafında uzaklardaki Türkiye’de dolaşıyordum sanki. Türkiye dediysem bugünün Türkiye’sini düşünmeyin sakın! Çok daha eskilerden söz ediyorum. Ama bizler koruyamadık şehirlerimizi. Burada ise farklıydı durum. Tarihi evleri, camiileri, hanları ve kervansaraylarıyla, yüzlerce yıl önce yapılmış bütün Osmanlı mirası dikkatle korunmuş, özenle restore edilmiş ve olanca görkemiyle saltanatını sürdürüyordu bütün şehirde. 

Asırlık çınar ağacının gölgesindeki çay molasında konuştuğum yaşlı kahveci Behlül bey, eski evleri, hanları ve camileri eliyle gösterdi. Her ne kadar masrafı ağır, bakımı zor olsa da, gözümüzün bebeği gibi koruruz Ata yadigarlarımızı diyordu.

Doğduğum şehir İzmir geldi aklıma birden! Ahşap yapı sanatının en zarif örneklerinden eski Alsancak iskelesini hatırladım. Sonra Kordon’dan başlayıp, Göztepe’ye kadar uzanan körfezde, inci gibi dizilmiş, cumbalı eski İzmir evlerini düşündüm. Hemen hiç biri ayakta kalamadı günümüzde. Yerel yöneticilerin bencil hırsları ve vizyonsuzluklarına dayanamayıp, Apartman belasına yenik düştüler. Biz gözümüzün bebeğini koruyamamıştık belli ki! Uzaklardaki Türkiye’de, anılarımdaki İzmir’İ düşünürken, yaşlı kahveci Behlül’ün sözleri tekrar çınladı kulaklarımda. ’’Gözümüzün bebeği gibi koruruz ata yadigarlarımızı’’

Üsküp’e ilk gelişimdi

Taş köprünün önünde

Vardar nehri kıyısındaydım.

 

 

Akşam üzeri otele döndüğümde ‘’Dünya ne kadar küçük diyerek’’ bana seslenen sevgili motorcu  kardeşimiz pilot KAĞAN BOYÇAY'la karşılaştık. O da beni göremeyince motoruma not bırakmak için park yerine inmiş. Kısa ama keyifli bir sohbetten sonra vedalaştık. Gerçekten dünya çok küçükmüş!

 

 

Sabahın oldukça erkeninde Sırbistan üzerinden Macaristan’a geçmek üzere yola çıktım. Gerçekten dünyanın bu bölgesinde, Balkanlarda coğrafya çok güzel ve motor kullanmak çok keyifli. Sorunsuz bir sürüşten sonra Macaristan’ın sınır şehri Szeged’e geldim. Günün sürüşü 677 km. Konaklama Tisza Hotel. 

 

 

Macaristan’ın Sırbistan sınırının hemen dibindeki Szeged kenti çok canlı ve tarihi bir şehir.Her yer pırıl pırıl ve insanlar çok cana yakın. Sınır daki pasaport polisi önce kaskımı çıkartmamı istedi sonra pasaporta bakıp Türk olduğumu görünce gerek olmadığını söyledi. Pasaportu verirken ise Türkçe teşekkür etti. Türklere olan bu yakınlığı ve sevgiyi iki gün kaldığım bu şehirde ve bütün Macaristan’da yaşadım.

Ertesi gün tüm Macaristan’ı, Slovakya’yı ve Çek Cumhuriyetini geçerek Almanya’nın Dresden şehrine vardım. Günün sürüşü 880 km. Konaklama Ramada Resident Hotel.

 

 

Almanya’nın bakımlı otobanlarında direk olarak Hamburg’a geldim. Günün sürüşü 477 km. Konaklama Preuss Hotel. İyiden iyiye North Cape’in çekim alanına girmiştim artık. Kuzeye doğru çıkınca hava iyice bozdu. Her gün en azından yolun yarısını yağmur altında gitmeye başladım. Meteoroloji raporuna göre de böyle sürecekti artık. Ertesi gün 474 km sürerek Kopenhag’a vardım. Konaklama Taastrup Park Hotel.

Kopenhag’tan ayrılıp Stockholm’e yine yağmur altında sürdü yolculuğum. Hava da oldukça soğumaya başladı buralarda. Günün sürüşü 658 km. Konaklama Radisson Hotel.       

 

 

Namibya’dan sonra kaldırdığım kışlık giyecekleri, yün çorapları, termal içlikleri ve kışlık eldivenleri tekrar çantadan çıkarmanın zamanı geldi. Stockholm’den itibaren hep bu şekilde kışlıklarla yola devam ettim. Buralarda yollar yavaş yavaş ıssızlaşmaya başladı. Konaklayacağım Umea şehrine doğru artık coğrafya ve bitki örtüsü de tamamen değişti. Günün sürüşü 639 km. Konaklama Comfort Hotel Winn. Günlerdir ara vermeden her gün yol yaptığım için burada bir gün dinlenmeye karar verdim. İyi de etmişim çünkü Umea çok güzel küçük bir şehirdi. Aylardır süren yolculuğumun hedefine artık çok az kalmıştı ve en geç birkaç gün içinde North Cape’de olacaktım.Heyecan iyice sarmıştı içimi.

 

 

Umea’dan erkenden ayrılıp Finlandiya’nın Kemi şehrine doğru yola çıktım. Kemi aynı zamanda meşhur buz otelin de bulunduğu şehir. Bu mevsimde eridiği için otel ortada yok tabii. Kış gelip, havalar eksi derecelere düştüğünde tekrar inşa edilecek. Bu işlem her yıl tekrarlanıyor. Günün sürüşü 415 km. Konaklama Hotelli Merihovi.

 

 

Birkaç gündür doğuya doğru süren yolculuğumda artık Baltık denizini ardımda bıraktım. Şimdi yönüm tekrar kuzeye İnari şehrine doğru. Bugün yolumun üzerindeki Rovaniemi şehrinden 6 km sonra Kuzey kutup dairesini geçeceğim. Etraf çok daha ıssızlaştı. Yola aniden çıkan Ren geyikleri ciddi tehlike oluşturuyor. Bir defasında neredeyse çarpıyordum. Günün sürüşü 443 km. İnari benim North Cape’den önce  konaklayacağım göl kıyısında küçücük bir şehir. Hayalimin gerçekleşmesine sadece  360 km var. Yemek yiyip erkenden yattım.

 

 

Erkenden yattım ama geceyi nasıl mı geçirdim dostlarım? İşte aşağıda yol anısı!!

Yol anıları

Bütün gecem, uyku ile uyanıklık, düş ile gerçek arasında geçti. O sabah her zamankinden erken uyandım. İnanmak istemiyordum ama, aylardır sürdürdüğüm yolculuğun son sabahıydı bu. Dünyanın en kuzeyinin çok yakınlarındaydım artık. İnari’ deydim. Demir küreyle sadece 360 km kalmıştı aramızda. Perdeyi aralayıp yol arkadaşım Sagarmatha’ya baktım. Birlikte neler yaşamamıştık ki aylar süren bu yolculukta. Üzerine yollar sinmişti, benim gibi yorgun görünüyordu o da.

Sanılanın aksine sevinçli değildim hiç, tarifsiz bir hüzün vardı içimde. Belki de kurşun rengi İskandinavya sabahıydı nedeni, bilmiyorum. Bitmesini istemiyordum bu rüya misali yolculuğun. Bu yüzden uzun sürdü hazırlanmam belki de.

Yola çıkmadan önce odamdaki yatağa sırt üstü uzandım. Perdenin arasından bir çizgi misali sızan ışık, beni tekrar aylar öncesine götürdü. Dünyanın en güneyindeki, Cape Agulhas fenerinin, odamı fasılarla aydınlatan ışıkları geldi aklıma. Sonra, gecelerin içindeki vahşi Afrika sesleri çınladı kulaklarımda. Geçtiğim eğreti köprüleri, akarsuların uğultusunu, altın rengi çöllerin sessizliğini düşündüm. Gökkuşağının mavisindeki Akdeniz özlemimi hatırladım yeniden.

Gelin görün ki hızla akan bir nehir gibi, avucunuzdan uçan minik bir kuş gibi gelip geçiyor zaman. Çöl fırtınalarında savruldu ruhum, taşlı yollarda sarsıldı bedenim. 

Bilirsiniz, her gönül her iklimi farklı yaşarmış. Ben, Dünya yollarında bir iklimi işte böyle yaşadım.

Kuzey kutup dairesini henüz geçmiştim

Demirden küreye varmaktı hayalim

Cape to Cape’de son günümdü.

 

 

Hava durumu 4 gün yağmursuz ve açık diyordu. Ancak İskandinavya’da her şey o kadar ani değişiyor ki! Sabah çok erken Norveç’e doğru yola yola çıktım. Yollar çok sakindi. Otelden ayrılalı henüz 20 km olmuştu ki, sola doğru dönen yol ayrımında ilk defa North Cape yazısını gördüm. 25.640 km ve 3 ay 21 gün sonra ilk defa ona ait trafik şildinin önünde durdum. Uzun uzun seyrettim.Bu son sürüş gününün her kilometresinin keyfini çıkarmak istiyordum artık.

 

 

Hava bulutlu ama en azından yağmur yok. Fakat müthiş bir rüzgar vardı. Norveç’e doğru rüzgar daha da arttı. Nihayet Kapp yarımadasına gelmiştim. Bundan sonra üzerinde buz parçalarının yüzdüğü deniz kıyısında sürüyordu yolculuğum. Rüzgar burada şiddetini daha da arttırdı. Öyle ki durup fotoğraf bile çekilemiyordu. Yolun boş olması en büyük şanstı doğrusu!! Burada motor kullanırken dünyanın sonuna geldiğinizi iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Etrafta ağaç falan kalmadı. Bitki örtüsü Tundra’dan oluşuyordu yarımadada. Doğa şartlarının ne kadar sert olduğu kendini her yerde belli ediyordu. Kaldı ki mevsim yazdı. Buraların kışını düşünemiyorum bile. 

Yol üzerindeki birkaç tünelden en uzun olanını arkamda bırakırken. Rüyama çok yaklaşığımı hissediyordum artık. Sağa doğru dönen yokuştaki, uzun bir virajın ardından gişeler göründü. Ancak alelade bir gişe değildi bu benim için.

 

 

Görevliden aldığım giriş bileti, Dünyanın en güneyinden, en kuzeyine yolları bitirdin, ben bunun tanığı ve belgesiyim diyordu sanki. Ama onu göremiyordum hala! Motoru söylendiği gibi park yerine aldım. Bir binanın kuytusuna bıraktım ki, şiddetli rüzgarda yıkılıp yol arkadaşım zarar görmesin.. Yaklaşık 150 mt ötede giriş olan binaya doğru hızla yürüdüm. Çok heyecanlıydım. Binanın içindeki birkaç basamak merdiveni hızlıca inip karşı kapıya yöneldim. Yaklaşınca kapı kendiliğinden açıldı. Ve dünyanın sonuna dikilmiş demir küre karşımda duruyordu iste. İlk mesajı eşime ve dostlara gönderdim. Şunlar yazıyordu mesajımda.

Yollar bitti.

Güneyden, kuzeye dünya bitti.

Cape to Cape bugün bitti.

 

 

Tarih: 31 Ağustos 2012 Cuma

Saat : 12.07

Cape to Cape rotası ilk defa bir Türk motorcu gezgini tarafından tamamlandı.

 

 

Üstad Nazım Hikmet’in çağdaşı büyük ressam Abidin Dino’ya bir şiirle sormuş olduğu o ünlü soruyu hatırlarsınız herhalde:

‘’Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?’’

Abidin Dino bu soruya nasıl cevap verdi bilmiyorum. Ben resim yapmayı hiç beceremem. Ancak Üstad bu soruyu bana sorsaydı eğer, aşağıdaki resmimi gösterirdim…

 

 

Sevgiler

Cahit Sesver

 

(fon muzigi : Angelit "Ruojain ruoktot" Fin Sami folk grubu)




Yayınlanış Tarihi Nov 06 2012, 11:55 PM Yayınlayan Cahit SESVER

Yorumlar


 

Füsun Ipekçi Sesver

Büyük düşler kuranlar düşlerini gerçekleştirmez, aşarlar.

(Alfred Lord Whıtehead)

Evet Cape to Cape Cahit’in düşüydü. Çok uzun zaman paylaştım düşünü onunla.

Hep yanında olmaya, yolunu açmaya çalıştım.

Ancak hep ve hepimiz yanında olmasaydık, ona güç vermeseydik, çok zor olurdu.

Cahit için de çok çok güzel anılarının yanısıra, gerçekten zor bir yolculuktu. Zor bir kıtada yapılan bir yolculuktu herşeyden evvel. Benim için ise korkulu ve heyecanlı bir bekleyiş, sürekli bakmakla çalıp iyi haberler vereceğine inandığım bir telefon ile aramdaki bağ ve aylar süren, ama bana yıllar gibi gelen bir ayrılıktı.

Sen de bu büyük düşünü aştın Cahit. Ne kadar mutlu ve rahatlamış olduğumu anlatamam. Seninle ne kadar gurur duyuyor olduğumu da.

Biliyorum ki daha pek çok büyük düşün var.

Ben zor, çok zor da olsa, hep yanındayım.

Eminim tüm Ride Turkey dostların da.

November 7, 2012 1:34 AM

 

Sherif Ansary

Senin için sevindim

Resimler harika

Tüm Yolculuklarinda Basarilar

November 7, 2012 1:37 AM

 

Tuğhan Baykut

Cahit Bey, yolculunuğunuzu tebrik ederim, harika bir seyahat olmuş, ellerinize sağlık... Gerçekten birçok motorsiklet sürücüsünün heyacanlanmasına ve hayaller kurmasına vesile olan bir yolculuk bu, okurken oldukça duygulandım, başarılarınızın devamını diliyorum...

Temmuz ayında, bir arkadaşımla yaptığımız Nordkapp seyahatinde, Nordkapp Kommune tabelasına Fenerbahçe logosunu ve Türk Bayrağını yapıştırmıştık. Logo duruyor, ancak en üste yapıştırdığımız bayrağımızı sökmüşler, izi hala duruyor, sol üst tarafta, içim sızladı açıkçası, sökenlerin elleri kırılsın demeden geçemeyeceğim...

November 7, 2012 2:56 AM

 

Franziska & Ferdinand Weber

Lieber Cahit,

was fuer eine beindruckende Reise.. Du gehoerst sicherlich zu den wenigen Menschen auf der Welt die diese Cape to Cape Route mit dem Motorrad geschafft haben. Und das auch noch alleine. Gratulation. Hut ab.

Wir sind beide so froh darueber dass wir Dich zufaellig nach vielen Jahren durch Ride Turkey wieder gefunden haben. Du hast doch noch unsere Kontaktdaten, oder?

Lass es Dir weiterhin gut gehen und melde dich doch bitte bei uns.

Liebe Gruesse aus dem kalten Deutschland. Und nochmals Glueckwunsch!!

November 7, 2012 4:44 AM

 

orhan aydoğan

SÜPERDİ DOSTUM ZEVKLE TAKİP ETTİM VE OKUDUM DEVAMMMMM.

November 8, 2012 2:49 AM

 

İrfan GÜRKAN

Son fotoğrafındaki hedefe ulaşma anının mutluluğunu bana da yaşattın. Tebrikler..

November 8, 2012 3:50 AM

 

fatih dere

aşılmayacak yolları iki teker üzerindeymişim gibi hissettim,süper bi heyecan

November 8, 2012 1:49 PM

 

Cem YILDIZ

Son kareler benim icin de cok anlamli Big Smile Zamanda yolculuk gibi geldi birden... Ellerine saglik ...

November 9, 2012 2:45 PM

 

Ilker Kocaakca

sizi yürekten tebrik ediyorum cahit bey..mükemmel ötesi bir gezi rüya gibi..yüreğinize sağlık..

November 10, 2012 7:06 AM

 

Alper Kiris

Tebrikler, yürekten tebrikler, yorgunluğa değmiş.

November 12, 2012 12:45 AM

 

Saim Ozkinar

Cahit abi sizi kutlar,sevgi ve saygılarımı sunarım.

Yolculugunuzu sag salim bitirmis olmanıza cok sevindim.

Paylasımındaki ictenlik ve enfes uslup icinde sonsuz tesekkurler.

November 12, 2012 2:47 AM

 

Can Ercebe

Bittikten sonra görüşmüş olmamıza rağman, okurken çok heyecanlandım. Eyvallah Cahit Abi. Daha fazlasını okuma şansına ulaşırız senden umuyorum.

November 12, 2012 3:09 PM

 

Murat Ziylan

Sevgili Cahit bey bize yaşattığınız bu heyecanlı yolculuk için yol gösterip bir gezginin vizyonunu paylaştıgınız için çok teşekkürler.Arkanızdan gelecek ve dünyanın birçok  rotasında teker döndürecek Türk gezginler olması dileklerimle.

November 13, 2012 3:02 AM

 

Murat Ziylan

Sevgili Cahit bey bize yaşattığınız bu heyecanlı yolculuk için yol gösterip bir gezginin vizyonunu paylaştıgınız için çok teşekkürler.Arkanızdan gelecek ve dünyanın birçok  rotasında teker döndürecek Türk gezginler olması dileklerimle.

November 13, 2012 3:06 AM

 

SIRRI ACUNER

vizyon,tutku ve azim ıle bırlıkte sabır ve tecrubenın bır araya gelısı böylesıne güzel, örnek bır seyahati ortaya cıkartmıs.kıskanarak bır solukta okudum raporunuzu.iyiki varsınız.Bu ruhun ve vızyonun örnek olması ve bir gün karsılaşmak ve tanısmak ümidiyle. Ankaradan saygılarımla.

November 14, 2012 1:22 PM

 

Rosi & Walter

Merhaba lieber Cahit,

wieder konnten wir uns an den wunderschönen Bildern und dem Reisebericht erfreuen, wie gut dass es Übersetzer gibt. Wir hoffen sehr dass wir noch viele Berichte von Dir lesen können ;-) - Diese Route war sicher eine einmalige, tolle, aufregende und auch manchmal nicht ganz ungefährliche Reise, aber es war bestimmt ein Erlebnis der ganz besonderen Art, schön für Dich dass Du Deine Träume leben kannst und schön für uns (alle) dass wir daran teilhaben können

Wir wünschen Dir und Füsun eine tolle gemeinsame Zeit, sehen uns auch hoffentlich bald einmal wieder

Herzlichst Rosi & Walter ;-)

November 17, 2012 4:13 AM

 

Tolgahan YILMAZ

muhteşem... son nokta ise benimde bir aprilia caponord kullanıcısı olarak gitmek istediğim nokta... tekeriniz düz bassın.. yüreğinize sağlık...

December 1, 2012 5:51 AM

 

Oktay Genc

Cahit abi öncelikle sizi kutlar ve ayrica bizlere yasatmis oldugun tanimlamasi güc duygular icin tesekür ediyorum. Derhal Bisikletten motora  gecis yapiyorum yani GS e

December 2, 2012 7:54 AM

 

rimonabantexcellence site title

PingBack gönderen rimonabantexcellence site title

July 17, 2013 6:25 AM

 

HAKAN DOLEK

Seni unutmayacagız Cahit abicim.Nur içinde yat

November 30, 2014 9:42 PM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Cahit SESVER Hakkinda...

Izmirliyim. Çesitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda dereceleri olan (Birçok kez Türkiye şampiyonluğu, Balkan Şampiyonluğu ve Dünya dördüncülüğü gibi), eski bir milli bisiklet yarışçısıyım. Yani hayatım rüzgar, yağmur, güneş ve soğukta 2 tekerlek üzerinde geçti diyebilirim. Aktif sporu bıraktıktan sonra, dağcılık, yamaç paraşütü, dağ bisikleti ve dalgıçlık gibi doğa sporları ile hobi olarak ilgilendim. Hala ilgileniyorum. Ve kendimi bildim bileli gezginim. Tabii en büyük tutkularımdan biri motosiklet. Bundan yaklaşık 12 yıl önce gezginlikle, motosikleti birleştirdiğimde, yaşam çok daha renkli ve keyifli oldu benim için. Bugüne kadar Asya, Orta Doğu ve Afrikada 30 ülkeyi motorla dolaştım. 2 kez motorla İran, Pakistan, Hindistan, Nepal yolculuğu yaptım. Dünyanın en güneyinden, en kuzeyine ''CAPE TO CAPE'' isimli rotayı motosikleti ile tamamlayan ilk Türk motorcu - gezginiyim. Evliyim. Çeşitli yerli ve yabancı şirketlerde yöneticilik yaptım. Herşey bir arada olmuyor. Şu sırada sadece motorumla uzun yolculuklar yapıyorum.