in

Hakan Erman

Hakan ERMAN


  •   Bir kitap

    Thu, Jan 12 2012 9:44
    1,614 Okundu  

    "Üniversitede okurken ailemden iki eyalet ötede yaşıyordum. Bir hafta sonu haritayı iyice inceleyip, genellikle kullandığımız yoldan farklı bir yoldan da eve gidebileceğimi fark edince, Kentucky'ye sonuçta daha kısa olduğu anlaşılan o yolu kullanarak gittim. Evde kaldığım süre boyunca da önüme gelen herkese yol bulma konusundaki dehamdan bahsedip bu yeni yol sayesinde otuz yedi dakika kazanmış olduğumu anlattım. Dedem sonunda dayanamayıp "Otuz yedi dakika" diye dalga geçti. "On beşini bize bunu anlatarak harcadın bile. Geri kalan yirmi iki dakikayla ne yapmayı planlıyorsun peki?"

    Hmm. Zamandan kazanma dininin beni bir yemeği aceleyle tıkınmaya ya da bir işi çabucak bitirmeye, kapıdan koşa koşa çıkıp bir sonraki görevin başına koşmaya zorladığı her seferde aklıma gelen bu soruya hala bir cevap bulabilmiş değilim. Bu kadar koşturmaca, bazen hayatın sıfıra eşit bir denklem olduğu gerçeğini gözden kaçırmamıza neden olabilir..."

    Bir kitap tavsiyesi:

    Hayvan, Sebze, Mucize - Barbara Kingsolver

     

    Gönderilen Jan 12 2012, 09:44 AM Yayınlayan Hakan Erman Ne ile 2 comment(s)

  •   2012

    Tue, Dec 13 2011 14:49
    3,099 Okundu  

    Mayalar'ın takvimi 2012'de bitiyormuş. Bunu kıyamet alameti olarak algılayanlar olduğu gibi, yeni bir takvimin ve çağın başlangıcı olduğunu öne sürenler de var.

    Mayalar ve onların kehanetlerinden esinlenilip yazılmış kitaplar, çekilmiş filmler bir yana, 2012'ye dünya son derece şaşkın giriyor. Şaşkın, çünkü daha önce karşılaşmadığı, bu nedenle de çözümünü bilmediği sorunlar, kara fırtına bulutları gibi gökyüzünü kuşatıyor. İklim değişimi, topraksızlaşma, ormansızlaşma, okyanusların bozulması, ozon delikleri, kirlilik gibi kelimeleri sık duyuyor ama tepkisiz kalıyoruz. Yoklarmış gibi davranıyoruz veya birilerinin bu işlerle uğraştığına güveniyoruz ya da çok üzerimize gelirlerse "elle gelen düğün bayram" havasıyla kadercileşiyoruz. En önemli şeylerle uğraşmıyorsak ne yapıyoruz biz sahi?

    Ekmek parası, çocuklar ve rahat bir emeklilik için çalışmakla meşgulsek, yine önemli gelişmeleri atlıyor olabiliriz. Zira, meğer birikimlerimizi ve daha kazanmadıklarımızı bile çoktan tüketmişiz. Kişiler, şirketler ve devletlerin sahip olduğu şey para değil borçmuş. Güzel ekonomik günler için daha çok ıvır zıvır tüketmek gerekir derken üretim kaynaklarımız tükenmeye başlamış. Doğduğumdan bu yana dünya nüfüsu ikiye katlanmış ama "yeter" nedir bilinmez olmuş.

    Değiştirebileceğimiz şeyler için güce, değiştiremeyeceğimiz şeyler için dirence ve farkı görebilmek için bilince ihtiyacımız var. 2012'de bu bilincin belirgin biçimde uyanmaya başlamasını umuyorum.

    Ve fakat, ne demişti Steve McQuinn abimiz,

    "Tam da dünyada her şeyin kötü olduğunu düşündüğümde, motosikletlerine binmekten zevk alan insanları görüyorum ve bir kez daha düşünüyorum."

     

     

    Gönderilen Dec 13 2011, 02:49 PM Yayınlayan Hakan Erman Ne ile 13 comment(s)

  •   Bu Çağda, Bu Anda ve Kışın Motosiklet - 2

    Sun, Dec 26 2010 22:46
    2,541 Okundu  

    ...

    KIŞIN MOTOSİKLET

    Sürüşten alınan zevki yılın belli bir dönemi ile kısıtlamak size de yazık gibi gelmiyor mu? Motosikletimizi bizim de yatırdığımız aylar var: kavurucu Temmuz ve Ağustos ayları. Makul bir donanımla İstanbul’un kışından korunabiliyor ancak ne yaparsak yapalım en sıcakları savuşturamıyoruz. Çoğunluk 5-6 ay motosikletleri ile yakın olabilirken biz 10 ayımızı sezondan sayıyoruz her yıl. Çok da fena değil...

     

    Kış aylarının asıl sorunu yağmur veya soğuk değil, bu ayların üzerimizde yarattığı genel psikoloji. Sanırım okul sıralarındayken şartlandırılıyoruz yaz dışında sadece çalışmaya ve yaşama ara vermeye. Yaz tatili zincirlerimizden boşalma zamanı olur, okul açılana kadar ne istersek yapabilirdik. Tabii, tatil sonunda bizden beklendiği gibi davranmak şartıyla. Kış, erkenden karanlıkta uyandırıldığımız sabahlar, soğuk okul binaları ve şuursuz bir bilgi depolama yarışıydı bizim için. Bu sırada bisikletimiz bodrumda, balkonda tozlanırdı. Okul dönemi bittikten sonra bile insanlar bu düzeni sürdürüyorlar. Yetişkinler, eskiden okula gittikleri aylarda ciddi ve robot gibi olmaya, yazın ise işleri serip tatile kaçmaya şartlanıyorlar. Oysa ki hayat, sadece yazları yaşamak için fazlasıyla kısa.

    Kış motorculuğundan yalnız siz değil motorunuz da memnun kalacaktır. Yılın yarısında kullanılmayıp aküleri boşalan, lastikleri bayatlayan, unutulan motosikletlerden biri olmayacak ne de olsa. Kışın motor sürüşü daha ciddi bir aktivite. Islak asfalt, yaz yağmurundaki kadar olmasa da daha hassas bir sürüşü gerektiriyor. Sürüş ritmi çeşitleniyor. Çünkü değişken şartları daha gerçekçi bir biçimde değerlendirmek ve ona uygun sürüş tarzını belirlemek zorunlu. “Yağmurda motor kullanmayı sevmeyen” biniciler kendilerini ne kadar da kısıtlıyorlar. Bu yaygın ifadenin tercümesi “lastiklerimin yolu ne kadar tuttuğunu bilmiyorum ve öğrenmeyeceğim” olsa gerek. Yol tutuşu hissini kazanmak için güneşli havaların binicisi olmak yetmiyor. Motosiklet sürüşü, aynı zamanda duyuların hassaslaştırılması oyunu ve bu tür gelişme oyunlarından vazgeçtiğimiz anda motosikletimiz sahip olduğumuz herhangi bir mala dönüşüyor.

    Motosiklet herhangi bir mal olmamalı. O, kültürümüzün at-avrat-silah değerler üçlüsünden atın yerini almaya en yakın modern icat. Bize “binmek ve göçmek” fiillerini yaşatabilen motosikletimizi gerçekten de atımız gibi sevmez miyiz? Motosikletine isim takan çoktur (bizimkinin adı Atılgan mesela:). Dışarıya karşı belli etmesem de motorumu yıkarken onu adeta sevip okşarım. Uzun yoldan gelince onu yorduğum için üzülür, sessizce dayanıklılığını ve gücünü överim. Bu tür şeyler hisseden tek kaçığın ben olmadığımı da biliyorum.

     

    Elbette motosiklet, “tatmin için sahip olunacaklar” adlı uzun listede tek bir maddeye indirgenebilir. Garajda, kapının önünde iyi durduğu için, motorcu imajı için, gücünü kendi gücümüze kattığımızı zannettiğimiz için motor sahibi olmak mümkün. Zırt pırt alınır satılır, son çıkan her model gönül çalar, teknik özellikler çarpıştırılır ve sonsuz “en iyi motor” tartışmaları yapılır. Alınmış satılmış motor listesi uzarken kilometreler, tecrübe ve alınan zevk hep kısa kalır.

    Motosiklet daha fazla saygıyı hakediyor. Onun kültürdeki yeri bir yana, günümüz dünyasındaki yerine saygı duymalı. O, Büyük Birader’in asabını bozuyor. İnsanların içindeki küllenmiş özgürlük duygusu ateşini beslediğinden, onların sadece doğaya tabii, hareket halinde ve büyük düzenin bir parçası olduğu zamanların çağrısını tekrar ettiği için Büyük Birader sevmiyor onu. Göz ardı etmeler, delilikle eş tutup lanetlemeler, üzerinde kaza geçirene “oh olsun” tavrı başka nasıl açıklanır?

    ---

     

    Gönderilen Dec 26 2010, 10:46 PM Yayınlayan Hakan Erman Ne ile 16 comment(s)

  •   Bu Çağda, Bu Anda ve Kışın Motosiklet

    Sun, Dec 26 2010 12:01
    1,867 Okundu  

    Motosiklet, üzerindeyken sadece sürüşü düşünmenizi talep ediyor ve kuralına karşı gelenleri er geç cezalandırıyor.

    Ancak bu, sürüşün ardından, tazelenmiş bir zihinle düşünmeye engel değil.

    George Orwell, kırklı yıllarda yazdığı 1984 adlı kitabında gelecekle ilgili karamsar bir tablo çizer. İnsanlar baskı altında yaşamaktadır. Hiç bir zaman yanılmayan devlet, haberleri ve hatta tarihi, propagandaya uygun şekilde her gün değiştirmektedir. İnsanlar sorgulamayı çoktan bırakmıştır. Neden çıktığı bile hatırlanmayan, hep zafer haberleri gelen ama hiç bir zaman da bitmeyen bir savaş sürmektedir karanlık güçlere karşı. Tartışılmaz lider Büyük Birader herkesi izlemektedir...

    Altmış yıl sonra söyleyebiliriz ki Orwell’in öngördüğü şekilde gelişmedi olaylar. Bir kere günümüzün ortamı, romanda tanımlanandan çok daha renkli. Günümüz, gazeteler, ambalajlar, reklamlar ve tabii televizyon ile rengarenk. Zaten Orwell’in tanımladığı televizyon aygıtı da pek berbat bir şeydi. Ne Holywood artistlerinin hayatı, ne diziler, ne de filmler... varsa yoksa Büyük Birader’in asık, siyah-beyaz suratı ve sizi devamlı izlemesi. Oysa insanların hareketlerini televizyondan izlemek çok verimsiz bir yöntem. Onları, telefonlarını dinleyerek olduğu kadar yazdıkları mesajları okuyarak, girdikleri internet sayfalarından, kredi kartlarını nerelerde kullandıklarından ve cep telefonu sinyallerinden izleyebiliyorsunuz şimdi.

    Aslında insanları çok fazla izlemeye gerek kalmıyor günümüzde. Onlar kendiliğinden beklendiği şekilde davranıyorlar zaten. Çünkü günümüz insanı borçlu ve markete gidip de kredi kartı çalışmazsa aç kalacaklarını iyi biliyor. Üç buçuk milyar insanın günde üç liradan daha azla yetinmek zorunda olduğu bir dünyada doğal olarak seslerini çıkarmaları güç. Orwell’in esas çuvallaması böyle bir kontrol ortamının “demokrasi ve özgürlük” ambalajına sarılıp yutturulabileceğini hiç düşünememesi. İnsanlar köle olmuyorlar, bu yasak. Kölelerin doyurulması ve barınak sağlanması gerekirdi. Büyük Birader köhne de olsa bir oda, kötü de olsa yemek ve votka sağlıyordu tebasına. Oysa böyle bir zahmete gerek yok. Ekonomi büyüyorsa, üretim artıyorsa ve insan gücü otomasyondan ucuz ise insanlar işe yarar, değilse onlara masraf yapmak zorunda değilsiniz. İşlerin çığrından çıkmaması için tek yapılması gereken daha çok üretim, tüketim, daha çok sanal para, daha çok kaynak, enerji ile devamlı büyümek... taa ki duvara toslayana kadar!

    ___

    Günümüzün çıkmazları pek çetin. İşte tam bu sebeple bunları motosiklet sürüşümüzün bir parçası yapmamalı. İyi bir sürüşte, marşa bir kez bastıktan sonra sadece hareketin kendisi, duyuların aktardığı anlık bilgiler ve yolun getirdikleri olur zihinde. Geçmişin hesapları ve geleceğin endişelerinden sıyrılıp yaşanmakta olana nihayet yaklaşırız. “Şimdi ve burada” asıl gerçekliktir. Hayvanların her zaman yaşadıkları bu deneyim uygar insan zihnine pek uyumsuz gelir. Zihni “o ana” getirebilmek için meditasyon, yoga veya ibadetler gibi teknikler icat edilmiş. İyi bir motosiklet sürüşünün aynı kapıya çıkabileceğinin ise daha az sayıda insan farkında.

    ...

    Gönderilen Dec 26 2010, 12:01 PM Yayınlayan Hakan Erman Ne ile 8 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x