in

Kaan Akcalar

Kaan AKCALAR


  •   Frenleme pratiği

    Tue, Dec 28 2010 17:06
    1,500 Okundu  

     

     Kış mevsimi boyunca motor kullanmaya ara vermek istemiyordum ama yolların artık neredeyse hep ıslak olmasından dolayı bu şartlarda yeterince güvenli kullanabileceğimden de şüpheliydim.

    "Doğru kararlar tecrübeden, tecrübe kötü kararlardan gelir" sözünü motorda uygulamak istemiyordum.

    Bir şekilde bu şartlarda nasıl daha güvenli kullanabileceğimi öğrenmem, kendimi geliştirmem, ondan sonra esas trafiğe çıkmam gerekiyordu.

     Kara kara düşünürken evimin yakınlarında, genellikle yeni ehliyet alanların gün içinde pratik yaptığı, trafiğinin de pek olmadığı bir cadde geldi aklıma.

     Oldukça geniş, şerit çizgili, temiz, bir kısmı hafif eğimli, aydınlatması güzel, çok yakınında pek apartman olmayan bir cadde burası. Etiler M.K.M.'nin olduğu caddeden giriliyor. Çok geç olmayan akşam saatlerinde bile fazla rahatsızlık vermeden çalışma yapmak mümkün.

    Bkz:

    http://maps.google.com/?ie=UTF8&ll=41.09008,29.023331&spn=0.000993,0.002411&t=h&z=19

    Yağışlı akşamlarda buraya uğrayıp biraz fren pratiği yapıyorum bu aralar.

     Önce kısa kısa sonra uzun uzun, önce dengeli sonra dengesiz vs. şeklinde deneyerek motorun bu durumlara tepkisini öğrenip elimi (ve ayağımı) alıştırmaya çalışıyorum. Aikido

     Şimdilik artık soğukkanlılığımı koruyarak istediğim kadar uzun mesafede arka tekerleğim kilitli olarak savrulmadan hatta ufak tefek savrulmaları da düzelterek durabiliyorum. En azından neyi yapamayacağımı daha iyi görebiliyorum şu anda.

    Tabii bilen birinin eşliğinde yapmak çok daha faydalı olacaktır zira sadece deneme yanılma metodu o kadar da verimli değil ama şimdilik hiç yoktan iyidir.

    Şu ana kadar deneyip gördüklerim, bu şartlarda trafiğe çıkmak için acele etmememin ne kadar sağlıklı bir karar olduğunu gösterdi bile şimdiden. Focus

     

     

     Kaan

     

     

     

    Gönderilen Dec 28 2010, 05:06 PM Yayınlayan Kaan Akcalar Ne ile 1 comment(s)

  •   Yağmurlu havalarda, kuru zeminde, hatta kapalı alanda motor kullanma

    Tue, Dec 28 2010 16:44
    1,653 Okundu  

    Yağışların başlamasıyla çoğumuz ıslak zemin ve getirdikleri (ve götürdükleri) yüzünden motor kullanmaktan imtina ediyoruz.

     

    Böyle zamanlarda alışveriş merkezlerinin kapalı otoparkları yavaş sürüş pratiği, minik tümseklerden kontrollü geçme, engel aşma, dur kalk yapma, dar dönüşler gibi şeyleri çeşitli pratik çalışmalar yapmak için gayet kullanışlı olabiliyor.

    Motorla çıktığım bazı akşamlar işten dönerken biraz uğrayıp ufak tefek sürüş pratiklerimi yapıp öyle dönüyorum eve.

    Akmerkez'in otoparkı bu bakımdan favorilerim arasında. Temiz, ferah, aydınlık,geniş..

    Tabi fazla dikkat çekmemek, gürültü yapmamak, güvenliği işkillendirmemek koşulu ile Ninja

     

    SKY

     

    Gönderilen Dec 28 2010, 04:44 PM Yayınlayan Kaan Akcalar Ne ile 3 comment(s)

  •   iFan - motor için rüzgar santralli telefon şarjı

    Mon, Dec 06 2010 16:49
    1,294 Okundu  

    Motorcular için bedava telefon şarjı Neo

    Kablolarla filan uğraşmamak için çok şeker bir çözüm olmuş bu

    http://www.maxicep.com/portal/apple-ifan-ruzgarla-batarya-sarj-edin.html?source=genel

     

     

    Gönderilen Dec 06 2010, 04:49 PM Yayınlayan Kaan Akcalar Ne ile 2 comment(s)

  •   Yeni motor - ilk uzun yol - Ankara - İstanbul - Gidiş airbus A320, dönüş KTM 640 LC4

    Sun, Dec 05 2010 21:26
    2,852 Okundu  

    Foruma yazmıştım, bir de burada paylaşayım dedim..

    ------------------------------------------

    Tarih: 17 Eylül 2010

    Uyarmışlardı..

    Söylemişlerdi.. o motor çok titreşimlidir diye..
    diğer adı darbeli matkap diye..

    perişan olursun,ziyan olursun dediler..
    dinlemedim  Islık

     


    07:00'da Esenboğa'ya teker koydu uçak.

    45 dakikalık yolculukta 9.kez salyam akarak hııı diye uyandım.
    Gelmişim..
    Havaalanından çıkmadan börek, kahve ve cheesecake takviyeli kahvaltımı aradan çıkardım.

    Planlarıma göre 1-2 saat sonra yeni motorumu satın almış, evime doğru yola koyulmuş olacaktım.


    Satış işlemleri filan derken saat 10 oldu ve eve doğru yola çıkmak üzere hayatımda ilk defa bir KTM 640 LC4ün selesine oturdum.

    Kaldırımdan asfalta indim, brnnnn 1 vites.. trrrnn 2.vites (oha..?) broooom 3.vites (e hala?) zroonn 4.vites (aman tanrım!)
    Ttttritttreeşeşeşmmmmlelelele glilgligigiligili bi ayayayayaayaarı mı vardıdıdıdıdıdı bunununununn????  Korktum

    Önce şaka sandım, bir yarım saat algılama süresinden sonra levhaları filan okuyabilmek için ayağa kalkmanın ne güzel bir yöntem olduğunu keşfettiğime sevindiğime şaşırarak dumur oldum.
    Şaka değilmiş bu motorla giderken görüntünün flulaşması muhabbeti Çok gülüyorum

    Motoru almadan önce el kitabını indirip okumanın, forumları kurcalamanın sayısız faydasını yol boyunca tekrar tekrar gördüm.
    Işıkların birinde kalkarken stop ettirince akü zayıf olduğu için marş basmadı, dekompresyon mandalıyla yardım edince hop diye çalışıverdi mesela.
    Yoksa 1,5 saat sol ayakla kick filan zor olurdu..
    İlk benzinlikte lastik havaları amortisör ayarları, yağ su vs..

    Motorun önceki sahibi borazan gibi bir egzoz taktırmış motora.
    Nasıl bağırıyor inanamazsınız!  Ağlarım

    BÖÖAAAAAAAAAAA diye bir 5 dakika gittikten sonra eyvah dedim bu yol beklediğimden daha acılı geçecek diye.
    Kulak tıpalarımı da almayı unutmuşum, pamuk filan tıkadım ama nafile
    Rüzgar sesi, egzos sesi, motorun titreşimi, direk vuran rüzgar filan derken nooluyoruz yahu dedim motora mı biniyoruz linç mi ediliyoruz?!  Manyak

    Baya bir yol gittikten sona ilk molamı vermeye karar verdim.
    Beklediğimden biraz daha çabuk yormuştu motor, tabi biraz kendimi kasmamın ve aşırı dikkat sarf ediyor olmamın da etkisi vardı.
    (5.dakika 3.km)

    Uyuşan popomun kollarımın bacaklarımın ve bilimum eklemimiz uzvumun düzelmesi 10 dakika kadar sürdü herhalde..
    Sıvı takviyesi filan yaptıktan sonra yola devam.



    80-90km/h hızlarda epey titreşim vardı, 100-120 civarında da epey titreşim vardı, 120-140 civarında da vardı.
    Nerede yoktu bu titreşim bulamadım  Ağlarım
    Sanırım bu yol bitmeyecekti..

    Bir süre gittikten sonra 2. molamı vermeye karar verdim. Biraz alışmaya başlamıştım sanki sanki..
    (15.dakika 20.km)



    Yine 5 dakikalık popo terapisi..
    kulağımdaki pamuk bi işe yaramıyordu, özellikle korkunç bir rüzgar uğultusu vardı ve bu yol böyle gitmezdi.
    Çene kısmını elimle kapatınca sesin azaldığını keşfettim ve değişik çözümler bulmaya çalıştım, önce duct tape ile o kısmı biraz kapattım
    olmadı, selpak öbekleriyle doldurdum yine olmadı. Yedek t-shirti çeneden içeri doğru soka-itekleye bişiler yapmaya çalıştım biraz faydası oldu ama
    yerinde tutmak sorun oldu.
    uff..



    Bu arada yine yoruldum ve mola verdim. Sıvı takviyesi ve sıvı tahliyesini müteakip popo terapisi ve yola devam..
    (20.dakika 40.km)
    1-2 şekil daha denedikten sonra t-shirti 4e katlayıp yarısını ceketin boyun kısmından içeri sokup
    diğer yarısını da kapartıp çene kısmına dolgu yapınca rüzgar sesini biraz azaltmayı başardım.

    Bu arada yanımdan bir BMW1000küsürGS geçti ve uzatı gitti.
    Sonraki molada (45.dakika N+15..km) benzincide durduğunu gördüm.
    Hemen selamlaşıp kulak tıpası(tapası? tıkacı? neydi adı) dilendim, arandı tarandı ama bulamadı.
    Biraz ar-ge yaptıktan sonra islak pamuğun biraz daha iyi yalıtım yaptığını bu yolda keşfettim, üzerine de bir kat sakız çektiniz mi frekans spektrumunun baya geniş bir bölgesi... aha 30. saniyede sakız kaydı aşağıya..
    ..Sonraki mola..
    kasktan sakız ayıklamakla seremonisi..

    Bu arada bu motora neden ayna koymuşlar anlamadım.
    Titreşimden bişey göstermiyorlardı, anca elle tutarak filan biraz..
    Normalde anca farı yanık araçları seçebiliyordum, o da daire şeklinde titreşen flu bir nokta şeklinde..
    Şaka gibi..
    1-2 saat sonra daha hala yolun başının başının başındaydım
    o da şaka gibi..

    titreşimi nasıl tanımlarım nasıl anlatırım diye düşünüyordum, arada aklıma çizgi filmlerdeki bir sahne geldi
    hani uzun bir sopayla vurmaya çalışırken ıskalayıp sert bir zemine denk gelince tutulan ucu DINNNNNNN diye titreşir ya tutamassın elin acır filan
    onun gibi olduğuna kanaat getirdim bu motorunkininkine..

    Sayısız mola sonrasında sonlara doğru titreşimden etkilenmemenin bazı yollarını keşfettim.
    Gidonu sıkmamak zaten ilk öğrendiğim yöntemdi. Sonra titreşimi hissettiğim her uzvumu (hadi popoya da uzuv diyelim)
    gevşetince daha rahat ettiğimi fark ettim.
    Ama öyle zor bir şeydi ki..
    Hani küçükken kola iğne yaparlarken "rahat bırak yoksa daha çok acır" derlerdi.
    Bi yandan iğne batarken bi yandan nasıl rahat bırakıcan kendini... Mind over matter diyorlar sanırım buna gavurlar..

    Rüzgarın vücudu itmesine çare olarak da tır arkasına yapışmayı denedim, süper oluyordu, sıfır rüzgar!!
    ama bu sefer de buğulanma ve egzoz gazı problemi, zeminden gelen süprizlere açık olmak vs.. yüzünden bundan da vazgeçtim.

    Bir ara aklıma mobiletçiler geldi, iyice kapandığımda baya fark ettiğini gördüm. Karizmayı bir kenara bırakıp bir süre öyle gittim.
    Yarış motorlarını dizayn edenlerin bir bildiği varmış valla.
    Fakat o pozisyonda da gevşemek mümkün değildi.
    Sanırım acıyı kucaklamam, onu affetmem, pembeye boyamam gerekiyordu..

    ..


    ..


    ..


    Sabah gözlerimi rüya mı kabus mu gördüğümden emin olamayarak açtım..
    Tatlı bir popo ağrısıyla...  Kafam karıştı

    Kalktım..
    Pencereden dışarı aşağıya baktım,

    rüya değilmiş Göz kırpıyorum


    SKY

    Gönderilen Dec 05 2010, 09:26 PM Yayınlayan Kaan Akcalar Ne ile 14 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x