001 - 2008-09-27 10:35
Km 30570 ve Yola çiktim.
Bugün ilk bölümüne başladığım yolculuğumun Fethiye bölümüne geldim. Yolculuğum boyunca dondum ıslandım ve mucura saplandım. GPS için çakmak kablosundan aldığımız branşman bozuldu. Sanırım yarın sabah yenisini yapacağım. Akşam çıkmadan evvel alıp yapıştırdığım 3m reflektörler de yağmurda ıslanıp düşecek sanırım. Çok terledim ve akabinde üşüdüğüm için sucuk gibi oldum. Normalde 2,5 saat süren yol 3,5 saat sürdü. Saat 1 oldu ve uyuyorum şimdi.
002 - 2008-09-27 12:16
Fethiye’de GPS i motora taktım ve elektrik gelmediğini fark ettim. Sağını solunu kurcalarken sigorta yanmış olabilir diye düşünüp sigortayı kontrol ettim ve yanımda getirdiğim
sigortalardan birini çıkardım. Hani derler ya her işte bir hayır var bunun hayırı da yanıma aldığım sigortaların aslında motoruma uygun olmadığını fark etmeme sebep oldu. Sigortayı değiştirip ondan sonra motoru topla kahvaltı et sohbet et derken saat oldu 10 30
003 - 2008-09-28 06:00
Fethiye den çıkma saatim 11 oldu oradan
topuklamak sureti ile 3 saat 15 dakikada İzmir indim oradan 1 saatte de çeşmeye geldim. Asıl sürprizin beni burada beklediğinden habersiz olarak tabi. Çeşmeye gelince doğrudan Ertürk turun bürosuna geldim ve burada Cmt günleri sakız pire vapurunun sabah dokuza alındığını dolayısı ile bugün vapur olmadığını öğrendim. Bu geceyi çeşmede geçirmek zorundayım.
004 - 2008-09-28 06:01
Kumrumu yedim günlük yazmaya çalışıyorum. Aynı zamanda diğer planlarımı da değiştirmek zorunda kalabilirim. Dubrovnike gitmeden doğrudan Venedik yapabilirim. Akşam pansiyonu buldum kendime ve 25 liraya kaldım kahvaltı hariç. Pansiyon sahibi amca da iflah olmaz bir motorcu ve seyyah olduğu için kendisi ile de sohbet ettik fırsat buldukça.
005 - 2008-09-28 06:01
Çeşmede dolaştım bütün gün. couch surfingden gezim için ipuçları almaya çalıştım. Yola çıkıyorum. Bu akşam sakızda yarın sabah ise pire limanında olacağım. Uzun dinlendim bugün. Pek bir sakindi. Heyecan yarın başlıyor. Yol yaklaştıkça da korkularım artıyor. Bir türlü emin olamıyorum ne yapmak istediğimden. Her şeyi yarın sabaha
bıraktım. Yunan topraklarına adım attığımda karar vereceğim gerisine. Bir haberim daha var. Yaz bitmiş. Çeşme bomboş. Dün akşam caddede ben ve 4 kedi 3 köpek ve garsonlar vardı.
006 - 2008-09-28 06:01
Yolculuk için ip falan almaya gerek yok orada kendiler bağlıyorlar.
007 - 2008-09-28 06:01
Teknemiz limandan ayrıldı,
Hoşçakal güzel ülkem.
008 - 2008-09-28 06:01
Gördüğünüz üzere deli bağlar gibi bağladılar motorumu.
009 - 2008-09-28 07:20
Sakız adasına indiğimde yanımdan bir başka motorcu geçti tek başına alman bir motorcu Christian. Daha sonra kendisi ile tanıştık ve pire limanına kadar bana oldukça yardımcı oldu. Önce beraber bir bira içtik sakızda ve bana ADAC haritalarını verdi. Bu haritaların seyahatin geri kalanında ne kadar işime yaradığını anlatmakla bitiremem. Uzun sohbet ettik Christian ile.
010 - 2008-09-28 07:21
Bu da bizim minik Ertürk I Teknemiz. 50 dakikalık yol getirdi ama güzel para aldı =)
011 - 2008-09-28 08:58
Sakız limanı, motorun üstünden =)
012 - 2008-09-28 09:33
Tam feribota binmek üzereyken bir başka yalnız motorcu ile karşılaştık. O da polonyadan yola çıkmış Küba idi. Küba 30000 km yapmış ve suriyeye kadar gidip dönüyordu, Christian alanyadan dönüyordu ben ise onların memleketlerine gidiyordum.
013 - 2008-09-28 09:40
Bu da cankurtarma botumuz. Kendini kurtarır mı şüpheli =)
014 - 2008-09-28 09:41
Loş Işıkta Tekrar
015 - 2008-09-28 09:41
Motorları birbirine ve yukarıya deli gibi bağladı bir görevli, hazır burada toplanmışken bir de fotoğraf aldım seyyahlardan
016 - 2008-09-28 09:41
Soldaki Christian sağdaki Kuba. Kuba ülkesinde ucuz diye yedek lastiğini de yanına almış =)
017 - 2008-09-28 10:14
Hoşçakal Sakız
018 - 2008-09-28 10:14
Bazı fotoğraflarda hareket ve ışık değiştirdim.
019 - 2008-09-28 10:18
Hellenic bira. Onlar kendilerine Hellenic diyorlar. ve Lager bira her yerde aynı =)
020 - 2008-09-28 10:18
Şerefinize
021 - 2008-09-28 11:57
Saatlerce sohbet ettikten sonra dışarıda uyku tulumlarımızın içinde uyuduk. Mışıl mışıl bir uyku oldu üçümüze de. Feribotun arka tarafında uyuduğumuz için gece sigara içmeye çıkmış insanların gürültüleri arada sırada uyandırdı beni, bir de sabah uyandığımda yüzüm yağ içindeydi. Gece boyunca bacadan atılan is suratlarımızı simsiyah yapmıştı. Çok ilginç bir şekilde tuvalette sıcak su akıyordu ve yüzümü sıcak suyla sabunladım. Sakız Pire vapuru ayrı bir hikâye aslında.
022 - 2008-09-29 06:37
Elveda
023 - 2008-09-29 06:58
Göklerde dalgalanan yunan bayrağı.Fotoğraf çekmedim hiç ancak pulmanda giden herkesin sefaletini gördüm. Birkaç kişi gidilecekse bir kamara tutmak çok güzel olabilir. Eğer pulman ile gitmek niyetinde iseniz hiç yerinizi aramayın açın uyku tulumunu vapurun arkasına açık havada mis gibi bir uyku uyuyun. Vapurda her şey çok pahallı olduğun için sakızdan biralarımız aldık ve yolda onları içtik. Christian ın yanında taşıdığı sucuk ve Türk ekmeği ile de karnımızı doyurduk. Yolda motorun yanına inmeye izin veriyorlardı. Ancak ben hiç ihtiyaç duymadım. Uyku tulumunun ağzına denk gelen yerdeki cebe mp3 çalarımı yerleştirip çok huzurlu bir uyku uyudum. Belki artık resmen seyyah olmanın uykusu idi. İlk defa motosikletle seyahat ediyordum ve ilk seyahatimde kendim gibi 2 seyyah daha bulmuştum. Maceraları farklıydı ama araçları aynıydı, araç amaçtı birazda (mülksüzler)
024 - 2008-09-29 06:59
Kuba ila pire hatırası
025 - 2008-09-29 06:59
Işık değişince yakışıklı çocuk aslında =)
026 - 2008-09-29 06:59
Christian ile Atina Hatırası. Eğlenceli bir adamdı, Alanyalı olmuş artık. Boynumda asılı olan kimlik ve acil durum bilgilerim ayrıca biraz para var ve motorun anahtarları. cüzdanım da onun arkasından boynuma asılı, daha sonra kaybedeceğim pasaportum da iç cebimde =)
027 - 2008-09-29 09:16
Sabahleyin vedalaşıp herkes yoluna gitmek üzere yola çıktı. GPS çok faydalı bir icat. Bunu kabul etmek lazım. Atina içinde dolaşıp durdum biraz ama sonra sabahın köründe daha fazla motorla kendime işkence etmemeye karar verip yürüyüşe çıktım. Güzel bir sabah turu attım. Atina güzel yer. Derli toplu.
028 - 2008-09-29 01:24
Antik Yunan Kolası.
029 - 2008-09-29 01:25
Ms.100 yılından kalma
030 - 2008-09-30 09:27
Atinada biraz turladıktan sonra topukladım selaniğe doğru. Yollar çok güzel sürücüler çok saygılıydı. Yolda yağmur da yağdı güneş de açtı. Arada çok güzel virajlar geçtim, güzel otobanlar. Ama her yerde beni aynasında gören sürücü sağa yanaştı ve bende yanlarından geçtim gittim. Yolda hep önceliğim oldu. Ve o kadar çok motorcuya rastladım ki yol boyunca. Hepsi ile selamlaştık. Hissettim hepsinin gülümsemelerini. 6 saatte vardım selaniğe. Hemen couchsurfing ile ayarladığım eve gittim ve (gps e şükürler olsun. Evi buldum.) Couch Surfing çok güzel bir sistem. İnsanları konuk ediyorsun. Hiç tanımadığın insanları. Benim evimde kalanlar olmuştu ancak ilk defa başkasının evine gidiyordum. O O kadar garip hissettim ki kendimi. Ama ev sahiplerim
031 - 2008-09-30 05:47
Sabah doğrudan yola çıktım Tirana doğru. Bayram sabahı bu sabah. Evi aradım. Bayramlarını kutladım evdekilerin. Şansıma bir türlü çekmedi telefonum. Bir börekçi buldum yol üstünde ve sabah kahvaltımı börekle yaptım. Biz peynirli börek yapıyoruz zannediyoruz ama o dükkanda bugüne kadar yediğim en güzel peynirli böreği yedim.
032 - 2008-09-30 05:47
Bir diğer böreğin içinde de krema vardı ve o da inanılmaz lezzetliydi. Bir yol kavşağında haritayı gps i ve yolumu kontrol ederken adamın biri geldi ve nerden hayırdır dedi İngilizce.
Sohbet ilerleyince öğrendim ki bu amca da motorcuymuş ve bu sene Türkiye / karadenizi gezmişler. Seneye de Türkiye üzerinden suriyeye gideceklermiş. E posta adresimi verdim ona ve geçerken beni de almalarını istedim. Biraz daha lafladıktan sonra bana yolu gösterdi ve gitti bu amcada.
033 - 2008-09-30 05:47
Şanlıurfa Edesa dan geçerken (edesa devlet hastanesinin önünde) motorumdan garip sesler gelmeye başladı ve yokuşun ortasında kaldım ne olduğunu anlamadan. Öyle de dik bir yokuş ki ön fren tutmuyor devamlı geriye kayıyorum. Sonradan anladım ki ben frene bastıkça abs devreye giriyor ve kilitlenen ön tekeri açıyor. Devamlı da geri kayıyor bu arada motor. Hayır dimdik yokuş, motor yüklü ben ufacığım. Neyse hemen motoru geri geri yolun kenarına çektim ve hastanenin danışmasına gittim. Danışmadaki görevli
benim için tamirciyi ararken arkadaki ambulans şoförü nerden geliyorsun demesin mi? Sonradan hep aynı şeyi yaşadım, birileri mutlaka Türkiye ile alakalı çıktı.
034 - 2008-09-30 05:47
Tek başına motorla yolda olmanın güzelliği de insanların hep iyi davranması. Önce nerden geliyorsun diyorlar sonra da sen deli misin diye bakıyorlar. Bana çok yardımcı oldular ve aracı tamirciye çektik bir saat içinde işlemleri yaptılar yola devam eder hale geldim. Zincir bozulmuş, 32000 km de yeni zincir taktık motora. Araya sıkışan altmış avro da çıkınca motorda bende rahatladık. Yüklü durumda iken zincir ayarı yapmadığımız ve eski zincirle yola çıktığım için zincirde arıza meydana gelmiş. Bundan sonra aracı yükledikten sonra da mutlaka zincir ayarı yapmam gerektiği dersini buradan çıkarıyorum.
035 - 2008-09-30 05:47
Oradan topukladım devam ettim. Yunandan kolayca çıktım ve Makedona girdim. Benzin fiyatları hep aynı 1.1 avro civarında. Makedonya sınırları içindeyken radara
girdim. Polis 45 Euro olan cezayı şehre geri dönüp bir banka yada postaneye yatırıp ondan sonra evrakı ona getirmem gerektiğini söyledi, ben buradan anlamam gerekeni anladım. Türkiye’de böyle bir ceza kesilmesi durumunda peşin ödemede indirim olduğunu söyleyip yolunu açtım ve sonra adamla bildiğimiz rüşvet konuşmasını yapıp 40 km sınırlı yolda 66 ile gittiğim için 20 Euro rüşvet verip ayrıldım. Gözümün önünde pasaportumun içine koyduğum 20 yuroyu aldı ve bana da hayırlı yolculuklar diledi Arnavut polisi. Daha evvel Moskova kızıl meydanda rüşvet verme tecrübem olmuştu ama bu sefer pazarlık etmedim. Arnavutluğa girdiğim andan itibaren onların milli sporu olan araba yıkama işine hayret ettim (lavazh) önce ben bunu lavaş zannedip ağzımın suyu aktı ama baktım ki daha sonra araba yıkama. Arnavu
036 - 2008-09-30 05:47
Elbasana kadar yol gayet güzel ve geniş virajlıydı bir ara sanırım bütün Arnavut ordusunun transfer edildiği konvoya dahi girdim ama onlar 90 ben 120 gidince çabucak bitti konvoy (sanırım 100 araç falandı). Elbasan ile tiran arası ise benim için kabustur. Henüz virajlarda o kadar iyi olmadığım için dar ve u virajları doğru düzgün yeterli hızda alamama
sorunu hep başımı ağrıttı bu yol boyunca. Aslında benden iyi motor kullanan birisi için çok zevkli bir yol olabilir bu yol. Manzarası inanılmaz bir kere. Yolda diğer araçların da bu arayı hep gelip gittikleri belliydi çünkü yolun ortasından bazen de benim şeridimden geçiyorlardı.
037 - 2008-10-01 08:47
Türkiye’de motor kullanmayı öğrenen birisi için o yolda kullanmak çok zor olmadı ama kazara Yunanistan’da motor kullanmayı öğrenmiş olsaydım kesin birilerine çarpardım. Tirana kadar hiç ayağımı yere koymadan geldim. Elbasan tiran arası 70 km civarı ve 2 saat sürdü.
038 - 2008-10-01 08:47
bu otelde motorumu da içeri almak sureti ile 30 yuroya kaldım.
039 - 2008-10-01 08:47
Tiran’da gayet modern bir kent. Otel bulmak için dolaşırken elçilikte şoförlük yapan Musa abi beni buldu ve sağ olsun yardımcı oldu. Sayesinde motoru da otelin içine almak sureti ile 30 Euro’ya geceledim. Arnavutlar byrek (bildiğin börek) yiyorlar. Gayet modern bir memleket. Kızları da güzel, oğlanları da. Sabah erkenden ayrıldım orada. Bu arada her memleketin kendi yemeklerini yedim içkilerini içtim. Geceleri ka-fa 1500 yatağa girdim (bu ayrıntı önemli, beni bilenler bilir, feci yerim).
040 - 2008-10-01 08:47
Sabah Yola çıkmadan önce.
041 - 2008-10-01 10:42
Arnavutluk'da küçüçük bir otelde bide görmek şaşırtıcıydı benim için.
042 - 2008-10-01 10:49
Yola çıktıktan sonra fark ettim ki tirandan sonraki yol oldukça düzgün. Arnavutluk bitene kadar hızlı gidebildim. Yolda yağmur yağdı ve bu benim seyahat hızımı ve konforumu oldukça düşürdü.
043 - 2008-10-01 10:49
Arnavutlukta shoder kentinden karadağa dönülen köprü çok ilginç fotoğraflarını koydum siteye. Makedonya ve Arnavutluk kendi para birimlerini kullanıyor ama her iki ülkede de Euro ile alışveriş yapabildim. Benzin istasyonlarında fiyatlar yaklaşık aynı 1.1 Euro civarında. Oradan sonra Karadağ’a girdim ve bütün bu ülkelerde gümrüklerde ve sınırlarda çok iyi karşılandığımı da söylemeliyim.
044 - 2008-10-01 10:49
Herkes Türk olduğumu öğrenince sevgi ve muhabbet gösterdi. Hatta Arnavutluk çıkışında gümrük polisine vermem gereken iki Euro yu bulamayıp 50 Euro verince adam Turko sen geç önemli değil dedi. Allahtan Arnavutluk paralarımdan vardı hala da iki yuro karşılığı para verebildim ona. Karadağı bir uçtan öbürüne sahilden geçtim ve bu
arada devamlı yağmura maruz kaldım. Dağlık bölüme özellikle girmek istemedim. Aslında Shoder den Uljin e vardıktan sonra –aradaki yol bizim Karadeniz yollarına benziyordu, yeşillik, dar- çift yola girdim ve Karadağ boyunca yolun kalitesi düşmedi.
045 - 2008-10-01 10:49
Yağmurluğumu giymeye üşendiğim için çok fena ıslandım. Kaskımın da dilatasyon lastiği bozulduğu için vizörümün içine de yağmur girdi ve konforumu oldukça azalttı. Buğu camı ile vizör arasına giren yağmur beter bir şey. Yağmur arttıkça karadağlılar yavaşladılar ve yol kayganlaştı. Trafik kurallarına saygı Karadağ sınırlarına girer girmez tekrar başladı. Kültürler arasındaki farkın gerçekten sınırlarla bağlı olduğunu görüyor insan bu durumda. İki kasaba arasında 3 km oluyor çoğu zaman ama o iki kasabanın bağlı olduğu ülkeye göre trafik/yeme içme/ sosyal davranışlar değişiyor.
046 - 2008-10-01 01:06
Böyle bir seyahat yapmak isteyen herkes eylül bitmeden yola çıkmalı eylülün ilk haftası çok daha uygun olur. Yağmur sürüş keyfimi çok azaltıyor. Eldivenlerim dikişlerinden su aldı, parmaklarımda ıslandı. Hava soğuk değil Allahtan. Yine de elcik ısıtmaları açtım, dayanıklılığımı arttırıyor ellerimin sıcak olması. Karadağ sahilinde çok güzel kasabalar var, Cotor mesela.
047 - 2008-10-01 01:07
Bizim ege kasabalarımıza benziyor ama adaları, küçücük limanları ile keyifli bir yoldu belki buralarda durak vermek yol için daha iyi bir plan olabilir. Hiç durmadan devam etmek sureti ile (sabah 8 de çıkarak) öğlen 15 30 da dubrovnik e vardım. Yol boyunca yemeği benzincilerden atıştırdıklarımla hallettim. Ecnebilerin yumuşak ekmek arasına
yaptıkları üçgen sandviçleri satılır paketler içinde. Çok sevdiğimden her çıktığımda yerim, yol boyunca da onlardan atıştırdım her fırsatta.
048 - 2008-10-01 01:07
Sahil Yolundan Manzaralar...
049 - 2008-10-01 01:07
Sahil Yolundan Manzaralar...
050 - 2008-10-01 01:46
Sahil Yolundan Manzaralar...
051 - 2008-10-01 01:46
Sahil Yolundan Manzaralar...
052 - 2008-10-01 01:46
Sahil Yolundan Manzaralar...
053 - 2008-10-01 01:46
Sahil Yolundan Manzaralar...
054 - 2008-10-01 01:48
Sahil Yolundan Manzaralar...
055 - 2008-10-01 01:48
Sahil Yolundan Manzaralar...
056 - 2008-10-01 05:35
Yeni ülke yeni şehir
057 - 2008-10-01 05:35
Yol döne döne ve çok güzel gidiyor sahilden.
058 - 2008-10-01 05:35
Hemen bir motor mağazası bulup yeni kask ve eldiven aldım seyahatin geri kalanı için. Ancak bu masraflarımın çok gereksiz olduğunu akşam kalacağım odaya gidip pasaportumu bulamayınca fark ettim.
059 - 2008-10-01 05:35
Dubrovnik’te BTC projesinden arkadaşım olan Oben’i aradım, onunla buluştuk ve evine gittik. Sevgili eşi ile birlikte çok güzel bir yer olan dubrovnik e yerleşmişler. Müteahitlik yapıyor orda. Akşama kadar turladım, şehri gps yardımı ile gezdim derken vakit geçivermiş, motoru evlerinin önüne çektim.
060 - 2008-10-01 07:54
Akşam Pasaport hala yerinde, neşemiz de
061 - 2008-10-04 01:12
Tank çantasını açık bıraktım bu arada ve pasaportum da vize bürosunun pasaporta taktığı siyah deri kılıfın içinde tank çantasının içinde duruyordu. Sadece pasaportum mu? Ruhsat, nüfus cüzdanı, uluslar arası ehliyet, yeşil kart, ülkelerden geçerken verilen geçiş belgeleri de o cüzdanın içindeydi. Akşam bütün eşyalarımı indirip tekrar bindirince pasaportu kaybettiğimden iyice emin oldum ve old town a yemeğe gittik =) oralarda oda kiralamak çok geçerli bir hareket. Bir sürü otel var ama oteller biraz pahallıca
olabildiğinden eski eşyalar ile dolu odaları yaklaşık 40 Euro civarına kiralıyorlar. Banyosu tuvaleti olan ama bizim en kötü pansiyonlarımız kadar olan odalar bunlar. O odalardan birini kiraladım ve geceyi orada geçirdim. Kiralama işini Oben yapmıştı aslında ama ev sahibimin ben motor dükkanı ararken bana oda lazım mı diye soran (üstelik kazık bir yokuşun üstünde beni durdurarak) genç olduğu da ortaya çıktı. Dünya küçük dedik kend
062 - 2008-10-04 01:12
E madem pasaportu da kaybettik gezelim o halde.
063 - 2008-10-04 01:13
Devam
064 - 2008-10-05 07:01
Belgelerimi kaybettiğime dair bir rapor tutturdum polise. Polise bir Hırvat ile gittim. Beraber gittiğim Hırvat arkadaş 185 boyunda sarışın renkli gözlü bir hatundu. Normalde ben o hatunla Türkiye’de karakola gelsem komiser de dahil olmak üzere herkes karakolu bırakır benim pasaportumu ararlardı ama orada yüzümüze bakmadılar.
065 - 2009-03-18 02:13
Tutanağı tutan polis memuru İngilizce bildiği için (neredeyse herkes İngilizce biliyor Hırvatistan’da) benimle düzenledi tutanağı. .
066 - 2009-03-18 02:15
Bu tutanak şart, başka bir belgeye ihtiyaç duymadan o evrak ile ülkeyi terk edebiliyorsunuz
067 - 2009-03-18 02:17
Elçiliği aradım dönebilmek için orada telefonu Hırvatça İngilizce konuşan bir hanım efendi açıyor
068 - 2009-03-18 02:17
Kendisi Türkçe bilmiyor
(Türkiye büyükelçiliği burası).
069 - 2009-03-18 02:17
Beni bir görevliye bağladı sekreter hanım.
070 - 2009-03-18 05:06
(Zagrep Meydan)
071 - 2009-03-18 05:06
(Meydana ucundan bakış)
072 - 2009-03-18 05:09
Zagrep merkez kilise =)
073 - 2009-03-18 05:09
(Kilise Saat Kulesi)
074 - 2009-03-18 05:10
Bağladığı bayan görevli de bir başka beye bağladı beni.
075 - 2009-03-18 05:10
Telefonu alan bey adın soyadınız ve doğum tarihi yerini alayım dedi bana, yalnız bunları söylerken sanki validesine kötü şeyler yapmışım ses tonu ile konuşuyor. Bende o bilgileriverdim.
076 - 2009-03-18 05:10
Çıkmıyor insan doğduğu yeri bilmez mi diye bir fırça attı önce, daha sonra bu gerginlik ve bey in telefonda haddini aşan ses tonu ve tavırları hiç bitmedi. Bir seyahat belgesi düzenlenmesi gerekiyormuş adıma. Bunun için de elçiliğe şahsen başvurmalıymışım.
077 - 2009-03-18 05:10
Motoru burada bırakmam gerekecek. Onun yoluna daha sonra bakacağım. Ama şu anda düşündüğüm son şey motoru geri götürebilmek. 32700 km de dubrovnikte bırakıyorum motoru.
078 - 2009-03-18 05:11
Dubrovnik ile Zagreb (zaaagrep diye okunuyor Hırvatçada) arasında ilginç bir durum var. Karayolu ile giderseniz arada Saraybosna’yı geçmek zorundasınız. Elçilik görevlisine durumu anlattım uçakla gelin kimlik sormazlar dedi. Uçaklara da bakacağım. Elçilik hiçbir şey için yardımcı olmuyor umarım daha da kötü olmaz durum.
079 - 2009-03-18 05:11
03.10.2008
Dubrovnik’in tadını çıkartırken bir yandan Zagreb’e gidebilmek için yollar arıyorum. Uçaklarda yer yok. Herkesin dubrovnikten zagrebe gidesi gelmiş bu hafta sonu. Karayolu ile gitmek zorundayım. Sınırı nasıl geçeceğim pasaportsuz. Elçiliği aradım tekrar. Durumu anlattım. Elçilik görevlisi geleceksiniz başka yolu yok dedi. Yahu sınırı nasıl geçeceğim diyorum o sizin probleminiz diyor. Siz bana yardımcı olmak için orada değil misiniz diyorum, dinleyin beni diye fırçalıyor beni. Bir üstünüzle görüşmek istiyorum diyorum ne münasebet diyor. En sonunda beyefendi ben Hırvatistan Dubrovnik’te pasaportunu kaybetmiş bir TC vatandaşıyım ve sınır geçip zagrepe gelemediğim için belgemin buraya ulaştırılmasını talep ediyorum deyince siz ne kadar hassas bir durumda olduğunuzun farkıında değilsiniz konuşmanıza di
080 - 2009-03-18 05:11
Tekrar aradım elçiliği telefonu açan hanımefendiye az evvel konuştuğum beyefendi hariç kimi bağlarsanız bağlayın bana dedim ve Müsteşar hanımefendiye bağladılar. Buyurun dinliyorum hikâyenizi diye açtı müsteşar hanım telefonu ancak daha sonra kendimi tanıtıp konuşunca Pazar günü elçiliği açmaya razı oldu.
081 - 2009-03-18 05:23
Evraklarımın kopyasını ve dilekçemi kendilerine faksladım. Sn Müsteşar bu evrakın ancak şahsi başvuru ile verilebileceğini söylediler. Sınırı geçemeyebileceğimi söyleyince de uçakla gelmek zorunda kalırsınız haftayı beklemek zorunda kalırsınız dedi. Bir deneyin şansınızı dedi. O günü de gezip dolaşarak geçirdik. Old town da akşam bir şeyler içtik, Tercanların evinin muhteşem manzarasına karşı rakı içtik Türk usulü ve akşam da old town da jazz dinledik, gece kayıntı yapıp gidip yattık.
082 - 2009-03-18 05:23
04.10.2008
Dubrovnik’i gezdim bugün. Sabah vesikalık fotoğraf çektirdim elçilik için. Sahillerini gezdik yağmurlu bir Hırvat gününde. Gece 10 arabası ile Zagrebe gidiyorum. Umarım yolda sorun çıkmaz. Oben bana valizini verdi. Motosikleti evlerinin yanındaki boşluğa çektim ve motor kıyafetlerimi aracın çantalarında bırakıp kalanları o valize koydum. Anahtarları da Oben’e bıraktım ve vedalaştım motorum ile. Belki bir daha göremem kim bilebilir ki. Kocaman valizin içini doldurdu 4 çantamın içindekiler. Hakikaten bayağı malzeme
götürmüşüm yanımda. Oben’in ofisinde yattığım yeri de topladım ve yola çıktım.
083 - 2009-03-18 05:23
Türkiye Ucuz
084 - 2009-03-18 05:24
Yunan Biraz daha pahallı
085 - 2009-03-18 05:24
05.10.2008
Gece iki kere durdurdular aracı, ikisinde de Hırvat polisi çıktı otobüse ve her ikisi de kendi dokümanlarını tanımalarına rağmen 20 dakika dil dökmek zorunda kaldım Zagreb’e gitmek için. Sabahleyin indiğimde bir kahve içip şehir merkezine toplu ulaşımla gittim. Şehir merkezinde maraton yarışı düzenlendiğinden çok kalabalık ve eğlenceli idi, genç yaşlı binlerce insan koşuyorlardı. Müsteşar hn a mesaj attım geldiğime dair ve onun bana dönmesini beklemeye başladım. Döndü ve saat 12 de buluştuk elçilikte.

086 - 2009-03-18 05:25
Elçilik içinde o bey ile takıştığımızı bildiklerini ve diğerlerinin de buna göre bana davrandıklarını fark ettim. Zorlama bir kibarlık ve her türlü kasma yetkisini kullanmak sureti ile. Müsteşar Hn a da o beyefendi hakkında Türkiye’ye varır varmaz şikayette bulunacağımı bildirdim ama onlarda özür olarak bunca zamandır pasaportunu gerçekten kaybeden
ilk TC vatandaşı olduğumu hep kaçakların bu bahaneyi kullandıklarını ve kelepçelenerek ülkeden polis eşliğinde çıkartıldıklarını söylediler. Bende pasaportunu kaybeden annem olsaydı o sınırları geçemez ve buraya gelemezdi o yüzden ne o beyefendinin suratıma telefon kapatmaya hakkı var ne de sizin beni buraya gelmeye zorlamaya. Madem böyle bir durum var o halde dubrovnikte de fahri bir elçilik bulunduracaksınız ve yüz yüze görüşme işini o yapacak dedim. Elçilikte görevli yok şu anda, ekonomik yetersizlik dolayısı ile hepsi ayrıldılar o yüzden konsolosluk hizmetleri zor ilerliyor dediler. Velhasıl neticede Müsteşar Hn ın kullandığı inisiyat
087 - 2009-03-18 05:26
Seyahat belgesi ile sınıra gittim ama asıl sürpriz buradaydı. Ülke dışına polisin verdiği kayıp belgesi ile çıkabiliyorsunuz. Elçiliğin verdiği evrak zaten sizin beyanınız üzerine verildiği için herhangi bir kimlik belgesi bulundurmanız durumunda bu evraka ihtiyacınız yok. Türkiye’ye girerken zaten ben geldim merhaba demeniz durumunda sizi arka odaya alıp orada giriş işlemlerinizi yapıyor ve hoş geldiniz ülkenize diyorlar.
06.10.2008
Ülkemde güzel bir sabaha uyandım. Hırvatça kayıp belgesini Türkçeye çevirmek için bir yeminli tercüman buldum Antalya’da ve adam
250 YTL artı noter masrafları istedi 8 satır evrakı çevirmek için. Ankara’da 30 liraya çevirttim. Motosikletimi orada bıraktım ve evraklarımı yeniden çıkartıp geri dönüp alacağım.
088 - 2009-03-18 05:29
Triptik evrağını kaybetmemiştim. Biraz büyük olduğu için o kalmış çantada. 6 Ay sürem var aracı yurt dışından cezasız getirmek için. Bu sürede pasaport vize ruhsat yeşilkart ve
uluslararası ehliyeti alıp geri gideceğim. Yeşil kart yandı yeniden alacağım. Uluslararası ehliyet için 260 ödemiştim şimdi 130 a çıkarabileceğim tekrar. pasaport ve vize masrafları yapılacak. Geri dönerken normal bilet olmadığı için business gelmek zorunda kaldım. yola çıkarken hepsini göz önüne almak gerekiyormuş. sehayatimin ortasında bu olay meydana geldiği için yeterli bütçem vardı ama sonunda başıma gelseydi sanırım çok daha fazla zorlanırdım. Aklımdakiler ve gönlümdekiler bunlar. Umuyorum sizlerin başına gelmez.
089 - 2009-03-18 05:42
Elçilik görevlileri hakkında suç duyurusunda ve
soruşturma isteğinde bulunuyorum. Eminim Hırvatistan'da başınıza gelirse size
karşı çok daha temkinli ve saygılı davranacaklardır. =))))
Bu rotayı kullanmak isteyeceklere tavsiyeler:
Mutlaka Sırbistan vizesi alın. Yol üstünde çok
rahatlatıcı bir özgürlük olacaktır bu. Elbasan tiran arasını gitmek istemezsiniz.
090 - 2009-03-18 05:42
Pasaport ve diğer evraklarınızın ve vizenizin fotokopisini alın kayıp durumunda elçiliğe faks çekersiniz ve oradaki retardant arkadaşın sizi daha az zorluk çıkarabilmesine olanak verir. Rotanızı güzel planlayın. Gerçi ben her sabah nereye gideceğime karar verdim ve bu da büyük bir keyifti ama bu seyahatinizi daha pahallı hale getirebilir.
Couchsurfing sistemini tavsiye ediyorum herkese. Hem evinizde hem onların evinde çok güzel zaman geçiriyorsunuz.
091 - 2009-03-18 05:45
Yağmurluk şart ama benim aldığım yağmurluk tulum cinsinden olduğundan ve ben yağmurluğu aldığım gün ile bugün arasında 12 kilo fark ettiğimden çok zor giydim ve üşendim.
Alışkın olduğunuz donanım ile çıkın yola ve çıkmadan evvel mutlaka bin km kadar kullanın o donanımı. Gps çok canımı sıktı benim mesela. Eldivenler ve kaskım eskidiği için o
kadar alışkın olduğun ekipmanla da yola çıkmamak lazımmış. Yenilerini almak zorunda kaldım peşin para ile.
092 - 2009-03-18 05:49
Seyahate yalnız çıkacaksanız motorun üstüne mutlaka kontak numaraları yazın. Ben gerek motorun üstüne gerek boynuma gerek evrakların arasına kontak numaraları yazdım ve vardığım her yerden de bu numaralara ben geldim buradayım dedim. Kontak numaralarını acil durumda ne yapacağını bilebilecek dil bilen arkadaşlarımdan seçtim.
093 - 2009-03-18 05:52
Yapışkan asetat diye bir şey var motorun üzerine her şeyi kağıtlara yazıp bu asetatla kaplayarak yapıştırdım ve seyahat boyunca çıkmadı bunlar. 3m in reflektör bantlarından alıp motorun her yerine yapıştırdım. Böylece karanlıkta çok daha parlak hale geldim. Bir sonrakine mutlaka kaskıma da yapıştıracağım.
094 - 2009-03-18 07:12
Makedonya’da radara yakalanırsanız pasaportu verirken içine mutlaka bir 20 Euro koyunda verin. Sonra pasaportu alıp içine para koyması zor oluyor.
Türkiye’ye girerken hiç pasaport kuyruğuna gitmeyin, crew kapısının sağında bir polis memuru var oraya gidip ben ülkeye geldim ve pasaportum kayıp deyin onlar yardımcı oluyorlar.
095 - 2009-03-19 08:29
Motorcağızım onca zaman sonra bıraktığım gibi duruyor.
096 - 2009-03-19 08:29
Üstelik manzarası da bu? Sanki tatil yapıyor gibi kerata.
097 - 2009-03-19 10:29
Fakat ite kaka da olsa yürümedi.
098 - 2009-03-19 10:29
Paslanmış.
099 - 2009-03-19 10:30
Pasaportumu çıkardıktan sonra kayıp pasaportumda geçerli vizesi bulunan yunanistana başvurdum ve yunan elçiliği şahsen başvuru yapmam gerektiğini söyledi, onlara cevaben bir yazı ile yürütmekte olduğum görevim nedeni ile elçiliklerine gidemeyeceğimi bildirdikten sonra acente aracılığı ile tekrar başvurduk ve başvuruyu yeniden kabul etmediler.
100 - 2009-03-19 10:30
Bir yazı daha yazdım ve yürütmekte olduğum AB projesinin onların vize vermemesi nedeni ile geciktiğini bildirdim, telefonla döndüler ve kaybolan pasaportta aktif bir vize olduğu için bütün sınır kapılarına bu kaybın bildirilmesi gerektiğini ve bunun için kendilerine bildirilen tarihten itibaren 1 aya ihtiyaç olduğunu dolayısı ile ocağın sonuna kadar bana şahsen başvurmadığım sürece vize veremeyeceklerini ancak bu tarihten itibaren şahsen başvurmadan vize alabileceğimi söylerler.