Rusya'da zaman kavrami biraz tuhaflasiyor.

 

Bazen, kisacik mesafeleri gecmek cok uzun zaman alirken, upuzun yollar goz acip kaparken geciveriyor. Bazen zamani tamamen unutuyorsunuz bazense kimi kurallar size sıkı sıkıya hatirlatiyor zamani. Bazen oyle seylere rastliyorsunuz ki, icinde bulundugunuz tarihten bile suphe ediyorsunuz. Hatta bazen icinde bulundugunuz mekandan bile kopuveriyorsunuz, saskinlik ve memnuniyet halleriyle.

Karnimizi doyurmak icin bir yol kenari karpuz sergisinde duruyoruz.

 

Once Rusca basladigimiz sohbet, kisa surede Turkce'ye hemde oyle boyle degil, neredeyse mukemmel bir Turkce'ye donusuveriyor.

 

Ve tabii ki kacinilmaz Turk misafirperverligi ve ikramseverligine. Guclukle ayriliyoruz bu tanimsiz noktadan. Orada kalmak istiyoruz aslinda, aynen bu guzel Kirgiz kadininin orada kaldigi gibi, yaz boyu uc ay. Geceleri cardakta uyuyup, gunduzleri tek eglence olarak, gecen araclari izleyerek...

 

Ama gitmemiz gerek.

 

Iste bu ruh haliyle, kentleri birbirine baglayan o ince ve uzun yollarda devam ediyoruz.

 

 

Derken, bizim icin bir uyuma noktasindan baska bir ozelligi olmayan, daha dogrusu oyle sandigimiz ama cok yanildigimizi kisa sure sonra anlayacagimiz ve bu seyahatteki en onemli dostluklardan birkacini kuracagimiz yere, Balakovo'ya variyoruz. Artik aksam oluyor, bugun 580 km yapmisiz.

Kente girdikten sonra, "kalacak bir yer mi baksak, devam mi etsek?" diye dusunurken, skuterinin uzerinde bir genc kiza yol soruyoruz. Kirmizi isikta beklerken konusmanin cok da yeterli olmayacagini dusunmus olacak ki, onu takip etmemizi istiyor ve motorcu arkadaslariyla her aksamustu bulusup, takildiklari sehir meyadanindaki Lenin heykeli altina goturuyor bizi.

 

"Ben simdi bizim tayfayi ariyorum, bizimle takilacaksiniz, haraso?"

"Haraso, haraso. Ocin haraso!"

 

Tekrar motorlara atliyor ve batan gunes esliginde, sehrin biraz disinda, varos oldugunu sandigimiz bir bolgeye dogru suruyoruz.

 

Ve cok gecmeden "IX Block" motosiklet kulubunun garajina ulasiyoruz.

 

Kisa bir sure sonra, iceriden biri cikiyor. Ozur dileyerek, toplantilarinin biraz daha surecegini ve bizi az daha bekletmek zorunda olduklarini soyluyor. Bizim icin problem yok, disarida guzel sohbet ediyoruz.

 

Cok gecmeden, iceridekiler disari cikiyor. Deri yelekler icinde bir grup genc erkek. Hepsinin gogsunde ve sirtinda IX Block armalari var, ek olarak da goguste isim ve gorev/unvan etiketleri. Yelekleri asla kimseye vermemek, kizlari toplantilarina ve uyelige almamak gibi de uygulamalari var. Kendilerini inandirdiklari bir tur oyun icinde duzene de aykiri olmak istiyorlar. Bizden birkac gun once de, yine bu garajda polisten kacan bir motorcuyu saklamislar. "Kendilerini inandirdiklari bir oyun" derken, bilhassa hemen hic kimsenin bilmedigi, hemen hic kimsenin yolunun dusmediği, isinizin ve yapacak fazlaca da birseyinizin olmadigi bir yerde yasamak zorunda kalirsaniz, aidiyet sahibi olmak icin her firsati degerlendirirsiniz sanirim.

Planlar yapilmis. Motoru ceketler ve kasklarla birlikte garaja birakiyor, zaten birer parca olan tisort, sort ve terliklerimizi cuzdan ve pasaportlarimizi alarak bize gosterilen otomobile biniyoruz. Onumuzde iki motosiklet, ardimizda biraktigimiz kendi motorumuzla karanlik kentin sosyalist donemden kalan yuksek binalarindan birine dogru segirtiyoruz ve klasik usul bakimsizliktan yıkılacakmis gibi duran bina girislerinden ve ardi ardina kilitlenip acilan demir kapilardan sonra, standart minik bir daireye giriyoruz.

Bizi evinde agirlayacak arkadasimiz Anton, benim yabanci ulkelerde hic alisik olmadigim bir uslupla, hemen evi derleyip toparlamaya, temizlemeye girisiyor. Bize banyoyu gosteriyor, her ihtiyacimiz gidermek icin kosturup duruyor. Biz de bu durumdan hem cok memnun oluyor hem de kotu hissediyoruz. Turk tabiriyle bizim icin "parcalanan" bu adama zahmet vermek istemiyoruz elbette.

Ardindan yine iki motorluk eskortumuz ve makam aracimizla garaja geri donuyoruz. Ortam biraz daha kalabaliklasmis, yiyecek ve icecekler hazirlanmis. Ardindan, anladigim kadariyla kentte ne kadar motorcu varsa, hepsi geliyor. Aksamin eglenceli olacagi belli!

 

Block IX, ismini Balakovo'ya hayat veren nukleer santralden aliyor. Baslangicta 9 blok olarak planlanan santral, yanilmiyorsam su anda 4 blok halinde ve besincinin de insaati devam ediyor. yeni arkadaslarimizin cogu bu santrallerde cesitli islerde calisiyorlar.

Bu Belocka, uzerindeki resimden de anlasilacagi gibi cok iyi kafa yapan bir votkaymis sanirim. Ilerleyen saatlerde kendini kanitliyor.

 

 

Bir ara yakinlardaki diger garajlarina gidiyoruz. Burada custom motosikletlerini gosteriyorlar bize.

 

Buradaki Ural'lari gorunce benim sivri zihnimde, ucakla Rusya'ya gelip bir Ural satina alip/kiralayip yeni yerlere gitme fikri doguyor elbette. Bana deliymisim gibi bakiyorlar, "romantizme gerek yok, bunlar hicbir yere gitmez" diyorlar.

 

Mr.Pesident and Mr.Vice President.

Anton.

 

Gecenin garajdaki kismi bitiyor ama uyumaya gitmeden once yapilacak son birsey var! Motosiklet, otomobil her ne bulduysak dolusup baskani izliyoruz. Yoldan cikip, agaclarin arasina daliyor, cok gecmeden baslayan kum zemin uzerinden ruyavari bir yere geliyoruz. Ay isiginda, Volga nehri kenarindayiz ve Rusya'nin iclerinde, henuz tanistigimiz bir grup insanla birlikte geceyarisi Volga'da yuzecegiz!

 

Kendimizi gercekten cok ayricalikli hissediyoruz!

 

Volga'nin tertemiz tatli suyu, suya kosarak atlayabilecegimiz bir iskele, motosikletten yayilan rock! Sene kac adamim? Burasi neresi?  Hippi miyiz yani biz simdi?

 

Omrum boyunca unutamayacagim ozel anilarima bir yenisi ekleniyor.

 

 

 

Eve donunce Anton, favori grubu Kino'nun DVD'sini bana hediye ediyor. Tek kanepesini yatak haline getirip bize sunuyor ve kendisi de butun israrlarima, "biz yerde yatmaya aliskiniz, bunu yapma" dememe ragmen bir kosede yere kivriliyor. Ne adam ama!

Sabah, yine onde Anton arkada biz balakovo ve cevresini turluyoruz.

 

Gunduz gozuyle gorunce daha iyi anliyoruz. Volga burada deniz olurcasina genisliyor. Suyu tertemiz ve cevresi cok guzel. Ve santralin burada yapilma sebeplerinden biri de bu suyu reaktorlerin sogutmasinda kullanmakmis.

 

Kalbimizin bir kismi da Balakovo'da kaliyor. Anton'dan ayrilmak guc ve huzunlu oluyor.