Oturum Aç | Üye Ol | Yardım

in

Umit Aktay

Umit AKTAY


  •   TransToros 5 - Full

    Thu, Nov 11 2010 21:18
    6,721 Okundu  

     

    Bu raporda  9 günlük Trans Toros maceramızı video ve fotoğraflarla sizlere sunacak, yaşadığımızbu büyük macerayı sizlerle paylaşacağım.

    Önce çekilen videolardan hazırladığım 25 dakikalık bir film,  Ve devamında,  binlerce kare arasından ayrılan yaklaşık 700 fotoğrafı sizlerle paylaşacağım.

    Öncelikle bilmenizi isterim ki, paylaşacağımız bu görüntüler, genellikle rotamızın en sakin, en rahat bölümleriydi. Zorlu yol koşulları nedeniyle durup fotoğraf çekebilme lüksüne çoğu yerde sahip olamadığımızı belirtmek isterim.

    Buna rağmen görsel anlamda çok büyük bir arşiv edindik, binlerce kare fotoğraf ve saatler süren video çekimleri yaptık. Trans Toros’tan döner dönmez başladığım bu sunum çalışması da dolayısıyla yaklaşık bir ayda tamamlanabildi. Amacımız sizi sıkmadan maceramıza ortak etmek ve eğlenceli bir zaman geçirmek…

    umarım siz de bizim kadar eğlenirsiniz.

    Hepinize iyi seyirler.

     


    Bu filmlerin yavas baglantida kesik kesik oynamamasi icin play butonuna bastiktan
    hemen sonra || pause butonuna basip altdaki gri cizginin dolmasini bekleyin ve ondan
    sonra oynatin
    Foruma pratik yeni video ekleme anlatimi burada

    Rap


     

    TT  ekibinden bazılarımız motorlarımızı 1 gün önceden TIR ile Antalya'ya gönderdik.Ertesi sabah bizlerde SGH 'den uçakla Antalya'ya uçtuk.

    Burada bizi Sevgili Günalp abi ve Hadan Basri karşıladı.Kendilerine gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür ederim...

     

     

    Ömer abi de bizi havaaalnında yanlız bırakmadı ve işinin gücünün arasında bizi uğurlamaya geldi...

     

    TT topiği ilk açıldığında katılımcı olarak kendini ekleyen arkadaşlarımızın isim ve avatarları aşağıdaki fotoğrafta.Antalya Tekke köyüne TT'ye katılım için gelen ise 16 Kişi oldu.

      Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Antalya RT ekibi ile birlikte sabah muhteşem bir kahvaltı yaptıktan sonra buluşma noktamız olan Tekke Köyüne doğru yola çıktık.

    Ekibin diğer üyelerinden oluşan Azgın Teke Gurubu istanbul'dan motor kullanarak direk buluşma noktasına gittiler.

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Tekke köyü yolunda

    Photobucket

    Photobucket

    1.Günün sabahı , 1 yıldır AMHO adını verdiğimiz off-road çalışmalarla hazırlandığımız ,hayalini kurduğumuz Büyük TRANS TOROS sürüşüne başlama heyecanındayız hepimiz

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Veeeeeee '' RideTurkey'in TransToros Ekibi ''

    Photobucket



    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    1. Günün ilk 20.km'sinde selim abinin motoru arıza yaptı.Benim motorumla antalya'ya geri döndü ( 140 KM ) parça temini yaparak tekrar geri döndü .Mehmet abi ile ben selim abiyi beklerken Dream Team üyelerinin diğer üyeleri saat

    Günalp abi , Şahin abi ve Tonguç rotaya devam ettiler .bizde koskaca arazinin içinde bulabildiğimiz tek ağacın altında 6 saat geçirdik...:)

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    2. Gün sabahı

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    3. Gün sabahı Eğri göl

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    4. Gün sabahı .Cem abinin aküde problemi vardı...

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    TT'nin Sütiş sunumda Mehmet Durak'ın da anlattığı gibi , Söz konusu pazarlık anı....:)))

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Rotamızdaki yolların genel yapısı bu gibi kırık taşlardan oluşan kayalık zaminlerdi.İki gün içinde lastiklarimizi neredeyse bitirdi bu zemin.

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    5. Gün sabahı.Başımıza geleceklerden habersiz DremTeam olarak sabah kafvaltısı hazırlıyoruz.

    4.Gün çok rahat ve dinlendiğimiz bir gündü , sebebi ise ;Cem abi iyi bir kararla 4.günü dinlenme günü olarak ayarlamış ve rotayı buna göre çizmiz.4.gün rotamızın % 80 'i asfalt sürüşü ve şelale keyfi ile geçti. Amaaa 5.gün Çok acımasız ve kırıcı bi gündü .Gerçekten belki en zor günlerden birisiydi..Yemek problemi gektik ,akşama kadar aç motor kullanmak zorunda kaldık.Hava çok sıcaktı ve artık sinirlerimiz yıpranmaya başlamıştı.Bunlara vrağmen 5.günün akşamında hiç unutamıyacağım anları yaşadım. Şöyleki; Zor bir günün ardın gene gece sürüşüne kaldık ( hiç istememize rağmen ) yolda yaşadığımız çeşitli zorluklardan sonra kamp alanına gece 02:00 civarlarında gelebildik.Kamp alanına gelmeden önce Cem abi ve Bülent abi de bizim için telaşlanmışlar ve saat ilerledikçe ; Deram Tream havlu attı diye düşünmüşler.Bir gün öncede Nurettin arkadaşımızı arayıp tekrar bizimle sürüş yapması için aradık .( ilk gün TT'den ayrılmıştı )Nurettin çok sevindi bu duruma ,kapm alnının koordinatlarını verdik ve kendiside o akşam kamp alanına gelerek cem abilere katıldı.Biz ise günün yorgunluğu ve sinir bozukluğu ile boğuşarak 02 : 00 civarında uçsuz bucaksız arazinin içinde motorlarımızın gürültüsüyle ve telsizlerimizden SAYIP-SÖVEREK ( genelde Mehmet Durak )-- '' cem yaptığın rotanınnnn ,, ulen delimi .... bizi ,,, ben böyle yolun ,,,ben o kuşun ..'' şeklindeki sempatik konuşmaların ardından kamp alanına girdik.Hayatında unutamıyacağım bir andı .Cem abi bizleri orada görünce ( tarifsiz bir sevinçle ) durun sizi öpücem diyerek daha motorlarımızdan inmeye fırsat vertmeden kocaman kucakladı bizleri , bülent abi ve nurettinde oraya kadar gelmemizden çok mutlu olmuşlardı.ÇOk güzel anlardı bunlar.....

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    6. Günün bşlangıcı.Bu gün en zor yerlerden birisi olan Karagöl var...zemin çok gevşek olduğundan iniş ve çıkış çok zor olan bir yer ...Ve sevgilimehmet durak kimsenin inemez dediği yeri , hemde 1200 GS ile inip çıktı ve motoru yatrmadan ..kendisini buradan da kutlarım...

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Veee TRANS TOROS'da HACI olunan yer..

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    TT 5 topiği açıldığında , katılımcı olarak kendini ekleyenlerden biriside nedim arkadaşımızdı,fakat işlerinden dolayı katılamadı.Nedim Niğde'de yaşadığından dolayı 6.günün sonunda bizi niğde de ağırladı.Gördüğünüz bu ev nedimin dağcı bir arkadaşının evi .Motorlarımızı bahçesine çekip ,çadırlarımızı kurduğumuz yer..Evin sahibi dağcı arkadaşımızın bir özelliğini öğrendik ve Türk olarak'ta kendisiyle gurur duyduk.Bu arkadaşımız Dağcılıkta dünya çapında önde gelen 4 veya 5 kişiden birisiymiş...Misafirperverliği için çok teşekkür ederiz...

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Bu fotoğraf için ;

    Tüm AMHO'lara katıldık

    TT'den önce Vücut saatimizi ayarlamak için , 1 ay boyunca saat 5 de kalktık

    Kondisyonumuz için spor yaptık.

    Ve bunların ötesinde en önemli olan şey , 9 Gün boyunca bu zorlu parkurda kullanmanın verdiği sinir anları , kızmalar -kavgalar ,kişisel hırslar olmaması için verdiğimiz özen... DREAM TEAM üyesi olarak , günalp abiye ,selim abiye ,mehmet abiye , şahin abiye ve tonguç'a çok teşekkür ederim ..TT sizlerle güzeldi..Ayrıca Her detayı ayrı ayrı düşünen , yıllardır emek vererek TT'yi oluşturan cem abiye,yardımcı ve pozitif kişiliği ile bülent abiye ve TT'ye katılan tüm dostlara çok çok teşekkür ederim.....

    Photobucket

    '' HAZIRLANIN '' 2011 ÇOK YAKIN...

    Dönüş yolu

    Photobucket

    Photobucket

    ''ANKARA '' Ünal ustanın yeri ..

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Gönderilen Nov 11 2010, 09:18 PM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 56 comment(s)

  •   Kızıldeniz'e Yolculuk / Ümit Aktay - Olcay Engin - Mehmet Durak ( rapor )

    Thu, Nov 11 2010 10:49
    4,888 Okundu  

    Photobucket

     

    Photobucket

     

     

    ( Ümit ) Raporun biraz geçiktiğini biliyorum  , ama geziden geldiğimizde bol katılımla bir sunum yapmıştık ve sunumu izleme olanağı bulunan kalabalık bir arkadaş grubumuz olmuştu.

    ( umarım yakın zamanda  başka illerdeki arkadaşlarımıza da düşündüğümüz  ve programladığımız sunumları yaparız )

    Bu gezi benim için birçok ilklerle dolu. Bunlardan bazıları ;

    1. İlk defa motosikletimle yurtdışına çıktım.

    2. İlk defa 5000 km aralıksız motora bindim ,

    3. İlk defa 1 günde 3 ülke girişi yaptım ,

    4. ilk defa dalış yaptım ( muhteşem olduğunu söylemeliyim )

    5. ilk defa çöl'de bulundum ve 1 gece konakladım ,

    ilk aklıma gelenler bunlar...

    Rotamızın üzerinde bir çok nokta oldu hayranlıkla izlediğim. AQABA'nın sualtı güzellikleri , ŞAM'da Emevi camii , Palmira'nın tarihi kalıntıları ,

    Wadi Rum'un kızıl kumları , Petra'nın eşsiz kaya yapıları....

    Fakat ülkemiz dahil  , gittiğin - gördüğün ve yaşadığın yerler arasında en çok etkilendiğin yer neresi deseler , Hiç tereddütsüz BEYRUT derim.

    Bu kadar ikiyüzü faklı ve farklılıkları iç içe bir kent daha olamaz ...Bundan sonraki yaşamımda ,Beyrut ''  HÜZÜNLÜ KENT '' olarak hafızamda kalacak.

    İç savaşın etkilerini ,her binanın üzerindeki binlerce kurşun delikleri ile anlıyosunuz , bunun yanında dünya jet sosyetesinin göz bebeği olan modern bir kent...ve her yerde eli tetikte bekleyen askerler.

    Beyrut'u çekici kılan bir başka unsur ise kesinlikle İstanbul'umuz ve New York'un melezi bi kent...

    Yol arkadaşlarımla birlikte gezip gördüğümüz yerleri  fotoğraflarımla sizlere aktarmaya çalışıcam.

    Fotoğrafların çekilmesinde bana asistanlık yapan , malzemeleri taşıyan , dostluklarıyla bu geziyi benim için unutulmaz yapan  sevgili abim Mehmet'e ve sevgili dostum Olcay'a kucak dolusu sevgilerimi iletiyorum...

    Üzerinde uzun süre çalıştığım ve düzenlemer yaptığım , sunuma hazırladığım fotoğraflarımı, mehmet abinin anlatımı ile izleyeceksiniz...

     

     Raporun genel akışı sırasıyla

      1. Genel video

      2. Bagdat 66 Cafe'de çektiğim fotoğraflardan oluşan eğlenceli diğer bir video

      3. Gezimizin genelinde çektiğim fotoğrafların düzenlenmesinden oluşan '' özel fotoğraf akışı ''

      4. Hazırlıklarımızdan itibaren raporun geneli

    Şimdiden keyif almanızı dilerim.

     

    ( Olcay ) Yukarıda değerli kardeşim Ümit'inde belirttiği gibi benimde bu seyahatte hiç aklımdan çıkmayacak ilklerim oldu.

    İlk başta belirtmek isterimki böyle güzel,keyifli ve hayatım boyunca aklımdan çıkmayacak bir gezinin geçmesinde yanımda olan,

    sevgili Garminimiz ''  MEHMET DURAK '' ustaya ve bu güzel fotoğraflarıyla bizi her zaman aynı anılara ve yerlere götüren Üstad '' ÜMİT AKTAY '' a çok teşekkür ederim.

    Eğer  motorunuzla  seyahat etmeyi seviyorsanız, muhakkak ve muhakkak Ürdün Qqabe'nin o güzel virajlı ve akıcı yollarını

    Lübnan - Beyrut'un gizemli dünyasını keşfetmek için bu rotayı yapmak için programınız dahiline en kısa zamanda almanızı tavsiye ederim.

    Hepinize keyifle izleyeceğiniz ve okuyacagınız rapor için şimdiden teşekkürler....



    ( Mehmet ) Dünya' nın paylaşamadığı Ortadoğu

    İnsanlığın bilinen en eski tarihinin yazıldığı bu coğrafyayı iyi tanımak, üzerine tarih boyunca kanlı savaşların hüküm sürdüğü bu toprakları kendi çapımızda yerinde görmek için yola çıkıyoruz.



    9 günlük turumuzu 3 ülke (Suriye, Lüban, Ürdün), 5 büyük kent (Halep, Şam, Beyrut, Amman, Akabe) , Wadi Rum-Petra antik kenti ve bir çöl geçişi ile tamamlamak istiyoruz.



    Sürekli tehdit altında yaşayan binlerce yıl medeniyetlere ev sahipliği yapmış, kavimlerin ortaya çıkıp yokolduğu bu sert coğrafyanın bize yansıyan yüzünü, Ümit Aktay, enfes fotoğraf tekniği ve yorumuyla bizlerle paylaşacak.

    Bu süreçte Olcay ve ben Ümit' e asistanlık yapmaktan gurur duyacağız.





     

     

     

     

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     

    Orta Doğu gezimizi Haziran ayı içinde gerçekleştirdik ve 9 gün sürdü. Orta Doğu seyehati düşüncesi şubat ayı gibi mehmet abi ile konuşmamızda kararlaştırdık , olcay'ın da katılımıyla ekibimiz şekikllenmiş oldu.

     

    @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }@font-face { font-family: "Lucida Grande"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Hazırlık

    Bütün bir yıl hayalini kurduğumuz bu uzun yolculuğa çıkmak için nihayet sayılı günler bitti. Heyecanımız tavan yapmış, aldığımız nefesler yetmez olmuş sabah olsun diye uykuya yatmadan önce son hazırlıkları yapıyoruz.

11 Haziran 2010 saat:14:30 Ataşehir' den 3 demir atli yola çıkıyoruz.Güneşli ve sıcak bir havada Bolu' ya kadar otoban sürüşü yapıyoruz.Ufukta sağanak görünüyor kenara çekip yağmurluklarımızı giyiyoruz.Hareket eder etmez tepemizde çakan şimşeklerle kovayla su boşalıyor.Kimin umrunda keyfimiz yerinde sağanak altında gazlıyoruz. Tünelin çıkışında bulutlar dağılıyor güneş sıcak yüzünü yeniden gösteriyor.

    Ankara gölbaşında kadar mola vermeden devam ediyoruz. Tuz gölünü karanlıkta geçmek istemediğimiz için  TŞOF-Kulu tesislerinde konaklamaya karar veriyoruz.

    Sabah güneşini Tuz gölünün üzerinde görmek istiyoruz. Yarın güzel bir gün olacak :)

     

     

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket



    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     

     

    Tuz Gölü-Sınır. Güneşin doğmadığı bir saatte uyanıp yola çıkıyoruz. 

Gideceğimiz coğrafyanın provası gibi sonsuz tuz denizinde güneşin doğuşunu izliyoruz. Son yağışlardan sonra biraz olsun su görmek güzeldi. Çok sıcak bu mevsimde otobanın Toros'ları kestiği yüksek rakımda serin ve keyifli bir yolda ilerlemek bizi motive ediyor. Kaliteli bir yolda kıvrımlı virajlardan akıp güneye iniyoruz. Adana-Antakya ve nihayet Yayaladağ sınır kapısına kadar yazın en sıcak dönemi yüzümüze vuran cehennem rüzgarlarıyla hissettiriryor. Sınır kapısında işlemleri yaparken bir adım sonrasında artık bir başka ülkede misafir olacağımız fikri heyecanımızı ikiye katlıyor.

     

    Photobucket

    Photobucket( Olcay ) Benim için gezinin başlangıcında en güzel sabahlardan birisiydi...Çünkü seyehatimizin ilk sabahını muhteşem tuz gölü manzarası eşliğinde yaşadık.saat  06 :00

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket





    Photobucket

    Photobucket
    ( Olcay ) Arkamızda Amik ovası bulunuyor , buranın tarihi ve efsanevi özelliği mehmet abiden dinledik. 3.Dünya savaşının bu ovada çıkacağı insanlık adına bir yıkım olacağına inanılıyormuş.Bu arada farkettiyseniz seyehate çıkmadan önce kızılaya uğramıştık ve bizlere üzerimizdeki montları hediye etmişlerdi..:)))

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit )  Yayladağ - Suriye sınırı
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     

     

     

     

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit )   Suriye tarafında gümrük memurlarından birisinin odası ve işlemlerimiz yapıyor. Mehmet abinin yanındaki yatağa dikkat ...:))
    Photobucket @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }@font-face { font-family: "Lucida Grande"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Latakia- Eski koloni kenti.

    Yüksek rakımlı Suriye kapısından girdikten sonra deniz seviyesine inene kadar virajlı çam ormanlarının içinden geçip Lazkiye' ye ulaştık. (Türkçe' si böyle midir bilemedim)

Kapıdan geçtikten hemen sonra bir başka ülkenin sınırları içinde olmanın verdiği "misafir olma" duygusu üzerimizde biraz tedirginlik yaratıyor. Sürerken daha tedirginiz :)

Efendim Latakia kutsal bilgi kaynağından edindiğimiz bilgilere dayanarak ağaç kokusuna sahip bir çeşit pipo tütünü olarak sevenleri tarafından tüketilen bir bitkiymiş. Bölgede bolca bulunduğundan dolayı şehir böyle anılıyor.

    Koca ülke Şam' ıyla Haleb' iyle vakti zamanında bir Romalıların bir Türk' lerin eline geçtiği için içinde her cinsten insan evladını barındırır bir yapıya sahip. Mecusi, Arap, Yezidi, Hristiyan, Müslüman ne ararsanız bulabileceğiniz ama kimsenin kimseye ilişmediği güle oynaya aynı kaptan yiyip içen ve geçinip giden güzel bir liman kenti görüntüsü verdi bize.

Şehre varoş tarafından giriş yaptığımız için (Bilemedik öyle denk geldi) soluklanmak için durduğumuz köşedeki bakkal su ikram etti bize. (kapalı şişede)

Etrafımıza toplanan 5-6 küçük çocuk dünya karması gibiydiler. Belliki official forma alamamışlar. Birisi bordo ve maviden kendine Barcellona forması yapmış diğeri mavi beyazdan Arjantin çıkarmış kendine. Dünya kupası coşkusunun tüm kendi sardığını ve herkesin bir takım tuttuğunu ve hatta daha sonra takım maçı kazanınca elde bayraklarla şehirde tur atıldığını çok sonradan öğrenecektik.

Çocuklardan yeşil gözlü olan 8-10 yaşlarındaki kız çocuğu koltuğunun altındaki futbol topuyla bizimle sohbet etti. Ne biz onun dilini biliyorduk ne o bizim dilimizi . Ama nerden geldiğimiz nereye gittiğimizi motorları sevdiğini anlayabildik. Mahallede erkeklerle erkek gibi oynayan kız çocukları bi tek bize özel sanırdım :). Erkek gibi dedim ama gördüğün en güzel kız çocuklarından birisiydi. Gözlerinin içi gülüyordu. Çocuk olmak böyle bir şey herhalde.Şehirde cami, kilise, havra iç içe her köşede hepsinden var. Zaman durmuş ve tüm şehir bir topun peşinden gider haldeydi. Balkonlarda camlarda arabalarında tuttukları takımın bayrakları dalgalanıyor. Herkesin üzerinde tuttuğu takımın forması var. Kupada biz yokuz ama bizim bayrağımızı buna rağmen taşıyanlar göze çarpıyor ;)

Otel bulmak için biraz sağ sol yapıyoruz kendimizi Etiler' de hissedeceğimiz ortamın en piyasa caddesinde buluyoruz. Varşova paktı zamanından kalma bir otele yerleşip kendimizi sokağa atıyoruz.

Gün ışığının son demlerini yakalayabildiğimiz şehrin içine, insanların arasına karışmak için acele ediyoruz. İlk girdiğimiz sokakta omuzunda "Keleş" asılı sert bakışlı abi nin yanından hızlıca sıyrılıp fotoğraf çekmeye yeltenmiyoruz bile. Sonradan anlayacağız ki bu turda sakıncalı bölgeler bizi kendine çekiyor :)

    Hızla büyük bir network halini alan dünyada buralar hiçte sanıldığı gibi dünyadan bi haber yaşamıyor. Herkesin dünyadan haberi var ve dünyanın nimetleri buralara da uğramış herkes tarafından kabul görmüş.

    Şehirde uzun bir yürüyüş yapıp insanlarla kaynaşıyoruz. Yediklerinden yiyip içtiklerinden içiyoruz. Onlar da bizi içlerine alıyorlar. Kısa sürede kaynaşılacak kadar sıcak davrandıklarını söylememize gerek yok.

    Yediğimiz içtiğimiz bizim olsun Suriye' nin tek liman kenti kendine iyi bakıyor. Hızla güzelleşiyor öyle görünüyor. Kendi haline bırakıp erkenden yola çıkacağımız için otelin yolunu tutuyoruz.



    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    ( Olcay ) Suriye ilk konaklama yapacağımız otelimiz..Denize sıfır ve güzel bi oteldi...
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    ( olcay )  Mehmet abi kamufle olmuş bu fotoğrafta , bende tam bir turist edasıyla herşeye sırıtıyorum...:)
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     

    LÜBNAN - BEYRUT

     

    Photobucket @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }@font-face { font-family: "Lucida Grande"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    İstanbul' un kuzeni Beyrut

    Lazkiye'den sabah 05.00 te yola çıkıp Lübnan tarafına geçerek Beyrut'a ulaşmayı düşünüyoruz.Hava sıcaklığının hava kararınca bile 40 derece civarında olduğunu söylemiş miydim.Hal böyle olunca erkenden yola çıkıp yol almak akıllıca oluyor.

Tam gaz Lübnan sınırındayız. 100 km öncesi ile sonrası arasında insanından yapısına bu kadar mı değişiklik gösteriyor bu dünya. Bana ikisinden birer insan getirin size hangisi Lübnan' lı hangisi Suriye' li söyleyeyim. Havasından suyundan oluyor herhalde.

Sınırdaki uzun tüfekli abilerin hepsi Polat Alemdar hayranı çıkıyor. Birimiz Memati oluyoruz diğerimiz Polat. 

Türküz doğruyuz çalışkanız dedikçe pasaport sıralarından kolumuzdan çekerek diplomatik bölüme alarak ayrıcalık gösteriyorlar.Doğrusu gittiğimiz heryerde bu şekilde muamele görmek bizi mutlu ediyor. Sınır geçişleri ve işlemler en hızlı şekilde güleryüzle yapıldı.On kelimeyi geçmeyen arapçamızla çok güzel selam verip "selametle" diyerek vedalaşabiliyoruz.

Sınır diğer yanında bizi bekleyen "Mercedes kenti" vardı. Böyle diyorum çünkü zengini fakiri herkesin bir Mercedesi vardı. Ama yeni ama çok çok eski herkes bunu tercih etmişti. Bütün insanların kentte tek bir marka üzerinde anlaşmış olduklarını düşündüm birden. Seviyorlar herhalde karışmadık biz.Yok efendim henüz Beyrut'a gelmedik. İki durak sonra :)

Neredeyse her 3 km de bir karşılaştığımız kontrol noktalarında değişen tek şey uzun namlulu "AK47" yerini "M16" ya bırakıyordu.Kontrol noktaları tedirgin etmedi bizi. Bizim doğumuz gibi keşke olmasa ne güzel olur dünya.

Akdeniz' i sağımıza alıp temiz ve güzel bir otoyolda Beyrut' a doğru akıyoruz. Bizimle beraber lüks arabalar ve dahası hızlı Ferrariler Porcheler yarışırcasına pazar sabahının erken saatinde gazlıyorlar. İfadelerini almadan azad ediyoruz. Bizim benzin ihtiyacımız var duruyoruz ve 95 oktanı görünce şaşırıyoruz. Hayret vardı ve satılıyordu :)

Ve nihayet Manhattan' a dalıyoruz. Manhattan mı dedim ben? Yanlış olmuş Beyrut'a geldik. O kadar mı benzer sokaklar şehrin kokusu duruşu havası.

Ortada kimseyi göremiyoruz. Sonradan günlerden pazar olduğundan yola çıkarak uyuduklarını düşünüyoruz. Haklıyız uyuyor bütün şehir saat 08.00 olmuş kimse yok ortada.

Kahvaltı yapacak yer bulamıyoruz döne döne :) Bir tepside peynirli bir tatlıyı hamburger ekmeğine koyan bir cafe buluyoruz. Bu ne bizim künefe gibi peynirli tatlı derken ismini soruyoruz "kunefe" diyorlar :)) Hıııı peynir tatlısı heryerde künefe demekki :))Ortalarda kimsenin olmaması şehri dolaşmamıza fırsat veriyor.

Dolaşırken zaman zaman kayboluyoruz şehrin en tehlikeli yerlerine geldik filan gibi düşünürken köşeyi dönüyoruz 20 kadar tankın olduğu bir büyük makinelinin üzerimize döndüğü kalabalık bir kontrol noktasına yekten dalıyoruz. Hah şimdi tam süper oldu derken iri yarı Amerikan filmlerinden fırlamış 5 rambo üzerime geliyor "ne ayaksınız laynnn" hesabı.

Olcay ve Ümit uzaktabir kenara duruyorlar. Hö deseler gazı açacaklar ama kurtuluşu yok mermiden hızlı değiller :))

Ben adres sorar gibi yapıyorum kaynaşıyoruz fotoğraf çekebilir miyiz gibi bir gaflette bulunmadım. Yavaşça sıyrılıp şehrin o bölgesine bir daha uğramadık.

    İç savaşın yaşandığı yılların izleri şehrin duvarlarında olduğu gibi insanların yüzlerine bakışlarına da yansımış. Çok acı yaşanmış belliki herkes içine içine ağlamış.

Acıların üzerine yeni acılar eklememişler böyle bir gayretleri yok. Unutmak için ellerinden geleni yapıyor herkes.

7 tepeli Istanbul' umuzun 7 tepeli kuzeni Beyrut'u biz çok çok çok çok çoooooookkk beğendik.Burayı görmeden ölmeyin derler ya öyle bir şehir.

Motorla gelmeye gerek yok. Cuma uçağa binilir 2 gün kalınır pazar dönülür.Ne iyi etmişim dersiniz. Neden daha önce gitmemişim dersiniz.Dağı taşı evlerle yapılarla donatıp birbirine bu kadar güzel yakıştıran başka bir şehir daha yoktur herhalde. Bir köşesi İzmir kordon gibi diğer köşesi sanki Manhattan. Bir yanı Beyazit Meydanı bir yanı Taksim.

    Arayıpta bulamayacağınız hiç bir şey yok. Hem de en alasından.Dünya kupası heyecanı heryeri sarmış. Herkesini takımı burada da var.Abartmışlar restoranlar dev erkanlarla maç saatlerinde hizmet veriyor.Garsonların her biri farklı ülkelerin formalarıyla hizmet ediyor.

Servis kağıtları kişinin isteiğine göre tuttuğu takımın forma renkleriyle geliyor filan.Bu konuda yapılacak ne varsa yapmış medyacılar.

Burada da bizim fanlarımız var dünya kupasına katılamasak ta bayrağımızı evine,arabasına asan kendine forma yapanlar var.

    Gece oluyor ve ve bu güzel şehri uykuyla ziyan etememek için uyku saatlerimizden çalıp yorgun düşene kadar adımlıyoruz. İyi de yapıyoruz. 24 saat yaşayan şehirler fihristinize Beyrut'u da ekleyebilirsiniz. Başka zaman yine gelmek üzere gözlerimizin kendiliğinden kapandığı saatlerde uykuya dalıyoruz.



    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit )  iç savaşın etkisini Beyrut'ta her yerde görmek mümkün. Heykellerin üzeirndeki kurşun izleri bunların kanıtı.
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit ) Her yerde askeri kontrol noktaları var .
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( olcay ) Memklekimmmm...
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Olcay )   Rideturkey'in ismini heryere kazıdık....
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     ( Ümit ) KIZIL ÜLKE ÜRDÜN

    @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Akabe- Kral Yolu

    Ertesi günün Pazartesi olduğunu ve muhtemelen trafiğin en berbat oldduğu gün olduğunun farkında olacak kadar metropol insanı olduğumuz için erken kalkıp sabah trafiğine katkıda bulunmadan şehri terk etmek istiyoruz.

    Yabancı biri İstanbul'dan çıkmayı ne kadar zamanda başarırsa bizde hemen hemen o kadar zamanda (yaklaşık 3 saatte) şehir trafiğinden yakamızı sıyırabiliyoruz.

    Beyrut' un Suriye'ye doğru doğu çıkışı Bolu dağına tırmanır gibi rakımı yüksek tepelerden geçiyor. Neyseki serin havada yol alıyoruz. Bir zamanlar teröre yataklık eden Bekaa Vadisini geçerken 80 li yıllar aklımızdan hızlıca geçiyor.

    Şehrin çıkışında Suriye sınırına ulaşıyoruz. Polat Alemdar ve Kıvanç Tatlıtuğ fanları kapıda bizi karşılıyorlar büyük bir güler yüzlekarıyaıp diplomatik gişeden işlemlerimizi hızlıca yapıp bize öncelik veriyorlar. Motorlu olmamız ayrı bir sempati kaynağı oluyor.

    Amacımız Şam' a girmeden çevre yolundan pas geçerek (Gündüz trafiğinde ve bu sıcakta, bu büyük kente giriş yapmak tam anlamıyla intihar olur) doğruca Ürdün sınırına ulaşmak.

    Uzun bir gün bizi bekliyor bunun farkındayız. Seyahatimizin en uzun ve en zorlu geçişini yapacağımız için hazırlıklıyız. Kral yolundan çöl geçişi yaparak önce başkent Amman' a ulaşmak sonrasında yine uzun birçöl geçişinden sonra nihayet Akabe limanına ulaşmak.

    Suriye-Ürdün sınırında oyalanmadan kendimizi Kral Abdullah'ın ülkesine atıyoruz. İki adım ötede yüzü rengi kültürü farklı bir dünyayla tanışacağımızı düşünmemiştik.

    Sınırların değişmesi insanları da nasıl bu kadar hızlı değiştiriyor gerçekten anlamak güç.

    Öyle ya sınır komşusu olan iki kasabanın insanları arasında bu kadar fark olmasının bilimsel bir açıklaması olmalı.

    Büyük şehirleriden uzak durarak Akabe limanına kadar yaklaşık 800 km yolu tamamlamak için iilerliyoruz. Amman' ı ne kadar dışından pas geçmek istesekte tabelalar sanki söz birliği etmişçesine bizi şehrin içine içine çekiyor.

    Hayatımda birbirine benzer bu kadar çok yapıyı ilk kez görüyorum. Her ev kirli beyaza boyanmış gibi tüm şehir tek renk. Kaybolmamız bu yüzden uzun sürmüyor. Navigasyonumuzu kaybedip güneşin konumuna göre sürekli güneye giderek şehirden çıkacağımızı düşnüyorum. Ama olmuyor :))) Kaybolduk :)

    İyilik sever bir policeman önümüzde bize rehberlik yaparak yaklaşık 1 saatte Akabe yoluna çıkartıyor. Minettarız kendisine. El sallayıp şükranlarmızı sunuyoruz.

    Sağımız solumuz ebe sobe (heryer dümdüz çöl). Önümüzde ufukta kaybolacak kadar dümdüz bir yol ilerliyoruz. Benzinimiz azalıyor ve ufukta herhangi bir istasyon görünmüyor. Terk edilmiş benzin alınma ihtimali olmadığını düşündüğümüz bir yerde insanların yaşadığını ve elektrikle çalışmayan bir pomadan benzin alabiliyor olduğumuzu görmek bizi sevindiriyor. Depomuza doldurğumuz şeyin motorlarımızı çalıştırabilieceğinden şüphe duyarak yeniden marşa basıyoruz. Hayret motorlarımız çalıştı ve yola devam edebiliyoruz.

    Bezdirici ve insanın uykusunu getiren bu uzun yol, havanın yavaş yavaş kararmaya başladığı bir anda  bizi büyüleyen bir hale dönüşüyor. Serap mı görüyoruz derken kızıla bürünmüş bir vadiden aşağıya kıvrıla kıvrıla ilerliyen yol bizi şaşkına çeviriyor.

    Güneşin batışına doğru bu muhteşem manzarayı yakalamak için saatlerinizi ayarlasanız emin olun rastalayamazsınız. Bugün şanslı günümüzdeyiz anlaşılan manzara karşısında mest olup Kral yolunu Akabe' ye bağlayan son 70 km sini bambaşka duygularla geçerek Liman kentine ulaşıyoruz.

    Ege'de Marmaris neyse Ürdün'de Akabe o ayarda bir tatil ve liman kenti.

    Uzun yolun verdiği yorgunluk umrumuzda değil akşam üzeri gördüğümüz manzara ve vadilerin arasında yaptığımız virajlı yollar bzi mest ediyor.

    Burger King'te hamburger iyi geliyor (En son aklımıza gelen şeydi ama vardı ve lezzetliydi). Kalacağımız otelin sahibi Omar'ı arıyoruz. Şehrin öbür ucundan gelip bizi alıyor otelimize götürüyor. Hızlıca yerleşip havuza atlıyoruz. Gece sefası bizi dinlendiriyor. Yorgunuz ama kimin umrunda.

    Red See Diving Center ve otel sahibi Omar sabah güzel bir kahvaltıdan sonra bizi Kızıl Deniz'in resiflerinde dalışa götürüyor.

    İlk dalış tecrübesini yaşayacak olan Ümit oldukça heyecanlı ve istekli. Kızıl Denizin resifleri bizi su altının dünyasında büyülüyor. Ümit hayatında ilk kez dalıyor ve başladığı yer dünyanın en iyi dalış noktalarından birisi. Ne kadar şanslı olduğunun eminim farkındadır.

    Kıyının hemen karşısında Mısır ve Israil' in olduğunu ve 5 km ötede Suudi Arabistan olduğunu bilmek çok enteresan. 3 ülkeye komşuluk yapan Akabe' nin dünyada örneği çok azdır.

    Öğleden sonrası için planımız Wadi-Rum' a geçiş yapmak. Bu yüzden Akabe'de çok oyalanmadan ö.sonra yola çıkıyoruz. Enfes Vadiyi bu kez tersinden geçerek Wadi-Rum yoluna sapıyoruz.

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket( olcay ) Kızıldenizi keşfetmeye çok az kaldı. Yaklaşık 10 senedir dalış yapan birisi olarak ,  bu muhteşem mavi dünyayı görmeyi sabırsızlıkla bekliyordum...

    Photobucket
    ( Ümit ) Benimde ilk dalış tecrübem olacak.Mehmet abi ve olcayın söylediğine göre ilk yapacağım dalışta '' HACI '' olacakmışım...:)))
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Olcay ) Dünyada bulunan büyük mercan bitkilerinin en  büyük ve güzel  örneklerini Aqaba'de görebilirsiniz .
    Photobucket

    Photobucket
     Üç Atlı Sualtında( Ümit ) bu ekiple , bu seyehate çıktığıma bir an bile pişman olmadım ve hayatımda hiç unutamıyacağım ilklerimi dostlarımla yaşadım...
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit ) HERYERDE RT .....
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Wadi-Rum Kum denizi

    Amerikadaki Grand Canyon ne ise Wadi Rum da buralarda öyle bir yer. Tek farkı pudra gibi kızıl çöl kumuna sahip olması.

    Gün ışığının her saatinde değişik renklere büründüğü Wadi-Rum' da dünyanın sonuna ulaştığımızı hissediyoruz. Motorlarımızı kasabanın dışına parkedip. Bizi kum denizinin içine götürecek rehberimiz Halid' i bekliyoruz.

    Biraz sonra her yanı gıcırdayan birazdan dökülecekmiş gibi ama bir o kadar sağlam 4x4 üyle Halid geliyor. Bizi alıp artık dünyanın sonu olduğunu düşündüren kızıl çöl kumlarının içine içine götürüyor. Yaklaşık 40 dakika yol aldığımız bu denizin içinde kaybolduğumuzu düşünürken konaklayacağımız kıl çadırın önünde duruyoruz.

    Etrafta hiç bir canlının olmadığı böcek sesinin dahi olmadığı ve ufka baktığınız zaman hiç bir şey görmediğiniz bir yer hayal edin. Rüzgar sesi dahi olmaz mı bir yerde?

    Böylesi sessiz bir yerde bir kaç gün geçirmek insanı ya dinlendirir ya da çıldırtır.

    Yeniden güneş batıyorve etraf kızılın tonlarında sürekli renk değiştiriyor. Ölmeden önce böyle bir yerde bir süre yaşamak gerek sanki. Ümit fotoğraf makinesinin birini bırakıp diğerini alırken bizler onun konu mankeni olduk.

    Kıl çadırda lezzetli bir bedevi pilavı ve bizim yayla çorbası diyeceğimiz pirinç çorbası vardı akşam menüsünde.

    Yemekte Ukrayna' lı bir turist bize eşlik ediyor. Kendisi avukatmış ve bir haftadır bu çölde kalıyormuş. Bir hafta daha kalma niyeti olduğunu söylüyor. Şehirde bunalmış ve arınmak istemiş. Bunun kendisine iyi geldiğini söyledi.Yapılacak en doğru şeyi yapmış insan burada kendini dinleyemezse hiç bir yerde dinleyemez herhalde.

    Yemekten sonra bu kum denizinde gece alemine akalım dedik.Dışarıya çıktığımız zaman gündelik hayatta göremeyeceğimiz kadar parlak yıldız üzerimize yağıyordu. İnsanoğlunun yüz vermediği belkide yüz bulamadığı çöl içinde öylesi bir güzellik barındırıyordu. Bütün gece gökyüzünden gözlerimizi alamadık. Çıplak gözle bu kadr yıldızı bir arada görebileceğiniz mekan sayısı çok azdır. Samanyolunun tüm yıldızlarını tek tek sayabileceğiniz bir ortamdan bahsediyorum. Buranın gece alemi metropol alemlerine kaç basar bilemedim.

    Yıdızların altına uzanıp bir kaç saat hiç konuşmadan uzaklardaki kendi yıldızlarmıza birer astral seyahat yapıyoruz.

    Kendimize döndüğümüz zaman sabah çoktan olmuştu. Kahvaltının ardından 2 saatlik bir safari turuna çıkıyoruz. Safari dediysem aslan avına çıkmıyoruz. her yer birbirinin aynısı gibi görünsede kum tepesinde board yapmak, rüzgarın oyduğu kayaların doğal köprüler oluşturduğunu görmek çok eski arap kavimlerinin kervan yollarında bıraktığı yazıtlara bakmak deve kervanlarına rastlamak gibi hergün görmediğimiz şeylere şaşırmak bizi eğlendirdi.

    Rehberimiz motorlarımızla giremediğimiz bu kum denizinden bizi çıkarıp uğurluyor. Aklımız Nebati'lerin şehri Petra' da. Gaz açıp Petra' ya akıyoruz.


    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket( Ümit ) Bu fotoğrafda çok az renkle oynanmıştır, gördüğünüz yıldızlar tamamen gerçektir.

    Photobucket

    Photobucket
    ( Olcay )  Ustaaaa...hazırla çilingiri , Rakı ve kavunu...:)))
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    (Ümit ) şoförümüz ve modelimiz kahed..:) çok iyi modeldi...
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit ) Asistanlarım benim ..:))
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    (Olcay ) Çölde board yapmak tarifi imkansız bir keyifti....)))
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

     


    Photobucket

    Petra

    Doğrusu Indiana Jones filminden bir kaç karesini gördüğüm ve film sahnesi sandığım yerlerin gerçek dünyadaki karşılığını görecek olmak çok heyecanlandırdı bizi.

    Bu turun en can alıcı yerine gelmiştik ve bir an önce Petra' nın koridorlarında kendimizi atmak için hızlıca otele yerleşip Petra' nın kapısına koştuk.

    Nebatilerin koridorlarında yürürken şaşkınlığımızdan baka kaldığımız manzara karşısında nefes almayı bile unuttuk.

    Uzunca ilerleyen kanyona kazınmış 4000 yıllık bir uygarlığın izleri hayrete düşürdü. Binlerce yıl önce böylesi eşsiz mimariye, zekaya sahip insanların şimdiki medeniyetten daha geri olduğunu kim iddia edebilir. İnsanın evrimini yalanlayan bu tablo karşısında etkilenmemek mümkün değil.

    Kanyonu geçip avluya ulaştığımızda ise karşımıza çıkan mazara akan zamanı durduruyor, Donup kalıyoruz bu güzelliğin karşısında.

    Binlerce yıl önce burada kurulan uygarlığın insanları sanki etrafımızda dolaşıyor biz de o şehire gelen yabancılar gibi dolaşıyorduk etrafta.

    8-9 saat yürüyüp yorgunluğumun farkına varmadığım başka bir anım daha olmamıştı.

    Kanyonun tepesine tırmanmak ve oradan manzarayı izlemek için nefes nefese çıktığımız binlerce basamak ardımızda kalırken iyi ki çıkmışız dedirtiyor bizlere.

    Etraftaki yerliler bu uygarlığın torunları gibi her biri başka karakterlere bürünmüş bizlere poz veriyor.

    Akşam hava kararana kadar gezdiğimiz Nebatilerin şehri Petra bu kadar yol yapmamızın karşılığını bize fazlasıyla ödüyor.

    Kanyondan çıkışa doğru ilerlerken gece ayini için mum dizen görevlileri izleyoruz. Fotoğraflardan tanıdığımız bu ayine katılacak enerjimiz kalmıyor. Otele dönüp akşam yemeğinden sonra erkenden uykuya dalıyoruz.



    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    ( Ümit ) Petrayı dolaşırken bir film ekibi le karşılaştık ve hemen sete daldık..Ekip bize hiç itiraz etmeden fotoğraflarını çekmemize izin verdi...
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Şam ve Palmyra

    Petra’ dan sabah erken saatlerde ayrılıp demir atlarımızı Şam’ a doğru sürüyoruz. Sınır geçişine kadar çöl sıcağında uzun bir sürüşten sonra sınırı geçip akşama doğru Şam’ a giriş yapıyoruz.

    Cuma tatil günü olduğu için çılgın Şam trafiğine takılmadan kendimizi bulabildiğimiz en konforlu otele yerleştirmenin derdindeyiz.

    Benzinlerimiz azalmasına rağmen hiç istasyona rastlamıyoruz. Motorlarımız benzinin son damlalarını içerken bir istasyon bulabilmek çölde su bulmuş gibi bizi rahatlatıyor.

    Türkçeyi çok iyi konuşan Türkmen bir taksici şehir meydanındaki oteller bölgesine kadar bize eşlik ediyor. Taksicinin rehberliği olmasa bu çılgın şehirde kaybolmamız kaçınılmazdı.

    Şehir merkezinde bulabildiğimiz oteldeki  bulabildiğimiz tek odaya yerleşiyoruz. Kutsal bir güne denk gelmişiz civardaki ülkelerden İran ve Irak’tan oldukça fazla turist şehre akın etmiş boş oda bulmak neredeyse imkansız.

    Neyseki turumuzun başındn beri şansımız hep yanımızda. Şehre karışıp Şam havası almak istiyoruz. İlk durağımız Emevi camisi. Bir kaç saat vakit geçirip Ümit’ in karelerine eşlik ediyoruz. Devamında bizim kapalı çarşımızın bir benzeri olan Şam çarşısına dalıyoruz.

    Havanın sıcak olması etrafta sıkça gördüğümüz meyve suyu köşelerine yönlendiriyor.

    Tezgahın önünden seçimimizi yapıp serinliyoruz. Tezgahın arkasına bakmamak gerek yoksa bu şehirde aç susuz kalmanız işten değil.

    Dünyanın epey bi gerisinde kalmış bu büyük başkentin durumu bizde hayal kırıklığı yaşattı. Binlerce yıldır bölgenin en büyük ticaret şehrinin durumunun çok daha farklı olmasını umduğumuz için herhalde bizde hayal kırıklığı yarattı.

    Sabah saatlerinde yola çıkıp Palmyra’ ya yol alıyoruz.



    Photobucket

    Photobucket @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket
    @font-face { font-family: "Times"; }@font-face { font-family: "Cambria"; }p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal { margin: 0cm 0cm 10pt; font-size: 12pt; font-family: "Times New Roman"; }div.Section1 { page: Section1; }

    Önceden Şam-Palymra arasında benzin istasyonu olmadığı ve tempolu gitmememiz konusunda uyarı almıştık. Rahat bir sürüş yaparken Mars yüzeyi gibi etrafta kurdun kuşun olmadığı keyifsiz yol uykumuzu getiriyor neredeyse.

    Bu çölün ortasında Bağdat Cafe tabelasını görüp nefes almak için mola veriyoruz.

    Hangi akıllı böylesi terk edilmşiş bir yolun orta yerine cafe yapar diye düşünürken, ortamın enerjisi ve büyüsüyle bu yolun en eğlenceli zamanlarını orada harcıyoruz.

    Western filmlerinden fırlamış dekoru bizi de havaya sokuyor. Bu yolu yapan her gezginin uğraması gereken bir vaha.

    Nefeslenip yola çıktıktan hemen sonra Palmyra’ ya ulaşıyoruz. Girişinde rastladığımız Palmiye ormanı (Palmiye denizi mi desek) neden buraya Palmyra dendiği hakkında ipucu veriyor.

    Zenubia’ lıların yaşadığı bu antik kenti bizim Efes gibi düşünün. O zamandan günümüze kalanlar
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket ( Ümit ) Sizlere aktarabileceğimiz güzel fotoğrtaflar ve anılarla gezimizi tamamlıyoruz.
    Gönderilen Nov 11 2010, 10:49 AM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 24 comment(s)

  •   Batı Karadeniz Ekim 2009

    Thu, Nov 12 2009 17:47
    2,928 Okundu  

     

        Cem abi sana ne kadar teşekkür etsem az , bu güne kadar yaşadığım en güzel , en eğlenceli , en sulu ve motor üzerinde en uzun geziydi. Önderliğin , dostluğun ve abiliğin için teşekkür ederim. Bu geziye katılan başta tecrübeleri ile bize yol gösteren ömer abimiz ile şahin abimizede çok teşekkürler... Hayatımda ilk defa bu kadar çok fotoğraflarım olmasında yardımları olan sevgili murat ve tekrar omer abiye , şahin abiye teşekkür ederim :) Neşesi ile geziyi dahada şenlendiren sevgili selim'e ...Gruptaki diger neşe kaynaklarımız hikmet , nursena , can ve emir'ede teşekkür ederim... ( fotoğrafların altında nerde çekildikleri yazdığımdan dolayı ayrıca açıklama yazmadım.) Keyifle seyretmenizi dilerim...Gezi ile ilgili diğer fotoğraflar ilgili topic'in altında...

    Bu albümde toplam 68 fotoğraf seyredeceksiniz... F11 ile seyretmenizi tavsiye ederim.

     

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Gönderilen Nov 12 2009, 05:47 PM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 40 comment(s)

  •   Bolu - 2 Kampı

    Fri, Oct 23 2009 15:17
    1,437 Okundu  

     Bolu Köroğlu dağlarına RT ile yaptığım ikinci kamptan seçtiğim bazı fotoğrafları paylaşmak ve yeniden hatırlanması sağlamak istedim...Smile

    Çokkkk güzel bi kamptı ,emeği geçen ve katılımlarıyla kampı güzelleştiren herkeze teşekkür ederim...

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Gönderilen Oct 23 2009, 03:17 PM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 10 comment(s)

  •   KAZDAĞLARI Ekim 2009

    Tue, Oct 20 2009 21:29
    3,466 Okundu  

     Öncelikle bu kampta emeği geçen ve katılan tüm dostlara ve '' modellerime ''  Smile tekrar teşekkür ederim...

     

    Photobucket

    Photobucket  Ali abi ile cuma gününden çıkarak Tekirdağ , Şartköy ve geliboluya uğradık.Cumartesi sabah yola çıkıp Kilitbahir den feribotla çanakkaleye geçtik.Yoğun ısrarlarıma dayanamayan Ali abi beni TRIOA şehir kalıntılarına götürdü.Bu karede şehir kalıntılarından.  Photobucket

    Photobucket

    Photobucket  Kamp alanımızda bulunan  çim saha  Photobucket Tahtakuşlar müzesinden çıktıktan sonra Hasanboğuldu şelalerine geldik..  
    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Photobucket

    Gönderilen Oct 20 2009, 09:29 PM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 62 comment(s)

  •   Bolu kampi

    Tue, Jun 02 2009 17:14
    2,031 Okundu  













    Gönderilen Jun 02 2009, 05:14 PM Yayınlayan Umit Aktay Ne ile 40 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x