in

GIST

October 2009 - Mesaj


  •   GIST-ARA PAKET SEMINERI (FILINTALAR'A OZEL) 16-17-18 Ekim 2009

    Tue, Oct 20 2009 21:40
    1,508 Okundu  

    Değerli Sürücü Dostlar,

     

    16-17-18 Ekim 2009 tarihlerinde Filintalar'a özel Gist-Arar Paket Semineri gerçekleştirilmiştir.

     

    ADAC-Kontrol Semineri katılımcılarımıza eğitmenimiz Emre Gümüş tarafından, Ara-Teori ve Ara-Yol Semineri eğitmenimiz Serhat Kılavuz tarafından verilmiştir, Namık Kutlu eğitmenimiz Ara-Yol Seminerinde Serhat Hocamıza destek vermiştir.

     

     Bu seminere katılan tüm Filintalara teşekkür eder, seminerle ilgili duygu ve düşüncelerini burada

     bizlerle paylaşmasını arzu ederiz.

     

    Saygılarımızla,

     

    http://www.ilerisurusakademisi.com/

     

    GÜVELİ SÜR..... KEYFİNİ SÜR.....

     

     

    Seminerden bazı fotografları aşağıda bulabilirsiniz Smile 

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket
    Gönderilen Oct 20 2009, 09:40 PM Yayınlayan Anonymous Ne ile 3 comment(s)

  •   MOTOSİKLETE BİNMEYİN

    Fri, Oct 16 2009 11:40
    1,141 Okundu  

              MOTOSİKLETE BİNMEYİN!!! 

     

    Evet doğru okudunuz, kendinizi kontrol edemiyorsanız ve sürüşte sürekli ve/veya arada bir de olsa

    öfkeleniyorsanız motosiklete binmeyin!!!

     

    Herkes öfkelenebilir. Bu kolaydır. Ne var ki; doğru insana, doğru derecede, doğru zamanda, doğru

    maksatla ve doğru biçimde öfkelenmek… İşte bu zordur. ARİSTO

     

    Öfkenin sözlük anlamı: Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi,

    kızgınlık, hışım, hiddet...

    Hoşnut olmadığımız bir durum karşısında çevremizdekileri korkutmaya, saldırmaya, uyarmaya yönelik bir

    duygudur aslında öfke.

    Genellikle sürüşte öfkelenmemize neden olan şey trafikte bizi tanımayan, görmeyen, sıkıştırmaya çalışan

    diğer araçlardır. Bu durum karşısında çok çabuk bir şekilde öfkelenmeye meyilliyizdir.

     

    Bir aracın bizi solumuzdan veya sağımızdan sıkıştırmaya çalıştığında ya da bizi yok sayarcasına önümüze

    fırlayıp yoluna devam etmesi durumunda, sanki motosikletteki gibi beynimizde de bir açma-kapama

    düğmesi varmışcasına şalterin yönü genellikle “öfke” tarafına doğru açılır. Arkamızda çok sevdiğimiz,

    canımızı verebileceğimiz eşimiz bile olsa genellikle kendimizi kontrol edemeyiz...Veee öfkelendik. Ok yaydan

    çıktı ve artık tek düşüncemiz/hedefimiz aracı takip etmek, hatta onu durdurup hesap sormaktır. Hele ki

    aracı durdurmak için yapılan hareketler, aracın arkasında sağında solunda gitmeler, sellektör yapmalar,

    korna çalmalar, kaskı açıp arabanın içine bağırmalar, el kol sallamalar...

    Diğer araç sürücüsü belki sizi zor durumda bıraktığının farkında bile değildi. Ama siz öfkenizi kontrol

    edemediniz ve belki birazda saldırgan davranışlarla öfke duygunuzu yansıttınız. Başardınız... İşte O kişi de

    öfkelendi. Artık olayın içinde birbirini tanımayan iki tane öfkeli insan var...

     

    Çok düşünmeyiz ama hayat ile olan ilişkimiz belki kopmak üzeredir. Çünkü hedefe ulaşmak için

    yolla olan bağlantımız (gözler artık gidiş istikametinde değil, didiş istikametinde) artık kopmuştur. Gözümüz

    araçtan başka bir şey görmez. Sürüş Hırsı: bir amaca ulaşmayı kafaya koymuş sürücüler için İngilizce’de

    Red Mist(gözünü hırs bürüme) terimiyle ifade edilen bir kendini kaybetme durumudur” der “Motosiklet Yol Sanatı”

    kitabında. Bu tanım sadece önünde giden diğer motosikletliyi geçmek için yazılmamıştır. Bu olayda bir

    “gözünü hırs bürüme”dir aslında.

    Yolda her şey sizin istediğiniz gibi olamaz. Eğer bu düşünceyi kabullenemiyorsanız motosiklete binmeyin.

    Çünkü hayatta bir çok şey sizin kontrol edebileceğinizden daha fazla. Siz ne kadar kurallara uyuyor da

    olsanız, mutlaka trafikte kurallara uymayan birileri çıkacaktır. Nedense bu tip kişiler de hep sizi bulur değil mi?

     

    Sabah uyandığınızda daha duş yaparken kendi kendinize kavga etmeye başladıysanız, evden adımınızı

    dışarı attığınızda kapınızın önündeki motosiklet logolu çok sevdiğiniz paspasınızı temizlik için ters çevirmiş

    apartman görevlisine bile öfkelenirsiniz. Sitede çimlerin sulanmasından dolayı motosikletinize gelen

    toprak parçalarından ya da gece az da olsa yağmış olan yağmurdan dolayı kirlenmiş olan motorunuzu o şekilde

    gördüğünüzde bile öfkelenirsiniz. Oysa ki daha dün akşam eve gelmeden yıkatmıştınız motorunuzu.

    Bazı noktalarda kontrol sizin elinizde değildir. Bunu bilerek adımlarınızı attığınızda her şey daha pratik ve

    çözümcül hale gelir.

     

    Çabuk öfkelenmeye müsait bir yapıda olan kişiler düşünmeden ve tartmadan yargılama,

    hiddetlenme ve bu duyguyu yansıtma eğilimlidir.  Peki bunu neden kontrol edeceğiz? Nasıl kontrol edeceğiz?

    Neden mi?

    Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle daha sağlıklı ve uzun bir yaşam için.

    Nasıl mı?

    Öfkeyi doğru ifade etme biçimine “öfke kontrolü” der bilimsel kitaplar.

    Saldırgan davranışları kendinize ve çevrenizdekilere zarar vermeyecek şekilde ifade etme becerisidir.

     

    Öfkelendiğinizi hissettiğiniz an, öncelikle gevşemeye çalışın. Derin derin nefes alın ve her nefes

    alışınızda “sakin ol” deyin kendi kendinize. Kaskınızın içinde kendi kendinize konuşun.

    Güzel şeyler düşünmeye çalışın. Mesala, en keyifli olduğunuz bir anı gözlerinizin önüne getirin.

    Ailenizini düşünün, akrabalarınızı... Gideceğiniz yerdeki dostları düşünün... Bir önceki Karadeniz

    gezinizde ki yeşillikleri, ağaçları, deniz manzarasını, kekik kokusunu düşünün. Baktınız hala kontrol

    edemiyorsunuz mutlaka güvenli bir yerde durun ve kısa bir süreliğine bile olsa motorunuzdan uzaklaşın.

    Elinizi yüzünüzü yıkayın. Olayı düşünmeyin ve o olayı kafanızda kurmaya devam etmeyin.

    Çünkü o kişiye ulaşamayabilirsiniz ama kendinize zarar vermeye devam ediyorsunuzdur.

     

    Öfke bizim içimizde gelişen bir duygudur. Eğer bu duyguyu biz oluşturuyorsak ve içimizde gelişiyorsa,

    demek ki bunu kontrol edebiliriz.

     

    Öfkeyi yok etme şansımız yok. Trafikte mutlaka sizin öfkelenmenizi sağlayacak bir olay olacaktır.

    Ve beklemediğiniz davranışlar da...

     

    Belki de işin çözümü için yapmanız gereken, olaylara olan yaklaşım biçiminizi değiştirmek...

     

    www.ilerisurusakademisi.com

     

    Güvenli Sür... Keyfini Sür...  

     

    Engin Balaban

     

    IAM Senior Observer

     

    GİST İleri Sürüş Akademisi

     

    enginbalaban@ilerisurusakademisi.com

     

    Gönderilen Oct 16 2009, 11:40 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)

  •   Sabır

    Tue, Oct 06 2009 8:42
    1,088 Okundu  

     

    SABIR...

     

    Her başarı, sabır ile zamanı birleştirerek sağlanır. Honoré de Balzac

    İşte size motosiklet sürüşünde düşünmeniz gereken bir nokta daha, "sabır".

    Gelin kendimize şu soruları sorarak bu konuyu açmaya çalışalım.

     

    Ne?

     

    Sabır kelimesinin sözlük anlamı "acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç. Olacak ya da gelecek birşeyi telaş göstermeden bekleme.

     

    Niye?

     

    İşi şansa bırakmamak için.

     

    Hiç kendinize sürüş sırasında şu soruyu sordunuz mu? Önümde giden bu aracı geçmeden önce daha sabırlı olup, etraftaki görünür ve görünmeyen tehlikeleri daha iyi analiz etmelimiyim, şimdi sollama zamanı mı? Eğer kendinize bu veya buna benzer sorular soruyor iseniz, hem düşünerek motosiklet kullanıyorsunuz demektir hem de önceliği her zaman güvenliğe veriyorsunuz demektir, şansa değil.

     

    Nasıl?

     

    Şimdi zamanı mı?

     

    Yol-hava koşullarını ve şartlarını, diğer yol kullanıcılarının ve kendinizin güvenliğini düşünerek kendinize bir kez daha sorarak. Şimdi zamanı mı? Şimdi doğru zaman mı?

     

    Nerede?

     

    Nefes aldığınız her saniyede.

     

    Yürürken, koşarken, konuşurken, bir iş yaparken, yemek yerken, giyinirken, motor kullanırken ve hatta uyurken bile. Bunların dışında en önemlileriden biri de öğrenirken ve becerilerimizi geliştirirken.

     

    Hadi gelin dürüst olalım. Bir çoğumuz yeni aldığımız bir ürünün kullanım kılavuzunu bile okumaya çalışmayız. Örneğin evimize yeni bir televizyon aldık diyelim. Ve bunun kurulması için yetkili servisin çağırılması gereklidir ibaresini gördük. Yetkili servisi ararız ve aldığımız cevap bizi pekte mutlu etmez. Cevap şudur çünkü "yoğunluğumuzdan dolayı 2 gün içinde kuruluma geleceğiz". En az iki gün nasıl bekleriz ki? Televizyona o kadar para vermişiz be bilader, nasıl beklenir ki şimdi. "Onlar geleseye kadar ben televizyonu kurarım, hem de akşama maç var şöyle büyük ekranda maç zevkini yaşayalım" deyip kutuyu açmaya başlarız. Kutudan çıkan kağıtlar ve kitapları bir kenara ayırırız. Hatta bunları hanıma veririz ki saklasın J İleride lazım olur. O ayırdığımız kitaplardan birinin üstünde ise kullanım kılavuzu yazar. Olsun onunda saklanması gerekli, atmayalım, zaten kalında bir şey J

     

    İlk iş televizyonu elektrik prizine bağlamak ve karıncalı ilk görüntüyü almaktır. Eveett şimdi elimize televizyonun kumandasını da aldık. Kanalları ayarlamak için kendimize bir düğme seçeriz ve basarız. Olmadı görüntü değişmedi veya bir hareketlilik yok. Olsun daha 34 tane düğme var, nasıl olsa birinden biri bu işi yapacak J

     

    Bu süreç içerisinde kimimiz şanslıdır ve en azından kısa bir süre içinde bir kanalın görüntüsünü elde eder. Ama kimimiz pek şanslı değildir, saatlerce uğraşmıştır. Ama bir çoğumuzun kullanım kılavuzunu okumaya ne zamanı vardır ne de sabrı.

     

    Bunca yıldır büyümek ve yetişkin bir insan olabilmek için sabır ettik. Motosikletimizi alabilmek için sabırla para biriktirdik. Ve halen bir çok konuda sabır etmeye devam ediyoruz. Peki neden motosiklet kullanma becerimizin gelişmesi için sabır etmiyoruz? Hiç kendinize bu soruyu sordunuz mu?

     

    "Sistem"in 5 aşamadan oluştuğunu hepiniz biliyorsunuz. Bilgi-Konum-Hız-Vites ve İvmelenme. İşte Sistemin beş aşamasının her yerinde sabır var aslında. Sistem nasıl bilgi okyanusunda yüzüyorsa bir o kadar da sabır okyanusunda yüzüyor. Biraz düşünürseniz (tabi bu konuda da sabırlıysanız) bunu fark edeceksiniz.

     

    Gözlem, koşullar hakkında olabildiğince fazla bilgi edinebilmek için görüşü, koku alma ve işitme duyularını kullanma anlamına gelir. Dikkatli gözlem sürücüye düşünme ve tepki verme için ekstra zaman sağlayarak motor sürüşü üzerindeki denetimi artırır. İyi bir gözlem ile topladığımız bilgi, sistemin yol koşullarına uyarlanmasını sağlar. Böylece sürekli gelen bilgi birbiri üzerine binerek "Sistem"in tüm aşamalarına aktarılır, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Burada yoldaki "Bilgi"leri toplarken bile sabırlı davranmalısınız. Yoldaki tüm gerekli bilgileri topladığınızı düşündüğünüz anda sollamaya çıktığınızda karşınızda bir aracı veya soldan yola dahil olmaya çalışan bir traktörü gördüğünüz olmuştur. Burada ki bilgi eksikliğinin sebebi tabi ki yeterli gözlem yapamamak. Fakat işin temelinde daha sabırlı olmak vardır. Aracın arkasında daha sabırlı davranıp bilgileri daha sağlıklı toplama, değerlendirme ve sürüş planına dahil etmek vardır. Bunun içinde sabır gereklidir.

     

    Yolda "Konum"u seçerken de sabırlı olmanız lazım. Bir virajda konumunuzu erken terk ettiğiniz olmuştur veya bir gözlemci size bunu söylemiştir. Bir çoğunuz daha yol açılmadan virajı terk ettiğinizi fark eder ve tekrar konumu en avantajlı olacağı şekilde düzeltir. Burada da önemli bir kriterdir sabır. Daha sabırlı davranıp virajın çıkışını görene kadar bekleyip (başka bir tehlike yoksa) sabır etmek gereklidir. Bu aynı zamanda size, bir sonraki viraja doğru konumda girmenizi sağlar. Görüş konumunu viraj çıkışını görmeden önce terketmek bir sonraki viraj için doğru konumlanamamaya sebep olur. İşte sorunun asıl sebebi yine sabır etmemektir.

     

    Hız seçiminde de bir çoğumuz sabırlı davranmaz. Bir an evvel gazı açıp yolda süzülmeye, virajları dönmeye çalışırız. Virajlara girerken nefes alıp almadığınızı kontrol edin bir daha ki sürüşünüzde. Eğer nefes almadığınızı ve dişlerinizi sıktığınızı hissederseniz, hız seçiminde yine sabırlı davranmadınız demektir. Ya virajın içinde gazı kapattınız ya da frenle dönmek zorunda kaldınız. Ayrıca bu şekilde bir ivme duygusuna da sahip olamazsınız. İvme duygusu, gazı gerektiği gibi kullanarak değişen yol ve trafik koşullarına göre hız değiştirmeye denir, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Ama gaz kullanımı konusunda bile sabırlı değilizdir.  

     

    Vites seçimi ise sürüşü vezir de eder, rezil de. Hıza uygun vites seçiminde de sabır en önemli yapı taşlarından biridir. Bir viraja yaklaşırken hızı düşürmeden önce genellikle vites düşürmek seçelir. Niye önce hızı azaltmayı (gerekli ise) düşünmeyiz ki? Niye önce gazı kesip veya fren yapıp (gerekli ise) ondan sonra hıza uygun vitesi seçmeyiz ki? İşte yine sabır etmedik. Motorun bağırmasına neden olduk di mi? Hatta hızı azaltmadan önce vitesi düşürdüğümüz için arka lastiğimiz belki biraz kaydı bile. Biraz sabırlı davransaydık sürüş konsantrasyonumuz da bozulmayacaktı. Ve sonrasında "bu viraj için hızlıyım galiba" deyip, telaştan tekrar fren yapmak zorunda kalmayacaktık.

     

    İvmelenme, en çok keyif alınan kısım belkide sürüşte. Rüzgarı daha çok hissetmek, adrenalini en üst seviyede tutmak... Ama biraz sabırsız davranarak çıkışı görmeden daha virajın içinde gereğinden fazla gaz açmak, lastiğin yol tutuşunu etkilemektedir. Sabır, Sabır, Sabır...

     

    Sabırlı olmak, motosiklet kullanma becerinizin gelişmesi için de en önemli anahtarlardan biridir. Bu anahtar aslında hepinizde var, bunun satıldığı bir yer yok çünkü. Sadece nasıl kullanacağınızı bilmeniz gerekli. 

     

    Her hafta sonu bir sürüş seminerine katılmak sizin sürüş becerinizi geliştirmenizde faydası olmaz. Seminerden sonra öğrendiğiniz tekniklerin üzerinde sabırlı bir şekilde çalışmalısınız. Bol tekrar ile bunları sindirmeli ve kendi gelişiminizi takip edebilmelisiniz.

     

    Bir binanın temelini atmadan, demirini ve çimantosunu iyi ayarlayamadan katları çıkamazsınız, yıkılır. Sürüşte de temeli sağlam atın ki, üzerine koyduğunuz sürüş teknikleri ve tecrübeleri yıkılmasın. 

     

    Motosiklet kıyafetlerinizi de giyerken sabırlı davranın ki, hiçbir şeyi atlamamış olun. Acele ile giyilmiş kaskın boyun bağını bağlamayı unuttuğunuz bir sürüşte düşmek istemezsiniz sanırım. Sabırlı bir şekilde giyinin.

     

    Bir televizyon kurulumunda sabırlı davranmayıp kendi başınıza bu işi halletmenizin size maliyeti en fazla televizyona verdiğiniz para kadardır. Ama motosiklet sürüşünde sabırsız bir davranışın geri dönüşümü daha acı olabilir.

     

    Sabırlı davrananın ki zaman kazanın. Zaman, sürüşte en gerekli şeydir. Zamanı elde edebilmek için de, sürüşünüzü geliştirmek için de sabırlı olun.

     

    Talihsizlik zaman zaman insana musallat olan bir sabırsızlıktır. Goethe

     

    Yolda her hangi bir talihsizlik yaşamamak için daha sabırlı olmak gerekliliğini unutmayın.

     

     

    http://www.ilerisurusakademisi.com/

     

    Güvenli Sür... Keyfini Sür...

     

    Engin Balaban

    IAM Senior Observer

    GİST İleri Sürüş Akademisi

    enginbalaban@ilerisurusakademisi.com

     

     

    15 gün sonra başka bir konuda buluşmak dileğiyle

    Gönderilen Oct 06 2009, 08:42 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x