in

GIST


  •   Motosiklet yolcusu olmak

    Sun, Nov 08 2009 11:45
    1,438 Okundu  

     

    MOTOSİKLET YOLCUSU OLMAK...

     

    Bir motosikletin arkasına oturduğunuz an yolcu olursunuz işte, bunun da konusu mu olur??? Ne yapar ki yolcu, motoru süren nasıl olsa o değil, önemli mi ne yaptığı, nasıl bindiği??? Kask maks da ne ki??? Püfür püfür rüzgara saçlarını bırakıp, kafasına göre hareket edecek, elini kolunu özgürce sallayarak, keyif yapacak olan kişi değil midir yolcu??? Yolcu bu, ne yapabilir ki???

     

    Yolcu ne mi yapar? Yolcu çok büyük bir kazaya sebep olabilir, uygun giyinmediği takdirde bu kazada bazı uzuvlarına veda edebilir, hatta hayata da... Duran motor için bile tehlike olabilir yolcu, o çok keyif alınacak yolculukları kabusa çevirebilir, bir daha hayatı boyunca motosiklet görmek istemeyebilir... Evet, bunların hepsini "alt tarafı bir motosiklet"in arkasına binecek 2. kişi bilinçsiz olduğu sürece kolaylıkla yapabilir. Bizim amacımız motosiklette ikinci kişi olarak keyif almak isteyenlere rehber olmak, motosiklete ikinci kişiyi bindirecek sürücüye bir nebze yardımcı olmak. Hazırsanız başlıyoruz;

     

    Her şeyden önce rahat bir seleye sahip motor tercih etmeniz gerekiyor. J Sizi temin ederim, yolcuyla birlikte çıkılan yolculuklarda her iki kişinin de ruh sağlığı motorunuzun selesiyle doğru orantılı. Rahatsız bir yolcu her şeyden önce sürücüsünü rahatsız edecektir ki kendisi rahatlasın... Kaska darbe, yanlardan yumruk, bacakları sıkıştırmak en belirgin tepkilerdir. Uzun ve keyifli başlanan yolun 25. km. sinde böyle bir durumla karşılaşmayı kimse istemez herhalde. Sonra bütün yol boyunca alacağınız keyfi ve ruh halinizdeki değişimleri siz düşünün.

     

    Rahat seleli bir motora sahip olduktan sonra her çeşit terapi yöntemini kullanarak; ki en yaygın olanları yoga, hipnoz, NLP'dir, kendinizi keyifli sürüşe hazırlıyorsunuz. Ulaşılacak mesafenin uzunluğuna göre sürücünüzü uçakla gitmeye ikna etmek de başka bir alternatiftir. Ama bu kaçışı kullanıyorsanız bilin ki, özünde ‘bir yaşam şekli' olan motosiklet sizin için pek bir şey ifade etmiyordur.

     

    Motosikletiniz var, selesi rahat, rotanız belli, yolculuk için ruhsal durumunuz hazır, e hadi atla arkaya olmuyor tabiî ki. Diğer önemli konu; giyim tertibatı! Motosikletlerde kıyafetlerimiz bizim kaportamız, zırhımızdır. Bu zırhı kuşanmadan yolcu bile olunamaz. Kask, mont, eldiven, pantolon ya da dizlik, ayakkabı, sırt koruma, bellik, boyun bandı sürekli kullandıklarımızdır ki hava şartlarına göre değişiklik gösterirler. Bunların her biri motosiklet kullanımı için tasarlanmış, gerekli korumalara sahip ve bir takım özel amaçlara hitap edebilen niteliktedir.

     

    Kıyafette tamam, şimdi motora binelim. Motora biniş ve iniş basit bir detaydır ama onun da belirli kriterleri vardır. Her şeyden önce motora soldan binilip inilir. Ama binmeden önce, peg'lerin açık olduğundan emin olunmalı, sürücüden onay alınmalı, hazır olduğunda binmeli, yine hazır olduğunda inmelidir. Bunları yapmak hem zaman kazandırır hem de motorla beraber devrilmemizi önler. Sürücünüz motorun üzerindeyken binmenize onay verdiğinde motorun solundan hareketle, sürücünün omzundan sol elinizle destek alarak önce sol ayak sol peg'e konur, sonra ileri bir hareketle sağ ayak motorun sağ peg'ine konur ve tabiî ki oturulur. Binme işlemi de tamam... Siz motora oturup yola çıkış vaziyetinizi aldıktan, üzerinizdekileri ve kaskınızı tekrar kontrol ettikten sonra sürücüye hazırım işaretini vermelisiniz ki yolculuğunuz başlasın.  

     

    Motorun egzoz, zincir, tekerlek civarına ekstra dikkat gereklidir. Bu bölgeler motorun hareketli ve yüksek ısı üreten parçaları olduğu için ciddi kazalara sebebiyet verebilir. Özellikle bağcıklı ayakkabılarda bağcık açıkta bırakılmamalı, her an çözülüp zincire ya da tekerleğe takılma ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır. Motor selesinin bitiminde yolcunun tutması için dizayn edilmiş tutaçlar ve sürücünüz, sizin seyir halindeki tutunma yerlerinizdir.

     

    Giyim kuşam tamam, güvenli bir şekilde motora da oturdunuz, şimdi sıra geldi yola çıkmaya. Yolculuk sırasında sürücünüze bedensel olarak ne kadar yakın olursanız o kadar rahat ve güvenli sürüş olur. Motorun arkasında adeta bir eşya gibi dururken sürücüyle tek vücut olmak gerekir. Eşya gibi demek, motorun ve motorcunun hareketlerine uyumlu, bir o kadar da rahat ve hareketsiz olmaktır. Siz rahat olursanız yolculuğunuz da rahat geçer. Rahat olmaya ve üzerinize düşeni yapmaya başladıktan sonra motosiklet tutkunuz gerilimden çıkıp bol adrenalinli ve havadar bir bağımlılığa dönüşecektir. Buna garanti veririm.

     

    Adrenalin deyince keskin, uzun, bitmek bilmeyen virajlar aklıma geldi. Hazır yeri gelmişken virajlarda yolcunun konumundan konuşalım. Sürücüyle bedenen tek vücut olarak sadece hafif kafa hareketleriyle yolu takip ederken bir de bakıyorsunuz ileride ucu görünmeyen bir viraj. O düşünsün ben sabit dururum demek yok işte... Sürücüyü takiben siz de hazırlanıyorsunuz bu virajlara. Eğime meydan okur gibi motorun tepesinde sabitlenmiyorsunuz bir kere. Viraj yönünde doğru başınızı ve bedeninizi sürücünüzle uyumlu olarak kaydırmak, gözlerinizle virajın çıkışına bakmak, bildiğiniz duaları etmek bilinçli yolcunun virajdaki önemli görevleridir. Bir değil, iki değil... Motosiklete bindiğiniz sürece o en fazla adrenalin salgıladığınız virajlarla sonsuz sayıda karşı karşıyasınız. E kolay değil tabi, bindiğinizde 80cm. yükseklikteki sele, keskin virajlarda 45cm.'ye kadar iniyor. Motorunuz yatıyor da yatıyor. Sadece sele değil tabi yere yakınlaşan, sizsiniz... Bu durumlarda panik yok, ani hareket yok, virajın çıkışına bakmak ve virajın keyfini çıkartmak var. O kadar!

     

    Bir de bu işin şehir içi sıkışık trafikteki hali, dar alanları, engebeli zemini var ki en sıkıntı vereni de onlardır. Tamam, şehir içi trafiğinde arabadan daha keyiflidir yolculuğunuz, daha kısa zamanda gidebilirsiniz çünkü gideceğiniz yere... Ama öyle kolay değil bu iş. Sizi araçtan bile saymayan arabaların, trafik canavarlarının arasından çabucak geçmelisiniz ki yolunuz rahatlasın. Bunun için yolcuya çok iş düşüyor. Sabit, hareketsiz, sakin ve sessiz olmak! Bıdı bıdı konuşarak dikkat dağıtmamalısınız, elinize kolunuza sahip olmalısınız. Sürücünün zaten birçok sorumluluğu var bir de sizi düşünmesin lütfen! J

     

    Teknoloji çağını seviyorum! Motorda başımızı sımsıkı saran kaskların içinde bile intercom sayesinde iletişimimiz kolaylaşıyor. Bu sistem, motosikletlerde yavaş yavaş vazgeçilmez olmaya başlıyor, özellikle de uzun yollar için şart bence... Zira yol boyunca en güzel sesinizden okuduğunuz şarkılarınızı dinleyen birisi gerekiyor, dimi? Tabi henüz bu sistemin çok yaygın olmadığını hesaba katarak, iki kişi arasında kararlaştırılmış bir takım işaretlerin önemini vurgulamak isterim. Hazırım, yavaşla, duralım, acil durum, ayağa kalkıyorum, oturuyorum, sıkıldım!, inince hızlı gitmeyi gösteririm! vs. vs. Bunlar çoğalabilir, iki kişinin konuşmasına bağlıdır. Yani aranızda belirlediğiniz işaretler önemlidir...

     

    Şöyle bir toparlayacak olursak; motosiklette ikinci kişi olmak sıradan bir eylem değildir. Belirli kuralları vardır, hatta uzman kişilerden eğitim gerektirir. Küçük ama hayati önem taşıyan detaylara kulak asmak, keyifli ve sağlıklı yolculuklar için ilk şarttır. Biliyoruz ki motosiklet bir çeşit zehirlenme şeklidir. Önce kullanıcının arkasında ikinci kişi olursunuz, sonra siz de ehliyet almaya, motor kullanmaya karar verirsiniz, sonra da ehliyetli ve eğitimli 2. kişi olursunuz. J Bu işler böyle!

     

    Korkuları, sıkıntıları, heyecanı bir yana motosiklete binmenin ciddiyetine inandığınız takdirde bu keyif başka hiçbir şeyle değiştirilemez. Tüm motosiklet tutkunlarına ve yolcularına keyifli, sağlıklı, uzun yollar diliyorum. Sürç-i lisan ettimse af ola... Sabırla okuduğunuz için teşekkürler.  

     

    http://www.ilerisurusakademisi.com/

     

    Güvenli Sür... Keyfini Sür...

     

    Sema Balaban

    GİST İleri Sürüş Akademisi

    Gönderilen Nov 08 2009, 11:45 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)

  •   GIST-ARA PAKET SEMINERI (FILINTALAR'A OZEL) 16-17-18 Ekim 2009

    Tue, Oct 20 2009 21:40
    1,456 Okundu  

    Değerli Sürücü Dostlar,

     

    16-17-18 Ekim 2009 tarihlerinde Filintalar'a özel Gist-Arar Paket Semineri gerçekleştirilmiştir.

     

    ADAC-Kontrol Semineri katılımcılarımıza eğitmenimiz Emre Gümüş tarafından, Ara-Teori ve Ara-Yol Semineri eğitmenimiz Serhat Kılavuz tarafından verilmiştir, Namık Kutlu eğitmenimiz Ara-Yol Seminerinde Serhat Hocamıza destek vermiştir.

     

     Bu seminere katılan tüm Filintalara teşekkür eder, seminerle ilgili duygu ve düşüncelerini burada

     bizlerle paylaşmasını arzu ederiz.

     

    Saygılarımızla,

     

    http://www.ilerisurusakademisi.com/

     

    GÜVELİ SÜR..... KEYFİNİ SÜR.....

     

     

    Seminerden bazı fotografları aşağıda bulabilirsiniz Smile 

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket

     

     

    Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket Photobucket
    Gönderilen Oct 20 2009, 09:40 PM Yayınlayan Anonymous Ne ile 3 comment(s)

  •   MOTOSİKLETE BİNMEYİN

    Fri, Oct 16 2009 11:40
    1,086 Okundu  

              MOTOSİKLETE BİNMEYİN!!! 

     

    Evet doğru okudunuz, kendinizi kontrol edemiyorsanız ve sürüşte sürekli ve/veya arada bir de olsa

    öfkeleniyorsanız motosiklete binmeyin!!!

     

    Herkes öfkelenebilir. Bu kolaydır. Ne var ki; doğru insana, doğru derecede, doğru zamanda, doğru

    maksatla ve doğru biçimde öfkelenmek… İşte bu zordur. ARİSTO

     

    Öfkenin sözlük anlamı: Engelleme, incinme veya gözdağı karşısında gösterilen saldırganlık tepkisi,

    kızgınlık, hışım, hiddet...

    Hoşnut olmadığımız bir durum karşısında çevremizdekileri korkutmaya, saldırmaya, uyarmaya yönelik bir

    duygudur aslında öfke.

    Genellikle sürüşte öfkelenmemize neden olan şey trafikte bizi tanımayan, görmeyen, sıkıştırmaya çalışan

    diğer araçlardır. Bu durum karşısında çok çabuk bir şekilde öfkelenmeye meyilliyizdir.

     

    Bir aracın bizi solumuzdan veya sağımızdan sıkıştırmaya çalıştığında ya da bizi yok sayarcasına önümüze

    fırlayıp yoluna devam etmesi durumunda, sanki motosikletteki gibi beynimizde de bir açma-kapama

    düğmesi varmışcasına şalterin yönü genellikle “öfke” tarafına doğru açılır. Arkamızda çok sevdiğimiz,

    canımızı verebileceğimiz eşimiz bile olsa genellikle kendimizi kontrol edemeyiz...Veee öfkelendik. Ok yaydan

    çıktı ve artık tek düşüncemiz/hedefimiz aracı takip etmek, hatta onu durdurup hesap sormaktır. Hele ki

    aracı durdurmak için yapılan hareketler, aracın arkasında sağında solunda gitmeler, sellektör yapmalar,

    korna çalmalar, kaskı açıp arabanın içine bağırmalar, el kol sallamalar...

    Diğer araç sürücüsü belki sizi zor durumda bıraktığının farkında bile değildi. Ama siz öfkenizi kontrol

    edemediniz ve belki birazda saldırgan davranışlarla öfke duygunuzu yansıttınız. Başardınız... İşte O kişi de

    öfkelendi. Artık olayın içinde birbirini tanımayan iki tane öfkeli insan var...

     

    Çok düşünmeyiz ama hayat ile olan ilişkimiz belki kopmak üzeredir. Çünkü hedefe ulaşmak için

    yolla olan bağlantımız (gözler artık gidiş istikametinde değil, didiş istikametinde) artık kopmuştur. Gözümüz

    araçtan başka bir şey görmez. Sürüş Hırsı: bir amaca ulaşmayı kafaya koymuş sürücüler için İngilizce’de

    Red Mist(gözünü hırs bürüme) terimiyle ifade edilen bir kendini kaybetme durumudur” der “Motosiklet Yol Sanatı”

    kitabında. Bu tanım sadece önünde giden diğer motosikletliyi geçmek için yazılmamıştır. Bu olayda bir

    “gözünü hırs bürüme”dir aslında.

    Yolda her şey sizin istediğiniz gibi olamaz. Eğer bu düşünceyi kabullenemiyorsanız motosiklete binmeyin.

    Çünkü hayatta bir çok şey sizin kontrol edebileceğinizden daha fazla. Siz ne kadar kurallara uyuyor da

    olsanız, mutlaka trafikte kurallara uymayan birileri çıkacaktır. Nedense bu tip kişiler de hep sizi bulur değil mi?

     

    Sabah uyandığınızda daha duş yaparken kendi kendinize kavga etmeye başladıysanız, evden adımınızı

    dışarı attığınızda kapınızın önündeki motosiklet logolu çok sevdiğiniz paspasınızı temizlik için ters çevirmiş

    apartman görevlisine bile öfkelenirsiniz. Sitede çimlerin sulanmasından dolayı motosikletinize gelen

    toprak parçalarından ya da gece az da olsa yağmış olan yağmurdan dolayı kirlenmiş olan motorunuzu o şekilde

    gördüğünüzde bile öfkelenirsiniz. Oysa ki daha dün akşam eve gelmeden yıkatmıştınız motorunuzu.

    Bazı noktalarda kontrol sizin elinizde değildir. Bunu bilerek adımlarınızı attığınızda her şey daha pratik ve

    çözümcül hale gelir.

     

    Çabuk öfkelenmeye müsait bir yapıda olan kişiler düşünmeden ve tartmadan yargılama,

    hiddetlenme ve bu duyguyu yansıtma eğilimlidir.  Peki bunu neden kontrol edeceğiz? Nasıl kontrol edeceğiz?

    Neden mi?

    Sevdiklerinizle ve sizi sevenlerle daha sağlıklı ve uzun bir yaşam için.

    Nasıl mı?

    Öfkeyi doğru ifade etme biçimine “öfke kontrolü” der bilimsel kitaplar.

    Saldırgan davranışları kendinize ve çevrenizdekilere zarar vermeyecek şekilde ifade etme becerisidir.

     

    Öfkelendiğinizi hissettiğiniz an, öncelikle gevşemeye çalışın. Derin derin nefes alın ve her nefes

    alışınızda “sakin ol” deyin kendi kendinize. Kaskınızın içinde kendi kendinize konuşun.

    Güzel şeyler düşünmeye çalışın. Mesala, en keyifli olduğunuz bir anı gözlerinizin önüne getirin.

    Ailenizini düşünün, akrabalarınızı... Gideceğiniz yerdeki dostları düşünün... Bir önceki Karadeniz

    gezinizde ki yeşillikleri, ağaçları, deniz manzarasını, kekik kokusunu düşünün. Baktınız hala kontrol

    edemiyorsunuz mutlaka güvenli bir yerde durun ve kısa bir süreliğine bile olsa motorunuzdan uzaklaşın.

    Elinizi yüzünüzü yıkayın. Olayı düşünmeyin ve o olayı kafanızda kurmaya devam etmeyin.

    Çünkü o kişiye ulaşamayabilirsiniz ama kendinize zarar vermeye devam ediyorsunuzdur.

     

    Öfke bizim içimizde gelişen bir duygudur. Eğer bu duyguyu biz oluşturuyorsak ve içimizde gelişiyorsa,

    demek ki bunu kontrol edebiliriz.

     

    Öfkeyi yok etme şansımız yok. Trafikte mutlaka sizin öfkelenmenizi sağlayacak bir olay olacaktır.

    Ve beklemediğiniz davranışlar da...

     

    Belki de işin çözümü için yapmanız gereken, olaylara olan yaklaşım biçiminizi değiştirmek...

     

    www.ilerisurusakademisi.com

     

    Güvenli Sür... Keyfini Sür...  

     

    Engin Balaban

     

    IAM Senior Observer

     

    GİST İleri Sürüş Akademisi

     

    enginbalaban@ilerisurusakademisi.com

     

    Gönderilen Oct 16 2009, 11:40 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)

  •   Sabır

    Tue, Oct 06 2009 8:42
    1,033 Okundu  

     

    SABIR...

     

    Her başarı, sabır ile zamanı birleştirerek sağlanır. Honoré de Balzac

    İşte size motosiklet sürüşünde düşünmeniz gereken bir nokta daha, "sabır".

    Gelin kendimize şu soruları sorarak bu konuyu açmaya çalışalım.

     

    Ne?

     

    Sabır kelimesinin sözlük anlamı "acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç. Olacak ya da gelecek birşeyi telaş göstermeden bekleme.

     

    Niye?

     

    İşi şansa bırakmamak için.

     

    Hiç kendinize sürüş sırasında şu soruyu sordunuz mu? Önümde giden bu aracı geçmeden önce daha sabırlı olup, etraftaki görünür ve görünmeyen tehlikeleri daha iyi analiz etmelimiyim, şimdi sollama zamanı mı? Eğer kendinize bu veya buna benzer sorular soruyor iseniz, hem düşünerek motosiklet kullanıyorsunuz demektir hem de önceliği her zaman güvenliğe veriyorsunuz demektir, şansa değil.

     

    Nasıl?

     

    Şimdi zamanı mı?

     

    Yol-hava koşullarını ve şartlarını, diğer yol kullanıcılarının ve kendinizin güvenliğini düşünerek kendinize bir kez daha sorarak. Şimdi zamanı mı? Şimdi doğru zaman mı?

     

    Nerede?

     

    Nefes aldığınız her saniyede.

     

    Yürürken, koşarken, konuşurken, bir iş yaparken, yemek yerken, giyinirken, motor kullanırken ve hatta uyurken bile. Bunların dışında en önemlileriden biri de öğrenirken ve becerilerimizi geliştirirken.

     

    Hadi gelin dürüst olalım. Bir çoğumuz yeni aldığımız bir ürünün kullanım kılavuzunu bile okumaya çalışmayız. Örneğin evimize yeni bir televizyon aldık diyelim. Ve bunun kurulması için yetkili servisin çağırılması gereklidir ibaresini gördük. Yetkili servisi ararız ve aldığımız cevap bizi pekte mutlu etmez. Cevap şudur çünkü "yoğunluğumuzdan dolayı 2 gün içinde kuruluma geleceğiz". En az iki gün nasıl bekleriz ki? Televizyona o kadar para vermişiz be bilader, nasıl beklenir ki şimdi. "Onlar geleseye kadar ben televizyonu kurarım, hem de akşama maç var şöyle büyük ekranda maç zevkini yaşayalım" deyip kutuyu açmaya başlarız. Kutudan çıkan kağıtlar ve kitapları bir kenara ayırırız. Hatta bunları hanıma veririz ki saklasın J İleride lazım olur. O ayırdığımız kitaplardan birinin üstünde ise kullanım kılavuzu yazar. Olsun onunda saklanması gerekli, atmayalım, zaten kalında bir şey J

     

    İlk iş televizyonu elektrik prizine bağlamak ve karıncalı ilk görüntüyü almaktır. Eveett şimdi elimize televizyonun kumandasını da aldık. Kanalları ayarlamak için kendimize bir düğme seçeriz ve basarız. Olmadı görüntü değişmedi veya bir hareketlilik yok. Olsun daha 34 tane düğme var, nasıl olsa birinden biri bu işi yapacak J

     

    Bu süreç içerisinde kimimiz şanslıdır ve en azından kısa bir süre içinde bir kanalın görüntüsünü elde eder. Ama kimimiz pek şanslı değildir, saatlerce uğraşmıştır. Ama bir çoğumuzun kullanım kılavuzunu okumaya ne zamanı vardır ne de sabrı.

     

    Bunca yıldır büyümek ve yetişkin bir insan olabilmek için sabır ettik. Motosikletimizi alabilmek için sabırla para biriktirdik. Ve halen bir çok konuda sabır etmeye devam ediyoruz. Peki neden motosiklet kullanma becerimizin gelişmesi için sabır etmiyoruz? Hiç kendinize bu soruyu sordunuz mu?

     

    "Sistem"in 5 aşamadan oluştuğunu hepiniz biliyorsunuz. Bilgi-Konum-Hız-Vites ve İvmelenme. İşte Sistemin beş aşamasının her yerinde sabır var aslında. Sistem nasıl bilgi okyanusunda yüzüyorsa bir o kadar da sabır okyanusunda yüzüyor. Biraz düşünürseniz (tabi bu konuda da sabırlıysanız) bunu fark edeceksiniz.

     

    Gözlem, koşullar hakkında olabildiğince fazla bilgi edinebilmek için görüşü, koku alma ve işitme duyularını kullanma anlamına gelir. Dikkatli gözlem sürücüye düşünme ve tepki verme için ekstra zaman sağlayarak motor sürüşü üzerindeki denetimi artırır. İyi bir gözlem ile topladığımız bilgi, sistemin yol koşullarına uyarlanmasını sağlar. Böylece sürekli gelen bilgi birbiri üzerine binerek "Sistem"in tüm aşamalarına aktarılır, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Burada yoldaki "Bilgi"leri toplarken bile sabırlı davranmalısınız. Yoldaki tüm gerekli bilgileri topladığınızı düşündüğünüz anda sollamaya çıktığınızda karşınızda bir aracı veya soldan yola dahil olmaya çalışan bir traktörü gördüğünüz olmuştur. Burada ki bilgi eksikliğinin sebebi tabi ki yeterli gözlem yapamamak. Fakat işin temelinde daha sabırlı olmak vardır. Aracın arkasında daha sabırlı davranıp bilgileri daha sağlıklı toplama, değerlendirme ve sürüş planına dahil etmek vardır. Bunun içinde sabır gereklidir.

     

    Yolda "Konum"u seçerken de sabırlı olmanız lazım. Bir virajda konumunuzu erken terk ettiğiniz olmuştur veya bir gözlemci size bunu söylemiştir. Bir çoğunuz daha yol açılmadan virajı terk ettiğinizi fark eder ve tekrar konumu en avantajlı olacağı şekilde düzeltir. Burada da önemli bir kriterdir sabır. Daha sabırlı davranıp virajın çıkışını görene kadar bekleyip (başka bir tehlike yoksa) sabır etmek gereklidir. Bu aynı zamanda size, bir sonraki viraja doğru konumda girmenizi sağlar. Görüş konumunu viraj çıkışını görmeden önce terketmek bir sonraki viraj için doğru konumlanamamaya sebep olur. İşte sorunun asıl sebebi yine sabır etmemektir.

     

    Hız seçiminde de bir çoğumuz sabırlı davranmaz. Bir an evvel gazı açıp yolda süzülmeye, virajları dönmeye çalışırız. Virajlara girerken nefes alıp almadığınızı kontrol edin bir daha ki sürüşünüzde. Eğer nefes almadığınızı ve dişlerinizi sıktığınızı hissederseniz, hız seçiminde yine sabırlı davranmadınız demektir. Ya virajın içinde gazı kapattınız ya da frenle dönmek zorunda kaldınız. Ayrıca bu şekilde bir ivme duygusuna da sahip olamazsınız. İvme duygusu, gazı gerektiği gibi kullanarak değişen yol ve trafik koşullarına göre hız değiştirmeye denir, der Motosiklet Yol Sanatı kitabı. Ama gaz kullanımı konusunda bile sabırlı değilizdir.  

     

    Vites seçimi ise sürüşü vezir de eder, rezil de. Hıza uygun vites seçiminde de sabır en önemli yapı taşlarından biridir. Bir viraja yaklaşırken hızı düşürmeden önce genellikle vites düşürmek seçelir. Niye önce hızı azaltmayı (gerekli ise) düşünmeyiz ki? Niye önce gazı kesip veya fren yapıp (gerekli ise) ondan sonra hıza uygun vitesi seçmeyiz ki? İşte yine sabır etmedik. Motorun bağırmasına neden olduk di mi? Hatta hızı azaltmadan önce vitesi düşürdüğümüz için arka lastiğimiz belki biraz kaydı bile. Biraz sabırlı davransaydık sürüş konsantrasyonumuz da bozulmayacaktı. Ve sonrasında "bu viraj için hızlıyım galiba" deyip, telaştan tekrar fren yapmak zorunda kalmayacaktık.

     

    İvmelenme, en çok keyif alınan kısım belkide sürüşte. Rüzgarı daha çok hissetmek, adrenalini en üst seviyede tutmak... Ama biraz sabırsız davranarak çıkışı görmeden daha virajın içinde gereğinden fazla gaz açmak, lastiğin yol tutuşunu etkilemektedir. Sabır, Sabır, Sabır...

     

    Sabırlı olmak, motosiklet kullanma becerinizin gelişmesi için de en önemli anahtarlardan biridir. Bu anahtar aslında hepinizde var, bunun satıldığı bir yer yok çünkü. Sadece nasıl kullanacağınızı bilmeniz gerekli. 

     

    Her hafta sonu bir sürüş seminerine katılmak sizin sürüş becerinizi geliştirmenizde faydası olmaz. Seminerden sonra öğrendiğiniz tekniklerin üzerinde sabırlı bir şekilde çalışmalısınız. Bol tekrar ile bunları sindirmeli ve kendi gelişiminizi takip edebilmelisiniz.

     

    Bir binanın temelini atmadan, demirini ve çimantosunu iyi ayarlayamadan katları çıkamazsınız, yıkılır. Sürüşte de temeli sağlam atın ki, üzerine koyduğunuz sürüş teknikleri ve tecrübeleri yıkılmasın. 

     

    Motosiklet kıyafetlerinizi de giyerken sabırlı davranın ki, hiçbir şeyi atlamamış olun. Acele ile giyilmiş kaskın boyun bağını bağlamayı unuttuğunuz bir sürüşte düşmek istemezsiniz sanırım. Sabırlı bir şekilde giyinin.

     

    Bir televizyon kurulumunda sabırlı davranmayıp kendi başınıza bu işi halletmenizin size maliyeti en fazla televizyona verdiğiniz para kadardır. Ama motosiklet sürüşünde sabırsız bir davranışın geri dönüşümü daha acı olabilir.

     

    Sabırlı davrananın ki zaman kazanın. Zaman, sürüşte en gerekli şeydir. Zamanı elde edebilmek için de, sürüşünüzü geliştirmek için de sabırlı olun.

     

    Talihsizlik zaman zaman insana musallat olan bir sabırsızlıktır. Goethe

     

    Yolda her hangi bir talihsizlik yaşamamak için daha sabırlı olmak gerekliliğini unutmayın.

     

     

    http://www.ilerisurusakademisi.com/

     

    Güvenli Sür... Keyfini Sür...

     

    Engin Balaban

    IAM Senior Observer

    GİST İleri Sürüş Akademisi

    enginbalaban@ilerisurusakademisi.com

     

     

    15 gün sonra başka bir konuda buluşmak dileğiyle

    Gönderilen Oct 06 2009, 08:42 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 1 comment(s)

  •   Motosiklet Üzerinde Doğru Oturuş Pozisyonu

    Thu, Sep 24 2009 13:15
    3,260 Okundu  

    Belki çok fazla önem vermediğimiz bir konu ile ilgili fikirlerimizi paylaşmak istiyoruz. Konumuz motosiklet üzerinde konumlanma. Motosikletten indiğinizde bacaklarınızın iç kısmı haricinde başka bir yerleriniz ağrıyor ise, aşağıdaki yazı tam size göre.

    Çok dikkat etmesekte motosiklet üzerinde ki konumlanmamız, yolda tutuşumuzu etkileyen bir faktördür. Motosikletin üzerinde ne kadar rahat olursanız yol tutuşunuz o kadar artar. Ayrıca uzun soluklu yolculuklarda da o kadar rahat, konforlu ve güvenli bir seyehat etmiş olursunuz. Bu önemlidir, çünkü güvenlik ve konfor oturuş pozisyonuna da bağlıdır.

    Motosikletinizden de indiğinde bacaklarınızın iç kısmı haricinde başka bir yeriniz ağrımamış ve doğal olarakta hiç ya da daha az yorulmamış olursunuz.
    Yolda giderken oturuş pozisyonunuzu kontrol edebileceğiniz iki farklı metot var. Bunlardan hangisi sizin için daha akılda kalacak ise onu uygulayabilirsiniz.
    Öncelikle aşağıdan yukarıya doğru olan kontrol şeklini görelim. 

    Motosikletinizin peglerine ayakların uç kısmı (ön topukta denir) basmalıdır ve ayaklarınızın da motosiklete paralel şekilde olması gereklidir (şekil 1).

    Çünkü, topuklarınızın üstünde yeteri kadar zıplayamazsınız. Peglere ayakların ön topukları ile basılmasındaki amaç, bacakların aynı motosiklet amortisörü gibi, bir amartisör görevi görmesidir. Aynı zamanda bu şekilde (ön topuklar ile basış ve ayaklar motosiklete paralel) basmak, bacaklarınızın benzin deposunu kavramasını sağlayacaktır (şekil 2).

    Çünkü motosikleti elleriniz değil bacaklarınız tutar, tutmalıdır. İşte bu şekilde olursa sadece bacaklarınızın iç kısmı ağrır. Çünkü artık motosikleti elleriniz ile değil bacaklarınız ile tutmaya başladınız. Ayaklarınızın bu şekilde olması sayesinde, vitesleri rahatça değiştirebilir ve ani bir durumda da arka freni de rahatça kullanabilirsiniz. Ayrıca bir kasiste topuklarınızın üzerinde motosiklette ayağa kalmak, ön topukların üstünde ayağa kalkmaktan daha zor ve tehlikelidir.

     


    Ayakların ön topuğu ile peglere basma işini çoğu zaman eğitimlere katılan arkadaşlar ile tartışıyoruz. Ayakların vitesin ve arka frenin üzerinde olmasının daha rahat olduğunu söylerler. Bu şekilde daha hızlı debriyaj ve daha hızlı fren yapmaya olanak sağladığını söylerler. Burada şunun önemini de vurgulamak gerekli. Hiç kimse bir virajdayken fren yapmak istemez. Çünkü bir virajda fren yapıldığında motosikletinizin lastiğinden ikinci bir şey daha istemiş olursunuz. İşte ayağı arka frenin üzerinde olan bir sürücü, virajdayken yoldaki her hangi bir kasis veya çukurdan dolayı ayağının arka frene haberi bile olmadan basmasına sebebiyet verebilir. 
    Vites pedalına basışa da bakıldığında fikirler aynı. Bazı sürücülerin ayağı, peg ile vites pedalı arasından aşağıya doğru sarkık şekilde durur. Bu kullanıcılar da vites pedalına dahat rahat ulaştıklarını ve vitesi değiştirdiklerini söylerler. Ayağı peg ile vites pedalı arasında olan bir sürücünün vitesi yukarı atması belki rahat olabilir ama vitesi düşürmesi için yapacağı hamleler çok fazladır ve motosikletin dengesini bozabilir. Ayrıca ayakları peg ile vites pedalı arasında olan sürücünün virajda ayağını yere sürtmesi an meselesidir. Virajdayken böyle bir durumun beklenmedik bir zamanda başınıza gelmesi sizi telaşlandırabilir. İstemeden de olsa motosikletin dengesinin bozulmasına ve en önemlisi konsantrasyonunuzun da bozulmasına neden olabilir. Böyle bir durumda ister istemez ayağınıza bakarak, bir an bile olsa bakışınızı yoldan ayırma ihtimaliniz olabilir. Unutmayın, 50 kilometre ile giden bir sürücünün 1 saniye bakışını yoldan ayırması demek, yaklaşık 15 metre hayali (görmeden) yol aldığı anlamına gelir.

    Biraz daha yukarı çıkalım, geldik bel ve sırt bölgesine. Bedeninizi hafifçe öne doğru eğmeli ve göğüsünüzü hafifçe dışarı doğru çıkarmalısınız. Selede mümkün olduğunca depoya yakın oturmalısınız. Omuzlarınızı da düşürmelisiniz (şekil 3).

    Kollar, yola paralel olmalıdır (şekil 4). Omuzlarınızı düşürdüğünüzde kollarınızın yola paralel olduğunu fark edeceksiniz. Kollarınız eğer gergin ise, motoru ayaklarınız ile tutmuyorsunuz demektir. Kolların gergin olması, yoldan gelecek tepkilerin (kasis, çukur vs.) motosiketin amortisörlerinden gidona ve gidondan da kollara gelmesini ve bu tepkinin tekrar gidona gidip motosikletin dengesinin bozulmasına neden olabilir. Hiç birimiz bir virajdayken yoldan gelen bu tepkilerin, kollardan yine gidona gidip motosikletin dengesini bozmasını istemeyiz. Aynı zamanda omuzların düşük ve kolların yola paralel olması ile, gidona uyguladığınız kuvvet daha hassas ve etkili olur. Bu şekilde olursa ani bir durumda “kıvırmaca” hareketini daha rahat yapabilir ve bir tehlikeden daha iyi kaçabilirsiniz. Tabi ki hedef tehlikenin çok daha önceden fark edilip/tahmin edilip, işi şansa ve ani motosiklet hareketlerine bırakmadan o tehlikeden hissettirmeden uzaklaşmak olmalıdır. Yolda giderken tavuk kanadı hareketini (kolların kanat çırpar gibi hareketi) rahat yapabiliyor olmalısınız. Arada sırada bunu yapmak, motosiklet üzerinde ki oturuş pozisyonunuzun da bir kontrolü olur.


    Gelelim baş bölgesine. Burada da çene yola paralel şekilde olmalıdır (şekil 5).

    Kimse yolu görmeden gidemez, tabi ki bakışınız da ileride olmalı. Yolu daha rahat okuyabilmeniz ve tarayabilmeniz için çenenizin yola paralel ve bakışınızın da ileride olması gereklidir.

    Özellikle ayakların peglere basma şekli ilk başlarda zor ve zahmetli gelsede, inanın bir süre kendinizi buna zorladıktan sonra, artık ayaklarınızın ister istemez bu şekilde doğru basacağını göreceksiniz.
    Diğer bir kontrol metodu da yukarıdan aşağıya. Yine kafadan başlayıp, omuzlar, sırt, göğüs, kollar, bacaklar ve ayaklar şeklinde kontrol edilebilir.

    Ayakların peglere doğru şekilde basılması ve bacakların motorun deposunu sarmasının yukarıda anlatılan doğru şekilde yapılması, motosikletin yönlendirilmesinde de size ekstra avantaj sağlayacağını lütfen unutmayınız.
    Yazının başında da dediğimiz gibi, KONFOR, GÜVENLİK VE YOL TUTUŞU OTURUŞ POZİSYONUNA DA BAĞLIDIR.
    Motosikletinizin yol tutuşunu artırmak istiyor, daha konforlu, daha güvenli ve daha az yorulmak istiyor iseniz bunlara dikkat etmenizi öneririz.

    15 gün içinde başka bir konuda bululuşmak dileğiyle.


    Engin Balaban
    IAM Senior Observer
    GİST İleri Sürüş Akademisi
    enginbalaban@ilerisurusakademisi.com
     

    Gönderilen Sep 24 2009, 01:15 PM Yayınlayan Anonymous Ne ile 10 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x