in

Tonguc Karaagac

Tonguc Karaagac

December 2010 - Mesaj


  •   Isteyenin bir yüzü ...

    Thu, Dec 30 2010 11:18
    1,411 Okundu  

    2011’den dilekler

    Milli Piyangonun büyük ikramiyesi bana çıksa, 100 yaşını görebilsem, Bahama’larda yazlığım olsa. Keşke... Aslında çok daha mümkün şeyler bekliyorum 2011’den. Ve kendim için istiyorsam namerdim. Dinle Noel Baba!

    • Gazeteler ellerimizi boyamasın
    • Özel okul diye bir şeye gerek kalmasın
    • Şerit çizgileri, kaymayan boyayla boyansın
    • Sokak kedisi, köpeği nesli tükenen türler olsun
    • Trafik polisleri trafiği düzenlemeye çalışmasın
    • Medeni ülkelerde kaldırım taşlarını döşeyen adamlar bir seferliğine Türkiye’deki kaldırımları da döşesin
    • Benzin sudan olmasa bile Red Bull’dan ucuz olsun
    • Çöp kamyonları sıktıkları çöpün özütünü sokağa salmasın
    • TV Programlarının PG derecelendirmesini bu işi gerçekten bilen insanlar yapsın
    • Kaldırımlarda üzerine basacak ifrazat kalmasın
    • İnsanlar kişiselleşmeden tartışabilsin
    • Yollar köstebek yuvasına dönmesin
    • Polisler trafik kurallarına uysun
    • Davalar insan ömrü içerisinde sonuçlansın
    • Suçlular geçici görevlendirmeyle hapse girmesin
    • Kuyrukta kaynak yapılmasın
    • Hastaneler hastalıklardan daha korkutucu olmasın

    Çok mu zor?

     

    UMutlu yıllar!

    Tonguç Karaağaç

    Gönderilen Dec 30 2010, 11:18 AM Yayınlayan Tonguc Karaagac Ne ile 6 comment(s)

  •   Astronot

    Wed, Dec 08 2010 1:43
    1,910 Okundu  

    70’ler… az ile yetinmenin sorun olmadığı yıllar. Sorun değildi çünkü nelere sahip olunabileceğini pek bilmezdik zaten. Birinin Almanya’dan gelen dayısı ambalajı açıldığında çığlık attıran acayip şeyler getirmese herkes bizimle aynı “şeylere” sahip zannederdik. Margarin, sigara, şeker kuyruğunda bekleyenler için dünya düzdü ve Kapıkule’de sona eriyordu.

    Charlie’nin üç meleğinden birine aşık olmayan arkadaşım yoktu (ben esmer olanına tutulmuştum), Carter ve Brezhnev siyah beyaz ekranda konuştuklarında gerçekten soğuk savaşın serinliğini hissederdiniz, Mohammed Ali ile Leon Spinks’in unvan maçını seyretmek için maaile kalktığımızda sabah ezanı henüz okunmamıştı, üçüncü raundu bile göremeden uyuya kalmıştım. İşte o çağlarda “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna verdiğim standart bir cevabım vardı “Astronot!”…

    Kendimi bildim bileli uzaklaşmayı, yeni yerler keşfetmeyi severim, hatta kaybolmayı. Nasıl oldu da olmadı hatırlamıyorum, ama hiç bisikletim olmadı, çok istememe rağmen mobiletim ya da motorum da. Üniversite bitene kadar yürüyerek kat ettim yolları. 30’lu yaşlara geldiğimde ise senelerce araba kullanmaktan iki teker tutkumun üzerini kalın bir toz tabakası kaplamıştı. 25 yıllık rüya ancak 2007 yazında gerçek olabildi.

    İlk motorumla birlikte artık uzaklaşmak, keşfetmek, kaybolmak avucumun içindeydi, çok daha hızlı, çok daha heyecan verici. Yaşasın!... Ama maalesef sadece teoride. Dünyanın iki tekerin altında kendiliğinden akıp gitmediğini, sınır tanımadan uzaklaşmak için doğanın muhalefetini yenmek gerektiğini çok çabuk fark ettim. Allah’tan çözüm vardı. Güvenli Sürüş ardından Enduro eğitimleri aldım. Bulduğum her fırsatta araziye çıkıp öğrendiklerimi tekrarlamaya çalışıyordum. Hocam Ümit Salkım her rastlaştığımızda haklı olarak tek başıma dağ bayır dolaşmamın riskli olduğunu söylüyor, bana oyun arkadaşı bulmaya çalışıyordu.

    2009 yazında, aldığım son eğitimde Cem Yıldız ile tanıştım. Ağır enduro motorlarla farklı coğrafyalarda gezmeyi seven insanların oluşturdukları bir Internet sitesinden bahsetti. Motora yalnız binmeye fazla alışmış olmalıyım ki hiç ilgimi çekmedi. Lakin günlerden bir gün, Zilog isimli bir şahıstan (Cem’in çaylakları tuzağına düşürmek için kullandığı nick) bir mesaj düştü FB hesabıma. “Çarşamba Toplantısı”, ilginçtir son eğitime katılan neredeyse herkes listede ve benim o akşam için bir programım yok…

    Aradan bir sene geçti. Ride Turkey’de çok kişi tanıdım, çok şey yaşadım, çok şey öğrendim. LAMHO, AMHO, RTC, karda, çamurda, dere yatağında motor sürdüm, yağmur, çamur, soğuk demeden kamp attım ve "creme de la creme" Trans Toros 5…

    Sınır tanımayan bir gezgin, amansız bir maceraperest olmaktan çok ama çok uzağım. Fakat kendi kendime bir senede buralara gelebilir miydim? Büyük ihtimalle hayır! Ride Turkey eski bir hayali tekrar canlandırdı. Artık büyüyünce yine astronot olmak istiyorum. Neden mi astronot? Daha uzağa giden bir insan tanıyor musunuz?

    Tonguç Karaağaç

     

    Gönderilen Dec 08 2010, 01:43 AM Yayınlayan Tonguc Karaagac Ne ile 10 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x