in

Tonguc Karaagac

Tonguc Karaagac

March 2011 - Mesaj


  •   Bez Bebek 1

    Mon, Mar 28 2011 22:04
    2,156 Okundu  

     

    Benim için minibüs kuyruğunda beklerken can sıkıntısını gidermenin iki yolu vardı: Sokaktan geçen arabaların markalarını yarıştırmak (Murat’la Renault her zaman ilk iki sırayı alırdı) ya da kafamda sürekli uçuşup duran abuk sabuk sorularla babamı bloke etmek. Babam sorularıma sabırla düzgün açıklamalar getirmeye çalışırdı genelde, ama o gün öyle olmadı. Daha ilk soruda yukarıdan aşağıya düşen sert bakış ve kocaman avucun içinde sıkılan elimin kıtırtısı ile Murat/Renault yarışının startı verilmiş oldu.

     

    Kuyruğun en ön sırasına geldiğimizde babam kafasındaki sıkıntıdan kurtulmuş olsa gerek, hafif bir itekleme eşliğinde aşağıya bir göz kırptı. Birazdan minibüse binecektik ve Murat/Renault yarışı bitecekti, ucuz gönül almalara ayıracak vaktim yoktu o anda. Gözümü yoldan ayırmadan yarım yamalak bir gülücük fırlattım yukarı doğru. Yaptığım onca torpile rağmen Renault hala 33 – 28 öndeydi. Tam Murat hanesine 29’u yazmıştım ki aniden caddeye fırlayan bir çocuk, hızla durmaya çalışan bir minibüsün acı fren sesi, şiddetli bir çatırtı… Ve hayat durdu.

     

    Çocuğun havada bir bez bebek gibi süzülüşünü ve cansız bedeninin yere düştüğünde çıkardığı sesi hiçbir zaman unutamadım. Kuyruktaki herkes aynı anda koral bir çığlık attı. İnsanlar çocuğun düştüğü yere doğru koşuyordu. Babam da bir an ileri doğru atılır gibi oldu, ama hamleyi tamamlamadan aniden yere çömelerek bana sarıldı ve yüzümü göğsüne bastırdı. Hiç bir şey göremiyordum, ama bağrışlar ve bir kadının diğer herkesi bastıran çığlıkları hala bir kulağıma geliyordu. Diğer kulağımda ise babamın “Şşşşşıı” fısıltısı… sessizce ağlıyordum.

     

    Aradan 30 seneden fazla geçti.

    Levent’ten Mecidiyeköy’e gidiyorduk. Zincirlikuyu’ya geldiğimizde anormal bir sağanak başladı. İçinde bulunduğumuz taksinin şoförü önünü iyi göremediği için yavaş ve temkinli bir şekilde sağ şeritten ilerliyordu. Yanımdakilerle havadan sudan konuşurken solumuzdan hızla beyaz bir araba geçti. 20, 25 metre ileride genç bir kadın karşıya geçmek için aniden yola fırlamıştı…

     

    Randevumuza geç kalıyoruz, dışarıda deli gibi yağmur yağıyor, şemsiye yok…  kesin öldü, o çarpmaya dayanamaz, bakmak istemiyorum, Bez Bebek… Şoför bir gözü dikiz aynasında sürmeye devam ediyor… “Dur, DUR!”. Taksiden inip yanına geldiğimizde kadının bilinci açıktı, ama durumu o kadar kötüydü ki anlatmak istemiyorum.

     

    Ambulans hızla hastaneye doğru hareket ettiğinde, bez bebek yaşıyordu. Rahatlamış gibiydim, yine de garip bir acı olduğu yerde duruyordu. Beyaz arabanın şoförü, bakışları kadının kafasını çarptığı noktaya kilitlenmiş halde “Görmedim!”, “Duramadım!” diye mırıldanıyordu. İkisi de kaybetmişti, ikisi de BİTMİŞTİ…

     

    Her gün onlarca Bez Bebek ekleniyor bilançoya. Gazetelerin üçüncü sayfalarında, TV haberlerinde, Internet sitelerinde, e-postalarda, her yerde karşımıza çıkıyorlar. Çerezlik videolarda motosikletlerinden ok gibi ayrılan, arabalar arasında kalan, araçlarının camlarından fırlayan bez bebekleri izliyoruz, ileri, geri… ileri, geri… defalarca… kayıtsızca…

     

    Motosiklet, araba, tekne vs. kullanırken “Hiç risk almadım” diyenimiz var mı? Varsa Allah onlara rahatlık versin. Ama ben pek rahat değilim. Bez Bebek görmek yeterince sarsıcı, ya buna neden olmak? Onu düşünmek bile istemiyorum.

     

    Tonguç Karaağaç

    Gönderilen Mar 28 2011, 10:04 PM Yayınlayan Tonguc Karaagac Ne ile 8 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x