in

ART

ART


  •   İleri Sürüşteki 4.S Speed

    Mon, Jan 17 2011 19:24
    1,815 Okundu  

     

    İleri Sürüşteki 4.S Speed- Hız 'ın anlamı üzerine..

    Eğer;

    Akan bir trafiğin içinde, trafiğin ortalama hızına uymak adına az gaz açmıyor, düşük hızlarda aralarda kalarak, sağdan soldan sıkıştırılarak seyir ediyorsanız,

    Viraj çıkışlarında öne gitme eğiliminde olan ağırlığı, tekrar arka lastiğe verip motorun stabilitesini maksimum hale getirmek adına gaz açmıyorsanız,

    Önünüzde sizden yavaş giden bir aracı - potansiyel tehlikedir-, bir an önce geçmek için planlama yapmayıp, sadece peşinden takip etmeyi (uzun süre) tercih ediyorsanız,

    Uzun yolda (meskun mahaller geçerli değildir), sollama yaparken, bir an evvel o potansiyel tehlikeyi ekarte etmek adına gaz açmıyorsanız (yavaş yavaş geçiyorsanız),

    Herhangi bir tehlikeye yaklaşırken yavaşlayıp, vitesi yavaşlayan hızınıza uygun hale getirip, sonrasında, tehlikeden uzaklaşmak için, tekrar normal hızınıza dönmek adına gaz açmıyorsanız,

    Bazı durumlarda, yavaşlamak yerine, biraz daha hızlanıp tehlikeyi çok daha güvenle atlatacağınızı öngörüp, planlayarak, gaza biraz daha dokunmuyorsanız (mükemmel planlama ve konumlanma gerektirir),

    İleriye bakmayıp, düşünmeden, tehlike analizleri yapmadan, tehlikeleri öngörmeden, sürüş planlamaları yapmadan, tehlikelere yaklaşım hızlarınızı ve tehlikeden uzaklaşma hızlarınızı gaz hassasiyeti ile değil, ani gaz kapamaları ve sert gaz açışları ile yapıyorsanız....vb. gibi bir şürü şey...

    4.S- Speed- sürüşünüzde eksik demektir.

    Eğer 4.S'i sadece süratli gitmek olarak algılıyorsanız güvende değilsiniz. Ki süratli gitmek değildir.

    Sistem'in son aşaması olan İVMELENME aşaması da 4.S'dir.

    Kısaca SPEED (HIZ), hızlanmayı, akselarasyonu, yavaşlamayı, güvenli bir şekilde kullanabilme kabiliyetidir. Ki bu güvenli çabukluğu getirir.

    İleri Sürücü, diğerlerinden farklı olarak, her zaman farkında ve hem kendi hem de başkalarının güvenliğini arttırıcı bir şekilde, gerekli her durumda, kendi menfaatine, bilinçli olarak ivmelenmeyi ve yavaşlamayı hassas bir şekilde hep planlayarak kullanır. Ve bu bir beceridir. Ve bu beceri 4.S olarak adlandırılmaktadır.

    Bu konuda İleri Sürücüdeki gene en büyük fark, iyi bir planlama ile, hassas bir şekilde, her zaman tehlikelere yaklaşırken erken yavaşlayıp, iyi bir planla uzaklaşmak adına erken gaz açmasıdır. (Virajlar dahil; Yavaş gir-Hızlı Çık)

    Hız konusunda hep doğru uygulanan, bir bakıma ''erken yavaşla-erken hızlan'', güvenliği maksimize ederken, güvenli çabukluğu da sağlamaktadır.

    Tümünün yani 4S'in (Dördüncü S değil - Dört S) toplamındaki beceriler, ileri sürüş'ü oluşturur. Eksikse yapılan sürüş ileri sürüş değildir. Ve inanınız güvenli değildir. Örnek; Yavaş gir-Hızlı çık - Erken yavaşla-Erken Hızlan; Bu mutlaka; 1-Güvenli olmalı, 2- Sistemli olmalı, 3- Smooth olmalı. 3'ünden biri dahi eksikse ileri ve güvenli sürüş değildir.

    Bu sebeple, ileri bir sürücü için 3S'in yettiği (böyle birşey olamaz), doğrusu: 4.S becerisinin olmadığı (Yani ''HIZ'ı'' kullanma becerisi) bir sürüş olamaz.

    Sadece 3S'in olduğu bir sürüş için motorun gaz kolunun iptal edilmesi gerekir. Bu sebeple herkesin sürüşünde (motora yeni başlayan acemiler dahil) 4.S vardır. (Sadece ileri sürücünün yaptığı gibi, kendi ve başkalarının güvenliğini maksimize etmek önceliği ile, becerili bir şekilde kullanamazlar...ya da daha doğrusu kullanmayı bilmezler.)

    Şimdi kendinize mutlaka sormanız gerekenler;

    -Acaba bunu yukarıda yazdığım ve Hakan'ın alıntı yapmış olduğum yazısında olduğu gibi , becerili bir şekilde mi kullanıyorsunuz?

    -Yoksa sadece öylesine mi?

    -Ya da sadece, ki en tehlikelisi, yanlış bir şekilde süratli gitmek adına mı?

    Bunun gerçekçi öz eleştirisini mutlaka yapınız lütfen.

    Tüm eğitimlerde bunun doğru mantalitesini verebilmek adına inanınız çok uğraşıyorum. (Keşke herkes bunu bu şekilde aktarabilse. Bir şeyler de hata var malesef...)

    Yazan :
    Uğur ERTEKİN
    ART Motoakademi

    Gönderilen Jan 17 2011, 07:24 PM Yayınlayan ART Ne ile 3 comment(s)

  •   Doğru Mantalite

    Mon, Jan 03 2011 20:40
    3,593 Okundu  

     

    Doğru Mantalite

    Motosiklet kullanımında DOĞRU MANTALİTE'nin Önemi

    Bugün birisi dedi ki; ''Eğitim zararlı galiba abi''.

    ''Neden böyle düşünüyorsun?'' dedim?

    Dedi ki; ''Kaza yapanlar hep eğitimli olanlar.'' .......konuştuk...konuştuk...konuştuk....

    Sevgili Arkadaşlar,

    Bu çok ama çok önemli..''Kaza yapanlar hep eğitimli olanlar'' cümlesini yabana atmayınız. Dışarıdan birçok kişi bunu böyle de görebiliyor. Kesinlikle haksız da sayılmazlar aslında çünkü böyle algılanmasında suç azıcık da bizlerde. Hep beraber birazcık şapkayı önümüze koyalım ve düşünelim.

    İyi motosiklet sürücüsü, hem motoru iyi kullanan (İleri Sürüş- Hakimiyet), hem de doğru mantaliteye sahip olan sürücüdür. Ne kadar iyi kullanırsanız kullanın,doğru mantaliteye sahip değilseniz, kesinlikle Doğru İyi Sürücü değilsinizdir. Hem kendinize, hem de yoldaki diğer tüm kullanıcılara, zararı dokunabilecek bir pozisyondasınız demektir. Yani ''tehlikeli'' sinizdir.

    Kendime kızıyorum. Motosikleti sürme konusunda kişileri geliştirebilidiğime inanıyorum ama tam tamına doğru mantaliteyi verebilme konusunda hala çok eksikliklerim olduğunu düşünüyorum (Bu konuda kendimi ciddi revize etmem, bu konuya çok daha fazla önem vermem gerek..)

    Eğitim alan sürücü düşmez diye birşey yok tabiki.. Eğitim, diğer eğitimsiz sürücülere oranla, sizlerin kazaya karışma riski oranını çok daha aza indirir sadece. O da öğrendiklerinizi ugularsanız. İşte bu noktada,motor konusunda doğru, olgunlaşmış bir mantaliteye sahip değilseniz, kazaya hekesten fazla açıksınız demektir. Yani kazaya karışma riskiniz fazlalaşır..

    Çünkü doğru mantaliteye sahip değilken, sürüş seviyeniz geliştikçe, motora hakimiyetiniz arttıkça, daha da çok kazaya açık hale gelirsiniz. Ve kaza yapmanız an meselesi haline gelir.

    Neden mi?;

    Bir sürücü düşünün..Ürkek ve hep o meşhur Yusuf'la gezen. Sonra o sürücü, ürktüğü şeylerin çözümünün metodlarını buluyor..Deniyor ve bakıyor ki işe yarıyor..Uyguluyor, pratikler yapıyor..Ve sürüş seviyesi (motor hakimiyetiyle beraber) ilerliyor..Ve; aman ne güzel, çözdüm ben bu işi diye düşünmeye başlıyor. Seviyesi geliştikçe, birilerine bunu gösterme arzusu ve hırsı başlıyor..Ben sizden iyiyim, ya da en az sizin kadar iyiyim egosu öne çıkmaya başlıyor. Mentalite tümüyle buna yoğunlaşıyor = Motosiklete binmek demek = Birilerine ne kadar iyi kullandığını göstermek = Daha hızlı...daha süratli..daha hızlı...daha süratli...düşünmeden....Tek amaç = Ben de Virajlarda En hızlılardan birisiyim.. Mantalitesi sadece buna odaklanmıştır artık. Ve o sürücü ilk olarak Hız Bilincini kaybeder.. Artık süratlerini bulunduğu koşullara göre, gördüklerine göre değil, sadece ve sadece hızlı olma üzerine kurar ve ayarlar hep. (Sigortacı olsam, Psikolojik bir testle bunu çözmek kolay ise, bu testi yapmadan sürücüleri kasko yapmam..Ve bu mantalitedeki birisi kesinlikle kasko yapılmaz..Kaza yapacak çünkü..)

    Hepiniz hatırlarsınız..Katıldığınız eğitimlerin sonunda kaç defa ''Şimdi daha da dikkatli ve yavaş kullanın..''Aşırı Kendine Güven'' hastalığına dikkat dendiğine...Eminimki herkes işin başında iken buna dikat ediyor. Ama seviyesi ilerledikçe.....hala dikkat ediyor mu acaba?? Bunu kendinize sormanızı ve üzerine düşünmenizi istiyorum. (Gerçekçi Öz Değerlendirme (Eleştiri) )

    İyi Sürücüde olması gereken Doğru Mantalite nedir?

    Cevabı en basit haliyle, felsefe yapmadan; İleri Sürüş ile beraber, hiçbir koşulda, ödün vermeden Güvenli Sürüş'ü de devam ettiren bakış açısı ve zihniyetdir. (İleri Sürüş ve Güvenli Sürüş ile ilgili yazımı hatırlayınız..) Ve bu Güvenli Sürüş, her koşulda, sürücünün sadece kendi güvenliğini değil, yoldaki tüm diğer kullanıcıların da güvenliğini gözeten bir sürüş olmak zorundadır (beraber seyahat ettiği motorcu arkadaşlarının ki de dahil).. Beyin, sadece daha da hızlı' ya değil, daha da güvenli, daha da hatasız ve hep bir sürekliliği olan sürüş'ü arzu eder ve uygulamaya çalışır durumunda olmalıdır. Motor üstünde sağ kalmamızı sağlıyacak sürüş ve mantalite budur.

    Silver olmak, Gold olmak, RoSPA olmak, IAM olmak...Motor hakimiyeti gelişmiştir, ileri düzeydedir..Ama eğer doğru manalite hazmedilmemiş ise en tehlikeli gruptur dikkat!! Hem kendilerine hem de çevrelerindekilere..

    Düşmek...Hep deriz ya düşmeyecek motorcu yoktur diye..Her zaman söylerim, benim de, örneğin yarın motora bindiğimde kaza yapmayacağımın garantisi yok ki...Ama biliyorum ki, doğru mantalite ile beraber yaptığım ileri sürüş, kazaya karışma riskimi minimize ediyor. Kanıtı, kanıtları, ortada çok şükür ki..( İstatistiklere göre Kaza Riski en Fazla olan Sürücülerden birisiyim - Yıl içinde herkesten fazla km. yapan sürücüler.)

    Hiç bir zaman lütfen unutmayın..Sürüşlerinizde Güvenlik her zaman önceliklidir. Sürüşlerinizde risk ve tehlikeleri okuma (analiz) yetinizi geliştirme konusuna her zaman öncelik veriniz. Ve şu cümleleri tekrar okuyarak aklınıza lütfen kazıyınız;

    ''......doğru mantaliteye sahip değilken, sürüş seviyeniz geliştikçe, motora hakimiyetiniz arttıkça, daha da çok kazaya açık hale gelirsiniz. Ve kaza yapmanız an meselesi haline gelir.''

    ''Doğru mantalite; İleri Sürüş ile beraber, hiçbir koşulda, ödün vermeden, Güvenli Sürüş'ü de devam ettiren bakış açısı ve zihniyetdir. (İleri Sürüş ve Güvenli Sürüş ile ilgili yazımı hatırlayınız..) Ve bu Güvenli Sürüş, her koşulda, sürücünün sadece kendi güvenliğini değil, yoldaki tüm diğer kullanıcıların da güvenliğini gözeten bir sürüş olmak zorundadır (beraber seyahat ettiği motorcu arkadaşlarının ki de dahil)..Beyin, sadece daha da hızlı' ya değil, daha dagüvenli, daha da hatasız ve hep bir sürekliliği olan sürüş'ü arzu eder ve uygulamaya çalışır durumunda olmalıdır. Motor üstünde sağ kalmamızı sağlıyacak sürüş ve mantalite budur. ''

    Yazan :
    Uğur ERTEKİN
    ART Motoakademi

    Gönderilen Jan 03 2011, 08:40 PM Yayınlayan ART Ne ile 11 comment(s)

  •   Panik Durumlarda Adrenalin Faktörü

    Tue, Dec 14 2010 19:50
    1,333 Okundu  

     

    Panik Durumlarda Adrenalin Faktörü

    Konu başlığına baktığınızda tam olarak neden bahsettiğimi anlamanız muhtemelen zordur. Lütfen aşağıdaki yazımı dikkatli bir şekilde okuyunuz. Birçok kişinin farkında bile olmadığı bir kaza sebebinin nedenini ve ondan kurtulma yöntemini anlatmaya çalışacağım;

    "BEKLENMEDİK PANİK DURUMLARDA KENDİNİZLE KONUŞMANIZ, HAYATINIZI KURTARABİLİR."

    Teorilerden de dinlediğiniz ve hep okuduğunuz gibi, güvenli sürüşte verilen mesaj her zaman çok açık ve basittir: Öğrenmiş olduğumuz bilgi ve teknikleri mümkün olduğunca pratikler yaparak geliştirmek. Yani; Çalışmalı.. Çalışmalı.. Çalışmalıyız…

    Sürekli pratik yaparsak, gerekli panik durumlarda yapılması gerekeni, hatasız bir şekilde çok çabuk yapabilecek beceri ve güvene sahip olacağımızı biliriz. Dahası, pratik yapmak, kaslarımıza ve zihnimize gerekli şeyleri yaparken; çok az düşünerek, gerekli kontrolleri bulmak konusunda kazanacağımız zaman ve o kontrolleri kullanırken gerektiği kadar güç kullanma alışkanlıklarını sağlar.

    Diğer bir deyişle, pratik, bizlere, panik durumlarla karşılaştığımızda yapmak zorunda olduğumuz şeyi zaman kaybetmeden, kontrolü elimizde tutarak, sırasıyla yapmamızı ve tamamlamamızı öğretir.

    Yeterince pratik yaptınız diyelim. Peki, vücudunuz, gerçek bir tehlike ile karşılaştığınız o anlarda adrenalin ile dolmuşken de, aynı gerekli şeyleri pratik yaparken çalıştığınız gibi gerçekten yapabileceğinizden emin misiniz?

    Aslında gerçek cevap hem “evet” hem de “hayır”dır. Mutlaka yapılması gerekeni yapmak için hazır olacaksınızdır, fakat pratiğini yapmadığınız, yapamadığınız şey “o” adrenalinle baş etmektir. Pratik yaparak acil fren çalışırken, kendinizi gerçekten hayatınızı kurtaracak o gerekli acil freni yapma moduna koyamazsınız. Aslında pratik yaparken öyle güvenli bir alanda çalışıyorsunuzdur ki, yaptığınız hatalar yüzünden hastanelik olmaz, aksine ders çıkarır ve kendinizi o konuda mükemmelleştirmeye çalışır, sonuç olarak da mükemmelleşirsiniz de.

    Gerçek hayatta eğitiminizi, teoriden gerçekçiliğe götüren bir bağlantı kurmaya ihtiyacınız vardır.

    Burada ne demek istediğimi bir örnekle açıklayayım; Bir sağ viraj alıyorsunuz ve o anda karşıdan bir arabanın geldiğini görüyorsunuz. Araba orta şeridi ihlal ediyor görünüyor ve bir anda dikkatinizi çekti!! Aslında siz o anda ona kilitlendiniz!! (hedefe kilitlenme). Ne yaparsınız? Biliyorsunuz ki (öğrenmiştiniz) motosiklet “nereye bakarsanız oraya gider”, bunu defalarca yaşadınız ve çok iyi biliyorsunuz. Hedefe kilitlenmenin (nereye bakarsan oraya gider), öldürücü olduğunu da biliyorsunuz. Peki, o halde neden arabaya kilitlendiniz? Neden hala ona bakıyorsunuz? Çünkü Kilitlendiniz.

    Bu durumlardaki sürüş deneyiminizin çoğu sadece pratik yapmak olmuştur. Bilirsiniz ki kafanızı ve bakışınızı o gelen araçtan çevirip bir kaçış rotasına bakmadığınız sürece direk olarak onun üstüne gideceksiniz. Fakat o arabaya kilitlendiğinizi fark ettiğiniz anda vücudunuz adrenalin üretmeye başlamış ve kan dolaşımınıza pompalamaktadır. Böylelikle; savaş uçaklarındaki pilotların bazı zor durumlarda yaşadıklarına benzer bir PANİK ATAK başlayacaktır.

    Bu beladan kurtulmak için tek yapmanız gereken kendinizle kask’ınızın içinde konuşmanızdır;

    “Gitmek istediğim yere bakmalıyım!” tarzında bir şey söylemeniz gerekir. Veya;
    ”Arabaya bakma!! Şurası gitmek istediğin yer!”
    ‘‘Hadi canım şu tarafa gidelim!”
    ”Çevir Kafanı!!” vs.. vs..

    Çok ilginç değil mi?? Aslında kendi kendinizle konuşurken hangi kelimeleri kullandığınız önemli değil. Asıl önemli olan yapılması gerekeni yapmak için kendinize söylediklerinizdir. Bu konuşmalar, çalışmalarınızda (pratik yaparak) öğrendiklerinizi geri çağırır ve kolayca gerekeni yaparsınız. Kendinizle konuşma egzersizi o kadar önemlidir ki ani durumlarda sizi donduran (bildiğinizi ve çalıştığınızı yapmayı önleyen) adrenalinle başa çıkmak için gerekli olan şeydir. Resmen bir tetik görevi görür.

    Bir ipucu; Bunu yaparken (kendi kendinizle konuşma), kendinizle kavga etmeyin. Sadece aktiviteyi başlatacak ufak bir cümle yeterlidir. O kısa cümle, kas hafızası ve pratiklerle edinmiş olduğunuz alışkanlıkları harekete geçirir ve gerekeni yaptırtır...

    Öğrenmenin sonu yok.

    Sevgilerimle

    Yazan :
    Uğur ERTEKİN

    Gönderilen Dec 14 2010, 07:50 PM Yayınlayan ART Ne ile 6 comment(s)

  •   Kötü? Havalarda Sürüş Üzerine..

    Fri, Nov 12 2010 16:16
    1,611 Okundu  

    Uzun bayram tatiline çıkmadan önce tekrar göz atmanız dileğiyle herkese iyi bayramlar

    TDK Türkçe Sözlükte ''Kötü'': İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena.


    ''Kötü'' Hava dediğimizde birçoğumuzun aklına gelen, kış aylarıdır. Soğuk hava, kar,yağmur ve tabi ki daha kaygan bir yol yüzeyi. Bu sebeple de bir çok motosiklet sürücüsü, motorlarını park edip, 4 tekere transfer olmaktadır.


    Kar yağdığında, özellikle buzlanma tehlikesinden dolayı sürüş yapmaya ben de pozitif bakmıyorum..


    Ama diğer koşullar, ''hayat boyu öğrenen sürücü'' mantalitesindeki ''İleri Sürücü'' için gerçekten o kadar ''Kötü'' olabilir mi? Bize neler kazandırabilir?


    Öncelikle motosiklet kontrolünün ve konumlanmanın gerçek değerini anlarız. Ve bununla beraber; yumuşak motosiklet kontrolü’nün - ''Smooth'' luğun önemini anlarız. (''Smooth'' olmak, ''İleri Sürücü'' nün güvenliğinin ve aynı zamanda da şıklığının garantisidir. Anlamını ve önemini biliyoruz. Ve gene biliyoruz ki, edinilmesi en zor olan becerilerden birisidir.)


    Motosiklet üzerinde iken; oluşabilecek potansiyel tehlikeleri öngörüp, bunlara göre sürüş planlarımızı yapabilmemizi sağlayan şey, iyi bir ''Gözlem'' becerisidir. Bunun için ihtiyacımız olan şey ise ''İleri Görüş''tür.


    Ama; İleri Görüş'ümüzü sağlayan ve arttıran asıl ana faktör ise, yol üzerinde, şeridimizde, koşul ve şartlara göre motosikleti yönlendirerek ''her zaman doğru konumlarda bulunmak'' becerisidir.


    Gideceğimiz noktaya sağ salim, hiçbir risk yaşamadan varabilmek adına bu beceri, çok önemli ve anlaşılacağı üzere nerde ise her şeyin başıdır.


    Tutuşu azalmış, kaygan bir yol yüzeyinde seyir eden bir motosiklet demek, yön değiştirme ve fren kabiliyeti azalmış bir motosiklet demektir. Böyle bir yüzeyde seyir halinde iken, konumlanmaları ve/veya yavaşlamaları ''ani'' ve/veya ''son anda'' yapmaya kalkmanın sonuçları üzücü olabilir. (Tüm yönlendirmeler ve motosiklet kontrollerinin (gaz/fren/debriyaj/vites) kullanımı ne kadar ''smooth'' ise, motorunuz o kadar kontrolde ve güvenlidir... ve kolay kolay kayma eğilimine girmez.)


    Bu sebeple de, potansiyel tehlikeleri öngörmemize olanak veren o ''İleri Görüş''ü sağlayacak, yol üzerindeki Optimum Pozisyonlara, ''zamanında ve yumuşak ( Smooth ) bir şekilde geçebilmek'' becerisi, özellikle tutuşu azalmış yüzeylerde (örn. yağmurda sürüş) hayatidir.


    Aynı şekilde, tutuşu azalmış bir yüzeyde gaz kolunun kullanımı, ''Gaz Hassasiyeti'' de çok büyük önem kazanır. Azıcık dahi olsa sertçe yapılan her gaz açıp kapama, gene kaymaya ve düşmeye davet olabilir.


    İyi tutuşa sahip, normal hava şartlarındaki bir yol yüzeyinde, sağ bileğimizin yapacağı sert hareketler cezasız kalabilir. Ama tersi bir yüzeyde, gaz kolu kullanımı mutlaka çok yumuşak -smooth- olmak zorundadır. Bu yine motosikletin stabilitesi için olmazsa olmazlarındandır.


    Gaz kolunu, tutuşu azalmış bir yüzeyde bile, efektif olarak ''güvenli ve aynı zamanda cabukluğu da devam ettirebilecek şekilde yumuşak-smooth kullanabilmek'' becerisi, üzerinde mutlaka ustalaşılması gereken bir konudur.


    Her zaman deriz ki; Herhangi bir ''İleri Sürüş Becerisi''nin tam olarak öğrenilip içgüdüsel hale gelebilmesi için, o becerinin hassasiyetliği kazanılıncaya kadar önce hızlar düşürülüp çalışılmalı, sonra üzerine sürat eklenmelidir..


    Yağmurda, azalan görüşten dolayı her zamanki temponuzda gidemezsiniz. Yağmurda sürüş, ''Smooth'' gaz kullanımı ve motorun ''smooth'' yönlendirilme becerisi ile ilgili bir çalışma, hissetme ve öğrenme zamanıdır.


    İleri Sürücü için, kış aylarında, ''Kötü'' havalarda motosiklete binmek demek, ''İleri Gözlem ve Planlama'', ''motosiklet kontrolü ve hakimiyeti'' ve ''smooth''luk konularındaki becerilerde ustalaşmak adına, daha yavaş hızlarda yapılan bir çalışma fırsatıdır. Getirisini güzel yaz aylarındaki kuru zeminlerde fazlasıyla görür. Bu anlamda onun için ''kötü'' hava aslında bir fırsattır. Bu sebeple de onun için ''kötü hava yok, kötü kıyafet var'' dır.


    Bu arada unutmayınız; Kötü kıyafet demek, sadece üşümek ve ıslanmak demek değildir. Bu aynı zamanda, dikkatin dağılmasıyla beraber, sürücünün tüm hava koşullarında motosikleti güvenli bir şekilde sürmesini sağlayacak olan becerileri elde etmesini engelleyen, geciktiren bir unsurdur da..


    Kısaca kış aylarında yapılan km.ler, sonrasındaki yaz ayları için çok daha iyi bir şekilde ''İleri Sürüş Becerileri'' ile donatılmış olmanızı sağlayacak olan pratiklerdir.


    2009 yılındaki kaza istatistikleri, motosikletlerin karışmış olduğu kazaların %40'ının ''zayıf gözlem'' sebebi ile, yaklaşık diğer %40'ının da ''zayıf motosiklet kontrolü veya kontrol'ü kaybetme'' sebebi ile olduğunu göstermektedir.


    Her zaman ''öğrenmek'' adına motora bininiz. Ve ''gelişmek'' adına bulduğunuz hiç bir fırsatı kaçırmayınız. Kötü? havalar dahil.


    İyi Sürüş Bir ''Sanat''tır.

    Saygı ve Sevgilerimle.

    Uğur ERTEKİN
    ARMOTOAKADEMİ
    Gönderilen Nov 12 2010, 04:16 PM Yayınlayan ART Ne ile 4 comment(s)

  •   Virajları Değerlendirme

    Tue, Mar 02 2010 18:19
    2,091 Okundu  

    Her zaman yineliyoruz. Virajın içindeyken fren kullanmaktan kaçınınız. Çünkü; virajda tümüyle yönlenmeye verilmiş olan lastik yanaklarındaki tutuşun bir kısmını da frenleme için çalmış olursunuz.

    Bu durumda da azalmış (birazı frenlemeye gitmiş olan) eksik yönlenme tutuşu nedeniyle lastiklerinizde "kayma" olasılığı artar.İyi bir sürücü iseniz, sürüşleriniz hiçbir zaman kötü olasılıkları yaşama riskini içermemelidir.

    Lütfen düşünün ve özeleştiri yapın.

    Son zamanlarda, düşündüğünüzden ve beklediğinizden daha sert olduğu için, kaç defa kendinizi bir virajın içindeyken, ortasındayken fren yapar konumda buldunuz? 1 kez mi? 2 mi? 3 veya 4 kez mi? Daha fazla mı yoksa? Öyle ise,önemli bir sorununuz var ve sürekli olarak şansınızı deniyorsunuz demektir.

    Bu konudaki sorununuz virajları değerlendirme ile ilgili. Eğer yanlışlarınızı sürdürürseniz, sonuçları çok kötü olabilir.(Özellikle kırsal yolarda!) Bunu, kaza istatistikleri açıkça gösteriyor.

    Bir viraja girmeden önce, o virajı değerlendirmede (daha düzlüğünde,viraja yaklaşırken) bizlere yardımcı olabilecek, viraj çevresinden alabileceğimiz ipuçları vardır.Sözgelimi; yol tabelaları ve işaretlemeler.
    (Ne yazık ki yol eğitimlerine katılan sürücülerde gördüğüm eksikliklerin başında, yol tabelalarını ve işaretlemelerini izlememe ve okumama geliyor. Katılımcıların önemli bir bölümü tabelaların ve işaretlemelerin farkında bile değil.) Karayolları tabelaları ve işaretlemeleri, virajları değerlendirmede kullanabileceğiniz en belirgin bilgi ve ipuçlarını verirler. Viraj çevresindeki ağaçların, çalıların, aydınlatma direklerinin, yapıların dizilişleri de virajın yapısı ve sertliğiyle ilgili bilgiler ve ipuçları verir. Yol üzerindeki lastik kayma izleri, geçmiş hataların işaretleri,bildirimleridir. Yeter ki düşünerek bakalım.

    Bizden önce viraja giren bir aracın hızı ve konumu, girişte fren lambasının yanıyor veya yanmıyor olması çok değerli bilgiler iletir. (Fren lambası yanık giriyorsa, o viraj sert olabilir yada ortasında bir tehlike olma olasılığı vardır.)

    Virajları değerlendirmede kullanacağımız en önemli yöntem Limit Noktası Takibi / Analizidir.

    Limit Noktası; önünüzdeki viraja bakarken (düzlüğündeyken) görebildiğiniz en son noktadır.(Önünüzdeki yolun, görebildiğiniz en sonundaki, sağ ve sol tarafının birleştiği nokta.)

    Bu tekniği kullanmak için, öncelikle o noktaya ulaşmadan durabileceğinizden emin olun. Sonra kendinize sorun. Sizden uzaklaşıyor mu? Eğer uzaklaşıyorsa, daha da ilerisini (virajın dönerek ilerlemesini) görebiliyor musunuz?. Görebiliyorsanız, giriş hızınız uygundur. (Viraj içerisinde fren yapmak zorunda kalmazsınız.)

    Eğer limit noktası sabit bir şekilde hareketsiz durup size doğru yaklaşıyorsa, hızınız o viraj için fazla demektir. (Hızınıza göre viraj çok sert kalacaktır.) Viraja girmeden önce limit noktasının sizinle beraber hareket edip ilerlemesini (bu, kapalı virajın girişinden sonraki ilerleyen devamını da görmeye başlamış olmanız demektir.) sağlayıncaya kadar hızınızı düşürmek, azaltmak zorundasınız.

    Bu analizi ve ayarlamayı, daha viraja girmeden, düzlüğünde viraja yaklaşırken yapıp, bitirmek zorundasınız.

    "Limit Noktası Analizi" görüşün ciddi anlamda kapalı olduğu yollarda, virajları değerlendirmekle ilgili, size son derece güvenilir çözümler sunar.

    Bu tekniğin oturması uygulama ve zaman gerektirir.Ama, başarıp doğru şekilde uygulamaya başladığınızda, görüşünüze göre doğru hızlarda olmanızı ve viraj içinde (öncesinden görmediğiniz bölümünde) bir tehlike ile karşılaştığınızda güvenle durabileceğiniz hızda olmanızı sağlar.

    Uğur ERTEKİN

    Gönderilen Mar 02 2010, 06:19 PM Yayınlayan ART Ne ile 4 comment(s)

  •   Rüzgarda Güvenli Sürüş

    Sun, Jan 10 2010 22:23
    1,388 Okundu  

    Rüzgarda güvenli sürüş için çok teknik ayrıntılara girmeden birkaç önemli noktayı anımsatmak istiyorum.

    • Mutlaka kulak tıkacı kullanınız.

    • Motor rüzgarın geldiği yöne yatar. Yatar ama düz gitmeye devam eder. Tedirgin olmamayı beyninize öğretin.

    • Gidonu yumuşak tutunuz. Gergin olmamaya çalışınız.

    • Yatıklık oranını ters tarafa vereceğiniz hafif kontra ile dengeleyiniz. Ayrıca motorun yattığı tarafa doğru kalçanızı kullanarak ağırlığınızı vermeniz de aynı etkiyi yapar. O andaki vücut pozisyonunuz sebebiyle otomatikman kollarınız ters tarafa kontra verir durumunda olur (deneyiniz).

    • "Yavaşlamak" zihinsel olarak güven verse de, motoru belli bir akış hızında tutmak daha güvenlidir.

    • Çok yavaşlamayınız. Rüzgarlı bir yolda gidişte, motorunuzun güvenli hızını bulunuz. Bu, her motor için farklıdır.

    • Tedirginliğinizi azaltacak hızı, deneyerek keşfedebilirsiniz.

    • Bazı durumlarda çok yavaşlamaktansa biraz hızlanmanızın daha stabil bir gidiş sağlıyor olduğunu göreceksiniz.

    • Yüksek araç yanından veya yüksek dağ kenarlarından geçerken bir anda rüzgar kesileceği için motorunuzun aniden dikleşeceğini kafanızın bir yerine yazınız ve hazırlıklı olmayı unutmayınız.

    • Yolda ilerlerken, belli yerlerde aşırı patlayan rüzgarın olabileceğini ve sizi sarsacağını biliniz. Her zaman tedbirli olunuz. (Bir anda yoldaki konumunuzu bile değiştirebilir.)


    Kendinize ve motorunuza güveniniz.
    Omuzlarınız düşük, bakışınız ileride, eğlenmeyi unutmayınız.
    Her zaman olduğu gibi gülümseyiniz.

    Uğur ERTEKİN
    Gönderilen Jan 10 2010, 10:23 PM Yayınlayan ART Ne ile 1 comment(s)

  •   Mıcırda Motosiklet Kullanımı

    Tue, Dec 22 2009 17:19
    1,728 Okundu  

    Mıcırda Motosiklet Kullanımı

    Bu yazıda, mıcırda güvenli motosiklet kullanımından söz etmek istiyorum.

    Mıcırlı bir ortamda motosiklet kazalarının en çok yaşandığı yerler, asfaltın bitip bir anda mıcırın başladığı noktalardır (mıcır ile asfaltın birleştiği yerler..).

    Genel olarak yapılan hata, asfalt’dan mıcıra giren sürücünün, tam birleştiği noktada, geç kalıp, bir anda gaz keserek veya frenlere asılarak yavaşlamaya çalışması ve devamında da maalesef  kendini yerde bulmasıdır.. Genelde böyle durumlarda sürücü, tam anlamıyla neden düştüğünü bilmez  bile..

    Aslında tüm olay, sebep, motordaki ağırlık dağılımı ile ilgilidir…Özellikle mıcırlı bir yolda, ağırlığı her koşulda motorun arka tarafında ve dolayısıyla arka lastiğinde tutabilmek işin doğrusudur.. Aksi halde, öne gitmiş bulunan ağırlık sebebiyle motorun ön tarafının mıcıra gömülmesiyle beraber düşme nerdeyse kaçınılmazdır.

    Bilinenin aksine, hız mıcırlı yüzeylerde dostumuzdur…

    Öncelikle; motosikletimizin ön kısmı, her türlü ortamda, tek bir iş için farklı ve alışılmışın dışında hareket eder..bu hareket ne olursa olsun amacı hata düzeltmek’ tir...Yanlış olarak ne yaparsanız yapın, motorunuzun ön tarafının ve gidonunuzun alışılmışın dışındaki tüm hareketleri (sağa-sola yalpalaması vb..), motorun düz gitmesini sağlamak için şasesince yapılan toparlama ve düzeltme hareketleridir..Onun için doğru olan, onunla mücadele etmek değil, görevini yapması açısından serbest bırakmaktır.. (gidonu kendi haline bırakmak..mücadele etmemek..yumuşak bir şekilde tutmak..)

     Mıcırlı yola girmeden evvel  yavaşlamamız gerekmektedir..Püf nokta, bu yavaşlamayı, mıcıra girmeden evvel kesinlikle bitirmemiz gerektiğidir. Diyelim ki 100 km/h ile seyir halindesiniz..İlerideki mıcırlı yolu gördünüz. Yavaşlamamız lazımsa..ki lazım, frenlerimizi de kullanıp süratimizi diyelim 40 km/h’a düşürdük (her türlü yavaşlamada ağırlık ön’e transfer olduğu için şu an motorunuzun ağırlığı ön’de..)...ama devamında, mıcıra tam girerken, ağırlığı arkaya transfer edip önü hafifletmek adına, gazı açmanız gerekmektedir..  Tam mıcıra girerken mutlaka gaz veriniz  ve sabit  o gazla gidiniz.. (ortam uygunsa arttırabilirsiniz de..)  (yavaşladığınız sürat 30 km/h ise, mıcıra giriş süratiniz  örneğin minimum 35 km/h olmalıdır..)..Ön taraf ve gidon azıcık oynasa da bırakınız oynasın...Siz bakışınız ileride ve sabit gazlı bir şekilde seyrinize devam ediniz.. Göreceksiniz ki son derece emniyetli, mıcıra gömülmeden ve gene son derece stabil bir şekilde seyrinize devam edebileceksiniz...

    Bu arada dikkat; mıcırlı yüzeylerde ‘’hız dostumuzdur’’ derken, yapılabilecek olan aşırı hızlardan söz etmiyoruz. Yavaşladıktan sonraki arttırılmış giriş hızınızdan ve devamında ilerlerken ki sabit hızınızdan söz ediyoruz. (20 km/h ye düştüyseniz, giriş hızınız minimum 25km/h…50 km/h ye düştüyseniz  minimum 55 km/h..vb..)..

    Mıcırda ve benzer ortamlarda ağırlığı arka lastikte istememiz bunun sebebidir..Gene amortisörümüzün kapanmamış olmasını sağlamak başka bir sebeptir. Ön tarafınız ne kadar hafifse, ağırlık ne kadar arkada ise gidişiniz o kadar dengeli ve güvenlidir..Hatta oturuş pozisyonunuzu da bir miktar arkaya almanızda fayda vardır..

    Mıcırlı yoldaki seyrinizde sert fren yapmanız  veya ani gaz kesmeniz ( etkisi fren yapmakla aynıdır..ağırlığı direk ön tarafa taşır) motorunuzun amortisörünün kapanmasına, ön lastiğinizin mıcıra gömülmesine ve stabilitesinin bozulmasına yol açar..hatta ve hatta düşürebilir...

    Mıcırlı yolda seyir halindeyken karşı şerit den gelen araçların yavaşlamanız için yaptıkları hareketlere (el işaretlerine) aldırmamaya çalışınız..Onlar motosikleti bilmiyorlar..Sizin için güvenli olanı, sabit hızınızla istikrarlı bir şekilde, mümkün olduğunca ağırlığı arka lastiğinizde tutarak, devam etmeniz ve bu arada ön gidonuzu (hafifçe sağ-sol hareketi yapabilir) bir yandan, bakışınız hep ileride, serbest bırakmanızdır (gidonunuzla mücadele etmeyiniz).. Göreceksiniz ki son derece stabil ve güvenli bir şekilde gidiyor olacaksınız..

    Mıcırlı bir zeminde Viraj ve Yavaşlama?;

    Gevşek zeminde bir virajı en güvenli dönmenin (dikkat ‘’dönme’’ diyorum!) yolu, düşük sürat de, motoru en az yatırarak o virajı almaktır..
    ( Buradaki püf nokta aslında süratinizin az olması, çünkü süratiniz az ise motor az yatar..Süratiniz fazlalaştıkça yatışınız da artar.)
     
    Güvenli sürati nasıl belirleyeceğiz?..Aslında gevşek zeminin gevşeklik oranı uygun sürati belirlemenizde bir rehberdir.. Bu gevşeklik miktarını, motorunuzun ön süspansiyon ve gidon kısmından gelen bilgiler doğrultusunda anlayabilirsiniz.. Yani motorunuzun ön kısmını iyi bir şekilde dinlemeniz gerekiyor.. (Oynama miktarı; gevşeklik çok ise ön taraf daha fazla düzeltmeler yapar (sağa-sola oynama)..gevşeklik az ise bu oynama daha da azdır..Oynama ne kadar fazla ise zemin o kadar gevşektir..) Arka lastiğin oynaması da size fikir verebilir..ama ‘’Ön’’ü daha çok dinleyiniz..

    Diyelim ki 60 km/h ile yol alıyoruz ve ileride bir viraj var..(İleriye baktığınız için ayarlamaları yapmak için zamanınız vardır..) Motorunuzun ön kısmından gelen bilgileri dinleyerek, yoldaki tutuşa göre süratinizi ayarlayabilir ve o viraja güvenli bir şekilde girebilirsiniz. Bu 60 km/h ile de olabilir yada daha yavaşlamanız da gerekebilir..Oradaki karar size aittir, çünkü sabit bir ‘’şu hız’’ kuralı hiçbir zaman olamaz..(her mıcırın gevşeklik oranı aynı değildir..yol oturmuş olabilir..yada mıcır yeni atılmış veya çok boşluklu olabilir..vb..)

    Mıcırlı bir zeminde yavaşlamanız gerektiğinde, mümkün olduğunca ön freni kullanmaktan kaçınınız.. Yumuşakça gaz kesmeniz (doğru viteste olduğunuzu varsayıyorum..ki sistemi uyguladığınız için öyle olmalıdır..)  yeterlidir.. Daha fazla yavaşlamanız gerekiyorsa da sadece yumuşakça arka freni kullanınız..(Ön süspansiyonunuzun dalmasına, kapanmasına elinizden geldiğince engel olunuz..bunu hiç istemiyoruz)..
     
    Unutmayınız, hangi koşullarda olursa olsun, olması gereken güvenli süratiniz, önünüzde gördüğünüz açık alan dahilinde ve kendi şeridiniz içerisinde her zaman güvenle durabileceğiniz sürattir..Ki mıcırlı bir zeminde seyir halindeyseniz bu hızı daha da dikkatli bir şekilde ayarlamak zorundasınız...Çünkü tutuş azdır..

    Güvenli sürüşler dilerim,
    Saygılarımla,
    ART MotoAkademi
    Uğur ERTEKİN
     

    Gönderilen Dec 22 2009, 05:19 PM Yayınlayan ART Ne ile 10 comment(s)

  •   "Sollama" Yapmayı Biliyor Muyuz?

    Thu, Nov 12 2009 22:23
    1,554 Okundu  

    Birçok sürücü için, motosiklet ile sollama yapmak basit bir prosedür olarak gözükür ve küçümsenir. Bir aracı veya araçları sollamak, herkese kolaymış gibi gelen, ama aslında hayati önemi olan bir karardır.

    Ölümle veya ciddi yaralanmalarla sona eren birçok sollama kazası biz motosiklet sürücülerine bunu zaten göstermektedir. Sadece her şeyde olduğu gibi bu "kararın" öneminin farkında olmak gerekmektedir.

    Sollamalar, öylesine yapılan manevralar olmamalıdır. Planlı olmak zorundadırlar. Ve sollama planınız, önünüzde araç görünür görünmez başlamalıdır.

    Güvenli, mükemmel yapılan sollamanın ana kuralı; Geçişi bitirdiğinizde, ne geçtiğiniz taşıt ne de varsa karşıdan gelen taşıt, sizin yüzünüzden hızını değiştirmek (genelde bu fren yapmalarıdır) zorunda kalmamalıdır. Öncelikle bu ana kuralı, her sollama koşulunda, unutmayınız!

    Öncelikle, dikkatinizin önünüzdeki aracın arkasına odaklanmış hale gelmesine hiçbir zaman izin vermeyiniz. En ideal sollama, halihazırda var olan sürüş ritminizi, minimum bozacak şekilde (mümkünse hiç) yapılan sollamadır. Yaklaşmanız ve geçmeniz temponuzu nerdeyse hiç sekteye uğratmıyacak şekilde (tabi ki güvenliğinizi de maksimum tutarak) gerçekleşmelidir. Ve bunu sadece ve sadece bir plan dahilin de gerçekleştirebilirsiniz.

    Motosikletin karıştığı sollama kazaları ile ilgili istatistiklerde, sadece karşıdan gelen araçla çarpışarak kazaya karışma oranı çok düşüktür..Asıl tehlike sollanan araç/lardan gelmektedir. Genel olarak, aniden sinyal vermeden sola dönüş yapabilir. Bir çukurdan vs.. kaçmak adına, hiç beklemediğiniz şekilde ani sola çıkış yaparak (ki sollama anındaysanız kör noktasında da kalmışsınızdır), sizi yolun dışına atabilir.. Geçiş anında, aniden karşı şeridin solunda durmak amacıyla sola kırabilir, size çarpabilir…vs.. Evet, gazı açıp bir anda şimşek hızındaymışcasına bir aracı sollamak eğlenceli gelebilir..ama o hızlardayken aracın sol kapılarından birini bir anda gözümüzün önünde bulmak pek hoş olmayabilir!

    Öncesinde sollayacağınız aracın sadece arkasına değil, aynı zamanda taramalar yaparak ileriye bakın..Plan yapmaya zaten başlamış olmalısınız.. Bu plan içerisinde çevredeki yol konumları, şartları, şekilleri de bir yandan değerlendirilmelidir.. Örneğin; Önünüzdeki araç normalden daha mı yavaş gidiyor? Ve bulunduğu konum normalin dışında mı? (Etrafta piknik alanları mı var?..Yolun ilerisinde Solda tali yollar mı var? U dönüşüyle tam geri dönüş yapmak için müsait alanlar mı var?..Sürücüsü bir yandan cep telefonuyla konuşuyor ve dalgın bir şekilde mi kullanıyor vs..)

    Yol şerit çizgilerine bakın.. Düz çizgi bildiğiniz gibi sollama yasağıdır..Evet, belki bazı yerlerde motosiklet sürücüsü için bu çizgi çok anlamlı olmayabiliyor.. Motosiklet üstünde çevre hakimiyetimizin arabalara göre çok daha fazla olması sebebiyle, sahip olduğumuz ileri görüş çok daha fazla alanı kapsıyor ve bu sebeple de, öncesinden ileriyi görüp, tek çizgi olmasına rağmen sollamalar yapabiliyoruz. Yalnız çizgiyi geçmeden evvel hep şunu düşünün!; Neden burada sabit tek/çift çizgi var? Azıcık ileride, sağda solda tehlikeli tali yol veya yükselip arkası görünmeyen yol mu var? Yerleşim yeri girişi, meskun mahal hemen azıcık ileride, orada mı? Kavşak ileride mi? ..vs.. Sabit şerit çizgisi bulunan yerlerde, buna benzer soruların cevaplarını ve o koşullarda tehlikelerin olup olmadığı ile ilgili senaryoları hesaplamadan, düşünmeden, sadece görüşe güvenip çizgiyi kesinlikle geçmeyin.

    Araçlara yaklaşırken mümkün olan en çok ileri görüşü yakalayacak şekilde yaklaşın, pozisyon alın..İleri görüşü yakaladığınızda da solamaya geçmek için acele etmeyin..Zamanı kullanın..Sollama yapmadan evvel sollama sonunda nereye geçeceğinizi görmek ve bilmek zorundasınız. İleride görüş olsa da, eğer sollama sonunda geçeceğiniz yeri o an için, halihazırda göremiyorsanız, ‘’gözükecek’’ mantığıyla (farz ederek) harekete sakın geçmeyin! Geçiş planınızın sonu mutlaka olsun ve gözüksün!

    Önünüzde, aynı anda, ardı ardına hareket eden birçok araç varsa, genelde her seferinde birkaçını sollayarak aralara girer ve ardı ardına sollamalarla geçişleri tamamlarız. Bu tarz sollamalardaki püf nokta; her sollama sonunda müsait olan aralara girerken ki Gaz kullanımınızdır..Aralara giriş mutlaka yumuşak gaz kapamalarla, yumuşak hız kesmelerle (smooth) yapılmalıdır (geçişleri planlarsanız olur). Sertçe frenlere asılarak, aralara dalmak iğrenç gözükür ve iğrençtir de..Tabiki aynı zamanda da tehlikelidir..İşin püf noktası, araya girmeden evvel geçtiğiz son aracın yanına geldiğinizde, yumuşakça gaz kesmeye başlamanızdır. Bu şekilde araya girin ama posizyon olarak bütünüyle şeridinizin ortasına veya tam sağa geçmeyin..Zaten orada fazla kalmayacaksınız..ileri görüşünüzü kapamayacak şekilde en başından itibaren (daha araya girerken) pozisyon alın (orta çizgiye yakın/sol teker izi)..Açıklığı ve geçeceğiniz yeni arayı gördüğünüzde tekrar çıkın ve bu şekilde geçişleri tamamlayın..Giriş ve çıkışlarınızı, çullanırcasına sert hareketlerle yapmamaya çalışın. Her koşulda Smooth olun..Aksi halde ne yaptığını bilmeyen ve ne yapacağını belli etmeyen sersem tavukJ gibi gözükürsünüz.

    Diğer yandan sollamalarda bir çok sürücünün genel hatası, gereksiz sinyal kullanımı olmakta..ki bu aslında bütünüyle ‘’vaktini boşa harcama’’ile eşdeğerdir. Son takip ettiğim ve sık sık yanlış sinyal kullanan bir öğrencim VFR kullanıyordu. Bir sollama da sinyalinin çakmasını saydım..Sadece 1 kez yandı ve sollama bitmişti. Karşıdan ve arkamızdan gelen de yoktu.. E bunu kim gördü ki? Sollanan araç mı? Peki ne faydası oldu? Eğer birilerine faydası olmayacaksa, sollama yapacağınızın uyarısını yapmak için ayıracağınız o minicik zamanı dahi, sollama planınıza ve sollama yapmanıza verin.. Eğer sinyal vermeniz gerekiyorsa bu karşıdan gelen, veya sizi arkanızdan takip edip belki de sizi sollamayı düşünen araçların faydasına olmak zorundadır. Gerekiyorsa kullanın! Zamanınızı boşa harcamayın!.

    Sollamalarda dikkat etmeniz gereken diğer bir şey ‘’Arka Kontrol’’dür. Omuz üstü bakışı kullanmayın, aynalarınızı kullanın. Öncesinden, halihazırda, arkanızda nelerin olduğunu biliyor olmanızı sağlıyacak sıklıkta arka kontrol yapıyor olmak zorundasınız zaten.. Önünüzdeki araçlara yakınken yapacağınız bir omuz üstü bakış, eğer beklenmeyen bir şey olursa (aracın aniden yavaşlaması gibi), ciddi anlamda reaksiyon zamanınızdan çalar ve sizi soruna sokar.

    Sollamalarınızın planlı, kontrollü ve akıcı (smooth) olmasına gayret edin. Unutmayın! Sollamalarda yüzdelik oranları yoktur. Ya %100 dür ya da yapılmaz. Şüpheliyseniz yapmamalısınız!

    Pratiğini yapmadıkça hiçbir şeyde iyi olamazsınız. Sadece pratiğini yaparak o konuda mükemmelleşebilirsiniz. Bu sebeple eğer önünüzde bir araç var ise pratik yapınız!

    Sevgilerimle

    Yazan :
    Uğur ERTEKİN

    Gönderilen Nov 12 2009, 10:23 PM Yayınlayan ART Ne ile 14 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x