Motosikletçi sayısı arzu ettiğimiz kadar artmadığı halde acı kayıplarımızda bir eksilme göremiyoruz. Son zamanlarda kaybettiğimiz motosikletçiler arasında “ileri(?) sürüş” eğitimi almış sürücüler de göze çarpmaya başladı maalesef.
Bu acı kayıplar karşısında, ülkemizin korkunç trafik şartları haklı olarak gündeme geliyor, ister istemez. Gündemimizi en çok işgal eden konulardan birisi motosiklet sürücülerine özen gösterilmesi:
“Bizi kollayın, bizi sıkıştırmayın, bize çarpmayın, yolları düzeltin, eğitim istiyoruz vb.”
Tüm bu istekler son derece haklı istekler ve beklentiler. Ama bu beklentilerin, gerçeğin önüne geçmelerine izin verdiğimiz zaman biz motosikletçiler ve ÇEVREMİZ için daha büyük bir tehlike oluşturduklarını düşünüyorum.
Karşılıksız Beklenti Sendromu, Hastalığın 1. Aşaması:
"Doğru düzgün motosiklet kullanabilmek için şartların düzeltilmesi gerekir"
Kişi başına ortalama aylık geliri 'varsayım düzeyinde' 1000 (bin) TL olan, nüfusu son 30 yılda 2-3 katına çıkan ve artmaya devam eden ülkemizde, sürücü ve yol şartları, en az orta vadede, DÜZELMEYECEKTİR!
Yollarımız 'coğrafi bezeme' sıfatını hakedecek kadar kaliteli, sürücülerimiz göktaşı kadar bilinçli ama Godzilla kadar hırslıdırlar. Bunlar, öngörülebilir yaşam süremiz içerisinde de böyle olmaya DEVAM EDECEKLERDİR!

Tedavi, 1. Aşama:
Ülkemizde şartlar kötüdür ve bunları anında değiştiremeyiz, ama sürüşümüzü şartlara göre ayarlaya-BİLMELİYİZ.
Uçak uçuruyor olsaydık ve önümüze bir dağ çıksaydı hangi TUTUM daha güvenli, gerçekçi ve kullanışlı olurdu?
a- “Usta bu ülkede uçulmaz zaten, bu ne ya, kim dikti bunu buraya? Kaldırın o dağı oradan! Dinamitler nerede?”
b- “Tedbirli uçtuğum için zamanında gördüğüm şu dağın etrafından dolanayım.”
Karşılıksız Beklenti Sendromu, Hastalığın 2. ve En Tehlikeli Aşaması:
"Yeterli TEKNiK beceriyle TRAFİKTE canım ne istiyorsa onu yapabilirim!"
Motosiklette koruma en alt düzeyde olduğundan, hata için ödenen bedel de en üst düzeydedir. Hatalar ve bedeller, kullanımı özel bir eğitim ve çaba gerektiren bu aracın sürücüsünün teknik becerisine olduğu kadar TUTUMUNA da fazlasıyla bağlıdır.
- Japonya’nın yol şartlarının ve trafik bilincinin Türkiye’den çok daha üst bir düzeyde olduğunu biliriz.
- MotoGP’de yarışmış bir sürücünün tekniğinin 'ileri(?) sürüş' eğitimi almış bir sürücüden çok daha üstün olduğunu tartışmayız.
Ama bu şartlar altında bile;
7 Ekim 2007 sabahı, saat 06.20’de, 144 Grand Prix’ye katılmış olan Norick Abe, Kawasaki şehrinde scooter'ıyla yolda giderken, önünde kusurlu U dönüşü yapan bir kamyona çarparak hayatını kaybetti!
Kanun her ne kadar kamyon sürücüsünü kusurlu bulsa da Norick Abe gibi en üst TEKNİK düzeydeki bir motosikletçi bile, o kamyon sürücüsünün ne yapacağını -göreceği ve önlem alabileceği- bir hızda ve konumda yani doğru TUTUMla gitmediği için hayatını kaybetti arkadaşlar.
Kendimizi boş yere kandırmayalım:
Gökten düşebilecek gerçek göktaşları hariç trafikte başına gelen herşeyden motosikletçi sorumludur.
Tedavi, 2. Aşama:
Doğru teknik ancak doğru bir TUTUM çerçevesinde kullanıldığı takdirde olabileceklerin önüne geçebiliriz.
Doğru teknik ve TUTUM nedir, ne değildir? Bu yazıya sığmaz, ama özeti:
Yolda olabilecek her türlü arızayı GÖRÜP, önlemini alaBİLECEĞİMİZ bir HIZ ve KONUMDA gitmek, gideBİLMEK, gerekiyorsa durmak ve/veya ertelemek; Tüm bunları yerine getirebilmek icin de RUHEN ve bedenen sağlıklı olaBİLMEKTİR.
Motor sürerken, ihtiraslı göktaşlarından ısrarla ve boş yere talep ettiğimiz özeni kendimize ve ÇEVREMİZE karşı göstereBİLİRSEK, güvenliğimiz ve keyfimiz katlanarak artacağı gibi böylesi yazılar da bir o kadar gereksiz olacaktır…
Not: Bu yazı, okurlar kadar yazarın kendisi için de kaleme alınmıştır.
Fuat Domaniç
"Masumları da tehlikeye atma özgürlüğümüz yoktur!"