in

Jale OZEL

JoZ


  •   Amasra–Kastamonu: Yapılmaması gereken herşeyi yaptığım 1,400 km (15-19 Kasım 2010)

    Tue, Feb 15 2011 14:54
    5,132 Okundu  

    Beni de herkes gibi Kasım’daki güzel hava ve bayram tatili son derece cezbetti ve motorize olma heyecanı sardı. Ama ne yapsam, nereye gitsem bilemediğimden epeyce uzun bir süre vahiy inmesini bekledim. Fakat Cumartesi öğlene kadar gelen giden bir vahiy filan olmadı. Pazar günü yola çıkacağım için artık son gündü, öğlen oldu baktım hala ortada bir fikir yok, ailecek katılacağımız bir nikah töreninden sonra oturup rota filan araştırayım bari dedim. Bu aşamada inanç sistemimi, vahiy konularını filan bi sorgulamadım da değil ama neyse çok takılmadan konuya geçtim. Neyse nikah öncesi annem bir arkadaşı ile gezdikleri yerler üzerinen sohbet ederken, arkadaşı “Ilgaz da güzel bir yer” demez mi. Bir anda kulaklarım dikildi. (Veeee işte o an... O an bu anmış demek ki Yahoo Geldi işte. Demek vahiy böyle bir şeymiş. İyiymiş de).

    Nikah bitiminde hemen bilgisayar başına ve hooppp.. evet süper... kilometre çok münasip böyle bir tur için. Ben güzergahı incelerken o anda birlikte turlar yaptığımız bir dostum aramaz mı, “ne yapacaksın bu tatilde” diye ve beni Ptesi yola çıkmaya ikna etti. Hızlıca bir organizasyon yaparak bizim 3 motosiklet +2 artçı olarak Ptesi sabah 8:00 de yola koyulmamızı sağladı. Yapılacak Rota İstanbul-Amasra-Safranbolu-İstanbul.

    İlk hedef: Amasra.

    İlk molayı Ereğli civarında verdik.

    Mola

     

    Harika deniz ve yeşillikler arasında çok hoş kıvrımların zevkini çıkartarak 440 kilometre sonunda Amasra’ya ulaştık.

    Konaklama Yeri: Amastris Otel. 2*. Denize sıfır, açık havuzlu bir yer. Otel odası ve Bungalov seçenekleri var. 
    Tel: (378) 315 24 65, 315 13 03
    Koordinatlar: 41.744777, 32.388288

     

    Amasra son derece şahsına münhasır güzelligi ve dinginliği olan bir yermiş.

    Amasra1

     

    Bölgenin kendine özel ve güzel bir dokusu var. Köprünün arkasındaki mahalleleri, kıvrıla kıvrıla tırmanan dar yollarındaki tarihi; sakin sakin gezmek, herşeyi tepeden görebildiğiniz Bakacak Tepesi’ne tırmanıp şehre bakarak bir çay içmek kaçırılmaz keyif...

    Amasra_Bakacak

     

    İlk akşamın yemeğini, herkesin bildiği, tavsiye ettiği Canlı Balık Restaurant’ta yedik. Amasra’nın bir balığı, bir de salatası meşhurmuş. Salatanın nesi meşhur derseniz, yemeniz lazım, Çünkü güzel de, insan neden güzel olduğunu anlatacak bir şey bulamıyor, güzel, yiyin görün işte... Olmadı siz anlatırsınız nededini...

    2.gün için meşhur adanın etrafını gezdiren tekne turunu yapmayı planlamıştık ama kör talih tüm gün sis vardı, turu yapamadık  ve bölgeyi bilenlerin yorumu ise önemli bir güzelliği kaçırdığımız oldu.

    2 gün içindeki tüm boş vakitlerimizi Lutfiye Café’de geçirdik. Bambaşka bir ambiansa sahip, harika doğal bir dekorasyonu ve leziz ev yapımı ürünleri olan çok şık ve hoş bir café. Tarçınlı akide şekerini ve bögürtlen reçelini mutlaka deneyin. Bakalim

    http://www.lutfiye.com/magazamiz.asp

    http://www.360cities.net/image/lutfiye-belvu-palas-amasra#0.00,0.00,70.0

    Koordinatlar: 41°44'58"N, 32°23'7"E

     

    Lutfiye1                  Lutfiye2

     

    2.gün akşam yemeğini ise hemen Lutfiye’nin karşısındaki Martı Balık Restaurant’ta yedik. Denize sıfır bir yer, iskele üstü ve hatta deniz içi masaları ile artık keyfin dibine vurmuş bir mekan. Bize müthiş enerjik, canavar gibi birisi olan Tuğba servis yaptı, bir dediğimizi 2 etmedi. Ve yemek konusuna gelirsek tüm yemekler çok lezzetli, yalnız Fener Kavurma muhteşemdi, mutlaka deneyin.

    İşletmecisi Münir Bey, çok hoş sohbet ve motosikletçi dostu. Eğer sorarsanız size çevre, ulaşım, konaklama her türlü konuda son derece güzel bilgiler sağlayan doğal bir rehber. (Yalnız başıma her ne geldi ise işte bu noktada başladı . Hemen ekleyeyim kendisi konaklama için son derece güzel pansiyonlar olduğunu, yardıma ihtiyacımız olursa kendisine başvuracağımızı söyledi. Bilgiler aşağıda bence sizler de kendisinden çekinmeden yardım isteyebilirsiniz.

    Martı Restaurant

    İşletmecisi : Münir Çekici
    Adres: Kum Mah. Küçükliman Cd. No: 15 / A Amasra 74300 Bartın
    Tel: (378) 315 3465
    Koordinatlar: 41.74924728393837, 32.38537788391113

       MartiDeniz

     

    Münir Bey ile sohbet ederken Amasra - Sinop yolunun muhteşem yeşilliklerinden bahsetti ve o an bende film koptu. İlerleyen saatlerde arkadaşlara Safranbolu’ya devam etmek yerine Sinop’a gitmeyi teklif ettiysem de benden başka rotayı değiştirmek isteyen çıkmadı hayırrr

    Sabah kahvaltısından sonra ekipten ayrıldım ve gideceğim rotaya internet kafeden 3-5 dakika hızlıca bir bakıp yola koyuldum. 330 km. Oh ne ala. Tam bir günlük yol. 10 gibi atladım motora çıktım yola. Şehri terkederken iyice alçalmış sis çok güzel bir görüntü oluşturuyordu. Şehir sisin altında yok olmuştu.

    AmasraCikis

     

    Bir yanı deniz bir yanı yeşillik bir yola koyuldum. Kıvrıla kıvrıla dağların arasından giderken, aslında motoru hiç dik tutamadan, sürekli bir tarafa yatık olarak gittiğimi fark ettim. Hoopp... bir sağaaa.... bir sooollaaa.... Eğitimlerdeki slalom çalışmaları geldi gözümün önüne, ama hiç bu kadar tekrar yapmamıştım ricky. Dar kıvrımlar sonrası zaman zaman karşıma çıkan sol taraftaki uçurum hafif bir gerilim yaratıysa da sanırım narkoz almış gibiydim ve güzelliğin içinde pür keyif sürerken keyfim hiç kaçmadı.

    AmasraDag   Amasra3

    Neredeyse 100km gittikten sonra fark ettim ki, bu dağlarda değil tuvalete gidecek bir yerleşim yeri benden başka yoldan geçen araç bile yok Scratch One S Head ha pardon 2 motosikletli hariç. Daha sonra RT gurubundan olduğunu anladığım bu motosikletliler karşı yönden geçerken ondan bana garip garip bakmışlar, sonradan idrak ettim tabii.Mda

    Hafif hafif ayılmaya başlamıştım Fool. Yol çok yorucuydu, zaman ise çabuk geçiyordu. 120 km yolun sonunda karşıma çıkan ilk yerleşim yerinde bir kahvenin önündeki mandalina tezgahını görünce bir anda uzun bir süredir aç, susuz ve molasız olduğumu fark ettim ve köy kahvesinde mola verdim. O sırada Sinop’ta olan bir arkadaşımla yaptığım bir telefon görüşmesi hayatımı kurtardı, bana takip ettiğim yolun otomobil ile bile çok yorucu olduğunu artık sahil yolundan değil, Kastamonu üzerinden gelmemi tavsiye etti. Haklıydı, 120km’yi 2-2.5 saatte ancak geçebilmiştim. Bu öneri süper iyi geldi. Ve üstüne üstlük son derece şanslı bür günümdeymişim, Cide civarında Uğurlu köyündeydim ve şehre inen son çıkış sadece birkaç kilometre ötedeymiş. 2 çay 5-6 mandalinadan sonra yola koyuldum, yine kıvrıla kıvrıla yol almaya başlamıştım.

     

    UgurluKoyu

    Artık durum biraz daha zorlaşmıştı. Köyleri birbirine bağlayan bu yolda toprak, küçük taşlı, büyük taşlı, sulu ne çeşit yol varsa tecrübe ettim. Epeyce yorucuydu ama zaman zaman köylerin içinden geçerken yaşadığım his muhteşemdi: yerli halk bayram kutlamaları telaşındaydı, bir taraftan taşlardan, sulardan, tepeciklerden hoplayıp, zıplayıp sakınmaya çalışırken, bir yandan da sadece televizyonda gördüm, ışıl ışıl taşlı bindallı giymiş kadınları, köy meydanında bayramlaşmaları film gibi izlerken ağzım kulaklarımdaydı. Ama zaman ilerledikçe yorgunluğum arttı ve yol daha zor, zaman daha yavaş akıyor gibi gelmeye başladı. Yol çoğu zaman ıssızdı. Ve ben şehir, düz bir asfalt hasreti ile yanmaya başlamış, medeniyeti o kadar özlemiştim ki. Oralarda başıma bir şey gelmesinden değil ama motoru düşürsem nasıl kaldırırım diye bile stres yapmaya başladım, çünkü in cin bile yoktu ortalıklarda...

    Saat 4 gibi ilk defa asfalt kaplı ve medeniyete giden bir yol gördüğümde ise çocuklar gibi şendim. Epeyce yorgun bir şen ama 6 saatte gelebildiğim kilometre ise 170 km. Saat 4 olmuştu. Sonunda asfalt bir yola ulaşmıştım, inanılmaz mutluydum. Çok heyecanlı ve mutluydum artık, medeniyetteydim. Sinop yazan tabeladan hemen döndüm sola. Superman Ama bir süre sonra yol bana bir garip gelmeye başladı. Sanki yine bir orman yolundaydım ve sanki gittikçe de ıssız derinliklere doğru hızla ilerliyordum. Hava yavaştan kararmaya başlamış, benim keyfim ise kaçmaya. Kilometreleri bir an önce aşmaya o kadar odaklanmışım ki sürüş ile ilgili tüm hassasiyetimi kaybetmişim meğerse. GPS’in ise şarjı bitmiş, cep telefonumun şarjı ise sonunda idi. Ve ben bir an önce yolları aşıp hedefe varmaya kitlenmiş vaziyetteydim.

    Epey bir gittikten sonra yol kenarında bal satış tezgahı ve bir kulübe gördüm, yol sormaya karar verdim. Ve acı haber! Ben o kadar bir emek ile indiğim dağ yolunun hemen kenarından tekrar yukarı doğru çıkan yeni bir dağ yoluna sapmışım meğerse. Yani aşağıdaki resimdeki mor yoldan inip, B noktasından kırmızı yola dönmüşüm ve C noktasına kadar da çıkmışım shok Küre dağlarında/ormanındaymışım. Gitmekte olduğum orman yolu son derece virajlı, ıssız bir yolmuş, Buba araba ile bile bu saatten sonra daha ileriye geçilmesi tavsiye edilmezmiş. Ooooff.... aglaaa

    Rota

    Sinop hedefinden vazgeçip, Kastamonu’ya yönelmeye karar verdim. Ve orman yolundan vurdum aşağı, geri. Ve o anlarda fark ettim ki benzinim de bitmek üzere. Şehir merkezine varmam 1 saat filan aldı sanırım ve kendimi Jandarma Alayı’na attım. Benim babam Jandarma subay olduğundan benim için onlar aileden sayılırlar. Sizlere de tavsiye ederim, bir gün bir yerde başınız sıkışırsa veya yardıma ihtiyacınız olursa Jandarmaya başvurmaktan asla çekinmeyin. Her zaman size yardımcı olmaya çalışacaklardır. Oradaki nöbetçi subayı bularak maruzatımı anlattım. Aslen Sinop’a gitmeye çalışıp beceremediğimi, Kastamonu’da kalmak zorunda olduğumu söyledim, yol maceralarımı anlattım ve konaklayacak yer konusunda bilgi rica ettim. Çok hoş bir gülümseme ile dinledi beni ve bakın ne anlattı: benim devam etmeyip döndüğüm yol çok virajlı, son derece ıssız ve tehlikeli bir yolmuş. Jandarma sürekli orada mahsur kalan turistleri kurtarmaya gidermiş ve o bölgede ayıların insanlara saldırması da meşhur olduğundan, zaman zaman hoş olmayan durumlar olurmuş, çok tehlikeli bir yolmuş. Ve ben o yolda GPS’siz, cep telefonsuz ve benzinsiz kaldığımı hayal bile edemedim o an. Tehlikeden kıl payı kurtulmuşum meğerse. Heat

    Jandarma

     

    O an hissettiğim heyecanı ve mutluluğu kelimeler ile anlatmak mümkün değil. Ve artık fişi çekilmiş gibiydim, vücudumdaki enerji tükenmiş, yorgunluktan omuzlarım çökmüştü. Kendimi kalacağım yere nasıl attım hiç hatırlamıyorum, uyudum desem yalan olur, bayıldım sanırım.Lazy3

    Neye niyet, neye kısmet... Sinop’a gitmeye çalışırken kendimi Kastamonu’da bulmuştum. Ertesi gün bir şehir turu yaptım. Kastamonu Kalesi’ni, Saat Kulesini, Münire Sultan Medresesi’ni, Hükümet Meydanı’nı gezdim.

    Medrese  SaatKulesi  Kale

     

    Akşam Eflanili Konağında güzel bir yöresel yemek yedim.Tavsiye ederim.

    Eflanili Konağı
    Adres: Hepkebirler Mah. İnönü Cad. No:4 Adliye ve Gazipaşa İÖO Yanı- Kastamonu
    Tel: 366-214 11 18
    Koordinatları: 41.375948, 33.77519

     

    Ve anladım ki bu bölge mücevher sandığı gibi bir yer. Her bir yerinden başka bir güzellik çıkıyor.
    Ve bir sonraki gezimin planını yaptım: Pınarbaşı – Safranbolu – Ilgaz

     

    GezilecekYerler

     

    Ertesi sabah kalktığım gibi bastım gaza ve İstanbul. Otobanda gitmek ne keyifli bir şeymiş yahu ricky

    İstanbul’a vardığımda ise: birisi Karadeniz Ereğli’de 80 ile giderken polisler tarafından kesilen birisi de otobanda EDS ile tespit edilip daha sonradan adresime iletilen 2 adet hız limit aşımı cezam olmuştu. O gün bugündür şu ana kadar esefle kınadığım, zincir ile plakayı kapatma yöntemi için, “acaba mı” diye hala düşündüğümü itiraf etmeliyim. Scratch One S Head

    Her ne kadar yaşadığım heyecandan müthiş haz duyduysam da aslında bu turda yapılmaması gereken bir çok şeyi yaptığım aşikar ve başıma bir zeval gelmeden, çok önemli dersleri çıakrtma şansım olduğu için mutlu oldum:

    1 – Gidilecek rota çok önceden hazırlanmalı, iyi çalışılmalıymış. Haydi gidiyorum deyip gidilmemeliymiş.

    2 – Kilometre/mesafe bilmek tek başına yeterli değilmiş, yol şartlarını da mutlaka önceden biliyor olmak lazımmış. Otobanda gidilen 100km ile Karadeniz’de gidilen 100km’nin farkında olmak gerekiyormuş. Bu turda olduğu gibi 100km’yi aşmak bazen saatlerini alabiliyormuş insanın.

    3 – Aküye bağlı bir GPS cihazı şartmış.

    4 – GPS’in olsa bile mutlaka yazılı bir harita lazımmış adama.

    5 – Cep telefonu şarjı kontrol edilmeli hatta bir yedek pil taşınmalıymış bu tür in cin top oyanayan güzergahlarda.

    6 – Benzinin bittiğinin bile farkında olamayacak durumda olacak kadar yorgun ve bilinçsiz sürmemek lazımmış. Onun için yeniden bakınız Madde 1.

    7 – Sonradan aynı bölgedeki diğer yol raporlarını okuduğumda aynı bölgede olup da farkında olmadığım, görmeden geçip gittiğim bir çok güzel yer olduğunu anladım. Ve bir kez daha bakınız Madde 1.

     

    SONUÇ : Madde 1’i çoook iyi çalışmak lazımmış...

     

     

     

     

    Gönderilen Feb 15 2011, 02:54 PM Yayınlayan Jale OZEL Ne ile 14 comment(s)

  •   Kedi problemi ve çalışan/çalışmayan çözümler

    Wed, Dec 15 2010 19:01
    3,845 Okundu  

    Motor sahibi olmak; kediler ile istenmeyen bir ilişkiyi otomatikman başlatıyor maalesef  :( 

    Hemen ilk akla gelen branda kullanmak oluyor. Ama bu yaratıklar ile kurallar bile tersine işliyor; motorunuzu korumak için kullandığınız branda yazın gölgelik, kışın muhteşem sıcak bir barınak görevi gördüğünden istenenin tam tersine kediler için cazip bir mekan harika bir barınak halini alıyor. Zaten birkaç gün sona elek halini aldığından yağmura karşı da kifayetsiz bir brandanız oluyor. Kedilerin sadece 4 ayak üzerine düşmek değil diğer fizik kanunlarına bir çok açıdan kafa tuttukları da kesin. Benim eski motorum Burgman'da hiçbir tutunacak yer olmamasına rağmen nasıl olup da sürekli kontağa işemeyi becerdiklerini çözemedim mesela. Ve apansız bir mücadele başladı kediler ile aramda. Birçok koca-karı yöntemi denedim, zihni sinir projeler ürettim ama... ı-ıhhh... olmuyor allah olmuyor. Kedileri motosikletimden ayıramadım.

    En son yeni aldığım motosikletimin 2.gününde selesinin delik deşik olduğunu görünce artık çileden çıktım ve bu konu çözülmesi zorunlu bir hal aldı benim için. Bu sırada internet üzerinden araştırma yaptım ve genelde üretici firmalar tarafından girilmiş bilgiler ile bir kaç öneriye rastladım. Ben de bu konuda ızdırabı olan kişilere rehber olması açısından DENENMİŞ çalışan ve çalışmayan çözümleri paylaşmak için konu açayım dedim.

    Ben en son geçmişte denediğim basit çözümlerden daha teknolojik olanlarına yöneldim ve aşağıda linkteki cihazı edindim.

    Cat Stopper - Kedi Savar

     

    http://cgi.ebay.com/ws/eBayISAPI.dll?ViewItem&item=260667799636&ssPageName=STRK:MEWAX:IT

    Veeeee... taktığım günden beri (1 aydır) motosikletimin selesinde hiç bir ayak izine rastlamadım. Mutluyum & gururluyum... you rock

    Bu çözümü deneyene kadar internet üzerinden bir çok çözümü okudum ama genelde çözümleri deneme sonuçları belirtilmemişti.

    Eminim sizin de bu sorunsala (nedense sorun denmez, sorunsal denir, sarpasaran sorun filan anlamına mı geliyor bilmiyorum, herhalde derin bir anlamı olsa gerek) denediğiniz çalışan & çalışmayan yöntemleriniz vardır. Sizler de paylaşırsanız bu konuda arayış içinde olanlara bir rehber bilgi olacaktır.

    Keyifli sürüşler...

    Gönderilen Dec 15 2010, 07:01 PM Yayınlayan Jale OZEL Ne ile 7 comment(s)

  •   +1 km için 130 TL para cezası & 1 Eylül 2010 tarihli yeni "Karayolları Hız Limitleri"

    Fri, Dec 03 2010 16:09
    2,826 Okundu  

    Sevgili günlük... bana bu kalbin kadar temiz sayfayı.... Haa dur yok bu günlük o günlük değildi... ne bileyim... ilk defa yazıyorum, heyecan yaptım :)

    Bu sabah bir sürpriz ile karşılaştım:  15 Kasım 2010 (arefe) günü İzmit-Çamlıca Gişeleri bölgesinde 111 km hızla gittiğim için kesilmiş 130TL’lik bir trafik cezası dün eve ulaştırılmış :(. Aynı seyahatimin dönüşünde de 85km ile Karabük’teki tam şehirin çıkışında “vaaaavvv bu ne güzel bir yol yahu, 3 şerit gidiş, 3 şerit dönüş, şeritler bizim bildiğimiz gibi değil her biri İstanbul şeritlerinin 1.5 katı, sanki bir havaalanı gibi, süüüpppeerrr” diye ağzım kulaklarımda giderken bir anda sağda radarlı polis aracını görünce ağzım kulaklarımda gülümsemem yüzümde donup kalmış, asıldığım fren fayda etmemiş, 85km ile ceza yemiştim. Efendim orası şehirler arası değil şehir içi imiş, hız sınırı da sandığım gibi 90km değil 70km imiş :( . Tam bu cezayı ödemişken bu kez de otoban sandığım yerde gelen ceza ile bu hız limitleri konusuna pek hakim olmadığımı fark ettim ve bir araştırdım. Hazır bilgilere ulamışken paylaşayım, sizlerin de hafızasını tazeleyeyim dedim.

    1 Eylül 2010 Tarihli 27689 sayılı resmi gazete ile yeniden düzenlenen Karayolları Hız Limitleri aşağıdaki gibi artık. Bizlerin kullandığı motosikletler sarı ile işaretlediğim L3 sınıfı. Ve Şekil 2a’da görüldüğü gibi otobanda hız limiti 100km, ceza için %10 aşma hakkı var, etti 110. Ve buradan da benim sadece +1 km için 130 TL ceza yediğimi gösteriyor maalesef :( Çok şanssız bir günümdeymişim. :) Allah bilir tam 1 km değildir, yuvarlamışlardır onu da :( :(

    İşte kanun maddesinin detayları... Yok ben illaki resmi kaynağını da okuyayım derseniz:

    http://www.resmi-gazete.org/tarih/20100901-6.htm (Madde 11)


    Yeni Karayolları Hız Limitleri (1 Eylül 2010)



    Ve kanun maddesi ayrıca diyor ki:

    “Hız sınırlayıcı cihaz bulundurma ve kullanma zorunluluğu olan araçlarda; yol ayrımı yapılmaksızın M3 sınıfı otobüslerde hız sınırı ayarlaması 110 km/s, N3 sınıfı kamyon ve çekicilerde ise 90 km/s olacaktır. Bu araçlar şehir içi yollarda ise, diğer araçların tabi olduğu azami hız sınırlarına uymak zorundadırlar.

    Zorunlu haller dışında şehirlerarası karayolunu kullanan motorlu araçlarda araç cinsi gözetilmeksizin asgari hız sınırı 15 km/s, otoyollarda ise 40 km/s’tir.

    Tehlikeli madde taşımaya mahsus olup, boş olarak trafiğe çıkan araçlar yukarıda belirtilen kendi sınıfına giren araçlara ait hızla sürülebilirler.

    Römorklu veya yarı römorklu araçlarda (Römork takmış LTT hariç) en çok hız sınırı aynı cins römorksuz araçlara ait en çok hız sınırından saatte 10 km. daha düşüktür.

    Servis freni bozuk araçları çeken araçlar saatte 15 km.’nin üstünde bir hızla sürülemez.

    İçişleri Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığının görüşünü alarak, yerleşim yeri dışındaki şehirlerarası çift yönlü karayolları ile bölünmüş yollarda ve otoyollarda otomobiller için hız sınırını 20 km/s’e kadar artırmaya yetkilidir.

    İl ve ilçe trafik komisyonları belediye sınırları içindeki karayollarında otomobiller için hız sınırını 20 km/s’e kadar artırmaya yetkilidir. Ancak belediye sınırları içinden geçen ve Karayolları Genel Müdürlüğünün sorumluluğunda bulunan devlet ve il yolları için Karayolları Genel Müdürlüğünün uygun görüşünün alınması zorunludur.”

    Gönderilen Dec 03 2010, 04:09 PM Yayınlayan Jale OZEL Ne ile 4 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x