Hafta başından beri hergün motor sabahlarına uyanıyorum...
'' Motor sabahları da ne ola,her sabahım motor benim..'' diyen çıkacaktır..:)..Benim motor sabahlarim sabahın erken saatlerinde merakla perdeyi aralayıp havayı kokladığım,yüzüme sabah ayazının ,burnuma ıslak toprak kokusunun çalındığı ,yolun ''cayır cayır'' çağırdığı sabahlar..Sonra şöyle
hafifçe kafayı pencereden çıkarıp gökyüzüne bulutlara bakma karesi gelir arkasından..Gökyüzünün fotoğrafına...Zihin hemen bir önceki gece şöyle bir bakılan hava tahminlerini geçirir kafasından ..''hımmm,yine tutturmuşa benziyorlar'' la onayını verir yerli yabancı meterelojiye..Vermese de değişecek birşey olacağından değil...Topcase VD40,zincir yağı,ilkyardım çantası gibi demirbaşların yanında ,haa bir de ducktape (deneyimle sabit yolun McGaywer'ı olduğuna inanırım) , 4 iklim içerikli yedeklemelerle doludur herzaman zaten...
Hemen giyinip inersin motorun başına...Motor sabahının en güzel karesi selenin üzerindeki çiğdir..Öyle bezle siliyim ,bi kurutup yerleşiyimlerim yoktur benim..Şöyle eldivenli elinle bir alırsın kabasını,sonra oturup seleye çevirirsin kontağı...
Sabahın sessizliğinde otoparkta yankılanan motor(-umun) sesini pek severim..Milleti ayaklandırmamak için hemen uzamak lazım..Derdim ''aman konu komşu uyanır mı'' kısmı değil..Derdim şehir uyanmasın...Şehir uyanmadan şehre sürmekle ilgili acelem...Zaten 2 durağın olur akşamdan halletmediysen.. 1.Bankamatik 2.Benzinci ...Cüzdanla depoyu fulledik mi Maslak'ın çam kokulu ayazından artık yola düşme zamanı......
Önceleri köprü girişi,sonra çıkışı sağ cep,sonra TEM Opet derken buluşma noktası da kaçışla doğru orantılı Eskihisar feribota kadar uzar oldu artık...Oraya kadar böööyyylee burnunun içine çeke çeke sabahı bi mutlu sürersin ki motoru..Bazen kafanda '' yatın uyuyun siz fosur fosur , şu sabah kaçar mı beaaaa'' diye de geçirir zihin dizgiden, insan bu enteresan malzeme..:)..Bunu yakalarsan bi de güzel gülersin kendine o kaskın içinde...İşte o gülümseme seni tekrar yola döndürür...O bir '' yüzdeyüzlük '' his vardır motorun üzerinde tam o an yakaladığın...Sen, motorun,ikiteker,yol,gitmek,yolda olmakla ilgili tüm zamanlardaki herşeyin tek karede üstüste binip çakıştığı ...Onu yakaladın mı artık ne o gün nereye gittiğin kalır,nerede olacağın,nereden nereye döneceğin..Sen sadece sürersin..Sadece yoldasındır..Yol bir yere gitmez...O anda tüm varlığınla durduğun ,sadece ve sadece olduğun halindir...
Benim uyandığım motor sabahları bu sabahlar işte...Bu sabah da bu haftanın her sabahı gibi uyandım...Burnumun ucunda puslu ayaz kırmızısı, taksiyi beklerken brandanın altından gidona koydum sağ elimi ,gözlerimi kapattım..Bir derin nefes daha aldım uzakları içime çekmek için..Şimdi iki küçük azı arasında kızgın kumlardan serin sulara ,210 cm.karelik engin bir arazide ıslak çimen kokusunun izini sürüyorum dişperisi kılığında....:)
Cem'e söz vermiştim..Kalemin ucuna ne gelirse diye..
Kalemin ucunda ''basıp gidelerim'' var bugün...
Merkez dinlemede mi?
...