Cok keyifli bir egitim oldu. Neredeyse vucutumun her eklemi agriyor Ana hatlariyla ogrendiklerimiz:
Cesitli dogal isaretleri degerlendirerek yon bulma, harita rota belirleme ve izleme...
Cesitli kimyasallarla kirli suyu icilebilir hale getirme Kucuk kapan cesitleri, vahsi hayvan salridirilarinin farkliliklari, korunma yontemleri Calisma yapilan ortam olagan ustu guzeldi Alet yardimiyla icme suyu elde etme Dakota cukurunda ates yakma Pazar sabahi araziye ciktigimizda yamaclar tirmanis yapanlarla doluydu Biz de hafif ugrasilarla gune basladik Ama is gittikce daha cetrefilli bir hal aldi Bazen yorumlarin sertlestigi de oldu Yamactan iple inis antremani Kanyon her koseyi dondugumuzde bize degisik bir manzara ve degisik zorluklar sundu Kaplumbaga bu mevsimde bulamadik ama bulsaydik yermiydik hemen soyliyeyim muhtemelen evet. Egitim hepimizi o ruh haline soktu zaten. Nitekim bulabildigimiz 4 salyongoz gunun ogle yemegi oldu. Katilan arkadaslarima beni yanliz birakmadiklari hatta ara sira da kurtardiklari icin tesekkur ederim
Harikaydiniz
Aslında hepimizin katılması gereken bir aktivite.Bu eğitimle sadece doğada hayatta kalma becerisi kazanmadınız sanırım.Aynı zamanda kendi kendine yeterli olma,strese ve sıkıntıya dayanabilme yetiside kazandınız.En güzel tarafı da bu.
Harika bir gün ve eğitim olmuş.. Özellikle yöne bulma ve harita okumayı mesleğim icabı çok iyi bilirim.. Lakin kirli suyu temiz ve içilebilir hale getirmek çok önemli. Çünkü susuz bir vücut her tür halüsinasyonu beyine oynatabilir.. Ayrıca vahşi hayvan saldırları için önlem ve davranış biçimide en önemli konulardan birisi.. Mesela Artvin de çalıştığım yıllarda Ayı en büyük tehlike idi. Doğu Karadeniz Dağlarıda çok fazla vardı. Eğer dağda sizleri bir ayı kovalar ise asla yukarı koşmayacaksın yada ağaca tırmanmayacasın bu iki şey ayı karşısında yapılacaken büyük hatadır. Yapılması gereken tek şey yokuş aşağı koşmaktır. Çünkü ayıların kolları bacaklarına göre kısadır yokuş aşağıya koşarken ağır gövdelerinde denge sağlamada çok sıkıntı çekerler hızları düşer hızını düşüremez isede yuvarlanır...
Bu arada salyangoz yada kaplumbağa yeme işine gelince.. Bir öğleden sonrada yiyebileceğimi sanmam.. En az 3 gün arazide aç olmam gerekir ki sulu bir salyangozu yiyeyim...
Manzara ve çalışma bölgeside tek kelime ile Harika....
Fotolar süpermiş
Sehir icinde hayatta kalmanin,hayattan tad almanin ne kadar zor oldugunu biliyoruz.Cok faydali bir egitim programi olmakla kalmamis,sanki "Birazda Yasadigini Hisset" etkinligi icinde onemli bilgiler sunan,doganin; hayatin ta kendisi oldugunu bir kez daha hatirlatan cok onemli bir motivasyon kaynagi olmus.Tebrik ediyorum..
Eğitimler, her zaman için çok faydalı aktivitelerdir. Bilgi çoğaldıkça tecrübeler daha acısız kazanılır. Asıl olan bilgiyi tecrübeye en az acıyla dönüştürebilmektir. Eğitimin rolü de burada zaten...
Ben uzunca bir süre avcılık bahanesi ile Artvin-Arhavi-Makuf, Rize-Fındıklı, Kars-Göle yaylaları yöresi ve Kocaeli yarımadasında günlerce doğada dolandım. 1978 yılında Artvin Metu yaylasında avladığım bir "Kara Keçi" nin yaralı olarak kendini uçuruma bırakmasından sonra bir daha ava çıkmadım. Ancak doğaya karşı verilen mücadelenin keyfini bilirim.
Bu arada, doğada doğal düşmanı "kendisi" olan yegane canlının "İnsan" olduğunu bilerek, ayıların bir insan için insandan daha tehlikeli olduğunu asla düşünmedim. Sadece mesafeyi iyi ayarlamak lazım.
Yiyecek konusunda bitkileri tercih ederim. Ama hayvansal proteinler de insanoğlunun vazgecilmezleri arasındadır. Kaplumbağa, salyangoz, yılan... farketmez. Adı üzerinde "Hayatta kalma"...
İstanbul gibi 1. derecede deprem bölgesi olan bir yerde yaşayan insanların, McGaywer olmasa bile "hayatta kalabilme becerisi" ni kazanması yönünde verilmiş bu eğitimden dolayı, verenleri de katılanları da kutluyorum. Ve kendi adıma da "Keske orada olabilseydim" diyorum.
Tam da istediğim bir aktivite, katılabilmeyi çok isterdim.