Bu Günlük

Hızlı aktarma


Gunalp KOCAKANAT

Günalp Kocakanat


Aşılası Toroslar - I - Anamas Dağları,Yenişar Bademli,Üzümdere Kanyonu

Wed, Dec 23 2009 19:05
6,681 Okundu  

 

             

          

 Yağmur,kar,fırtına yüzünden evlere kapalı kaldığımız şu kış günlerinde bari geçmiş gezilerimizle oyalanalım.Bir taraftan Toros Rotaları 

devam ederken,bu rotaları çıkardığım gezilerden yeni bir seri yapıp uzun kış akşamlarında yol hayallerine dalalım.Hem de böylelikle rotalar

biraz daha canlanıp,şekillenecektir.

Bu haftaki gezimiz orta Toroslarda,Anamas Dağlarında...

Hem 14 numaralı rotayı,hem de 13 numaralı rotayı kapsıyor. 

Geçen sene kıştan çıkıp ta bahara ulaşınca içimizde habire kıpraşan kurtlar iyice kontrolden çıktı.Yılın belkide en güzel zamanlarında

kısa da olsa bir kaçamak bizim kurtçuklara iyi gelir diye düşündük.

Daha önceki gezilerimizden aklımızda kalan bir dağ geçidini ne zamandır konuşuyorduk.Bu geçit Anamas Dağlarında yaklaşık 2300

metre yüksekliğinde bir dağı aşarak köprülü kanyon ile Beyşehir Gölü'nü birbirine bağlıyor.Ya da en azından biz öyle tahmin ediyoruz.

Yaptığımız yol aşağıdaki gibi.Aşmayı düşündüğümüz geçidi çok az bir mesafe kalmasına rağmen malesef kar nedeniyle aşamadık.

Mecburen Anamas dağlarının etrafından dolandık.

 

Anamas Dağlarının uzmanı bizim Orhan.(Orhan Uslu) O bölgeyi avucunun içi gibi biliyor neredeyse.Arıyoruz Orhan'ı,dünden hazır.İlk sorusu

''Ne zaman gidiyoruz abi?''

Cumartesi sabah sekizde düşüyoruz yola.

Gerçi içimizdeki bir takım casuslar daha biz yola çıkmadan ifşa etmişler ama neyse.sopaaa

Bu gezide toplam 561 km.'yi 25 saatte aşmışız.Bu 25 saatin 12 saati hareket halinde geçmiş.Kısaca birinci gün 13 saat ve ikinci gün

12 saat motorun üzerindeydik.Bu arada Murtiçi Kepez Köyünden Oymapınar barajına yaptığımız 18 kilometrelik dağ ve kanyon geçişi

belki de bugüne kadar gördüğüm en kırıcı ve yorucu etaplardan birisiydi.18 kilometrelik yolu tam 2 saat 20 dakikada geçtik.

600'den fazla fotoğraf çekmişiz.Bunların içinden ayıklaya ayıklaya 140 taneye düşürebildim.

Sabah kahvaltısı Aksu'da simit ve peynirle.

Akşam yemeği için plan yapıyoruz burada.Orhan ekmek aldığını ve akşama yeteceğini söylüyor.Allahtan inanmadım da yoldan ekmek aldım

iki tane daha.Atila ile ikisi yolda Orhan'ın aldığı ekmekleri bitirdiler de benim aldıklarımı çantayı sürekli kilit altında tutup zor kurtardım.hahaha

Bu fotoğrafı restoranda çalışan genç çekti.Nasıl çekebildinmi diye sorduğumda fotoğraf makinesinin ekranına bakıp ''düğmeye bastım ama hala

kıpraşıp duruyorsunuz burada'' demez mi.Koptuk tabii.hahaha

Köprü Çay üzerindeki Aspendos girişi tarafındaki tarihi köprü.Ama artık onarımdan sonra tarihi tarafı kalmamış.

Bu da biraz ilerideki yeni köprü.

Daha yolun başında mükemmel manzaralar.

Yukarıdan ikinci fotoğrafta Orhan'la Atila'nın nevaleyi ve ekmeği tüketmeye başladıkları mola verdiğimiz minik restoran sıcağı önlemenin yolunu

keşfetmiş.Big Smile

Herhaşde bu alet restorana doğru esen sıcak havayı bertaraf etmek için orada asılı.

Gittikçe yükseliyoruz.Bundan sonraki hedef bizim Beyşehir geçidi.Geçmemiz gereken yer kar kaplı.Geçip geçemeyeceğimizi hesaplıyoruz durup.

İşte burayı aşmamız lazım.Bu dağın arkası Beyşehir Gölü.

Her şeye rağmen denemeye karar veriyoruz.

Zirveye 3-4 kilometre kala rastladığımız çoban Mayıs sonundan önce bu geçidi aşmanın mümkün olmadığını söyleyince geri dönüyoruz.

Burayı aşabilsek şöyle bir manzara ile karşılaşacağız.

 

Ama dönüş yolu belki de gideceğimiz yoldan çok daha güzel.Dağ ekmek içi çıkartır gibi oyulup yol açılmış.Yarım tüneller zincirinden geçiyoruz.

 

Dağlardan su fışkırıyor.Tüm yol boyunca buna benzer yüzlerce manzara ile karşılaştık.Hatta şelaler gördük.

Doğa inanılmaz güzel.

Buradan sonra Anamas Dağlarının etrafını dolaşmamız gerekiyor.Daha katedecek çoook yol var.

Kesme boğazı yolumuzun üzerinde.

Kesme Köyünde mola veriyoruz.Harika köyler var yol üzerinde.Bu ev kuran kursu hocasınınmış.

Yolcu yolunda gerek.Yola devam.

 Bir tarafta karlı dağlar.

Diğer tarafta eriyen karların suyu ile coşmuş ırmaklar.

 

Yine nefis bir köy Belence.

Belence'de suyun kenarında mola veriyoruz.

Bu arada geriden gelen Orhan'a dur işareti yapmamıza rağmen yanlış anlayıp geçip gidiyor.Arkasından yetişmek için yola çıkmayı düşünürken

yandaki evin sahibi Fehim Amca'nın verandasında çay daveti bizi alıkoyuyor bu fikirden.Anında satıyoruz Orhan'ı.Crazy

Nefis çayları götürdük afiyetle.Fehim Amcaya teşekkür edip ayrılıyoruz.Belence'nin insanı adı gibi güzel,misafirperver.

 

Yolda yine minik bir göl.Bu sene sular coşmuş.

Biblo gibi köyler.

Harika toprak yollar.

Dedegöl dağlarına tırmanmaya başlıyoruz.

Karşıda Dedegöl'ün zirvesi.

Biraz ileride Vali Çeşmesi Geçidi.Rakım 1810 metre.

Bir tarafta Dedegöl Dağı diğer tarafta Beyşehir Gölü.Bütün gün ulaşmaya çalıştığımız göl en sonunda karşımızda.

Vali Çeşmesinde barbeküler hazır.Çadılrarı buraya kuralım diyorum ama şu anda sıcaklık 5 derece.Akşam kesin sıfırın altına düşecek.Yemiyor tabii.Crazy

''İlk hedefiniz Beyşehir'' pozu.

Hava kararıyor artık.Bir an önce göl kenarına varıp çadırları kurmak lazım.Daha konaklayacak yer bulucaz.

Hava kararmaya yakın Yenişarbademli'ye giriyoruz.Sabah yanımızdaki sucuklar bizi idare eder derken akşam olunca et derdine düşüyoruz.

Yenişarbademli'de bir tane kasap var ama et yok.Indifferent

Tekel ana dağıtım ofisi var ama içki yok.Indifferent

Market var ama içinde ekmekde dahil bir şey yok.Indifferent

Olanı alıp çıkıyoruz.Yanımızda sucuğumuz var,çukulatamız var,fındığımız var e ekmekte var.(Orhan'la Atila'yı dinlesek o da olmayacaktı ya.

Dedim ya yolda götürdüler diye.Skull)

Gölün kenarında harika bir yer bulup başlıyoruz çadırları kurmaya.

Bir taraftan da ateş yakma çalışmaları.

Atila çok uğraşıyor ateşi yakmak için sağolsun.

Kömür ateşinde bizim sucuklar cızır cızır.Mükemmel valla.

Yemekten sonra keyif vakti.

Biraz sonra dolunay önümüzdeki tepenin ardından yüzünü gösteriyor.Bulunduğumuz yer harika.Bir tarafta göl manzarası,dğer tarafta dedegöl dağı.

Sabah güzelliği çok daha iyi farkedeceğiz.

Sabahın ilk ışıkları ile ayaktayız.

El yüz yıkama faslı,

Çevreyi keşif,

Sabah kahveleri,

ve harika doğanın tadını çıkartma.

Gece boyunca etrafta trafik vardı ne olduğunu anlamamıştık.Meğer buraya ta Afyon'dan balık tutmaya geliyormuş millet.

Bu da bizim balıkçı.Gözüyle avlıyor.Smile

Eh artık toplanma zamanı.Daha yolumuz uzun.

İstemeye istemeye bu harika yeri terkediyoruz.

Ama yol boyunca inanılmaz güzellikler göreceğiz daha.

Arada yol sorup,

masallardan fırlamış köyleri katediyoruz.


Harika göl manzaraları.İki adımda bir durup fotoğraf çekiyoruz.




Yol kenarında elinde 2 haftalık yavrularla bir köylü.Dayanamıyor inip dakikalarca oynuyoruz yavrularla.






Eski sarnıçta elimizi yüzümüzü yıkıyoruz. 


Hem havada hemde ağaçların tepesinde gördük leylekleri.Hadi hayırlısı.


Huğlu'ya doğru yoldayız.




Huğlu'da etli pidecide geçte olsa sabah kahvaltısı.


Bizim pideler önce fırına,

Sonra mideye...


Yine yoldayız.

 

 

Aşılacak dağlar var.

Önümüzde Üzümdere Kanyonu


Susadık..

Üzümdere Kanyonu Manavgat Irmağı'nın doğdu yer.Dağlardan fışkıran sular ırmağa akıyor.




Bu su dağdaki bir yarıktan fışkırıyor.Resmen şelale.

 

Güzellik karşısında nutkumuz tutuluyor.Bir daha gelinip çadır kurulacak yerler listemizde baş köşeyi alıyor burası.



Kanyon geçişinden sonra istikamet İbradı Emiraşıklar Köyü.Burada Akdeniz Motosiklet klubü (AKMOK) sezon açılış toplantısı var.Bizde çok

yakına çıktık kanyondan.Bir taşla iki kuş vuralım dedik.Dostları ziyaret.Malesef burada benim fotoğraf makinesinin 3 yedek pili de dahil olmak

üzere şarjı bitti.Kameranın fotoğraf fonksiyonunu çözene kadar çektim zannettiğim bütün kareler uçmuş.A60 motosiklet vardı toplantıda.Görülmeye değerdi.Ercüment,Mehmet,İbrahim ve adını sayamadığım tüm dostlar oradaydı.Biz tam kalkma zamanında yetişmişiz.

Grup yakındaki göktaşı kraterine,biz ise raporun en başında bahsettiğim zorlu Oymapınar geçişine yöneldik.

Mutiçi'nden Oymapınar geçişine doğru döndük.Yolda yine sevimli köyler.

Hiç harç kullanılmaksızın inşa edilmiş taş evlerle dolu buraı.Köyün adı Hacıköy.



O zorlu geçişin girişinde çağla yürütürken.Geeked



Bahsettiğim Murtiçinden Oymapınara geçit veren kanyon.

 

Bu kanyon geçişinde malesef çok az fotoğraf var.Yolla uğraşmaktan,durup fotoğraf çekemedik.Ama video çekimleri var.Onlar fikir verecektir.

Dünden beri ancak resimleri organize edebildim.Yarında videoyu hallederim.

Yolun ortalarına doğru baraj gölü.

En sonunda Oymapınar barajı.Ciddi yorulduk.

Manavgat ırmağının kenraında yorgunluk atmak için çok sevimli bir restoranda durduk.

Orhanın yüz ifadesi her şeyi anlatıyor aslında.Yorgunluk,keyif hepsi bir arada.Bu iki gün fiziken ciddi yorulmuş olsak da,sanki 15 gün tatildeymiş

gibi iş ve şehir stresinden uzaklaştırdı hepimizi.Önümüzde daha 80 kilometre var,ama bunca yorgunluğa rağmen bir kaç 80 kilometre daha yol

alabilirim kesin,eğer eve dönmüyor ve yola devam ediyor olsam.







Yayınlanış Tarihi Dec 23 2009, 07:05 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT

Yorumlar

 

Bahadir Candemir Dediki :

güzel anlatımi güzel fotolar...

ellerinize, tekerinize sağlık

December 21, 2009 2:16 AM
 

Murat TURGUT Dediki :

Kışın bu güzel yanını seviyorum işte. Yeni yol planları yapıyoruz,

sıcak yerlerin,sıcak dostları sayesinde ufkumuz daha bir açılıyor. Tekerinize yüreğinize sağlık. Şeytan diyor kaç Ankara'dan, git Günalp beyin oğlu ol :).

December 21, 2009 3:04 PM
 

Murat TURGUT Dediki :

Elinize, yüreğinize sağlık. 2-3 kere okudum her defasında ayrı bi keyif aldım. Şeytan diyor git Günalp abinin oğlu ol :). Abi yeni bir çocuğun olsun istermisin? Otelcilik işinden de anlarım. Her işi yaparım, yeterki beni de götür gezdiğin yerlere :)

December 23, 2009 9:53 AM
 

tolga karalar Dediki :

cok guzel bir gezi olmus, anlatim da nefis, tekerinize saglik...

December 27, 2009 1:08 PM
 

Ertugrul ORTAC Dediki :

Oooof Of...

Çadırda sabah uyanmak gibisi var mı?

Çok teşekkür ederim, nefis bir gezi olmuş.

December 29, 2009 4:01 PM
 

Gunalp KOCAKANAT Dediki :

Hepinize yorumlarınız için çok teşekkür ederim.

Ertuğrul,söylediğin gibi çadırda uyanmanın tadı bir başka.Güneşle birlikte uyanıp direk açık havada güne başlamak inanılmaz güzel.

Murat benim ufaklık daha 1,5 yaşına gelmedi.Sen gel Antalya'ya,benim oğlan büyüyene kadar gezelim beraber.:)

January 3, 2010 7:54 PM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Gunalp KOCAKANAT

1966'da dogdum.Lise ve üniversite'yi saymazsak yaklaşık 40 yıldır Antalya’da yasiyorum.Birdenbire motosiklet sevdasına nereden tutuldum bilmiyorum.Ama iyi ki tutulmusum.Bu sayede 40 yil yaşadığım sehri tanımadıgımı anladım.Ilk motosikletim BMW F 650 GS idi.Baslangiç için ideal,oldukça makul bir motorsiklet.Bir süre sonra onunla vedalastik ve BMW R 1200 GS’le yollari kat etmeye basladik.Simdilerde R 1200 GS Adventure kullanıyorum.Daha yapılacak çok yol var.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x