Gunalp KOCAKANAT

Günalp Kocakanat


Aşılası Toroslar II - Emeredin Geçidi

Thu, Dec 31 2009 2:40
5,408 Okundu  

 

            

          

Bu gezide toroslara çıkmak yoktu aklımızda.Aslında yanlış bir ifade oldu bu.Antalya'da Toroslara çıkmadan,onları aşmadan nereye ulaşacaksın ki?

Belki aklımızda dağlarda off road yapmak yoktu desek daha doğru olurdu.Gidelim,bulduğumuz bir yere hayatımızda ilk defa gün ışığında çadırımızı

kurup,sırt üstü uzanıp kitap okuyup,çekirdek çitleyip,miskinlik yapalım diye çıktık yola.Aslında ilk gün bu plana sadık kalmadık desem yalan olur.

Ancak ikinci gün bir önceki Anamas Dağları raporunda aşamadığımız Emeredin Geçidinin diğer tarafına yakın olduğumuzu fark edince yine dayanamadık.

Bu raporda 13 numaralı ve 14 numaalı rotaları kapsıyor.

Geziye her zaman olduğu gibi bir gün önce akşam karar verdik.Mehmet'te Manavgat'ta haber bekliyor.Ama nereye gideceğimiz konusunda hiç birimizin

fikri yok.Sabah buluştuğumuzda da nereye gideceğimizi bilmiyorduk.Ancak Manavgat'a geldikten sonra ''Haydin Seydişehir taraflarına gidelim!

Orada sora sora buluruz bir yerler'' diyerek yola koyulduk.

Akseki üzerinden vardık Seydişehir'e.Yolda uğradığımız benzin istasyonunda bizim motorların üzerinde bu yazı vardı.

 

Tanıdık bildik bir yer değil Seydişehir.Çevredeki kamp yerlerini en iyi yörenin avcıları bilir düşüncesiyle hemen av malzemeleri satan bir dükkan

bulduk.Buradan Gökçehüyük Göleti'nin kamp için en uygun yer olduğunu öğrendik.

Hemen oradaki kasaptan ve karşısındaki manavdan akşam için nevaleyi düzdük.

Aldığımız tarifle yola koyulduk.Gölet zaten Seydişehire 15-20 km.ya var ya yok.

Ama gölet oldukca küçük ve çevresindeki ağaçlar daha çok genç.Dolayısı ile doğru dürüst gölge de yok.Doğrusu bu ya! Pek sarmadı.

Beyşehir uzak değil.40 kilometre.Daha önceki Yenişarbademli gezimizde Beyşehir gölü kenarında kaldığımız yer harikaydı.Yine o gezide

başka kamp yerleride görmüştük.Saatte daha çok erken.Beyşehir'e doğru çıktık tekrar yola.Nasılsa nevale tamam.Hatta bu sefer hazırlıklıyız.

Geçen sefer bu taraflarda rakı bulamamıştık.Şimdi rakı da çantada.Yani nerede olsa atarız çadırları.Bakalim

Beyşehir'i henüz geçmiştik ki göl kenarında bir kamping gördüm.Girdik içeriye.Dedim ya bugün keyif yapmaya çıktık diye.Tuvalet,duş,

sıcak su,masa kısaca her şey var.Hiç düşünmeden yerleştik.İşletmecisi Beyşehir'de hekim.Harika insanlar.Kendisi ve eşi çok yardımcı oldular bize.

Evet ilk defa gündüz gözüyle çadırları kurmak zor oldu.Biz alışmıştık gece far ışığında çadır kurmaya.Bu sefer neyi nereye takacağımı bilemedim.Smile

Kampta bizden başka birde bu güzeller var.

Manzara nefis.Atila ile Mehmet uyumaya gittiler.Ben biraz dolaşıp bir kaç fotoğraf çektim.Sonra uzanıp kitap okuyayım derken bir saat

uyuyakalmışım.Nasıl iyi geldi anlatamam.

Nefis uykudan sonra bizim çilingir sofrasını kurma vakti geldi.Kavunlar kelek çıktı,ama olsun rakının yanında iyi gitti valla.

Kavunun arkasından sıra geldi etlere.

Her nedense bu tip kamplı gezilerde yediğim etin tadı bir başka oluyor.Havasından mı,suyundan mı yoksa atmosferinden mi bilinmez.

Bu nefis yemeğin ardından deliksiz uyudum sabaha kadar.Sabah kahvaltıdan önce çevreyi kolaçan ettik.

Atila balığa çıkalım diye tutturdu.

Balığa çıkma işini kahvaltıdan sonraya bıraktık. 

 

Zeytin,peynir,domates ve biber.E daha ne olsun? Ha bu arada eşimin yanıma azık ettiği poaçalarıda unutmayalım.sapırrr Nefistiler.

(Burada anlaşılacağı üzere sonraki geziler için puan toplama amaçlı ufak bir yalakalık sözkonusu.) Crazy

Şansımıza kampın görevlisi bir gün önce ağ atmış göle.Haydin hep beraber toplayalım diyor.Ulen keşke başka bir şey dileseydik.Geeked

Atladık Beyşehir usulü kayığa.Pancar motorun sesini özlemişim.Kulağıma şarkı gibi geldi.17-18  sene önce buna benzer bir kayığımız vardı.

Adı da ''Denizatı'' ydı.O geldi aklıma.

Ne sabah ama ! 

Rastgele diye asılıyor reis ağlara.

Yavru bir balık yakalanmış ağa.Fenada dolamış her tarafına.Biraz uğraşıp çıkardım.Büyüsün de öyle sofra süslesin diye attım tekrar suya.

 

Av pek verimli değil.Topu topu 4 tane balık.

Olsun! Biz bol keyif aldık.Sabah sabah harika geldi.

Bu adam ne yapıyor? Kendisi söylesin ben de bilmiyorum.Arkam dönük.Big Smile

Ama büyük ihtimalle sabahın keyfinden oynuyor.

Dün kampinge yerleştikten sonra gezerken uzakta Anamas Dağlarını görünce aklıma hain bir fikir geldi.Yaz başında Atila,Orhan ve ben

bu dağın diğer tarafından bu tarafa geçmeye çalışmış ama kardan becerememiştik.

Bundan bir kaç hafta sonra Atila 4 * 4'le denemiş yine çıkamamıştı.Bu mevsimde kar olacak değil ya.Denemeye değer diye düşündüm.

Bu sefer bu tarafından Antalya tarafına geçebirlirdik.Hem de yolu 100 kilometre kısaltacaktı bu geçiş.

Sabah Kampingin işletmecisine soruyorum yolu.O da bir arkadaşını arıyor.Yeşildağ kasabasını bulup orada tekrar sormamızı söylüyor

telefondaki arkadaşı.Çıkıyoruz Yeşildağ istikametine doğru.

Yeşildağ'da sorduğumuzda Dumanlı tabelasını takip etmemizi,Dumanlı'ya vardığımızda ise yolun girşini bulacağımızı söylüyorlar.

Çok uzun olmayan bir sürüşten sonra Dumanlı Köyündeyiz.Köyün girişinde duruyorum.Köyün içinden müzik sesi yükseliyor.

Kesin düğün var diye konuşuyoruz.

Köyün meydanına geliyoruz ki,düğün dernek kurulmuş.Hemen önümüze geçiyorlar.Durun,bırakmayız oynamadan diye.Böyle teklife hayır denirmi?

Düğün Kerem'le Seda'nın mış.Biz gelinle damadı göremedik,Beyşehir'deler.ama Dumanlı Köyünün misafirperver,candan insanları ile

 unutulmayacak dakikalar geçirdik.

Dirayet gösterip bizi oynatma çabalarını alt ettik.Smile Atila ben Ankara'lıyım oynamam dedi.Mehmet ben oynamam ama ne olsa çalarım dedi.

Bende yerim dar diyerek kurtardım.Crazy

Tüm köy halki burada.Çocuklar,gençler,yaşlılar.

 

Köyün evleri harika.İnanılmaz sevimli bir yer.

Bu ağaçtan yapılar ahırmış.En az 100 yıllık olduğunu söylüyorlar.Hiç bir bağlantı elemanı yok.Birbirine geçme kütüklerden yapılmış.

Evlerin cumbalarında yine çok eski olduğu belli olan süslemeler var.

Köy halkı yemek yemeden bırakmayız diye ısrar edince kıramıyoruz.Köy meydanından düğün evine geçiyoruz.Kazanlar ateşe konmuş.

Tüm Köy toplanmış.Şehirde komşu komşuyu tanımaz.Burada herkes bir işin ucundan tutuyor.

 

Bizde sıraya geçiyoruz.

 

Çorba,nohut,pilav ve helva.Yediğimiz en lezzetli yemeklerden bir tanesi.

Ağalar çayları bekliyor.

İnsanların yüzü aydınlık.Belli ki mutlular.

Yolcu yolunda gerek deyip ayrılıyoruz istemeye istemeye.Kerem ile Seda'nın gıyabında babasına ömürleri boyunca mutluluklar dileyip bir

yastıkta kocasınlar dilekleriyle Emeredin geçidine doğru yollanıyoruz.

Güya bu gezide off road yapmayacaktık.Yine dayanamadık.Ama olsun,nefis bir yoldu.

Gittikçe yükseliyoruz.1600 lü metrelere geldik.Daha baya bir tırmanış var önümüzde.

Daha önce google'da bakıp böyle bir manzara olacağını tahmin etmiştim.Şimdi yanılmadığımı görüyoruım.İleride,uzaklarda Beyşehir Gölü.

İkide bir durup manzara ve havanın keyfini çıkarıyoruz.

Ve en sonunda zirvedeyiz.

Bayrağı biz dikemedik ama dikmiş kadar havaya girdik.Smile

Bu geçidin enteresan yanı,bir tarafı İç Anadolu diğer tarafı Akdeniz.Aynı anda iki tarafıda mükemmel bir şekilde izleyebiliyorsun.

Aşağıdaki google earth görüntüsünde sağ tarafta Beyşehir Gölü,sol tarafta Antalya,Köprüçay'ın hemen hemen doğduğu yer.

Artık iniş zamanı.İniş yolu da harika.

Daha önce çıkıp geri döndüğümüz noktaya geliyoruz.Benim Zümo'da burayı işaretlemiştim.Daha sonra gelip aşmak kaydı ile.Bu yolda artık

aynamızda kaldı.

Daha önce bu noktadan geri dönerken geldiğimiz yoldan değil bir başka yoldan inmiş ve yarım tünellerden oluşan harika bir yolla karşılaşmıştık.

Yine aynı yerden gitmeye karar veriyoruz.

Çeşme başında duruyoruz.Buz gibi suyla kendimize geliyoruz.

Kendimize geliyoruz lafını erken ettim sanırım.Geeked 

Atila yere serilmiş,Mehmet'te ensesini serinletmeye çalışıyor.Sıkı tırmanıştı anlaşılan.coolll

Son durak Köprülü Kanyon.Daha park eder etmez bazı arkadaşlar seriliyor yine.Yumuşak bir yer bulmaya görsün.Geeked

Köprüçayın buz gibi suyuna atıyoruz kendimizi.Atıyoruz dediysem cidden atmaktan bahsediyorum.Daha suya girer girmez dışarı fırlıyor adam soğuktan.

Ama bu yolun üzerine iyi geldi.

Ne gündü ama!

Sabah Beyşehir'de balığa çık,Dumanlı'da düğüne katıl,Emeredin Geçidini aş,Köprüçay'da yüz.

Tüm bunları ancak motoikletle yaşayabilir insan.

Dumanlı'dan otomobille geçiyor olsaydık bizi durdurup düğüne davet ederlermiydi? Bilemiyorum...

Ya da otomobille Emeredin'e tırmanırmıydık? Bu da şüpheli...

Hatta otomobille kalkıp Beyşehir'e çadır kurmaya gidermiydik? Hiç sanmıyorum...

Otomobille çıkıp böylesine doğayla iç içe olur,ikide bir durup havayı ciğerlerimize çekermiydik? Kesinlikle hayır...

 







Yayınlanış Tarihi Dec 31 2009, 02:40 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT

Yorumlar

 

Gokhan Pekcan Dediki :

Günalp böyle giderse evlatlık olmak isteyenlerin sayısı artacak gibi geliyor bana.

Aynı eğitime devam.Biz seni ateşimizle koruruz.İyi eğlenceler.

Rapor içinde teşekkürler.

January 2, 2010 8:03 PM
 

Abdullah Deniz Dediki :

Muhteşem bir gezi

February 23, 2010 3:45 PM
 

mehmet kolege Dediki :

Bölgeyi tanımamıza vesile olan gezinizi paylaştığınız için minnetdarım.Emağinize sağlık.

January 5, 2011 5:50 PM
 

ferhat bildik Dediki :

Günalp bey,rotanız, fotoğraflar,anlatım herşeyi ile mükemmel bir gezi olmuş.tebrik ediyorum.Sizden ricam Beyşehir dumanlıdan sonraki yol hangi yerleşim yerine çıkıyor.ayrıca o toprak yolun uzunluğu ne kadar,birde ağustos veya eylül başı gibi gitsek arabayla geçilebilirmi? cevabınız için şimdiden teşekkürler.

January 11, 2011 2:53 PM
 

ahmet aydın Dediki :

elinize yüreğinize sağlık, bir  dumanlılı olarak size teşekkür ederim

August 9, 2012 9:42 AM
 

mehmet koçak Dediki :

Dumanlıdan sonra ( bayrağın bulunduğu tepeden ) yol iki ayrı yerleşim yerine gider . Kesmeye gider . Burası Ispartanın bir beldesi buradan da Beşkonak tarafına gecebilirsiniz.  yolu güzeldir. arabayla da gidebilirsin. bir de Beşkonak , köprülü konyonlara giden yol vardır. bu yol biraz daha kötüdür. ama arabanın altı yüksekse sorun olmaz. Yaklaşık 30 km dir.Bayrağın bulunduğu yerden Serik 90 km dir. Ağüstos da sorun olmaz. Ama eylül de yağışlar başlamışsa eğer biraz sorun olabilir.

August 10, 2012 12:54 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Gunalp KOCAKANAT

1966'da dogdum.Lise ve üniversite'yi saymazsak yaklaşık 40 yıldır Antalya’da yasiyorum.Birdenbire motosiklet sevdasına nereden tutuldum bilmiyorum.Ama iyi ki tutulmusum.Bu sayede 40 yil yaşadığım sehri tanımadıgımı anladım.Ilk motosikletim BMW F 650 GS idi.Baslangiç için ideal,oldukça makul bir motorsiklet.Bir süre sonra onunla vedalastik ve BMW R 1200 GS’le yollari kat etmeye basladik.Simdilerde R 1200 GS Adventure kullanıyorum.Daha yapılacak çok yol var.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x