


Yaz aylarnda Antalya'nın sıcağından kaçmak için gidilecek tek istikamet Toroslar.Batı Toroslar,diğer adı ile Beydağları'nda o kadar çok geçit,o
kadar çok yayla var ki,bir sene boyunca her gün gezse insan yine de hepsini katedemez.Ama raporun sonunda okuyacağınız gibi bu sefer
gezinin sonu çok hüzünlü.Geçen sene Toroslar günlerce yandı,günlerce ağladı.Son 30 yılın en büyük orman yangını yüzünden perişan oldu.
O gün yangının ortasındaydık. Ağlamamak için kendimizi zor tuttuk.
Geziyi Atila ile birlikte yaptık.Sabah erken çıkıp planladığımız rotayı bitirmekti isteğimiz.Sabah 07.30'da hareket ettik,tam 14 saat yoldaydık.
Bunun 8 saati motorsiklet üzerinde hareket halinde geçti.348 km.yol yaptık.
Bu yol bizim Toros rotalarının 12 Numaralı olanını kapsıyor.
Katettiğmiz yol :

İlk durak Gebiz'de ki kahveler.Köy kahvelerinde durup soluklanmak,bir çay içmek belki de bu gezilerin en keyifli taraflarından.
Buralarda yöre insanını tanıyıp,bilinmedik yolları öğrenmek,bilindik sorulara cevap verip gözlerdeki hayreti görmek.
Eğer yalnızsam hemen her kahvede beni motosikletin aluminyum çantalarından dolayı veteriner sanıyorlar.Gerçi hazine avcısı,madenci ve
hatta hükümet casusu ve gizli polis sandıkları da oldu.

Yolda durup yol sorduğumuz bir köyde 19 sene önce Doğu Almanya'dan getirdiği MZ ile sürekli İstanbul'a gidip geldiğini anlatan Ali Dayı ve
19 yıllık motoru.


Başladık yükselmeye.İrtifa 1300 metre.Katran ağaçları ve arkamızda bıraktığımız dağlar.

Arayıpta bulamadığımız yollar yine.

Çıktığımız yerden Karacaören Baraj Gölü Manzarası.

Her yer yön bir başka güzel.

Yol daha yeni açılmış.Üzerine hiç yağmur yağmadığı için yer yer inanılmaz gevşek.Zorlanmadık desem yalan olur tırmanırken.

Olmayacak yerde yetişen dev Katran ve Sedir ağaçları.Bahçene ekip hergün baksan yine de yetiştiremezsin ama1600 metrelik kayalık
dağda,tek bir metrekare toprak olmayan yerde yetişiyor...

Söylediğim gibi yol ciddi zorluydu.



Sık sık mola verdik.İrtifa yüksek olmasına rağmen ciddi sıcaktı.

Bu dağ yollarında sık sık başa gelen şey defalarca karşımıza çıktı.Bir yere geliyorsun yol ikiye ayrılıyor.Ne tarafa gideceğine tamamen iç güdülerin
ve yön duygunla karar vermek zorunda kalıyorsun.Çünkü Zümo'da zaten bu yollar yok.Sadece gideceğin yeri istikamet olarak görüyorsun.Gerisi
sana kalmış.İşte yine bir yol ayrımı.Hemde burada yol dörde ayrılıyordu.Biz sağdakini seçtik.Doğru çıktı şanseseri.

Yolun sonu Sütçüler Kasabasına çıktı.Burada kahvede Beyşehir'e dağlardan gidilebilecek yolları öğrendik.Sarayköy üzerinden Kesme Kasabası'na çıkıp oradan bir dağı aşınca Beyşehir'e çıkılıyormuş.

Düştük yine yola.Yolda Toto Dağı.Evet ilginç bir ismi var bu dağın.Sarayköy ile Gümü Köyü arasında.

Toto Dağı'ndan manzara...

Güzel güzel toprak yollarda giderken nereden çıktı bu zift.Yine bizim dahiyane Türk usulü yol inşaatı...
Motorlar zift içinde kaldı.5 litre Gazyağı temizlemez.Neyse çok geçmeden Gümü Köyü'ndeyiz.

Köyde bizi ''Polis Amcalar'' geldi diye selamlayan dünya sevimlisi çocuklar..

Su,geçtiği her yere hayat veriyor.

Dere kenarında mola.




Birden karşımıza Kesme Kasabası çıkıyor.Sanki Karadeniz'deyiz.Çok sevimli bir kasaba.

İşte harika bir ev ve önünde de Jawa.

Kesme'de köylüler bizi uyarıyor.Gideceğiniz yolda orman yangını var,tehlikeli diye.Saatide epey geçirmişiz.Beyşehir'e çıksak akşam saat 19.00'dan önce varmamız olanaksız.Yangını da hesap ederek Beyşehir tırmanışını sonraya bırakıp Taşağıl istikametine devam ediyoruz.Onca yolu geri dönmek delilik.Yangının yolu kapatmamış olmasını umarak yola çıkıyoruz.


Geçtiğimiz köylerde harika evler...

Uzaktan yangını görüyoruz.İnanılmaz geniş bir alan dumanlar içinde.Bu sadece bir kısmı.

Gittikçe yaklaşıyoruz yangına.

Yangına yaklaştıkça ısı artıyor.25 C'dan 40 C'a çıkıyor.Bir ara termometrede 41 C'ı gördüm.

Köprülü Kanyon'a gelince durup soruyoruz.Yolun kapalı olduğunu yangın nedeni ile geçiş vermediklerini söylüyorlar.Köprülü kanyonda elektrik ve telefonlar kesik.4 gündür bu bölgeye geçiş verilmediği için günde 5000 kişinin ziyaret ettiği kanyonda in cin top oynuyor.


Ne yapacağımızı konuşurken suyun cazibesine kapılıyoruz.Ayaklarımızı bari serinletelim diyoruz.
Ama bu yetmiyor.Küllüm suya girelim diye ayaklanıyoruz.Hava inanılmaz sıcak.Yangının ısısı ortalığı kasıp kavuruyor.Suyun ısısı en fazla 10 C.
Atila atlar atlamaz can havliyle çıkıyor.

Bu arada çocuklar mini bir rafting turu öneriyorlar.E böyle fırsat kaçarmı?


Bu arada rüzgar bulunduğumuz yöne dönüyor.Her yer duman içinde kalıyor.Yangın bu tarafa doğru yöneliyor.Orada bulunan herkes bölgeyi
terk etmek için hazırlık yapıyor.Planları eşyaları botlara koyup suda bırakmak.Böylece alevler ulaşamayacak.
Ne acı ki biraz önce çektiğim yukarıdaki fotoğraflar belki de bu bölgenin bu hali ile son fotoğrafları olacak yarın sabah.
Bizde yola çıkmaya karar veriyoruz.Şansımızı deneyeceğiz.Eğer yangın bölgesini geçemezsek geri dönüp Beyşehir'de konaklamayı planlıyoruz.
Yangın bölgesine gelince gözlerimize inanamıyoruz.Duman çok kesif.Her yer alevler içinde.İnsanlar evlerinin önünde yangını izliyor ve kendi
bulunduklara tarafa gelmesi ihtimaline karşı kazma,kürek ne bulmuşlarsa hazır tutuyorlar.

Hummalı bir çalışma itfaiye ekiplerince yürütülüyor.

Duman ve küller arasında ilerliyoruz.Havada küller uçuşuyor.Gözlerimiz dumandan yanıyor.İkimizinde kıpkırmızı oldu.Bir kaç jandarma noktası
geçtik ama bizi durdumadılar.

İnsan görmeyince işin vahametini anlamıyor.Korkunç görüntüler.Orman ağlıyor,toroslar ağlıyor.Yol üzerinde ezilmiş bir kaç kaplumbağa gördüm.
Alevlerden kaçarken araçların altında kalmışlar.
30 kilometre boyunca her yer yanıyor.Biz yangın bölgesini enlemesine geçiyoruz.Boyu 60 kilometreden fazla.
Artık siz hesap edin yanan alanın büyüklüğünü.




Helikopterler sürekli üzerimizden geçiyorlar.

Gökyüzü bir başka renk bugün.O güzelim mavi yok artık.Kızılla sarı arasında bir renk.İnsan ağlamamak için kendisini zor tutuyor.
Bu ağacında son fotoğraflanışı bu.Bir kaç saat sonra burada olmayacak.

Artık söylenecek bir şey yok.Bir yerde duruyoruz.Etrafımıza bakıyoruz.Atila'da,bende sus pus olduk.Tek kelime konuşmuyoruz.
Konuşmaya halimiz yok.manzara inanılmaz kötü.Hayalet bir orman.Daha dün Dünyanın sayılı ormanlarından birisiydi burası.Türkiye'nin en
nitelikli ormanları yok oldu.


GÜNEŞ O GÜN TOROSLARDA BİR BAŞKA BATTI.HÜZÜNLE,BELKİ GÖZÜ GİBİ BAKTIĞI ORMANIN ARKASINDAN AĞLAYARAK...
