Gunalp KOCAKANAT

Günalp Kocakanat


Antik Çağın Navigasyon Teknikleri - I -

Sat, Jan 30 2010 18:14
4,952 Okundu  

Daha önceki ''Bilinmeyene Yolculuk'' başlıklı yazıda antik çağda bilinen dünyanın bugünkünün %10'u bile olmadığını söylemiştik.

Antik çağda denize açılan bir tekne çoğu zaman bilinmeyene yelken açtığı için herhangi bir yere ulaşması nispeten anlaşılabilir bir durumdur.Sonuçta bir kara parçasına rastlantısal da olsa ulaşacaktır.İyi de geriye,ayrıldığı limana nasıl döner?

Oturduğumuz yerden dünyanın her köşesini uydu fotoğrafları ile izleyebildiğimiz çağımızda bu işin ne kadar zor bir şey olduğunu kavramak dahi başlı başına bir iş.Geçmiş zaman seyyahlarının ellerinde hiç bir harita,pusula,kronometre,saat dahi olmaksızın bu işi nasıl başardıkları beni hep hayrete düşürmüştür.

Aşağıdaki örnekler belki bu işin ne kadar zor olduğunu,o günkü insanın nasıl bir maharetle bu işi başardığını anlamamıza bir nebze yardımcı olacaktır.

1000 km. uzunluğundaki hiç bir karmaşıklığı olmayan düz bir rotanın başında sadece 10 derecelik basit bir sapma bizi hedeften 176 km. uzağa götürecektir.10 derecelik bir hesap hatası ise bugünkü navigasyon bilgi ve teknikleri ile dahi işten bile değildir.Bilinmedik bir akıntı,rüzgarın azizliği ile sürüklenme siz hiç farkına varmadan rotadan bırakın 10 dereceyi 30-40 derece dahi saptırabilir.40 derecelik bir sapma ise sizi hedefinizden yaklaşık 700 km. saptırır.Neredeyse katedeceğiniz yol kadar...

GPS dışında diğer tüm modern navigasyon alet ve haritalarınızın olduğunu varsayın.Tüm bu teknolojiye rağmen coğrafi kutupa nazaran sürekli yer değiştiren manyetik kutbun bu günkü sapma derecesi olan 7 dereceyi hesaba katmadan pusulanızın gösterdiği yöne gitmeniz halinde yine 1000 kilometrelik bir rotada hedefinizden 122,8 km. saparsınız.

Antik çağ insanının ne manyetik kutup sapmalarından,ne coğrafi kutuptan,ne de pusuladan haberi vardı.Ama evin yolu buluyordu.

Denebilir ki,kıyıya yakın seyredersen navigasyon nispeten kolay olacaktır.Bu bir yere kadar doğrudur.Ancak eski seyahatnamelere baktığımızda yolculukların pek çoğunun deniz aşırı olduğunu görmekteyiz.Zaten sürekli değişen rüzgarları,kestirilemez akıntı ve dalgaları,kıyı uzantılarından kaynaklı tehlikeleri nedeniyle kıyı seyri denizciler açısından tercih edilen bir seyir değildir.Belki başlangıçta kıyı seyri yapılıyordu.Ama bu dahi başlı başına bir maharet gerektirir.Denize açılanlar bilirler.Her gün yaşadığınız yeri bile denizden bakınca tanımak zordur.Açılar,mesafeler insanı yanıltır.

Açık deniz seyri için ise gündüz güneşin konumu,gece ise gök cisimlerinin konumlarının tespiti büyük önem taşımaktadır.Ancak tüm bunların yanında zamanıda bilmek zorunludur.

Peki antik çağın insanı bunu nasıl başarıyordu?

Öncelikle navigasyonun tarihçesine kısa bir gözgezdirelim.Daha sonra bu soruyu cevaplayalım.

Navigasyon sanatının bundan 6000 yıl önce Hindistan'da ve yine hemen hemen aynı tarihlerde Mısır ile bugünkü Lübnan'da doğduğu tahmin ediliyor.İlk önceleri harket yönü,hız ve seyirde geçen zaman esas alınarak navigasyon yapılıyordu.Ancak burada başlıca iki sorun vardı.Bir tanesi akıntılar ve hızın yanlış tahmini ile rotadan sapma,diğeri ise yönün tespiti. 

Navigasyonda öncelik yönün tespitidir.İlk başlarda yön esen rüzgara göre tayin ediliyordu.Rüzgar Gülü'de böyle ortaya çıktı.Önce dört ana rüzgarla yön tayin edildi.Sonra buna 4 ara rüzgar yönü eklendi.Devamında bu sistem gelişti ve 36 rüzgar yönüne kadar ilerledi.Peki açık denizde hangi rüzgarın hangi yönden estiği nasıl anlaşılıyordu.Öncelikle rüzgarın sıcaklığı,rutubeti gibi özellikleri ile ayrıt ediyorlardı.Bunun yanında gündüzleri güneşin hareketleri takip ediliyor geceleri ise kutup yıldızına göre rüzgarın yönü tespit ediliyordu.

Yön tespit edildikten sonra seyir hızının bilinmesi gerekliydi.Hız ise teknenin bordasında akan su ve rüzgar takip edilerek tahmin ediliyordu.İlerleyen zamanlarda log adı verilen,bir ipin ucuna bağlı kurşun veya başka bir şeyle ağırlaştırılmış bir ahşap suya atılarak belirli bir zaman aralığında boşalan ipin miktarına göre teknenin hızı tespit edilmeye başlandı.

Görüldüğü gibi her şey aslında zamanın tespitine bağlıydı.Saatin olmadığı bir devirde asıl büyük sorun ise zamanın tespitiydi.Bunun içinde değişik yöntemler geliştirmişlerdi.Bunlardan ilki hepimizin bildiği güneş saatidir.Ancak bu yöntem deniz seyrinde ve navigasyon hesaplarında çok da işe yarayan bir yöntem değildir.Günün süresinin mevsimlere göre değişmesi,gökyüzünün kapalı olduğu zamanlarda ve geceleri işe yaramaması güneş saatini ve diğer gök cisimlerine göre zaman tayini sistemlerini navigasyonda yararsız kılmaktadır.

Navigasyonda en çok kullanılan su saatleridir.Güneş saati günün belirli bir zamanını gösterirken,su saatleri ne kadar zaman geçtiğini de göstermeleri bakımndan navigasyonda çok daha faydalıdır.Klepsydra (Su hırsızı) adı verilen su saati önceleri dibi delik tek bir kovadan ibaretti.İçerisine konulan su aşağıdaki delikten boşaldıkca içerisindeki işaretler ne kadar zaman geçtiğini göstermekteydi.

Uzun süre bu sistem geliştirilerek kullanılmaya devam edildi.Astronominin gelişmesine paralel olarak navigasyon teknikleri de gelişti.M.Ö 250 yılında Eratosthenes tarafından usturlabın icadı ile iş başka bir boyuta taşındı. - Bazı kaynaklar Usturlabın İskenderiye'li matematikci Hypatia tarafından bulunduğunu yazmaktadır. (Wikipedia) -

Bu arada 9.yüzyılda araplar tarafından icad edilen Kamal denilen gök cisimlerinin yüksekliğini ölçmeye yarayan bir alet kullanılmaya başlandı.

Usturlab'ı Jacob Sopası takip etti.

Jacob Sopası Sekstant'ın babası sayılır.

Bunları Quadrant,Nocturnal,daha ileri dönemlerde sekstant ve kronometre takip etti.

Quadrant

Nocturnal

Bu arada Markatör Projeksiyon (Silindirik harita) Gerhard Mercator tarafından bulundu.

Asıl unutulmaması gereken,navigasyona çağ atlatan pusulanın icadıydı.Her ne kadar kimin ve ne zaman icad ettiği konusunda bir görüşbirliği olmasa da pusula yaygın olarak navigasyonda 1100-1200 lü yıllarda kullanılmaya başlandı.

Bundan sonraki yazımda tüm bu sayılan aletlerle yapılan navigasyon tekniklerine göz atıp antik çağ seyyahının evine nasıl döndüğünü göreceğiz.

 







Yayınlanış Tarihi Jan 30 2010, 06:14 PM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT

Yorumlar

 

Onder Yildiz Dediki :

Günalp, teşekkürler. Devamını merakla bekliyoruz. İstanbul-Beşiktaş'ta Deniz Müzesi var, antik çağlar değil ama GPS v elektronik öncesi navigasyon'nun nasıl yapıldığını gösteren çok sayıda aygıt sergileniyor. Henüz gitmemiş arkadaşlara öneririm.

January 31, 2010 10:42 AM
 

Sinan Sahin Dediki :

ustad emeklerin ve bizim gibi gps ile yolunu bulamayanlara bilgi verdigin icin tesekkur eder. Degerli yazini okurken aklima bir fikir geldi.

Oyunun adini hatirlayamadim ama daha onceden saklanmis bazi ipuclarini bulup baska bir noktaya yonlendiren arastirma ve bulma musabakasini duzenleyelim mi ?  

haftalik rotalar belirlenir ve ride turkeyde start yeri ve saat sabit olan belli  ekiplere belli rotalar farkli farkli verilerek gps siz yol bulusmamiz talep edilebilir.

Buda kendi seyir aliskanligimizi gps den saga don sola don mantigindan, anlayarak ve guzel yurdumun guzel noktalarini bir macera ile anlamamizi  ve hatirlamamizi saglar diye dusundum.  

tekrar eline saglik

January 31, 2010 9:01 PM
 

Gunalp KOCAKANAT Dediki :

Evet Önder Deniz Müzesi harika bir yer.Muhakkak görülmeli.

Sinan yakında bu söylediğine benzer bir bomba patlatacağız Antalya'da.Uzun zamandır bir foto ralli planlıyorum.Bu bahar da gerçekleştireceğiz inşallah.

February 1, 2010 1:10 PM
 

Cem YILDIZ Dediki :

Basindan sonuna buyuk ilgiyle okudum. Yazinin devamini sabirsizlikla bekliyecegim....

February 1, 2010 7:33 PM
 

Semih Bozkurt Dediki :

Günalp,

Çok keyifle okunan harika bilgilendirici bir yazı olmuş devamınıda merakla bekliyoruz

February 1, 2010 11:12 PM
 

Sinan Cakirli Dediki :

Hocam..

Yazınız müthiş.:))

İlgiyle okudum ,devamını bekliyorum.Sizi tebrik ediyorum.

February 3, 2010 11:48 AM
 

Levent Vardar Dediki :

EE hadi Günalp, aradan epey zaman geçmiş devamı gelmemiş. Nereden nereye geldiğimizi daha yakın çağ aletleriyle anlatmaya başlamanı sabırsızlıkla bekliyorum. Eline Sağlık..

March 10, 2010 11:10 PM
 

Petrit Dunisa Dediki :

Günalp eline sağlık

April 30, 2010 10:06 AM
 

Kenan SOFUOĞLU Dediki :

Merhaba...  Çok teşekkr ederim!

April 19, 2011 7:02 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Gunalp KOCAKANAT

1966'da dogdum.Lise ve üniversite'yi saymazsak yaklaşık 40 yıldır Antalya’da yasiyorum.Birdenbire motosiklet sevdasına nereden tutuldum bilmiyorum.Ama iyi ki tutulmusum.Bu sayede 40 yil yaşadığım sehri tanımadıgımı anladım.Ilk motosikletim BMW F 650 GS idi.Baslangiç için ideal,oldukça makul bir motorsiklet.Bir süre sonra onunla vedalastik ve BMW R 1200 GS’le yollari kat etmeye basladik.Simdilerde R 1200 GS Adventure kullanıyorum.Daha yapılacak çok yol var.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x