in

Gunalp KOCAKANAT

Günalp Kocakanat

April 2010 - Mesaj


  •   Aşılası Toroslar VIII - Çaltıbük,Kuşyuvası

    Sat, Apr 17 2010 1:18
    4,722 Okundu  

              

             

     

    Antalya ekibi yine iki günlük kamplı gezideydi.Toplam 720 km,on the road,off the road,bol viraj ve hatta Nepal planları!!! Whistle3

    Bu gezimizde unutulmayacaklar listemizin ilk sıralarında yerini aldı.

    Gezi burada başladı.Her zamanki gibi birbirimizi görmenin,tekrar iki tekerle yollarda olmanın neşesiyle.

    Atila, 

    Orhan,

    Sinan,

    Mesut,

    Ben ve artçım Fahri Bey'den oluşan ekip yollara koyulduk.

    Can sıkıcı Antalya-Alanya yolunu,ardından nefis Anamur virajlarını katedip,

    yorgunluk atmak ve kahvaltı etmek için yol kenarında molayı verdik.İşte asıl muhabbet burada başladı.

    Mola yerimizin manzaralı tuvaleti.

    Biz oturmuş nefis kahvaltının,harika çam balının tadını çıkartırken yoldan vızlayarak küçük bir motosiklet geçti.Plakasını göremediğimiz ve motosikleti bir şeye benzetemediğimiz için yabancı bir gezgin diye düşündük.Henüz iki-üç dakika geçmişti ki,aynı motosiklet geri gelerek bizim motorların yanına park etti.

    Şimdi hiç bir kelimeyi atlamadan aramızdaki muhabbeti aktarıyorum.

    Sinan                    : Hehehe adam acemi herhalde dönüp gelmesi yarım saat sürdü.

    Diğerleri:)              : Hahahaa

    Bir kaç kişi            : Aaa Muğla'lıymış.

    Yeni gelenler motorlarından inerler ve bize doğru yaklaşırlar.

    - Merhabalar ben Deniz bu da eşim Elif.

    -Hep bir ağızdan     : Çok memnun olduk.Buyrun,beraberce kahvaltı edelim.

    Yeni gelenler oturur.

    Mesut ve Sinan (Motosikletlerinin arkası Suriye yolcusu gibi dolu olduğu için,havayla) : Bayram gezisi herhalde ne tarafa gidiyorsunuz?

    Deniz                    : Nepal'e

    Derin bir sessizlik,birbirine bakışmalar...

    Mesut                   : Biz de Bangladeş'ten geliyoruz.

    Hep bir ağızdan      : Hahahaha

    Deniz                    : Yok ben ciddiyim,eşimle birlikte Nepal'e gidiyoruz.

    Bu sefer çok daha derin bir sessizlik.Başlar önde.

    Kem küm vaziyetleri.

    Bizim motorları gören ekvator çevresinde dünyayı iki kere turlamış dönüyor zanneder.Biz topu topu bir günlük kamplı geziye gidiyoruz.

    Adamın iki kişiyle Nepal'e gittiği motosikleti biraz sıksan bizim top case'lerden birisine sığdırırsın.Hadi diyelim top case'e sığmadı bir kısmını yan çantalardan bir tanesine koyarsın kalanına da kendi eşyalarını yüklersin...hahaha

    Deniz ve Elif'i uğurlamak için motosikletin başına gidiyoruz.Hiç kıskanmadık ya!!!

    Çamur at,yapışmazsa izi kalır...Geeked

    Ben : Bunun ön siperliği de yok,zor olmayacak mı ?

    Deniz  : Yoo pek zorlanmıyorum.

    Sinan : Bu seleye koyduğunuz peluş yağmurda ıslanınca sizi çok rahatsız etmezmi?

    Elif  : Olabilir,biz de bunun için su geçirmeyi önleyen sprey sıktık.

    Sinan : Olsun yine de ıslanınca kurumaz bu meret.

    Atila  : Bunun ön amortisörü pek bir zayıf görünüyor.

    Deniz  : Ya kusura bakmayın ama siz BMW'ye bine bine konformist olmuşsunuz.Lol

    Bizler hep bir ağızdan ama kıpkırmızı : Yolunuz açık olsun görüşürüz!!!

    Evet bu sıcak bir sohbetten sonra Deniz ve Elif'i 3-4 ay sürecek yolculuklarına bir hatıra fotoğrafı çektirerek uğurluyoruz.

    Yolları açık olsun! Hiç kıskanmadık...Wink

    Biz bu moralle Anamur'a varıyoruz.Biraz sonra yolda geçtiğimiz Deniz ve Elif yine benzin almak için durduğumuz istasyona geliyorlar.

    Burada yine keyifli bir sohbet.

    Onlar Mersin'e biz ise tersine çıkıyoruz yola tekrar.Geeked

    İlk durağımız Anamur'un ünlü ''Mamure Kalesi''.

    Kalede turistik bir gezi yapıyoruz.Çok iyi korunmuş bir tarihi yapı.










    Bu tarihi kale'ye bir GS'le büyük ihtimalle ilk giren Mesut oluyor.Böylece bir tarih daha yazılıyor.



    Çaltıbük'teki kamp yerimize yine ancak hava karardıktan sonra varabiliyoruz.

    Mesut'un sabah Metro'dan alelacele satın aldığı çadırı,bir inşaat mühendisi,bir makina mühendisi,bir muhasebeci olmak üzere üç kişilik profesyonel bir ekip dahi kurmayı başaramıyor.Crazy

    Mübarek çadır değil,gökdelen.


    Kamp ateşi hazırlıkları başlıyor.

    Tabii nefis şişlerde hazır.

    Karnımız doydu,sırtımız pek.

    (Bazılarımız hariç.Big Smile) Adamlar uyanık ya bizim matları beğenmeyip şişme yatak aldılar.Ama pompaları iflas etti.Ya yerde yatacaklar ya da ciğerlere kuvvet şişirecekler koca yatakları.Alıyor bu üçünü bir keder tabii.

     Ateşin başında sohbet bir başka...

    Biraz ışıkla boyama tekniğine çalışıyoruz.

    Kampımız gecenin karanlığında çok hoş görünüyor.

    Güneş doğarken bir başka güzel.

     

    Gündüz daha bir başka. 

    Bu arada bir de misafirimiz var. 

     Sabah kahvaltısı için hazırlıklar başlıyor.

    Elimdeki bira kutularını görüpte sabahın köründe kafa çekiyoruz sanmayın.

    Kahve için su ısıtıyoruz bira kutularında.Ee yokluk adama neler yaptırıyor.



    Sucuklar şişlere geçiriliyor. 

    Yine kahvaltımızda bir kuş sütü eksik.

    Orhan'ın sucuk-ekmeğe bakışları sucuk-ekmek açısından oldukca ürkütücü.Geeked 


    Önce niyetimiz ana yoldan Ermenek istikametine gitmekti.Ama oradan geçen köylülerden,bulunduğumuz yoldan da,hem de off road Ermeneğe çıkış olduğunu öğreniyoruz.

    Yol nefis inanılmaz manzaralar var.





    Bu arada Sinan kayıp.Bir çeşme başında durup bekliyoruz. 

    Biraz sonra geliyor.Yukarıdaki fotoğraflardan birisinde gördüğünüz,yanından geçerken keçileri otlatırken görüp yol sorduğum kırmızı kazaklı hanım çoban sayesinde bulmuş bizi. 

    Yola ve nefis manzaralara devam...

    Burada artık fazla söze gerek yok.

    İrtifa gittikce artıyor. 

    Bu arada çok yavaş yol alabiliyoruz.Yaklaşık 70 kilometreyi 4 saate yakın bir zamanda katettikten sonra sonunda Kazancı kasabasına varıyoruz.Burası eskiden Ermeneğe 25 km.mesafedeydi.Şimdi yeni su verilmeye başlanan baraj nedeni ile mesafe 90 km'ye çıkmış.

    Kazancı'nın kahvesinde mola verip bayramlaşıyoruz.





    Baraj yüzünden su altında kalan eski yola giriyoruz.

    Sağda görülen su dolu olan yer eskiden 60 metre derinliğinde bir vadiydi.

    Yol burada bitiyor.

    Eskiden burası böyle görünüyordu.Şimdi görülen tüm vadi 250 metre derinliğinde suyla kaplanacak.

    Her şey baraj sularının altında kalmış. 

    Yolumuz uzun,tekrar yola çıkıyoruz. 

    Bayram nedeni ile geçici olarak baraj inşaatının içinden yol vermişler.Bu sayede tam 70 kilometre tasarruf ediyoruz.

    Barajın üzerinden ve tünelinden geçiyoruz. 

    Sonunda Ermenek'teyiz. 

    Ermenek'ten sonra Sarıveliler'de mola veriyor ve kahvede yine bayramlaşıp harika sohbetler ediyoruz.

    Bundan sonraki durak kuş yuvası.

    Kuş yuıvasına ancak gün batarken ulaşıyoruz.Yine çok heybetli. 

    Motosiklet aşısı verdiğim komşum Fahri Bey'de havaya girip ''İlk Hedefiniz Akdeniz'' pozu veriyor.Bu geziden sonra artık iflah olmaz.2-3 haftaya motosikleti ile katılır kesin bize.Cool Onca yolu arkamda hiç şikayet etmeden geldi.Bravo valla!

    Manavgat'ta Antalya'lı dostlarımız Hüseyin ve Übeyid bizi karşılıyorlar. 

    Yolun son bölümünü hep beraber keyifle bitiriyoruz.

    Yine toplam 730 km. yolu arkamızda bırakıp evlerimize döndüğümüzde eminim hepimiz yüzünde tüm o yorgunluğa rağmen büyük bir mutluluk ifadesi vardı.

    GPS izlerine bakınca yolun pek de öyle küçümsenecek bir yol olmadığı daha iyi görülebiliyor.

    Çaltibük'ten Ermeneğe tırmanış.

    Kuş yuvası geçidi.

    Gönderilen Apr 17 2010, 01:18 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 2 comment(s)

  •   Aşılası Toroslar VII - Maviboğaz

    Wed, Apr 07 2010 1:03
    5,495 Okundu  

     

              

             

     

    Herkesin ayrı ayrı ''ilk'' leri yaşadığı nefis bir geziydi.

    Mesut,ilk defa araziye çıktı,ama sanki kırk yıldır arazide motor sürüyormuş kadar iyiydi.coolll ilk kez çadırda kaldı,uyandığında çadır dinamiğini çözdüğünü iddia ediyordu.Geeked

    Mehmet böyle sıkı bir arazi sürüşüne ilk kez çıktı,ilk kez motoru devirdi.Tadı damağında kaldı gezi boyunca bir daha ne zaman yatırırız motoru diye sorup durdu.Geeked

    Atila ilk sponsorluk deneyimini yaşadı,bütün gece gözüne uyku girmedi.Big Smile

    Oktay ilk kez : ''KTM'yi alışım tamamen tesadüftü.BMW alsaydım inanılmaz keyif alırdım,benim neden hep ayakta motor sürdüğü sanıyorsunuz'' şeklinde itiraflarda bulundu.Stick out tongue

    Orhan ilk defa fotoğraflarda bu kadar çok göründü.coolll

    Koray bir ilki gerçekleştirip arka janta nasıl olduysa koca bir kayayı sokup dört telini kopardı.Search

    Ben uzun zamandır ilk defa bu kadar eğlendim ve bir geziden bu kadar çok keyif aldım.

    Bo rota Toros Rotaları 17 Numarada gördüğümüz Eğrigöl'e çıkan bir başka yoluda içeriyor.Orada bahsettiğim gibi Eğrigöl'edört hatta beş ayrı yoldan çıkılabiliyor.Hepsi birbirinden güzel.

    Bu raporda bulunan fotoğraflardan kalın çerçeveli olanlar Mehmet Karakaya'ya ve diğerlerine göre yüksekliği daha az olan,yani panaromik fotoğraflar ise Orhan Uslu'ya aittir.

    Maviboğaz Konya'nın Bozkır İlçesi'ne çok yakın.

    Ride Turkey ekibi Seydişehir Bozkır yoluna düşüyor.

    Bozkır'da yemek molası veriyoruz.
    Her zaman ki manzara : Çocuklar KTM'nin başında

    Akıl başında yetişkinler ise doğal olarak BMW'nin başında Big Smile


    Orhan'ın top case'de patlayan su şişesi yüzünden bahar temizliğinde


    Bozkır'da yediğimiz en güzel etli pideydi.Çaktırmadan iki porsiyon götürdüm.Sonra akşama kadar su içmekten iflahım kesildi.


    Bu yörede moru seviyorlar.


    İlk hedefimiz Zengibar Kalesi.

    Teyze Zengibar yolunda evinin kışlık ihtiyacını taşıyor.


    Zengibar'a tırmanan yol oldukca keyifliydi.




    Arkada Zengibar Kalesi ve Isaura antik kenti. 

    Zirve fotoğrafı.Zirveye 3 BMW ve bir de zor da olsa KTM çıktı.



    BMW-KTM dostluğu

    Bu 1800 metre yükseklikteki tarihi mekan yine tarihi bir olaya sahne oldu.Her ne kadar irtifada öksürüp tıksırsa,çalışmakta zorlansa da KTM,BMW ile aynı ritifaya tırmanarak rüştünü ispatladı.Bu noktada artık KTM'ninde bir motosiklet olduğunu kabul etmek gerekliydi.Mesut'un araya girmesiyle bu dostluk pekiştirildi ve bu tarihi görüntüler ortaya çıktı.




    Zengibar kalesi ortaçağdan kalma bir kale.Bozkır'a 16 km. uzaklıkta.Tüm Konya ovası ve Torosları kontrol altında tutan her tarafı uçurumlarla çevrili bir kale burası.Seydişehir,Hadim ve Karaman bölgesini olduğu gibi kontrol etmek mümkün buradan.Zamanında çok zengin bir kavşak noktasıymış.

    Dönüş yolunda rastladığımız,torunuyla at üzerindeki bu dedenin fotoğrafını çekmek için izin istediğimde ''sen bilirsin evladım'' diyerek devamında tüm içtenliği ile ''yolunuz ve bahtınız açık olsun evladım'' diyerek uğurlamasını hiç unutmayacağım.

    Çeşme başında öğlen yediğimiz pideleri suladık.Smile


    Sudaki yansımalarımız.



    Meğer bu KTM'ler suyla çalışıyormuş.Siz birde benzin kaynatıyor deyip duruyordunuz.O kayanayan aslında su.Crazy


    Oktay elleriyle su içiriyor.

    Sonunda Mavi Boğaz'a ulaştık.Yukarıdan nefis bir örüntüsü var.Gerçi içerisi bir başka güzel.



    Bu arada hava karardı.Neyse ki kamp yerimizi çabuk tespit ettik.



    Kampımızı kurduk ve ateşin başına geçtik.Ateşin başında tam beş saat güldük.Gecenin sonunda benim karnıma ağrılar girdi gülmekten.Mesut'un esprileri,fıkralar... Atila'nın metezori sponsorluğu gecenin konusuydu.  

    Rakı kamptan kampa içilince tadı bir başka oluyor.




    Mesut bir iki şişe etleri geçirdikten sonra bir punduna getirip bana yıktı işi.


    Nefis bir akşam.

    Sabah saat 07.00'de kalk borusu çaldı.Her zamanki gibi Atila'nın çadırıma taş atmasıyla uyandım.Kornayı çalmasın diye akşamdan anahtarını almıştık elinden.Geeked


    Akşamın karanlığında kamp yerinin bu kadar güzel olduğunu fark etmemişiz.



    Banyo faslı.


    Koray bütün gece sıkışınca 50 metre dünya rekoru kırdı.Crazy Bütün gece çadırın etrafına toplanan köpeklerden korkusuna çadırdan çıkamamış.

    Sabah kahvaltısı hazırlıkları başlıyor.


    Mehmet bu sefer 3 oda 1 salon çadırını getirmemiş ama şişme yatağı ile yine hepimize fark attı.


    Yine açık büfe kahvaltımız.Bir kuş sütü eksik.


    Böyle manzaralı büfe hangi otelde vardır?


    Bir tıp doktoru olan Oktay keçi ...k'unun enerji verdiğini iddia edip durdu.Indifferent



    Biraz yukarılara keşfe çıktım.Manzara nefis.



    Toparlanıp kanyonun derinliklerine daldık.Böyle bir güzellik olamaz.Burada fazla lafa gerek yok. Fotoğraflar dahi bu güzelliği anlatmaya yetmiyor.İnanın nefia bir yer burası.




    Etraf öylesine güzel ki,Her köşe başında durup fotoğraf çekmekten sırtımdan ter boşandı.

     







    Çamur geçişleri ayrı bir zevk kattı sürüşe.

    Sağolsun Oktay tüm çöplerimizi toparlayıp taşıdı.Böylesi güzel bir yeri kirletmek olmazdı.

    Köprü üzerinde toplu Maviboğaz fotoğrafı.

    Bu adam nereye koşuyor???

    Makineyi ayarlayıp 10 saniyede fotoğrafta yer alacağım diye koşarken tüm fotoğraflarda tavşan gibi zıplarken havada çıkmışım.

    Bu fotoğrafta Oktay ne kadar uğraşsa da saklanmak için yinede bu doğal güzellikte kamufle olmakta zorlanıyor. 




    Zaman inanılmaz hızlı ilerliyor.Kanyonun diğer tarafında kalan 30 kilometrelik kısmı bir başka sefere bırakıp kanyondan bu noktada çıkıyoruz.Daha Eğrigöl'e tırmanacağız.

    Dere kasabasından Eğrigöl'e çıkan yol kanyonu aratmayacak güzellikte.


     


    Yeşilliği gören serildi...

    Bu güzel köylü kızı suyun kenarında dalmış uzaklara bakıyordu.Kimbilir askerdeki yavuklusunu düşünüyordu belki de. 

     

    1800 metrelerin üzerine çıktık.Artık bitki yok etrafta.Bu yolda bir off road'da karşılaşılabilecek her türlü zeminden geçtik.İnce kum,çamur,gevşek taşlık,hatta yer yer yol bile yoktu...

     



     



     



     

    Ara ara çukulata molası verdik.İrtifa ve yol şartları ciddi şekilde enerji tüketiyor.Bunu geri kazanmanın en çabuk yolu çukulata yemek.

     

    Yolun sonlarına doğru motosikletlerimiz ''en kirli motosiklet'' topiğinde yer almaya hak kazanacak kadar oldular.


     

    Bu yolda keşke vaktimiz daha fazla olsaydı ve daha çok vakit geçirebilseydik.Bu rotaya en az 3 gün ayrılmalı.Dyasıya fotoğraf çekmek ve iyice tadına varmak için bu şart.

     



     



     

    Bazen zorlandık...

    Bazen gazladık.


     


    Eğrigöl'e yaklaştıkca manzara değişiyor.2000 metredeyiz.İrili ufaklı bir sürü göl var bu tarafta. 

     


    Sonunda Eğrigöl'deyiz.Bu gölün adı haritalarda Eğil Gölü diye geçiyor.Ama yerel halk Eğrigöl diyor.


     

    Bu yorgunluğun üzerine sucuklar çok iyi geldi.


     


    Sucukları yedikten sonra ağırlık çöktü hepimize.Hiç birimizin kalkıp gitmeye niyeti yok.ben bir ara ciddi ciddi çadırı kurup burada kalmayı düşündüm.

    Ama yolcu yolunda gerek diyerek düşüyoruz tekrar yollara.Dönüş yolunda Gündoğmuş'a doğru iniyoruz.Hava da kararmaya başladı artık.



     


    Bu inişte çok güzel.

    Dönüşte hepimizin ortak fikri bu rotayı tekrarlamaktı.En kısa zamanda yeniden gitmek lazım buralara.Onca yorgunluğun üzerine gece yarısı eve gelip yatağa uzandığımda yeni bir seyahati hayal ederek uykuya daldım.Bu yol nasıl bir şeydir anlamadım.İnsanı çekiyor kendisine...

    Gönderilen Apr 07 2010, 01:03 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 6 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x