


Antalya ekibi yine iki günlük kamplı gezideydi.Toplam 720 km,on the road,off the road,bol viraj ve hatta Nepal planları!!! 
Bu gezimizde unutulmayacaklar listemizin ilk sıralarında yerini aldı.
Gezi burada başladı.Her zamanki gibi birbirimizi görmenin,tekrar iki tekerle yollarda olmanın neşesiyle.

Atila,

Orhan,

Sinan,

Mesut,

Ben ve artçım Fahri Bey'den oluşan ekip yollara koyulduk.

Can sıkıcı Antalya-Alanya yolunu,ardından nefis Anamur virajlarını katedip,

yorgunluk atmak ve kahvaltı etmek için yol kenarında molayı verdik.İşte asıl muhabbet burada başladı.

Mola yerimizin manzaralı tuvaleti.

Biz oturmuş nefis kahvaltının,harika çam balının tadını çıkartırken yoldan vızlayarak küçük bir motosiklet geçti.Plakasını göremediğimiz ve motosikleti bir şeye benzetemediğimiz için yabancı bir gezgin diye düşündük.Henüz iki-üç dakika geçmişti ki,aynı motosiklet geri gelerek bizim motorların yanına park etti.

Şimdi hiç bir kelimeyi atlamadan aramızdaki muhabbeti aktarıyorum.
Sinan : Hehehe adam acemi herhalde dönüp gelmesi yarım saat sürdü.
Diğerleri:) : Hahahaa
Bir kaç kişi : Aaa Muğla'lıymış.
Yeni gelenler motorlarından inerler ve bize doğru yaklaşırlar.
- Merhabalar ben Deniz bu da eşim Elif.
-Hep bir ağızdan : Çok memnun olduk.Buyrun,beraberce kahvaltı edelim.
Yeni gelenler oturur.
Mesut ve Sinan (Motosikletlerinin arkası Suriye yolcusu gibi dolu olduğu için,havayla) : Bayram gezisi herhalde ne tarafa gidiyorsunuz?
Deniz : Nepal'e
Derin bir sessizlik,birbirine bakışmalar...
Mesut : Biz de Bangladeş'ten geliyoruz.
Hep bir ağızdan : Hahahaha
Deniz : Yok ben ciddiyim,eşimle birlikte Nepal'e gidiyoruz.
Bu sefer çok daha derin bir sessizlik.Başlar önde.
Kem küm vaziyetleri.
Bizim motorları gören ekvator çevresinde dünyayı iki kere turlamış dönüyor zanneder.Biz topu topu bir günlük kamplı geziye gidiyoruz.
Adamın iki kişiyle Nepal'e gittiği motosikleti biraz sıksan bizim top case'lerden birisine sığdırırsın.Hadi diyelim top case'e sığmadı bir kısmını yan çantalardan bir tanesine koyarsın kalanına da kendi eşyalarını yüklersin...

Deniz ve Elif'i uğurlamak için motosikletin başına gidiyoruz.Hiç kıskanmadık ya!!!
Çamur at,yapışmazsa izi kalır...
Ben : Bunun ön siperliği de yok,zor olmayacak mı ?
Deniz : Yoo pek zorlanmıyorum.
Sinan : Bu seleye koyduğunuz peluş yağmurda ıslanınca sizi çok rahatsız etmezmi?
Elif : Olabilir,biz de bunun için su geçirmeyi önleyen sprey sıktık.
Sinan : Olsun yine de ıslanınca kurumaz bu meret.
Atila : Bunun ön amortisörü pek bir zayıf görünüyor.
Deniz : Ya kusura bakmayın ama siz BMW'ye bine bine konformist olmuşsunuz.
Bizler hep bir ağızdan ama kıpkırmızı : Yolunuz açık olsun görüşürüz!!!

Evet bu sıcak bir sohbetten sonra Deniz ve Elif'i 3-4 ay sürecek yolculuklarına bir hatıra fotoğrafı çektirerek uğurluyoruz.

Yolları açık olsun! Hiç kıskanmadık...
Biz bu moralle Anamur'a varıyoruz.Biraz sonra yolda geçtiğimiz Deniz ve Elif yine benzin almak için durduğumuz istasyona geliyorlar.

Burada yine keyifli bir sohbet.

Onlar Mersin'e biz ise tersine çıkıyoruz yola tekrar.

İlk durağımız Anamur'un ünlü ''Mamure Kalesi''.

Kalede turistik bir gezi yapıyoruz.Çok iyi korunmuş bir tarihi yapı.









Bu tarihi kale'ye bir GS'le büyük ihtimalle ilk giren Mesut oluyor.Böylece bir tarih daha yazılıyor.



Çaltıbük'teki kamp yerimize yine ancak hava karardıktan sonra varabiliyoruz.
Mesut'un sabah Metro'dan alelacele satın aldığı çadırı,bir inşaat mühendisi,bir makina mühendisi,bir muhasebeci olmak üzere üç kişilik profesyonel bir ekip dahi kurmayı başaramıyor.
Mübarek çadır değil,gökdelen.


Kamp ateşi hazırlıkları başlıyor.

Tabii nefis şişlerde hazır.



Karnımız doydu,sırtımız pek.
(Bazılarımız hariç.
) Adamlar uyanık ya bizim matları beğenmeyip şişme yatak aldılar.Ama pompaları iflas etti.Ya yerde yatacaklar ya da ciğerlere kuvvet şişirecekler koca yatakları.Alıyor bu üçünü bir keder tabii.


Ateşin başında sohbet bir başka...


Biraz ışıkla boyama tekniğine çalışıyoruz.

Kampımız gecenin karanlığında çok hoş görünüyor.

Güneş doğarken bir başka güzel.
Gündüz daha bir başka.


Bu arada bir de misafirimiz var.

Sabah kahvaltısı için hazırlıklar başlıyor.

Elimdeki bira kutularını görüpte sabahın köründe kafa çekiyoruz sanmayın.

Kahve için su ısıtıyoruz bira kutularında.Ee yokluk adama neler yaptırıyor.


Sucuklar şişlere geçiriliyor.

Yine kahvaltımızda bir kuş sütü eksik.

Orhan'ın sucuk-ekmeğe bakışları sucuk-ekmek açısından oldukca ürkütücü.


Önce niyetimiz ana yoldan Ermenek istikametine gitmekti.Ama oradan geçen köylülerden,bulunduğumuz yoldan da,hem de off road Ermeneğe çıkış olduğunu öğreniyoruz.

Yol nefis inanılmaz manzaralar var.





Bu arada Sinan kayıp.Bir çeşme başında durup bekliyoruz.


Biraz sonra geliyor.Yukarıdaki fotoğraflardan birisinde gördüğünüz,yanından geçerken keçileri otlatırken görüp yol sorduğum kırmızı kazaklı hanım çoban sayesinde bulmuş bizi.



Yola ve nefis manzaralara devam...



Burada artık fazla söze gerek yok.







İrtifa gittikce artıyor.

Bu arada çok yavaş yol alabiliyoruz.Yaklaşık 70 kilometreyi 4 saate yakın bir zamanda katettikten sonra sonunda Kazancı kasabasına varıyoruz.Burası eskiden Ermeneğe 25 km.mesafedeydi.Şimdi yeni su verilmeye başlanan baraj nedeni ile mesafe 90 km'ye çıkmış.
Kazancı'nın kahvesinde mola verip bayramlaşıyoruz.





Baraj yüzünden su altında kalan eski yola giriyoruz.

Sağda görülen su dolu olan yer eskiden 60 metre derinliğinde bir vadiydi.

Yol burada bitiyor.

Eskiden burası böyle görünüyordu.Şimdi görülen tüm vadi 250 metre derinliğinde suyla kaplanacak.

Her şey baraj sularının altında kalmış.


Yolumuz uzun,tekrar yola çıkıyoruz.

Bayram nedeni ile geçici olarak baraj inşaatının içinden yol vermişler.Bu sayede tam 70 kilometre tasarruf ediyoruz.



Barajın üzerinden ve tünelinden geçiyoruz.


Sonunda Ermenek'teyiz.


Ermenek'ten sonra Sarıveliler'de mola veriyor ve kahvede yine bayramlaşıp harika sohbetler ediyoruz.

Bundan sonraki durak kuş yuvası.

Kuş yuıvasına ancak gün batarken ulaşıyoruz.Yine çok heybetli.

Motosiklet aşısı verdiğim komşum Fahri Bey'de havaya girip ''İlk Hedefiniz Akdeniz'' pozu veriyor.Bu geziden sonra artık iflah olmaz.2-3 haftaya motosikleti ile katılır kesin bize.
Onca yolu arkamda hiç şikayet etmeden geldi.Bravo valla!

Manavgat'ta Antalya'lı dostlarımız Hüseyin ve Übeyid bizi karşılıyorlar.

Yolun son bölümünü hep beraber keyifle bitiriyoruz.

Yine toplam 730 km. yolu arkamızda bırakıp evlerimize döndüğümüzde eminim hepimiz yüzünde tüm o yorgunluğa rağmen büyük bir mutluluk ifadesi vardı.
GPS izlerine bakınca yolun pek de öyle küçümsenecek bir yol olmadığı daha iyi görülebiliyor.

Çaltibük'ten Ermeneğe tırmanış.

Kuş yuvası geçidi.
