in

Bu Günlük

Hızlı aktarma


Gunalp KOCAKANAT

Günalp Kocakanat

October 2010 - Mesaj


  •   Trans Anatolia Rallisi 8-14 Eylül

    Sun, Oct 17 2010 5:00
    8,548 Okundu  

     

    Geçen sene Ekim Ayı'nda Trans Anatolia Rallisi fikri ilk ortaya çıktığında  

    Marcel Vermeij ve Sönke Bonde ile rota saptamak için bir tur yapmıştık.

     

    Marcel Vermeij El Chotee Rally 2005,Central Europe Rally 2008,Hereoes Legend 2006-2010,

    Trans Orientale 2008,Oost-Europa Rally gibi çok ciddi organizasyonlara imza atmış bir rally manyağı.Sitesinin adı da zaten rallymaniacs.nl.

    Sönke Bonde ise 20 seneden fazla bir zamandır Türkiye'de yaşayan ve motosiklet turları düzenleyen,bu konuda çok ciddi birikimi olan

    usta bir motorcu.

    Hazırlıklar bir sene sürdü.Hollanda,Almanya ve Belçika'da tanıtımlar yapıldı.İlk tanıtım kokteyline 100'den fazla katılım oldu.

    Bu arada tanıtımlarda kullanılan video'da tanıdık simalar göreceksiniz.

    Tam 3 kez tüm rota hiç bir yer atlanmaksızın geçildi.Her 50 km.de bir acil durumlarda helikopterin inebileceği yerler saptandı.Tıbbi müdahale

    için bir tanesi Hollandalı,bir tanesi de Türk olmak üzere iki ekip ve bu ekiplere 4 x 4 araçlar organize edildi.Türk ekibinin başında üyemiz

    Dr.Oktay Sezai Öktem ve paramedic olarak yine üyemiz Cengiz Altınsoy vardı.Ralli sırasında bunun ne kadar gerekli olduğu görüldü.

    Yabancı katılımcıların motosiklet ve otomobillerinin gümrük işlemleri başlı başına bir işti.Her etap sonundaki kamp alanlarının sapa oluşu ve

    neredeyse hiç yol bulunmaması lojistik desteği çok zorlaştırdı.90 kişiyi yedirmek,içirmek ve bunu doğayı kirletmeden yapmak hiç te kolay

    bir iş değil.Bir kamyon üzerine tuvalet ve duşlar monte edildi.Tüm bu ekipmanın her gün sökülüp,yüklenip yeniden kurulması ciddi bir çaba

    gerektirdiğinden etaplar bir gün kamp bir gün otel olacak şekilde düzenlendi.Bu şekilde tüm bivak ekibinin her bir kamp hazırlığı için iki gün vakti olacaktı.

    Sonunda büyük gün geldi çattı.Ekipler gelmeye başladı.

    1977 yılında Rubbit Run -Trans AMA yarışını kazanan ilk Avrupalı,1980 World Four-Stroke Şampiyonu,2009 yılında 62 yaşında Dakar'a katılıp

    finiş gören Pierre Karsmakers,Türkiye'den Kemal Merkit'te olmak üzere büyük kısmı Dakar'a katılmış Hollanda,Belçika,Almanya ve Türkiye'den

    otuzbeş motosiklet ile sekiz 4 x 4'ün katıldığı ralli 8 Eylül 2010 günü Antalya Köprülü Kanyon'dan start aldı.Teknik ekipler,organizasyonun ekipleri,

    video ve fotoğraf çekim ekipleri derken 90 kişilik bir grup çıktı ortaya.

    Pierre Karsmakers

    Aslında niyetim ralliyi burada canlı canlı yayınlamaktı.Tüm ekipmanı hazırlayıp götürdüm.Ancak unuttuğum şey hiç bir kamp alanında telefonların

    çekmediği,dolayısı ile 3G bağlantının yapılamadığıydı.Yinede görüntüler tap taze.

    Bu ralliye ben ve Mehmet Özdoğan sıralama dışı olmak kaydı ile bizim fillerle katıldık.Ağır endurolar için ayrı bir klasman oluşturalım fikrime Sönke

    ve Marcel bu rotanın bizim koca makinelerle yapılamayacağını iddia ederek karşı çıkınca,yapılabileceğini göstermek farz oldu.Ralli başlamadan bir

    gün önce Mehmet Adana'dan benimle birlikte ralliye katılmak üzere geldi.Antalya'da katılımcıların kaldığı otelde ralli ile ilgili son işlerde bitince,

    akşam üzeri yola çıkarak start alınacak Köprülü Kanyon'daki kampa ulaştık.7 gün sürecek maceramız başladı.

    Biz kampa geldiğimizde ekipler motosikletlerinin başında son hazırlıklarını yapıyordu.Dr.Oktay'ı Kemal Merkit'le sohbet ederken yakaladık.

    Bizim makineler Ready to Race olduğundan yapacak bir işimiz yok.Sabah kontağa basıp yürüyeceğiz.Aylak aylak geziniyoruz.Smile

    Akşam yemeğini ırmağın üzerinde yiyoruz.İşin en güzel tarafı birbirlerini hiç tanımayan bunca insanın sanki kırk yıllık dostmuş gibi birbiri ile

    kaynaşmasıydı.Bu dostluğu yarış sırasında çok daha iyi görecektik.Herkes birbiri ile değil,birbirine yardım etmek için yarışıyordu sanki.

    Karşılıklı malzemeler alınıp veriliyor.Bir takımın teknik ekibi diğer takıma yardım ediyordu.Bu ralli boyunca artarak devam etti.

    Yemek sonrası sohbetin ana konusu yine BMW,KTM çekişmesiydi.Masada Oktay,Kemal Merkit ve Selçuk Bektaş'a karşı Mehmet'le ben zayıf

    kaldık tabii.Ama ertesi gün sahada işler değişti.Stick out tongue 

    Arkasından Marcel Vermeij'in ralli ile ilgili brifingi

    ve yatma vakti.Sabah saat 7.00'de kalkılacak.8.00'den itibaren start var.

    Birinci gün etabı 190 km.Köprülü Kanyon'dan,Gembos,Derebucak üzeri İlvat Gölü.Parkur zorlu.Sabah 7.00'de herkes ayakta.

    Hollandalı'ların destek aracı 6 çeker nefis bir kamyon.Teknik ekip içerisinde uyuyor.

    Kampa geç geldiğimiz için çadır yeri kalmamıştı.Bizde park yerinde ciplerin arasına yerleştik.

    Kamp alanı inanılmaz hareketli.Herkes eşyalarını toplayıp motosikletlerini hazırlıyor.

    Biz yine aylak aylak,kaşına kaşına geziniyoruz.Hazırlayacak bir şey yok ki.Kontağı çevirip yürüyeceğiz.Big Smile

    Mesut Doğan'da yepyeni ADV'si ile ilk gün bizimle sürecek.Aynı şekilde Orhan Uslu'da birinci gün bizimle geliyor.Mesut'un motoruna nasıl

    sevgiyle baktığına dikkatinizi çekerim.

    Bende biraz rotayı çalışıyorum GPS'te.

    Start öncesi Jeep'ler bekliyor.Bu araçların gelişinde öyle aksilikler yaşandıki inanılmaz!!! Ralli'den bir gün önce Türkiye'de olmak üzere yola

    çıktılar Hollanda'dan.

    Ancona'dan Çeşme'ye gelmek üzere bindikleri feribotun denizin ortasında yakıtı bitti.Tongue Tied Evet doğru okudunuz.Koskoca feribotun yakıtı bitti.

    Bu nedenle 6-7 saat gecikmeli geldiler Çeşme'ye.Bu sefer de gümrükte başka bir sorun çıktı.3 tanesi arkalarındaki römorkta 3 jeep daha taşıyordu.

    3 sürücü ama 6 tane araç olduğu için,bu sefer içeriye almadılar.Saatlerce uğraşıldıktan sonra gümrükten geçebildiler.Gece Çeşme'den yola çıkıp

    Antalya'ya geldiler.Bu seferde kamp alanını bulamayıp kayboldular.Neyse ki,sonunda starttan bir saat önce bulundular da herkes rahat bir nefes aldı.

    Start alınmaya başlandı.Rallinin melekleri Sylvia,Sönke'nin eşi Neşe,Carola start veriyorlar.

    Bizde start alıyoruz.Sıralama dışı katılmamıza rağmen yine de zaman tutuyoruz.Ama bizim için önemli olan parkuru sonlandırmak.

    En son start almış olmamaıza rağmen arkamızdan gelenler olduğunu görmek güzel.Onların hız avantajı varsa bizde de parkuru ezbere biliyor

    oluşumuzun avantajı var.

    Günün sonunda rotayı iyi biliyor olma avantajının böyle uzun soluklu bir rallide hızdan ve hafiflikten daha önemli olduğu ortaya çıktı.

    Diğerleri road booklarla ilerliyor.Bir sapağı kaçırdılarmı,hadi bakalım geri dönüp bir önceki sapaktan tekrar ölçüyorlar.Defalarca kaybolanlara yol gösterdik.

    Arkamızda bıraktığımız yol.Ciddi zorlu bir parkurda ilerliyoruz.Ama bizim canavarlar banamısın demiyor.

    Arada sırada durup arkamızdan gelen 4 x4'lere yol veriyoruz.Yardıra yardıra geliyorlar.Bir virajda üstümüze çıkmaları işten bile değil.

    Nefis manzaraları kaçırmıyorum.Artık yoldagiderken fotoğraf çekmede ustalaştım.

    Startı sabah 08.50'de aldık ve parkurun sonuna 40 km. kala kurulu olan CP'ye (Check Point) 14.38'de geliyoruz.

    Bizden önce gelen bir motosiklet start alıyor.Bu CP'ye 1,5 saat önce gelebilirdik aslında.Yolda Orhan'ın motosikletinin zinciri darmadağın oldu.

    Bir süre onu bekledik.E bu arada Mehmet'te bende sıkı sigara içicisiyiz.Saat başı sigara molası,yemekti derken ciddi vakit kaybettik.Yine'de

    CP'ye geldiğimizde arkamızda daha 10'dan fazla motosiklet olduğunu öğrendik.

    Ferd Wijers hem zaman hemde rota sorumlusu.Roadbook'lar,rotanın GPS trackleri ondan soruluyor.

    Marcel Vermeij bizi görünce gözlerine inanamadı.Smile Buraya kadar geleceğimizi dahi tahmin etmiyordu.

    CP'ye bizden sonra gelen bir başka motorcu.

    CP'den sonra İlvat Gölü'ne giden yol da küçümsenecek zorlukta değil.

    Sonunda saat 16.00'da finişteyiz.Kamp ıssızlığın ortasında harika görünüyor.O yorucu günün sonunda finişe ulaşmanın,hemde böylesi güzel

    bir manzarayla karşılaşmanın keyfini başka hiç bir şeyde bulamaz herhalde insan.İrtifa 1928 m.

    Kampa girerken tüm bakışlar üzerimize dönüyor.Bir kısmı şaşkın,bir kısmı ise ellerini havaya kaldırıp coolll işareti yapıyor.

    İlk gün biz onların fotoğraflarını çekerken,bugün onlar bizim fotoğraflarımızı çekiyorlar motorları park ederken.Hatta ikinci günün sonunda

    Pierre Karsmakers yanımıza gelerek aynen şunları söyledi.''Size saygı duydum.Cidden büyük saygı duydum.Bu koca motorlarla bu parkuru

    geçeceğnize inanmıyordum.Sizi tebrik ediyorum!''

    Bu zorlu günün üstüne bir sigara yakılır artık.

    Diğerleri de yorgunluktan bitap yerlere serilmiş.

    Kamp alanı nefis.Dev yörük çadırı,Hollandalılar'ın lojistik kamyonu.

    Böyle bir yerde tüm konfor düşünülmüş.Tuvalet,duşlar.Yıkanıp traş oluyor ve kendimize geliyoruz.

    Tuvaletler harika.

    Mehmet yemekten önce kestiriyor azıcık.

    Bu arada inanılmaz bir şey oluyor.Orhan yine çıkıp geliyor.Zinciri dağılıpta yolda bırakmıştık ya.Bizim teknik servis aracı yepyeni zinciri takınca

    yola devam etmiş.Adam da doğal GPS var.Güvercin gibi nerede bırakırsan bırak gelip buluyor seni:)

    Atladığımız bir şey var.Güya yarıştayız.Herkes birbiri ile rekabet halinde.Ama yolda sizi dururken görmesinler.İstisnasız hepsi durup

    yardıma ihtiyacımızın olup olmadığını soruyor.Başta da söyledim ya sanki birbirine yardım için yarışıyor millet.

    Dağın tepesine 3 ayrı yere 3 ayrı Türk Bayrağı yerleştirilmiş.Her birisinde ayrı bir mühür var.Yarışçılar buraya tırmanıp bu mühürleri

    basarlarsa ekstra puan alıyorlar.Harika görüntüler çıkıyor ortaya.Tabii sorunlarda.Motorlardan bir tanesi bir vadinin içerisine 100 metre aşağıya inmiş.

    Orada bırakıp gelmiş motoru.Sabah halatlarla 6-7 kişi zor çıkardılar.

    Ekipler motorlarını ertesi güne hzırlıyor.Biz kontağı kapatıyor ve ertesi günü açıyoruz.Tüm gece çalışanlar var.karanlıkta kafa lambası ile tamirat

    yapıyorlar.Bizim ise kendimize bakım yapmaktan başka bir işimiz yok.

    Kamp alanında hareket hiç bitmiyor.Gece de,

    Gündüzde...

    Ertesi günün roadbookları takılıyor.

    Tüm ralli boyunca havadan paramotorla çekim yapan Uçan Hollandalı iniyor.

    Akşam keyfi bir başka.Muhabbet harika.Uzun zamandır bu kadar keyif aldığımı hatırlamıyorum.Herkes birbirini selamlıyor.Espriler,şamata gırla.

    Dev yörük çadırı ziyafet için hazır.Bu çadır hem yemekler hem de brifing için kullanılıyor.Geceleri aynı zamanda koğuş görevini yapıyor.Çadır kurmaya üşenenler bir köşesine kıvrılıp yatıyorlar.

    Eh kamp olurda ateş olmazmı? Ateş başı sohbeti bir başka.Hava ciddi soğuk.1900 metredeyiz.Gece ilerledikce hava da soğuyor.Ateş çok iyi geliyor.

    Yeni bir gün başlıyor.İkinci gün etabı daha uzun.220 km.Varış yeri Ermenek.

    Sabah kahvaltıları nefis.

    Ballı gözlemeler,katmerler.Kamp alanlarındaki yemekler harikaydı.Oteller için aynı şeyi söylemek mümkün değil.

    Bu arada unutmadan ilk günün birincisi açık ara Kemal Merkit.Bu aynen takip eden günlerde de devam edecek.Murat Kızak Okan Temiz'de iyi

    dereceler yapıyorlar.

    Start öncesi biraz ısınıyorum.

    Ve ikinci gün yine 09.00'da start alıyoruz.

    Jeep'lere yine yol veriyoruz.Aksi halde tehlikeliler bizim için.

    Yol yine uzun,yine zorlu.

    Zaman zaman kısa da olsa asfalta çıkınca insan nefes alıyor.

    Eğrigöl'deyiz.Dünden beri ilk defa burada telefonlar çekiyor.Bayramın ilk günü.Yarım saat mola verip yakınlarımızla bayramlaşıyoruz.

    Buradan Cündere (Çündüre) Şelalesi'ne ineceğiz.Ama inmek için tırmanmak gerekiyor.2260 metreye çıkıyoruz burada.Aşağıdaki manzara mükemmel.

    Bugün hava ciddi sıcak.Aşağıya indikce fırına girmiş gibi oluyoruz.36 C.Sanki gece üşüyen biz değildik.

    Ama iniş yolu çok keyifli.

    Gitmemiz gereken yer karşıda en uzakta görünen en yüksek tepe.İnsanın kuş olup uçası geliyor.ama nafile!Buraya gitmek için daha 60-70 km.zorlu bir parkur var önümüzde.Bugün çok vakit kaybettik.Normal tempomuzu bulana kadar neredeyse öğlen oldu.

    Dere tepe düz gidip,vadilerden geçiyoruz.

    Sonunda işte iki resim önce tarif ettiğim tepede Gökbel Yaylasındayız.

    Sevimli Murat Bayramımızı kutlamaya geliyor.

    Parkur buradan geçmemesine rağmen Mehmet Kuşyuvası Geçidi'ni daha önce hiç görmediğini söyleyince yolumuzu bir kaç km.uzatmayı göze alıp

    bu doğa harikası yeri ziyarete gidiyoruz.

    Artık Ermenek Yolundayız.Bu sefer çok vakit kaybettiğimiz için CP'lere vardığımızda toparlanıp gitmiş olduklarını gördük.

    Sonunda Ermenek'te bugünün finişi olan Selçuklu Otelde'yiz.Bugünün birincisi de yine Kemal Merkit.Biz 10 saatte geldik.Gerçi bunun 3,5 saati

    yolda lüzumsuz oyalanmalarımız.

    Akşam brifing ve kısa bir video gösterisinden sonra sıcak duş ve yatak çok iyi geliyor.

    3.gün oldukca zorlu bir gün.En uzun etaplardan bir tanesi.230 km.Ermenek'ten Karaman'a 75 km.mesafedeki Meke Krater Gölü'ne gidilecek.

    Hemen hemen hiç asfalt yok.

    Sabah rallinin tek kadın yarışçısı Eva Krumbholz son hazırlıklarını yapıyor.

    Motorlarımızı hazırlarken bir sürü kişi gelip fotoğrafımızı çekiyor.Karşılaştığımız herkes eliyle ''cool'' işareti yapıyor.Bu bizi daha da motive ediyor.

    Yola koyuluyoruz.Bu arada benzinimiz bitmek üzere.Ermenek'te bir benzin istasyonuna girip 50'şer liralık koy diyoruz.Fazla benzin almıyoruz ki

    ağırlık artmasın.Ödemeyi yapıp yola çıkıyoruz.Benim ibrede tık yok.Durup mehmet'e soruyorum.Onda da aynı problem.Geriye dönüyoruz.Ama nafile.

    Bir sürü vakit kaybettiğimizle kalıyoruz.Bir şey ispatlamak olanaksız.İkimizde fiş almadık.Sıkı kazık yedik.

    Daha 30-40 km.yol almıştık ki bir tepeyi aşınca bizim sağlık ekibi ile birlikte Pierre'i görüyoruz.Meğer düşmüş ve küçük parmağı tendonlar

    dışarıya çıkacak şekilde parçalanmış.İlk müdahaleyi Oktay yapmış ama acilen dikiş atılması gerekiyor.Karaman'a Hastane'ye götürmeye

    karar veriliyor.Bayram olduğu için cerrah bulunamaması ihtimaline karşı genel cerrah olan Mehmet'inde dolayısı ile benimde Karaman'a

    gitmemizi kararlaştırıyoruz.Doktor bulunamazsa Mehmet bir özel hastanede müdahale edecek.

    Bu kadar yaralanmaya rağmen Pierre her zamanki gibi gülüyor,espriler yapıyor.İnanılmaz pozitif bir kişilik.

    Önümüzdeki yol ciddi zorlu bir yol.Ben geri dönüp Ermenek'te bir hastane bulmayı öneriyorum.Ancak mesafe oalrak tam ortadayız.Karaman'ın daha büyük bir merkez oluşu bizi oraya yönlendiriyor.

    Başlangıçta oldukca keyifli ve hızlı gidiyoruz.

    Sonra bizim sağlık ekibinin aracı bir yerde çamura saplanıyor.

    Köylülerin yardımı ile aracı saplandığı yerden çıkarıyoruz.Öğreniyoruz ki aynı yerde Eva Krumbholz'da saplanmış ve havada uçarak yere düşmüş.

    Allahtan yer çamur bir şey olmamış.Buradaki köylüler çok cana yakın.Yardım etmek için oradan oraya koşturuyorlar.Hele bir kız var ki,bizim

    Teknik destek aracını görünce onlarda saplanmasın diye önlerini kesmek için koşuşunu görmeniz lazım.

    Her yere hızır gibi yetişen teknik ekibimiz.

    Biraz ileride iki kişi daha kalmış.Motorları arızalanmış.Ekip onalrada hemen müdahale ediyor.

    Bugüne kadar ki en zorlu etap burası.Kırık ufak taşlar.Bazı yerlerde yol dahi yok.Yürümek bile mesele.

    Bizi bir hayli zorladı.Benim lastikler artık asfalt lastiği gibi oldular.Bu lastiklerle burayı tırmanmak eziyet.Motorun arkası tutmuyor.

    Bir o tarafa bir bu tarafa kayıyor.İrtifa 1800.Yanımızda sudan başka bir şey yok.Çok vakit ve efor kaybettik burada.

    Gerçi lastiği bu halde olan bir ben değilim.Daha beterleri de var.

    Tüm bu zorluklar dahi çevredeki ufacık da olsa güzellikleri görmemize engel değil.Sonuçta ruhumuzda gezginlik var.Yarışçılık değil.Okkk

    Sonunda benim kabak lastikler bir yerde bırakıyor beni.Yok arkadaş ben burayı çıkmayacağım deyip inatlaşıp yere yatıyor benim makina.

    Ama bizdeki de keçi inadı.Kaldırıp yine yola devam.

    Sık sık durup dinleniyoruz.Hala neşemiz yerinde.Espriler gırla.Burada bir şeyi belirtmek istiyorum.Böyle zorlu bir yolda insanın yol arkadaşı

    çok önemli.İnsanın enerjisini emmek yerine,enerjisine enerji katan pozitif bir insanla yol yapmak kadar güzel bir şey yok.İşte Mehmet tam

    böyle bir yol arkadaşı.En zorlandığımız anlarda bile tek bir saniye olumsuz bir laf duymadım ağzından.Tam aksine birbirimizi motive ettik.

    Bu yolu benimle paylaştığın için teşekkürler Mehmet!

    Yolun zorlukları bitmiyor.Bunun üzerine,irtifa yorgunluğu ve kabak lastikte eklenince iş daha da zorlaşıyor.

    Sonunda bir yaylaya ulaşıyoruz.

    Adı Yellibel'miş buranın.Her zamanki yörük misafirperverliği ile yapılan içten kahvaltı davetine hayır diyemiyoruz.

    Nefis bir kahvaltı ediyoruz.E biz adam olmayız.Trans Toros'ta karpuz ye,Trans Anatolia'da kahvaltı.Üstüne üstlük bu birde adı üzerinde yarış.

    Ama huylu huyundan vazgeçmiyor demek ki.Yarışta olsa o güzel insanlarla sohbet etmenin tadını almadan,nefis peynirlerini,harika sele

    zeytinlerini yemeden geçmek içimize sinmiyor işte.Ne yapalım!

    Dünya sevimlisi 4-5 yaşlarındaki Mevlüt'ü koyunların başında gördüm.Güldüğünde gözlerinin içide gülüyor.

    Sonra arkadaşı ile güreş tuttular.Resmen tüm kurallarına uygun güreşiyorlardı.Mehmet'le hayranlıkla izledik.Videolarıda var.Daha sonra ekleyeceğim.

    Artık yola koyulma vakti.6-7 km.sonra asfalta ulaşacağımızı söylüyor ev sahiplerimiz.Mecburen buradan sonra asfalttan Karaman'a gideceğiz.

    Pierre'in eline Mehmet'in müdahale etmesi gerekiyor.Bizden 20 km.kadar öndeler.

    Karaman Devlet Hastanesi'ne ulaşıyoruz.Ama nasıl ulaştığımızı birde bize sorun.Biraz önceki o zorlu tırmanışta bile bu kadar gerilmedim.

    Tam 70 km boyuınca mucurda yol alıyoruz.Güya asfalt yapıyor bizim Karayolları.70 km.yola döşemişler çakıl taşını.Bu yüzden gecikiyoruz.

    Allahtan hastanede doktor varmış dikişi atmış.15 tane dikiş var elinde Pierre'in.Hala ben yarın devam edeceğim ralliye diyor.

    Artık Konya Ovası'ndayız.Resmen çöl.Özellikle bu kısmı.Bir de çölde kullanmayı öğrendik bu arada.Benim lastiklerle iş iyice zorlaşıyor.

    Ama inadımız inat geçeceğiz bu yolu.Az da değil ki birader.

    Ama işi çzödüm.Arkanda ne olursa olsun gazı kesmeyeceksin.Gazı kestiğin anda saplanıyorsun.Benim arka taraf bir o yana bir bu yana savruluyor.

    Ama yinede gidiyor benim canım Fil'im.

    Netekim! Ben işi çözdüm ya verdim gazı gidiyorum.Stick out tongue Hoop yerdeyim.

    Bir yere geldik yolda bitti.Bu zeminin böyle göründüğüne bakmayın.Acaip kayıyor.

    CP'ye geldiğimizde Sönke bu sefer pes etti.Tamam arkadaş diyecek bir şey yok dedi.Ama buradan sonrasını gitmeyi denememizi ekledi.

    Sonrada gerçi ben buraya kadar da gelmezdim bu makinelerle sizi yine bildiğinizi yapın dedi.Biz geçemezsiniz dediği yoluda bitirdik.

    Dedim ya keçi inadı diye...

    Sonunda Meke Gölü'ndeyiz.Buradaki keyfimizi tarif edemem.Hemde neredeyse bunca vakit kaybına rağmen diğer ekiplerle hemen hemen

    aynı saatte vardık.

    Meke'nin bir başka güzelliği var.Bizim bivakta çok yakışmış buraya.

    Bu sefer kampa girişimizde diğer ekiplerden alkış aldık.Victory

    Oktay'la Cengiz,Yusuf'la yolculuk ediyorlar.Hemde birden çok Yusuf'la.Onların aracını kullanan dostumuz rallici.Cengiz bildiği bütün duaları

    okuyormuş yolda.hahaha

    Yorgunluğumuz yüzlerimizden okunuyor.Ama keyifli yorgunluk bu.Bizim için ralli bugün bitiyor.Mehmet'in Adana'ya dönmesi gerekiyor.

    Kızının okulu başlayacak.Benim yalnız devam etmem olası değil.Zaten lastiklerimde iflas etti.Gerçi Kapadokya'ya lastik getirtmem mümkün

    ama söylediği gibi tek başına,takım arkadaşı olmadan devam etmek imkansız.Hele bu çöl kumunda.Ben de mecburen dönüyorum.

    Sabah kamp uyanıyor yine.

    Her zaman ki hummalı hazırlıklar.

    Uçan adam sabahın yedisinde yine havada çekim yapıyor.

    Mehmet elinden düşürmediği çayını yudumluyor.

    Ralli'ye katılan Türk Ekibi her sabah olduğu gibi muhabbette.

    Murat Kızak,Mehmet Özdoğan,Kaan Tuna,Tayfun Canlı,Okan Temiz,Kemal Merkit,Sönke Bonde

    Bugün varış noktası Kapadokya.Üzülerek ayrılıyorum.Ama finişe tekrar döneceğim.Ralli Kapadokya'dan sonra Karaman Pınarbaşı'na dönecek

    ve son gün yine başladığı yerde Toroslarda sonlanacak.

    Ekip Kapadokya'da.Burada iki gece kalınıyor.Varışın ertesi günü 100 km.'lik Kapadokya'yı dolaşan kısa bir parkur var.

    Tabii balon uçuşları da...

    E Trans Anatolia olur'da dansöz eksik olurmu? Adı üzerinde Anadolu.

    Kapadokya'dan tekrar Karaman'a.Pınarbaşı Köyü'nde bu sefer kamp.

    Burada herkesin çok hoşuna giden bir anekdot var.

    Bizimkiler kampa yerleştikten sonra köyün minaresinden yapılan anons aynen şöyle.

    ''Köyümüze turist arkadaşlar gelmiştir.Görmedik diyenler Harman yerinde görebilirler.''Smile

    Bu arada bizim Oktay'da gaza gelmiş.Uçan Hollandalı Leo arkasında sabahki start için antrenman yapıyor.Big Smile

    Veeee FINISH!

    Ralli'nin birincisi gururumuz KEMAL MERKİT...

    Murat Kızak'ta harika bir derece yaptı.Ralli'iyi 10.sırada bitirdi.

    Nefis bir organizasyon böylece sona erdi.Arkasında unutulmayacak anılar bırakarak.

    Zaman zaman Murphy elini uzatıp karıştırmaya kalksa da her şeyiyle harika bir organizasyondu.Bu kadar zor bir organizasyonu katılımcılara

    en ufak bir sorun yaşatmadan sonlandıran Sönke Bonde'yi tebrik ediyorum.Bu arada belki de asıl unutulmaması ve teşekkür edilmesi

    gereken Sönke'nin eşi Neşe Hanım.Aşçıların tıkandığı yerde mutfağa girip yemekleri yaptı.Önlüğü takıp onca insanın bulaşığını yıkadı.

    Üstüne bir de son Karaman kampında aşçılar işin zorluğuna dayanamayıp kampı terkedince mutfağa girip 90 kişiyi doyurdu.İnanılmazdı!!!

     

    Bu arada Marcel ve Sönke ile girdiğimiz ''ağır endurolar bu parkuru geçermi geçemez mi '' iddiasını kazanınca seneye 650 cc üzeri ağır

    enduroların ralliye katılması kesinleşti.Belki parkurda bizim makinelere uygun ufak tefek değişikliklerle,ancak kamp yerleri aynı olacak

    şekilde bir düzenleme yapılacak.Okkk

    Ben Şimdiden iple çekiyorum...

     

     

    Gönderilen Oct 17 2010, 05:00 AM Yayınlayan Gunalp KOCAKANAT Ne ile 37 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x