in

Levent Vardar

Levent Vardar

July 2008 - Mesaj


  •   Ege'de bir RoadCraft

    Wed, Jul 23 2008 1:15
    3,877 Okundu  

    6 Haziran 2008, Pazar..

    OMM-İzmir olarak bir RoadCraft aktivitesi düzenlendi. Adımız OMM-İzmir ama RoadCraft'a katılan sürücüler arasında, İzmir'in yanısıra, Balıkesir, Manisa, Aydın'dan da arkadaşlarımız var. Daha evvelden gezenlerin tavsiyesi ile Akhisar civarında bir parkur ayarladık. 252 kilometre.Akhisar'dan başlayarak, kuzeye Sındırgı'ya, oradan doğuya dönüp, Simav yoluna, Simav'dan önce bu sefer güneye yönelip Demirdi'ye ve oradan da batıya doğru sapıp, Gördes üzerinden tekrar Sındırgı yoluna çıkıp Akhisar'a doğru hemen hemen tam bir daire çizeceğiz..


    Bu parkura saat 10:00'da başlayarak, 17:30 civarında yine Akhisar'da sonlandırmayı planlıyoruz..

    (resimdekiler: Yüksel Erdoğan, Ahmet Özçelikay ve Murat Koparal..)

    RoadCraft esnasında katılımcılar, IAM sertifikalı sürücüleri takip ederek, onların sürüş çizgi ve alışkanlıklarını izlerler. Her 30-40 kilometrede bir yapılan duruşlarda katılımcılar ve IAM sürücüleri sürüş hakkında görüş alışverişinde bulunup, sürüşlerini değerlendirirler.

    6 Temmuz sürüşünde, 6'şarlı gruplar halinde katılımcılar, motorlarının güçleri ve OMM-ART eğitimlerindeki derecelerine göre 4 IAM sürücüsünün ardından sürüş yaptılar. Katılımcılar arasında bulunan Gold sertifikalı sürücülerde bu sürüşler esnasında IAM sürücülerine yardımcı oldular.


    (RoadCraft'a Balıkesir'den katlan Cumhur Bozdağ'ın 1200 GS'i..)

    Bu arada bu Road Craft'a katılan ve öncülük eden 4 IAM sürücüsünden üçünün RideTurkey üyelerinden olmaları bana gurur verdi.
    İşte onlar..

       

    Uğur Ertekin, Semih Bozkurt ve Faruk Lokmacı..

    Ama daha bununla bitmiyor. Raporum boyunca sizi daha bir çok Ride Turkey üyesi ile tanıştırmaya devam edeceğim..

    İzmir, Aydın, Balıkesir ve Manisa'dan katılan OMM-İzmir üyeleri tek tek veya gruplar halinde saat 09:00'dan itibaren başlangıç noktamız olan Akhisar çıkışındaki Akyağ tesislerinde toplanmaya başladılar.

      

    Kahvaltı ve çay-kahve faslından sonra gruplar oluşturuldu. CAT sertifikalı eğitmenimiz Uğur Ertekin ilk önce IAM ve Gold sertifikalı sürücülere, ardından da IAM sürücüleri kendi gruplarına sürüş, rota ve RoadCraft üzerine gerekli brifingleri vermelerinin ardından 10:30'da Akhisar'dan Sındırgı'ya doğru hareket edildi.

    Uğur Ertekin kendi grubuna...

    diğerlerinin arasında cüssesi ile öne çıkan; üyelerimizden Murat Yurdakul..

    Faruk Lokmacı kendi grubuna..

    Semih Bozkurt kendi grubuna..

    ve 4. IAM sürücümüz Haluk Hızlan'da kendi grubuna cıkış brifingleri veriyorlar..

    Ormanlık ve dağlık bir bölgeden sürekli yükselen ve alçalan bir coğrafyada, aşırı sıcak olmayan bir iklimde, dar ama güzel dağ yollarından Sındırgı'ya ulaşıldıktan sonra Doğu'ya dönüp, Simav yoluna saptık.


     

    Bu yol boyunca Aygören Gölü'nden çıkan Simav Çayı'nı takip etmemiz gerekiyordu ama kuraklık nedeniyle Simav çayı yatağında maalesef hiç su yoktu ama yine de bu sayede bir çok köprüden geçtik. Bu yol üzerinde bulunan bir sürü maden ocağından dolayı yolda oldukça fazla kamyon trafiği vardı.

    Uğur Ertekin ilk molalardan birinde grubuna sürüş hakkında açıklayıcı bilgilerde bulunuyor..
    Soldan sağa.. Efe bayraktaroğlu (Gold), Serhan Yıldırım (Bronze Plus), Tolga Tüzün (Silver Plus),Murat Yurdakul (Silver Plus), Ertuğrul Fındık (Silver), Özgür Budak (Silver)

    Simav'a gelmeden önce, Aksaz köyü civarında güneye saptık ve Demirci'ye doğru yol almaya başladık. Nispeten daha geniş ve daha düzgün yollardan, epeyce tırmanarak öğle saatlerinde Demirci'ye ulaştık. Şehir merkezinde bulunan ve günlük sulu yemekler sunan Cumhuriyet Lokantası'nda öğle yemeğimizi yerken, sabah yapılan sürüş hakkında fikir alışverişlerinde bulunuldu.

    (Grubu Semih Bozkurt önderliğinde Demirci'ye giriyor..)

    Bu güzergahı kullanacak sürücülere Cumhuriyet Lokantası'nı şiddetle tavsiye ederiz. Demirci'ye girdiğinizde, şehir merkezine doğru ilerleyin. En kötü ihtimalle kime sorsanız gösterirler..

     

    Sürüşün öğleden sonraki kısmında IAM sürücüleri bu sefer gruplarını değiştirerek katılımcıların başka başka sürüş liderleri ile sürüş yapmalarına olanak verdiler.


    Heryerde olduğu gibi burada da meraklı çocuklar Demirci meydanında etrafımızda..


    Demirci ardından Gördes'e kadar yine dağ ve orman içerilerinden geçen güzel bir yol üzerinde, aralarda verilen molalarda sürüş ile ilgili brifinglere devam edildi. Ancak bu arada yolun yaz sıcakları ile birlikte erimeye başlaması nedeniyle, komple mıcır dökülerek tamir edildiğinmi görmeye başlıyoruz. Mıcır dökme işlemi bizim gidiş yönümüzün tersinden yapıldığı için ilk başlarda yol tutuşu konusunda oldukça zorlanırken, ilerledikçe mıcırın artık yola iyice yapışmış olmasından dolayı daha rahat bir sürüş geliyor.

      

    Gördes'ten sonra, özellikle bu yolun Sındırgı yolu ile birleştiği noktaya kadar olan geniş ve güzel yolda da bizim geçişimizden bir kaç gün önce dökülen mıcır nedeniyle, özellikle yolun kenarlarında biriken gevşek mıcır nedeniyle daha dikkatli geçmesine rağmen, özellikle Akhisar ovasına iniş esnasında manzarasıyla nefesleri kesecek kadar güzeldi. Büyük ihtimalle bir haftaya kadar yeni dökülen mıcırlar yola iyice yapışır ve bu güzel yolda daha zevkli sürüşler yapılabilir.

    Artık biraz da Paazar günlerini, ailesinden, çocuğundan, çoluğundan feragat ederek, kendilerini geliştirmek isteyen gülen yüzlerden bir kaç resim sunalım.. Hepsine çok teşekkürler..

     

     

     

     

    17:30 gibi çıkış noktamız olan Akyağ kafeterya'da buluşulmasının ardından günün son brifingi toplu halde yapıldı ve OMM-İzmir'in geleneksel "herkese teşekkürler" alkışlarının ardından katılımcılar evlerinin yolunu tutmak için İzmir yönüne doğru teker döndürmeye başladılar.



    Bu raporda benim çektiklerimin yanı sıra Mehmet Kermekaş, Murat özcan ve Serhan Yıldırım'ın da fotoğraflarını kullandım.
    Kendilerine fotoğrafları kullanmam için izin verdiklerinden dolayı teşekkür ederim..


     

    Gönderilen Jul 23 2008, 01:15 AM Yayınlayan Levent Vardar Ne ile 8 comment(s)

  •   Oğlumla Bir Pazar Günü

    Wed, Jul 16 2008 0:27
    4,224 Okundu  

    "Kızımla Bir pazar Günü"nün ardından bir kaç sene geçti..
    Oğlumla, ancak bir pazar geçirebildim.
    Elbette İki Teker üzerinden bahsediyorum.
    29 Haziran 2008, Pazar..

    Selahattin Ali Vardar, 1986 doğumlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi, son sınıfta, İşletme okuyor.. 12 yaşından beri Scooter kullanıyor, ama hiç vitesli motosiklet kullanmadı. Bu yaz kesinlikle ilk CBT eğitimini alacak.  

    Epeydir haritada gözüme kestirdiğim bir yol vardı. izmir-Aydın yolu üzerindeki İncirliova'dan dağlara vuruyor, Tire'den çıkıyorsun. Ardından ödemiş'e doğru gidip, yine köy aralarından dağlara vuruyor ve Umurlu'ya iniyorsun, oradan da Milas'a inen güzel yollar ve ardından bildiğimiz Milas-Söke yolu üzerinden tekrar Kuşadası. MapSource haritasında bu yol 400 kilometre civarında gözüküyor. İşte bu hafta sonu tam fırsatı.

    Zumo'yu İncirliova'dan başlayacak şekilde programladım. Kuşadası'ndan yola çıkıp şöyle yol kenarında kahvaltı edebileceğimiz bir yer aranırken taa Aydın'a kadar geldik. Aydın-Çine yolu üzerindeki Outlet'lerden birindeki bir yerde kahvaltımızı ettik. Kahvaltı esnasında bir yandan gazetelere bir göz aarken bir yandan da Ali'ye motor sürüşü ve bir artçı olarak nasıl davranması gerektiği hakkında kısa bilgiler verdim.

    Yola koyulduk. İncirliova'nın merkezindeki trafik ışıklarından dağlara doğru döndük. İlk başlardaki kötü yol şartları kısa zamanda normal bir asfalta dönüşünde rahatladım. Yol gerçektende MapSource'da göründüğü kadar bol virajlı. Tire'ye kadar dağ aralarından bol virajlı, yer yer sıcaktan erimiş asfalta rağmen genellikle güzel bir asfalt yolda ilerlerliyor.

    Ege'de böyle bir ortamda insan daha fazla orman ve ağaç bekliyor ama flora genellikle zeytinliklerden oluşuyor.İlk bakışta Ege'nin havasına uymayan kıraç bir ortammış gibi geliyor insana..


    Bizim gidiş yönümüzde de sürekli güneş altında kaldığımızdan dinlenecek, soluklanacak bir gölgelik bulmakta bayağı zorlanıyoruz. İlk hedefimiz Tire.. İlk durağımız 1300 metre rakımlardaki Kömürcüoğlu Geçidi.. Hemen hemen sıfır rakımdan başladığımızı düşünürsek fena da gelmemişiz..

     

    Buradan sonra artık Tire'ye doğru inişe geçeceğiz. So Far So Good.. gerçekten de buraya kadar güzel bir yol ve zaman geçirdik. İşte ineceğimiz yollar. Yolun daha da güzeli bizi bekliyor..

    Biraz daha yol aldıktan sonra sabahın ilk etabına doğru yaklaştığımızı görüyoruz. Dağ yolları biraz sonra bitecek ve biz aşağıda gördüğünüz ovadaki Tire'ye gireceğiz. Buradan sonraki rotamız, sağa dönüp, Ödemiş'e doğru yol almak ama ödemiş'ten önce yine köy yollarından yine Aydın karayoluna ama bu sefer Umurlu civarlarına inmek. En azından biz şimdilik böyle sanıyoruz..

    malum, Tire'nin köfteleri meşhur, burası aslında atlanmaz ama midelerimizde halen daha kahvaltının güzel kırıntıları durduğundan, Tire'nin o meşhur köftecilerinin olduğu meydanı es geçip, direk Ödemiş istikametine doğru yol alıyoruz. Bu aşamada Zumo'ya güveniyoruz. 10-15 kilometre sonra bir köy yoluna sapıp yine dağları tırmanacağız. 

    Ama oda ne, Zumo'nun sağa sap dediği yerde hiç bir sapak yok. Geçiyoruz. Geri dönüyoruz. Yakın bir köy yoluna giriyoruz. yol bitiyor.. Tekrar anayola çıkıyoruz.. Yakınlarda bir yerden giriyoruz ama gözümün ucundaki Zumo'nun gecelerce uğraşıp çizdiğim rotasındaki yoldan uzaklaşıyoruz. Neyse, artık bir kaç denemeden sonra en azından Zumo'daki rotaya yakın bir yerden yol almaya devam ediyoruz. Şükürler olsun ki biraz daha yol aldıktan sonra bizim güzergahımızla, Zumo'daki rota eşleşiyor ama öğleye doğrunun sıcağı ile yolu bulamamanın verdiği telaştan iyice bunalıp yol kenarında gördüğümüz ilk çeşmenin başında kısa bir mola daha verip soluklanıp, biraz da olsa serinliyoruz.

    Bundan sonraki yol daha da güzel. harika bir tırmanma. Bolca hairpin, solumuzda dağ ve güzel bir doğa, sağımızda ise geldiğimiz yollar. Kıvrıla kıvrıla tırmanıyoruz. Yol kenarlarında artık çam ormanları var. Tırmandıkça hava serinliyor, inişe geçtikçe sıcaklık, Aydın'ın o meşhur sıcaklığı üstümüze çöküyor oysa daha öğle saatleri bile olmamış..

    Bu arada durakladığımız noktalarda ki bu sıcaklıkta ve bu tür yollarda her 15-20 kilometrede bir durup hafif sızı takviyesinde bulunuyoruz çünkü yola çıktığımızdan beri güneş tepemizde ve bir türlü gölgelik bir yerlerden süremedik. Bir ara baktım yolun aşağısında harabelikler var. Eski midir, yeni midir anlayamadım. Aslında Ege'nin özellikle bu bölgelerinde antik çağlardan kalma bir sürü yer var, bu yüzden belki de bir şey yakalamışızdır diye fotoğrafını çekmeden edemedim..


    Sonunda dağlardan inip, tekrar Aydın karayoluna çıkıyoruz. Zumo'ya göre direk Umurlu'ya inip, oradanda bizi Milas yoluna ulaştıracak bir köy yoluna girmemiz gerekirken bu sefer Beyköy'den çıkıyoruz karayoluna. nereye gitsek, sağa mı sola mı diye bakınırken karşımıza her buralara gelişte yemek yediğimiz bir yer Uğur restoran çıkıyor. Biraz daha ilerlsesek böylesi bir yer bulup bulamayacağımızdan pek emin olmadığımızdan Türkiye'nin top 10'una girmiş bu yeri es geçmek açıkcası hiç işimize gelmiyor. Karınlarımızda zaten hafif guruldamaya başlamışken bu fırsat kaçmaz..


    Gerçekten açıkmışız. Bu mola iyi geliyor. Öyle açıkmışız ki resim çekmek yarım tabak tandırı mideye indirdikten sonra aklımıza geliyor.. Tandır, baharatlar, közlenmiş biberler, fırından yeni çıkmış lavaş ekmekleri ve fak tefek atıştırmalıklar..

    Ali hayatından memnun. Zaten böylesi güzel bir menü karşısında olmamakta olanaksız..

    Zumo'muzu buradan, yine ara yollardan Milas'a ulaşmak üzere programladık. ilk önce Dalama yoluna sapıyor ve çine'ye ulaşmaya çalışıyoruz. Yol üzerinde onlarca köyden geçiyoruz. Bazen tırmanıyor, bazen iniş yapıyoruz ve yol ve doğa mükemmel. Zumo'da bu sefer bize güzelce yol gösteriyor..

    Ancak çine'den sonra rotamıza uyarak girdiğimiz Milas yolu bugünün kabusu oluyor. Etraftaki onlarca maden nedeniyle, yollar delik deşik. Her dakika da bir kamyonlarla karşılaşıyoruz. Yolun bazı yerleri bırakın toz dumanı, resmen bir çöl gibi ince kum tabakası ile kaplanmış durumda. Asfalt olan yerlerde ise Aydın'ın sıcağı yolu resmen bir asfalt denizine döndürmüş durumda. Neredeyse bir 10 kilometre kadar vıcık vıck bir asfalt denizinde yol alıyoruz, ama asıl ürkünç olan kamyonlar.

    Yolun bazı bölgelerinde ise Ege'nin meşhur şişe sularının üretildiği yerlerden geçiyoruz. Ama diğer yanda da bu kadar toz duman, maden arasında bunca içilecek su ne kadar da sağlıklı diye düşünmeden edemiyorum. Yolun solunda Labranda sularının üğretildiği bölgedeki baraj gölü..

     

    Yolda görebildiğim kadarı ile derelerin yataklarında bir gram dahi su kalmamış. halbuki daha yazın meşhur Temmuz, Ağustos sıcakları gelmedi, yani bu derelerin bu günlerde gürül gürül akıyor olması lazım, ama dere yatakları bomboş. Anlaşılan bizi sıkı bir yaz bekliyor, kuraklık her yerde. Yine de dere yataklarındaki zakkumlar çok güzel görüntüler oluşturuyor.

    Yolun bundan sonrası hiç te Zumo ekranında gözüktüğü gibi değil. Milas'a kadar olan inişimizde asfaltın neredeyse olmadığı, toz toprak dolu ve kötü bir yoldan gidiyoruz. Ardından da Milas üzerinden bildiğimiz Bafa Gölü kenarından bir yılan gibi kıvrılan yola giriyoruz. Bu kadar bozuk yolun üzerine artık akşamüstüne yaklaşmamıza rağmen bu yol ilaç gibi geliyor..

    Aslında bu ana kadar yaptığımız yol topu topu 325 kilometre civarında ama gerek günün aşırı sdıcaklığı, gerekse son 75 kilometrenin çok bozuk olması nedeniyle yorgun olmam gerekirken, kendimi. hemen hemen ilk defa bu kadar yolu ardımda 80 kiloluk bir artçı ile almış olmama rağmen, zinde hissediyorum. Büyük ihtimalle geçen hafta sonunda tekrarladığım ve iki sene sonra Gold seviyesine ulaşabildiğim eğitimin de büyük katkısı var. Ne diyeyim.. Sağolasın Uğur Ertekin hocam..

    Yavaş yavaş akşam çökmeye başlıyor, biz de Kuşadası'na, evimize varmak üzereyiz. kuşadası'na girişte, şu güneşin en güzel battığı yerde olmak çok güzel. Kuşadası'na gelişteki son düzlükteyiz. Ali ben sürerken, arkamdan bu manzarayı kaçırmamış.


    Bir kaç dakika sonra, eve sadece bir kaç yüz metre kalmış iken ben de bir günbatımı fotoğrafı almak için son kez duruyorum. her gün görüyorum ama bunu sizlerle paylaşmak istedim.

    Bir kaç dakika sonra, saat 20:30, neredeyse 12 saattir yolardayız ve evimize varıyoruz. odometre 402,5 kilometreyi gösteriyor.
    Ben bugünü epeydir bekliyordum. Rotamı epeyce önce yapmış ve bir boşluk bekliyordum, bu yüzden çok güzel bir gün geçirdim.

    Umarım oğlum Ali'de bana dediği kadar hoşlanmıştır bu günden.

    Şimdilik onun kıyafetlerini toparlamaya, tamamlamaya çalışıyoruz. Ağustos ayında Uğur Hoca'dan CBT eğitimini alacak. Seneye de ona güzel bir Enduro bakacağız. Umarım o da bu motor işinden en az benim kadar zevk alır. O şanslı çünkü bu olaya benim başladığımdan en az 15 sene önce başlamış olacak..

     

     

     

    Gönderilen Jul 16 2008, 12:27 AM Yayınlayan Levent Vardar Ne ile 19 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x