Levent Vardar

Levent Vardar


Meryem Ana Evi-Selçuk

Mon, Jan 12 2009 0:08
13,442 Okundu  

Motorcuların seyahat güzergahları üzerinde, çoğunlukla gideceğimiz yere odaklandığımızdan görmeden geçtiğimiz o kadar çok yer var ki. Ana yolun bir kaç kilometre dışında öylesine güzellikle yatıyor ki. Meryemana Evi de bence onlardan bir tanesi. Daha evvelce Selçuk'taki (İzmir) "Buharlı Lokomotifler Müzesi"nden bahsetmiştim. Meryemana Evi'de Selçuk'ta ve bu müzeye sadece bir kaç kilometre uzaklıkta. İkisinide aynı harita üzerinde görmek mümkün.

Bu tür yerleri görebilmeniz için öncelikle otobanlardan uzak durmalısınız. Meryemana Evi, İzmir'e bağlı Selçuk ilçesinde. Eğer İzmir'den geliyorsanız, eski İzmir-Aydın Yolu'nda Selçuk'tan çıkar çıkmaz 1 kilometre kadar sonra kahverengi tabela sizi sağa döndürüyor. Eğer Aydın veya Söke, Ortaklar üzeriden geliyorsanız, kavşak bu sefer solunuzda kalıyor. Eğer geceyi Kuşadası'nda geçirdiyseniz, Selçuk'a gelin, ana yoldan sağa dönün ve tabelayı gözleyin. Aslında ulaşım gerçekten kolay, yeter ki yol kenarındaki kahverengi tabelalar sürekli olarak görüşünüzün içinde kalsın..

Kuşadası'ndan gelirken, Meryemana Evi'nin bulunduğu Bülbül Tepesi motorun tam arkasındaki dağlar üzerinde.


Aslında tam buradan dağa çıkan, tarlalar arasından giden bir yol da var. Yağmurdan dolayı delik deşik olmuş, bazı yerlerinde motordan inip el ile sürmeniz de gerek. Kısacası belki daha hafif bir motor ve yanbınızda arkadaşlarınız olursa denemeye değer.. O bahsettiğim yollardan iki fotoğraf. 2004 senesinin Mart ve Haziran'ından.. Eski 1150 Adventure'um ve kızım ile bir ATV gezisinde..

 

Tam Selçuk'a yaklaşırken, o uzun düz yolda, Efes girişi yakınlarında Trafik durduruyor. Normalinde bu yolda hemen hemen hiç radar kontroluna rastlamadım ama sohbet ettiğim polis sık sık burada uygulama yaptıklarından bahsetti, Dikkatli olmanızda fayda var. Geçenlerde otobancivarında bir BMW durdurmuşlar, adamın aküsü bitikmiş, yanında da telefonu yokmuş. İlk önce o olup olmadığımı sordular. Sonra da kibarca "çok derinde değise ruhasatını rica edebilir miyiz?" dediler. Hatta yandaki taksi durağından bir de çay ısmarladılar. Ardından ya "bir de ehliyetini alsak"a getirdiler.Tamam dedim, yine X2 bir ceza geliyor. Ama ikisinde de baktıktan sonra "Tamamdır Levent Bey, teşekkürler, İyi Yolculuklar deyip yolladılar beni. Yani ceza yok, şaşırdım ama detaylarına da girmeden yoluma devam ettim.

Bu arada Meryemana Evi'ne gitmek isteyenlere faydası olsun diye yollardaki tabelaları çekmeye devam ediyorum..Yolun tam karşısında da Efes'den Kuşadası'na gidecekler için bir otobüs durağı var. Tepesine de kocaman "Bus Durağı" yazmışlar. Fotoğrafladım ama makinenin ayarları bozuk olduğundan çıkmamış. Tam Memleketimden İnsan manzaraları için güzel bir resim olacakdı halbuki.


Ziyaret edilmesi gerekn bir yer olmanın dışında Meryemana Evi'nin bulunduğu Bülbül Dağı'na çıkan yol da tam bir motorcunun isteyeceği gibisinden. Tamamen virajlarla dolu bir 6 kilometre sürdükten sonra ancak buraya ulaşabiliyorsunuz. Çıkması ayrı bir güzel, inmesi ayrı bir güzel. 

Bu yollardan, yolun Zumo üzerindeki haritasından ve Selçuk'tan görünümler..

  

 

Kıvrıla kıvrıla, 3 sene evvel yanmamış olsa daha da fazla çam ağaçlarının bulunduğu bir yol sonrasında sizi giriş kapısı karşılıyor. Bülbül dağı bir Milli Park ve giriş, ücrete tabi. Ben bir seyahat acentesi sorumlu müdürü olduğum için (hem de her sene Meryemana Evi'ne 10.000'e yakın turist gönderen) ücretsiz girdim. Yabancı ziyaretçiler giriş için 15 TL ücret ödüyorlar. Türk ziyaretçiler için ise 5 TL civarında. Ama anlaşıldığı kadarı ile bu para bu bölgeye girmek için Selçuk belediyesi tarafından alınan br ücret ve sadece belediyeye gidiyor. Bu yüzden de içeride kiliseye yardım için bunu açıklayan bir tabela koymuşlar. Bana biraz ironi gibi geldi.. 

Aslında her şey İsa’nın ölümünden 4 ya da 6 yıl sonra, St. John’ın Meryem Ana’yı Efes’e getirdiğinde başlamış. 1891 yılında Lazarist papazlar, Alman rahibe A. Katherina Emerich’in rüyası üzerine, Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği evin, araştırmalar sonunda bu yer olduğunu ortaya çıkarmışlardır. Bu olay Hıristiyanlık dünyasında yepyeni bir buluş olmuş ve din alemine ışık tutmuş. Haç planlı ve kubbeli olan bu yapı daha sonra restore edilmiş. Müslümanlarca da kutsal sayılan evde, Papa VI. Paul’un 1967’deki ziyaretinden sonra, her yıl ağustos ayının 15. gününde ayinler düzenlenmekte ve bu ayinler büyük ilgi görmekte.

Kapıdan geçtikten sonra oldukça geniş bir otopark sizi karşılıyor. hemen yanıbaşında bu bölgeyi korumakla görevlendirilmiş Jandarma bölüğünün binası ve onun yanından da bu kutsal yere girişe başlıyorsunuz. 

İlk karşınıza çıkan bu çukur. Hikayesi ise; Efes'te yaşayan ilk dönem Hristiyanları çocuklarını vaftiz için Bülbül Dağı'ndaki bu gizli Meryemana kilisesine getirirlerdi. Şimdilerde sadece bir kaç damla su ile gerçekleştirilen vaftiz törenleri, o çağlarda İsa'da Ürdün Nehri'nde yıkanarak vaftiz edildiğinden tüm vücudun suya sokulması şeklinde yapılırdı..Dağın kutsalda sayılan kaynak suları, resme dikkatli bakarsanız görebileceğiniz gibi bu çukurun içerisindeki borular aracılığı ile çukura doldurulur ve vaftiz töreni gerçekleştirilirdi.


Çukuru geçtikten sonra sağ tarafında her lisanda buranın bir hikayesinin anlatıldığı tabelaların yanından kiliseye doğru gidiyorsunuz. Yolun sonunda size hüzünlü bakışıyla bir Meryem heykeli merhaba diyor gibi. 

Biraz sonra ise karşınıza küçük bir kilise çıkıyor.Belki de buraya gelirken karşılaşmayı umduğunuzdan da küçük bir kilise. Bu yüzden ayinlar dışarıda yapılıyor. Yaz aylarında her Pazar burada Sunday Mass ayinleri yapılıyor ve hafta içerisinde her gecelerini sabahlara kadar barlarda geçiren turistlerin Pazar sabahları buraya nasıl akın ettiğini görmenizi isterdim. 

Meryemana Kilisesi.. 

Bu arada buraya bir çok defa gelmiş olmama rağmen ilk defa bir rahibi görüntülemeyi başarıyorum, ama ayin esnasında değil.. Ağaçları budarken..

  

Kilisenin çanı bile tuhaf. Kilisenin hemen yanıbaşındaki ağaça tutturulmuş. Rahip, bunu da buduyordu. Herhalde çan kolay çalınsın diyedir.

Elbette kilisenin içerisine de girdim ama orada fotoğraf çekmek yasak tabelelaı bulunduğu için, saygı gösterip, kimse bir şey dememesine rağmen çekmeye de teşebbüs etmedim. Mistik bir havası var. Karanlık, ya da loş diyelim. Ortada beşikde İsa'yı temsil eden bir sahne var. Etraf buraya gelen ünlü Hristiyanların getirdikleri kutsal olduklarını tahmin ettiğim hediyeler ile dolu. İçeriye girince kendinizi bambaşka bir mekanda hissediyorsunuz. Fotoğraf çekmediğimden buranın bir tasviri olan bir tabela ile yetineceksiniz.

İçeride mumlar vardı. Gönlünüzden kopan bir bağışı kutusuna atıyor ve mum alıp yakıyorsunuz. Burası da Allah'ın bir evi olduğuna göre, Müslüman'larında bu işi yapmasında bir sakınca yok. Zaten bugünkü ziyaretimde küçük bir Amerika'lı grubun dışındaki diğer ziyaretçilerin hepsi Türk'lerdi.

Buradan itibaren geri dönüşe başlıyorsunuz. Eğer hemen sağa kıvrılan yoldan aşağıya inerseniz, sizi karşılayan duvarda, buraya ziyarete gelmiş yüzbinlerce kişinin dualarını ve dileklerini bıraktıkları bu duvar ile karşılaşıyorsunuz. Her gelen bir şeyler bırakmış. Umarım dilekleri yerine gelmiştir.

Dedim ya burası aslında bir Milli Park ve manzara, doğa çok güzel. Bir kaç sene evvel buralarda çıkıp, ardından Kuşadası ormanlarına yayılan yangın yukarıda fotoğrafını koyduğum kilisenin hemen arkasına kadar gelmişti. Herkesin ilahi oalrak tanımladığı bir şekilde gerçekten de kilisenin dibinde yangın durmuştu. Gerçektende o günkü görüntüler korkuçtu ama bugün baktığımda o karalıklardan pek bir eser kalmamış gibi. Çevre çok güzel, yemyeşil..

Çıkışa doğru sağda bir kafeterya solda ise bir hediyelik eşya dükkanı var. Buradan Meryemana ile ilgili, kilise ile ilgili bir çok minyatürler, freskler alabilmeniz mümkün, sadece görmek için girdiğinizde bile gerçekten çok güzel hediyelikler ile karşılaşıyorsunuz.

Gerçi Meryemana ile Nazarlık Boncuğu'nu biraraya getirmeyi kim akıl etti, merak etmiyor da değilim..

  

Aslında küçük bir alan. Ama belki daha ruhani duygularla buralara gelirseniz, daha çok zaman geçirebilirsiniz.

Ben dönüş yolculuğuna başlıyorum. İniş esnasında bir kaç yerde daha duruyorum. İlki bu mesajın başındaki resimden sizlere gösterdiğim, Bülbül Dağı'nı çektiğim fotoğrafın çekildiği Selçuk-Kuşadası yoluınu göstermek için.

Bir sonraki ise aslında sizi Bülbül Dağı'na tırmanmaya başladığınızda karşılayan görkemli Meryemana heykeli için. Selçuk-Aydın yolundan Meryemana tabelasını gördüğünüzde sağa saptıktan sonra aslında sizi ilk karşılayan muhteşem Efes'in üst kapısı. bir virajın ardından ise bu muhteşem heykel hemen sağınızda bitiveriyor.

Sanki Hoşgeldiniz demek için..

Hemen yanıbaşında ise, Efes'in üst kapısı ve muhteşem Odeon. Bir başka sefere de orayı gezeriz hep birlikte, çünkü Efes de, bir yere giderken, sadece bir iki kilometre içeriye girdiğinzide karşınıza çıkıveren güzelliklerden bir tanesi..

Bir yere giderken, sadece varacağınız noktaya odaklanmayın. Eğitimlerde gördüğümüz gibi, eğer yolu gerçekten gözlüyorsunuz, göz uçlarınıza denk gelen kahverengi tabelalar sizi çok güzel yerlere götürebilir. Kendinize zaman tanıyın, buraları da gezin. Pişman olmayacaksınız..

Bu da Meryemana'dan aşağıya inişin bir videosu. Canon kamera motorun gidonunda sol elciğin dışına oturtulmuş bir aparata bağlı. SD karta çekim yaptım..

 








Yayınlanış Tarihi Jan 12 2009, 12:08 AM Yayınlayan Levent Vardar

Yorumlar

 

Ahmet Ozcelikay Dediki :

Gene yüreğimize dokundun Sevgili Levent Ağabey ! Oralarda olmak için tekerlerimize sahip çıkıyoruz ama pek azımız senin gözlerinden bakabiliyor.

Teşekkürler :)

January 12, 2009 7:45 PM
 

blacksnake Dediki :

Leevent abi seni Turizm ve Kültür Bakanı olarak görmek istiyorum...Hani Allah mı söyletti acaba....Teşekkürler,Emeğine sağlık...

January 12, 2009 11:04 PM
 

Cem YILDIZ Dediki :

Harika kareler cektin Levent ellerine saglik... Okkk  

Alternatif yolu mutlaka bana ogretmeni isterim. Nasil oldu daha once bana bundan bahsetmedin Big Smile

January 12, 2009 11:49 PM
 

Gunalp KOCAKANAT Dediki :

Teşekkürler Levent.

Bu alternatif yolu muhakkak deneyelim.

January 13, 2009 2:20 AM
 

Yigit Yildiz Dediki :

Levent bey bu güzel bilgiler için teşekkürler.Yaklaşık 10-15 kez buraları ziyaret etmiş bir kişi olarak temennim motorumlada buraları tekrar görmek, teşekkürler.

January 13, 2009 10:25 PM
 

Cem Baser Dediki :

2 yıl önce arabamla dolaşmıştım buraları.  Buharlı lokomotifleri görmediğim içinde üzülüyorum.

Güzel fotoğraflar ve anlatımlarınız için teşekkürler

January 15, 2009 8:02 PM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Levent Vardar

1959 Karabük doğumluyum. Kuşadasında yaşıyor, Turizm sektöründe, bir seyahat acentesinde çalışıyorum. Evliyim, motosiklet meraklısı iki çocuğum var. 86 doğumlu oğlum CBT eğitimi aldı, kızıma ise bu yaz bir scooter aldık ve şimdi ehliyet sınavlarında sekiz çizmeye hazırlanıyor. Eşim ise senede bir bana ayıp olmasın diye arkama biner bir yolculuk yaparız, ama her 70-80 km de bir sırtıma vurup, "yorıuldum" demekten grei kalmaz.. Liseyi Bornova Anadolu Lisesi, üniversiteyi ise Boğaziçi, Turizm bölümünde okudum.. Motosiklet sürmenin ciddi bir iş olduğunu anlayana kadar hemen hemen 10 sene motor kullandım. Daha sonra OMM eğitimleri ile tanıştım ve son 3 senedir, bu eğitimlere destek veriyor ve eğitim ile motosikletlileri buluşturmak, paylaşmak ve motosiklet gezileri için OMM derneğinde gönüllü olarak çalışıyorum. Motosiklet benim günlük yaşamımın bir parçası. Hem her gün biniyor hem de güvenli ve ileri sürüşün tüm motorculara yayılması için çalışıyorum. Bir yandan da zaman buldukça motosikletim ile seyahatler yapıyor, İki Teker ile Çok Tekerin Ardından isimli projemi tamamlamaya çalışıyorum. Bir zamanlarda, bir yerlerde motosiklet seyahatleri, raporlanması ve web üzerinden yayınlanması konusunda kafa yormaya başlamıştım ama tam o sırada Ride Turkey ile tanıştım ve böylece kafam rahat etti.. Şu anda 2005 model bir BMW R1200GS kullanıyorum..
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x