in

Levent Vardar

Levent Vardar

October 2009 - Mesaj


  •   30 İyi Adam

    Wed, Oct 14 2009 2:26
    3,032 Okundu  

    Aslında olay şu yazı ile başlamıştı... Sene 2006 Eylül..

    Bu gün öğle tatilinde Bülent ile birlikte şöyle bir yol yapalım diye Kuşadası, Gökçealan, Çamlık, Selçuk, tekrar Çamlık ve Kuşadası turladık.

    Buralardan YANGINdan beri ilk geçişimdi. İnanamazsınız karşınızdaki görüntüye. Selçuk-Aydın çıkışında kafanızı şöyle sağa doğru bir kaldırın bakın, koca Bülbül Dağı çırılçıplak kalmış.  İnanılmaz kötü bir manzara.

    Ardından Çamlık-Kuşadası yoluna girdik. Yeniköy'ün sırtlarından başlayarak, Andız Köy Sofrası restaurantın karşısına kadar bırakın ağacı, ot bile kalmamış. O güzelim çam ormanlarının yerini kapkara bir görüntü, o güzel çam ve orman kokularının yerini de aradan 2-3 hafta geçmesine rağmen kesif bir is kokusu almış.

    Dibimizde ama yeni farketmişiz meğer, gerçekten CİĞERLERİMİZ YANMIŞ oralarda...
    Yapanların elleri kırılsın...  

    Böyle bir yazımızın üzerine OMM İzmir'den 30 arkadaşımız daha yanan ormanların dumanı geçmeden Kuşadası Belediyesi'nin açtığı bir kampanya için Kuşadası'na gelmişler ve sembolik bir fidan dikimi yapılmıştı.

    Seneler ilerledikçe ben de kendime iş edindim ve her fidan dikim yıldönümünde bakalım bizimkiler ne alemde deyip ormana gidiyordum. Geçen sene güzel şeyler görmüş, fidanlarımızın bir çoğunun "orman" olma yolunda toprağa tutunduklarını gözlemlemiştim..


    Aradan bir sene daha geçti. 3. senesinde bu işe ön ayak olmuş diğer arkadaşım Bülent Ayata ile birlikte yine Orman'ımızdaydık. 

    Bilmeyenler için.. Ormanımız Kuşadası'ndan Çamlık istikametine giderken 8. kilometre civarında sağ kolda. Giriş yolunda kocaman bir Orman Müdürlüğü tanelası var.

    Kısa bir stabilize yolla ulaşılıyor..

      

    Her ne kadar ortalık oldukça büyümüş ot ve çalı çırpı ile de kaplı olsa diktiğimiz fidanlar uzaktan da olsa farkedilebicek boylara ulaşmış gözyüzüne doğru uzanmışlardı bile.. Onların boyları büyürken bizim de dudaklarımızdaki gülüş genişledi..

     

    Bu sene de evimize içimiz rahat dönüyoruz.
    İyi iş çıkartmışız diye düşünüp 30 İyi Adam'a, eşlerine, arkadaşlarına, çocuklarına bir kez daha teşekkür ediyoruz.





    İnşallah seneye daha da büyümüş, boyumuza ulaşmış, artık fidanlıktan ağaçlığa geçmiş ormanımızı buluruz karşımızda..

     

    Gönderilen Oct 14 2009, 02:26 AM Yayınlayan Levent Vardar Ne ile 2 comment(s)

  •   En Kısa Rapor.. Siz Öyle Sanın..

    Tue, Oct 13 2009 14:13
    4,411 Okundu  

    Opps.. Aradan neredeyse BİR YIL DAHA geçmiş bile..
    8 Ekim 2006 - 13 Ekim 2006

    Bugün öğlen bir gidip bakalım bakalım..
    Bundan tam 3 sene önce 30 İyi Adam, Kadın, Çocuk ve Bebek'in diktiği fidanlar ne alemde.
    Detaylar Yarın Akşam burada...

    Dün yağmur vardı gidemedik, ama bugün aynen geçen seneki gibi kısa bir yol yaptık..



    Evet bu bir anlamda buradaki en kısa rapor olacak.
    Rakamları sizinle paylaşayım isterseniz.

    Kuşadası, 27 Ocak 2009, Salı, öğle arası
    Ofisten çıkış: 13:06 - Ofise Dönüş: 13:45
    Katedilen Mesafe: 9,75 taş çatlasın 10 kilometre

    Evet kısa değil mi? Ama aldanmayalım..
    Bunun hikayesi taa 2,5 sene önce, 8 Ekim 2006'da başlıyor.
    Bakın bakalım bu kadar kısa dediğimiz zamana neler sığmış..

    Öncelikle.. Bilin bakalım bu motor nereye bakıyor..


    Biraz daha yakınlaştırmamı ister misiniz?

    Peki son bir defa daha yakınlaştırayım da ondan sonra hikayemize başlayalım.. Bakalım bakalım nereye bakarmış bu motor..

    Tamam.. Biraz geriye saralım. Ağustos sonları, 2006. Meryemana ve Kuşadası civarında buralarının tarihinin en büyük orman yangını başladı. Bir iki gün boyunca durdurulamayan yangın çevreye ciddi anlamda bir zarar verdi. Hektarlarca orman yandı. Ben o günleri hep "Ciğerlerimiz Yandı" diye hatırlarım. 

     

    Gerçekten manzara korkunçtu. Göz alabildiğince uzanan o yeşillikler maalesef kapkara bir görüntü halini almıştı. O günlerde şöyle bir şeyler karalamışım Yola Selam günlüklerime... 

    "İnanamazsınız karşınızdaki görüntüye. Selçuk-Aydın çıkışında kafanızı şöyle sağa doğru bir kaldırın bakın, koca Bülbül Dağı çırılçıplak kalmış. İnanılmaz kötü bir manzara.


    Ardından Çamlık-Kuşadası yoluna girdik. Yeniköy'ün sırtlarından başlayarak, Andız Köy Sofrası restaurantın karşısına kadar bırakın ağacı, ot bile kalmamış. O güzelim çam ormanlarının yerini kapkara bir görüntü, o güzel çam ve orman kokularının yerini de aradan 2-3 hafta geçmesine rağmen kesif bir is kokusu almış.


    Dibimizde ama yeni farketmişiz meğer, gerçekten CİĞERLERİMİZ YANMIŞ oralarda.."

    O aralar bu konuyu İzmir'deki OMM'li dostlarımla paylaştım.. Hemen bir kaç gün içerisinde organize olarak Kuşadası ormanları için o günlerde açılan "Yanan Her Ağaç İçin 10 Fidan" kampanyasına destek vermeye geldiler. Ben onları o zamanlar 30 İyi Adam olarak adlandırmıştım, ama 30 olan motosiklet ve sürücü sayısıydı sadece. Yanlarında eşleri, nişanlıları, sevgilileri, arkadaşları, çocukları ve hatta bebişleri bile vardı.

    8 Ekim 2006 Pazar sabahı saat 8.00’de İzmir'li motorcuların her zaman ki buluşma ve çıkış yeri olan Gaziemir Migros’ta toplanan motorcuları bir sürpriz bekliyordu. Gerek kendilerini motora binemeyecek kadar rahatsız hissedenler, gerekse meteorolojinin yağış uyarısı yüzünden tedirgin olanlar, gelmemek yerine, ailelerini de yanlarına alarak arabaları ile gelmeyi tercih etmişlerdi. Bu motorcuların doğa sevgisinin başka bir kanıtı değildir de nedir?

     

    Her motor yolculuğunda olduğu gibi yolda kahvaltılar yapıldı ve öğle üzeri bunca insan yavaş yavaş Kuşadası'na girmeye başladılar.

    Bu arada bu günün hazırlıkları tamamlanana kadar onları deniz kenarında misafir ettik.

    Çünkü güzel bir de karşılama törenimiz vardı. 

    Hatta bu iyi yürekli insanları karşılasınlar diye yabancı ülkelerden gemiler dolusu yabancı turistler bile getirttik.. Smile

    Tüm motorcular ve diğer katılımcılarla birlikte bir Kuşadası turu atıldı. Memlekettekilere dışarıdan insanların da bizim burnumuzun dibindeki fidanlara ne kadar önem verdiklerini göstermemiz ve bu kampanyayı Kuşadası genelinde canlandırmamız gerekiyordu.


    İşte ardından bu KISA hikayenin başlangıcına, yani bugün yaptığım topu topu 10 kilometrenin beşinci kilometresine kadar geldik ve motorlarımızı Çamlık Yolu üzerinde bize dikim için gösterilen alanın karşısına, yola parkettik.


    Aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmenn ortalıkta kesif bir duman ve is kokusu vardı. İnsanların yüzlerinden bunu okumak ve etraflarında gördükleri manzara karşısında ne kadar durgunlaştıklarını görmek mümkündü.

    Bu kadar kısa bir süre olmasına rağmen gerek belediye, gerekse Orman İşletmeleri gayet iyi hazırlanmışlar ve dikimlere zaten başlamışlardı. Biz de büyük, küçük, çoluk, çocuk hatta bebiş demeden işe koyulmuştuk.

     

     

    Elbette o gün bu işin mimarlarına binlerce kez teşekkür etmiştik, ama iki buçuk sene sonra dahi teşekkürü yine hakediyorlar.. Aslında sizlerde onları çok yakından tanıyorsunuz..

    Evet 8 Ekim 2006 günü geldi geçti... Tüm katılanlarda doğaya bir şeyleri geriye verebilmiş olmanın mutluluğu vardı.

    Tamam.. Şimdi biraz ileriye sarmaya başlayalım..
    Bu sefer, tam bir sene sonrasındayız.. 11 Ekim ama senelerden 2007.
    Bir bakayım demiştim, yine çok kısa bir yolculuk yaparak doğaya bıraktıklarımızı tekrar ziyarete gitmiştim.

    Fidanlarımızın doğum günü, bugün 1 yaşına bastılar.

    O günleri de Yola Selam günlüklerinde şöyle anlatmışım..

    "8 Ekim 2006’da “Ciğerlerimiz Yanmış” haberimizin ardından OMM İzmir Grubu Kuşadası’na bir gezi düzenleyerek, yanan fidanlarımız yerine yeşerecek ilk 50-60 fidanı, Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan ve Aydın Orman Müdürlüğü’nün de katkılarıyla Çamlık yolu üzerine dikmişlerdi. Bunu da 30 İyi Adam linkinde geç de olsa anlatmıştık.

    O zaman Kuşadası’na gelen 30 iyi adam, onların eşleri, arkadaşları, çocukları ve bebekleri ile beraber, bölgemizde büyük üzüntü uyandıran yangının ardından ilk fidanları diktiğimiz yerleri tam bir sene sonra tek başıma ziyaret ettim. Amacım geçen sene diktiğimiz fidanların durumunu görmekti.

    Toprağa sıkı sıkı tutunmuş, önümüzdeki 30-40 yıl içerisinde kocaman ağaçlar olmak için inatla aradan geçen bir sene içerisindeki yağmur, fırtına, kuraklık ve güneşe dayanmış fidanlarımızın bir çoğunu sağ salim görünce içimde uyanan sevinci ve heyecanı anlatabilmem mümkün değil. 

     

    Bir saate kadar yakın bir süre burada oyalanarak, yıllar sonra yeniden orman olacak bu arazinin yıllar sonraki halini hayal etmeye çalıştım.

    Benim çocukluğumun geçtiği bu yerlerden araba veya motor ile geçerken aklıma bu bölgeyi bu halde görebileceğim aklıma dahi gelmezdi. Virajların arkasının ulu çınar ve diğer kocaman ağaçlardan görülmediği bu yerlerde şimdi neredeyse ufuktaki tarlalar dahi görülüyordu.

    Çocuklarım biraz zor ama torunlarımın benim yaşadığım o yemyeşil günleri görebilmeleri için bu fidanların bol yağmur, su ve hava almalarına dua ettim. Her yıl yeniden buraya gelecek ve fidanlarımıza bakacağım
    ." diye bitirmişim.


    Eh.. Yukarıda sözünü vermişiz bir kere. Bir daha gelmemezlik olmaz. Ama bu sefer biraz tembellik de ettim ve ancak 2009 Ocak ayında, yani bugün oraları görmeye gidebildim.

    Hani o en başta lafını ettiğim kısacık yol işte.. taş çatlasa 10 kilometrelik bir rapor aslında bugüne ait olacaktı ama sizleri bir kaç yıl geriye götürmüş oldum..

    İşte o en baştaki motor buraya bakıyor.  Bizim Orman'a..

    Ortalık biraz daha yeşermiş ama bu arada da biraz ot kaplamış. İlk geldiğimde içime birden bir kurt düştü. Ortalıkta çalıdan çırpıdan bir şey gözükmüyordu. Ama bundan iki sene öncesinin resimleri ile karşılaştırdığınızda doğanın kendine iyi baktığını, yaralarını yavaş da olsa iyileştirdiğini gözlemlemek mümkün.

    Ama biraz daha içerilere girmeye başlayınca otların, çalı çırpıların arasında hepimizin diktiği fidanları görmeye başlayınca sevincimi anlatamam, üstelik, geçen seneden bu yana boylarının 3-4 misliden fazla uzadıklarını görmek onların da toprağa sıkı sıkıya tutunduklarını bir ispatıydı.

    Kimisi iyice büyümüş, serpilmiş. Belli ki ileride burada yükselecek ormanın baş ağaçları olacaklar.

    Kimisi tutunmuş ama bodur kalmış..


    Kimisi halen daha tutunmaya çalışıyor...


    Kimisi ise maalesef becerememiş.. Ama hepsi de bizimdi..

    Çevrede kalmış bir kaç kömürleşmiş ağaş ise sanki insanlara "Aman ha.. Dikkat Lütfen" dercesine orada kalmışlar..

    Tamam bende biliyorum. Doğanın kendini yenilemesi çok uzun sürüyor ama buraları, evimden sadece 3-5 kilometre mesafedeki bu oksijen depolarını bizden sonraki nesillere daha da genişlemiş olarak bırakabilmek için biraz daha duyarlı olmak gerekiyor.

    Neyseki benim çevremde bu duyarlı insanlardan çok var. 

    Söz seneye size yine, yeni bir KISA RAPOR daha yazacağım.. 

     

    Gönderilen Oct 13 2009, 02:13 PM Yayınlayan Levent Vardar Ne ile 27 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x