Levent Vardar

   Levent Vardar

Oğlumla Bir Pazar Günü

Paylaş   Wed, Jul 16 2008 0:27
4,223 Okundu  

"Kızımla Bir pazar Günü"nün ardından bir kaç sene geçti..
Oğlumla, ancak bir pazar geçirebildim.
Elbette İki Teker üzerinden bahsediyorum.
29 Haziran 2008, Pazar..

Selahattin Ali Vardar, 1986 doğumlu, İzmir Ekonomi Üniversitesi, son sınıfta, İşletme okuyor.. 12 yaşından beri Scooter kullanıyor, ama hiç vitesli motosiklet kullanmadı. Bu yaz kesinlikle ilk CBT eğitimini alacak.  

Epeydir haritada gözüme kestirdiğim bir yol vardı. izmir-Aydın yolu üzerindeki İncirliova'dan dağlara vuruyor, Tire'den çıkıyorsun. Ardından ödemiş'e doğru gidip, yine köy aralarından dağlara vuruyor ve Umurlu'ya iniyorsun, oradan da Milas'a inen güzel yollar ve ardından bildiğimiz Milas-Söke yolu üzerinden tekrar Kuşadası. MapSource haritasında bu yol 400 kilometre civarında gözüküyor. İşte bu hafta sonu tam fırsatı.

Zumo'yu İncirliova'dan başlayacak şekilde programladım. Kuşadası'ndan yola çıkıp şöyle yol kenarında kahvaltı edebileceğimiz bir yer aranırken taa Aydın'a kadar geldik. Aydın-Çine yolu üzerindeki Outlet'lerden birindeki bir yerde kahvaltımızı ettik. Kahvaltı esnasında bir yandan gazetelere bir göz aarken bir yandan da Ali'ye motor sürüşü ve bir artçı olarak nasıl davranması gerektiği hakkında kısa bilgiler verdim.

Yola koyulduk. İncirliova'nın merkezindeki trafik ışıklarından dağlara doğru döndük. İlk başlardaki kötü yol şartları kısa zamanda normal bir asfalta dönüşünde rahatladım. Yol gerçektende MapSource'da göründüğü kadar bol virajlı. Tire'ye kadar dağ aralarından bol virajlı, yer yer sıcaktan erimiş asfalta rağmen genellikle güzel bir asfalt yolda ilerlerliyor.

Ege'de böyle bir ortamda insan daha fazla orman ve ağaç bekliyor ama flora genellikle zeytinliklerden oluşuyor.İlk bakışta Ege'nin havasına uymayan kıraç bir ortammış gibi geliyor insana..


Bizim gidiş yönümüzde de sürekli güneş altında kaldığımızdan dinlenecek, soluklanacak bir gölgelik bulmakta bayağı zorlanıyoruz. İlk hedefimiz Tire.. İlk durağımız 1300 metre rakımlardaki Kömürcüoğlu Geçidi.. Hemen hemen sıfır rakımdan başladığımızı düşünürsek fena da gelmemişiz..

 

Buradan sonra artık Tire'ye doğru inişe geçeceğiz. So Far So Good.. gerçekten de buraya kadar güzel bir yol ve zaman geçirdik. İşte ineceğimiz yollar. Yolun daha da güzeli bizi bekliyor..

Biraz daha yol aldıktan sonra sabahın ilk etabına doğru yaklaştığımızı görüyoruz. Dağ yolları biraz sonra bitecek ve biz aşağıda gördüğünüz ovadaki Tire'ye gireceğiz. Buradan sonraki rotamız, sağa dönüp, Ödemiş'e doğru yol almak ama ödemiş'ten önce yine köy yollarından yine Aydın karayoluna ama bu sefer Umurlu civarlarına inmek. En azından biz şimdilik böyle sanıyoruz..

malum, Tire'nin köfteleri meşhur, burası aslında atlanmaz ama midelerimizde halen daha kahvaltının güzel kırıntıları durduğundan, Tire'nin o meşhur köftecilerinin olduğu meydanı es geçip, direk Ödemiş istikametine doğru yol alıyoruz. Bu aşamada Zumo'ya güveniyoruz. 10-15 kilometre sonra bir köy yoluna sapıp yine dağları tırmanacağız. 

Ama oda ne, Zumo'nun sağa sap dediği yerde hiç bir sapak yok. Geçiyoruz. Geri dönüyoruz. Yakın bir köy yoluna giriyoruz. yol bitiyor.. Tekrar anayola çıkıyoruz.. Yakınlarda bir yerden giriyoruz ama gözümün ucundaki Zumo'nun gecelerce uğraşıp çizdiğim rotasındaki yoldan uzaklaşıyoruz. Neyse, artık bir kaç denemeden sonra en azından Zumo'daki rotaya yakın bir yerden yol almaya devam ediyoruz. Şükürler olsun ki biraz daha yol aldıktan sonra bizim güzergahımızla, Zumo'daki rota eşleşiyor ama öğleye doğrunun sıcağı ile yolu bulamamanın verdiği telaştan iyice bunalıp yol kenarında gördüğümüz ilk çeşmenin başında kısa bir mola daha verip soluklanıp, biraz da olsa serinliyoruz.

Bundan sonraki yol daha da güzel. harika bir tırmanma. Bolca hairpin, solumuzda dağ ve güzel bir doğa, sağımızda ise geldiğimiz yollar. Kıvrıla kıvrıla tırmanıyoruz. Yol kenarlarında artık çam ormanları var. Tırmandıkça hava serinliyor, inişe geçtikçe sıcaklık, Aydın'ın o meşhur sıcaklığı üstümüze çöküyor oysa daha öğle saatleri bile olmamış..

Bu arada durakladığımız noktalarda ki bu sıcaklıkta ve bu tür yollarda her 15-20 kilometrede bir durup hafif sızı takviyesinde bulunuyoruz çünkü yola çıktığımızdan beri güneş tepemizde ve bir türlü gölgelik bir yerlerden süremedik. Bir ara baktım yolun aşağısında harabelikler var. Eski midir, yeni midir anlayamadım. Aslında Ege'nin özellikle bu bölgelerinde antik çağlardan kalma bir sürü yer var, bu yüzden belki de bir şey yakalamışızdır diye fotoğrafını çekmeden edemedim..


Sonunda dağlardan inip, tekrar Aydın karayoluna çıkıyoruz. Zumo'ya göre direk Umurlu'ya inip, oradanda bizi Milas yoluna ulaştıracak bir köy yoluna girmemiz gerekirken bu sefer Beyköy'den çıkıyoruz karayoluna. nereye gitsek, sağa mı sola mı diye bakınırken karşımıza her buralara gelişte yemek yediğimiz bir yer Uğur restoran çıkıyor. Biraz daha ilerlsesek böylesi bir yer bulup bulamayacağımızdan pek emin olmadığımızdan Türkiye'nin top 10'una girmiş bu yeri es geçmek açıkcası hiç işimize gelmiyor. Karınlarımızda zaten hafif guruldamaya başlamışken bu fırsat kaçmaz..


Gerçekten açıkmışız. Bu mola iyi geliyor. Öyle açıkmışız ki resim çekmek yarım tabak tandırı mideye indirdikten sonra aklımıza geliyor.. Tandır, baharatlar, közlenmiş biberler, fırından yeni çıkmış lavaş ekmekleri ve fak tefek atıştırmalıklar..

Ali hayatından memnun. Zaten böylesi güzel bir menü karşısında olmamakta olanaksız..

Zumo'muzu buradan, yine ara yollardan Milas'a ulaşmak üzere programladık. ilk önce Dalama yoluna sapıyor ve çine'ye ulaşmaya çalışıyoruz. Yol üzerinde onlarca köyden geçiyoruz. Bazen tırmanıyor, bazen iniş yapıyoruz ve yol ve doğa mükemmel. Zumo'da bu sefer bize güzelce yol gösteriyor..

Ancak çine'den sonra rotamıza uyarak girdiğimiz Milas yolu bugünün kabusu oluyor. Etraftaki onlarca maden nedeniyle, yollar delik deşik. Her dakika da bir kamyonlarla karşılaşıyoruz. Yolun bazı yerleri bırakın toz dumanı, resmen bir çöl gibi ince kum tabakası ile kaplanmış durumda. Asfalt olan yerlerde ise Aydın'ın sıcağı yolu resmen bir asfalt denizine döndürmüş durumda. Neredeyse bir 10 kilometre kadar vıcık vıck bir asfalt denizinde yol alıyoruz, ama asıl ürkünç olan kamyonlar.

Yolun bazı bölgelerinde ise Ege'nin meşhur şişe sularının üretildiği yerlerden geçiyoruz. Ama diğer yanda da bu kadar toz duman, maden arasında bunca içilecek su ne kadar da sağlıklı diye düşünmeden edemiyorum. Yolun solunda Labranda sularının üğretildiği bölgedeki baraj gölü..

 

Yolda görebildiğim kadarı ile derelerin yataklarında bir gram dahi su kalmamış. halbuki daha yazın meşhur Temmuz, Ağustos sıcakları gelmedi, yani bu derelerin bu günlerde gürül gürül akıyor olması lazım, ama dere yatakları bomboş. Anlaşılan bizi sıkı bir yaz bekliyor, kuraklık her yerde. Yine de dere yataklarındaki zakkumlar çok güzel görüntüler oluşturuyor.

Yolun bundan sonrası hiç te Zumo ekranında gözüktüğü gibi değil. Milas'a kadar olan inişimizde asfaltın neredeyse olmadığı, toz toprak dolu ve kötü bir yoldan gidiyoruz. Ardından da Milas üzerinden bildiğimiz Bafa Gölü kenarından bir yılan gibi kıvrılan yola giriyoruz. Bu kadar bozuk yolun üzerine artık akşamüstüne yaklaşmamıza rağmen bu yol ilaç gibi geliyor..

Aslında bu ana kadar yaptığımız yol topu topu 325 kilometre civarında ama gerek günün aşırı sdıcaklığı, gerekse son 75 kilometrenin çok bozuk olması nedeniyle yorgun olmam gerekirken, kendimi. hemen hemen ilk defa bu kadar yolu ardımda 80 kiloluk bir artçı ile almış olmama rağmen, zinde hissediyorum. Büyük ihtimalle geçen hafta sonunda tekrarladığım ve iki sene sonra Gold seviyesine ulaşabildiğim eğitimin de büyük katkısı var. Ne diyeyim.. Sağolasın Uğur Ertekin hocam..

Yavaş yavaş akşam çökmeye başlıyor, biz de Kuşadası'na, evimize varmak üzereyiz. kuşadası'na girişte, şu güneşin en güzel battığı yerde olmak çok güzel. Kuşadası'na gelişteki son düzlükteyiz. Ali ben sürerken, arkamdan bu manzarayı kaçırmamış.


Bir kaç dakika sonra, eve sadece bir kaç yüz metre kalmış iken ben de bir günbatımı fotoğrafı almak için son kez duruyorum. her gün görüyorum ama bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Bir kaç dakika sonra, saat 20:30, neredeyse 12 saattir yolardayız ve evimize varıyoruz. odometre 402,5 kilometreyi gösteriyor.
Ben bugünü epeydir bekliyordum. Rotamı epeyce önce yapmış ve bir boşluk bekliyordum, bu yüzden çok güzel bir gün geçirdim.

Umarım oğlum Ali'de bana dediği kadar hoşlanmıştır bu günden.

Şimdilik onun kıyafetlerini toparlamaya, tamamlamaya çalışıyoruz. Ağustos ayında Uğur Hoca'dan CBT eğitimini alacak. Seneye de ona güzel bir Enduro bakacağız. Umarım o da bu motor işinden en az benim kadar zevk alır. O şanslı çünkü bu olaya benim başladığımdan en az 15 sene önce başlamış olacak..

 

 

 




Yayınlanış Tarihi Jul 16 2008, 12:27 AM Yayınlayan Levent Vardar

Yorumlar

 

Cem YILDIZ

Allah keyfinizi daim etsin Big Smile Keyifle okudum, ellerine saglik.

July 17, 2008 8:02 AM
 

Kemal Ertunc

İsterim ki dah anice uzun km ler yapabilesin Ali ile...Acaip keyifle okudum ve inşallah birgün bende benim küçük adamla böyle bir yol yapabilirim....

July 17, 2008 4:41 PM
 

blacksnake

Levent abi bu iş böyle güzel yaw..Çocuklarla gezinin tadı da bi başka....İkinizinde emeğine sağlık.Yakında babalar ve çocuklar aktivitesi yapacağız.Katılırsanız seviniriz..

July 18, 2008 12:45 AM
 

Ugur Ertekin

Levent abi, bu turları 2 ayrı motor olarak Ali ile yapacaksın, daha da keyifli olacak:) Benimki az daha büyüsün böyle bir hayalim var valla:)

July 18, 2008 12:59 AM
 

Hikmet GUMUS

Ellerinize saglik , guzelde bir anlatim olmus.

Tumu guzel ama bir gun su ugur lokantasina izmir' ekibi olarak bir kacamak yapsak mi ?

July 18, 2008 1:21 AM
 

Alper Yüksel

Gezinize hayran olmamak elde değil, bu keyifli gezinin diğer şahidinin de görüşlerini almak (tabii ki zamanı olursa) ayrı bir keyif olacaktır diye düşünmekteyim..

İleride oğlumla en çok yapmak istediğim şeylerden birini yapmış olmakla bizlere de rehberlik ediyorsunuz, yüreğinize sağlık....

July 18, 2008 7:27 AM
 

Ozgur Budak

Eline saglık abi. Tire-İncirliova arasındaki dağ yollarından geçmiştim 2 ay önce. Bahardı ve tabiat muhteşemdi. Meyve bahceleri, derin vadiler. Benim oglanı ancak topcase koyarak gezebilirim henüz :)

July 18, 2008 8:39 AM
 

Bülent Cihangir

Sevgili Vardar,

Sunum tekniğine bayılıyorum ;) Eline sağlık. Ellerinize sağlık

Delikanlıya başarılar...

July 18, 2008 9:13 AM
 

Erdal DEMİRCİOĞLU

İmrenerek okudum, ayaklarınıza sağlık olsun.

Darısı bizim başımıza.

July 18, 2008 9:35 AM
 

Emir Şahbal

Levent ciğim kıskandım. Süper bir yol. Süper bir gün. Süper bir artçı veeee süper bir baba. Nice gezilere.

July 18, 2008 10:51 AM
 

Serhan Yıldırım

Super gezi olmus. Imrendim valla .. Keske benim babam da motorcu olsaymis :)

July 18, 2008 11:54 AM
 

Erol SATICI

Levet abi süpersiniz tebrik ediyorum güzergah süper yalnız ben biraz duygulandım benim bir kızım var oda çok küçük şu an ama ikincisinin oğlan olduğunu ve onunla tura çıktığımı düşündüm 20 sn yüzümde gülücükler oluştu süper bir duygu olsa gerek allah mutluluğunuzu herdaim eylesin birlikte sağlıklı nice km'lere darısı başımıza sevgiler.

July 18, 2008 12:13 PM
 

Sami KURT

Abi super olmus,canım cekmedi degil...Bravo size...

July 18, 2008 4:41 PM
 

Omer GUNDAY

süper valla baba oğul ne kadar iyi yapmışsınız ,elinize sağlık

July 20, 2008 2:28 PM
 

Nazım Ergelen

Levent abi benim oğlumda şu an 2.5 yaşında daha ama en büyük hayilim senin gibi oğlumla böyle bir ortamı paylaşmak darısı bizimde başımıza.Harika bir gezi olmuş!!!

July 24, 2008 11:32 AM
 

Omer Tigli

Levent abi, imrenerek okudum, benim adam büyüse de bizde senin gibi gezsek.

August 23, 2008 3:42 PM
 

Tamer ICEL

Çok güzeldi,

Küçükken, Aydın' da 8 yıl yaşadık , öğrencilik yıllarında, ama bu yolları ve güzergahları hiç geçmedik. Yurdumuz daha hala keşfedilmeye muhtaç bir cennet. Bölgeye has harika bir rota izlemişsiniz. Bu rotayı ben de not ettim vallahi :))

August 29, 2008 9:28 PM
 

erkand

Süper bir olay baba ve oğul ile one more mile

July 8, 2009 9:22 AM
 

Barış

herşey iyi güzelde .... tandırın yanına koymuşsunuz sigara paketlerini hiç hoş olmamış... belli ki aydın birisiniz.. ama bilinçli de olmak lazım... işi sigara bozmuş bence ...

February 5, 2012 9:06 AM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Levent Vardar Hakkinda

1959 Karabük doğumluyum. Kuşadasında yaşıyor, Turizm sektöründe, bir seyahat acentesinde çalışıyorum. Evliyim, motosiklet meraklısı iki çocuğum var. 86 doğumlu oğlum CBT eğitimi aldı, kızıma ise bu yaz bir scooter aldık ve şimdi ehliyet sınavlarında sekiz çizmeye hazırlanıyor. Eşim ise senede bir bana ayıp olmasın diye arkama biner bir yolculuk yaparız, ama her 70-80 km de bir sırtıma vurup, "yorıuldum" demekten grei kalmaz.. Liseyi Bornova Anadolu Lisesi, üniversiteyi ise Boğaziçi, Turizm bölümünde okudum.. Motosiklet sürmenin ciddi bir iş olduğunu anlayana kadar hemen hemen 10 sene motor kullandım. Daha sonra OMM eğitimleri ile tanıştım ve son 3 senedir, bu eğitimlere destek veriyor ve eğitim ile motosikletlileri buluşturmak, paylaşmak ve motosiklet gezileri için OMM derneğinde gönüllü olarak çalışıyorum. Motosiklet benim günlük yaşamımın bir parçası. Hem her gün biniyor hem de güvenli ve ileri sürüşün tüm motorculara yayılması için çalışıyorum. Bir yandan da zaman buldukça motosikletim ile seyahatler yapıyor, İki Teker ile Çok Tekerin Ardından isimli projemi tamamlamaya çalışıyorum. Bir zamanlarda, bir yerlerde motosiklet seyahatleri, raporlanması ve web üzerinden yayınlanması konusunda kafa yormaya başlamıştım ama tam o sırada Ride Turkey ile tanıştım ve böylece kafam rahat etti.. Şu anda 2005 model bir BMW R1200GS kullanıyorum..
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x