Levent Vardar

   Levent Vardar

Urla Yarımadası-İzmir

Paylaş   Mon, Nov 24 2008 2:56
4,674 Okundu  

30 Kasım Pazar günü OMM İzmir Chapter "Ege Yolları'nda Bir RoadCraft daha.." ismi altında bir RoadCraft düzenleyecek. Ben de Grup Direktörü olarak, OMM'nin izmir'li sürücülerinden kalabalık bir takım ile birlikte bu aktivitenin düzenlenmesine yardımcı oluyorum.

Temmuz ve Ekim ayında yapılan RoadCraft'ların ardından arkadaşlarımız yeni bir rota bulalım, hem doğa güzel olsun, hem de bu tür bir sürüşten daha fazla faydalanalım demişlerdi. Bu sefer urla Yarımadası'nı, İzmir'lilerin meşhur, Gülbahçe, Balıklıova, Karaburun, Ildır rotasını yapalım dedik.

Ben de bu Pazar, 23 Kasım 2008, IAM sürücüsü, Kuşadası Motorosiklet Kulübü Başkanı sevgili arkadaşım Faruk Lokmacı ve yeni tanıştığım, ama motoru nedeniyle inanılmaz sempati duyduğum, Gülbahçe'de oturduğu için bize yol ve rota konusunda yardımcı olan Timur Turan ile bir rota planlaması yapmak için yola çıktım.  Amaç rota planlaması olduğundan fazla fotoğraf çekemedik ama yine de bu günü sizlerle paylaşmak istedim.

Aslında tüm rota 175 kilometre civarında, biz de buna güvenerek öğle saatlerinde yola çıkıyoruz. Bu arada bir GPS/Kamera senkronizayonu yapmayı da ihmal etmiyorum.

Faruk Lokmacı. Kuşadası'nın ilk ve tek IAM'i. Aynı zamanda Kuşadası Motosiklet kulübü Başkanı. Bir motosiklet ve iİleri ve Güvenli Sürüş eğitimi tutkunu..Kuşadası'nda kolundan yakaladığı motorcuları eğitimlere göndermekle meşhurdur.


Meteorolojinin verdiği yağmur ve fırtına uyarılarına rağmen hava gerçekten tam motor havası.  Kuşadası'nda Faruk ile beraber yola çıkıyoruz. Rotamız; Pamucak, Ahmetbeyli, Özdere, Ürkmez, Gümüldür, Doğanbey ve Seferihisar üzerinden Çeşme otobanındaki benzincide İstanbul'dan İzmir'e yeni taşınmış bir arkadaşımız Timur Turan ile buluşacağız.Yol bir saat kadarsürüyor. Bir gece önce meteorolojinin yaptığı fırtına, sağnak yağmur uyarılarından olsa gerek yollarda fazla insan/araba yok.Hele bir de insanın önünde bir IAM sürücüsü oldumu yolun zevki fazlasıyla çıkıyor, ama tabi Faruk ile benim aynı noktaya varışımız en az 10 dakika arayla oluyor. 

Shell'e varınca, birer sigara molası diye soluklanıyoruz ama her zaman olduğu gibi bir sigara, iki, üç falan oluveriyor.. Faruk Lokmacı ve Timur Turan.


Timur ile güzergahı konuşuyoruz. Tamam ben MapSource'da bir rota çıkarttım ama daha evvelki tecrübelerim ile MapSource'da normal, iki şeritli gözüken yollar bazen acaip acaip köy yolları olarak karşıma çıktığından asıl detayları Timur'dan alıyoruz. Sonuçta, otobandanı Urla kavşağından terkedip, eski İzmir-Çeşme yolundan devam etmeyi kararlaştırıyoruz.

Eski Çeşme yolundan devam ediyoruz. Yollar gerçekten bir motorcunun her zaman gitmek isteyeceği tarzda, tek sıkıntı, yaz başında dökülen mıcırın ardından 4-5 ay geçmesine rağmen sağolsun karayollarımız çizgi çekmeyi unutmuş herhalde. Bu yüzden virajlarda karşıdan gelen arabalar hep kapalı viraj aldıklarından insanın üstüne üstüne geliyorlar..

Balıklıova girişinde bir soluklanma molası veriyor, güzelim Ege'ye karşı birer sigara daha tüttürüyoruz. Bu resimde de neden Timur Turan'a sempati duyduğumu görebilirsiniz. Adam 92 model bir Super Tenere kullanıyor. İlk çift silindirli motorum bir Super Tenere idi. Gerçektende bugüne kadar kullandığım motorlar içerisinde, bugünkü 1200GS dahil en hoşuma giden motorlardan bir tanesidir. Elbette, her erkeğin başına gelebileceği gibi, o güzelim motorum da ev taksitlerine kurban gitmişti..

Arada da buradan sonra düz Karaburun'a mı gitsek, yoksa aradan Ildır'a mı geçsek diye karar vermeye çalışıyoruz. Havanın güzelliğinden istifade molaları da biraz uzun tutmayı da ihmal etmiyoruz.

Ben Zumo'ya ara yolu giriyor ve öne geçiyorum..

Yukarıda da dedim ya bu bölgenin yolları gerçekten güzel. Hani İzmir civarındaki en eğitime uygun yollardan birisi desem abartmamış olurum.  Ama diğer yanda manzaranın da yoldan aşağı kalır yanı yok. Güzelim Ege Denizi...

Balıklıova'nın içerisinden Ildır'a uzanan yola sapıyor ve yarımadayı batıdan doğuya doğru kesiyoruz.


Sahilden giden yol kadar olmasa da bu yolun yüzeyi ve tutuşu da çok iyi. Bu arada etrafıma bakıyorum da sanki Ege'ye sonbahar/kış daha gelmemiş gibi. Buradaki ormanların çoğunluğu çam ağacı olduğundan etraf bu mevsime rağmen yemyeşil..

Bu yol bizi yarımadanın doğusuna bağlayacak ve kuzeye doğru yine sahilden sürmeye devam edip, yarımadanın ucunda Karaburun'a erişeceğiz.

Deniz bir solumuzda, bir sağımızda. Ciddi bir tırmanışa geçiyoruz. Tutuş halen daha iyi olmasına rağmen yolun genişliği ve kalitesi yarımadanın batı sahilinkinden biraz daha düşük. Tepelerde bir yerlerde bir yol çatalında sol yerine sağa dönünce (Zumo burada kapalıydı) ciddi bir dağ yoluna giriyor ve daha da yükseldikten sonra Karaburun'a doğru inişe geçiyor ve Karaburun'a varıyoruz. 

Hemen meydandaki bir kahvede mola veriyoruz. Biraz aşağısı aslında olmamız gereken yol ve yarımadanın en ucu, Karaburun. 


Şehir meydanındayız. Sakin, güzel bir Ege kasabası. Meydandaki kahvenin yanında Belediye'nin duyurularının asıldığı bir pano bile var. Herkes sevecen, herkes samimi ve güleryüzlü, ama sezon geçmiş olduğundan yollarda kasaba yerlilerinden başka kimse pek gözükmüyor. Anlaşılan buraya bol motorcu geliyor ki bizim motorlarla ilgilenen bile yok..


Arkadaşlar Zumo'ya güvenmediklerinden KYS'ye başvuruyor ve yukarıda nerede hata yaptık, hangi yola sapmamız gerekirdi diye kahvedekilere danışıyorlar.  Gerçekten de o çatalda sola sapmış olsaydık buraya kadar dağ yollarından değil de, sahilden geleceğimizi de öğrenmiş oluyoruz.

Artık öğleden sonra olmaya başladı ve buradan Urla'nın en az 100 km sürdüğünü biliyorum, yavaş yavaş hazırlanıp tam yola çıkacakken, RideTurkey'deki "Memleketimden Kedi Manzaraları" bölümünde Türkiye'nin her yerinden yüzlerce arkadaşı olan bir "Kara"ya rastlayıp, onu da diğer arkadaşlarının yanına koymak için fotoğraflamayı ,hmal etmiyorum.. Karaburun "Kara"sı

Yola koyuluyoruz. Kesinlikle yolun bu bölümü, günün en güzel sürüşlerini verecek kadar kaliteli ve güzel. Mordoğan üzerinden tekrar Balıklıova'ya gelinceye kadar bir çok küçük kasaba ve köyden geçiyoruz. uUrla'ya yaklaşırken tüm gün tepemizde bizi ısıtan güneş artık dağların ardından yerini karanlığa ve hafif hafif yağan yağmura bırakıyor. Timur Gülbahçe'de oturduğu için ondan Urla kavşağında ayrılıyoruz. Faruk ile beraber önce otobana çıkıyor, Gaziemir kavşağından Menderes yoluna sapıyoruz. Bu arada yağmur iyice hızlandı ve bizi Ahmetbeyli üzerinden Kuşadası'na kadar yanlız bırakmıyor..

 

 

 

 




Yayınlanış Tarihi Nov 24 2008, 02:56 AM Yayınlayan Levent Vardar

Yorumlar

 

Faruk Lokmacı

Gerçekten çok güzel bir pazar gezisi oldu benim için de..Ama okuduğum bu rapor bu pazar gezisinden dahada keyifli geldi bana ve sanki o rotayı şu anda tekrar yapıp gelmiş gibi hissettim.Profesyonelce çekilmiş kareler içinde teşekkür ediyorum Levent Abi..

November 26, 2008 8:27 AM
 

Cem YILDIZ

Ortam guzel, cekimler guzel, hepinizin ellerine saglik. Bu arada "Faruk Lokmaci" abi sen uye oldugun halde niye gelip anonim mesaj yaziyorsun bakiiim... Yoksa uye oldugunu bilmiyormusun Big Smile

November 26, 2008 8:08 PM
 

ayhan dikmen

Gördüğüm kadarı ile çok güzel bir gezi olmuş... Teşekkürler... Benim böyle bir gezi yapabilmem için 4 ay daha beklemem gerekecek:)

December 2, 2008 10:14 PM
 

ayhan dikmen

Çok güzel bir gezi olmuş. Benim böyle bir gezi yapabilmem için daha en az 4 ay beklemem gerekecek:) Malum hava koşulları...

December 2, 2008 10:16 PM
 

Levent Vardar

Sevgili Ayhan..

Haklısın kış mevsimine girdiğimizden dolayı bizlerde buralarda büyük sıkıntılar yaşıyoruz.

En büyük sorunlarımızdan biri sabah erkenden yola çıkarken giydiğimiz kışlık kıyafetlerin öğle üzerlerine doğru, hava sıcaklıklarıın 2o derecelere ulaşmasından dolayı çok terletmesi.. :-)

December 4, 2008 2:21 AM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Levent Vardar Hakkinda

1959 Karabük doğumluyum. Kuşadasında yaşıyor, Turizm sektöründe, bir seyahat acentesinde çalışıyorum. Evliyim, motosiklet meraklısı iki çocuğum var. 86 doğumlu oğlum CBT eğitimi aldı, kızıma ise bu yaz bir scooter aldık ve şimdi ehliyet sınavlarında sekiz çizmeye hazırlanıyor. Eşim ise senede bir bana ayıp olmasın diye arkama biner bir yolculuk yaparız, ama her 70-80 km de bir sırtıma vurup, "yorıuldum" demekten grei kalmaz.. Liseyi Bornova Anadolu Lisesi, üniversiteyi ise Boğaziçi, Turizm bölümünde okudum.. Motosiklet sürmenin ciddi bir iş olduğunu anlayana kadar hemen hemen 10 sene motor kullandım. Daha sonra OMM eğitimleri ile tanıştım ve son 3 senedir, bu eğitimlere destek veriyor ve eğitim ile motosikletlileri buluşturmak, paylaşmak ve motosiklet gezileri için OMM derneğinde gönüllü olarak çalışıyorum. Motosiklet benim günlük yaşamımın bir parçası. Hem her gün biniyor hem de güvenli ve ileri sürüşün tüm motorculara yayılması için çalışıyorum. Bir yandan da zaman buldukça motosikletim ile seyahatler yapıyor, İki Teker ile Çok Tekerin Ardından isimli projemi tamamlamaya çalışıyorum. Bir zamanlarda, bir yerlerde motosiklet seyahatleri, raporlanması ve web üzerinden yayınlanması konusunda kafa yormaya başlamıştım ama tam o sırada Ride Turkey ile tanıştım ve böylece kafam rahat etti.. Şu anda 2005 model bir BMW R1200GS kullanıyorum..
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x