Levent Vardar

   Levent Vardar

La Pedarosa

Paylaş   Sat, Jan 31 2009 20:56
3,477 Okundu  

Norton 1898'den iflas ettiği 1992'ye kadar İngiltere Birmingham'da motosiklet üretmiş bir marka. Özellikle 20. yüzyılın ortalarında ciddi anlamda isim yapmış ve çeşitli yarışlara katılmış Norton'ların en gözdesi 500 serisi. Aşağıdaki 1938 modellerinden bir tanesi..


Peki size Norton'lardan bahsetmemin nedeni ne olabilir?
Nedeni La Pedarosa.. (The Mighty One, Güçlü anlamına geliyor)

La Pedarosa (II) bir Norton 500, 1939 modeli. Biz onunla ancak 1951 yılının Aralık ayında tanışıyoruz.

Yer, Arjantin. 24 yaşındaki Alberto Granada; bir Biyokimyacı ve La Pedarosa'nın sahibi. Ama hemen hemen kendisinin yarı yaşında olan La Pedarosa her tarafından yağ akıtan, yolda yürüdükçe dökülecekmiş hissi veren bir makina. Granada yeni yaşını sonunda kutlamak üzere 4 ay ve 8.000 kilometrelik bir seyahat planlıyor. Macera ruhlu. Tüm Güney Amerika kıtasını dolaşacak. Arjantin, Şili, Peru, Kolombiya ve Venezuela. Bu seyahati bir arkadaşı ile beraber planlıyor, Tıp fakültesi son sınıfta okuyan Ernesto Guevara de la Serna. Ernesto, daha sonraları ikinci adının önüne çok sık olarak kullandığı, "Birader", "Hey" ya da "Dostum" anlamına gelen CHE lakabını alacak olan Che Guevara.


"Notas de Viajes" ya da "Diarios de Motocicleta" veya "Motorcycle Diaries" ve de bizim lisanımıza "Motosiklet Günlükleri" olarak çevrilmiş kitap ve film işte böyle başlıyor. 1939 model bir Norton 500, La Pedarosa; bir Tıp fakültesi öğrencisi, Ernesto Guevara de la Serna, bir Biyokimyacı Alberto Granada. Bir de yolcuları var, daha sonra, gezinin hemen başlarında Ernesto'nun ilk duraklarında tekrardan beraber olacağı kız arkadaşı Chichina'ya geri dönüş garanti olarak bırakacağı, safkan, yavru bir Alman kurdu, Geri-Dön.

1951 senesinin Aralık ayında Arjantin'den başlayan bu seyahat ilk önce Atlas Okyanusu kıyılarına ulaşacak, ardından da Güney Amerika'nın Büyük Okyanus kıyılarındaki Şili, Peru, Kolombiya'dan devam edecek ve Venezuela'da 1952 Nisan aylarında bitecekti. İlk planlama 8.000 kilometre olarak yapılmıştı. Ama zavallı La Pedarosa, yol boyunca geçirdikleri bir sürü ufak tefek kazanın ardından ancak Şili'nin Los Angeles şehrine kadar dayanabildi. Orada sadece 1 dolar karşılığında bir hurdacıya satıldı. Yani 2.000 kilometreyi zar zor bitirebildi. Ama iki dostun seyahati bundan sonra yaya, at sırtında, at arabaları ile, kamyonların kasasında, sallarla devam etti ve gerçektende planladıkları gibi Venezuela'ya kadar sürdü. Tamı tamamına 13.240 kilometre

Ernesto'nun yol boyunca tuttuğu günlükler (Notas de Viaje) ve ailesine sıklıkla yazdığı mektuplardan yola çıkılarak, ilk olarak 1995 senesinde "Motosiklet Günlükleri", Alberto Granada'nın da katkılarıyla kitap olarak yayınlandı. Ardından 2004 senesinde Sundance Film Festivali'ndeki ilk gösterimi yapılan filmi Robert Redfort'un yapımcılığını üstlendiği bir ekip ile çekildi. Filmin kısa bir künyesi şöyle;

Yapımcı : Robert Redford
Yönetmen : Walter Salles, Jr. (Breziya)
Senaryo : Jose Rivera

Ernesto Guevara de la Serna : Gael Garcia Bernal (Meksika)
Alberto Granada : Rodrigo de la Serna (Arjantin)


Elbette la Pedarosa II gibi bir yaşlıyla yola çıkarsanız başınızda dertten kurtulmaz. Nitekim La Pedarosa son nefesini verene kadar parasız çıkılan bu yolculukta bir iki kaza, bir kaç kez lastik patlaması, frenler, şanzıman, balata sıyırması gibi problemleri, bazen güler yüzleri, bezen üç kağıtçılıkları ve bazen de cana yakınlıkları ile halledebilen kafadarlar Şili'nin Los Angeles şehrine gelirken geçirdikleri kazanın ardından terk etmek zorunda kalırlar. Ancak 2.000 km civarında katettikleri yolun geri kalanına artık onsuz devam etmek zorundadırlar.


Buraya kadar ki bölümde Ernesto'nun ilk duraklarında güzeller güzeli Chichina ile tanışması, bu nedenle seyahatin bile tehlikeye düşmesi ama sonunda geri döneceğine söz verip, garanti olarak da Geri-Dön'ü bırakmasını izliyoruz. Chicnina'dan kendisine bikini alması için alınan 15 dolarlık bir para seyahatin büyük bir bölümünde Alberto'nun kimi zaman motorun tamiri, kimi zaman güzel bir yemek, kimi zamanda bir fahişeye harcanması anlamında içinde kalacak ama o 15 dolar ileriki duraklardan birinde çok anlamlı bir yere harcanacaktır. Chicnina'da Ernesto'nun seyahat esnasında değişen hayata bakışı içerisinde unutulup gidecektir. Nitekim Alberto Granada, çok ama çok sonraları verdiği bir röportajda bunu "Before he changed the World, World changed him" "O Dünyayı değiştirmeden önce, Dünya O'nu değiştirdi" diye anlatacaktır.

At sırtında, at arabalarında, kamyon kasalarında devam eden seyahatleri boyunca Ernesto ve Alberto yavaş yavaş halk kitleleri arasındaki farklılaşmaları görmeye ve özellikle yoksulluğu farketmeye başladılar. Kırsaldan gidilen yollarda yapılan bu güzergah üzerinde önlerine hep toprak ağalarının mağdur ettiği köylüler, madenlerde kötü şartlar altında çalıştırılan insanlar çıktı. Ardından Machu Pichu'ya geldiklerinde bir zamanların görkemli medeniyetlerinden olan İnka'ların Peru'daki başkentlerinin, İspanyol sömürgecileri tarafından nasıl yok edildiğini görüp, Amerika'nın gerçek sahipleri ile işgalcileri arasındaki ilişkiyi sorgulamaya başladılar.

Bu arada bu seyahatlerini sürekli günlüklerine not etmeye başlarlar. Özellikle Ernesto ruhundaki değişiklikleri sık sık ailesiyle, onlara yazdığı mektuplarda paylaşmaya başlar. Babası onun mektuplarıyla ilgili olarak şöyle konuşmuştu; "Onun, her zaman içinde taşıdığı gerçek bir misyonerlik dürtüsüyle hareket ettiğini, çok sonraları, daha ziyade mektuplarını okudukça anlamaya başlayacaktık". Geriye belge bırakıyorlar. Olayları, yaşayan birinci elden anlatıyorlardı.


Yol üzerinde karşılaştıkları ve bir geceyi bir kır yerinde birlikte geçirdikleri, evlerinden köylerinden edilmiş bir çift ile aralarında geçen kısa bir diyalog;

- Siz nereye gidiyorsunuz?
- Sehayat ediyoruz!..
- Ne için
- Seyahat etmek için.... 

Onların yoksulluğu, Ernesto'nun Chicnina'dan bikini alması için gelen paraya da veda etmesine neden olmuştu. ernesto bu seyahatin devam edebilmesi için ortaya çıkan onca olaya rağmen harcanmayan bu parayı, yoksulluklarından etkilenerek bu çifte vermişti; 15 dolar bu sefer yerini bulmuştu. Ya da Ernesto kendini bulmuştu desek, daha mı doğru olur..

İkilinin bir sonraki durakları Peru'daki San Pablo cüzzamlılar kolonisiydi. Burada uzun bir zaman geçiren arkadaşların bu seyahate başlamalarındaki macera ruhu yerini artık kendin kendini sorgulamaya bırakmıştı.Cüzzamlıların Che ve Alberto'yu oradaki diğer doktor ve görevlilerin aksine sevmelerinin nedeni bu iki kafadarın onlarla çekinmeden sohbet etmeleri, dertlerini dinlemeleri ve hatta futbol oynamalarıydı. Burada kalmalarının bir nedeni tıp bilgilerini ihtiyacı olanlarla paylaşmasa diğer bir nedeni de Latin Amerika'yı çok az bir parayla dolaşmalarıdır. Burada da olduğu gibi çoğu yerde parasız kaldılar, çalışarak gezilerini sürdürdüler.

Alberto Granada, ölmeden bir süre önce BBC'ye verdiği röportajında bu günleri şöyle anlatmaktadır "I got the impression that Che was saying good bye to institutional medicine and becoming a doctor of the people" "anladığım kadarı ile Che geleneksel tıbba veda edip, halkın doktoru olmaya başlıyordu".


İlk başta kendilerine verdikleri süre olan 4 ay gelmiş geçmiş ve Temmuz olmuştu bile. Artık Venezuela'ya varmışlardı. Alberto orada bulduğu bir burs ile kalacak Ernesto ise Tıp fakültesindeki son senesini tamamlamak üzere ülkesine geri dönecekti. Havalanındalar, artık ayrılma zamanı gelmiştir. Ernesto'nun şu sözleri ile film biter.

"Wandering around our America has changed me more than I thought. I am not me anymore. at least I'm not the same me I was.."  "Burada yaptığım yolculuk beni çok değiştirdi. Ben artık eski ben değilim"

O günlerle ilgili Alberto, BBC röportajında şunları söylemiş.. "the more we travelled, the more our eyes were opened to the injustice around us" "gezdikçe etrafımızdaki adaletsizlik gözlerimizi daha fazla açmamıza neden oldu"

Che geri döndü ve Tıp öğrenimini tamamladı. Ondan sonrasını sizler de biliyorsunuz. 

   

Bolivya ordusu elinde yargılanmadan kurşuna dizilmesiyle son bulan yaşamında ve o yaşamın bile ötesinde belli bir siyasal ve toplumsal görüşün simgesine dönüşmüş bir insanın, henüz kendisi olmadan önceki halini anlatmak; o dünyayı değiştirmeden önce, dünyanın onu nasıl değiştirdiği hakkında bir film bu.

Bence izleyin.. Ben izledim.. ve etkilendim..

En azından şunlara değmez mi sizce?..

Filmin orijinali İspanyolca. Türkiye'den alacağınız DVD'sinde Türkçe seslendirme opsiyonu da var.

 

 

 




Yayınlanış Tarihi Jan 31 2009, 08:56 PM Yayınlayan Levent Vardar

Yorumlar

 

Ozgur Ercelik

ben izlemiştim. harika bir filmdi.

February 2, 2009 12:04 AM
 

Hasan Semih BİLGİN

Levent Abi,

Şunu demek istiyorsun galiba "Her motorcuda bir Che ruhu vardır"

Emeğine sağlık.

February 7, 2009 9:06 PM
 

Volkan Oktay

Çok güzel bir yazı olmuş. en yakın zamanda filmi alıp izleyeceğim.

Emeğinize sağlık.

September 3, 2009 2:13 PM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Levent Vardar Hakkinda

1959 Karabük doğumluyum. Kuşadasında yaşıyor, Turizm sektöründe, bir seyahat acentesinde çalışıyorum. Evliyim, motosiklet meraklısı iki çocuğum var. 86 doğumlu oğlum CBT eğitimi aldı, kızıma ise bu yaz bir scooter aldık ve şimdi ehliyet sınavlarında sekiz çizmeye hazırlanıyor. Eşim ise senede bir bana ayıp olmasın diye arkama biner bir yolculuk yaparız, ama her 70-80 km de bir sırtıma vurup, "yorıuldum" demekten grei kalmaz.. Liseyi Bornova Anadolu Lisesi, üniversiteyi ise Boğaziçi, Turizm bölümünde okudum.. Motosiklet sürmenin ciddi bir iş olduğunu anlayana kadar hemen hemen 10 sene motor kullandım. Daha sonra OMM eğitimleri ile tanıştım ve son 3 senedir, bu eğitimlere destek veriyor ve eğitim ile motosikletlileri buluşturmak, paylaşmak ve motosiklet gezileri için OMM derneğinde gönüllü olarak çalışıyorum. Motosiklet benim günlük yaşamımın bir parçası. Hem her gün biniyor hem de güvenli ve ileri sürüşün tüm motorculara yayılması için çalışıyorum. Bir yandan da zaman buldukça motosikletim ile seyahatler yapıyor, İki Teker ile Çok Tekerin Ardından isimli projemi tamamlamaya çalışıyorum. Bir zamanlarda, bir yerlerde motosiklet seyahatleri, raporlanması ve web üzerinden yayınlanması konusunda kafa yormaya başlamıştım ama tam o sırada Ride Turkey ile tanıştım ve böylece kafam rahat etti.. Şu anda 2005 model bir BMW R1200GS kullanıyorum..
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x