in

Savas KAYAN

Savas KAYAN

December 2010 - Mesaj


  •   Lodosta Saroz 04 12 2010

    Mon, Dec 13 2010 20:55
    2,988 Okundu  

    Geçen yıl Saroz’un ıssız yollarında keyifli rotalar bulmuştum ancak çok istemiş olmama rağmen Kömürlimanı’nı görememiştim.

    Kömür limanına tek bir yolun oluşu,buradan devamla rotada ilerlemek mümkün olmadığından her seferinde es geçmiştim.

    Gidenler Kömürlimanını öve öve bitiremiyorlardı ve su altı meraklılarının favori dalış noktalarından biriydi.

    Bir gün öncesinden karar verdim ve” tamam” dedim” Yarın Kömürlimanı’na gideceğim”

    Hemen hava durumunu kontrol ettim, Gündüz kuvvetli bir lodostan sonra akşama dogru ani sıcaklık düşüşü ve yağmur bekleniyordu,

    Lodostan sonraki ani sıcaklık düşüşü motor kullanmayı tehlikeli hale getirebilecek sert rüzgar kaçaklarına sebeb olduğundan mümkün olabildiğince erken yola çıkıp,hava değişmeden dönmem gerekiyordu.

    Akşamdan  eşyaları hazırlamaya başladım,bir kısmını motorun çantalarına yerleştirdim,geri kalanı ofiste masamın üzerine dizmeye başladım,önemli bir şey eksik kalırsa yolculuğun tadı nı kaçırabilirdi,Cep telefonunun,fotoğraf makinasının,video kameranın,GPS in şarjı,Google Maps’ten rotanın kontrolü falan derken”detaylı bir  hazırlık”gibi görünüyor şimdilik.

    Ha bir eksiklik var da ,şimdilik önemsemiyor gibi davranıyorum ;

    Motorun muayenesi geçeli 4 ay olmuş.bu yaz geçmeyince muayene işini de ihmal etmiştim.

    Çok çok yakalarlar,motoru bağlarlar,aman be her yer otobüs,dolmuş, taksi dolu,dağ başında

    durdurmayacaklar ya

    Sabah hava 7.30 gibi aydınlanıyor,ofise varmam,gözümün açılması,motorun ısınması,son kontrol derken yola çıkış 08.15 oluyor.

    Malkara’da depoyu fulleyip yola devam ettim,dinlenmek için Korudağ’daki mola yerine uğramayı düşünüyorum.

    Ancak bir sürpriz var ve yol ortadan bariyerlerle bölündüğü için sol taraftaki mola yerine giremeden yola devam ediyorum.Saroz manzaralı çay keyfi yalan oldu,

    Öğlene doğru havanın ısınacağını filan hesap etsem de öyle olmuyor,mis gibi deri pantolonumu” hava ısınınca rahatsız edecek” diye giymeyip içlik,kot,yağmurluğun altına güvenip yo-

    la çıkmışım,apaçilik diz boyu ve ayaz  varlığını hissettiriyor

     

    Gelibolu’dan yaklaşık 2 km sonra Kömürlimanı yol ayrımında soluklanmak için duruyorum.

    Buraya kadar kör sineklerle yakın temas halindeydim.

    “Detaylı hazırlık” yapmışım ya, tripodu unuttuğum burada aklıma geldi

    Kavşaktan sonra sonra Fındıklı'ya 8 km lik asfalt bir yol var.

    Rüzgar türbinleri

    Fındıklı köyü'ne gelince çeşmeden ve Fındıklı Göleti’nden sonraki yol ayrımından sağa sapıp devam ediyorum ve önümde tahminen 4 km lik bir toprak yol var.

    Tepelere doğru tırmanıyorum ve lodos gerçek kuvvetini buralarda göstermeye başlıyor,

    Normalde asfaltta motora rahatlıkla hakim olabileceğimiz kuvvetteki rüzgar bol mıcırlı bir yolda gerçek ve sinir bozucu bir tehlike halini alıyor.

     

    Yamaçlarda keçi sürüleriyle karşılaşıyorum ama aklım yolun ilerisinde.

    Yukarılara çıktıkça rüzgar  giderek sertleşiyor

    “Fındıklı  Kömürlimanı arası topu topu 4 km,”bu kadar zahmete katlanmalı” diyorum ve devam ediyorum.zaten Google dayının gözüyle bakınca da” kolaycacık bir yol!” canım.

    Son tepeyi aşarken aniden kıyının bulunduğum yerden  epey bir aşağılarda olduğunu farkediyorum ve irkiliyorum.,sabah ayazında mola vermeden 215 km geldikten sonra sığındığım kuytudaki durum şu:

    “Kuytu”diyorum çünkü kuvvetli bir lodos  sol taraftan esmekte ve ben inmeye başlarken karşılayacak,İnişte neler olabilir düşünmek istemiyorum.

    Motoru bırakıp viraja bakmaya gidiyorum ve manzara şöyle bir şey

    “Ulan” diyorum” buraya gelip de bir lodos yüzünden dönecek değilim ya”

    İnmeye başlıyorum ama “lodos gelme,alacağım havanı” diyor inatla,

    yolun soluna yanaşıyorum inerken,sağdan giderken en ufak hata beni kestirmeden limana indirecek.

    Üç buçuk Yusuf kuvvetinde iniyorum rampadan aşağı.zaman zaman çakıl yığınları,yolun ortasından fırlamış taşlar üzerinden geçiyorum,

    Motor kaydığı anda toparlamanın imkanı yok ve nerede duracağı belli değil.

    Az kaldı az

    Neyse sağ salim iniyorum limana kadar.

     “Liman” dediğim de sağından soluna 200  metrelik kuytu bir koy işte.21.yüzyılda böyle geliniyorsa fi tarihinde kömür filan taşınır mı buraya?Öküz bile isyan eder o rampada

    Limanda birkaç  balıkçı barakası var sadece,

    Her rekreasyon ve dinlenme  alanımızda olduğu gibi burada da en büyük sorun çöp ki

    Duvarlara” çöpünüzü alın da gidin”yazmışlar.

    Buradaki her teknede Marmara ve İstanbul  kıyılarında artık pek kullanılmayan eski bir yemli avlanma yöntemi olan pareketalar var,

    Dalgaların çakıllı sahilde çıkardığı gürültü ,küçük koyun kenarlarındaki kayalıklarda yankılanıyordu

    Koyda sadece iki balıkçı vardı

    Tekneler mahsun,sahil ıssız

    Kömür limanı bu kadar,şimdi dönüş zamanı,

    İnerken endişe duyduğum yokuşları bu kez daha cesur şekilde çıkıyorum,nedense tırmanmak her zaman daha fazla güven veriyor.

    İnerken keyifle seyredemediğim manzaraların tadını çıkarıyorum

     

     

     

    Bu fotoğrafı cektikten hemen sonra motorun rüzgardan sallandığını fark ediyorum ki elimden fotoğraf makinasını yere bırakıp motoru kuytuya alıyorum

    Manzara harika olmasına rağmen rüzgar bezdirici bir sertlikte esiyor

    ve yola devam ediyorum

    Benim gibi kış şaşkını bir iki papatyaya rastlıyorum

    Fındıklıdan sonra asfalta çıkıyorum,Sebebül saadet

    Marmara Denizi göründü

    Tepelerin ardında Gelibolu görünüyor

    Dönüşte Gelibolu’ya uğruyorum,liman oldukça kalabalık saatte 60-65 km ye ulaşan lodos ne-

    deniyle bazı vapur seferleri iptal edilmiş.

    Gelibolu limanı aslında en güzel bu eski binadan seyredilir,burası eskiden Hükümet Konağı ve adliye olarak kullanılıyordu,bahçesinin keyfine doyum olmaz.

    Geliboludan sonraki durağım Kavak köyü,

    Burası benim saklı cennetlerimden biri,Alışık olmadığımız bir doğa var,

    Çeltik tarlalarının arasındaki Kavak Deresi 5-6 km sonra denize ulaşıyor

    Balkan dereleri gibi tertemiz ve sadece balıkların kıpırtıları var su yüzeyinde

    Balıkçı köyü martısız olur mu?

    E,balıksız da olmaz elbette,

    “Sükunet,keyif,lezzet……..” hepsi bir orada  aklıma bir şey geldi;

    Koca yaz geçti. motora binmeye fırsatım olmadı ama “onlarla gezemedim” diye makara konusu olduk arkadaşlar arasında;

    Mevzu aynen bu:

    “Aga  bu sene  Çanakkale’ye lüfer yemeğe bile gidemedik beraber “diye başladıklarında

    “sizin motorlar çok yakıyor,paranız bitecek Çanakkale’ye gidene kadar,orada aç kalacaksınız,

    ,benim motor Çanakkale’ye gidişte sizinkilere göre bir lüfer parası kurtarır her zaman,Ben lüfer yerken siz kuru ekmeğe mi talim edeceksiniz?”derdim

    Bu diyalog yüzünden koca yaz “bi lüfer kar yaptın yine”geyiği dolaştı sohbetlerde.

    Aha bu lüfer o lüfer,

    Yola çıktım ve Şarköy’e doğru ilerledim

    Şarköyden sonra Uçmakdere yönüne ilerledim,

    Gelibolu tarafındaki lodostan eser yok buralarda,müthiş bir sükunet var

    Deniz bile çarşaf gibi,

    Hani nerede lodos?

    Zeytinlikten dönen iki köylü deniz kıyısında şaraplama yapmakta,buralarda şarabın litre hesabı satılanı makbul.

    Kumsal yazın pisliğinden izler taşısa da yine huzur verici.

    Lakin hava yavaş yavaş kararıyor  ve  sarp Uçmakdere rampaları beni bekliyor

     

    E kendimi de çekeyim bari ,

    Yine topcase üstü tripodsuz çekim denemesi.

    Günlerdir yağmur yağmamasına rağmen kayalıklarda küçük şelaleler akmaya devam ediyor

    Hava iyi kararmadan Ganos eteklerine tırmanmak istiyorum ve Uçmakdere yi es geçiyorum,

    Karanlık basınca bu yolun keyif kaçıracak denli zorlaşacağını iki yıl önce öğrenmiştim

    Ömer ŞİRİN’le beraber 2008 de  dağ yollarında 8-10 saat motor kullandıktan sonra  bu rampaları gece geçtik,yetmezmiş gibi bir  de Yeniköy’den Kumbağ’daki milli park yoluna saptık ki kandil gibi yanan farlarla o yol  işkenceye dönüştü,neredeyse ay ışığı yardımıyla ilerledik,

    Ömer önde gidiyordu ve  asfalta kavuşunca yolun ortasında durup asfaltı öpmüş,ortalık zifiri karanlık ve yolun ortasında  onu görünce panikledim,motoru yatırdım

     

    Uçmakdere  çıkışından itibaren yol yeni asfaltlanmış

    Ancak tamamen bitmemiş ve  bazı yerleri hala stabilize,yeni zift atılmış kısımlardan geçmek

    zorunda kalıyorum bu yol bittiğinde Uçmakdere,Ortaköy’e döner herhalde

    Yeniköy,Kumbağ üzerinden devam ediyorum ve Tekirdağ’a girişte hava iyice kararıyor,ancak

    trafik yoğun değil ve tempolu bir sürüşle mola vermeden Çorlu’ya varıyorum.

    Akşam haberlerinde"lodos yüzünden Çanakkale’de feribot seferlerinin iptal edildiğini rüzgarın hızının saatte 60-65 km olduğunu öğrendiğimde 384 kilometrelik bir keyfin üzerine kahve içiyordum

    Gönderilen Dec 13 2010, 08:55 PM Yayınlayan Savas KAYAN Ne ile 2 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x