Savas KAYAN

   Savas KAYAN

En Kuzey Batı Trakya'nın ıssız yollarında 424 Km.

Paylaş   Sun, Aug 16 2009 16:09
4,362 Okundu  

 

 

Geçen hafta tek başıma yaptığım Istırancalar rotasından

http://rideturkey.com/blogs/_savaskayan/archive/2009/08/14/ist-rancalar-n-gizli-rotalar-nda-enduro-foto-safari-293-km.aspx


sonra daha uzak,daha zor,daha enteresan bir rota arayışına girdim
Zor rotalardaki can arkadaşım Ömer Şirin''abi senin planladığın her rotaya varım,isterse üç günlük olsun'' gazıyla destek verince aklıma Trakya'nın terkedilen köyleri geldi;
Ulaşımı güç,kışın yolları sık sık kapanan ve geçim kaynakları kısıtlı,okulu hatta kahvesi bile olmayan, bir kaç avcı dışında kimsenin gitmediği ama cografi konumuna bakıp da Avrupa'da olduğu(!) sanılan köyler.

Haritaya baktığımda Edirne-İgneada arasında Trakya'nın en kuzey batısında yer alan Ahlatlı Köyü gözüme carptı.
Köyün kuzeyinde '0'noktasına yakın koordinatlara baktığımızda 42.06.20.86 Kuzey noktasının bile Türkiye sınırları icinde kaldıgını ve bunun Türkiye'nin En Kuzeyi sanılan Sinop İnceburun'dan bile daha Kuzeyde olduğunu görmek ilginç bir başlangıçtı.
O zaman rotanın ilk hedefi Ahlatlı olmalıydı.
Yalnız bir husus aklımı kurcalıyordu.Zaman zaman kacak geçiş yapanlar yüzünden sınıra bu kadar yaklaşmamız mümkün olabilecek miydi?


Yol görüp buzlu su bile icemeden geri dönmek,hatta fotoğraf bile çekememek ihtimali can sıksa da olumlu düşünmeye calıştım ve bu ihtimale karsılık alternatif bir rota hazırladım ve 15 Agustos 2009 sabahı 08.00 de depolarımızı doldurup Çorlu'dan yola cıktık.
Bir an önce yoldışı yapabilmek icin otoyola girdik.
Yolda ilerlerken benim el yapımı sis lambası ayaklarından biri sallanınca kenara cektim ve Ömer'e " ilerle" diye işaret ettim.
10 dakikada görünen bütün grenaj vidalarını elden gecirip yola cıktım ama ara ki Ömer'i bulasın.Yol guzel,yol boş deyip gaz açması ihtimali son derece yüksek. Bir yandan sürüyorum bir yandan hesap yapıyorum 'eger 20 km daha hızlı isem kaç dakikada yetişirim? diye.Sabah sabah hesap yapacagıma gazı açmak en kolayı

Vardım Babaeski gişelerine yok bizim Ömer.
10 dakika sonra ancak gelebildi,bir tesise girip pamuk aramış kulakları icin.


Kırklareli'ne girip mola verdigimizde saat 09.15 di.






Kırklareli’nden sonrası için rota planı


İlk mola yerimiz Kırklareli

Solda gördüğünüz motor Bisan-Lifan 250 Roadstar ,Ömer'in ikinci Roadstar'ı.
Bir kez daha test edip onaylayacagız.


Ben askerde bile görmedim bu kadarını;adam nişanlısına tekmil veriyor 800 km öteden


Kofçaz yoluna çıktık,yol ve virajlar nefis,Trakya'nın en verimsiz arazileri arasında ilerliyoruz.









26 km sonra Kofçaz göründü.
Türkiye'nin en küçük ilçelerinden biri.2000 yılında 1538 olan merkez nüfusu şimdi: 1100
Kadıköy'e köy,buna da İlçe diyenin



Wikipedia'da Kofçaz:

Kofçaz Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde Keşirlik adıyla nahiye merkezi olarak idari taksimatta yerini almıştır.
1959 yılında bir Pomak köyü olan Kofçaz'ın ilçe yapılmasının ardından, buraya yerleşen devlet memurlarının, ilçe halkıyla anlaşamamasından ötürü, ilçe teşkilatı Keşirlik köyüne taşınmıştır. Yanı sıra Kofçaz adı da Keşirlik köyüne taşınmıştır.



Ahlatlı istikametine devam ediyoruz yol simdilik beklediğimizden düzgün.

Zaman zaman yabani elmalar görüyoruzYenilemeyecek kadar tatsızlar.


Bir yılda cafe ve klavye motorcularından daha fazla yol yapan bir arkadaşla tanışıyoruz

Ahmetler köyüne varıyoruz.
Bu bir koyun agılı olsa gerek.



Oyalanmadan devam ediyoruz,
Yol hala oldukça düzgün

Bir kavsaktan Ahlatlı'ya sapıyoruz.
Kofçaz'dan sonra 24 km olmuş





Köyde hiç kimseyi göremiyoruz önce ,Kahveye benzer binanın önüne gidiyoruz ve soluklanıyoruz sonra Ay-yıldızlı minare dikkatimizi cekiyor
Bir kamyondan yem cuvallarını indiren köylülerle sohbet ediyoruz.Köyün nufusu yazın 50-60 arasındaymış.Geçim kaynağı hayvancılık. Bu köy geçmişte iki kez Bulgar işgaline,bir kez de Yunan işgaline uğramış.
Bir kaç fotoğraf çekiyoruz ve yola devam ediyoruz ,rotanın bundan sonrası şüpheli çünkü sınıra cok yakın,








Karaabalar yoluna cıkıyoruz,Rastladığımız askerler rotamız için bir sakınca olup olmadığını üstlerine soruyorlar ve sınır ihlali yapmamak için ana yoldan ayrılmamamızı öneriyorlar.
"Eh yol böyleyse ana yoldan ayrılma ihtimali yok zaten " diyoruz ama mıcır yeni atılmış ,üzeründen vasıta geçmemiş ve ilerlemek buzdan da beter.



Karaabalar 'dan sonra ana yol ve patikalar birbirine karışıyor ,zaman zaman durup yola iyice bakıyoruz hangisi ana yol hangisi patika.Yanılıp da
patikaya saparsak kendimizi "komşi"lerin eline teslim etme ihtimali fevkalade yogunlaşıyor.İşin yoksa kendini anlat,motoru gümrükten kurtar.
İyi de keşfetmenin cazibesi ne olacak?
Mantık karşısında cazibe kazanır
Zaten mantık kazanacak olsaydı işimdi burada değil evde oturup dicovery channel seyreder ya da bir tatil yöresinde buzlu kahve içerdik



Ham toprak yollarda.dik iniş ve çıkışları aşıyoruz Zaman zaman inişler öylesine dikleşiyor ki motorları elimizde indirmek bile aklımızdan geçiyor.




ve Çağlayık Deresi'ne ulaşıyoruz .cam gibi suyun içinde alabalıkları seyrediyoruz.Çocukluğumuzun derelerini ,içilecek gibi dereleri hatırlayıp hüzünleniyoruz.


Bu dere daha önce iki köyü alıp götürmüş.,köyün adı buradan geliyor herhalde.






Sonra yola devam ediyoruz

Köy konağı aynı zamanda köyün kahvehanesi,kapısı sürekli açık.Kahveci filan da ortada yok.Çay saaat 16.00 dan sonra kaynıyormuş




biz köye göz atarken yanımız a bu köylü yaklaşıyor ve sohbete başlıyoruz.
O Kadar sohbete rağmen birbirimiz adımızı söylemedigimizi cok sonra farkediyoruz Ömer'e göre bu adam "bilge köylü"
Gerçekten de öyle,doğa tutkunu,aydın bir köylu.Bize köyü gezdirirken büyük keyif alıyordu.Daha önce de bir kaç trekking grubuna dereleri,mağaraları gezdirmiş
Bu dağ köyünde her şeye boşvermemiş, aksine kısıtlı imkanları zorlayan biri.Çektiğimiz fotoğrafları netten görmek için adres bile aldı

En son Kırklarelinde mola vermiştik aradaki yolu 3 saat 45 dakikada almışız, soluklanma zamanı ama planlamamızdan en az 100 km gerideyiz

Köyü bizden önce gezen Edirne Doğa Sporları Kulubünün Köy Konağındaki sticker ı.

Çağlayık Köyü’nde ıhlamurlar.

Çağlayık Köyü’nün terk edilmiş evleri



Çağlayık Köyü’nün Bulgar yapımı evleri,

Çağlayık eski bir Bulgar Köyü,Bulgarlar Karşiya geçince karşıdaki Turkler de buraya gelmiş.




Bu evlerin yapımında demir çivi hiç kullanılmamış,ağaçlar birbirine geçmeli ve ahşap çivilerle sabitlenmiş.





Yapılış tarihi meçhul bir kilit













Kötü yollar bizi bekler
Sık sık devriye atan askerler tarafından durduruluyoruz

Sonunda Kırklareli -Dereköy’e yoluna cıkıyoruz


Ve yine sınırdayız.Ömer ilk kez bir sınır kapısı görüyor.





Ömer yine tekmil veriyor,

Dereköy’e doğru gidiyoruz

Dereköy’de mola

Tekmil zamanı
Benim gözlerim yoldan yorgun ,bu herifin gözleri her duruşumuzda iki telefonun kapsama alanını takip ediyor sürekli
Nerde telefon cekiyorsa orada tekmil.
Evlenince bu arkadaşa uydudan takip cihazı taktırırız artık


Kırklareli'nden bu yana hiç benzinlik görmedik.Rotanın durumuna göre benzinimiz Demirköy'e yetmeyebilir
Dereköy'de benzinlik sorduğumuz köylü" bi tek o yok burda .nereye gitçeniz diyor"İğneada" deyince " Çıkın yola beyv,köylerde var bi sürü bıçkıcı verirler biraz benzin
deyip yüreğimize su serpince(!) Karadere yoluna çıkıyoruz.

Nefis bir çınar

Ve bu tabelaya hala anlam verebilmiş değiliz..

İnişli çıkışlı,berbat yollardayız yine





Karadere köyü’ne geliyoruz


Karadere’nin şelalesini seyrediyoruz bir süre






Karadere’de dağ çiçekleri





Karadere’den Armutveren’e gidiyoruz ve yol giderek kötüleşiyor


Br kaç kilometrede bir kısa molalar veriyoruz,yolun üzeri iri taşlarla dolu,




Taşlı bir yol,keskin virajlar,dik iniş ve çıkışlar
2.vitese çıktığımızda seviniyoruz

Ne olduğunu bile bilmediğimiz bitkileri görüyoruz


Şükrüpaşa’ya ulaşıyoruz


Şu arabanın sevimliliğine bakar mısınız?
Çek Etiler'de galeriye, 400.000 Avroluk aracın havasını bile söndürsün asaletiyle.






Sarpdere sınırları içinde Dupnisa Mağarası var.Tam asfalt benzeri bir yol a çıkmışken" Ömer görsün" diye Dupnisa yoluna sapıyoruz.



Allahın Dağında" otopark parası" istenince motorları park alanı dışına bırakıyoruz ve "daş görmeye para vermem abi" diyen ve cebinde klass bir üniversitenin öğrenci kimliğini bulundurmakla övünen Ömer' i ikna ediyorum ,eline fotoğraf makinası verip mağaraya yolladıktan sonra park parası ile çay içiyorum ve cep telefonumla fotoğraf çekiyorum

botlarım şu halde:

Ömer'in motor bu halde:


Ömer gecikiyor,mağaraya girince beş dakikada beşbin yıl geriye gitme ihtimali bile var bu entel mağara adamının! Ömer'i beklerken can sıkıntısından cep telefonuyla sanatsal denemeler yapıyorum, benim motoru görebilen var mı?

Nihayet Ömer mağara'dan çıkıyor,motora binene kadar ürkütmemek gerek
İçeride cektiklerine bakar mısınız?
24 fotoğrafın en temizi bunlar,Allahtan gecen yıl aldığı bacagım kadar fotoğraf makinası yanında yok.Amator fotoğraf camiasının yüz karası








Dupnisa Mağarası'ndan Sarpdere'ye cıktığımızda beklenen oluyor ve benzin ikaz ışığı yanıyor .Ömer'in motorunda benzin ışığı da yok,arada durup depoyu salllıyor ve menzil tahmini yapıyor


Demirkoy e devam ediyoruz ve benzin alıyoruz
Aynı rotada ben 40.00 Tl lik,Ömer 32.00 Tl lik benzin yakmış.
Saat 17.30 olmuştu Demirkoy'e geldiğimizde.
Burada bir durum degerlendirmesi yapıyoruz ve rotanın İğneada Longoz Ormanları ayağından vazgeçiyoruz Çünkü Ömer Çorludan sonra İstanbul Hasanpaşa'ya gidecek.

Demirköy-Poyralı arasında virajlar yetmezmiş gibi haftasonu için yola malzeme sermişler,maksat yerli turistler, boyacılar ve oto camcılar sevinsin
içimizden ilgili Amirve müdürlere en derin hürmetlerimizi sunarak azami 20 km süratle ilerliyoruz

Tin tin varıyoruz'' Manyatik alan'' çeşmesine,
Ama su akmıyor.
ne zaman"MANYATİK ALAN"mevkiine gelsem o günkü rotamın manyaklık katsayısını sorgulama ihtiyacı hissetmem ve manyatik alandak şu ÇIKINTI kayalık ile aramda benzettişim kurmam bi tesadüf müdür?

Dağlarda aç kurtlar gibi gezmekten vazgeçip insan suretine dönebilmek için Vize deki salaş'' Bedri Baba Lokantası''nda 20 yıl önce tattığım lezzetleri arıyoruz:


Vize-Saray arasında yola serilen mıcır üzerinde ortamala 20 km ile ilerlerken karsıdan gelen otomobillerden birinin savurduğu ve kaskımın alnına''çaaat' diye gelen mıcır günün bombası oluyor,
Kaskı elimle yokluyorum; delik yok,iyi o zaman,kafa da sağlam demektir bu
Bu olay tam korumanın gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyor.benim ucuz ama kaliteli kaskım yine gorevini yapmış.


Son notlar:
1-Çorlu'ya vardığımızda toplam 424 km yol yapmıştık .
2-Kimsenin gitmek istemediği,avcılardan başka kimsenin gitmek istemediği bu rotadaki köyler mezralardan farksız,
Bir cok imkandan yoksun,kışın dünya ile bağı kesilen,gitmesek de görmesek de bizim sandığımız köyler.
Gitmeyince sahipsiz,gitmeyince yalnız köyler,gitmeyince güzelliği bilinemeyen köyler.
3-Yol kenarlarında ne bir bira şisesi, ne de sigara paketi,ne de poşet kalıntısı var.40 yıl önceki gibi tertemiz.
4-Zamanımız olsaydı Çağlayık ve Sarpdere'de yüzmek,Çağlayık mağaralarını görmek isterdik bir dahaki sefere.
5-08.00-20.00 arasına molalar dahil ancak sığdırabildiğimiz bu rotada bizi zaman konusunda yanıltan Karaabalar-Dereköy/Dereköy-Sarpdere arasının beklediğimizden kötü çıkan yolları oldu.
6-En ıssız yolda,saatte 5 km ile giderken bile koruma şart.
7-Roadstar 250 beklediğim gibi çıktı yine şaşırmadım.Uzun yola cıkmaya,sert rotalara girmeye dayanabilecek bir motor olduğunu kanıtladı.Zamanı doğru kullanabilseydik bir de akarsu geçişi yapacaktık
9-Rotanın ortasında selenin yuksekliğini ayarlayıncaya kadar F650GS deki rahatsızlığın sebebini keşfedememiştim.Dik ve kaygan toprak inişlerde selenin gereginden fazla yüksek olduğunu farkettim.
10-bu rotada depoyu dolu tutabilmek icin Kırklareli'nde depoyu fullemek lazım.
11-Sınırı teğet geçmişiz nerdeyse 100 mt. kalmış.Yanlış bir yola girseydik bugünkü gazetelerde adımız Edirne'de sınırı geçen Yunan ineğiyle birlikte anılırdı




Yayınlanış Tarihi Aug 16 2009, 04:09 PM Yayınlayan Savas KAYAN

Yorumlar

 

Onder Yildiz

Savaş,

Gene güzel ve keyifli bir rapor, fotoğraflar da çok iyi. Eline sağlık.

Sana imreniyorum, sıcağı sıcağına yazıyorsun, benim tamamlanmış 4-5 gezim var, bir ara yazacağım :))

Selamlar, sevgiler...

August 16, 2009 9:04 PM
 

Abdullah Alkan

guzel gezi olmuş savaş  devamını beklıyoruz her hafta bi yer cok guzel

August 23, 2009 4:23 PM
 

ERGÜN

TEBRİKLER,GÜZEL BİR GEZİ OLMUŞ.SUNUM HARİKA.NE MUTLU SİZLERE Kİ KENDİNİZE ZAMAN AYIRMIŞSINIZ.

September 16, 2012 6:02 AM
 

hamzaguler

eline bileğine emeğine sağlık savaş abi imrendim sana arkadaşlar kayış atmasa bizde gaz açacaz o taraflara. inş karşılaşır tanışırız

November 2, 2012 5:40 PM

Yorum Yaz

(*)  
(*)  


Savas KAYAN Hakkinda

Merhaba,Ben Savaş KAYAN 1964 Çorlu doğumluyum.Evli ve bir çocuk babasıyım. Taaa 1989 dan beni avukatlık yapmaktayım. Meslek hayatımın neredeyse tamamında baro yönetimleri ve komisyonlarında görev aldım Hobi olarak uzun yıllar klasik otomobil restorasyonu,sualtı,amatör tekne yapımcılığı ile ilgilendim; http://groups.yahoo.com/group/gercektekneciler/ grubunun kurucusuyum. Mobylette,Balkan 75 cc,Peugeot 103,Jawa 250 cc.Kawasaki 1000 GTR,Mobylette, Bisan Roadstar 250 gibi egzantrik iniş çıkışlarla, bazen uzun soluklu aralarla da olsa motosiklete bindim 2009 dan sonra BMW F650Gs+Yamaha XT125, 2011 de BMW 1150ADV +Honda XL 200; 2012 de BMW 1150 ADV+Kawasaki klx 250+çin malı scooter kombinasyonları ile motor tutkusunu devam ettiriyorum. Oğluma bulaştırdığım motosiklet virüsü sayesinde iyi bir yol arkadaşım oldu. Bu forumu uzun süredir takip ediyorum,çok güzel bilgiler edindim,edinmeye de devam ediyorum Rideturkey.com da olmaktan mutluyum Şimdi gezme zamanı... www.savaskayan.com
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x