in

Murat TUNALIOGLU

Dakarist


  •   Istanbul-Cildir-Istanbul - 3800km (murat - ufuk)

    Tue, May 23 2006 23:58
    7,076 Okundu  

    @


    Biz üç deli
    Don Kişot /
    Honda Africa Twin - Ufuk Çelebi
    Sanço Panço / F650GS Dakar - Murat Tunalıoğlu
    Speedy Gonzalez / R1200GS - Koray Çakmak
    2005 Mayıs ayında lise pide günü için İstanbul'dan yola çıkıp Kastamonu üzerinden Ereğli'ye gittiğimizde 270km yolu 1800km ye çıkarınca pek tatmin olamamışdık... zaman daha fazla, yol daha uzun olmalıydı..
    Daha uzun bir yol için bir sene beklemek durmundaydık.
    Üç deli tura başladık ancak iki zırdeli olarak dönebildik...
    Amacımız tek parça halinde firesiz geri dönmek idi..
    Başaramadık...


     

     @
     001 - 2006-05-13 04:44

    1.Gün / 13-05-06
    İstanbul-Gerede-Tosya-Merzifon-Amasya-Erba-Niksar /
    Gün Sonu: 843km
    Varış: 23.30
    05,30 Tem gişelerde buluşma, vee 05.45 de motor,


     

     @
     002 - 2006-05-13 04:45


     

     @
     003 - 2006-05-13 06:07

    Opet de eksik depoları tamamlıyoruz. Artık yola hazırız, son kotroller, ilk planımız Kaynaşlı Shell'den benzin alıp, Berceste'de kahvaltı yapmak.
    Hava durumunun bahsettiği yağmur bizi Akyazı civarlarında yakalıyor ve Amasya'ya kadar takip ediyor.


     

     @
     004 - 2006-05-13 09:43

    Neyseki hazırlıklıyız yağmurluklar en üstte, vakit kaybetmek yok, yol uzun.
    Berceste'de mükellef bir kahvaltı ve ilk durum değerlendirmesi, hedef ilk gece Erzincan'a kadar sürmek. Ama yağmur bizi sıçan gibi yapıyor. Bolu sonrası yağmura Gerede tepelerinde otoyol çıkışına kadar sis de ekleniyor. Koray benzin için durduğumuzda geliyor, yağmurluğun paçasını çizmenin içinde unutmuş..çoraplar bulaşık süngeri gibi olmuş,


     

     @
     005 - 2006-05-13 09:43

    Samsun yoluna döndükden sonra malum çorap molası veriliyor, artık yağmurluk dışarıda ama çizmeler iflas etmiş. Son çare atadan kalma yöntem, naylon torba tekniği.


     

     @
     006 - 2006-05-13 09:44


     

     @
     007 - 2006-05-13 12:47

    Tosya'ya yaklaşırken sanki yukarıdan çakıl taşı atıyorlar, yağan dolu kaskı delecek gibi. Tosya çıkışında ilk defa güneşi görmeye başlıyoruz bir hevesle çıkartıyoruz yağmurlukları, taki Merzifon'a kadar.


     

     @
     008 - 2006-05-13 15:13

    Benzin alırken Amasya tarafı karanlık mecburen tekrar giyiyoruz. Amasya yolunda yağmura çamur da eşlik etmeye başlıyor ve biz çamurdan sararmış vaziyette varıyoruz


     

     @
     009 - 2006-05-13 15:22

    Kaleye çıkıp biraz bakındıkdan sonra çarşı içinde bir ocakbaşında Tokat kebabı yiyoruz.


     

     @
     010 - 2006-05-13 17:05


     

     @
     011 - 2006-05-13 17:07

    Saat 18.00 oluyor ,
    Erzincan planı değişmek zorunda kalıyor. İyi bir kaplıca bulabilmek ümidiyle tekrar yola çıkıyoruz, yeni hedef Reşadiye kaplıcaları.
    Taşova, Erba'yı geçiyoruz, Niksar kavşağını yaklaşık 10km falan geçmişiz. Hava tamamen kararmış durumda, Kelkit çayının aktığı vadi içinde önde giden Koray karşıdan gelen aracın ışıklarından dolayı farkedemediği heyelandandan yolun tam ortasına düşmüş yaklaşık kask büyüklüğünde bir taşa çarpıyor. Jant eğrilip lastik yarılıyor ve motor yan yatıp koruma demiri üstünde kayıyor. Çok ucuz atlatılmış bir kaza motora ve Koray a birşey olmadığına seviniyoruz. Lastikden dolayı motor yürümez hale geliyor; Jandarma, bölge trafik ve çekici bekliyoruz. Raporlar tutuluyor. Gece yarısına doğru bölge trafikden ilgili evrakları tamamlıyoruz.Niksar a geri dönüp bir otel buluyoruz. Gelen çekici şansımıza sigortanın anlaşmalısı çıkıyor ve motoru hiç indirmeden Ankara servise kadar götürüyor..
    Bu olay bizim gezi için kader anı oluyor ve bütün plan tekrar masaya yatırılıyor.


     

     @
     012 - 2006-05-14 13:16

    2.Gün / 14-05-06
    Niksar - Suşehri - Refahiye-Erzincan-Tercan-Aşkale-llıca(Erzurum) /
    Gün Sonu: 1279km - 436km/gün
    Varış: 22.00
    Hareketli geceden sonra sabah jandarmadan da kaza raporu alabilmek için mesai saatini bekliyoruz. Kaza mahaline bölge trafik ve jandarmanın gelmesi nedeni ile her ikisinden de ayrı ayrı rapor almak durumunda kalıyoruz.
    Benzin ve raporu alıp kahvaltı edip yola çıkmamız, saati 11.00 yapıyor. Erzincan'a kadar Koray, Ufuk'un; çantalarıda benim artçım oluyor. Erzincan'a varmamız öğleden sonrayı buluyor, yolda Suşehri, Refahiye'yi geçiyoruz, yol ve hava mükemmel; keyif veriyor. Refahiye'den sonra Sakaltutan geçidi. Rakım 2160mt,


     

     @
     013 - 2006-05-14 13:24


     

     @
     014 - 2006-05-14 15:32

    Mangala konsantre olmuş iken Niksar da şişirdiğimiz Ufuk'un lastiğinin tekrar indiğini farkediyoruz.


     

     @
     015 - 2006-05-14 15:37

    Sakaltutan dan aşağıya inmeye başladığınızda Erzincan'a da gelmiş oluyorsunuz, girişde radar tabelaları var ve biz gayet rahat bir sürüş ile 90-100 gidiyoruz , karşıdan gelen ekip otosuna selam bile veriyoruz. Ama iniş sonunda çevirme var ve bizi çeviriyorlar. Radara girdiniz; "çift farlı olan 106km/s , tek farlı olan 102km/s, cezanız far başına 206YTL , buyrun makbuzunuz, sizin limitiniz 70+7km/s olmalı" şeklinde bir muameleden sonra. hoşgeldiniz Erzincan'a... ve biz makbuzları Erzincan hatırası olarak kabul etmek durumunda kalıyoruz..
    Koray'ın amcası Erzincan'da yaşıyor, biz geliyoruz diye mangal hazırlığı yapmış.


     

     @
     016 - 2006-05-14 18:20

    Lastiği söküyoruz, biz mangala devam ederken amca lastiği çarşıda yaptırıp kuzen ile geri gönderiyor.. lastik sonrası yola çıkmamız 18.30'u buluyor...
    Koray, İst'a dönmek için Erzincan'da kalıyor, bir tane motor bulup devam etme telkinlerimiz işe yaramıyor ve vedalaşıp yola çıkıyoruz.
    Amaç Erzurum'a kadar gidebilmek, kaybedilen zamanı kazanmak..
    Tercan'a kadar herşey çok güzel gidiyor. Yüksek rakımda arkadan gelen yatık güneş ışığından uzayıp giden gölgelerimizin arkasında sürüyoruz. Tercan'a geldiğimizde hava kararıyor ve yol berbat bir hal alıyor. Bir sene önce başlanan bölünmüş yol inşaatı olduğu gibi bırakılmış, yağmur başlıyor. Aşkale'ye kadar ikinci vites ile gitmek zorunda kalıyoruz. Zifiri karanlık, yağmur altında çakıllı ve virajlı bir yolda daha önce solladığımız bütün kamyonlar bizi geçiyor. Aşkale'ye vardığımızda GS'nin şampiyon olduğunu öğreniyoruz. Aşkale - Erzurum arası yol düzeliyor ama yağmur devam ediyor...Erzurum tabelasını gördüğümüz anda birden sulu kar yağmaya başlıyor...
    Hah tamam yağmur-çamur-taş-doludan sonra kar da yağdı artık yukarıdan düşecek bir şey kalmıyor... Ilıca kaplıcaları tabelasını görünce çok mutlu oluyoruz ama saat olmuş 23.00 ve kaplıca kapanmış, Belediyeye ait olan tesisde kaplıca suyu sadece umumi havuzda varmış. Ufuk, sabah beşde kalkıp havuza gitmeyi planlıyor.


     

     @
     017 - 2006-05-15 06:27

    3.Gün / 15-05-06
    Erzurum - Horasan - Sarıkamış - Kars - Ani - Arpaçay - ÇıldırGün Sonu: 1710km - 431km/gün
    Varış: 20.15
    Sabah 05.00 de kalkıp kaplıca gidiyor ama döndüğünde pekde memnun kalmadığını söylüyor.
    Ilıca kaplıcası


     

     @
     018 - 2006-05-15 07:09

    Kahvaltı sonrası yola çıkmamız 07.30 oluyor , amacımız akşama Çıldır da olabilmek. Erzurum içinde Yakutiye, çifte minare ve ulucamiyi geziyoruz,


     

     @
     019 - 2006-05-15 07:10


     

     @
     020 - 2006-05-15 07:10


     

     @
     021 - 2006-05-15 07:23

    Yakutiye nin minaresi, şerefeden altı kalmış.


     

     @
     022 - 2006-05-15 07:48

    Çifte minarenin içi


     

     @
     023 - 2006-05-15 07:50

    İkiz kuleler..


     

     @
     024 - 2006-05-15 07:53


     

     @
     025 - 2006-05-15 08:33

    Pasinler ovasını, Köprüköy'ü geçip, Horosan da benzin alıyoruz.
    Karkagapazarı Dağları


     

     @
     026 - 2006-05-15 08:37

    hava çok güzel güneşli, yol üstünde karkagaları kahvaltı yaparken yakalıyoruz,


     

     @
     027 - 2006-05-15 08:38

    Yol boyunca karga yuvaları dizileri


     

     @
     028 - 2006-05-15 09:15

    Aras nehrinin Kargapazarı dağları ile buluşduğu yerde köprülerden geçiyoruz.
    İlhanlılardan kalma Çobandede köprüsü-1297


     

     @
     029 - 2006-05-15 10:20

    Köprü aslında yedi kemerli imiş ama yol yaparken bir tanesini iptal etmişler..nasıl bir zihniyetse..!!!


     

     @
     030 - 2006-05-15 10:20


     

     @
     031 - 2006-05-15 11:26

    Sarıkamış'a varıyoruz.


     

     @
     032 - 2006-05-15 11:27

    Allahuekber dağları


     

     @
     033 - 2006-05-15 11:27

    Toprak Otel


     

     @
     034 - 2006-05-15 11:28

    Kayak pistlerine doğru


     

     @
     035 - 2006-05-15 11:38

    Allahuekber dağlarına yaslanmış şehitliğe uğruyor, basiretsiz liderlerin ellerinde savaşarak değilde donarak şehit olan 37.000 askerin acısını hissedip, duygulanıyoruz...İçimiz acıyor. Ruhları şad olsun


     

     @
     036 - 2006-05-15 11:39


     

     @
     037 - 2006-05-15 11:41


     

     @
     038 - 2006-05-15 11:43

    Son bir selam ediyoruz şehitlerimize...


     

     @
     039 - 2006-05-15 11:44

    Tekrar yola düşüyoruz, uzun ince...


     

     @
     040 - 2006-05-15 14:13

    Serhat Kars'a vardığımızda açlıkdan yemek seçme lüksünüz bile olamıyor. Arıyoruz ama yöresel yemek yapan yer bulamıyoruz. Yöresel birşeyler yiyebilmemiz için birisine misafir olmamız gerektiğini öğreniyoruz. İlk bulduğumuz yerde karnımızı doyuruyoruz. Yaylada şaraba eşlik etmesi için gravyer ve kargoya ver,ilmek üzere eski kaşar , yağ ve balımızı almayı ihmal etmiyoruz. Kaleye çıkıyoruz.


     

     @
     041 - 2006-05-15 14:13


     

     @
     042 - 2006-05-15 14:22

    Kars sokaklarından geçiyoruz. Ancak ihtişamlı taş yapıların bulunduğu bir kaç sokakda dahi, ilgisizlik ve bakımsızlıkdan harap hale gelmiş hallerini görünce üzülüyoruz. Bir an önce trafikden kurtulup sakin yollara çıkabilmek için fazla oyalanmıyoruz.
    Kars çıkışı arkadan gelen güneş ile göz alabildiğine yeşil bir düzlükde Ani'ye kadar durmadan gaz açıyoruz...


     

     @
     043 - 2006-05-15 15:55

    Ani bizim yarım saatte bitiriz diye düşünüp birbuçuk saatte dışarı çıkabildiğimiz, her kalıntı arasında beş altı yüz metre mesafe olan bir yer.


     

     @
     044 - 2006-05-15 16:04

    Tigran Kilisesi aşağıda Aras nehri karşısı Ermenistan..


     

     @
     045 - 2006-05-15 16:12


     

     @
     046 - 2006-05-15 16:14


     

     @
     047 - 2006-05-15 16:14


     

     @
     048 - 2006-05-15 16:15

    Fethiye Camii - Katedral


     

     @
     049 - 2006-05-15 16:18

    Katedral içi


     

     @
     050 - 2006-05-15 16:24

    Ebul Manucehr Camii - Anadoludaki ilk Türk Camisi - Selçuklular 1072


     

     @
     051 - 2006-05-15 16:26

    Caminin içi


     

     @
     052 - 2006-05-15 16:27

    Caminin penceresinden Aras - Aşağıda köprü kalıntısı


     

     @
     053 - 2006-05-15 16:28

    Nehir boyunca devam eden sınır çitleri..


     

     @
     054 - 2006-05-15 16:37

    Güneş altında kesinlikle yürünecek bir yer değil hele birde sabah 7 den beri motor üstündeyseniz...


     

     @
     055 - 2006-05-15 16:37

    O kadar yürüyoruz ama bir türlü aradığımız bakireler kilisesini bulamıyoruz, en sonunda en uzakdaki ve ulaşılması en zor olan kilisenin bakirelere ait olabileceğine kanaat getirip kalıntıların hepsini yakından göremeden yarı yoldan geri dönmek zorunda kalıyoruz.
    Ani surları içeriden..


     

     @
     056 - 2006-05-15 16:41

    Öyle bir tarih ki kimin ne zaman gelip. kimin ne zaman gittiği belli değil..


     

     @
     057 - 2006-05-15 16:42

    Ani, tek kelime ile muhteşem bir yer, mutlaka gidilmesi görülmesi lazım...


     

     @
     058 - 2006-05-15 17:06

    Her şeye rağmen bu muhteşem coğrafyayı, Aras nehrinin kenarında kıvrıla kıvrıla giden sınır boyunca konuşlanmış eserleri görebilmek bütün yorgunluğa değiyor. Ani de tek sıkıntı içeriye motorların sokulmaması; halbuki tam motorluk bir yer, kesin ısrarcı olmak lazım.
    Artık Türkiye bitmiş, daha ileriye gitmek mümkün olsa bile köprüler yıkılmış sınırlar kapalı. Vatanı doğu-batı bitirdiğimiz ve hemen bir kuzey-güney geçişi yapmamız gerektiği aklımıza geliyor,, ilk taslaklar oluşuyor...Sinop-Hatay nasıl olur acaba.???
    Tekrar motor dememiz 18,00 oluyor. Ana fikir, geldiğin yoldan geri dönmemek olunca ilk defa toprak yol ile buluşuyoruz,


     

     @
     059 - 2006-05-15 18:43

    uzun düzlüklerde sadece iki adet lastik izinden başka bırakın ev, ağaç bile olmayan bir yolda batan güneşe karşı Arpaçay'a doğru yola çıkıyoruz.
    Rakım 2540mt, güneş ışığı yere paralel geliyor. Güneş gözlükleri bile işe yaramıyor, önümüzde giden patikayı bile seçemiyoruz; bir saate yakın tek el ile güneş siperliği yaparak, ayakda, traktör izinde tek elle motor kullanma beceresini kazanıyoruz... Artık hiç bir yol bizi yıldıramaz...
    Bugün çıkarttığımız motorcu dersi; yüksek rakımda gün batımına veya doğumuna karşı motor kullanmak tam bir eziyet...
    Ani'den Başgedik üzerinden Akyaka-Kars yoluna çıkıyoruz. Toprak yol güneşden dolayı tahminimizden daha uzun sürüyor, o yüzden asfalt ile buluşur buluşmaz Çıldır'ı gündüz gözü ile görebilmek için gaz açıyoruz. Arpaçay'a köylerden direk giden ikinci toprak yola girmekden vazgeçiyoruz. Kars-Arpaçay-Akyaka kavşağından Arpaçay yönüne dönüyoruz. Hava tamamen kararmak üzere iken Çıldır gölüne varıyoruz.


     

     @
     060 - 2006-05-15 18:43

    Menzile ulaşmanın verdiği haz ve göle özel sarıbalık ile günümüzü tamamlıyoruz.
    Çıldır her nekadar göle adını versede. göl kenarında değil. Kaldığımız yer beden terbiyesine ait bir gençlik kampı, bütün istediklerimizi (göl kenarında balık-rakı-yatak-sıcak su) bölgede verebilen tek tesis. Buranın dışında göl kenarında iki tane daha kulube gibi restoran varmış o kadar. Çıldır'da kalacak bir tane otel varmış, "oraya sizi almazlar gazino personeli kalıyor" diyorlarr..!!! Nee gazino mu nasıl yanii..? Meğer Rusya'dan gelen gazino personelini ağırlıyormuş tesis.. :-))
    Bu gece kulak tıkaçlarımızı kullanmıyoruz; sağolsun tesisdeki arkadaşlar iki kişiye üç oda, altı yatak, üç banyo tahsis edince oda ve yatak seçme lüksümüz oluyor..


     

     @
     061 - 2006-05-16 04:59

    4.Gün / 16-05-06
    Çıldır - Ardahan - Şavşat - Artvin - Borçka - Camili "Macahel"
    Gün Sonu: 1997km - 287km/gün
    Varış: 20.00
    Sabah yine 05.00 de kalkıyoruz, artık kalkıp hazırlanmamız rutinleşse de motor dememiz bir saati buluyor.


     

     @
     062 - 2006-05-16 05:25

    Tesisden ayrılıyoruz ve gece gelirken karanlıkda tam göremediğimiz adaları gündüz gözü ile görebilmek için geri dönüyoruz.


     

     @
     063 - 2006-05-16 05:35

    göl kenarındaki düzlüklerde sabah antrenmanı yapıyoruz


     

     @
     064 - 2006-05-16 05:40

    köyün kordon boyu


     

     @
     065 - 2006-05-16 05:42

    buraya kadar gelipde suya teker sokmamak olmaz


     

     @
     066 - 2006-05-16 06:24

    Adanın girişindeki köy tam bir büyük baş hayvan deposu... Biz sabahın köründe köye girerken insanlar hayvanları dışarı çıkarıyorlar, her taraf tazesi kurusu ile tezek...
    Kurusunda problem yok ama tazesi çamurdan beter kayıyor, birde öndekine fazla yaklaşınca ister istemez payına düşenden nasipleniyorsun.. :-)
    Ada sonrası yola çıkmadan önce Ufuk'un çanta taşıyıcılarının kırıldığını fark ediyoruz. İlk sanayi sitesine kadar idare edecek şekilde taşıyıcı demirini bağladıktan sonra yola çıkıyoruz.
    Çıldır -Ardahan arası nerdeyse tek bir ağaç yok, Ardahana yaklaştıkca biraz olsun çamlıklar başlıyor...Ağaçlar sanki bir çizgi ile sınırlanmış gibi


     

     @
     067 - 2006-05-16 07:20

    İlk durak Ardahan, hemen girişdeki sanayi sitesine girip çantaları söküyoruz, biz bir tanesi kırık derken bütün çanta taşıyıcılarının kırık olduğunu fark ediyoruz.


     

     @
     068 - 2006-05-16 09:33

    Bize yardımcı olan demir doğrama ustasından motorun üstünde kaynak yapılmadan önce kutup başlarının sökülmesi gerektiğini öğreniyoruz. , bugünki dersimiz.
    Kaynak takviyelerinden sonra iyice acıkıyoruz ve çarşı içinde Şükran Sofrası'nda Kars peyniri-yağı ve balı ile mükellef bir kahvaltı daha yapıyoruz..
    Ardahan çıkışnda Şavşat'a doğru Çamlıbel geçidini aşıyoruz. Rakım 2640mt, buradan daha yükseği var mı bilmiyoruz.


     

     @
     069 - 2006-05-16 09:33

    Geçidin kuzey tarafında hala kar var,


     

     @
     070 - 2006-05-16 09:39

    Geçidin kuzey tarafında hala kar var,


     

     @
     071 - 2006-05-16 09:44

    Geçidin kuzey tarafı


     

     @
     072 - 2006-05-16 09:54

    Kıvrılarak inen geçit yolu


     

     @
     073 - 2006-05-16 10:03

    Geçidi indikçe yeşillik artmaya başlıyor


     

     @
     074 - 2006-05-16 10:05

    Yalnızçam dağlarında zirveler


     

     @
     075 - 2006-05-16 10:14

    Çamlıbel'den sonra karadeniz kendini daha fazla hissettirmeye, her yerden sular akmaya başlıyor, o kadar ileri gidiyor ki asfalt yolun tam ortasından kaynayarak çıkıyor.


     

     @
     076 - 2006-05-16 10:22


     

     @
     077 - 2006-05-16 10:22


     

     @
     078 - 2006-05-16 10:22


     

     @
     079 - 2006-05-16 10:23


     

     @
     080 - 2006-05-16 10:24

    Şavşat festivalininde yapıldığı yayla..Bizim bu gezi boyunca seçtiğimiz en favori yer..


     

     @
     081 - 2006-05-16 10:25

    Şavşat a yaklaşdıkça yaylaların güzelliği bizde Alpler de seyahat ediyormuşuz hissi uyandırıyor.


     

     @
     082 - 2006-05-16 10:25


     

     @
     083 - 2006-05-16 10:41

    Şavşat çarşı içinde durmuyoruz. Şavşat Kalesinin altından geçip yol kenarında bir çay içiyoruz.


     

     @
     084 - 2006-05-16 10:41


     

     @
     085 - 2006-05-16 10:57


     

     @
     086 - 2006-05-16 11:31

    Burada Artvin e doğru yolun baraj ve yol yapım inşaatlarından dolayı bozuk olduğunu öğreniyoruz.
    Şavşat'dan Yusufeli kavşağına kadar yol bol virajlı, kanyon içinden gidiyor, dar ve trafik var.


     

     @
     087 - 2006-05-16 11:37


     

     @
     088 - 2006-05-16 11:58

    Yusufeli kavşağından sonra yol baraj inşaatından dolayı tepenin üzerine çıkıyor. Tırmanmaya başlıyoruz.


     

     @
     089 - 2006-05-16 12:02

    Asfalt düzgünleşiyor ve çıkışda virajlar müthiş keyif veriyor..


     

     @
     090 - 2006-05-16 12:02

    Asetad yaptığımız A3 boyutundaki haritamız çok işe yarıyor,
    yağmur çamurdan etkilenmiyor ve üstüne not alabiliyoruz..


     

     @
     091 - 2006-05-16 12:09

    Artvin'e yaklaşdıkca baraj inşaatı devam ediyor aşağılarda
    Birdahaki gelişimizde herhalde burada bir göl olacak.


     

     @
     092 - 2006-05-16 12:09

    Karşıda yamaca yaslanmış Artvin, sağ tarafda aşağıya ineceğimiz varyant


     

     @
     093 - 2006-05-16 12:22

    Varyantdan inerken geldiğimiz yol yukarıda kalıyor


     

     @
     094 - 2006-05-16 14:09

    Borçka yolunu ararken birden kendimizi Artvin'in içinde ana caddeyi tırmanırken buluyoruz..
    Şehir merkezi tamamen bir dağın yamacına kurulmuş yılan gibi tırmanan bir cadde den ibaret.
    ilk planımızda Kafkasör'e çıkmak sonrada Yusufeli'ne gidip rafting yapmak vardı. Ama programın bu kısmını iptal etmek durumunda kalıyoruz.
    Artvin'deki barajdan bir tane de Borçka da yapıldığını yolda öğreniyoruz. Artvin- Borçka arasını nerede ise hiç oturamadan ayakta geçiyoruz. Borçka'ya geldiğimiz de saat 15.00 oluyor, benzin takviyesi yaparken güzel yemek yiyebileceğimiz Mavi Ay'ın adını alıyoruz.
    Hopa yolu 10.km de bir alabalık tesisi. İlk başta yemek yemek için 20km yapmak zor geliyor ama sonradan memnun kalıyoruz.
    İlk mıhlamamız, bundan sonra itina ile hergün bir kere yiyoruz.


     

     @
     095 - 2006-05-16 15:07

    Mavi aya alabalık tesisinin köprüsü


     

     @
     096 - 2006-05-16 15:19

    Yemekden sonra akşam Camili'de aç kalma ihtimaline karşı fazladan kendi yaptıkları pideden alıyoruz..
    Borçka yolunda ilk taş köprümüzü görüyoruz,


     

     @
     097 - 2006-05-16 15:20

    Bu köprülerden daha sonradan bolca görüyoruz.. bunlar harbiden yaştan yapılma


     

     @
     098 - 2006-05-16 16:52

    Borçka'ya geri gelip Muratlı yönüne dönüyoruz. Camili yolu üstünde Karagöl'e gidip daha sonra yola devam etmek ilk düşüncemiz, ancak Muratlı yolundan ayrıldıkdan sonra işin rengi değişiyor. Yol kötüleşiyor ve karanlığa kalmadan Camili'ye varabilmek için Karagöl'e uğramayı dönüş yoluna bırakıyoruz.
    Macahel geçidine çıktıkca Borçka arkada bulutlar altında kalıyor


     

     @
     099 - 2006-05-16 16:56

    Arkada Macahel geçidi


     

     @
     100 - 2006-05-16 17:01

    Geçidin arka tarafına geçince hava birden kararıyor,


     

     @
     101 - 2006-05-16 17:01

    Macahel aşağıda bulutların altında bizi bekliyor


     

     @
     102 - 2006-05-16 17:41


     

     @
     103 - 2006-05-16 18:10

    Macahel aşağıda bulutların altında bizi bekliyor


     

     @
     104 - 2006-05-17 04:24

    Camili, Borçka'dan 42km ve biz 2,5 saatte katedebiliyoruz bu yolu. Bu arada hava kararıyor.
    Camili meydanında bizi köyün imamı Hüseyin Hoca karşılıyor. Köyde bir arıcılık eğitim merkezi var ve Hüseyin hoca başkanlığını yapıyor, dediğine göre her sene burada arıcıları misafir edip eğitim veriyorlarmış, web sayfasını bile hazırlamışlar "www.macahel.com".
    Bizide arıcıları ağırladıkları yatakhanede misafir edebileceğini söylüyor, ve ranzalarımızı gösteriyor.
    Çok cana yakın, misafirperver, her camiye lazım Hüseyin Hoca, aynı zamanda Tema gönüllüsü. Köye uydu tefonunu ve internetin getirilmesine vesile olumuş. Bir tane 125lik kros motoru ve kar motorsikleti olduğunu, kışın altı ay kapalı olan yoldan dolayı kar motoru ile hasta taşıdığını anlatıyor.
    Köyde Tema'ya ait bir misafirhane olduğunu daha önceden biliyoruz ama bizden bir hafta önce kapandığını öğreniyoruz.
    Onun dışında köyde konaklamak için iki adet pansiyon ev varmış. Köy o kadar uç noktada ve zor ulaşılabilen bir yerde olmasına rağmen sahip olduklar imkanlar bizi gerçekden şaşırtıyor.
    Camili, Gürcistan sınırında; sınır hemen evlerin bahçelerinin dibinden geçiyor.
    Karşıda Gürcü köylerini ve askeri kuleleri görebiliyorsunuz.
    Hüseyin Hoca, kışın yol kapalı olduğunda acil hastaları askeri izin ile Gürcistan üzerinden taşıdıklarını anlatıyor.
    Sohbet güzel giderken komşu mahalleden akşam ezanı sesi geliyor; Hüseyin hoca "eyvah geç kaldık" diyerek koşarak camiye gidiyor.
    Namazdan sonra komşu köyde o gün elektriğe kapılarak vefat etmiş küçük bir çocuğun evine gideceği için teşekkür ediyoruz ve ayrılıyoruz.


     

     @
     105 - 2006-05-17 05:23

    5.Gün / 17-05-06
    Camili - Karagöl - Borçka - Hopa - Pazar - Hemşin - Çamlıhemşin -Ayder
    Gün Sonu: 2227km - 230km/gün
    Varış: 19.00
    Sabah yine 05.00 de kalkıyoruz, yine hazırlanmamız 06.00 oluyor.
    Kimse kalkmadan köyü geziyoruz.


     

     @
     106 - 2006-05-17 05:28

    Çok güzel ahşap işçiliği mevcut


     

     @
     107 - 2006-05-17 05:38

    Camisi yüzelli yıllık


     

     @
     108 - 2006-05-17 05:42


     

     @
     109 - 2006-05-17 05:47

    Hüsyin hocanın kar motoru, Her Çeşit İhtiyaç Mağazası nı önünde


     

     @
     110 - 2006-05-17 05:48

    Askeri bölge, ahşap sınır çitleri ve karşıda Gürcistan köyü


     

     @
     111 - 2006-05-17 05:57

    Sınır kulesi


     

     @
     112 - 2006-05-17 06:11

    Dönüş için tırmanmaya başlıyoruz


     

     @
     113 - 2006-05-17 06:28

    Her virajdan su akıyor


     

     @
     114 - 2006-05-17 06:37

    Çıktıkca sise giriyoruz


     

     @
     115 - 2006-05-17 07:11

    Islak, çamur ve bozuk yolda tırmanmak inmekden daha rahat oluyor.
    Geçide indiğimizden daha çabuk çıkıyoruz. burada hava mükemmel.


     

     @
     116 - 2006-05-17 07:16

    Geçidin kuzey tarafında çığ bölgesi tabelaları var, haksız dasayılmazlar.


     

     @
     117 - 2006-05-17 07:29

    Camili ve bulut denizi aşağıda kalıyor.


     

     @
     118 - 2006-05-17 07:32

    Göl yamaçlara o kadar güzel saklanmış ki göstermeseler kesinlikle fark edilemiyor.


     

     @
     119 - 2006-05-17 07:32

    Yolda Borçka'ya gidenler Karagöl e gideceğimizi söyleyince bize gölü uzakdan gösteriyorlar.


     

     @
     120 - 2006-05-17 07:42


     

     @
     121 - 2006-05-17 08:04


     

     @
     122 - 2006-05-17 08:15

    Karagöl yoluna döndükden sonrada sular yukarılardan düşmeye devam ediyor


     

     @
     123 - 2006-05-17 08:41

    Göl kenarındaki küçük tesisden aldığımız bir demlik çay, bir gün önce aldığımız pide ve peynir ile kahvaltı yapıyoruz.


     

     @
     124 - 2006-05-17 08:41

    Gölün çevresini dolaşıyoruz.


     

     @
     125 - 2006-05-17 08:41


     

     @
     126 - 2006-05-17 08:41


     

     @
     127 - 2006-05-17 08:47

    Bulutlar gölün üzerinden anlık geçişler yapıyor


     

     @
     128 - 2006-05-17 09:06

    Üstteki gölü alttakine bağlayan dere


     

     @
     129 - 2006-05-17 09:10


     

     @
     130 - 2006-05-17 09:26


     

     @
     131 - 2006-05-17 09:32

    Karşıda tepede göle gelirken geçtiğimiz Macahel Geçidi..


     

     @
     132 - 2006-05-17 09:47

    buraları gezmenin en güzel yanı susayınca çeşme aramanıza gerek yok.


     

     @
     133 - 2006-05-17 11:19

    Borçka'ya inerken tekrar bulut denizine giriyoruz ve bu kapalı hava bütün gün boyunca bir daha açmıyor.
    Borçka - Hopa Arası Cankurtaran geçidinden denize doğru


     

     @
     134 - 2006-05-17 11:37

    Hopa'da deniz ile buluşuyoruz.


     

     @
     135 - 2006-05-17 12:17

    Ardeşen den sonra , sanki Türkiye'nin bütün kamyonlarını Karadeniz'e toplamışlar hepsi taş taşıyor.
    89 yılında Fındıklı ya ilk geldiğimde bu camiye çok gülmüş idik,
    O zaman imam minarede ezanı okuyup yolun karşısına geçip camide namaz kıldırıyordu


     

     @
     136 - 2006-05-17 12:17

    şimdi yeni minareyi yapmışlar,
    olmuş içinden yol geçen çifte minareli cami,


     

     @
     137 - 2006-05-17 13:13

    Pazar'a geliyoruz. Niyetimiz Hemşin'den geçip yukarıya çıkıp, Kale-i Bala - Kavron üzerinden Ayder'e inmek; vakit kısıtlı olduğu için benzini Hemşin de alırız düşüncesi ile Pazar'da durmuyoruz.
    Hemşin yolunda sellere meydan okuyan taş köprülerden biri


     

     @
     138 - 2006-05-17 14:08

    Ve bugünün süprizi, Hemşin'de benzinci yok, kalmış maksimum 50km lik benzin; yanımıza gelenler Pazar'a geri dönmeniz gerek diyor.
    İçlerinden bir taneside "abi bende benzin yok ama işinize yararsa depodan biraz mazot çekelim" diyor.


     

     @
     139 - 2006-05-17 14:25

    önce çarşı içinde tavsiye üzerine Aksu lokantasında mıhlama yiyoruz...
    Geri dönmek hiç istemiyoruz. Sıkı bir telefon trafiği ve istihbarat sonucu "Trans Hemşin" yapmaya karar veriyoruz.
    Trans Hemşin için Akyamaç - Pogina (Boğaziçi)-Kanlıboğaz'ı aşıp dağın öbür tarafına Çamlıhemşin'e geçeceğiz.
    Yağmur ve sis var, bazı yerlerde yol betonlanmış ama sel ile betonun üstü mil ile kaplanmış, müthiş kayıyor.


     

     @
     140 - 2006-05-17 14:31

    Akyamaç'da durup, yol tarifi alıyoruz


     

     @
     141 - 2006-05-17 15:10

    Boğaziçi köyü (Pogina) "İlan Talimatı"


     

     @
     142 - 2006-05-17 15:11

    Pogina'yı geçiyoruz,
    Pogina çay alım merkezi kavşağı


     

     @
     143 - 2006-05-17 17:00

    Horondan tam not alıp ayrılıyoruz bey abilerden.
    Dediklerine göre tulumcu arkadaş tanınan bilinen bu işin ustalarından biriymiş


     

     @
     144 - 2006-05-17 17:01

    Ardından Kanlıboğaz'ı aşıp Çamlıhemşin'e iniyoruz.
    Dediklerine göre yol çok güzel manzaralar veriyormuş ancak biz sisden önümüzü bile zor görüyoruz, hiç fotoğraf çekemiyoruz.
    Çamlıhemşin'de depoları dolduruyoruz, Biraz ısınmak ve çay içmek için çarşı içinde bir kahveye uğruyoruz.
    Yaylalar hakkında konuşurken herkes en güzel yayla için başka bir isim söylüyor.
    Sonradan durum anlaşılıyor ki herkesin en güzel yaylası kendi yaylası...
    Ortak anlaşabildikleri tek konu ise, Kavronlara çıkmak için zamanın henüz erken olduğu..
    Bizde teşekkür ediyoruz, yine çay parası veremeden Ayder'e doğru yola çıkıyoruz. (Bu gezi boyunca neredeyse hiç çay parası vermedik )
    Ayder yolu asfalt, yolda bir gurup bizi durduruyor,
    "hemşerim nereye gidiyonuz hele bir inin aşağı bakalım" şeklinde cebren indiriliyoruz motorlardan.
    Biri hemen tulum şişirmeye başlıyor, "ha buralara kadar gelmişsiniz horon tepmeden olurmi daa" diyip katılıyoruz horona.
    Ayder'e vardığımızda hava kararmaya başlıyor,motorlar ve üstümüz çamur içinde, önce kendimizi sonrada motorları yıkıyoruz ve son yağımızla zincirleri yağlıyoruz


     

     @
     145 - 2006-05-18 04:54

    6.Gün / 18-05-06
    Ayder - Çamlıhemşin - Zilkale - Pazar - Çayeli - Rize - Trabzon - Maçka - Dilaver Yaylası
    Gün Sonu: 2493km - 266km/gün
    Varış: 20.00
    Niyetimiz erken kalkıp kahvaltı saatine kadar en azından Aşağı Kavron'a kadar çıkıp inebilmek.


     

     @
     146 - 2006-05-18 05:03

    Çimlerde bir iki ısınma turundan sonra yola çıkıyoruz.


     

     @
     147 - 2006-05-18 05:12

    Ayde dereleri dik akıyor valla..


     

     @
     148 - 2006-05-18 05:27


     

     @
     149 - 2006-05-18 06:27


     

     @
     150 - 2006-05-18 06:46

    Akşamki yağlama zincirlere yetmemiş ve garip garip sesler gelmeye başlıyor. Galer düzünü geçiyoruz ve yol gitgide kırıcı olmaya başlıyor.
    Bir ara yol üstündeki taşların boyutları kask büyüklüğüne çıkınca benim at da isyan ediyor ve taşların arasına uzanıp yeter buraya kadar diyor.
    Şansım yaver gidiyor sadece ayna braketi arka çamurluk isyan ediyor bu işe. Geri döndüğümüzde kahvaltı yine yağ-bal ve mıhlama. (mıhlama sonradan geldi..


     

     @
     151 - 2006-05-18 09:18

    Kahvaltıdan sonra aynayı bant ile tutturuyorum, çamurlukda hasar daha da az sadece küçük bir çatlak. Zincirleri yağlamamız lazım. Sesler artık iyice yükseliyor. Çamlıhemşin çarşı içinde motor tamircisi soruyoruz ama maalesef yok; en sonunda ağaç hızarları için yağ satan bir arkadaş yardımcı oluyor ve hızar zinciri için kullandıkları 40 numara yağ ile zincirleri yağlıyoruz.
    Yağlama macerasından sonra Zilkale'ye doğru yola çıkıyoruz. Fırtına vadisi içinde yol yükseliyor;. ve Zilkale..


     

     @
     152 - 2006-05-18 09:19


     

     @
     153 - 2006-05-18 09:33

    Kale sarp bir kayalığın uç noktasına yapılmış. Muhteşem bir manzara dibi görünmeyen bir vadi ve yeşilin her tonu.


     

     @
     154 - 2006-05-18 09:45

    Surlara çıkıyoruz.


     

     @
     155 - 2006-05-18 09:55

    Zilkale den yukarıda sis var, görüş mesafesinin düşük olması nedeni ile daha fazla çıkmanın pek anlamı olmadığı düşüncesi ile geri dönüyoruz.


     

     @
     156 - 2006-05-18 10:08

    Bu arada benim arka teker bulaşan yağ nedeni ile tam bir kamyon lastiğine benzer hale geliyor.


     

     @
     157 - 2006-05-18 10:15

    Aşağıya inerken, heyelandan ağzı yanmış biri olarak yol üstüne düşen taşları temizliyoruz ..


     

     @
     158 - 2006-05-18 10:34

    Aşağıya inerken, heyelandan ağzı yanmış biri olarak yol üstüne düşen taşları temizliyoruz ..


     

     @
     159 - 2006-05-18 10:50


     

     @
     160 - 2006-05-18 10:51


     

     @
     161 - 2006-05-18 11:05

    Yol üstünde fırtına vadisini katledecek olan baraj projesinin şantiye kampını görünce, iyi ki dava açılmış, bu vadiye sahip çıkılmış diye içimizden geçiriyoruz.
    Yenilginin izini taşıyan tabela


     

     @
     162 - 2006-05-18 11:07

    Baraj şantiye kampın önünden yukarıya Konaklar mahallesine çıkıyoruz.
    Çevre ile uyum, estetik ve proporsiyon olarak çok ders çıkartılacak eski konaklar


     

     @
     163 - 2006-05-18 11:18


     

     @
     164 - 2006-05-18 11:26


     

     @
     165 - 2006-05-18 11:28

    Yukarıya çıktığımızda bu vadiye bir kez daha hayran kalıyoruz.


     

     @
     166 - 2006-05-18 11:31

    Herhalde en güzel manzaralı tuvelet budur..


     

     @
     167 - 2006-05-18 11:33

    burada yaşayabilmenin olmaz ise olmazı, varagel (bu kablo aşağıdaki yola kadar iniyor, neredeyse uludağ liftlerinden daha uzun )


     

     @
     168 - 2006-05-18 11:40

    verendalardan en güzelinde soluklanıyoruz,
    evlerde yaşıyorlar ama biz oradayken kimse yoktu


     

     @
     169 - 2006-05-18 13:50

    Dönüş yolunda artık tanış hale geldiğimiz çarşı içindekilere son bir selam verip Çayeli Hüsrev'e kadar durmuyoruz.


     

     @
     170 - 2006-05-18 15:13

    vay be sanki gelmeyen bir tek biz kalmışız..
    Güzel bir yemekden sonra Rize sanayi sitesinde zincir yağı takviyesi yapıyoruz. Sitedeki motorcu arkadaş sağolsun bize çok yardımcı oluyor ve zincirlerin boşluğunu alıyor. Servis sonrası kaleye çıkıp Rize manzarasına karşı çay içiyoruz.


     

     @
     171 - 2006-05-18 18:04

    Çay sonrası Maçka'da benzin alana kadar durmuyoruz. Benzin sonrası niyetimiz Sümelayı gezip Dilaver'e çıkmak, ama Sümela'ya geldiğimizde saat 19.00 oluyor. Bizim Sümela'nın bir müze olduğu, kapanabileceği işkence gibi gelen merdivenleri tırmanıp bilet gişesi önüne kadar çıktıkdan sonra kapalı yazısını okuduğumuzda aklımıza geliyor.


     

     @
     172 - 2006-05-18 19:10

    Yayla yolunun durumu hiçde iç açıcı olmadığı için fazla karanlığa kalmadan Dilaver'e çıkmak istiyoruz ama nafile, yolda ikinci vitese hiç geçemeden 13km yolu bir saatte alıyoruz. Kör karanlıkda Dilaver'e vardığımızda saat 20.00 oluyor.


     

     @
     173 - 2006-05-18 19:45

    Biz burada bir tesis olduğunu biliyorduk ama kapalı olabileceğini hiç aklımızdan geçirmemişdik; tesise vardıkdan sonra tek bir ışık bile göremiyoruz, belki birileri uyuyordur diye uzun uzun korna çalmaya başlıyoruz, tam artık hadi kapıyı kırıp girelim içeri bu yolu geri gidemeyiz, kartvizit bırakır çıkarız diye aramızda konuşurken endişeli gözler ile Hayri içeriden el feneri ile çıkıp geliyor, tesisin çaycısı.
    Banyo yaparken yakalamışız onu.
    Bizi gecenin karanlığında kafada kasklar ile uzun farları üzerine çevrili olarak görünce ürkerek kapıyı açıyor.
    Biz ise yaşasın biri varmış kapıyı kırmak zorunda kalmayacağız diye seviniyoruz.
    Hayri bizden bir hafta önce yaylaya çıkmış tesisin temizliğini ve hazırlığını yapıyormuş. Yaylanın yoluda biz gelmeden bir iki saat önce temizlenmiş. Elektrik kesikmiş kışın kopan telleri henüz yapmamışlar. İçeri girip ıslak ve çamurlu malzemeleri çıkarıyoruz, kafa lambası ve lüks ışında hayri bize mutfağı gösteriyor kendin pişir kendin ye.


     

     @
     174 - 2006-05-18 21:42

    Yemekden sonra odun sobasının etrafında Hayri'nin maceralarını dinliyoruz ve yatıyoruz.


     

     @
     175 - 2006-05-18 21:45

    Yatarken kullak tıpalarımızı takıp Hüsrevin kuru fasulyesini anıyoruz, rakım yükseldikce basınç dengelemesinde çok yardımcı oluyor...


     

     @
     176 - 2006-05-19 05:25

    7.Gün / 19-05-06
    Dilaver - Sümela - Trabzon - Akçaabat - Giresun - Ordu - Samsun - Bafra
    Gün Sonu: 2965km - 472km/gün
    Varış: 23.30
    Sabah 5.00 de saat çalıyor ama soğukdan kalkamıyoruz.
    Gece çetin geçiyor. Tüm içlik ve polarları giymemize iki tane battaniyeye gömülmemize rağmen üşüyerek kalkıyoruz.


     

     @
     177 - 2006-05-19 05:57


     

     @
     178 - 2006-05-19 06:54

    Yola çıkmadan önce dışarıda bir tur atıyoruz, gece karanlıkda hiç farketmediğimiz yayla evlerini, fotoğraflayıp vedalaşıyoruz.


     

     @
     179 - 2006-05-19 06:57

    Dilaver yayla tesisi aslında 60 yataklı, her türlü imkanı olan, içinde plastik top, bebek emziği dahi bulunan bakkalı olan bir tesis ancak biz erken gelmişiz, henüz işletmeye açılmamış durumda.


     

     @
     180 - 2006-05-19 06:58

    Tesisden aşağı doğru iniyoruz, köprüyü geçip sol tarafa Cami geçidine doğru dönüyoruz. Sağdan aşağıya Sümela'ya iniliyor


     

     @
     181 - 2006-05-19 07:00

    Kalktığımızda çay demlenmiş; hızlı bir kahvaltı sonrası seri şekilde toparlanıp çantaları paketliyoruz.
    Hayri bize tesisin karşı tarafında bulunan yamacın Cami Boğazı olduğunu, geçince geçidin arkasından Gümüşhane'ye inebileceğimizi söylüyor


     

     @
     182 - 2006-05-19 07:14


     

     @
     183 - 2006-05-19 07:18


     

     @
     184 - 2006-05-19 07:19


     

     @
     185 - 2006-05-19 07:19

    Bu yamaçlara kayak merkezi yapılması gündemdeymiş, bir daha geldiğimizde yine böyle bulabilecekmiyiz bilemiyoruz..


     

     @
     186 - 2006-05-19 07:30

    Yolda bir gün önce yapılmış temizliğin izlerini görüp geçidin açık olduğunu düşünüyoruz.
    Ama odane yol bitiyor; bölgede zamk denilen bir kar bloğunun altına girip kayboluyor ve yaklaşık300 mt ileriden tekrar çıkıyor.


     

     @
     187 - 2006-05-19 07:32

    Önce bir şaşkınlık ee ne yapacağız derken ikimizinde gözleri parlıyor etrafını dolanalım..
    Atıyoruz kendimizi çayır çimenin içine, ama bir süprizde burada, çim diye gözüken alanda bir karıç su var, düz çayırlık gibi gözüken aslında top büyüklüğünde köstebek yuvalarını andıran öbek öbek toprak çıkıntıları olan bir zemin. Bizim lastikler hiç de buraya göre değil, hadi hayırlısı diyoruz devam ediyoruz.


     

     @
     188 - 2006-05-19 07:42


     

     @
     189 - 2006-05-19 08:02

    Biraz soluklanıp sıkıştığımız bu kapan misali yerden çıkabilmek için önce keşif yapmaya karar veriyoruz ve sırtın üstüne yürüyoruz.


     

     @
     190 - 2006-05-19 08:05

    Kendimizi üç yamacın ortasına sıkışmış buluyoruz.


     

     @
     191 - 2006-05-19 08:05


     

     @
     192 - 2006-05-19 08:06

    Kar yığınının altına gelip etrafını dönmeye başlıyoruz ki karşımıza ikinci bir kar bloğu çıkıyor.


     

     @
     193 - 2006-05-19 08:33

    Çıktığımızda tam bir hüsran, bizim yol bir kar bloğundan çıkıp diğerine giriyor ve devam ediyor. Bu geçişin olamayacağına kanaat getirip Trabzon'a dönmeye karar veriyoruz.


     

     @
     194 - 2006-05-19 08:33

    Ön teker gömülüyor, hay lanet diyip bari gaz açayım diyince, bu sefer arka lastik dişli göbeğine kadar gömülüyor..
    debelendikce daha da saplanıyorum, lastiklerin dişleri tamamen doluyor, hiç bir işe yaramıyor.
    aah aah dişli lastiği en çok aradığımız an..
    Ufuk tamam ben arkadan omuz atıyorum sen gaz aç diyor, yapıyorum.


     

     @
     195 - 2006-05-19 08:33

    Motorları zor bela geri çeviriyoruz, daha fazla risk almayalım bari geldiğimiz yerden çıkalım diyip o yöne doğru gidiyoruz,
    gelirken benzerinden geçtiğimiz ıslak bir geçişe nasıl olsa benim atım zıplar geçer diyip dalıyorum,ancak çakılıp kalıyorum.


     

     @
     196 - 2006-05-19 09:02

    santim bile kımıldamıyor ama Ufuk çok güzel bir çamur banyosu yapıyor.
    Zor bela çamurdan kurtuluyoruz. 8.30 da çıktığımız aynı noktadan tekrar yola girdiğimizde saat 10.00 oluyor.


     

     @
     197 - 2006-05-19 09:17

    Cam, ön grenaj hizasından kırılıyor. Toparlanıp çeşmeye kadar iniyoruz.


     

     @
     198 - 2006-05-19 09:17

    Dönüşe geçip niyetimiz köprünün yanındaki çeşmede temizlenmek.
    Çeşmeye yaklaştığımızda arkadan gelen Ufuk'un yerde yuvarlandığını farkediyorum.
    Ön tekerinin yolun yumuşak bir bölümünde saplanmakdan kurtaramıyor, üstüne birde yorgunluk eklenince touring camın üstünden yere uzanıyor.


     

     @
     199 - 2006-05-19 09:17

    Çeşmede çamurlar temizlenirken bende kırılan camı yerine takmayı deniyorum.


     

     @
     200 - 2006-05-19 09:20

    Temizlenip toparlanmamız 11.00 oluyor, birde sabah beşde kalkıp yol yapacakdık, gelebildiğimiz mesafe topu topu 300mt diye hayıflanıyoruz.


     

     @
     201 - 2006-05-19 09:43

    Bittiğinde hiç de fena olmuyor. Olmazsa olmaz malzeme (DuckTape) sihiri


     

     @
     202 - 2006-05-19 10:18

    Hava açıyor biraz ısınıyoruz ve inişe geçiyoruz.


     

     @
     203 - 2006-05-19 10:21


     

     @
     204 - 2006-05-19 10:26


     

     @
     205 - 2006-05-19 10:31


     

     @
     206 - 2006-05-19 10:45

    Yolda akşam çıkarken durup yol tarifi aldığımız Uzun Ali bizi ısrarla durduruyor. Çay ikram ediyor.
    Torunları tatilin tadını çıkarıyorlar, insanın çocuk olası geliyor..


     

     @
     207 - 2006-05-19 10:46


     

     @
     208 - 2006-05-19 10:47

    kendi yaptığı elektrik santralini gösteriyor gururla.


     

     @
     209 - 2006-05-19 11:04

    Yolda yukarıya daha yeni çıkan yaylacılarla geçişiyor selamlaşıyoruz.


     

     @
     210 - 2006-05-19 11:07


     

     @
     211 - 2006-05-19 11:17

    Akşam sis ve karanlıkdan hiç bir şey görmediğimiz Sümela'yı gün ışında görüyoruz.


     

     @
     212 - 2006-05-19 11:33


     

     @
     213 - 2006-05-19 12:15

    Tatil nedeni ile bütün okullar nerdeyse buraya gelmiş, kalabalıkdan kaçıp sadece uzaktan foto çekmeyi uygun bulup ayrılıyoruz.
    Maçka'da hiç durmadan Trabzon'a kadar devam diyoruz.
    Trabzon girişinde bir yıkamacı bulup önce kendimizi sonra da motorları yıkatıyoruz.


     

     @
     214 - 2006-05-20 09:26

    Artık dönüş yolu zamanı, geç kalmışız ve karnımız acıkmış..
    Akçaabat'a kadar durmuyoruz ve güzel bir köfte ziyafeti ile kendimize geliyoruz..
    Köfte sonrası Ordu'da kısa bir mola veriyoruz.
    İlk plan bu akşam için İnebolu'da olmak idi, ancak program gecikdikce konaklamayı geri çekiyoruz Sinop'da karar kılıyoruz.
    Samsun'a geldiğimizde ise Sinop yapamayacağımız bari Gerze yapıp Taşköprü üzerinden devam edelim diye geçiriyoruz içimizden.
    Ancak Bafra'ya saat 23.00'e kadar zor varıyoruz. Kızılırmak deltasına çöken sis ve yağmur zaman zaman birbirimizi dahi görmemizi engelliyor ve bizi çok yoruyor.
    Öğretmen evinde yerimizi ayırtıp 24 saat açık nöbetçi pideci de Bafra pidesi ile karnımızı doyuruyoruz.

    8.Gün / 20-05-06
    Bafra - Gerze - Taşköprü - Kastamonu - Karabük - Yenice - Zonguldak - Ereğli - İstanbul
    Gün Sonu: 3773km - 808km/gün
    Varış: 23.30
    05.00 de kalkıyoruz, sis hala dağılmamış, vakit kaybetmeden yola çıkıyoruz, Gerze'yi geçip Taşköprü kavşağına gelene kadar sis peşimizi bırakmıyor..
    Taşköprü yönüne döndüğümüzde deniz ile birlikde sis de arkamızda kalıyor. Dranaz geçidine gelmeden güneş açmış içimiz ısınıyor.
    Artık foto çekecek ne zamanımız var nede yerimiz, 2GB hafıza karı dolmuş, en son fotoyu Trabzon'da çekmişiz. Bu bölgeyi boş geçiyoruz.
    Yol gayet düzgün Dranaz geçidini aşıp Taşköprü'ye doğru iniyoruz. Safranbolu girişinde çay içip etli ekmek yiyoruz.
    Karabük sonrası Kastamonu çıkışında tekrar benzin alırken kuyu kebapçılarını kuyularını kuruturken buluyoruz.


     

     @
     215 - 2006-05-20 15:23

    Sezon daha yeni açılıyor diyor bey amca.
    Karabük sonrası Yenice yoluna giriyoruz.
    Bu yol, tam bir tünel cenneti yılan gibi tünellere girip çıkıyor.
    Her motorcunun buradan bir kere geçmesini tavsiye ederiz.
    Yenice'den sonra yine yol inşaatı; yaklaşık 10km devam ediyor ve yine ayakda sürüyoruz taki Devrek-Bartın yoluna çıkana kadar.
    Bozuk yolda çatlak olan benim arka tampon tamamen kırılıyor ve parçaları yoldan toplamak durumunda kalıyorum.
    Asfalta ulaşmamız ile birlikde gaz açıyoruz. Zonguldak ardından Ereğli,
    okulda pidelere yetişmemiz lazım.
    Okulun bahçesine girdiğimizde saat 14.30 oluyor.
    Pideler çoktan bitmiş mezunlar maçı yapılıyor.
    Uzun yolun sonuna gelmenin verdiği mutluluk ve tatlı yorgunluğu ile dostlarla buluşuyoruz.
    Erzincan'da bıraktığımız Koray köteklenmiş ve morarmış baldırı ile sahada top koşturuyor..
    Maç sonrası Ufuk ile ayrılıyoruz, Ereğli'de kalıyor. Ben, İstanbul'a devam ediyorum...
    Garaja girdiğimde saat 21.00 olmuş ve artık benimde pilim bitmiş durumda, çantaları olduğu gibi bırakıp eve çıkıyorum..
    Takometre 3773,1 km yi gösteriyor...

    Gönderilen May 23 2006, 11:58 PM Yayınlayan Murat TUNALIOGLU Ne ile 1 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x