H.İbrahim ERKAL

drerkal


Guzel Atlar Diyari Kapadokya 1.650 km

Tue, May 13 2008 21:41
7,840 Okundu  

 Türkiye  Yunanistan


 

 @
 001 -

Merhaba..
23-27/Nisan/2008 tarihleri arası eşim Fazıla ve ben, güzel atlar ülkesi anlamına gelen Kapadokya’yı metal atlarımızla gezmeye karar verdik. 

Ön hazırlıklarımızı tamamladık. Kısa bir süre önce motorlarımızı bakımdan geçirmiştik. Bu gezi öncesi lastiklerimi de yeniledim ve rodajını tamamladım. Gezeceğimiz bölge için internetten doküman topladık. Haritalar hazırladık. Yolculukta pek kullanmadık ama GPS desteğimiz de vardı.

Yolculuk için yanımıza aldığımız malzemeler şunlardı: Lastik spreyi, küçük bir tamir takım seti, yedek ampuller, Fazıla’nın motosikleti için yedek sigortalar, ilk yardım seti, yağmurluk, koli bandı, lastik ahtapot..

Doğrudan Ürgüp’e gitmeye karar verdik. Dönüşte de Beyşehir’de bir gece kalmayı planladık. Bunun için Ürgüp’te ve Beyşehir’de kalacağımız yerler için gereken rezervasyon işlerini tamamladık. Ürgüp’te Dedeli Konak isimli bir butik otelde, Beyşehir’de ise Öğretmen evinde konakladık. Her ikisinden de çok memnun kaldık.

Yol güzergahımız şu şekildeydi.


 

 @
 002 -

Haritadaki kırmızı çizgi hem gidiş hem gelişte kullandığımız ortak güzergahı, yeşil çizgi gidişte kullandığımız yolu, mavi çizgi ise dönüşte kullandığımız yolu gösteriyor.

Kapadokya’da gezdiğimiz bölgeler:


 

 @
 003 - 2008-04-23 07:57

Yeşil çizgi ile çevrili bölge 1. gün dolaştığımız bölgeyi, kırmızı çizgi ile çevrili bölge ise 2. gün gezdiğimiz alanları gösteriyor.

Dönüş yolculuğunda birkaç küçük sorun yaşadık. Ama keyfimizi hiç kaçırmadı. Nevşehir çıkışı sol ön sinyal ampulüm arıza verdi. Yedeği vardı, ilk benzinlikte değiştirdim. Nevşehir-Aksaray-Konya arası inanılmaz derece rüzgarlıydı. Çok yorulduk, ama sık sık mola verdik. Konya girişi Fazıla’nın motosikleti gürültülü çalışmaya başladı. Egzost manifoltunun başlangıç yerinden bıçakla kesilmiş gibi ayrıldığını hayretle müşahade ettik. Konya Eski Sanayi’de yarım saatlik bir kaynak operasyonuyla problem giderildi.


 

 @
 004 - 2008-04-23 07:57

Tüm yolculuk boyunca toplam 1650 km yol yaptık. En fazla 1850 rakıma çıktık. Yol güzergahı, Konya-Aksaray arası 150 km’lik kısım hariç, son derece keyifli idi. Bu kısım aşırı rüzgarlı, alabildiğine düz ve eğimsiz idi. Yani çok sıkıcı ve yorucu idi. Yol boyu yoğun bir trafik ile karşılaşmadık. Sıklıkla yasal hız limitlerinde (90-100 km/h) seyrettik. Araç yoğunluğu olan bölgelerde hızımızı %5-10 artırdık. Yol güvenliğimizi tehdit edebilecek hiçbir unsur ile karşılaşmadık.

Gidiş:
23 Nisan sabahı saat 09:00’da hareket için hazırdık.


 

 @
 005 - 2008-04-23 18:24

Yaklaşık 600 km olan yolu sık molalar ile tamamladık. Ürgüp girişinde bu manzara bizi karşıladı.


 

 @
 006 - 2008-04-23 20:58

Eşim daha önce görmesine rağmen ben bu bölgeye ilk defa geliyordum. Tek kelimeyle büyülendim. Çok mistik bir havası vardı. Vardığımızda gün batmak üzereydi. Kapadokya’nın olağanüstü renklerini iki gün doyasıya izleyecektik. Dinlenmek üzere otelimize yerleştik.

Geziye başlamadan önce çok kısa da olsa Aksaray’dan Kayseri’ye, güneyde Niğde’ye kadar uzanan Kapadokya bölgesinin tarihinden ve jeolojik yapısından bahsetmek gerek.

Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu Erciyes, Hasan, Melendiz, Göllüdağ ile daha birçok küçük volkanik dağların, Üst Miyosen çağda patlamaları ile başlamıştır. Bölgeye yayılan lavlar, göller, akarsular üzerinde 100-150 metreyi bulan değişik sertlikte tüf tabakasından oluşan yüksek bir plato meydana getirmişlerdir. Zamanla bu platonun, erozyonun etkisiyle inanılmaz derecede aşınması sonucu bugünkü vadiler ortaya çıkmış, peri bacası adı verilen üzerinde daha sert ve geniş bir kaya tabakasının bulunduğu konik şekiller oluşmuştur. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen Peri Bacaları, hiçbir yerde Kapadokya'da olduğu kadar yoğun bir şekilde bulunmamaktadır. Tabiatın bu cömertliğinden yararlanan insanoğlu ise, oyulmaya çok elverişli olan bu kalın kaya kütlesini oyarak, günün şartlarına göre evler, manastırlar, kiliseler ve yeraltı sığınakları yapmışlardır. Özellikle Hıristiyanlığın Anadolu'da yayılmaya başlamasıyla birlikte, Kapadokya'nın jeolojik yapısının verdiği bu avantajla manastır ve kilise sayısı binlerle ifade edilen sayıya ulaşmış ve Hıristiyan keşişlerin merkezi durumuna gelmiştir.

Sırasıyla bu bölgede, Asurlu ticaret kolonileri, Hititler, Persler, Romalılar, Selçuklular, Anadolu Beylikleri, Osmanlı İmparatorluğu hakim olmuştur.

Eski Pers dilinde “Katpatuka” olarak adlandırılan Kapadokya bölgesi “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelmekteydi.

Biz de bu bölgeyi güzel metal atlarımızla gezdik.


 

 @
 007 - 2008-04-24 09:12

Birinci Gün:
Yakın çevreyi gezmeye karar verdik.
Bugün planımız, Sarıhan, Avanos, Paşabağı, Zelve, Çavuşini, Göreme, Uçhisar ve  Ortahisarı görmek.

Sabah kahvaltımızı Dedeli Konak’ta yaptıktan hemen sonra yola düştük. İlk durağımız Avanos.  Buraya asıl geliş amacımız Kızılırmak’ı yakından görmek.

Avanos:
Kızılırmak


 

 @
 008 - 2008-04-24 09:37

İlk çağlardaki adı Vanessa (Nehrin üzerindeki şehir) olan, Selçuklu beylerinden Evranos beyin kumandasındaki göçer kavmin yerleşiminden sonra Evranos olarak anılmaya başlamış. Zamanla Avanos’a dönüşmüş. Eski çağlardan beri topraktan çeşitli ev eşyaları yaparlarmış.bu günkü yerleşik halk da bu adeti devam ettiriyor. Seramik mamülleri ve halı dokumacılığı ile ünlü.

Kızılırmak boyu demir atlarımızı sürmeyi ihmal etmedik.


 

 @
 009 - 2008-04-24 10:03

Sarıhan:
Selçuklu Sultanı II.İzzettin Keykavus zamanında 1249 yılında yapılmış, sultanhanların son örneği kervansarayı burada görme imkanı bulduk.


 

 @
 010 - 2008-04-24 09:58

##


 

 @
 011 - 2008-04-24 09:53

Hergün akşam bu ulvi mekanda Sema gösterisi yapıldığını öğrendik. Akşam için rezervasyon yaptırdık.


 

 @
 012 - 2008-04-24 21:34

Sema gösterisinde fotoğraf çekimine izin verilmedi. Biz de bu muhteşem kervansarayın giriş kapısını görüntüledik.


 

 @
 013 - 2008-04-24 10:52

Paşabağı:
Bölgenin en yüksek ve çok başlı peri bacaları burada.


 

 @
 014 - 2008-04-24 10:57

Fotoğraftaki üç başlı peri bacası içine oyulmuş 2 adet oda mevcut. Bu odalardan birini 5. yy’da yaşamış Aziz Simeon isimli bir keşiş inziva hücresi olarak kullanmış. Paşa lakaplı bu keşişe ait üzüm bağlarının da olması nedeniyle bu bölgeye Paşabağı denmiş.


 

 @
 015 - 2008-04-24 10:47

Çevredeki diğer peribacalarının içleri de buna benzer biçimde oyulmuş idi.


 

 @
 016 - 2008-04-24 10:53

Bir  turistten yardım isteyerek eşimle bu mekanda bir fotoğraf çektirdim.


 

 @
 017 - 2008-04-24 11:26

Zelve:
Kapadokya’da Peri bacalarının en yoğun olduğu bu bölgede epey vakit geçirdik.
Bu bölge 9. ve 13. yy’larda hristiyanların önemli bir yerleşim ve dini merkezleri olmuş.
3 vadiden oluşuyor.


 

 @
 018 - 2008-04-24 11:38

Hristiyanların ve Müslümanların birlikte yaşadıklarına dair bulgular içeriyor.


 

 @
 019 - 2008-04-24 11:39

1950’lere kadar burada insanların yaşadığını öğrenmek bizim için ilgi çekici oldu.


 

 @
 020 - 2008-04-24 13:33

Göreme:
Hristiyanlığın geliştiği dönemde gizlenme mekanı olarak kullanılmış. Göreme açık hava müzesi görülmeye değer. Çok miktarda kilise mevcut. Bazılarında hala gözalıcı freskler mevcut.


 

 @
 021 - 2008-04-24 13:04

İnsan eliyle kayaların içinde oyularak açılan bazı mekanlar o kadar geniş ki fotoğrafta görülen yemek odasında aynı anda 50 kişi birden yemek yiyebiliyor.


 

 @
 022 - 2008-04-24 13:14

Yılanlı kilise’nin freskleri gün ışığından olumsuz etkilenmiş ancak halen izlenebilmekte.


 

 @
 023 - 2008-04-24 13:08

Karanlık kilise, yüzyıllar boyu girişi kapalı kaldığı için gün ışığından ve insanların tacizinden korunarak günümüze değin hiç bozulmadan gelebilmiş. Bu nedenle mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Freskler olağanüstü canlılıkta ve renklerde..


 

 @
 024 - 2008-04-24 13:07

##


 

 @
 025 - 2008-04-24 13:06

##


 

 @
 026 - 2008-04-24 13:12

Bu kilisede flaş kullanmadan fotoğraf çekimine izin veriliyor.

Göreme açık hava müzesi:


 

 @
 027 - 2008-04-24 13:24

Göreme’den ayrılmadan önce motosikletlerimizin de birer fotoğrafı olsun istedik.


 

 @
 028 - 2008-04-24 14:59

Uçhisar:


 

 @
 029 - 2008-04-24 15:22

Uçhisar, Göreme vadisinin tümüne hakim olduğundan, bölgede konaklanabilecek yerlerden biri.

Ortahisar:


 

 @
 030 - 2008-04-24 16:22

Nevşehir’den Ürgüp’e doğru giderken Ortahisar’a vardığınızda sağda şehir merkezine giden yol ayrımını göreceksiniz. Eğer bu noktada iken gün batmak üzere ise hiç girmeyin Ortahisar’a. Tam karşısında anayolun solunda ince bir yolun uzandığını göreceksiniz. İşte o yol Kızılçukur’a gidiyor. Gün batımının olağanüstü renklere boyadığı yöreye özgü yeryüzü şekillerini muhakkak burada izleyin. Biz, hava kapalı olduğundan bu zevki bir gün sonraya bıraktık.

Mustafapaşa:
Ürgüpe çok yakın şirin bir köy. Asmalı konak dizisi ilk burada çekilmeye başlanmış. Sonra konak sahibiyle anlaşamamışlar ve Ürgüp’te başka bir konak bulmuşlar.


 

 @
 031 - 2008-04-24 16:31

Köy kahvesinde içtiğimiz çayın tadını halen unutamıyorum.

Köy kahvesinde köylülerden yakında güzel bir vadi olduğunu öğrendik. Sanırım adı Gideon idi. Sürdük metal atlarımızı..


 

 @
 032 - 2008-04-24 16:30

Bölgeye has güzellikler burada da mevcuttu.


 

 @
 033 - 2008-04-24 17:19

Ürgüp:
Konakladığımız ancak en az gezdiğimiz yer burası. Mustafapaşa dönüşü Ürgüp’ün hakim tepesi Temenni tepesine çıktık. Yolda Asmalı Konak dizisinin çekildiği ve şu an müze haline getirilmiş olan konağı gördük. Hayal kırıklığına uğradık. Yakından bakıldığında pek de büyük olmadığı görülüyordu. Olduğundan çok farklı gösterebildikleri için bu dizinin yönetmenlerini kutladık.


 

 @
 034 - 2008-04-24 17:30

Temenni Tepesinde satılık bir ev gördük.


 

 @
 035 - 2008-04-24 17:34

Bu evi görünce Fazıla satın alalım diye tutturmasın mı! Şöyle bir diyalog geçti aramızda:

Fazıla: İbooo, bu evi satın alalım..
İbo: Paramız yok, neyle alacaz?
Fazıla: Kredi çekeriz..
İbo: Nasıl ödeyecez?
Fazıla: Senin motoru satarız.. Hani para ediyo ya, ondan dediydim.
İbo: Yok yeaa.. Atarım seni kız aşşaya..

Motorum satılık değildir…

Temenni Tepesinden Ürgüp manzaraları:


 

 @
 036 - 2008-04-24 17:34

Bu günlük gezimizi tamamladık. Yarın Kaymaklı ve Derinkuyu yer altı şehirlerini gezeceğiz. Bakalım Fazıla klostrofobisini yenip yerin 7 kat dibine inebilecek mi? Hava güzel olacak mı? Kızılçukurda gün batımına yetişebilecek miyiz?


 

 @
 037 - 2008-04-25 10:00

İkinci gün:
Hava çok güzel. Bir gün önceki rüzgar etkisini yitirmiş. Yağmur bulutları dağılmış. Parçalı bulutlu ama güneşin hakim olduğu gökyüzü masmavi gülümsüyor.

Kahvaltımızı yaptıktan sonra atladık metal atlarımıza, hedef Kaymaklı Yer altı şehri. Önce Nevşehire gitmemiz gerekiyor. Nevşehir’de depolarımızı doldurduktan sonra Derinkuyu-Kaymaklı istikametine saptık. 20 km sonra Kaymaklı’daydık.


 

 @
 038 - 2008-04-25 10:10

Yer altı şehirleri daha çok tehlike anında halkın saklanması amacı ile yapılmış. Yaşadıkları evlerden yer altı şehrine tüneller olduğu söyleniyor. Kaymaklı yer altı şehrinin 4 katı gezilebiliyor. Yatak odaları, yiyecek depoları, şarap mahzenleri, havalandırma bacaları, su depoları, ibadet için kilise, görebileceğiniz mekanlar arasında..

Fazıla klostrofobisini yenmek amacıyla bir adım atıyor. Giriş için bilet alıyoruz.


 

 @
 039 - 2008-04-25 10:11

Iıhh.. olmadı.. uzun koridor ve yerin altına girme düşüncesi Fazıla’da çarpıntıya yol açıyor.

Beni yalnız gönderiyor.


 

 @
 040 - 2008-04-25 10:17

İtiraf edeyim, yanımda Fazıla olmayınca bana da biraz ürkütücü geliyor.


 

 @
 041 - 2008-04-25 10:55

Derinkuyu’da şansımızı bir kez daha denemek üzere yola devam ediyoruz. 9 km sonra Derinkuyu’ya varıyoruz.


 

 @
 042 -

Dünyanın 9. harikası olduğu konusunda ziyaretçilerin fikir birliğine vardığı derinkuyu’da toplam 8 kat var. Bir kısmı ziyarete açık. 9 km ötedeki Kaymaklı yer altı şehri ile de bağlantısı olduğu söyleniyor. Hititliler, Romalılar, Bizanslılar tarafından kullanıldığı sanılan, 4 km2’lik bir alana yayılmış olan bu yer altı şehrinde 2000 hanenin barınabileceği düşünülüyor.


 

 @
 043 - 2008-04-25 11:34

Fazıla tüm cesaretini topluyor. Bu sefer kararlı, yerin 7 kat dibine girecek.. Klostrofobisini yenecek.. Hadi bakalım..


 

 @
 044 - 2008-04-25 11:39

Fazıla ile birlikte tüm Akdeniz Motosiklet Kulübü ailesi de dünyanın merkezine olan yolculuğa katılıyor..


 

 @
 045 - 2008-04-25 11:52

İçeride geniş mekanlar var. Havalandırma mükemmel.


 

 @
 046 - 2008-04-25 11:50

Derinkuyu Yer altı şehrinin gezilebilir kısmının tümünü geziyoruz.


 

 @
 047 - 2008-04-25 11:49

##


 

 @
 048 - 2008-04-25 12:00

Evet, düşmanını yenmiş muzaffer bir kumandan edasıyla Fazıla çıkış kapısında görülüyor.


 

 @
 049 - 2008-04-25 12:19

Derinkuyu’da bir de ziyarete kapalı kilise gördük. Tadilat kararı alındığını ve ziyarete açılacağını öğrendik. Sevindik.


 

 @
 050 - 2008-04-25 12:24

Kilisenin görkemli kapısının anahtar deliğinden içerisi biraz görünüyordu.


 

 @
 051 - 2008-04-25 13:17

Derinkuyu hakkında söylemek istediğim son şey, yöre halkının çok lezzetli gözleme yaptığıdır. Mutlaka tadın. Bir de güzel bez bebekler yapıp satıyorlar.

Gözlememizi yedikten sonra Ihlara’ya doğru hareket ettik. Yolda bir krater gölünün tabelasını gördük. Hemen daldık içeri. Yaklaşık 1 km sonra bu güzel manzara bizi karşıladı.


 

 @
 052 - 2008-04-25 13:10

İyiki buraya girmişiz dedik ve yolumuza devam ettik..


 

 @
 053 -

Ihlara:
Melendiz çayının yüzyıllar boyu süren aşındırması sonu oluşan yaklaşık 150 m derinliğindeki Ihlara vadisi yüzlerce kilise ve göz okşayıcı doğa güzellikleri ile bizim de ilgimizi çekti.


 

 @
 054 - 2008-04-25 14:06

Vadiye inen 386 basamak merdiven, düşünüldüğü kadar zorlayıcı değil.


 

 @
 055 - 2008-04-25 14:27

Vadinin tabanında Melendiz çayı boyunca uzanan yaklaşık 4,5 km’lik patikadan ilerleyerek kiliseleri gezebilirsiniz.


 

 @
 056 - 2008-04-25 14:22

##


 

 @
 057 - 2008-04-25 14:27

##


 

 @
 058 - 2008-04-25 15:35

Belisırma’ya kadar yürüyüp, Belisırma’daki restoran sahiplerinden taksi hizmeti alıp, başladığımız noktaya geri dönmemizin mümkün olduğunu öğrendik. Ancak bizim yürümeye pek niyetimiz yoktu. Kızılçukur’da gün batımına yetişmek istiyorduk. Bu faaliyeti bir sonraki Kapadokya gezisine bırakarak geri döndük.


 

 @
 059 - 2008-04-25 15:40

Yolda gördüğümüz bu tabela bizi çok etkilemiş olmalı ki Güzelyurt’a doğru gidonlarımızı çevirdik.

Güzelyurt’un hemen girişinde yine bir tabela gördük, Yüksek kilise’ye gider diye.. Derhal saptık.. Kayaların üzerine kurulmuş, yüksekçe bir tepede olan bu kilisenin manzarası bizi çok etkiledi.


 

 @
 060 - 2008-04-25 15:44

##


 

 @
 061 - 2008-04-25 15:51

##


 

 @
 062 - 2008-04-25 15:48

##


 

 @
 063 - 2008-04-25 16:02

Dönüşte de fotoğraf molası verdik.


 

 @
 064 - 2008-04-25 16:04

##


 

 @
 065 - 2008-04-25 16:28

Güzelyurt’ta Ihlara vadisinin benzeri ancak daha küçüğü, Manastır vadisini görmek mümkün. Bu vadinin bir avantajı da içine, en azından bir kısmına  motosiklet ile girilebiliyor olması.


 

 @
 066 - 2008-04-25 18:29

Fırsattan istifade kemiklerimi dinlendirdim..

Güzelyurt mutlaka görülmesi, atlanmaması gereken bir yer..  Saat epey ilerlemişti. Gün batımını kaçırmamak için yola koyulduk.

Aslında planımız farklı bir yoldan dönmekti. Yolu kaybeder ve gün batımını kaçırırız endişesi ile, bildiğin yol en kısa yoldur özdeyişini de hatırlayarak, tempolu bir şekilde geldiğimiz yoldan geri döndük.

Beyhude çabalarımız ne yazık ki sonuç vermedi. Gün batımını 5 dakika ile kaçırdık.


 

 @
 067 - 2008-04-25 18:37

Bu güzel manzaranın keyfini süremedik.


 

 @
 068 - 2008-04-25 18:30

Yukarıdaki fotoğrafları poz telafisi ile enstantane hızını düşürerek çektim. Yani olduğundan biraz daha aydınlık.


 

 @
 069 - 2008-04-25 18:46

Kızılçukur’daki seyir noktasına gelişimizi, motorlardan inişimizi, gün batımını kaçırmış olmamızın verdiği hüznü, köşede çay satan çocuk fark etmiş olmalı ki teselli etmek ister gibi, abi bir çay için diyerek bize çay ikram etti.

Çayımızı yudumlarken bizim gibi gün batımını kaçırmış bir aile arabalarıyla hızla yaklaştı. Şoför mahallindeki arkadaş hızla arabadan inerek, elini de gözlerine siper ederek telaşlı telaşlı etrafına bakındı. Gayri ihtiyari şöyle bir diyalog gelişti:

Ben: Hayırdır abi güneşe mi baktın..
Telaşlı adam: tüh kaçırdık galiba..
Ben: Az önce battı, şu tepenin arkasından..
Telaşlı Adam: ………..
Ben: Gel abi, bi çay iç…

Herkes gitti, gün bitti, motorların boynu bükük…

Bir dahaki sefere kaçırmayacağımıza söz verdik ve otelimize döndük.


 

 @
 070 - 2008-04-26 15:19

Üçüncü gün: Dönüş.

Dönüşte planımız Beyşehir’de bir gece kalmak. Hem Beyşehir gölünü görmek, hem de çevredeki tarihi eserleri gezmek.

Yine Nevşehir-Konya arasını, bu sefer daha da şiddetli bir rüzgarın eşliğinde tamamladık. Nevşehir çıkışında sol sinyal ampulüm arıza verdi. İlk benzin istasyonunda durup yedeği ile değiştirdim.

Konya girişi polis barikatı vardı. Klasik evrak kontrolü değildi. Üst ve bagaj araması yapıyorlardı. Yanımızda silah olup olmadığını sordular. Olmadığını söyledim. Ancak depo üstü çantamdaki değerli bir dostumun hediyesi olan Bora marka bıçağı görünce biraz problem çıkar gibi oldu. Onlara o bıçağın piknik bıçağı olduğunu,  tek vukuatının hıyar doğramak olduğunu, bir daha yanımda taşımayacağımı söyleyince anlayışla karşıladılar.. Bizi salıverdiler.

Fakat o ne, Fazıla’nın motosikleti bu duruma bozulmuş olmalı ki yüksek sesle homurdanmaya başladı. Öncesinde kulaklarımızda kulak tıkacı olduğundan fark etmediğimiz bu homurtu bir süre sonra dayanılmaz bir hal aldı. Bunun üzerine Konya’da sanayi aramaya başladık. Eski Sanayi dedikleri Afyon yolu üzerindeki sanayi bize en yakın olanıydı.

Fazılanın motosikletinin egzost manifoltu başlangıç yerinden bıçakla kesilir gibi ayrılmıştı. Eski Sanayideki Habil usta yarım saatlik bir uğraşla kopan kısmı kaynakla onardı.


 

 @
 071 - 2008-04-27 05:41

Kendisine teşekkür ettik ve yolumuza devam ettik.

Konya-Beyşehir arası harika bir motorcu yolu. Hem manzarası, hem virajlarıyla muhteşem. Yolun keyfine kendimizi öylesine kaptırmışız ki hiç durmadan Beyşehir’e vardık.

Öğretmen evindeki odamıza yerleştik. Odamız göl manzaralıydı.


 

 @
 072 - 2008-04-26 18:32

Selçuklu mimarisinin en güzel örneklerinden 700 yıllık Eşrefoğlu camini ziyaret ettik.


 

 @
 073 - 2008-04-26 18:17

Çinileri muhteşemdi..


 

 @
 074 - 2008-04-26 18:11

Ahşap işçiliği görülmeye değer..


 

 @
 075 - 2008-04-26 19:04

Gece, külliyesi ile çok ulvi görünüyordu.


 

 @
 076 - 2008-04-27 10:36

İçimiz huzur dolu otelimize döndük.

Ertesi gün sabah erkenden yola çıktık. Beyşehir-Antalya arası yine bol virajlı, orman manzaralı, nefis bir yol.


 

 @
 077 - 2008-04-27 10:34

Bir ara doğru yolda olup olmadığımızdan şüphe ettim. GPS’ten kontrol ettim. Doğru yoldaymışız..


 

 @
 078 - 2008-04-27 10:38

Arada bir motorlarımızı dinlendirdik. Biz de dağ havasını içimize çektik doyasıya..


 

 @
 079 - 2008-04-27 10:50

Yüksek rakımlı bel’lerden geçtik.


 

 @
 080 - 2008-04-27 10:51

Güzel bir geziyi de böylece tamamlamış olduk.

Hem hayat, hem de yol arkadaşıma huzurlarınızda teşekkür ediyorum.







Yayınlanış Tarihi May 13 2008, 09:41 PM Yayınlayan H.İbrahim ERKAL

Yorumlar

 

Aykut OZDEMIR Dediki :

Arkadaşlar, ne güzel bir gezi. Hem de eşli. Hem de iki motor ile.

Çok keyif aldım resimlere bakarken. Yeraltı şehrini ben de hep merak ederdim. Bu kadar büyük bir alana yayılmış olması muhteşem. Bu arada, Beyşehir - Antalya arası kaç km? Kaç saatte gidilir?

May 13, 2008 10:17 PM
 

Sait KARASAHIN Dediki :

Merhaba Dostum Bir Ürgüplü olarak büyük zevkle Raporunu okudum ve ne deyim,senin sözlerini kullaniyorum"Tek kelimeyle büyülendim."

May 13, 2008 10:31 PM
 

Iskender SONGUR Dediki :

ooo Doktorum süper rapor .

May 13, 2008 10:48 PM
 

Serkan ER Dediki :

paylaşım için teşekkürler, zevkle okudum,  

May 13, 2008 11:21 PM
 

Cem YILDIZ Dediki :

Vallahi doktorum, esinin motor kullanmasi guzeeel, mekanlar, raporlaman, bilerek gezmen guzeeel... 5/5 lik bir rapor ben de zaten 5 yildiz verdim Big Smile Galiba yolda GPS de kullanmissin. Bana traclari gonder de resimlerin koordinatlarini da kayit edeyim.

May 13, 2008 11:26 PM
 

Levent Vardar Dediki :

Evet Kapadokya gerçekten görülesi bir bölge. Ben de bir kez gittim ama ne yazık ki araba ile. Her ikinizi de motorda hem de ayrı motorlarda görmek çok güzel de ev için neden Fazıla'nın motorunu satmıyorsunuz ki :-)

May 14, 2008 10:59 AM
 

Tolga YILDIZ Dediki :

evet abıcım guzel bır gezı olmus hem esınızle hemde motorunuzla cok guzel gezmıssınız yolunuz acık olsunn...

May 14, 2008 4:48 PM
 

H.İbrahim ERKAL Dediki :

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim.

Aykut bey, Antalya-Beyşehir arası Manavgat üzerinden ~240 km. Ancak alternatif yollar da var.

Sevgili Cem, gps'te iz kaydı almadım. Bunun için yeterli donanımım var ancak, halen motosiklet üzerinde gerekli elektrik bağlantısını yapamadım. Gps olarak pda kullanıyorum. Çok pil tükettiği için de sadece gerektiğinde açıyorum..

Fazıla'nın motorunu satacağız, Levent bey.. 1200 gs alacakmış hanfendi..

May 14, 2008 5:10 PM
 

tobacco Dediki :

Kapadokya bölgesini detay gezdirdiğiniz için teşekkürler. Bende o tarihte Kapadokya civarındaydım sizinle karşılaştık sanki :)

Svg

May 19, 2008 12:56 PM
 

H.İbrahim ERKAL Dediki :

Ürgüp'te Garanti Bankasının önünde bir KTM'li ile selamlaşmıştık. O siz miydiniz yoksa?

May 26, 2008 1:07 PM
 

tobacco Dediki :

Evet o bendim :) Doğubeyazıttan geliyordum. Sitede Raporumu görebilirsiniz. Doya doya Kapodokya bölgesine gezemediyime üzülmüştüm.

svg

May 27, 2008 2:21 PM
 

cengiz güzelyali Dediki :

selam ibrahim, bey kediniz pisican icin üzüldüm.bizim minnosun yavrularindan bir tane veririz size.

June 14, 2008 7:46 PM
 

Erhan Yilmaz Dediki :

Siz geziyi yapalı iki seneye yaklaşmış ama hala keyifle okunuyor.Ben yeni üyelerden olduğum için ancak okuyabiliyorum.Keyifli nice sürüşlere.

February 20, 2010 11:31 PM
 

marius Dediki :

nice trip, this year I am going to do quite the same routes, along with 8 - 9 bikers,,from romania to turkey and back

February 12, 2011 9:24 AM
 

barış Dediki :

ben kapadokyanın içinde yaşıyorum herkesin gelip buraları görmesini dilerim

October 7, 2011 7:16 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About H.İbrahim ERKAL

1970 İstanbul doğumluyum. Pratisyen Hekimim. Antalya-Kemerde yaşıyorum. Evliyim. 2003 ten beri motosiklete biniyorum. Yamaha 125, f 650 cs, r 1200 gs sırasıyla sahip olduğum motosikletler. Otomobil kullanmıyorum. Yılda yaklaşık 20 Kkm yapıyorum. Şimdilik..
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x