Eren DURSUN

gepetdo


Istanbul - Rize - İstanbul Sonbaharda 3050km lik Karadeniz gezisi

Fri, Jan 18 2008 0:49
10,658 Okundu  

 Türkiye


İlk kez Karadenize gidişim işlerin boka sarmasından sonra delilenip kendimi yollara vurmam sonrasındaydı. Uzun süreler uykusuz kalıp, hem sabrı hem ilişkileri tüketip eah ben gidiyoruma kalınca iş;
pek mantık, plan, zevk sefa odaklı değil de gideyim de ne olursa olsuna dönüşüyor... O sefer dağ bisikleti ile Erzurum - İspir - Kaçkarlar - Rize 280km 2 gün, sele üzerinde 24 saat şeklinde gerçekleşmişti.
Bu sefer işler iyi fakat çok çalışmaktan bozuldum. Ben bir gideyim oldu yine:) İlk seferde de babamı, annemi göreyim yılda bir kez görebiliyorum onun haricinde göremiyorum kıstası vardı bu sefer de
aynı oldu. Rota Rize den geçmek zorunda ve yedi güne sığmak zorunda başka kısıt yok. Benim gezilerim daha çok yol yapayım, sola viraj, sağa viraj, sola viraj... şeklinde biraz meditatif, minimum insan ilişkisi
(daha içe kapanıp kendini dinleme) ağırlıklı oluyor. Geziye çıkarken nasıl olursa, gelişirse öyle gideyim demiştim öyle oldu. Gidiş yolunun nasıl olacağını hiç düşünmemiştim, dönüş daha da bilinmezdi.

Bu nasıl oluyor derseniz gercekten "bir gideyim de" kısmına odaklanırsanız ve mantığı bir kenara bırakırsanız gezi daha bir iyileştirici oluyor. Altıncı günün sonunda geçilen yerler şöyle olmuş...


 

 @
 025 - 2007-10-07 10:51

Opette kahvaltı sonrası... Yol arkadaşlarının grup fotoğrafı onları da analım.. Japon cbf250, Amerikalı LowePro Rover AW2, Alman Hein Gericke Sosis Çanta ve Reflektörlü yelek, Alman Deuter CrossAir Cycling Backpack&Camelbag, Japon D200 ve 50mm sabit, Japon Sigma 70-300 apo dg ve 10-20 mm kardeşler, italyan X lite x801rr ve sayamadığım bir sürü milliyetten arkadaş... Türkiye'den bir ben varım.


 

 @
 026 - 2007-10-07 12:17
Dinlenmek için duruyorum ve arkadaşları kontrol ediyorum. Daha zoru görmeden Alman arkadaş su koyveriyor. Neden çantada olduğunu hatırlayamadığım mikro dikiş kutusu marifetiyle
açılan yeri dikip kendisinden bir poz istiyoruz. İşi bu boyuta getiren şey belki ıslanır diye ayrı poşetler içine koyduğum abarttıp fazla fazla aldığım 5 tane tshirt, 3 tane pantalon, bot iç çamaşırı vs...
Bunların yanında duck tape aramadım değil.


 

 @
 027 - 2007-10-07 12:22

##


 

 @
 028 - 2007-10-07 14:02

##


 

 @
 029 - 2007-10-07 14:02

Sapancayı geçtikten sonra zihni açmak playlisti değiştirmek tost ve iki çay için duruyorum. Yağmurlu günlerin yeni başladığı bir zamana göre hava inadına güzel, güneş yakıcı...


 

 @
 030 - 2007-10-07 14:28

Sapancayı geçip Akyazı çıkışından anayoldan ayrılıyorum.


 

 @
 031 - 2007-10-07 15:11

Dokurcun... Yol burdan ikiye ayrılıyor Yolun hemen yanında tarlasında çalışan amcaya soruyorum sağdan da soldan
da Mudurnuya gidiliyor dağ yolu daha kısa ama yolu bozuk diyor... Selam edip sağdan Kara Murat Geçidi yolunu tutuyorum.


 

 @
 032 - 2007-10-07 15:11

##


 

 @
 033 - 2007-10-07 15:34

##


 

 @
 034 - 2007-10-07 15:34

##


 

 @
 035 - 2007-10-07 15:34

##


 

 @
 036 - 2007-10-07 16:18

Aynalıkaya geçidine gelmeden Mudurnu Bolu Abant tabelasını görüyorum ve rotayı Abant olarak belirliyorum. Fotoğraf çekmek için
yılın bu vakti Abant harkulade bir seçim olabilir diye içimden geçiriyorum... İyiki geçirmişim...


 

 @
 037 - 2007-10-07 16:18

##


 

 @
 038 - 2007-10-07 16:24

Mudurnu - Abant yol ayrımı. "Vakitlice buralara kadar geldim Mudurnuyu da göreyim" deyip Mudurnu'ya yöneliyorum


 

 @
 039 - 2007-10-07 16:36

Mudurnu belediyesinin işlettiği tarihi Yıldırım Beyazid hamamı. Yanlış hatırlamıyorsam 1382 de yapılmış... Girip terliyorum.
Hamam sabah 6 küsürden gece 10 kadar açık "Neden bu kadar açık kalıyor?" diye sorduğumda "Sabahları dükkan açanlar
gece de başkan ve adamları gelebiliyor" diye cevapladı hamamı işleten belediye çalışanı arkadaş.

Hamamdan çıktıktan sora Mudurnu'yu şöyle bir tavaf ettikten sonra Abant yoluna teveccüh ediyorum.


 

 @
 040 - 2007-10-07 16:36

##


 

 @
 041 - 2007-10-07 17:17

##


 

 @
 042 - 2007-10-07 17:35

##


 

 @
 043 - 2007-10-07 17:41

##


 

 @
 044 - 2007-10-07 17:41

##


 

 @
 045 - 2007-10-07 17:53

Mudurnu Abant arasını kartpostal güzeli yollardan geçerek göle yukardan bakıyorum. Havanın kararmasına çok bir vakit yok.
Yolu önüme katıyorum daha kalacak yer arayacağım.


 

 @
 046 - 2007-10-07 18:08

##


 

 @
 047 - 2007-10-07 18:08

##


 

 @
 048 - 2007-10-08 08:02

##


 

 @
 049 - 2007-10-08 08:05

##


 

 @
 050 - 2007-10-08 08:10

##


 

 @
 051 - 2007-10-08 08:13

##


 

 @
 052 - 2007-10-08 08:13

##


 

 @
 053 - 2007-10-08 08:15

Gölün çevresinde şöyle bir dönüp bir iki kare çekiyorum ve kalacak yere karar veriyorum.
Sabah yedi gibi kalkıp kahvaltıya iniyorum çantam yanımda ayrılmadan önce Abant'tan bir kaç kare daha almak niyetindeyim.


 

 @
 054 - 2007-10-08 08:17

##


 

 @
 055 - 2007-10-08 08:17

##


 

 @
 056 - 2007-10-08 08:17

##


 

 @
 057 - 2007-10-08 08:18

##


 

 @
 058 - 2007-10-08 08:21

##


 

 @
 059 - 2007-10-08 09:16

Abant kartpostalları serisini bitirip otelden ayrılıyorum. Abana geliş gibi Abant'tan gidiş de güzel. Yollar beni benden alıyor.
Burdan Boluya yöneliyorum. Bolu dağı tarafından gitmeyeceğimi biliyor başka nerden giderim bilmiyorum. Gökçesu Mengen
taraflarını gözüme kestiriyorum. Tahminen öğle saatlerinde Mengende olsam ahçıları ile ünlü bir yerde aç kalmam diyorum kendime.


 

 @
 060 - 2007-10-08 09:16

##


 

 @
 061 - 2007-10-08 10:37

##


 

 @
 062 - 2007-10-08 11:43

##


 

 @
 063 - 2007-10-08 11:46

Mengen'e gelmeden "Ahçılar diyarında aç kalmam" demiştim. Dediğim olmuyor aç kalıyorum yemek yenebilecek düzgün bir
yer sormuştum, gösterdikleri yere gidince sadece çorba içebiliyorum. Mengen'le buluşmamız bekleneni vermiyor...


 

 @
 064 - 2007-10-08 11:51

Yöre çok zengin tabii güzellik açısından. Tabelaların yarısından fazlası bir mesire yerini ya da parkı gösteriyor.
Çilekbeli geçidine devam ediyorum...


 

 @
 065 - 2007-10-08 12:09

##


 

 @
 066 - 2007-10-08 12:26

Gökçesu civarı...
Gölgesinde yatmak için ilginç bir ağaç. Çeşmeden faydalanıp vizöre yapışan sinekleri defedip destur istedikten sonra
Mengen'e doğru devam ediyorum.


 

 @
 067 - 2007-10-08 12:26

##


 

 @
 068 - 2007-10-08 12:27

##


 

 @
 069 - 2007-10-08 12:36

##


 

 @
 070 - 2007-10-08 12:36

##


 

 @
 071 - 2007-10-08 12:38

##


 

 @
 072 - 2007-10-08 12:43

##


 

 @
 073 - 2007-10-08 12:54

Çilekbeli geçidi...


 

 @
 074 - 2007-10-08 12:54

##


 

 @
 075 - 2007-10-08 13:12

##


 

 @
 076 - 2007-10-08 13:12

##


 

 @
 077 - 2007-10-08 13:15

Eskipazar yolu, Karabük ve sonrasında Safranbolu var. Mengen'de hayal ettiğim yemeği Safranbolu'da yiyebilirim...


 

 @
 078 - 2007-10-08 13:44

Hadrianapolis tabelasını görüyorum. Etrafta birileri olsa nedir de değildir diye soracağım ama Çilekbelide sadece bir kişi
görebildim, civar ıssız. Benim bakıpta birşey anlayamayacağım bir höyük de olabilir, hmm deyip eski taşlarına dokunulabilecek gerçek bir polis de olabilir.

Es geçiyorum... Karabük ve Safranbolu'ya devam.


 

 @
 079 - 2007-10-08 14:08

##


 

 @
 080 - 2007-10-08 14:21

World Heritage City... Safranbolu.


 

 @
 081 - 2007-10-08 14:24

Şehir merkezinin içinden eski sehir merkezine devam ediyoruz. Eskişehirin korunabilmesini bir şekilde Karabük sağlamış. Demir çelik fabrikası
nedeniyle şehir başka tarafa doğru büyümüş...


 

 @
 082 - 2007-10-08 14:50

##


 

 @
 083 - 2007-10-08 14:50

##


 

 @
 084 - 2007-10-08 14:53

##


 

 @
 085 - 2007-10-08 14:59

##


 

 @
 086 - 2007-10-08 15:01

##


 

 @
 087 - 2007-10-08 15:05

##


 

 @
 088 - 2007-10-08 15:05

İzzet Paşa camii ve avlusu.


 

 @
 089 - 2007-10-08 15:06

##


 

 @
 090 - 2007-10-08 15:06

##


 

 @
 091 - 2007-10-08 15:07

##


 

 @
 092 - 2007-10-08 15:08

##


 

 @
 093 - 2007-10-08 15:08

##


 

 @
 094 - 2007-10-08 15:08

##


 

 @
 095 - 2007-10-08 15:10

##


 

 @
 096 - 2007-10-08 15:13

##


 

 @
 097 - 2007-10-08 15:13

##


 

 @
 098 - 2007-10-08 15:15

##


 

 @
 099 - 2007-10-08 15:15

##


 

 @
 100 - 2007-10-08 15:18

##


 

 @
 101 - 2007-10-08 15:19

##


 

 @
 102 - 2007-10-08 15:29

Rapora devam... Daha önceki mesajları edit edemediğimden (edit edebilmek için izin verilen süreyi aşmaşım belki moderatör bir kolaylık gösterir kronoloji çok az da olsa sapacak.

Mengen'de hayal kırıklığına dönüşen yemek işi, Safranbolu'da layıkıyla hallediliyor. Hem gezi yazısı janrına uygunluğu hem de teamüle uymak için, daha çatalı görür görmez dağılan
kuyu kebabını rapora ekliyorum.


 

 @
 103 - 2007-10-08 15:47

Gelen turistlerden av meraklısı olanlar 1000-1200$ karşılığı domuz avına götürülüyormuş. Pickup da duran yaban domuzu
tum kasayı dolduruyor.


 

 @
 104 - 2007-10-08 16:27

Çarşıdan annemi sevindirmek için bir iki şey alıyorum ve çok beğendiğim Safranbolu'dan Eflani üzerinden Kastomonu'ya gitmek üzere ayrılıyorum.


 

 @
 105 - 2007-10-08 16:27

##


 

 @
 106 - 2007-10-08 16:27

Ve fakat yolumu değiştirmek zorunda kalıyorum. Eflani yolu üzerinde belki elli metrelik bir kaya kütlesi. İki iş makinesi canhıraş çalışıyorlar ama bir saatten önce açılacağına inancım
olmadığından yolun açılmasını bekleyen kalabalığı orda öylece bırakıp Ulus'a devam ediyorum. Uygun bir yerde durup haritaya bakıp Kastamonu'ya gitmekten vazgeçiyorum.
Kastamonu yerine İnebolu'ya gideceğim.


 

 @
 107 - 2007-10-08 16:50

##


 

 @
 108 - 2007-10-08 16:51

##


 

 @
 109 - 2007-10-08 16:54

Ahmetusta geçidini geçtikten sonra uzun bir süre iki kolumda böyle ağaçlar yol alıyorum. Yol Ulus'a gelmeden Bartın il sınırı içinden
geçiyor ve çok sürmeden yine Bartın'dan çıkıyorum.


 

 @
 110 - 2007-10-08 17:29

##


 

 @
 111 - 2007-10-08 17:49

##


 

 @
 112 - 2007-10-08 17:49

Bu fotoğrafda göründüğü gibi çantadan ve ahtapoddan bir türlü verim alamıyorum. Yol bozuk olduğunda inadına bir tarafa yatıyor ve yol boyunca beni huzursuz ediyor.


 

 @
 113 - 2007-10-08 17:50

##


 

 @
 011 -

Ulus... Artık hava kararmaya başlıyor. Yol düşündüğüm gibi değil sanırım karanlıkta bineceğim.


 

 @
 024 -

Örencik geçidini yarı karanlıkda geçiyorum ve Pınarbaşı böyle bir ışıkta görünüyor. Beni Pınarbaşı'na getiren yol
çok düzgün değil hızım 50-60km arası, dikkatlice varmışım Pınarbaşı kahvesine...


 

 @
 021 -

##


 

 @
 022 -

Niyetim Şenpazar Doğanyurt üzerinden İnebolu'ya gitmekti. Ahaliye Şenpazar yolunu soruyorum çelişkili ifadelerde
gidebilip gidemiyeceği konuşuyorlar aralarında. Ben kestirme olması açısından Şenpazar yolunu kulllanabileceğimi düşünüyorum ama
yol onların söylemesine göre felaket kötü. Haritada hiç öyle görünmüyor halbuki ama bileni dinlemekde fayda var.

Neden burdayım, neden gezerim, nereye giderip soruları üzerinden biraz muhabbet edip Azdavay Ağlı yönüne gitmek için kalkıyorum içilen
çayları ödeyeceğim... ödetmiyorlar... Onların da fotoğrafını çekiyorum mail adreslerine göndermek üzere selamlaşıp ayrılıyorum kahveden.


 

 @
 012 -

Karanlıkla beraberiz. Öylece sakin Azdavay yolunu tüketiyorum. Küçük bir yer kalacak otel pansiyon vesair yok. Ağlı'ya devam.
Azdavay tabelasından sonra fotoğraf çekebilecek ışık bulamıyorum. Tin tin giderken ilerde yolun sağından ağırca devam eden kuş cinsinden otomobili
görüyorum. Biraz daha ilerleyince yolun tamamına dökülen dumanı tüten zifti görüyorum. Asfalt değil safi zift yolun tamamına dökülmüş, zifte girmeden
bir santim gitmek mümkün değil. Hızım belki 4 belki 5 km. O kadar yavaş giderek az da olsa yırtarım diyorum ama sabah göreceklerim hiç de hoş değil,
motor ziftden nasibini alıyor.

4-5 km hızla 6-7 km gidiyorum ve ziftli alan bitiyor çakıllı alan başlıyor. Hayda bin kunduz şeklinde usturuplu bir küfür sallıyorum. O arada Ağlı'ya varmışım bile.
Neden bilmiyorum Ağlı'yı da es geçiyorum İneboluya devam saat 21:00 suları...


 

 @
 013 -

Küre'nin ışıklarını görüyorum yamaca kurulmuş bir yer olduğunu anlamak için aydınlığa gerek yok devam ediyorum. Saatten emin olmadan İnebolu'ya iniyorum
ve kalacak bir yer arıyorum. Akşam yemeği es geçilmiş kan şekeri de düşmüş sağlıklı karar veremediğimden belli. Zaten yorulmuş, zifte kafam takılmış yatacak yer olsun da
modunda ilk otele giriyorum, bakınıp tamam dedikten sonra yerleşiyorum ve yemek yemek için dışarı çıkıyorum. Kuşbaşılı pidenin idrakı geliştirdiği nadir anlardan birini yaşıyorum.
Sıvı ihtiyaçları çay, soda, su şeklinde giderdikten sonra hemen yanımızda duran otele geçiyorum. Odama çıkıp bugünkü aktiviteyi noktalıyorum.


Sabah kalkıyorum. Otelde kahvaltı yok biraz da aklım motorda İnebolu'dan bir kaç kare aldıktan sonra motorun durumuna bakacağım


 

 @
 014 -

##


 

 @
 001 -

Görünenden anlaşılacağı üzere devletimiz hizmetini en ucra köşelere ulaştırmış, eksik bırakmamış, buna botlarım da dahil...


 

 @
 002 -

Yapacak birşey yok elimiz boş olduğunda temizlenecek... İnebolu'dan ayrılyorum.


 

 @
 003 -

##


 

 @
 023 -

##


 

 @
 003 -

##


 

 @
 004 -

Ayancık, Sinop, Samsun üzerinden Rize'ye varayım diyorum. Sinop'a gelmeden arada derede bir yerler.


 

 @
 006 -

##


 

 @
 005 -

Yolun ortasında bir inek var. Futursuz, tas tamam yolun ortasında duruyor. Bir kaç kere daha böyle manzaralarla karşılaştım.
İnebolu - Sinop arasında hayvanlara çok dikkat etmek lazım. Her yerde hayvan, hayvan yoksa boku var. Üzerlerinden geçmemek için
slalom yapıp becerilerinizi geliştirebilirsiniz. Bunun yanında trafikte yalnız olduğunu düşünen sürücüler de var. Karşıdan gelip hızını hiç
düşürmeden benim şeridimdeki sapağa dalabiliyor yörenin sürücüsü. Sürücüye de aynı muameleyi yapmak gerekiyor yavaşlayıp duruyoruz
onlar olanca özgürlükleriyle istedikleri yöne gidiyor ve gözden kayboluyorlar sonrasında biz devam ediyoruz.


 

 @
 010 -

##


 

 @
 008 -

##


 

 @
 009 -

##


 

 @
 019 -

Abana, Çatalzeytin, Türkeli, Ayancık sonrası Sinop İnce burun uzaktan görülüyor. Heralde Türkiyenin en kuzeyinde görülecek birşey
vardır hem de yemeği aradan çıkartırım deyip İnce buruna yöneliyorum burdan.


 

 @
 016 -

##


 

 @
 017 -

##


 

 @
 018 -

##


 

 @
 015 -

İnce burunda sadece fenerle karşılaştıkran sonra geri dönüp viraj meditasyonuna devam ediyorum. Yeni sahil yolu çok az kesinti dışında beni direkt evime götürüyor. Bu arada bir kere akçabat köftesi
yemek için duruyorum ve benzin alıyorum bir kez de Rize'ye yakın Of ya da Trabzon'da benzin alıyorum. Samsun Rize arası sadece güzel bir yol solda deniz sağda dağ manzarısı geçiyor. Meditasyonu bölmedim fotoğraf yok:)

Fotograflar hakkinda:

4gb lık CF kart kullanıyorum. Her fotoğrafı çekerken bir stop üstünü bir stop altını genelde çekiyorum. Bu gezideki 700 küsür fotoğrafın belki 100 tanesini 10-20mm ile çekmedim geri kalan bütün fotoğrafların yarısı d200+10-20 yi snapshot fotoğraf
makinesi kullanarak çekildi. 10.2 megapiksel gibi bir serbesti sonradan istediğiniz kompozisyonu çıkarabilmeyi sağlıyor. Memleket çok düzenli, her yeri bakımlı bir memleket değil. Oturup orda yarım saat vizorun arkasnda geçirmiyorum. Zaten
amaç gidilen yere yerleşip bir iki kare çıkarmak değil. O kare için yarım saat harcasan kenardaki çöpleri, salak saçma çöp tenekelerini elektrik direkleri de sökmen atman lazım. Onun yerine 10-20 ile distort olmayacak en iyi açıda, atıyorum 13mm de
genel bir kare almak. Bir iki farklı pozla aynı kareyi alıp sonradan istediğim kadrajı bilgisayar basında çıkarıyorum. Bunların haricinde eger garip bir ışık varsa wb yi karenin istediğim bir yerınden alıyorum ama genelde d200'ün nasıl davrandıgını iyi
bildiğimden hiç auto wb kullanmadan direkt istediğim custom wb ile çekiyorum. Bazen bu wb hassasiyeti yeterli olmuyor. Lightroom ile azcık ısıtıyorum. Bunları bilgisayar basında yapmasam benim daha buyuk bır fotograf cantasına ıhtıyacım olcaktı.

Kelvin metre, pozometre, reflektor, wb kartı, flash ustu gel fıltreler, eşek ölüsü ağırlıgında trıpotlar vb diye gidiyor liste. Gezi sırasında savaş muhabiri tadında nerdeyse göz hiç vizorde olmadan (titretmemek doğru kareyi çıkarmak çok pratıkle olabilecek bir şey)
çekiyorum fotoğrafları. Daha sonra cropları göz yadırgamasın diye her lensin fotograf uzerınde yaptıgı bozulmaları (vigneting vs) belli belirsiz koyuyorum o da her zaman değil gerekirse.








Yayınlanış Tarihi Jan 18 2008, 12:49 AM Yayınlayan Eren DURSUN

Yorumlar

 

Cem YILDIZ Dediki :

Eren bu rapor tam bir resim şöleni olmuş. Ellerine saglik.

January 28, 2008 1:40 AM
 

sinan taylan Dediki :

resimler gercekten mukemmel

rotanızdan 2007 yılı maytıs ayında bende

gecmıstım ama bu kadar guzel resımler cekemedım

tebrıkler

January 28, 2008 9:52 PM
 

Tolga YILDIZ Dediki :

evet resımlerın cok guzel oldukca fazla resım var ve bunun yanında bılgılerde var ama resım efectlerı cok guzel ellerınıze sağlık yolunuz acık olsun

March 7, 2008 11:06 PM
 

Saim Ozkinar Dediki :

Resimler icin tesekkurler cok keyifli.Guzergah secim tarzı ve duzenlemesi konusundada kutluyorum.Paylasim icin tesekkurler.

July 24, 2008 1:26 AM
 

Arkun Hanlioglu Dediki :

Resimler, özellikle abant resimleri çok çok güzel. Yaşamı bir fotoğraf makinasının ardından bu kadar güzel görüntülediğiniz ve paylaştığınız için teşekürler.

May 14, 2009 9:09 PM
 

Dogan Karadogan Dediki :

YENİ ÜYE OLDUĞUM İÇİN BU MACERALARIDA YENİ OKUYORUM. MUDURNUYA BİR DAHA YOLUNUZ DÜŞERSE NEFİS CEVİZLİ ERİŞTE PİŞİREN KEYVAN KONAĞINI TAVSİYE EDERİM. BURASI RESTORE EDİLMİŞ ESKİ BİR KONAK, ARA SOKAKLARDA OLDUĞU İÇİN SORMANIZ GEREKİYOR.

September 2, 2009 5:46 PM
 

SADIK HELVACI Dediki :

HER ŞEY ÇOK GÜZEL AMA AĞLI' YI ES GEÇMENİZ HİÇ DE  İSABETLİ BİR KARAR OLMAMIŞ GERÇEKTEN ÇOK ŞEY KAÇIRMIŞSINIZ....

November 10, 2009 7:21 PM
 

Kemal Zeytinoglu Dediki :

Elinize sağlık. Çok keyifli bir gezi olmuş. Fotograflar da çok güzel.

January 31, 2010 1:39 PM
 

Eren DURSUN Dediki :

Uzun zaman olmus bu rapora bakmayalı.. Yenı yorumlar Ağlıyı es gecme, cevızlı erıste noktalarını not aldım.. Bır dahakı sefere ınsallah:)

May 30, 2010 8:09 PM
 

Mehmet Kerem Akın Dediki :

Sıcak ve eğlenceli bir anlatım olmuş. Gezi de gayet keyifli görünüyor. Ayrıntılar da güzel. Asfalt-zift meselesi kötü olmuş, umarım çıkartabilmişsindir.

November 11, 2012 2:07 PM
 

Mehmet Kerem Akın Dediki :

Noktalama işaretleri ve imla kuralları olmamış ama :)

November 11, 2012 2:23 PM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Eren DURSUN

1981 Rize dogumluyum. Multimedia designer & developer olarak çalışıyorum. Ciddi bir bisiklet kullanıcısıyım, bisikletle Erzurum-ispir-Ovid-Rize turu yaptım, bır yıl boyunca şehir içinde de sadece bisiklet kullandım ve 8000km yaptım. Uzun zaman motosikletle ilgilenmeme rağmen 2007 nisanda başlangıç motoru olarak aldıgım cbf250 ile yola çıktım. İstanbul Datça ve İstanbul - Rize turu yaptım. Honda GS2 ve GS3 eğitimlerini aldım. 99 yılında fotografla ciddi olarak ilgilenmeye başladım, motosikletle fotograf ağırlıklı geziler yapmayı seviyorum.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x