in

Invisible


  •   Guneydoğu Anadolu ve Akdeniz 5.000 km (ilkay- zafer- namik)

    Sun, Aug 12 2007 0:33
    8,002 Okundu  

     marmara  ege  icanadolu  akdeniz  guneydogu


     

    Konaklanan ve görülen yerlere göre Cumartesi Salda Gölü, Burdur Pazar Eğridir Gölü, Beyşehir Gölü Mili parkı, Göreme Pazartesi Ürgüp, Dokuzdolanbaç, Kahramanmaraş, Kahta, Nemrut Dağı, Salı Atatürk Baraj Gölü, Siverek, Diyarbakır, Batman, Hasankeyf, Midyat, Mardin Çarşamba Urfa, Halfeti Perşembe Antep, Mersin, Kızkalesi sonunda deniz Cuma Silifke, Taşucu, Mamure Kalesi, Anamur, Side Cumartesi Antalya’dan Namık ve Zakçay İzmir’e devam ben Akdeniz sahilden Antalya, Kemer, Olympos Kadirin ağaç evleri Pazar Finike, Demre,Kaş, Kalkan, Marmaris Pazartesi Marmaris Salı Bodrum Çarşamba Bodrum Perşembe İzmir Cuma İstanbul Namık birkaç gün önceden Bodrum’a bir iş toplantısına gitmişti (Bu admaın iş toplantıları da ya Korfu adasında ya Bodrum’da oluyor, çözemedim) ben de Cuma akşamından atlyıp İzmir’e gittim (Yağmurlar altında sırılsıklam olarak, tarihin en kurak yıllarındna birinde bzim geziye cıkacğaımzı döneme yağmur gelmesi de ayrıda manidardı) Cumartesi sabah planımız benim yeni motorun rodaj bakımını sabah erkenden yaptırıp yola cıkmak ve öğlende önce Denizli’de Namık ile buluşmak. Ama ne mümkün İzmir’den yola cıkmamız saat 1430’u buldu.. Namık bizi yaklaşık 6-7 saat kuş ucmaz kervan geçmez rüzgarlı bir tepede bekledi ne yazıkki.


     

     @
     001 - 2007-05-19 09:11

    #Zakcay İlkay İzmir’e geldi ve gece bizde kaldı. Sabah yola çıkmak için hazırlanıyoruz. Ama ne hazırlık. Ben iki yan çanta içini yerleştirdim bitti. İlkay ise 15 gün sürecek azabın ilk adımlarındaydı. Yükle-bağla şeklinde gelişen bu azap gerekten de çekilecek dert değildi. Olsun, biz hep yanındaydık ve dalga geçmeye hazırdık


     

     @
     002 - 2007-05-19 16:58

    Gün1
    Sonuçta Namık ile buluştuktan sonra geziye başlayabildik ama ancak Salda Gölü’nü görüp Burdur’a kapağı atabildik. Salda Gölü ve Burdur’daki 19 Mayıs fener alayı o günün ana teması..

    Salda Gölü.. Altuğ’un acklamasına göe gölün buz mavis rengi magnezyum silikat kaynaklı


     

     @
     003 - 2007-05-19 16:59

    Öğlen/Akşam yemeğimiz burada


     

     @
     004 - 2007-05-19 17:01

    İşte kumlar


     

     @
     005 - 2007-05-19 17:27

    Ve buradan yola cıkıp yolda bir köy kahvesinde FB GS maçı seyretitk. İlk yarıdaki maç dışı görüntüleri GS’li Namık bile kaldıramadığı için ikinci yarıyı seyretmeden Burdur’a devam..


     

     @
     006 - 2007-05-19 18:14

    #zakcay : Genelde bendeki fotolar da aynı. O yüzden farklı olanları koymaya çalışacağım. Üçümüzün bir-kaç fotosu var, bu onlardan biri. Pişmiş kelle vaziyetleri Salda Gölü’nden.


     

     @
     007 - 2007-05-19 18:26

    Namık'ın makinesinden Salda gölünde yemek sefamız


     

     @
     008 - 2007-05-19 18:32


     

     @
     009 - 2007-05-19 19:38

    Burdur’a giridk ama polis tüm yolları kapamış. Meğer fener alyı varmış. Hayatımda ilk kez görüdm cok keyifliydi. Kücük şehrin havası bambaşka..


     

     @
     010 - 2007-05-19 19:39


     

     @
     011 - 2007-05-19 19:44


     

     @
     012 - 2007-05-19 20:43

    Burdur'daki fener alyından bir sahne


     

     @
     013 - 2007-05-20 08:01

    Gün2
    Burdur’dan devam Eğridir, Beyşehir gölü Milli parkı ve Göremey kadar devam..
    Sabah erkenden yola cıktık. Yo üstünde bilmemne baraj gölü vallah unuttum ismini


     

     @
     014 - 2007-05-20 08:02


     

     @
     015 - 2007-05-20 08:03


     

     @
     016 - 2007-05-20 08:40

    Eğridir. Burada da komando okulunun yanından geçitk ne yamaç, ne dağ kıyısıymış o okul..


     

     @
     017 - 2007-05-20 08:53

    Çay molası


     

     @
     018 - 2007-05-20 09:07


     

     @
     019 - 2007-05-20 10:06

    Sanırım Eğridir gölün kenarında Sabah kahvelerimiz ,sabah kahvelerini içmeden birde
    Botlarımı boyamadan yola çıkmama valla


     

     @
     020 - 2007-05-20 10:48

    Eğridir ilginç bir yer. Özellikle dağın yamacında duvar kıyısında gibi, bir de gölün ortasına bir yarım ada uznaıyor. Yuarıda çay içtiğimzi yer o yarımadanın en ucundaydı.

    Oradan haritanda görüldüğü gibi standart yoldan değilBeyşehir gölünün solundan indik aşağı milli parka giridk. Ne tesis ne bir şey. Namık ev Zakçay o yoldan götürüdğüm için hayran oldular bana. Dır dır dır oysa yol cok güzledi. Bir daha böyle zevksilere yol önermeyecğeim.


     

     @
     021 - 2007-05-20 10:49


     

     @
     022 - 2007-05-20 10:50


     

     @
     023 - 2007-05-20 11:52

    İşte KTM farkı, biz düz yer bulacaz diye uğraşırken İlkay bey çıkmış dağ taş motoru park etmiş bile


     

     @
     024 - 2007-05-20 12:24

    #zakcay : Beyşehir Milli Parkı’da, “tarihi yerleri de görelim ulen” diyerek yolun dışına çıktığımız anlardan biri. Burası bir saraydı ama hatırlamıyorum


     

     @
     025 - 2007-05-20 12:42

    Yolu kaybettiğimzi bir an..


     

     @
     026 - 2007-05-20 12:45


     

     @
     027 - 2007-05-20 12:45

    Buda bir yayla evi,Traktöre yüklenmiş gidiyor


     

     @
     028 - 2007-05-20 13:44

    İlkay yoğun tempodan başını kaşıyacak vakit bulamamıştı. ilk fırsatta kaşımaya başladı


     

     @
     029 - 2007-05-20 17:32

    İşte o yoldan birkaç resim yukarıda..

    Beysehir Gölü bititkyen sonra Altuğ’un önerdiği güzergahtan Isparta ve ardından Konya akabinde Aksaray. İşte Konya-Aksaray arası hayatımda bu ikinci geçişim Allah bir daha nasip etmesin o yoldan gçmeyi. Yeminle, düz cetvelle cizilmiş aralıksız şiddetli rüzgar alan 140 km kadar bir yol. İnanın kabus gibiydi. Kabus u benztme olarak söylemiyorum gerçek bir kabus. Rüyalara girebilir. Yol boyunca yola 50 derece acıyla yol aldık. İnanın tüm gezinin en ama en berbat bölümüydü.

    Sonunda Aksaray, Nevşehir, Göreme..

    Namık’ın benzetmesiyle Göreme Devesi ve benim Çöl Devesi bir arada..


     

     @
     030 - 2007-05-20 17:32


     

     @
     031 - 2007-05-20 17:41


     

     @
     032 - 2007-05-20 17:41

    Göreme Kasabası’na Hoşgeldiniz


     

     @
     033 - 2007-05-20 17:48

    Otel bulma çalışmaları. Metin koca’yı aradık sıkışınca. Ama otel nerededir diye değil görüşme şöyle.

    Zırr. Zil çalıyo Metin’in telefon
    Metin : Ooo sen arar mıydın abi.
    Invi : Olm utandırma harbiden işim düştü ondna arıyom.
    Metin : Olsun ara da işin düşerek ara..
    Invi : Yaw Metin’i Ürgüp mü canlıdır Göreme’mi?
    Metin : Ne açında abi? >:- )
    Invi : Anladın sen onu. Otel saysı ve görülecek kültürel hazine anlamında soruyom..
    Metin : Ben bi arştırayım dönerim size..

    :- )


     

     @
     034 - 2007-05-20 17:48


     

     @
     035 - 2007-05-20 18:37


     

     @
     036 - 2007-05-20 18:37

    #Zakcay : Göreme’nin girişindeki bu site inanılmaz. Vallahi billahi site yaw. O zamanlar spor salonu ve yüzme havuzu var mıydı bilmiyorum.


     

     @
     037 - 2007-05-20 18:44

    Göreme’de otelimize yerleşip terasında biralamaya cıktık. Ama Zakçay ve Namık fena kapıştılar.

    Ulan adamın tepesini attırma


     

     @
     038 - 2007-05-20 18:45

    Tepen atsa ne yazar ulan?


     

     @
     039 - 2007-05-20 18:45

    Atarsa böyle çakarım bak :- )
    Zakcay : Hakkaten buradaki dialog güzel olmuş. ama gerçekte ne konuşuyorduk burada yaw??? Alsa hatırlamıyorum. Uleyn Namıııııııııııık


     

     @
     040 - 2007-05-20 20:40


     

     @
     041 - 2007-05-21 07:15

    Neyse o akşam güzle bir Göreme sofrası kurduk. Birkaç it kopuk (ki Metin uyarmıştı bu konuda) bulaştı bize ama aferin bana sadece yüzüm kızardı, damarlaırm şişti, sinirlendim ama akıllı akıllı oturdum :- ) Yanımda iki tane amca olunca sakinleştirdiler beni :- )

    Gün 3
    Sabah erkenden cıktık yola..


     

     @
     042 - 2007-05-21 07:23


     

     @
     043 - 2007-05-21 07:26


     

     @
     044 - 2007-05-21 07:41


     

     @
     045 - 2007-05-21 08:13


     

     @
     046 - 2007-05-21 08:18

    Dikizimde iki Pan


     

     @
     047 - 2007-05-21 08:25

    #Zakcay : Akşam sakin ve güzel bir gece geçirdikten sonra sabah ilk iş Goreme çevresini gezmek oldu.


     

     @
     048 - 2007-05-21 08:28


     

     @
     049 - 2007-05-21 08:29


     

     @
     050 - 2007-05-21 08:47

    #Zakcay Motorlar hınca-hınç dolu olduğundan, tüm eşyalarımız yanımızda. Böyle gezilerde buna bir hal çaresi düşünmek gerekiyor. Zaten sıcak, bir de mont kask uğraş dur.


     

     @
     051 - 2007-05-21 09:13

    #Zakcay : Gelelim KTM’e. BU gezi için uygun olmadığını düşündüğüm bir motordu. İlkaya çok acımıştım. O kadar Km nasıl geçecekti. Popo diye bir şey kalmayacaktı. Ve İlkay tır-tır bir adam olarak bu geziyi bitirecekti. Namık da benimle aynı fikirdeydi. Ama hiç de öyle olmadı. Ya motor rahat ya da bu İlkay bizi kandırıyor


     

     @
     052 - 2007-05-21 09:18

    #Zakcay : Oysa ki grubun diğer üyesi Namık Bey, son derece konforlu bir seyahat sürüyor, bir tek ses telleriyle uğraşıyordu. Hani bazen sesi kısılıyor ya. İlginçtir sesi kısıldığında daha çok konuşuyordu. Bizim köyde buna “hem kekeme hem geveze” denir


     

     @
     053 - 2007-05-21 09:20

    #Zakcay : Arayıp durduğumuz perileri bir türlü görememekle birlikte doğa harikası Göreme, bizde güzel anılar bıraktı. KTM bu tip yerlerde daha bir güzel resim veriyor yaw …


     

     @
     054 - 2007-05-21 11:02


     

     @
     055 - 2007-05-21 11:03

    Sonunda yöreden cıkabildik. Kahramanmaraş üstünden rotamız Kahta..

    Dokuzdolanbaç’tan geçtik..


     

     @
     056 - 2007-05-21 12:08


     

     @
     057 - 2007-05-21 16:11

    Kahramanmaraş ve arından Kahta. Direk Zeus oteline attık kendimizi. Daha öncende tüyo aldığımız için o saatte motorla gitmemeye karar veridk. Hemen otelden Özcan’ı ayarladık ki daha önceden referans almıştık ismini. Kahta Zeus otel direk Özcan’ı isteyin. 150 Bin ytl minibüs kirası. Biralarımız fıstıklarımız aldık dulumuzu alıp hemen atladık minibüse.

    İşte Özcan..


     

     @
     058 - 2007-05-21 16:12

    Buraya gidiyoruz. O sviri koniyi görüyorsunuz. Nemrut orası işte..


     

     @
     059 - 2007-05-21 16:25

    Septimus Severus Maksimus köprüsü


     

     @
     060 - 2007-05-21 16:28


     

     @
     061 - 2007-05-21 16:34

    Yola devam.. Selçuklu kalesi Eski Kahta. Helmet Deep gibi geldi bana


     

     @
     062 - 2007-05-21 16:55

    Yol


     

     @
     063 - 2007-05-21 17:06

    Buradan tırmanacğaız


     

     @
     064 - 2007-05-21 17:21

    Amcalar tırmanacağız dediimde böyle tepki gösterdiler


     

     @
     065 - 2007-05-21 17:24

    Zakçay : Siz çıkın ben sizi korurum :- )


     

     @
     066 - 2007-05-21 17:25

    Arkamızda kalan yol. Daha yarısı bitti..


     

     @
     067 - 2007-05-21 17:28

    Sonunda koniye vardık.

    Yukarısı


     

     @
     068 - 2007-05-21 17:28

    Aşağısı. Ölçek olsun diye ayağımı uzattım. Görüdüğünzü gibi kırılmış taşlardna oluşuyor o uzaktan görünen koni


     

     @
     069 - 2007-05-21 17:30


     

     @
     070 - 2007-05-21 17:31


     

     @
     071 - 2007-05-21 17:32

    #Zakcay : Mahşerin üç atlısı, Kahta’daki Cendere Köprüsü’nün üstünde.


     

     @
     072 - 2007-05-21 17:32

    Sonunda tepeye cıktık. Burası doğu kısmı. Güneşin doğuşu bu taraftan izleniyor


     

     @
     073 - 2007-05-21 17:34


     

     @
    074 - 2007-05-21 17:40

    Batışı ise diğer tarafından. İşte burası


     

     @
    075 - 2007-05-21 17:41


     

     @
    076 - 2007-05-21 17:57


     

     @
    077 - 2007-05-21 17:59

    Dikkat edersenzi her zaman odluğu gibi yien benim resmim yok. İnşallah Zakçay ve Namık koyarda ben de kendi reismleirmi görürüm.


     

     @
    078 - 2007-05-21 17:59


     

     @
    079 - 2007-05-21 18:00


     

     @
    080 - 2007-05-21 18:01


     

     @
    081 - 2007-05-21 18:02

    Bu arada ben orada şarap piizlenen İbrahim ile muhabbet kurunca aşağıdan katıra yüklenip bize 3 bira 3 su ve 3 tost söylettim. Katırla yukarı gönderidler hemen. O malzemenin pazarlığını yapmaya aşağıya indiğimde benim resmimi çekmişler.


     

     @
    082 - 2007-05-21 18:02


     

     @
    083 - 2007-05-21 18:03

    Tost o yörede yarım ekmeğin içine esame miktarda kaşarın konularak üstünden fil geçirilmesi suretiyle kağıt haline getirilmesi işlemi sonrasında cıkan ürüne deniyor. Aşağıda elimizde tostlarımız görülüyor.


     

     @
    084 - 2007-05-21 18:19

    Sonunda karnımız doyuro biraları ve fotograf makineleirni alıp yerleştik ki güneş batsın biz de keyfimize keyif katalım..


     

     @
    085 - 2007-05-21 18:19


     

     @
    086 - 2007-05-21 18:20


     

     @
    087 - 2007-05-21 18:23

    #Zakcay : YAw İlkay da anlatmış ama gerçekten zordu be. Bütün gün yol gitmişsin, yorgunsun, bir de Nemrut’a tırmanman gerekiyor. İlk bakışta çok zor gibi görünmese de bu yokuş beni öldürdü. Gerçi diğerlerinin de benden farkı yoktu ama yiğitliğe … sürdürmediler


     

     @
    088 - 2007-05-21 18:24


     

     @
    089 - 2007-05-21 18:24


     

     @
    090 - 2007-05-21 18:26

    Artık cidden batıyor galiba


     

     @
    091 - 2007-05-21 18:26


     

     @
    092 - 2007-05-21 18:30

    Sonunda güneşi batırıp aşağı inişe geçtik. Karlar hala duruyordu. Kartopu bile oynadık
    Aşağı indik Özcan’ı bulup ver elini Kahta…

    Devamı akabinde.. :- )


     

     @
    093 - 2007-05-21 18:35

    #Zakcay : Nemrut insanı hayrete düşüren bir yer. Süper bir güzellik. Güneşin batışını beklerken, oraya giden herkesin yaptığı gibi biz de Daş’larla resim çektirdik


     

     @
    094 - 2007-05-21 18:35

    #Zakcay : Hem motorcu hem Türküz ya yasaklara karşı özel bir ilgimiz oluyor nedense


     

     @
    095 - 2007-05-21 19:03

    #Zakcay : Bekledik güneşin batışını. Tam da bu esnada benim makinenin pili bitti. Yuh ulen bu kadar kısmetsizlik olur ha. Kırk yılda bir Nemruta git, pil bitsin.


     

     @
    096 - 2007-05-21 19:07


     

     @
    097 - 2007-05-21 19:09

    Nemrutta yemek vakti( İlkayın sayesinde katırla gelen tostlar)


     

     @
    098 - 2007-05-21 19:25


     

     @
    099 - 2007-05-22 07:20

    Gün 4
    Takip eden gün zengin bir gün. Bu aşamaya kadar biraz hızlı geldiğimzi için yayıla yayıla yol alma kararı verdik. Kahta’dan Doğu’ya devam, Atatürk Barajı’nı feribotla geçip Siverek üzerinden Diyarbakır ve Batman yapacağız.

    Feribotu beklerken


     

     @
    100 - 2007-05-22 07:29

    Feribot geliyor


     

     @
    101 - 2007-05-22 07:36

    Bizle beraber bekleyen yöre halkı


     

     @
    102 - 2007-05-22 07:54

    Ayrıdığımız liman


     

     @
    103 - 2007-05-22 07:55

    Feribotta bir tarikatın partizanı ama çok sevimli bir dede var. Zakçay hatayla yaka cebinde duran misvak’ı göstererek “Bu nedir dayı?” diye sorma hatasında bulundu.. O an vaaz başladı


     

     @
    104 - 2007-05-22 08:04

    Bizi tarikatına mürit kaydedip arkamızdan kalpten bir sürü dua okudu. Yöre halkıyla iç içe olmak gibisi yok.

    Sonunda varacağımız liman göründü


     

     @
    105 - 2007-05-22 08:26


     

     @
    106 - 2007-05-22 10:02

    #Zakcay : Feribotla barajı geçtikten sonra, Siverek dolaylarında kendimizi biraz şımartalım dedik. Biraz da sırtıma; biraz da omzuma…


     

     @
    107 - 2007-05-22 10:17

    Bastığımzı gibi Siverek ve Diyarıbekir.. Diyarbakır’da bir şehir turu, surları geziş ve arından Kervansaray otelde seirnleme molası


     

     @
    108 - 2007-05-22 11:23


     

     @
    109 - 2007-05-22 11:41


     

     @
    110 - 2007-05-22 12:24


     

     @
    111 - 2007-05-22 12:46

    Diyarbakır (Hatam olursa Namık düzeltsin, kalın surlarıyla ünlü. İyiki de kalınmış cünkü yıkılamadığı için modern şehir tarafından yutulamamış ve dünyanın ayaktaki 2 vea 3 numaralı suru. Biri numaralısı çin seddiymiş.

    Diyarbakır’dan devam Batman’a. Ama yolu azcık uzattık cünkü bu köprüyü görmemiz lazım.


     

     @
    112 - 2007-05-22 12:46


     

     @
    113 - 2007-05-22 12:46

    Malabadi Kprüsü. Yıllarca şarkısını dinlerdik ama kendisini bilmezidk. İşte karşımızdaydı.


     

     @
    114 - 2007-05-22 13:54

    #Zakcay : Malabadi Köprüsü’nde durup etrafa bakınca, hala kadınların Fırat Nehrinde çamaşır yıkadıklarını gördük. Yüzyıllarda değişen pek bir şey yok galiba oralarda.


     

     @
    115 - 2007-05-22 13:55


     

     @
    116 - 2007-05-22 14:06

    Buradan nce Batman’a uğradık. Batman Diyarbakır’ın yarısı büyüklüğünde, Teknosa’sı, Alışveirş merkezleriyle koca bir şehir. Cahilliğimize doymayalım..

    Ardından rotamız Hasankeyf’e. Hasankeyf rotamıızn en doğu ucu.

    Yoldan,


     

     @
    117 - 2007-05-22 14:06


     

     @
    118 - 2007-05-22 14:10

    Ve uzaktan Hasankeyf göründü.


     

     @
    119 - 2007-05-22 14:10


     

     @
    120 - 2007-05-22 14:13


     

     @
    121 - 2007-05-22 14:15

    yalçın duvar üstündeki zigzag oyuka dikkat edin. Yakın cekimden


     

     @
    122 - 2007-05-22 14:19

    Ve Hasankeyf içi


     

     @
    123 - 2007-05-22 14:26


     

     @
    124 - 2007-05-22 15:11

    Yukarıdan Zakçay ve motorlar.


     

     @
    125 - 2007-05-22 15:12

    Biz Namık ile kaleye ve eski hasankeyf’e cıkıyoruz. 1976 ya kadar eski hasankeyf’te yaşam varmış.


     

     @
    126 - 2007-05-22 15:12

    #Zakcay : Hasankeyfe doğru yola çıktık. Nehir ve gelincikler bizi durmaya mecbur bıraktı. İyi foto çekme uğraşındaki arkadaşım, zıp zıp oradan oraya gidiyordu. Kah yanımızda kah uzaklarda


     

     @
    127 - 2007-05-22 15:13


     

     @
    128 - 2007-05-22 15:13


     

     @
    129 - 2007-05-22 15:18


     

     @
    130 - 2007-05-22 15:22


     

     @
    131 - 2007-05-22 15:22


     

     @
    132 - 2007-05-22 15:30

    #Zakcay : Ve Halfeti


     

     @
    133 - 2007-05-22 15:32

    Aşağı indiğimzide Zakçay dinlenmiş ve sırıtıyordu


     

     @
    134 - 2007-05-22 16:09

    #Zakca y: Aşağıdaki resim tam da Halfeti’nin içinde çekildi. Yani bu kayanın tam altında dükkanlar var. Bakalım bu kaya ne zaman kopup aşağı düşecek gibi bir beklenti içindeler galiba. Anlamak mümkün değil.


     

     @
    135 - 2007-05-22 16:10

    Ve Nemruttan sonra ikinci tırmanış Hasankeyf kalesi


     

     @
    136 - 2007-05-22 16:21

    Buradan devamla Midyat. Midyat keyifli bir şehir. Taş evler, telkari ustalarının sanatkarane işleri..


     

     @
    137 - 2007-05-22 16:21


     

     @
    138 - 2007-05-22 16:22

    Midyat yatak odası


     

     @
    139 - 2007-05-22 16:22

    Süryani Kilisesi


     

     @
    140 - 2007-05-22 16:23


     

     @
    141 - 2007-05-22 16:38

    Ömerim sen bakma o fotolara asıl aşağıdaki fotoya bak. Kim yorgun görİlkay'ın yazdıklarına sonra cevap vereceğim . Ama konusu açılmışken bu resmi hemen göstereyim
    Amca, bir süre size takılan pikaplı bir arkadaşla Halfeti'de karşılaştık. Hemen sizi çekiştirdik, bilgine


     

     @
    142 - 2007-05-22 18:00

    #Zakcay : Bendeki resimler de İlkayın resimlerine çok benziyor o yüzden kısa geçiyorum. Yine bir günün sonunda, keyifle oturup Çallarımızı bekliyoruz.


     

     @
    143 - 2007-05-22 18:14

    Midyat’tan devam edip Mardin’e. Muhteşem şehir Mrdin. Mezopotamya’nın hakimi şehir..


     

     @
    144 - 2007-05-22 18:15

    Mardin’den Mezopotamya.. İleriler Suriye..


     

     @
    145 - 2007-05-22 18:30


     

     @
    146 - 2007-05-22 19:20

    Odamın koridoru


     

     @
    147 - 2007-05-22 19:22

    #Zakcay : Veeee Mardin… Mezopotamya manzaralı delikanlı resmi


     

     @
    148 - 2007-05-22 19:22

    Otelin inanılmaz çalışkan ve bir o kadar sempatik bellboyu Necmettin. Ama bir o kadar da kocaman Necmettin .-)

    Necmettin ve küçükoğlu Zakçay :- )


     

     @
    149 - 2007-05-22 20:07

    #Zakcay : Bu resim de Artuklu Kervansaray’da kaldığım oda. Çok güzeldi çoooook


     

     @
    150 - 2007-05-22 20:14

    Akşam Cercis Konağı’nda nefis Mardin mutfağı. Doğu mutfağı kebabıyla kilitlenip kalmış. Ama Mardin mutfğaı cok zengin. Meslektaşlarım Veysi ve Suat Beyler ile birlikte . sağolsunlar cok ilgilendiler..


     

     @
    151 - 2007-05-22 22:48

    O akşam mırra içtik. Zakçay adetleir bilmediği içn az daha kaybediyordu bir şeyleri :- )

    Yemek dönüşü gece yarısı otelin bahcesinde kahveler..


     

     @
    152 - 2007-05-23 06:30

    Sabah erkenden Mardin turu


     

     @
    153 - 2007-05-23 06:53

    Mardin’li şeker :- )


     

     @
    154 - 2007-05-23 07:00

    Mardin’li şeker :- )


     

     @
    155 - 2007-05-23 07:48

    #Zakcay : Mardin’den son resim. Sokaklar o kadar dar ki, çöpler katırlarla toplanıyor.


     

     @
    156 - 2007-05-23 07:55


     

     @
    157 - 2007-05-23 08:00

    Sağolsun benim Mardin’li meslektaşım Veysi Bey bize güzel bir otel ve güzle bir akşam yemeği hazırlatmış. Otel Artuklu Kervansaray. Cok fotografı hak ediyor ama birkaç tane var bende..

    tel


     

     @
    158 - 2007-05-23 08:01

    Burası da İlkayın Babasının görevi nedeni ile 2 yıl oturmuş olduğu Mardin’deki Şar ma
    Hallesi arayıp bulduk vallahi,İlkay çok duygulandı göz yaşlarına hakim olamadı.Tut
    Turdu burada 3 gün daha kalalım çocukluk anılarım vs.vs çok zor ikna ettik vallahi


     

     @
    159 - 2007-05-23 08:08


     

     @
    160 - 2007-05-23 08:42


     

     @
    161 - 2007-05-23 08:58

    Gün 5
    Bu iş yoğunluğunda raporu yetiştiremeyecğeim hızlı notlarla devam edeyim bari..
    5. Gün sabahı Mardinde erkenden kalkıp turlamıştık. Bir gün önceden verilen bilgiler cercevesinde Urfa-Hafeti’ye standart yoldan değil yolu biraz uzatıp önce Nusaybin yoluna girerek devam edeceğiz.

    Yol üstünde Deyrul Zaferan Manastırı/Kilisesi ve arından Pers Kıralı Darius’un yaptırdığı söylenen antik Dara Şehri. Ardından Kızıltepe, Viranşehir, Urfa, Halfeti

    Deyrul Zaferan girişi Namık,


     

     @
    162 - 2007-05-23 08:59

    Detay


     

     @
    163 - 2007-05-23 09:00


     

     @
    164 - 2007-05-23 09:59


     

     @
    165 - 2007-05-23 10:01


     

     @
    166 - 2007-05-23 10:03


     

     @
    167 - 2007-05-23 10:42

    Ver elini Nusaybin/Cizre yolu ve Antik Dara Şehri


     

     @
    168 - 2007-05-23 10:43

    Zafer’in resimlerden çalıntı, Deyrul Zaferan


     

     @
    169 - 2007-05-23 10:44


     

     @
    170 - 2007-05-23 11:02

    Antik Dara Şehri’ni bir türlü bulamıyoruz sonunda bir yer gördük, lan burası mı acaba? Deiyp ben daldım. Değilmiş, en aızndna KTM biraz yol yüzü gördü :- )


     

     @
    171 - 2007-05-23 11:02


     

     @
    172 - 2007-05-23 11:07

    Dara. Darius Büyük Pers Kralı, Anadolu’yu olduğu gibi geçip Yunan Şehir devletleirnin basına musallat olan kıral. Hatta oğlu Xerkes onun misyonunu devam ettirip istilaya devam ediyor. 300 Spartalı komik filimindeki homo şeklinde gösterilen Xerkes o işte..


     

     @
    173 - 2007-05-23 11:07


     

     @
    174 - 2007-05-23 11:09


     

     @
    175 - 2007-05-23 11:19

    işte inişi. Açıkçası etkileyiciydi.


     

     @
    176 - 2007-05-23 11:20


     

     @
    177 - 2007-05-23 11:21


     

     @
    178 - 2007-05-23 11:26

    Sonra Dara’da antik bir zindan olduğu söylenen yere gidiyoruz ama ortada bir şey yok. Tek katlı toprak binalardna oluşan bir mezradayız. Türkçe bilen kadın ve cocuk yok. Sonunda bir bayan “Haaa, zından zından” diyerek bir yeri gösterdi gireismiz gelmedi, kafayı eğip bir yere giriyorsunuz ama içerisi bilidğimiz ahır, inekler icerde.

    Sonradan ışıkları bulup acıtk. İşte girişi


     

     @
    179 - 2007-05-23 11:36

    Daha sonra Su sarnıçları


     

     @
    180 - 2007-05-23 11:37


     

     @
    181 - 2007-05-23 11:37


     

     @
    182 - 2007-05-23 11:39

    Çevremizi saran cocuklar


     

     @
    183 - 2007-05-23 11:51

    Ardından yola devam.. Artık Kızltepe yoluna dönüp Viranşehri ve Urfa


     

     @
    184 - 2007-05-23 11:51


     

     @
    185 - 2007-05-23 12:32

    Mola


     

     @
    186 - 2007-05-23 15:03

    #Baliklar ve#


     

     @
    187 - 2007-05-23 15:05

    Balıklı Göl
    Açıkçası, doğunun insanı Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Süryanisiyle cok misafirperver, orası bir gerçek. Hangi benzin istasynunda durduysak kaçak çayımız demlendi, yemekler soruldu, muhabbetler içten misafirperverlik. Bunu gözardır etmek haksızlık olur.

    Sonunda “Urfa’lıyam ez’elden..” :- )


     

     @
    188 - 2007-05-23 15:05


     

     @
    189 - 2007-05-23 15:05

    Urfa Kalesi


     

     @
    190 - 2007-05-23 15:11


     

     @
    191 - 2007-05-23 17:15

    Motorları parketitk konukevi cok güzel görünüyor. Ama kapalı. Kapıda bir not “Yeni Halfeti’deyim cep teleofnum şudur ev telefonum budur” Adamı aradık Ahmet’ti galiba, görevli. “Gelin anahtarı alın” diyor. Av deidk at taksiye gönder biz parasını veririz.

    Nitekim anahtarlar geldi. Tesis güzle olanakları var. Ancak tüm odalar kullanılmış çarşfalar buruşuk. Aradık Ahmet’i yine, “Abi çamaşır maineis dipte orada temziler var içinde”..

    Gerçekten de var ama ıslak. Üşenmedik astık bir güzel, nasılsa sahilde rakı balık yapacğaız o arada kurur, kurumazsa da bir akşam sefil oluruz Ketyfimizi bozmaya gerek yok.

    Akşam yürüyüşü


     

     @
    192 - 2007-05-23 17:15

    Halfeti Konukevi önü.
    Amacımız Urfa’da kalmak.Balıklı Göl’Ü hatmettikten sonra turladık ve koclar gibi daldık Halil İbrahim Sofrası’na. Maşallahımzı vardı. Az yiyen Zakçay bile 5 dakikada 1.5 porsiyonu süpürüp künefeye geçti :- )

    Yemek sonrası mırra içerken açtık rehberi. Baktık Halfeti resimleirne. Sanki bir sahil kasabası, taitl beldesi gibi anlatılmış. Kaymakamlık konukevi, şelalei konak tekne turları, sahilde restoranalrda rakı balık falan okuyunca “Biz niçin hala urfa’da duruyorus sorusu kafamıza takıldı ve bastık Halfeti’ye.

    Ama yolda hayatımızda görmediğimzib ri atmsofer olayıyla karşılaştık. Tüm atmosfer sapsarı kesildi. İlerde de yaklaşık bir 40-50 kilometrekarelik dev bir sarı elips bulut. Ne olduğunu anlayamadık. Asfalt kırmısı toprak/toz kaplı. Karşıdan gelen araçların camları çamur içinde..

    Meğer Afrika’dan gelen tozbulutu yağmurla karışınca böyle bir şey olmuşki daha sonra ilerleyince örnecektim, bu olay Marmaris’te dahi yanmış aynı sıralarda.


     

     @
    193 - 2007-05-23 17:40


     

     @
    194 - 2007-05-23 17:40

    Bu caminin birinci katı, eksi postane ve emniyet binası suyun altında .-) Eskiden Fırat kıyısında sevimli bir kasaba olan Halfeti şu anda göl kıyısında sevimli bir kasaba. Ama Halfeti tepelerindeki evler şimdi sahil evleri olmuş


     

     @
    195 - 2007-05-23 21:46

    Akşam ymeği burada,


     

     @
    196 - 2007-05-23 23:15


     

     @
    197 - 2007-05-23 23:25

    Yemek sonrası konukevi’ne döndük. Çamaşırları topluyoruz


     

     @
    198 - 2007-05-24 06:26


     

     @
    199 - 2007-05-24 06:28


     

     @
    200 - 2007-05-24 06:54

    Buruşuk ama temzi ve kuru çarşafarı serip doğru yatağa. O gece 3 kişi aynı odada yattık. Zakçay çok saygılı insan, yatağa bile özel gömlekle giriyor. :- )

    Ama çok katı bir insan, “Olm osurursanız vallahi cıkar gider belediyenin yerinde kalırım” diye bizi uyardı.

    6. Gün
    Sabah erkenden kalktık. Bugün Halfetide sabah tekne gezisi, Rumkale, arından da ver elini.. Bilmiyoruz valla rota Antep, Adana, Mersin, Anamur işte o yönde gidecğeiz.

    Sabah kahvaltısı


     

     @
    201 - 2007-05-24 07:21

    Arından tekne sefası başladı


     

     @
    202 - 2007-05-24 07:23


     

     @
    203 - 2007-05-24 07:23


     

     @
    204 - 2007-05-24 07:23


     

     @
    205 - 2007-05-24 07:42


     

     @
    206 - 2007-05-24 07:47


     

     @
    207 - 2007-05-24 07:58

    Rumkale


     

     @
    208 - 2007-05-24 08:00


     

     @
    209 - 2007-05-24 08:03


     

     @
    210 - 2007-05-24 08:19

    Ve batık köy, ismini unuttum şimdi


     

     @
    211 - 2007-05-24 08:21


     

     @
    212 - 2007-05-24 08:22


     

     @
    213 - 2007-05-24 08:27


     

     @
    214 - 2007-05-24 08:33

    Sonunda tekne sefamız bitti ve Halfeti (ki iyiki iyiki gitmişiz) ile vedalaştık. Cıktık yola..

    Antep, pas geçtik, “bu sıcakta şehir trafiğine girilmes” bahanemiz bu. Adana “oy oy ölüm adana girmek”. Otobandan bir basıyoruz tutabilene aşk olsun. Mersin “Az daha girmiyorduk ama “Dalın abi Tantuni yemende şurdan şuraya gitmem” deidğimde karşımdaki guruldayan karınalrıyla Zakçay ve Namık hemen kabul etti.

    Tantuni muhteşemdi ..


     

     @
    215 - 2007-05-24 17:35

    Ve Medeniyet nihayetttttttttt ... Doğu bitince vardığımzı Kızkalde'de havuuz görünce anında dalmıştık..


     

     @
    216 - 2007-05-24 18:12

    Sonunda denize varabilmiştik. Yine acıldık vardık Mamure Kalesine. Reismleri Namık’ta koyar artık. Arından Kızkalesi . Resmen bir taitl yresi burası. Turistler damlamaya başklamış. Almancı coğunluta. Barlar marlar acılmaya başmaış ama cafe tesis dersen genelde plasitk sandaley üstüne mor ışık otesine geçilememiş. Ama sahilde iyi tesisler de var.


     

     @
    217 - 2007-05-24 18:13


     

     @
    218 - 2007-05-24 18:13


     

     @
    219 - 2007-05-24 18:14


     

     @
    220 - 2007-05-24 18:15


     

     @
    221 - 2007-05-24 18:47


     

     @
    222 - 2007-05-24 18:49

    Akşam yemeğimiz burada. Nur Hanım hoş sohpet, biraz farklı tesis özenli bir yer, Norah Jones dinleyerek Kızkaleisni seyredbeiliyorsunuz. Yemekleri leziz. Ama cok geciriyor maşallahı var hesaba.


     

     @
    223 - 2007-05-24 22:28


     

     @
    224 - 2007-05-25 10:31

    7. ve birlikte son günümüz demişitm ama düzelteyim, bugün cıktık doğu Akdeniz’in o önlü bol virajlı yolları arından Alanya ve Side. Kültür şoku. Aside’de konaklama ve ardından 8. günde Antalya’dan ayrılışımız. Ben Akdeniz kıyılarından yoluma devam, bu gairplerim işlerien döndü..
    Sabah yola cıktık, benim he merak ettiğim Cennet ve Cehennem Obrukları yolumuzun üstünde. Aceleci Namık ve Zakçay’ı zor ikna ediyorum ucundan azcık görmek için. Nitkeim görüyoruz


     

     @
    225 - 2007-05-25 10:32


     

     @
    226 - 2007-05-25 12:24

    Yola devam, virajlar başlıyor


     

     @
    227 - 2007-05-25 12:24


     

     @
    228 - 2007-05-25 12:35


     

     @
    229 - 2007-05-25 12:39


     

     @
    230 - 2007-05-25 13:35


     

     @
    231 - 2007-05-25 13:44


     

     @
    232 - 2007-05-25 13:45


     

     @
    233 - 2007-05-25 13:50

    Mamure kalesi Anamur


     

     @
    234 - 2007-05-25 13:50


     

     @
    235 - 2007-05-25 13:50


     

     @
    236 - 2007-05-25 13:52


     

     @
    237 - 2007-05-25 13:55


     

     @
    238 - 2007-05-25 13:57


     

     @
    239 - 2007-05-25 13:58


     

     @
    240 - 2007-05-25 14:00


     

     @
    241 - 2007-05-25 14:00


     

     @
    242 - 2007-05-25 14:00


     

     @
    243 - 2007-05-25 14:01


     

     @
    244 - 2007-05-25 14:01


     

     @
    245 - 2007-05-25 14:01


     

     @
    246 - 2007-05-25 14:02

    Yaşlılara yardım etmek aile terbiyemizde var.. Elinden tutmak lazım


     

     @
    247 - 2007-05-25 14:03


     

     @
    248 - 2007-05-25 15:22

    Mola


     

     @
    249 - 2007-05-25 15:24


     

     @
    250 - 2007-05-25 15:26


     

     @
    251 - 2007-05-25 18:29


     

     @
    252 - 2007-05-25 18:41

    Sonunda Alanya’ya vardık. Coştuk. Side de kalalım deidk. Side cıvıl cıvıl, Alanya da öyle. “Allahım ne oluyor biz nereye düştük? 2 gün evvel Nemrut dağında birbirimizin Nemrut suratlarını görrüekn burası de neresi böyle?” :- )

    Ve Side….


     

     @
    253 - 2007-05-25 18:51


     

     @
    254 - 2007-05-25 19:40


     

     @
    255 - 2007-05-25 19:40


     

     @
    256 - 2007-05-25 19:56

    Çeşitli fotograflar da cektik


     

     @
    257 - 2007-05-25 23:02

    Sıkı balık yedik


     

     @
    258 - 2007-05-25 23:03

    Bu balığı yerken tamamen toktuk


     

     @
    259 - 2007-05-26 00:21
    Yarın kahvaltı sonrası yollarımzı ayrılıyor
    ozet : ilk 2 gün haricinde günde 400-500 kilometyreyi gheçmemeye özen gösterdik. Aban göre ideali ilk gün hariç günde 350 kim maksimumdur. Eğer gittiğinzi yerleri görüdm demek istiyorsanız.

    Biz yolun güzelliğine göre molalar verdik. Mesela tek basışta 2-3 kere 200 km civarında brişey yaptık. İğrenç yollar olduğunda basıyoruz direk. Ama süre dersen neredeyse hemen hemen her saat başı mola veridk. Zaten hemen her 150 km de bir benzin almaya özen gösterdik.

    KTM daha cok yakıyor galiba. Ama ölçmeidm. Asla ölçmem cünkü yanlış ölçerim. Benim sürüş karakterleirm bir sürüş esnasında dhai cok değişiyor. Bazen cok yüskekd evirli bazen tıpış tıpış düşük devir gezi modu. O yüzden karşılaştıramıyorum. Ayrıca ölçünce moralim bozuluyor.
    Kaba bir fikir vermek gerekrise 22 litre ile (KTM bu kadar alıyor)270-300 arası kilometre yapabiliyorum sürüşüme göre. Bu da 100 kilometrede 7-8.5litre yaktğımı gösteriyor. Bence yüksek bir rakam.

    Varadero ile de 5,5 yakltığımda olduu ama genelde 6.5-7.5 arası yakardım 100 kilometrede. Ama diyorum ya ben kötü srüerim hep cok yakarım, arabada da öyle. Mesela benim eski varadero ile şu anda Levent 6 litre yakıyormuş..

    Gezinin maliyeti? Oteller genelde 35-55 arasıydı. Uzun süreli konaklamadığımız için aradığımzı sadece temizlik ve duş oldu. Halfetide mesela konukevinde 10 milyona kaldık
    Demekki 200-250 Milyon civarında otel parası vermişiz. O yörelerde yemekler cok ucuz. Hatırlamıyroum şimdi neelr ödediğimizi ama Halfetide rakılı balıklı mkezeli sofraya ne kadar ödediydik? Adam başı 35-40 gibi birşeydi galiba.. Genelde 5-10 milyona yemeği aradan cıkardık.

    En önemli kalem tabiiki benzindi. Amac gezmek ise. İyi bir planlana, tempolu ama düzgünd evirli bir sürüş ile 5000 kilometre/1 haftalık yolculuk bence aşağıdaki gibi cıkar.

    Benzin 600-800 Milyon arası
    Konaklama 200 Milyon
    Yemek 250 Milyon

    Sonuç cebe 1 milyar koyan hiçbr keyfinden taviz vermedne bu tür bir geziyi yapar. Tasarruf yapıcam diyene 750 de olur

    Gönderilen Aug 12 2007, 12:33 AM Yayınlayan Anonymous Ne ile 3 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x