Sekiz ülke 5700 km iki 2005 kırmızı R1200 GS ve 3 deli
1. gün Son 5 gün içerisinde gelmeye karar veren ve işlemleri yetiştiren Nuri abim top case i domates biber soğan ve bir sürü muhtelif konserve ile doldurarak benim “abi bu gezide fazla rahat bekleme, çoğunlukla kuru yiyecek yiyebiliriz hani icabında kabız oluruz” sözlerimi fazla ciddiye alıp getirdiği bir çok taze yiyeceği boşalttıktan sonra saat 10 sularında İzmire doğru yola çıktık. Zaten bundan sonra gezinin sloganlarından olacak “ne zaman yemek yiyiyoruz” unda doğuşu sanırım buradan geliyor İzmirde ilk olarak otomobil ve Turing kurumuna giderek gerekli olan yeşil kart uluslar arası ehliyet ve triptikleri hazırlattık Daha sonrada Özgörkey e giderek sipariş ettiğim alternatör kayışını ve emme tıpalarını aldıktan sonra Çeşmeye doğru yola çıktık

001 - 2007-07-06 16:37
Gezinin heyecanından buraya kadar fotoğraf yok
Çeşmede Pine & Sun dan 10 euro indirimli bileti Ercüment Beyden alarak doğruca limana gidiyoruz . Burada önce biletleri onaylayacak arkadaşlar “biletler bize sormadan10euro indirimli nasıl olurmuş” diye sızlandılar sonrada” bundan sonra direkt bize gelin biz size indirimi yapalım” dedikten sonra bu seferde gümrükte bilgisayarda sisteme giremediler diye gergin bekleyişle geçirip –neyseki-45 dakikalık gecikmeyle Sakız a doğru yola çıkıyouz

002 - 2007-07-06 17:48
gümrükte beklerken

003 - 2007-07-06 18:52
çeşme kalesi

004 - 2007-07-06 20:51
Bir saat sonra Sakızdayız. Hemen Pireas limanı için biletlerimizi alıp şehirde küçük bir gezintinin ardından sahilde bir kafeye oturuyor ve bira ve kebapları götürüyoruz.
Sakızdan bir kaç görüntü

005 - 2007-07-06 20:57
Bizi Pireas a götürecek feribot

006 - 2007-07-06 21:31

007 - 2007-07-06 22:04
Saat tam 10 da feribot hareket etti . Daha önceden okumuştum böyle feribotlarda millet seriyor çarşafı tulumu uyuyor diye..Bizde aldık tulumları yanımıza ne olur ne olmaz diye ki iyi ki almışız yanımıza tulumları bizde serdik hemen boş bulduğumuz yerlere.
Ben hariç derin uykuda hem Aylin hem de Nuri abim

008 - 2007-07-06 22:04

009 - 2007-07-07 05:29

010 - 2007-07-07 05:29

011 - 2007-07-07 06:32
2. gün
Sabah saat 7.00 feribottan indik Doğru Atina’nın merkezine gidiyoruz . Ama burada anlıyorum ki Tomtom a fazla güvenme . Biraz dolaştıktan sonra ve sora sora gps i de çalıştırarak Akropolise varıyoruz …… amaaaa o güne özel Akropolis kapalı bizde etrafını gezip biraz fotoğraf aldıktan sonra eski mahallesi Plakaya iniyoruz. Plaka mahallesinin gercekten dar sokaklı cumbalı evleri ve de hoş kafeleri vardı . Atina’dan beğenmediğimizden dolayı çok vakit harcamadan çıkma kararı aldık . Allah tan çıkmışız Çünkü yol çok güzel ama virajlıydı ve yolumuz çok uzundu

012 - 2007-07-07 06:59
bu gülümsemeler yolculuk sonuna kadar devam edecek

013 - 2007-07-07 07:18
Plaka da Fethiye camii

014 - 2007-07-07 07:31

015 - 2007-07-07 07:48

016 - 2007-07-07 07:51

017 - 2007-07-07 08:17

018 - 2007-07-07 08:18

019 - 2007-07-07 10:34
Burada tomtom bizi çok zorladı Allahtan Destinatör ün Yunanistan haritasını da yüklemişim, yırttık velhasıl olayı ondan sonra yaklaşık 4-5 saatlik bir sürüşten sonra uzakta meteora kayalıkları görünmeye başladı . gerçektende çok hoş bir manzara ve yaklaştıkça da daha da güzelleşiyordu .
yol güzergahıda oldukça manzaralı

020 - 2007-07-07 10:38

021 - 2007-07-07 13:32
Yaklaşık 350 km bir yolla meteoraya gidiyoruz

022 - 2007-07-07 13:45
bu fotoğraf gezideki en sık şeklimiz

023 - 2007-07-07 14:02

024 - 2007-07-07 14:39

025 - 2007-07-07 14:40

026 - 2007-07-07 14:49

027 - 2007-07-07 14:50

028 - 2007-07-07 14:50

029 - 2007-07-07 15:10

030 - 2007-07-07 15:18
Kiliselerden sadece Great Monastry of Meteora’yı gezdik . Fakat içeride gördüğümüz tablolar bizi biraz üzdü Daha önceden bu yerlerin Türklere karşı din sanat bilim adamlarını koruma amaçlı yerler olduğunu öğrenmiştik Ama içeride tam bir Türk düşmanlığı sergileniyordu Türkler son derece barbar ve cani gösterilmiş. Din adamlarını kesen asan ve yakan tipler olarak tablolara resmedilmişti Birde Yunanlıların Türkiye’yi işgal tablosu vardı ki zafer kutlayan yunanlıları fesli Türkler alkışlarla karşılıyordu. “Eğer Türk düşmanlığınız uyuyorsa gelin uyandıralım” diyen bir yerdi Bunların dışında mutfak eşyaları, rahip giyisileri, marangoz ve demir kalay işçililikleri sergileniyordu. En çok güldüğümüz olayda verilen örtüyü üst bölgeyi değil de alt bölgeyi örtmek için kullanılmasıydı. Tabiki de Aylin de motosiklet pantolonunun üstüne sardı.

031 - 2007-07-07 15:19

032 - 2007-07-07 15:23

033 - 2007-07-07 15:25

034 - 2007-07-07 15:25

035 - 2007-07-07 15:26

036 - 2007-07-07 15:43

037 - 2007-07-07 15:44

038 - 2007-07-07 17:51
Daha sonra çok güzel virajlarla dolu 200 km İgoumenitsa yolu (Dolomitlerden sonra güzel olmadığına karar verdim)
Yolda bir ara dağın tepesinde güzel manzara var fotoğraf alalım diye durduk İşlerimiz bitti tam hareket ediyorum arkada bir Varadero onun da arkasında Nuri Abi. Tamam dedim yoklayayım şu Yunanlı kardeşi dedim, verdim gazı, 3-5 viraj baktım arkada kimse yok, kestim gazı baktım. Nuri abi yok dedim fos çıktı motorcu kardeş derken yine yollar karıştı haritaya bakmak icin durduk ki varaderocu arkadaş çıka geldi, meğer İstanbul’dan Harun adında bir arkadaş eşiyle birlikte İtalya’ya gidiyormuş . Sonraki etaplarda İgoumenitsa’ya kadar beraber yol aldık

039 - 2007-07-07 17:52

040 - 2007-07-07 17:53

041 - 2007-07-07 17:56
tatlı yorgunluk

042 - 2007-07-07 17:56

043 - 2007-07-07 18:17
yolda bir göl

044 - 2007-07-07 18:22
Yolları yine karıştırdık öndeki arkadaşlar yol gösterdi

045 - 2007-07-07 20:06
Feribotu beklerken gün batımı

046 - 2007-07-07 21:49
Feribot çok büyük Pulman bilet alsanız bile yanınıza havlu şort –mayo temizlik malzemesi şampuan kesinlikle alın .Gemide harika bir banyo-tuvalet var . Bizlerde hemen en rahat yerleri seçerek serdik tulumları. Artık alışkınız garip gelmiyor . Deliksiz derin bir uyku …..
Feribot çok büyük Pulman bilet alsanız bile yanınıza havlu şort –mayo temizlik malzemesi şampuan kesinlikle alın .Gemide harika bir banyo-tuvalet var . Bizlerde hemen en rahat yerleri seçerek serdik tulumları. Artık alışkınız garip gelmiyor . Deliksiz derin bir uyku …..

047 - 2007-07-07 21:53
İgoumenitsa ya varınca Doğruca Kereminde bahsettiği Milano Travel da Chirsto’yu bulduk. Tabi elimizde lokumlarla . Adam bir sevindi ki sormayın
….
Türkçe de biliyor cıva gibi ihtiyar delikanlı. Biletlerimiz ayarlayıp bizi hemen limana götürdü. Feribotu beklemeye başladık . Bu arada da Nuri ağabeyin çantasından yemekleri götürüyoruz . Günün esprisi “ Yunan sahillerinde bol bol balık yedik” (ekmek arası dardanel ton )

048 - 2007-07-08 09:57

049 - 2007-07-08 09:59

050 - 2007-07-08 11:46
3. gün
Ertesi gün öğlene kadar gemideyiz. İnsanlar havuz basında güneşleniyor biz de vakit geçirmeye çalışıyoruz. Gemi harika her şey mevcut. İçeride ve dışarıda barı, hediyelik eşya, giyim, kitap dükkanları ve marketi, Internet sağlayıcıları, special ve eko class restaurantları, çocuklar için “kids planet” ı var. Tabi biz de biraz keyfini çıkardık

051 - 2007-07-08 11:50

052 - 2007-07-08 12:30

053 - 2007-07-08 13:39

054 - 2007-07-08 13:49
Gemi beklediğimiz gibi saat 1 de Ancona’ya vardı ama gemiden çıkışımız tam 1 saat surdu, 5 katlı otoparkından 3 katı tırlar vardı çıkan yaklaşık 30 tır, arabalar ve motosikletleri boşaltmak biraz zaman alıyor tabi… Bu arada aşağıda motorların yanında bir İtalyan motorcuyla sohbet ediyoruz . Yunanistana 4 motorsiklet gezi yapmışlar Adamda 1200 RT var ve Garmin Gps kullanıyor Sordum nasıl yolları gösteriyormu diye O da internetten harita da rota indirip o rotanın resmini alıp koordinat verip takip ettiğini söyledi ve sonraki zamanlarda otobanda da karşılaştık arkadaşlarla

055 - 2007-07-08 14:47
Anconaya iner inmez o İtalyan atmosferini hissettik ve mutlu olduk. Karsımızda pembeli kırmızılı çiçeklerle süslü pencereli tarihi evler..meğer bu manzarayı taa Kotor a kadar izlemeye devam edecekmişiz. Bu bir Avrupa klasiği..ve çok güzel…

056 - 2007-07-08 23:57
Comoya 490 km var
Otobana çıkana kadar yaklaşık 1 saat boyunca tatil kıyılarından geçtik, günlerden de Pazar, yol boyu park etmiş arabalar binlerce.sonunda otobana çıktık derken bir de baktık ki otoban müthiş kalabalık. Biz de diğer tüm motorlar gibi aralardan sıyrılarak bu felaket trafiği aşmaya çalıştık-tabi emniyet şeridi baya ise yaradı. Yolda bir auto grillde sandviç atıştırıp tekrar devam.
Tam güneş batarken Comoya vardık ve direk kampingi bulduk. “Camping International”. Tabiki çok aramadık çünkü yine hemen şehir girişinde kamping işareti bizi oraya götürdü.Ayrıcada tomtom İtalya haritasında sorun yok İlk bakışta kamping gayet hoştu. Yerleştik ve tam duş alacakken öğrendik ki adamlar küresel ısınmaya karsı aşırı duyarlı! çıktı-duşlar jetonluydu! İlk jetonlar şirketten sonrası 50 cent. Ya 10 dk dan fazla kalmayın köpüklu kalırsınız, ya da extra jetonunuzu yanınıza alın.
Hazırlanıp Como gecelerine aktık. Süslü moda dergilerinden fırlamış Milanolu tipler buraya dolmuştu. Piazza Cavour denen meydanda bir caz konseri ve etrafında aristokrat tipler, biraz ilerde baksa bir meydanda rock konseri ve tikky gençlik. Güzeldi. Bir kaç gece fotoğrafı, bir de meydan pastanesinden içinde kazık olan üzümlü meyveli iki ay dayanabilen kek, fotoyu unutmuşuz, denemek isteyenlere çok hoş, 8 euro (kazığa anlam katmak için) alıp kampinge donduk…Kazıgın amacının Aynı zamanda fırını olan Nuri abi” içinin hamurlaşmadan pişmesi için” dedi

057 - 2007-07-09 00:09
Şimdide gece manzaraları

058 - 2007-07-09 00:12

059 - 2007-07-09 00:13

060 - 2007-07-09 00:41

061 - 2007-07-09 00:44

062 - 2007-07-09 00:44

063 - 2007-07-09 09:07
Como ya girişte bu yazı Aylinin motordan dikkatini çekmiş

064 - 2007-07-09 09:30
Sabah erkenden kalkıp Comoyu gezdik. Como, "Citta di Seta" (İpek Şehri) diye anılmaktadır. Çin&39;in ekonomik atağı öncesi dünyanın en önemli ipek üreticisi burasıymış.

065 - 2007-07-09 09:45
Via vittani ortaçağ evlerini hala olduğu gibi muhafaza eden meşhur sokak. Bir de kocaman fresklerle süslü duvarlar. Sokaklar daracık, insanlar genelde bisiklet kullanıyorlar.

066 - 2007-07-09 09:57
Tempio Voltiano elektrik bataryayı ilk bulanlardan Alessandro Volta ya “volt” kelimesinin kaynağı olan adama ait, buralıymış,

067 - 2007-07-09 10:03

068 - 2007-07-09 10:52
fotoğrafını alıp Duomoya ilerliyoruz.

069 - 2007-07-09 10:59

070 - 2007-07-09 11:02

071 - 2007-07-09 11:02

072 - 2007-07-09 11:05

073 - 2007-07-09 11:05

074 - 2007-07-09 11:06

075 - 2007-07-09 11:12
Porto Torre girişteki tarihi şehir kapısı bizi karşılıyor.

076 - 2007-07-09 11:18
duomonun içinden görüntüler

077 - 2007-07-09 11:19

078 - 2007-07-09 11:27

079 - 2007-07-09 11:41

080 - 2007-07-09 11:50
Yol dar ve virajlı ama hiç sıkıntı yasamıyoruz, insanlar müthiş dikkatli ve iyi kullanıyor. Kıyıdan gölün karsı yakasına varıyoruz ki yağmur ve –allahtan- upuzun tüneller başlıyor, neredeyse geldiğimiz yol kadar ardı ardına tüneller..derken Comodan uzaklaşıyoruz. Ama yüreğimiz adeta o harika golde ve muhteşem evlerde kalıyor

081 - 2007-07-09 11:50

082 - 2007-07-09 11:51

083 - 2007-07-09 11:54

084 - 2007-07-09 11:54
Avrupa’nın geçirdiği her sanatsal donemde bir değişikliğe uğramış daha da büyümüş daha da güzelleşmiş bir kilisesi.
En son muhteşem gol evi Villa dell&39;Olmo nun dışarıdan birkaç fotoğrafını alıp (içeride bir sanat sergisi var) yola çıkıyoruz.

085 - 2007-07-09 11:57
asilzadelerin gemileri buraya yanasıp misafirleri bırakıyor,
bahcenin önü

086 - 2007-07-09 11:58

087 - 2007-07-09 11:59
Bu arada Navi Como diye bir şirket isteyenlere gölü uçakla turlama sansı da veriyor.

088 - 2007-07-09 12:02

089 - 2007-07-09 12:11

090 - 2007-07-09 12:13

091 - 2007-07-09 12:14
Yolda yağmur saatlerce devam ediyor. Gideceğimiz yol 250 km civarı ama saatlerce suruyor. Çünkü dolomitlere acılan kapıya çok yaklaşıyoruz. Biraz yağmur biraz virajlar bizi yine yavaşlatıyor.Önceleri yağmurda tedirgin girdiğim virajlara daha sonra daha rahat gimeye başlıyorum çünkü asfalt tekerleri tutuyor ama yerlerdeki zaman zaman yoğun yapraklara dikat etmek gerekiyor devamlı bir çıkış içindeyiz önceleri Nuri abim eldiveninin birini Yunanistan’da düşürmüştü elleri üşüyor sonrada çizmeleri su almaya başladı yol üzerinde bir çok outdoor malzemesi satan yerler var oradan bir dağ ayakkabısı ve eldiven alıyoruz . Daha önceleri bir motorsiklet giyim ve aksesuar mağzası bulduk ama saat 15 e kadar kapalıymış ….
Bolzanoya yaklastıkca yollar guzellesiyor. Etrafımızda kıpkırmızı elma bahcleri beliriyor ve tabiki uzum. Karnımız daha da acıkıyor.

092 - 2007-07-09 12:23

093 - 2007-07-09 12:29

094 - 2007-07-09 18:36

095 - 2007-07-09 18:36
Bu yağmurlar sonucunda Fotoğraf makinasının birini kaybediyoruz
Bolzano’ya “Autokamp Moosbauer” a varıyoruz. Yağmur devam. Hemen yerleşip bu sefer çok rahat bir duş alıyoruz. Burası çok iyi bir kamp, tertemiz, yüzme havuzlu, marketi ve hoş bir restaurantı var. Her yer karavan dolu, ama o bildiğimiz karavanlardan değil, uzaktan kumandalı, adam düğmeye basıyor karavan arabanın arkasına gelip kendini birleştiriyor. Yağmurdan dolayı şehri sabah gezmeye karar veriyoruz. Kendimizi restauranta atıp hemen harika bir yerel şarap söylüyoruz. Ardından da ördekli ev yapımı makarnalar..superrr..tatlı bir sohbet ve sonra yatıyoruz..

096 - 2007-07-10 09:05

097 - 2007-07-10 09:06

098 - 2007-07-10 09:06

099 - 2007-07-10 09:06

100 - 2007-07-10 10:57
Sabah güzel bir kahvaltı yapıp şehri gezmek ve daha da önemlisi Ötziman’ i görmek için yola çıktık. Walther Square şehrin en önemli meydanı. Fotoğraf alıp iceman a doğru yola çıkıyoruz.

101 - 2007-07-10 10:58

102 - 2007-07-10 11:11
Yürüyerek uzun bir carsıdan ve taptaze meyve ve sebzelerle dolu bir pazardan geçip arkeoloji müzesine geliyoruz.

103 - 2007-07-10 11:24
Burası Ötziman’in evi. Müthiş bir müze. Tarihin dört farklı dönemini dört ayrı katta sergiliyor, bakır demir bronz ve roma devri. Bizim Ötzi bronz devrinden kalma bu yüzden 2. kattayız. Ötziman(Ötzi vadisinde bulunduğu için on bu adı vermişler) ya da Iceman, buzul cağında avlanırken bir başkası tarafından arkasından okla vurularak öldürülmüş. Çok uzun sure suda kaldığı için de doğal bir mumyalanma yaşamış. 1992 de buzların altından elini fark eden iki dağcı tarafından ihbar edilmiş ve ceset çıkarıldıktan sonra ancak bir buz devri adamı olduğu anlaşılmış.adamın bu mumyalı cesedi, üzerindeki tüm giysi ve silahlar iste bu müzede sergilenmekte. Gerçekten çok etkileyici. Sembolik bir resmi de cama yansıtılmış. İçeride fotoğraf tabiki yasak iste bu yüzden Ötziman’in elimizde kalan tek resmi bu oldu.

104 - 2007-07-10 11:24

105 - 2007-07-10 13:02

106 - 2007-07-10 13:04
kalede satılan kılınç

107 - 2007-07-10 13:10
Kale içinde dikkat çeken duvarlardaki değişik motifler ve resimler. Kalede zaman zaman tiyatro gösterileri yapılıyor, bunlardan en eski ve meşhuru da “Tristan and Isolde” ki bir odanın duvarlarında da onların hikayesini anlatan resimleri görüyoruz

108 - 2007-07-10 13:14

109 - 2007-07-10 13:15

110 - 2007-07-10 13:26
Müzeden çıkıp son olarak Runkelstein Castle a dogru yola çıktık. Burası da Bolzano’nun diğer birkaç kalesinden biri. Üzüm bağları içinde yemyeşil bir manzarada. .

111 - 2007-07-10 13:31
bir gün önceki yağmurdan kalan nemlerin gitmesi için kaleye çıkmadan önce yayılış

112 - 2007-07-10 14:34

113 - 2007-07-10 14:40
Bugün önemli bir gün çünkü Alplere doğru çıkıyoruz. Yollar ilk önce kanyonlardan geciyor derken tırmanıyoruz dağlara. İlk durak “Nova Levante”. Görebileceğiniz en küçük ama en muhteşem gölcüklerden. Masmavi, değil çöp atmak, insanlar ellerini bile sürmüyorlar. Cam göbeği mavi işte budur…

114 - 2007-07-10 14:43
Gölün muhteşemliğini asıl yola çıkınca görüyoruz. Yol kilometrelerce gol boyunca uzanıyor. Evler sanat harikası, muhteşem. Yamaçlar üzerinde kurulmuş aşağı merdivenlerden çiçek bahçeleri içinden inen evleri görüyoruz. Evler adeta doğayla bütünleşmiş. Göl dağlarla çevrili ters bir y seklinde, her yer yemyeşil.

115 - 2007-07-10 15:04
Göl kenarında onlarca trekking ci var. Korkuyoruz bunları ayılar yer diye ama ne fayda. Ciddi ciddi orman ve dağ. Neyse bir kahve ve sandviç molası verelim burada derken iki alman la tanışıyoruz. Adamlardan biriyle muhabbeti kuruyoruz. Çok cana yakın sanki Alman değilmiş gibi. Meğer onlar da Arabba ya gidiyorlarmış. O gün boyunca Arabbaya gidene kadar 2 kez daha karsılaşıyoruz, molalarda bize arkadaş oluyorlar. Nova levante üzerine gökkuşağı perilerinin masalarının yazıldığı bir gol ve görülmeye değer…
Bu arada adamın üstünde fener forması bana geliyor bende fenerbahçe marşını söyleyerek adama ilerliyorum . Adama en büyük fener diyorum ama adam bana garip garip bakıyor . meğerse fenerbahçe basketbol takımı italyada bir karşılaşma esnasında masör vermiş formayı

116 - 2007-07-10 15:09
Şimdide kutlama zamanı

117 - 2007-07-10 15:58
İste buradan sonra başlıyor passo lar bir bir sıralanmaya. Dolomitlerde yata kalka ilerliyoruz. Yollar Alman,İtalyan, diğer bir suru ulustan motorcularla dolu. Evler kıs evleri, pencereler istisnasız çiçeklerle süslü, etrafta Heidi klubeleri ara ara, dağların zirvelerinde kar ve onun dışında her yer yemyeşil. Bu atmosfer kilometrelerce sürüyor. Hayatımda şimdiye kadar motor kullanırken bu kadar mutlu olduğumu hiç mi hiç hatırlamıyorum bütün gün yüzümde tatlı bir gülümseme devam etti ve bu gezi yeni bir gezinin kapısını araladı

118 - 2007-07-10 16:12

119 - 2007-07-10 16:22

120 - 2007-07-10 16:23

121 - 2007-07-10 16:26
İşte o Alman Altıda 10 kusur yaşında pan-europan ı var ve bu motorla 190 bin km yapmış. Gururlanarak anlatıyor

122 - 2007-07-10 16:33
Bu da sadece Alplerde yetişen bir çiçek

123 - 2007-07-10 16:43

124 - 2007-07-10 16:51

125 - 2007-07-10 16:53

126 - 2007-07-10 17:03

127 - 2007-07-10 17:04

128 - 2007-07-10 17:08

129 - 2007-07-10 17:09

130 - 2007-07-10 17:26

131 - 2007-07-10 17:38

132 - 2007-07-10 17:41
son passo

133 - 2007-07-10 17:44

134 - 2007-07-10 17:44
Buraya gelmeden önce Nuri abi bir afrikayı solladı... adam ondan sonra o motoruyla öyle bir gazladı ve virajda öyle bir nuri abiyi geçişi vardı ki sonraki 5 gün Nuri abiyle uğraşmama vesile olacak konu çıktı ve ben doğrudan adamın yanına giderek adamı kutladım . Adam önce kızdım sandı sonrada kutladığımı anlayınca sevinç gösterisinde bulundu
O günkü gördüklerim birazda Yüzüklerin efendisi filmini hatırlattı küçük kulübeler sanki hobitlerin evi işte bu ağaç oymalarda ormandaki yürüyen ağaçlar gibi

135 - 2007-07-10 18:07

136 - 2007-07-10 18:10

137 - 2007-07-10 18:35
Cortina d’ampezzo gün boyu gördüklerimizden daha farklı gelmiyor. Yine kayak merkezi ve zengin İtalyanların kışlık evleri.

138 - 2007-07-10 18:35

139 - 2007-07-10 18:37
Crystal Cliff

140 - 2007-07-10 18:39

141 - 2007-07-10 18:48

142 - 2007-07-10 18:53
Bölgenin meşhur dağcısı

143 - 2007-07-10 19:20
Aksam olmadan Misurina ‘ya varıyoruz. Gölü ve etrafın güzelliğine dayanamayıp orada kalmaya karar veriyoruz.

144 - 2007-07-10 19:20

145 - 2007-07-10 19:21

146 - 2007-07-10 19:21

147 - 2007-07-10 19:22

148 - 2007-07-10 19:23

149 - 2007-07-10 19:23
Camping Alla Baita olanakları acısından kaldığımız en kötü kamp. Sıcak suyu var ama soğuk suyu yok mesela …Nuri abi kıpkırmızı dutsan çıkınca yemek hazırlamaya başlıyoruz. Kendimize şarap alıp makarna yaptık yine. Hava gittikçe soğuyordu ama öyle mutluyduk ki aldırmıyorduk. Hava kararınca biz bulaşıkları yıkamaya gittik ki Nuri Abi donduğundan dayanamayıp kendini çadıra atmış. Bizse direnip şarabımızı alıp göl romantizmini izlemeye koyulduk. Maalesef bir kaç fotoğraf alabilecek kadar dayanabildik.şarap bile soğuk gelmeye başlayınca gidip yattık. Meğer macera daha yeni başlıyormuş. Sabaha kadar donarak uyumaya çalışmıştık. Nuri Abi bunun yolunu ertesi sabah söyle ifade ediyordu “kim inanır, valla millet güler bana İskender, kafamda kaskla uyudum, olsun ama olsun, azıcık rezillik cekicez”… çok güldük..

150 - 2007-07-10 20:44

151 - 2007-07-10 22:45

152 - 2007-07-10 22:47

153 - 2007-07-10 22:52

154 - 2007-07-11 10:49
6. gün
Sabah hepimiz donarak uyanmıştık ama dağın muhteşem güzelliği her şeyi dayanılır kılıyordu. Kızarmış yumurtalı söyle güzel bir kahvaltı hazırladık kendimize. Herkes kendince bir kahvaltı yapıyordu, kimi bir kahveyle geçiştirdi, kimi bizdeki gibi bir kamp ocağına sahip ve şanslıydı. Saat 6 bucukta kalkmıştık ama güneşin çıkışı tabi biraz uzun surdu, ya da bize öyle geldi.
Eşyaları toplayıp yola koyulduk. Göl sanki gece ayrı güzel sabah ayrı güzeldi. Karsımızda “crystal cliffs” dedikleri buz zirveleri bizi yol boyu bir sure takip etti. Bu soğuk dağda uyumak hayatımızın en güzel çılgınlıklarından oldu .Bir gün önceki yolar hala aklımdaydı ve yedek bir rotam daha vardı. Bu gün o rotayı yapalım dedim fakat hem Aylin hemde Nuri abim bir gece önceki soğun etkisiyle yok normal rotaya devam deyince gezinin en büyük hatasını yaptığımızı onlarda ilerleyen zamanda anlayacaklardı.
Misurina dan hayranlıkla ayrıldık.
Üzerimizde gecenin yorgunluğu yola çıktık .Pieve di cadore ye doğru gidiyoruz Kentin meydanında duruyoruz birkaç fotoğraf alıyoruz .

155 - 2007-07-11 10:59

156 - 2007-07-11 11:04
Ben bir gün daha dolamitlerde kalamamanın verdiği keyifsizlik Nuri ağabey ve Aylinin dün gecenin soğuyla isteksiz haliyle Bled e doğru ilerlemeye başladık.

157 - 2007-07-11 11:10
yol üzerinden fotoğraflar

158 - 2007-07-11 11:12

159 - 2007-07-11 12:08

160 - 2007-07-11 12:10

161 - 2007-07-11 12:10
Boş zamanını dğerlendiren bir benzinci

162 - 2007-07-11 12:25
Birazda İtalyan kasabalarını kanıksamayada başladık galiba

163 - 2007-07-11 12:25

164 - 2007-07-11 12:28

165 - 2007-07-11 12:36

166 - 2007-07-11 12:39

167 - 2007-07-11 12:47

168 - 2007-07-11 13:10

169 - 2007-07-11 14:34

170 - 2007-07-11 15:23
Artık İtalya dan ayrılıp Slovenya sınırına giriyoruz. Görevliler pasaportlara bile doğru dürüst bakmadan bizi geçiriyor
Kranjjska Gora geçidini pas geçiyoruz

171 - 2007-07-11 18:07
Slovenya küçük bir ülke ama Avrupa nın modernizmini yakalamış. Yollar, evler, insanlar, çevre bize İtalya dan çok büyük bir fark hissettirmiyor.
Bir iki saatte Bled’e varıyoruz ve kalacağımız kampinge (Camping Bled, zaten göl kıyısında başka kamping yok) varıyoruz. Burası 5 yıldızlı göle sıfır çok güzel bir kamp yeri. İçinde 5-6 ayrı “sanitary place” dedikleri duş, tuvalet, çamaşır ve bulaşık hane binası, tenis kortları, çocuklar için basketbol, futbol ve oyun alanı, bir restaurantı ve büyük bir yüzme havuzu var.

172 - 2007-07-11 18:09
Bled hepimizin merakla beklediği diğer bir göl. Tam bir romantizm şehri ve spor alanı. Varış saatimiz erken olunca eşyaları yerleştirip hemen dışarı atıyoruz kendimizi.
Gölün etrafından yürüyerek şehir merkezine gidip sd kartları boşaltmak düşüncesiyle çıktık.

173 - 2007-07-11 18:10

174 - 2007-07-11 18:20

175 - 2007-07-11 18:37
Meğer yolumuz uzunmuş Yol boyunca insanlar koşu, yürüyüş, kay kay, yüzme, kano gibi değişik sportif aktiviteler halinde.
Burada da böyle bir kumsal yapmışlar

176 - 2007-07-11 18:39

177 - 2007-07-11 18:39

178 - 2007-07-11 18:42

179 - 2007-07-11 20:57
akşam üstü gölün sahipleri kıyıya uyumaya çıkmışlar

180 - 2007-07-11 20:59
Bir de yukarıdan aşağı inen bir kayak var ve çok eğlenceli görünüyor

181 - 2007-07-11 21:00

182 - 2007-07-11 21:06
Kimisi sevgilisiyle fotoğraf çekiyor, kimisi dondurma yiyor. Her yaştan insan.

183 - 2007-07-11 21:14

184 - 2007-07-11 21:18
Villa Bled şimdilerde otel olarak kullanılıyor

185 - 2007-07-11 21:21

186 - 2007-07-11 21:27

187 - 2007-07-11 21:32
Şehir merkezinde büyük bir çarşı, birkaç restoran, cafeler ve barlar ve bir de casino var. Bir cafe de bir şeyler içip cd leri bekleyelim diyoruz ki burada da çocuklar için mini bir golf sahası var! Fotoğraflar çekerek kampa dönüyoruz yavaş yavaş. Nuri Abi’yi alıp restorana yemeğe gidiyoruz. Burada eski Yugoslavya bölgesinin meşhur “cevapcici”sini yiyoruz. Bol sarımsaklı Tekirdağ köftesinin bol soğanla ve domates biber sosuyla servis edilmiş hali. Lezzetli ama gece yemenizi önermiyoruz. Dün geceki soğun etkisi herkeste devem ediyor ve doğruca çadırlara gidiyoruz

188 - 2007-07-12 12:19
7. gün
Planımız Bled adasına pletna ile gezi, kaleye gezi ve Vintgar gorge. Sonrada Ljubljana. Hala yorgun hissediyoruz o yüzden kısa bir yol alacağız
Ada Bled e müthiş bir güzellik katıyor. Karşıya pletna dedikleri teknelerle geçip göle uzanan 99 merdivenlerden yukarı çıkıp kiliseyi gezebiliyorsunuz.

189 - 2007-07-12 12:30

190 - 2007-07-12 12:44

191 - 2007-07-12 12:44
Unutmadan buradaki çanı çalmak insana uğur getiriyor, bu yüzden Bled de çanlar hiç susmuyor. Ama işin kötü yanı bunların hepsi ücretli…

192 - 2007-07-12 12:45

193 - 2007-07-12 12:46

194 - 2007-07-12 12:47

195 - 2007-07-12 13:31
Ardından karşıya kaleye çıkıyoruz. Burada ilk olarak rahip kıyafetli son derece iyi 4 dil konuşan güler yüzlü bir adam, dev gibi iki şarap şişesi ve bir kılıçla karşılaşıyoruz.

196 - 2007-07-12 13:33

197 - 2007-07-12 13:38

198 - 2007-07-12 13:43
Adam Bled şaraplarının satış elemanı. Gelenek ise düğünlerde damattan para alıp kılıçla bu şişelerin kafası kesiliyor ve herkese şarap ikram ediliyor. Üç değişik şarap alıp kalenin müzesini ve surları geziyoruz. Burada büyük bir restoran ve izleme alanı var. Surlardan karşı manzarayı görünce müthiş mutlu hissedip hepimiz çok şükür şu manzarayı gösterene diyoruz..Eğer buralara bir gün buralara uğrarsanız merlot ve cabarnet Sauvignon tavsiyem diğerleri iyi değil

199 - 2007-07-12 13:44

200 - 2007-07-12 13:44

201 - 2007-07-12 13:44
kaleden Bled görüntüleri

202 - 2007-07-12 13:45

203 - 2007-07-12 13:48

204 - 2007-07-12 13:48

205 - 2007-07-12 13:51
Kaledeki müzeden görüntüler

206 - 2007-07-12 13:51

207 - 2007-07-12 13:59

208 - 2007-07-12 14:03

209 - 2007-07-12 14:03

210 - 2007-07-12 14:04
Buda tepedeki kale içindeki su kuyusu Benim çok ilgimi çekmişti

211 - 2007-07-12 14:26
Son olarak plan Vintgar Gorge.

212 - 2007-07-12 14:50
Internet’te 23 metre şelale ve müthiş Bled manzarasıyla sonlanan 1600 metre bir kanyon yazıyor, Antalya Saklıkent’in yerini tutamaz, sonunda da şelale var ama setlerle örülmüş bir yerden akıtılmış. Para tuzakları sadece Türkiye de değil tabi, üstelik dönüşte de yağmura yakalanıyoruz. Biraz zaman ve efor kaybı oluyor ama neyse…

213 - 2007-07-12 14:50

214 - 2007-07-12 14:53

215 - 2007-07-12 15:10

216 - 2007-07-12 19:03
Ljubljana da yine 5 yıldızlı bir kamptayız. Yerleşip şehre taksi ile gitmeye karar veriyoruz çünkü kamp şehre 7-8 km uzak, gecelere de akabilelim diye.
Ejderhalı köprüsü (şehrin en eski köprüsü ve ejderha Ljubljana’nın simgesi) üzerinde birer resim

217 - 2007-07-12 19:04

218 - 2007-07-12 19:05

219 - 2007-07-12 19:07

220 - 2007-07-12 19:13
hemen. Castle hill’e çıkıp şehri yukarıdan izlemeye karar veriyoruz. Yukarı sizi asansör ve son derece centilmen bir görevli çıkarıyor. İsterseniz indiriyor da ama biz bileti tek yön alıp aşağı yürürüz diyoruz.

221 - 2007-07-12 19:15

222 - 2007-07-12 19:26
Ljubljana sıradaki şehir.

223 - 2007-07-12 19:27

224 - 2007-07-12 19:28

225 - 2007-07-12 19:39

226 - 2007-07-12 19:49
sokaklardan görüntüler

227 - 2007-07-12 19:50

228 - 2007-07-12 20:04

229 - 2007-07-12 20:27
Yukarıda harika şehir manzarası ve romantik sevgililer.Aşağıda ise bir kafe ve kale içinde bir resim sergisi var.
Kaleden iniş bayağı bir dik çıktı. Ama trekking botlar sağ olsun zorlanmadık.Önümüzde ince topuklu bayanlar cilveleşerek iniyorlar ve onları tebrik ediyoruz
İnince bir şeyler yemeye karar verdik. Meşhur “stari trg” da bir yere oturduk ve değişik bir small fish dedikleri (gerçekten minicik balıkları harika soslayıp kızartmışlar) balığı tattık.Kalamarlarda nefis Garson kızımızda hem güzel hemde sempatik civa gibi hızlı ve güzel servis

230 - 2007-07-12 21:20
Yollarda yine müzisyenler ve kitapçılar.

231 - 2007-07-12 21:31
Bir de tanıtım mankeni

232 - 2007-07-12 21:31

233 - 2007-07-12 22:04
Yemekten sonra nehir boyu yürüdük, her yer cafe bar, piyasa. Birine oturup bir şeyler içtik.

234 - 2007-07-12 22:23

235 - 2007-07-12 22:24
Bu geziyi hazırlarken önceden yapılmış yerli yabancı gezilerde bize yardımcı oldu . İstanbuldan geçen sene Ljubljana ya gelen bankacı bir arkadaşın gezisinde Bir Arnavut garsondan bahsediyordu ve aaaaa o adam karşımızda biraz ayak üstü Türkçe ve İngilizce karışık sohbet ediyoruz ama resim almayı unutuyoruz
Gece fotoğraflarımızı da alıp kampa dönüyoruz.

236 - 2007-07-12 22:26
Preseren Square en büyük meydanı.

237 - 2007-07-12 22:28

238 - 2007-07-12 22:55

239 - 2007-07-13 11:20
Sekizinci gün
Mağaraya geziler rehberle yapılıyor ve belli saatlerde. 10 turunu yakalamaya çalışıp son anda yetişiyoruz.
Biletleri alıp mağaraya doğru yürüyoruz. Mağaraya girmeden rehberimiz bize mağara ve kuralları hakkında bilgi veriyor.

240 - 2007-07-13 11:29
Slovenya’nın birbirine yakın iki büyük mağarası var biri Postojna diğeri ise Skocjan. Skopcjan Reka ırmağının içinden geçtiği ve karstik şekilleri oluşturduğu bir mağara.zaten burası karst sisteminin en önemli örneği olarak Unesco World Heritage korumasında. 123 m genişliğinde ve 300 m uzunluğunda Martel’s Chamber çok büyük bir boşluk. İlk önce Silent Cave dedikleri daha önceden oluşmuş ve artık nehrin akmadığı bölüm. Sonra ise Loud Cave bölümü, içeride küçük şelaleler, gölcükler ve nehrin az bir kısmını görüyorsunuz. İnsanın yaşam izleri yüzyıllar öncesine dayanıyor ve araştırmalar yıllardır devam ediyor. Bilim adamları bu iki mağaranın bir şekilde birleştiğini düşünüyor ve eğer bu yol bulunabilirse dünyanın en büyük yer altı boşluğu olacak.

241 - 2007-07-13 11:30

242 - 2007-07-13 11:32

243 - 2007-07-13 11:32

244 - 2007-07-13 11:44
Yerler ıslak, bazı yerler yürürken biraz zorluyor. 2,5 km yi yakalaşık 2 saatte yürüyoruz. Biraz zorlu tabiki.

245 - 2007-07-13 11:45

246 - 2007-07-13 12:06

247 - 2007-07-13 12:07

248 - 2007-07-13 12:08

249 - 2007-07-13 12:12

250 - 2007-07-13 12:13

251 - 2007-07-13 12:25

252 - 2007-07-13 12:27
Mağaradan kan ter içinde çıkıp biraz dinlenip yola devam. Sırada Hırvatistan var.

253 - 2007-07-13 12:29

254 - 2007-07-13 12:34

255 - 2007-07-13 13:42
Yolda karnımız acıkıyor ve rastladığımız ilk restorana bir yol üstü Grill e giriyoruz. Bir de bakıyoruz ki zavallı domuzu şişe sokmuşlar çeviriyorlar. Oradan garsonu çağırıp siparişimizi veriyoruz: bize kes bi kulak bi burun getir

256 - 2007-07-13 14:12
tabi yolda biraz ilerleyince o bölgede daha bir çok restoranın bu domuz çevirme özelliğine sahip olduğunu görüyoruz. Millet bayılıyor buna. Biraz domuz geyiğinden sonra asıl siparişimiz geliyor, harika bir deniz ürünlü pizza.

257 - 2007-07-13 16:15
Deniz ürünlü yemek için çok alakasız bir yerdeyiz ama adamlar ciddi muhteşem bişey yapmışlar. Bu arada birkaç motorcuda geliyor bizim motorları görünce . Selamlaşıyoruz malesef ne Türkçe ne de İngilizce bilmiyor bu İtalyan arkadaşlar
Pizzalardan sonra yola devam. Sınırı yine kolaylıkla geçip Rijeka’ya varıyoruz. Burası Hırvatistan’ın en büyük liman şehri. Birer kahve molası veee güzeller başladı derken garson hesabı almaya gelince kunaya geçtiğimizi unuttuğumuzu fark edip hemen bir Exchange Office den kuna alıyoruz ve bu bahaneyle meşhur Korzo yu görüyoruz. Cadde işte, görüntü bile almamışız
Aklımızdan Nuri abiyi bulaşıkları yıkamak üzere rehin bırakıp kaçmak geçiyor, ama vicdanımız el vermiyor.
Hava çok sıcak ve Rijeka da sadece sanayi gemileri manzarası olunca yola devam kararı alıyoruz. Bakar ve Bakarca Krk köprüsünden önceki iki küçük ardışık sahil kasabası.

258 - 2007-07-13 16:16

259 - 2007-07-13 16:21

260 - 2007-07-13 16:22

261 - 2007-07-13 16:28

262 - 2007-07-13 16:29
Sonra meşhur köprüden geçip adaya adı atıyoruz. Krk adası büyük bir ada. Uzaklıkları en az 15-20 km olan 6-7 kasaba var bu adada

263 - 2007-07-13 16:36

264 - 2007-07-13 16:37

265 - 2007-07-13 16:37

266 - 2007-07-13 21:43
Biz direk Krk merkeze gidiyoruz. Yine oldukça iyi bir kampingde Camping Jezevac ta kalacağız. Çadırları kurup yerleşiyoruz ve mayoları giyip denize gidiyoruz.

267 - 2007-07-13 22:01
Pek çekici gelmiyor, deniz soğuk bulanık ve kalabalık. Birer bira içip dinlenme kararı alıyoruz. Yarım saat kestirip akşam yemeğine gidiyoruz.
Marina ve tarihi kasaba bir arada. Animatörün teki ateşle oynuyor.

268 - 2007-07-13 22:20
Millet gezintide yürüyüşte. Krk da meşhur yemek makarna ve kalamar. Kıyıda bir restorana oturuyoruz.

269 - 2007-07-13 23:39
Yerel şarapla yemeklerimiz geliyor. Makarna başarısız ama kalamar tabiki bol ve güzel. Burada sonraki gezeceğimiz tüm tarihi şehirler roma dönemi klasiği, meydanı, darı sokakları, taş evleri, kırmızı çatıları, saatli kulesi ve hepsini çevreleyen kalesi. Dondurmalarımızı alıp şehirde yürüyerek fotoğrap alıp kampinge dönüyoruz.

270 - 2007-07-13 23:40

271 - 2007-07-13 23:43

272 - 2007-07-13 23:44

273 - 2007-07-13 23:53

274 - 2007-07-14 00:11

275 - 2007-07-14 00:25
Yarın sabah önce Krk daki diğer kasabaları gezip sonra da Plitvicka Jezera’ya yine bir Unesco koruması bölgeye gideceğiz...

276 - 2007-07-14 10:30
9. gün
hedef ençok görmeyi arzu ettiğim bir yer Plitvicka Jezera. Sabah kalkıp Baska ve diğer Krk kasabalarını gezmeye gidiyoruz ama yol biraz uzun ve pek de görülecek bir şey yok birbirinden pek farkı olmayan plajlar

277 - 2007-07-14 10:32

278 - 2007-07-14 10:34

279 - 2007-07-14 10:41

280 - 2007-07-14 11:20

281 - 2007-07-14 11:25
Orta gelirli için bir tatil adası gibi burası. Baska da bir kahve içip dönüşe geçiyoruz.

282 - 2007-07-14 11:26

283 - 2007-07-14 12:22
Krk dan ayrılmamız öğleni buluyor.

284 - 2007-07-14 12:50
Plitvicka Jezera’ya varana kadar önce sahilden,

285 - 2007-07-14 12:51

286 - 2007-07-14 12:52

287 - 2007-07-14 14:17
sonra dağlardan ve köylerden geçiyoruz, yollar eski, ama doğa giderek güzelleşiyor.

288 - 2007-07-14 14:17

289 - 2007-07-14 14:18

290 - 2007-07-14 16:22
Kampingi bulup önce eşyaları bırakıp üstümüzü değiştirdik, sonra da birer balık ekmek. Yine çok hoş bir kamp yeri, etraf sakin kuşlar cıvıldıyor. Yine dağdayız ama bu kez hava baya sıcak. Saat 4.30 da göllere giriş yerine geliyoruz.
Burada gördüğümüz motor ilgimizi çekiyor

291 - 2007-07-14 16:22

292 - 2007-07-14 16:22

293 - 2007-07-14 17:07
Burada değişik rotalar var ve gezeceğiniz mesafeler ve araçlar değişiyor. Biz uzun rotayı kaçırmış olduğumuzu fark edince önce biraz panikliyoruz ama fark ediyoruz ki bu saatte gideceğimiz rota önceki arkadaşların yapmış olduğunun tam tersi yani onlar yokuş yukarı çıkmışlar biz ise yokuş aşağı iniyoruz. 15 dk lık gemi yolculuğu da çok önemli değil, çünkü seçtiğimiz bu rotada her şeyi çok yeterli görebiliyorsunuz. Çok şey kaybetmemiş olduğumuzu fark edince içimize su serpiliyor hemen yola koyuluyoruz. Rotamız E rotası. Çekçek otobüs sizi yukarı taşıyor ve siz patikalardan aşağı doğru ilerliyorsunuz.
Plitvicka Jezera yemyeşil sık ormanlar içinde kota farkıyla bir birine dökülerek akan göllerin olduğu bir yer.

294 - 2007-07-14 17:08
Göllere 400 yıl öncesinde giren yok. sık ormanlar ve buranın Türk sınırı olması insanlara korkunç geliyormuş ve buraya şeytanın bahçeleri derlermiş.

295 - 2007-07-14 17:09

296 - 2007-07-14 17:11
yanında birde rakı

297 - 2007-07-14 17:11
İlk olarak büyük bir göl olan Pronscansko Jezero yu görüyoruz ve ağzımız açık burada gün batımı nasıl dehşet olurdu diye hayal ederek izliyoruz bir süre.

298 - 2007-07-14 17:14
Bütün göllerin etrafında patikalar ve karşıya geçişleri sağlayan tahta iskeleler var. Oralardan yürüyerek ilerliyoruz.

299 - 2007-07-14 17:15

300 - 2007-07-14 17:15

301 - 2007-07-14 17:19
Yolda karşımıza şelaleler, alabalık sürüleri, ördekler, kuşlar çıkıyor.

302 - 2007-07-14 17:21
şimdi uzun uzun resimler Çünkü buranın güzelliğini anlatmakla olmuyor yaşamak ve görmek lazım

303 - 2007-07-14 17:24

304 - 2007-07-14 17:25

305 - 2007-07-14 17:27
eyvah yakalandık pozu

306 - 2007-07-14 17:29

307 - 2007-07-14 17:29

308 - 2007-07-14 17:30
Tarzan

309 - 2007-07-14 17:31

310 - 2007-07-14 17:32

311 - 2007-07-14 17:36

312 - 2007-07-14 17:37

313 - 2007-07-14 17:38

314 - 2007-07-14 17:47

315 - 2007-07-14 17:48

316 - 2007-07-14 17:48
Birkaç ağaç toprakta ömrünü doldurmuş ama üzerinde canlılar hayata devam ediyor, otlar yani…

317 - 2007-07-14 17:54

318 - 2007-07-14 17:55

319 - 2007-07-14 17:56

320 - 2007-07-14 18:03

321 - 2007-07-14 18:15
kendimizi çekeceğiz diye ara sıra şekil yapıyoruz

322 - 2007-07-14 18:25

323 - 2007-07-14 18:32

324 - 2007-07-14 18:42

325 - 2007-07-14 18:46

326 - 2007-07-14 18:47
kayık kiralayıp gezebiliyorsunuz bu büyük gölde

327 - 2007-07-14 18:50
Bu tekneyle karşıya geçiyoruz

328 - 2007-07-14 18:55

329 - 2007-07-14 19:56
Göllerde uzunuzun yürüyüp kampa dönüşe geçiyoruz. Çıkışta fark ediyoruz ki hala hiç kimse bizden bilet istemedi. Sinir bozucu ama gerçek, biletleri boşuna almışız.
Bilet gişelerinin orada satılan reçelli çikolatalı görünümlü kekleri merak ediyoruz ama sabah kahvaltısına bırakıyoruz(keşke hiç almasaymışız, çok kötü çıkıyor) sadece burada satılan köy kaşarından alıp kampa dönüp yemeğimizi hazırlıyoruz. İtalya da Misurina daki süpermarketten aldığımız hazır paella(bilmeyenler için deniz ürünlü, tavuklu, baharatlı, safran sarısı İtalyan pilavı), Bled den aldığımız şaraplar ve buradan aldığımız köy kaşarı menumüzü oluşturuyor. Bu arada Nuri Abi kampta böyle bir GS görüp bize gösterdi.

330 - 2007-07-14 19:56

331 - 2007-07-14 19:57

332 - 2007-07-14 19:57

333 - 2007-07-14 19:57
Yemek, sohbet ,kahkahalarla yıldızların altında güzel bir gece geçirip uyuyoruz…

334 - 2007-07-15 10:58
10. gün
Sabah kalkıp toplanıp direk gişelere dünden planladığımız kekleri yemeye gidiyoruz ama müthiş bir hayal kırıklığı kekler felaket. Yola devam ediyoruz. Sırada Zadar ve Trogir var. Her ikisi de Dalmaçya kıyılarında tarihi roma dönemi şehirleri. Yol Dalmaçya kıyıları boyunca uzanıyor. Hava çok sıcak ama manzaralar çok hoş.

335 - 2007-07-15 11:15

336 - 2007-07-15 11:36
İlk olarak Zadar a giriyoruz. kurşunlanan binalar

337 - 2007-07-15 12:02
Şehir çok iyi korunmuş, insanlar hala burada yaşıyorlar.

338 - 2007-07-15 12:03

339 - 2007-07-15 12:09

340 - 2007-07-15 12:15

341 - 2007-07-15 12:22

342 - 2007-07-15 12:24
Birer parça pizza atıştırıp yürümeye devam ediyoruz. Karşımıza bir anne ve kızı çıkıyor ve

343 - 2007-07-15 12:24
biz anasına bak kızını al demekten kendimizi alamıyoruz

344 - 2007-07-15 13:20
Bir cafede otururken de Zadar karşıdan gelen bir afetle sallanmaya başlıyor

345 - 2007-07-15 13:37
Burayı detaylı gezmek plan dışıydı ama iyi ki girmişiz çok hoşumuza gidiyor. Girişte park yerinde motorları bırakıyoruz ama montları elimizde taşıma fikri zor geliyor. Orada çevre gönüllüsü çocuklar bize dondurma karşılığı ceketlere bakma sözü verince bayram ediyoruz.

346 - 2007-07-15 13:58
Çocuklara dondurmalarını ısmarlayıp yola çıkıyoruz. Kıyılardan devam.

347 - 2007-07-15 14:34

348 - 2007-07-15 14:47

349 - 2007-07-15 14:47
Trogir e varmadan karşımıza bir boğaz köprüsü çıkıyor. Durup manzarayı görüntülüyoruz.

350 - 2007-07-15 14:47

351 - 2007-07-15 14:49

352 - 2007-07-15 14:50

353 - 2007-07-15 14:52
Bir de köprüde böyle şirin bir araba vardı

354 - 2007-07-15 18:21
Yine bir Unesco koruması şehir Trogir e varıp daha girişinde şehre bayılıyoruz. Burada sadece iki kamping buluyoruz ve ilki dolu. Basıp şehre 2-3 km uzaktaki başka birine Camp Seget e gidiyoruz. İmkanlar pek iyi değil. Yerleşip biraz yüzelim derken denizi de beğenmeyip şehre gidiyoruz ve yine taksiyle, gecelere akmak açısından.
Kampta bir araç

355 - 2007-07-15 18:22

356 - 2007-07-15 18:22

357 - 2007-07-15 18:23

358 - 2007-07-15 20:25
Trogir yine surlarla çevrili daha önce bahsettiğim klasik ortaçağ şehri. Girişte hoş bir tarihi kapı, ressamlar, müzisyenler bizi karşılıyor.

359 - 2007-07-15 20:27

360 - 2007-07-15 20:27

361 - 2007-07-15 20:28
Dar sokaklarda ilerlerken süngerler ve diğer deniz ürünlerinden süs eşyaları satan bir dükkan ve yanında internet cafe. sd kartları boşaltıp gezmeye devam ediyoruz.

362 - 2007-07-15 20:29
Akşama bu meydan tıklım tıklım dolacak

363 - 2007-07-15 20:30

364 - 2007-07-15 20:33

365 - 2007-07-15 20:33

366 - 2007-07-15 20:34
Şimdi bu fotoyuda neden çekrim bilmiyorum

367 - 2007-07-15 21:30
Surların dışına diğer taraftan marinaya çıkıyorsunuz ki burada da çok hoş bir ortam var

368 - 2007-07-15 21:32

369 - 2007-07-15 21:33

370 - 2007-07-15 21:36

371 - 2007-07-15 21:46
Bu mavi beyaz eşyalar satan dükkanlar tüm hırvatistanda var

372 - 2007-07-15 22:03
Akşam yavaş yavaş çöküyor ve şehir daha da güzelleşiyor.

373 - 2007-07-15 23:20
Şehir meydanında büyük bir cafe bulunca buraya oturuyoruz ki ne de iyi etmişiz, sanki şehrin kalbini bulmuşuz bütün gece sadece Salı ve perşembeleri çalan iki kişilik bir grubun canlı performansını dinliyoruz adamlar her telden çalıyor. Cafe full, etrafta yine insanlar…

374 - 2007-07-15 23:22

375 - 2007-07-15 23:23

376 - 2007-07-15 23:25

377 - 2007-07-15 23:55
Müthiş bir müzik keyfi ve gece yine taksiyle kampa dönüp uyuyoruz…

378 - 2007-07-15 23:56

379 - 2007-07-15 23:58
Sabah erkenden Trogir den ayrılıyoruz Split ve Mostar a doğru yola çıkıyoruz. Split büyük bir liman

380 - 2007-07-16 09:39

381 - 2007-07-16 09:40

382 - 2007-07-16 09:41

383 - 2007-07-16 09:42

384 - 2007-07-16 09:43
Meşhur Dioeclitanius un heykelini bulup çektik fotoğrafını. Saraydan çıkıp başladık Split te en merak ettiğimiz çeşmeyi aramaya.

385 - 2007-07-16 09:44
Derken baya dolandık. Karşımızda balık pazarı.

386 - 2007-07-16 09:58

387 - 2007-07-16 09:59

388 - 2007-07-16 10:00

389 - 2007-07-16 10:00
şehrin ilk kapılarından biri

390 - 2007-07-16 10:01
diğer şehirlerde olduğu gibi eski şehirde insanlar yaşıyor

391 - 2007-07-16 10:05

392 - 2007-07-16 10:06
Büyük bir roma sarayı olan Dieocleitan sarayı var. Saray iyi korunmuş, dışarıdan görünümü daha güzel, içerisi çok ilgimizi çekmiyor.

393 - 2007-07-16 10:19

394 - 2007-07-16 10:20

395 - 2007-07-16 10:20

396 - 2007-07-16 10:23

397 - 2007-07-16 10:25

398 - 2007-07-16 10:32

399 - 2007-07-16 10:32
Sarayın üst katında bir grup çok sesli koro akustiği yakalamışlar türkü çığırıyor kendi havalarında

400 - 2007-07-16 10:40

401 - 2007-07-16 10:40
Baktık çeşmeyi bulamayacağız, artık olayı aşıp jest ve mimiklerimizle çeşmeyi anlatmaya çalışarak sormaya başladık ve en sonunda çeşmeyi bulduk.Bu arada da Aylin “İskender şimdi dayağı yiyecek” diyor Sebep çeşmenin şekli Meğer kaçırmışız gözümüzün önündeymiş, işte o çeşme:

402 - 2007-07-16 12:07
Çeşmeyi bulduk ille de gördük ya artık gönül rahatlığıyla yola devam edebilirdik. Split ten böylece ayrıldık.
Denizden uzaklaştıkça hava daha da ısınıyor sanki.

403 - 2007-07-16 14:17
Bosna sınırında ilk kez polis pasaportlarımızı kontrol etmek istedi. Sorun yok tabi, yola devam. Yollar eski ve keyifsizleşiyor, savaşın izleri biraz tadımızı kaçırıyor.

404 - 2007-07-16 14:17

405 - 2007-07-16 14:21

406 - 2007-07-16 14:22
Yeni binalar

407 - 2007-07-16 14:23
Karşısı Müslüman mahallesi

408 - 2007-07-16 14:37
Mostar yakınlarında da bir orman yangınını karşımızda. Derken camiler görmeye başlayınca tekrar heyecanlanıyoruz. Şehre varıyoruz ve kurşun izlerini hala taşıyan o binalar içimizi burkuyor.
Köprüyü bulmak çok kolay oluyor.

409 - 2007-07-16 14:39

410 - 2007-07-16 14:40
Müslüman mahallesi karşıda bariz görünüyor zaten. Burada da her şey buram buram turizm kokuyor. Etrafta kafeler ve yığınla hediyelik eşya dükkanları. Eskiden sevdiğine aşkını, onunla evlenmek isterken cesaretini göstermek isteyen gençler bu köprüden aşağı Neretva ırmağına atlarmış.
Burada iki eleman mayoları giymiş geleneği sürdürme bahanesiyle biri köprüden atlamak için yarım saat insanları güneşin altında bekletirken diğeri de gelip izleyenlerden para topluyor.

411 - 2007-07-16 14:41

412 - 2007-07-16 14:42

413 - 2007-07-16 14:45
serinlemeye çalışan gençler.

414 - 2007-07-16 14:45

415 - 2007-07-16 14:46

416 - 2007-07-16 14:46

417 - 2007-07-16 14:48

418 - 2007-07-16 14:51
Türkiye büyükelçiliği

419 - 2007-07-16 15:18
Tabikide kardeş kazığı yiyerek
Nuriş in dükkanından bir görüntü

420 - 2007-07-16 15:19
Birkaç fotoğraftan sonra karşıya Müslüman mahallesin geçip o sıcakta azimle kuru fasulyeciyi bulup kuru fasulye yeme kararımızı sürdürüp sonunda o restoranı bulduk. Sadece kuru fasulye değil soğan dolma, kufte, sarma, pilav, yoğurt da var.

421 - 2007-07-16 15:20

422 - 2007-07-16 15:28
sıcak öyle fazla ki

423 - 2007-07-16 15:30
Maalesef pek umduğumuz lezzeti bulamasak ta Türk yemeklerimizi yemek fikri güzel geliyor. Bir de orada çalışan Nurif ile tanışmak. Nurif den Türk kahvesi istiyoruz o ise bize Bosna kahvesi getiriyor. “İşte bu Türk kahvesi” diyoruz, o bize “hayır bu Bosna kahvesi” diyor. Biraz hayal kırıklığı yaşıyoruz, ama olsun kim bilir neler yaşadı burada deyip ayrılıyoruz restorandan.

424 - 2007-07-16 15:39
Kafamızı soğuk suyun altına sokuyoruz resmen ama sıcak azalmıyor.
Caminin şadırvanına giderken

425 - 2007-07-16 15:43
farklı açılardan köprü

426 - 2007-07-16 15:43
Biz unutmadık ve geldik ama……

427 - 2007-07-16 15:43
karşı tepenin üstü

428 - 2007-07-16 15:53

429 - 2007-07-16 15:56

430 - 2007-07-16 16:00
Baktık olmayacak yola devam etme kararı alıyoruz.

431 - 2007-07-16 17:06
Yoldan görüntüler

432 - 2007-07-16 17:09
yine deniz göründü

433 - 2007-07-16 17:12

434 - 2007-07-16 17:14

435 - 2007-07-16 17:27
Sırada yine heyecanla beklediğimiz Unesco dünya mirası koruma alanlarından Dubrovnik var.
İki kez sınır geçtikten sonra karşımıza Dubrovnik köprüsü çıkıyor, hemen fotoğraflıyoruz.

436 - 2007-07-16 18:21

437 - 2007-07-16 18:21

438 - 2007-07-16 18:22

439 - 2007-07-16 18:28

440 - 2007-07-16 22:09
Buradaki kamping biraz daha merkezden uzak ama yorgunluk çökünce burada iki gece kalıp, biraz deniz güneş yapıp dinlenme kararı alıyoruz. Kampinge çok yakın bir alışveriş merkezi var ve içinde her şey var. Yerleşip şehre dönüp gezmeye gidiyoruz ki iste beklediğimiz şehir güneş tam kaybolurken karşımıza çıkıyor.

441 - 2007-07-16 22:09

442 - 2007-07-16 22:50
"Dünyada cenneti görmek istiyorsanız Dubrovnik e gelin.” G. Bernard Shaw

443 - 2007-07-16 22:50

444 - 2007-07-16 22:51

445 - 2007-07-16 22:52

446 - 2007-07-16 22:54

447 - 2007-07-16 22:54
surların dışı deniz kenarı

448 - 2007-07-16 22:55

449 - 2007-07-16 22:59

450 - 2007-07-16 23:03

451 - 2007-07-16 23:08

452 - 2007-07-17 11:07
Gezip fotoğraf alıp bir restorana oturup yemeğimizi yiyoruz. Servis ve restoran gayet iyi ama fiyatlar hiç de uçuk değil tam aksine Türkiye deki gibi geliyor bize, şaşırıyoruz.
Biraz da surların dışına bakıp yorgunlukla kampa dönüp dinlenmeye karar veriyoruz. Dubrovnik gerçekten çok hoşumuza gidiyor…
12.gün
Bu sabah kalkıp direk denize koşuyoruz.

453 - 2007-07-17 15:22
Yolda yine kurşunlanmış iki bina.

454 - 2007-07-17 20:47
Deniz bu kez güzel. Biraz yüzüp güneşlenelim derken uyuyup kalıyoruz. Bir öğle yemeği arası için yakındaki süper markete gidiyoruz. Markette insanın burnuna çok hoş kokular geliyor. Bir bakıyoruz ki tavuk çevirme! Hımm akşama bunlardan alırız derken bir de bakıyoruz adamların fırını var ve market içinde, börek çörek, ekmek yapıyorlar. Meğer güzel kokular buradan geliyormuş. Peynirli böreğe hemen saldırıyoruz. Öğleden sonra tüm gün güneşlenip uyuyoruz. Akşamsa şehre dönüp Dubrovnik gecesini biraz da dinlenmiş olarak yaşamak istiyoruz. Birkaç fotoğraf ve yemekten sonra kampa dönüyoruz

455 - 2007-07-17 20:48

456 - 2007-07-17 20:56

457 - 2007-07-17 20:56

458 - 2007-07-17 20:59

459 - 2007-07-17 21:03

460 - 2007-07-17 21:05

461 - 2007-07-17 21:05

462 - 2007-07-17 21:13
Surlar içinde saklı eski şehre merdivenlerden inerek giriyoruz. Jet sosyete burada, en geniş ve işlek caddesi Stradun Caddesi, şık restoranlar, kafeler, dükkanlar bir yana tarih geçirdiği tüm savaş ve depremlere direnmiş hala burada sergileniyor. Bazı evler hala dolu bazıları ise savaşta terkedilmiş. Nasıl kıymış Sırplar bu güzelim şehre diyoruz. İçeride Rector&39;s Palace şu anda bir müze yaşananları sergiliyor.
Ama en çok bu rahip heykeli insanların tarihlerine nasıl da sahip çıktıklarını anlatıyor, önce komik geliyor ama ders verici. Adamın parmağı kopmuş, yeni bir parmak iliştirmişler, rengi pek tutmamış ama olsun…

463 - 2007-07-17 21:17

464 - 2007-07-17 22:13

465 - 2007-07-17 22:20

466 - 2007-07-17 22:24

467 - 2007-07-17 22:32
Oradaki cafe barda biraz takılıp uyuyoruz. 12 gün yoldan sonra bir dinlenme günü hepimize iyi geliyor.

468 - 2007-07-18 09:31
13. gün
Bugün yine sınırı geçip Sırbistan a bir başka Unesco koruması şehir Kotor a yolumuz. Sınırda ilk kez durduruluyoruz ve ilk kez geçişimize izin verilmiyor. Polis ileri park edin diyor şaşırıp kızıyoruz. Adam vizemiz olmadığını ve geçemeyeceğimizi söylerken biz de ısrarla adama Sırbistan ın bize vize uygulamadığını anlatmaya çalışıyoruz.Aylin sinirlenmeye başladı adamları resmen tersliyor On beş dakika mücadele sonrasında 50 şer euro verip vize almayı kabul ediyoruz. Sonradan aklımıza geliyor “bir yerde bi 40 euro verecektik di miiii diye hatırlayınca, Aylin seni boğabiliriiiim gibi bakıyor bana. Neyse, neşemiz yerine geliyor, gülmeye başlıyoruz.
Yol üstünde yangınlar var

469 - 2007-07-18 11:44
manzara nefis güzellikte . Kotorun bulunduğu koy dehşet bir güzelliği var

470 - 2007-07-18 11:55

471 - 2007-07-18 12:01
Kotor Avrupanın en büyük fiyordunda kurulmuş eski bir şehir. Burası aynı zamanda dünyanın en güzel 20 koyundan biri olarak tescillenmiş. Depremler yüzünden yıkılıp yeniden inşa edilmiş bir şehir. Kotora varmadan şirin St Nikola adasını görüyoruz. Üzerinde tek bir kilise var o kadar. İnsanlar gidip ziyaret ediyorlar

472 - 2007-07-18 12:01

473 - 2007-07-18 12:02

474 - 2007-07-18 12:26

475 - 2007-07-18 12:29

476 - 2007-07-18 12:36

477 - 2007-07-18 12:46
kotorun surları

478 - 2007-07-18 12:46
kalesi

479 - 2007-07-18 12:57

480 - 2007-07-18 12:57
Sosyete buraya da akmış.

481 - 2007-07-18 12:58

482 - 2007-07-18 13:00
Bu aradada sipikerlik geyiği yapıp kendi kendimizede eğleniyoruz

483 - 2007-07-18 13:02

484 - 2007-07-18 13:06

485 - 2007-07-18 13:07

486 - 2007-07-18 13:09

487 - 2007-07-18 13:10

488 - 2007-07-18 13:11

489 - 2007-07-18 13:12

490 - 2007-07-18 13:15

491 - 2007-07-18 13:19

492 - 2007-07-18 13:24
Eski şehre vardığımızda motoru park edip duvarların içine dalalıyoruzki yanımıza bir satıcı parfüm satmaya çalışıyor . Nuri abi Türkçe ben nereye koyayım parfümü deyince başlıyor Türkçe konuşmaya . Üsküpten gelmiş arkadaş İsmini hatırlayamıyoruz . Sonradan Aylin teşke bir tane alsaydık diye dert yanıyor

493 - 2007-07-18 14:11
giriş

494 - 2007-07-18 14:12
Biraz dolaşıp bir cafe ye oturup meşhur Karadağ birasını tatmak istiyoruz, hmm güzel. Kaleye akşamüstü serinliğinde çıkma kararı alıp kıyı boyunca Budva ve Petrovac ı görmeye karar veriyoruz.

495 - 2007-07-18 14:17
Kıyı boyunca gidelim tüm fiyordu gezmiş olalım diyoruz ama yol Budva ya kadar sakız gibi uzadıkça uzuyor.(kıyıdan geçmekte diretmeseydik adamların bu iki önemli tarihi şehir arasında bağlantıyı sağladıkları tünelden 15 dakikada geçebilecektik, ama maksat manzara seyretmek. Dönüşte bu yolu kullandık)

496 - 2007-07-18 14:42

497 - 2007-07-18 16:16
Budva diğerlerine göre daha büyük ve gelişmiş bir şehir. Ama Kotor kadar çekici gelmiyor bize

498 - 2007-07-18 16:17

499 - 2007-07-18 16:17

500 - 2007-07-18 16:20

501 - 2007-07-18 16:22

502 - 2007-07-18 16:23

503 - 2007-07-18 16:37

504 - 2007-07-18 16:39

505 - 2007-07-18 17:11

506 - 2007-07-18 17:12

507 - 2007-07-18 17:15
Burasıda adanın karşısında bir koy Önceleri kraliyet ailesininmiş şimdi ise VİP

508 - 2007-07-18 17:16
Kıyı boyunca devam ediyoruz. Sırada Sveti Stephan adası. eskiden balıkçı kasabasıyken şimdi buradaki otellerin gecesi 500-600 euro civarı. Türklerden çalınan hazinelerle kurulduğu söyleniyor.Birde Tapınak şovalyelerinin mekanıymış Son 40 yılda en meşhurların gelip kaldığı bir yer olmuş. “Çocukluğumda hayalini kurduğum masal şehir gibi” demiş Sophia Loren burası için. Villa 118 en meşhur oteli ve gecesi 1500 dolar!

509 - 2007-07-18 17:17

510 - 2007-07-18 18:09
Sırada Petrovac var. Burası da küçük bir kalesi olan küçük güzel bir koy, geçiyoruz. Stumore ye kadar gidip orada bir kahve içip artık dönmeye karar veriyoruz.

511 - 2007-07-18 18:25

512 - 2007-07-18 23:09
Yol boyu uzanan plajlar dopdolu ama aklımız kotor da kaldı. Dönüp bir kamp yeri buluyoruz ki allaha emanet. Olsun diyoruz, gezimizin parolalarından ya “azıcık rezillik çekicez”
Kamp yerinde birer cevapcici ve şaraptan sonra Kotor gecelerine akıyoruz.

513 - 2007-07-18 23:23
Gece başka güzel.

514 - 2007-07-18 23:23
Sonradan fark ediyoruz gezi notlarımızda da adı geçen açık hava cafe bar Maximus u. Full ve piyasa süperrr

515 - 2007-07-19 08:41
14. gün
Sabah kalkıp Tara Kanyonuna oradan da Prizren e gitmek üzere yola çıkıyoruz Hava çok sıcak ve yollar bozuk .

516 - 2007-07-19 11:36
Podgorica dan geçiyoruz. Nem oranı acayip yüksek., felaket bir sıcak var. Kafamızdaki başkent fikrine hiç uymuyor. Minicik az gelişmiş bir yer Yolda ara ara radar kontrolleri var şansımıza hiç birine girmiyoruz
Yukarıya doğru çıktıkça yeşillik artıyor ve havada serinlemeye başlıyor
Yollarda küçük küçük tüneller var

517 - 2007-07-19 11:38

518 - 2007-07-19 11:40

519 - 2007-07-19 12:19
Tara ya Internet’teki resimleri çok hoşumuza gittiğinden şöyle bir uğramak istiyoruz, ama ayrımdan sonra virajlı eski bir yoldan bir 50 km gidiyormuşuz ki önceleri hoşumuza gitmesede sonraları keyiflendik

520 - 2007-07-19 12:50

521 - 2007-07-19 12:51

522 - 2007-07-19 12:59

523 - 2007-07-19 13:16

524 - 2007-07-19 13:20

525 - 2007-07-19 13:21

526 - 2007-07-19 13:49

527 - 2007-07-19 13:56
Bu arada Bu kanyon dünyanın Colarado kanyonundan sonra dünyanın 2. büyük kanyonu

528 - 2007-07-19 14:23
Sonrada burada bulunan restoranda alabalık yedik. Bizim gibi pişiremiyorlar tabi, ayçiçek yağında patatesle servis.

529 - 2007-07-19 14:48
Kanyona vardığımızda haritan bakıp fark ettik ki aynı yolu dönüp devam edeceğiz, o upuzun köprüden şöyle bir geçmeden olmaz dedik.

530 - 2007-07-19 14:54

531 - 2007-07-19 16:46
Yemekten sonra kalkıp tekrar yola devam. Yollar ara ara çok bozuluyor ve yollarda birçok Almancı (yerli yabancı ) görüyoruz . Bulgaristan sorun olduğu için bu güzergahı kullanıyorlarmış
Önce Kosova sınırı tabiki. Sınırda Kosova da green card ı geçerli saymadıkları için istenen 20 euro yu ödeyip kayıttan sonra geçtik. Camili köyler görünmeye başladı. İnsan içinde bir sıcaklık hissediyor böyle görünce.

532 - 2007-07-19 17:14
yine yangın

533 - 2007-07-19 18:26
Prizren e yaklaşırken sürekli Avrupa Birliği tabelaları görüyorsunuz, “AB buranın yeniden yapılandırılması için şu kadar yardımda bulunmuştur” gibi. Evlerde ise en çok dikkatimizi çeken şey neredeyse yüzde sekseninin sıvasız, kiremitten olmasaydı.

534 - 2007-07-19 19:22

535 - 2007-07-19 19:24

536 - 2007-07-19 19:28
Girip çıktığımız yerler son derece tuhaf geldi bize. Trafik felaket, her an karşınıza bir araç çıkabilir, kimse yol vermez, hatta biraz eğlenmek için geçmenizi engelleyerek sola çekebilirler. Gençler sokaklarda tuhaf müzikler dinleyip etrafa bakınarak zaman geçiriyor. Yollarda son model arabalar, bayanlar rengarenk kıyafetlerle. Etraf fakir de insanlar zenginmiş gibi sanki. Burada bir şeyler eksik diyoruz, aklımıza ilk gelen şey tabiki eğitim oluyor. Kosova yı gördükten sonra içimizde en çok hissettiğimiz şey savaş hiçbir yerde yaşanmasın dilekleri, çünkü görüyorsunuz ki yardımın boyutu ne olursa olsun yaralar hiç de kolay sarılmıyor.
Prizren e vardığımızda başlıyoruz arkadaşları tavsiye etmiş olduğu Prizren oteli aramaya, derken karşımıza askeri birlikler çıkıyor ki bizim türk askerlerimiz.Çok heyecanlanıyoruz, çok duygulanıyoruz. Karar kesin yarın sabah uğrayıp birliği ziyaret edeceğiz. Prizren Oteli ararken daha iyi bir tanesini, Otel Tirana yı bulup yerleşiyoruz.
Burada neredeyse herkes Türkçe konuşabiliyor. Bazı kopukluklar olabiliyor tabi ama büyük ölçüde anlaşıyorsunuz.
Taş köprü ve camiler hoş görüntüler. Akşam da çökmeye başlayınca en iyisi yukarı kaleye çıkıp total bir resim alalım diyoruz.

537 - 2007-07-19 21:04

538 - 2007-07-19 21:06

539 - 2007-07-19 21:11

540 - 2007-07-19 21:36

541 - 2007-07-19 23:22

542 - 2007-07-19 23:28
Aşağı inip restorana oturup bir şeyler yiyoruz. Fark ediyoruz ki buranın da bir Korzo su var. İnsanlar önümüzdeki caddeden sürekli gelip gidiyorlar. Herhalde ileride akılacak ortamlar var, ama fark ediyoruz ki aynı kişiler geri gelmeye de başlıyor. Anlayacağınız 300 metre bir yol var orada yürüyüş yapıp geliyorlar. Ortamlara akma fikri nereden diyeceksiniz, o yolda yürüyüş için hanımlar nasıl da şıkır şıkır giyinmiş görmelisiniz.

543 - 2007-07-20 09:26

544 - 2007-07-20 09:31
15. gün
sabah kalkıp kahvaltıdan sonra hemen Türk birliği ne. Binada Atamızın sözü “Yurtta sulh, cihanda sulh!”.

545 - 2007-07-20 09:33

546 - 2007-07-20 09:33

547 - 2007-07-20 09:53
Askerlerle bizi çok hoş karşılıyor. Bize çay ikram ettiler. Biraz sohbet ettik. Burada insanların gelecek kaygısına pek kapılmadan günlük yaşadıklarını, ve maalesef biz Türkleri pek de sevmediklerini söylüyorlar. Bize birer yolluk su verip uğurluyorlar.

548 - 2007-07-20 11:11
Yollarda daha birçok ülkeden asker görüyorsunuz. Buradaki atmosfer içimizi gerçekten burkuyor. Yorucu ve sıkıcı, ilk kez etrafımızda tarihi ya da doğal güzelliğin pek de olmadığı bir yere seyahat etmiş odlumuzu fark etsek de uğradığımız için hiç pişman olmuyoruz. Gördüklerimiz bize büyük dersler veriyor, başka bir yerlerde insanların başka türlü yaşamlarını görmek hepimize iyi geliyor. Hava hala çoook sıkıcı bir sıcaklıkta
Geçtiğimiz kasabalardan resimler

549 - 2007-07-20 12:35

550 - 2007-07-20 20:33
Bugünkü hedefimiz Üsküp ü görüp sonrada Selanik ve Atamızın evini ziyaret. Aslında gezimizin son günü de sayılır çünkü bu geceden sonraki iki günde Türkiye ye varış var ve gidebildiğimiz kadar konaklama yeri neresi olur bilmeden gideceğiz. Sonrasında Makedonya sınırından geç,ip Üsküp e varıyoruz. Meydanda bir mola verip yemek yiyip ayrılıyoruz. Nedense burada hiç fotoğraf çekmemişiz
Selanik e varıp hemen Atatürk Evi ni buluyoruz ama maalesef kapanmış yetişemiyoruz. Ziyaret sabaha kalıyor. birer frappe içip dinleniyoruz, sonrada otel bulup yerleşiyoruz. Biraz dinlenip dışarı atıyoruz kendimizi. Direk deniz kenarına inip kordon boyu yürüyoruz. The White Tower of Thessaloniki şehrin sembolü diye geçiyor.

551 - 2007-07-20 20:46

552 - 2007-07-20 20:48

553 - 2007-07-20 20:56
Orada bir çekçek görüp takılıyoruz şehri gezeriz diye. Meğer çocuklar içinmiş. Biraz kısa bir tur olsa da eğlenceliydi.

554 - 2007-07-20 21:17

555 - 2007-07-20 21:23
Bu ablamda 2 dakkada bir gösteriyordu maşallah

556 - 2007-07-20 21:27

557 - 2007-07-20 21:50

558 - 2007-07-20 21:50

559 - 2007-07-20 22:13
Buraya kadar gelip tavernada ouzo içmeden gitmemeliyiz diyen Aylin in şansına kıyıda köşede kalmış da olsa bir yer buluyoruz. Amcalar çok yanık söyleyip içimizi baysalar da orada olmak hoşumuza gidiyor.

560 - 2007-07-20 22:33
Mezeleri söylerken ille de şakşuka da yok mu diye tutturuyorum, garson adam evet anladım biliyorum ben onu ama yok diyor. Çok da canım çekmişti ya neyse.

561 - 2007-07-20 23:21
Kafaları çekip otele uyumaya gidiyoruz…

562 - 2007-07-21 10:16
16.gün
Bugün yurda dönüş günü. Sabah atamızın evini ziyaret ettikten sonra Kavala, Gümülcine ve İskeçe yi görüp Türkiye ye gireceğiz. Atatürk evine gidiyoruz hemen. Türk elçiliği de hemen bitişiğinde. Atatürk burada 8 yaşına kadar yaşadıktan sonra ayrılmışlar. Takibinde 40 yıl boyunca evde bir başka aile yaşamış. Daha sonra bu ev o aileden satın alınıp orijinaline benzetilerek döşenmiş. Bir odada Atatürk ün kendi eşyalarından bir kısmı sergileniyor. Fotoğraflar alıp buradan ayrılıyoruz.

563 - 2007-07-21 10:16

564 - 2007-07-21 10:17

565 - 2007-07-21 10:17

566 - 2007-07-21 10:17

567 - 2007-07-21 10:18

568 - 2007-07-21 10:18

569 - 2007-07-21 10:19

570 - 2007-07-21 10:20

571 - 2007-07-21 13:15
Sırada Kavala var. Uğrayıp birer dondurmalı frappe içip Kavalalı Mehmet Ali Paşa nın heykelinin bir fotoğrafını alıp ayrılıyoruz.

572 - 2007-07-21 13:21

573 - 2007-07-21 14:22
Sırada İskeçe var. Burada okuldan çok sevdiğim bir arkadaşım memleketi. Onu arıyorum o da Amasra daymış. Serin birer bira içip dinleniyoruz

574 - 2007-07-21 14:26

575 - 2007-07-21 15:00

576 - 2007-07-21 15:02
İskeçeden bir görünüm

577 - 2007-07-21 16:25
Sonrasında Gümülcine ye uğruyoruz.Bir dönm ev arkadaşımın memleketi. Buradan çoook kahve getiridi .İlk frapeyi de ondan içmiştim heyyy gidi eski günler
. Tam öğleden sonra tatili olduğu için bütün dükkanlar kapalı herkes uyuyor. Sadece bir market buluyoruz ve buradan eve götürmek için yunan kahvesi satın alıyoruz. Sonra da tekrar yola.

578 - 2007-07-21 18:27
Artık Türkiye sınırındayız. Burası geçtiğimiz 8 ülke sınırının en güzel görünümlüsü. Bize çok büyük ve düzenli görünüyor.

579 - 2007-07-21 18:28

580 - 2007-07-21 18:28

581 - 2007-07-21 18:37

582 - 2007-07-21 18:58

583 - 2007-07-21 20:24
Free shop alışverişlerimizi bitirip vatana dönüyoruz. Bizim de diğerleri gibi molada içtiğimiz ilk şey demleme çay oluyor. Çok özlemişiz buraları. Yavaş yavaş yeniden başlıyor erimiş asfaltlar …

584 - 2007-07-21 20:29

585 - 2007-07-21 21:14
Turkiye ilk çay
Yolumuz ayvalığa kadar uzanıyor .
Sabah 7.30 kalkıp kahvaltının ardından oy kullanmak üzere Ortacaya ilerliyoruz Saat 12 .30 da evdeyiz