001 - 2009-04-03 11:09
Liseden dostum Mehmet Özdoğan (buraya da üyedir kendisi, eklemeleri olacaktır) Nisan’da Kızıldeniz yapalım şeklinde beni aradı Şubat ayında... Sıkıldım dedi; ben de sıkılmıştım.
Kırık bacakla 3 ay geçirdikten sonra iyi bir dönüş olacaktı sahalara. Ancak, zaman ve imkanların kısıtlılığı sebebiyle geziyi Güneydoğu Türkiye olarak revize ettik..
002 - 2009-04-03 11:10
...Gezi Adana’dan başlayacaktı. Ben İstanbuldan motoru tren ile götürmek konusunu araştırırken; rideturkey toplantısında Dalyan-Cavit, F650’lerin 403 otobüslerin bagajına sığdığını söyledi. Bunun üzerine 403 ile Adana’ya giden otobüs firmalarını araştırmaya başladım. Çoğu firma otobüslerini yenilediği için 403 ile sefer yapan firma bulmakta zorlandım. En son Hatay Öz PAN turizm ile anlaştık. 4 Nisan Cuma akşam 18:30 otobüsüne bir bilet parası ekstra ödeyerek binecektim. Ancak otogara gidince hayal kırıklığı yaşadım. otobüs değişmiş, bagajı daha küçük bir otobüs gelmiş. Motoru daha sonra gönderelim falan dediler ama kabul etmedim ve başka firmalara bakındım. En son akşam 23:30 Hatay ÖZTUR firması ile anlaştım. Gerisin geri Esenler trafiğinden eve dönmek ve akşam 22:00 gibi tekrar otogara gitmek biraz sıkıcı oldu ama 10 TL bahşiş ile kazasız motoru yükleyip yola çıktım. Fikir için Cavit’e teşekkürler..
Kötü dinlenme tesislerinde kötü çaylar, kötü tostlar ve kötü kahvaltılar il
003 - 2009-04-08 05:31
12:30 gibi ancak yola çıkabildik. Hedefimiz tamamen otoyoldan Şanlıurfa yapmaktı. Özdoğan'ın arkadaşları ile akşam yemek ve içmek hedefli ilk etap, otoyolda, sonra rutin haline gelecek, çay-sigara-börek sağlıksızlığı araları ile sürdü. Güneydoğu'da her yerde ve her şekilde çay ikram ediliyor. Son 15 senedir sadece Seylan (kaçak çay da deniyor) çayı içen benim için bölge vaha gibi. Gayet güzel ve demli çayları en salaş yerlerde bulmak mümkün.
004 - 2009-04-08 05:32
8 Nisan Çarşamba Adana – Şanlıurfa 375km
Lisede çok dalaştığım arkadaşımla 40'a merdiven dayadığımız sıralar (artık merdiven de gereksizleşti, bir tabure yetiyor:) ) benzer zevklere sahip hale gelmemiz güzel bir durum; sağlıksız beslenme, rakı, çay, sigara ve motor ve de paralel hayata bakış süper yol yapmayı olanaklı hale getiriyor. Tek sorun hazır kahve seviyor olması ama zamanla güzel kahve alışkanlığı da kazanacaktır diye ümit ediyorum.
005 - 2009-04-08 05:52
Benim motorun benzini Antep sonrası bitince ve yeni yapılan Antep-Urfa yolunda tesis yok gibi gözükünce Nizip çıkışından çıktık ve Birecik girişinde BP'den benzin aldık. Bundan sonra özellikle Özdoğan'ın 1200GS ADV'si teklemeye başladı. O tarafa yolu düşenler için; sahibi eskiden Honda Shadow sahibi olan Nizip-Birecik arası BP istasyonundan benzin almayın.
Sonunda akşamüstü Urfa'ya ulaştık. Burada hekim ekibinin yakın birliktelikte olduğu Kemal Ustanın dükkanında bir sürü çay ve muhabbet ile ilk yorgunluğu attık. (Sefa Motor - Kemal YETİM - 313 89 29)
006 - 2009-04-08 06:38
Burası tam bir motor cenneti; 1955 model, şaftı dışarda BMW'ler falan topluyorlar. Çok meraklı adamlar; klasik BMW'lerle Romanya vs. gibi yollar yapıyorlar.
007 - 2009-04-08 06:39
1977 model bir BMW'yi bir toplamışlar inanamadım; özel boxer sesi için çalıştırdım; üstüne bindim...
008 - 2009-04-08 06:39
.
009 - 2009-04-08 09:22
Kısa bir şehir gezmesinden sonra Öğretmenevinde ayarlanan yerlerimize gidip üstümüzü değiştirdik ve eski Urfa binalarının birinin içindeki, muhteşem akustiği olan meyhanede bir sürü rakı içtik.
Fransız lokantalarının çok pahalıya sattığı mantar'ın akrabası ve yöresel adı KEME olan mantar ile yapılmış kebap yedik; tadı enteresandı; Kemal Usata bize Fırat'ın kenarında kebap ve rakı önerdi; bir sonraki sefere belki.
Sofra'da meyveden sonra çiğ köfte geldi; bizi iyi ağırlamak adına sonradan yapmışlar mekan sahipleri ve gerçekten acıydı. Zaten bu bölgede acı olmayan birşey yok ki; Hasankeyf'te balık yiyecektik o bile acı sostan sonra ızgara yapılmıştı.
Şanlıurfa düşündüğümden daha büyük bir şehir; bu genel olarak gördüğümüz diğer şehierler için de doğru; ya biz batıdan çok küçümsedik buraları; ya da sonradan büyüdüler. Hep çok uzak gelen Şanlıurfa'daydım; çok uzak da değilmiş ve burada da bizim gibi insanlar yaşıyormuş; burada da dolunay batıdaki kadar güzel
010 - 2009-04-09 08:53
9 Nisan 2009 Şanlıurfa - Mardin 285km
Balıklıgöl'de gerçekten çok balık var.
011 - 2009-04-09 09:00
Balıklıgöl çay bahçesinde, çarşıdan aldığımız saatçi tornavidası ile Özdoğan'ın bluetooth kulaklık alıcısını tamir etmeye çalıştık ama başaramadık.

012 - 2009-04-09 10:52
N36.86200 E39.03617
Sonrasında Harran ovası üzerinde tamamen düz bir yoldan Harran'a ulaştık; Harran kültürevi diye bir yerde mola verdik. Cilveli ve canayakın kızlar; mırra, çay. Yiyecek birşeyler sorduğumuzda sadece yoğurt ve ekmek önerebildiler. Deve tüyü şal aldık. Sohbet ettik. Standart soruları (bkz. aşağı) sordular. Anadil Arapça. Kırık bir Türkçe. Mor-eflatun başörtüler; Urfa civarında kadın-erkek herkesin kafasında bu renk örtü var; bir nevi resmi kıyafet; nedenini bilmiyorum; bilen aydınlatsın beni. Aşağıda bir demet resim:


013 - 2009-04-09 10:54
N36.86200 E39.03617
.

014 - 2009-04-09 10:56
N36.86200 E39.03617
.

015 - 2009-04-09 10:57
N36.86200 E39.03617
.

016 - 2009-04-09 11:04
N36.86200 E39.03617
ev sahibinin kizlari

017 - 2009-04-09 11:39
N36.82500 E39.21900
Harran'dan hedef Mardin olacak şekilde yola çıktık. Oradakiler bize Urfa'ya ekrar dönüp anayoldan gitmemizi önerdiler. Ama aynı sıkıcı yolu tekrar gitmek yerine biraz "yoldan çıkmak" istedik. Zumo ve yolda karşılaştığımız köylülerin yardımı ile doğrunan Ceylanpınar-Kızıltepe-Mardin amaçlı olarak yol(d)a(n) çıktık. İlk bölüm uzun süre asfalt köy yolları idi; yol üzerinde Bazda Mağralarına uğradık; eski bir taş ocağı.

018 - 2009-04-09 11:42
N36.82500 E39.21900
.

019 - 2009-04-09 12:18
N36.80500 E39.46033
Sonra yol bitti. Zumo ve köylüler yardımcımız oldu.


020 - 2009-04-09 12:33
N36.81100 E39.52383

021 - 2009-04-09 12:44
N36.84184 E39.54800

022 - 2009-04-09 12:44
N36.84184 E39.54833

023 - 2009-04-09 12:44
N36.84167 E39.54917
Ne kadar çok köyümüz var oralarda; gitmediğimiz, görmediğimiz; Niyazi Berkes otobiyografik bir kitabında Cumhuriyet'in ilk yıllarında Ankara ileri gelenlerinin halktan kopukluğuna vurgu yapıyor ve "orda bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de" şeklindeki şarkıdaki söyleme ne kadar kızdığını anlatıyordu. Hakikaten orada gitmediğimiz, görmediğimiz bir sürü köy var. Gitmeyince ve görmeyince varlığı konusunda bilgimiz olmayınca bizim köyümüz olmuyor; zaten mevcut durum da ortada...
60-70 km kadar toprak yol yaptık.


024 - 2009-04-09 02:54
N36.83800 E40.02367
Sonunda Ceylanpınar'a vardık. Ceylanpınar'da ceylan çiftliği var. Benzin aldık; yemek yedik.

025 - 2009-04-09 02:55
N36.83850 E40.02283

026 - 2009-04-09 03:46
N36.94417 E40.10333
Kızıltepe'ye doğru yolalırken iki kez Jandarma kontrol noktasında durdurulduk; ilki ehliyet-ruhsat içinci; bekletmedi, geçin dedi; ikincisi GBT içindi. Köy muhtarı da orda idi; uzaktaki bakkaldan bize su aldı; sigara ikram etti. Misafirperverlik bizi mahcup ediyordu birçok yerde.

027 - 2009-04-09 03:46
N36.94417 E40.10333

028 - 2009-04-09 03:47
N36.94417 E40.10333

029 - 2009-04-09 05:28
N37.31433 E40.74283

030 - 2009-04-09 05:28
N37.31433 E40.74267
Çok uzun süre düz ovada gazladıktan sonra yol yamaçta kurulu Mardin'e doğru rampa ve viraj haline geliverdi; şaşırtıcı kıvrımlarda yol aldıktan sonra önce yeni şehirden geçiyor sonrada eski şehrin ara sokaklarına giriveriyorsunuz. Gün batımında Mezopotamya Çay Bahçesindeydik. Mezopotamya'nın başladığı nokta Mardin; ovanın bitip dağların başladığı nokta... Uzun yıllar İtalya şehirlerinin güzelliğini anlatıp durmuş olmaktan hicap duydum. Gitmesek de, görmesek de bizim olan ama bilmediğimiz ihtişamlı Mardin gidilesi bir yerdeymiş ve biz bilmiyormuşuz.

031 - 2009-04-09 05:39
N37.31450 E40.74233

032 - 2009-04-09 05:42
N37.31450 E40.74233

033 - 2009-04-09 05:54
N37.31467 E40.74200

034 - 2009-04-09 05:54
N37.31467 E40.74200

035 - 2009-04-09 07:52
N37.31600 E40.73833
Güzel yemek yiyelim; konaklama ucuz olsun dedik; duş ve 7 saat uyku için eski Mardin'in butik otellerine çok para vermek yerine konukevi araştrdık. Öğretmenevi ve Karayolları misafirhanesi dolu imiş; Polisevinde yer bulduk ve eşyaları bırakıp, üstümüz değiştirdikten sonra dolmuş ile eski şehre vurduk akşam.

036 - 2009-04-09 07:59
N37.31617 E40.73817

037 - 2009-04-09 08:00
N37.31617 E40.73817

038 - 2009-04-09 08:30
N37.31650 E40.73734
Nişanyan'ın Eastern Turkey kitabında Cercis Murat Konağı için "ortam güzel, yemekler bazen" yazmasına rağmen, oraları bilen tanıdıkların da referansı ile, soğuğa rağmen, konağın dış bölümüne oturup; gece Mezopotamya'yı ve irili ufaklı Suriye yerleşimlerini izleyerek rakı içtik, güzel mezleler ve güzel et yemekleri yedik. Battaniyelere sarıldık.

039 - 2009-04-09 08:31
N37.31650 E40.73717

040 - 2009-04-09 09:01
N37.31700 E40.73633

041 - 2009-04-09 09:11
N37.31700 E40.73600
Süryani içli köftesi:

042 - 2009-04-09 09:14
N37.31700 E40.75000

043 - 2009-04-10 09:02
N37.29900 E40.79067
10 Nisan 2009 Cuma - Mardin-Diyarbakır 320km
Sabah erkenden yola çıktık Mardin'den hedef Midyat, Mor Gabriel, Hasankey üzerinden Diyarbakır; gücümüz kalır ve feribot'a yetişirsek Kahta idi.Deyrulzafaran'a vardığımızda vakit çok erkendi; kapalıydı ama zaten Mor gabirel'i ziyaret edeceğimiz için durmadık ve gazladık.

044 - 2009-04-10 10:11
N37.41516 E41.37500
İmparator'un son albümünün adı imla hatalı:

045 - 2009-04-10 10:12
N37.41516 E41.37517
Mardin'i çıkmıştık ki MST adında otobüs şirketinin otobüsünü süren bir lata, bölünmüş yolda sağ şeritten sinyal vermeden U dönecekken üzerime çıkıyordu, aradan sıyrıldım; arkamda aynadan Özdoğan'ın durduğunu ve el kol salladığını gördüm; benim için kereste arkadaşa küfür ediyor diye düşünmüştüm ki meğerse bu arkadaş Özdoğan'ı direkt biçiyormuş; tamamen durmak zorunda kalmış. Midyat'a geldik; yolda gençten bir arkadaşın tavsiyesine uyup Gelüşke Han'a oturduk. Çay ve gözleme ve de kahve idi hedef. Tarihi, avlulu bir konak. Duvarlar İbrahim Tatlıses ve Mahsun Kırmızıgül poster ve fotoğrafları dolu. Gözleme yok; semmusek yedik, kaşarlı ve kıymalı; çiğ böreğin fırında yapılmışı gibi birşey, lezzetli.

046 - 2009-04-10 10:13
N37.41516 E41.37517

047 - 2009-04-10 10:16
N37.41516 E41.37533

048 - 2009-04-10 10:17
N37.41516 E41.37533

049 - 2009-04-10 10:59
N37.41500 E41.37500

050 - 2009-04-10 11:03
N37.41500 E41.37500
Midyat'ta çok durmayacaktık. Ancak Gelüşke Han'dan tırmanan tepeye doğru eski Süryani binaları ve kiliselerini görünce tırmanmaya başladık. Yolda musallat olan Midyat'a göçmüş kürt çocukları ile anlaşmaya çalıştık; o kadar ağır Kürt aksanlı ve kırık bir Türkçe konuşuyorlardı ki anlamak imkansız.

051 - 2009-04-10 11:06
N37.41500 E41.37483
Kiliselerden birine girdiğimizde ayinin sonu idi. Görevli gençten bir çocuk ile Süryanilik, ibadet biçimi vs. konusunda epey bir konuştuk. Temel olarak hepimiz kardeşiz babında konuşuyor; azınlık psikolojisi; çekiniyor.

052 - 2009-04-10 11:12
N37.41500 E41.37483

053 - 2009-04-10 11:12
N37.32516 E40.76983

054 - 2009-04-10 11:21
N37.41500 E41.37483

055 - 2009-04-10 11:56
N37.32133 E41.53833

056 - 2009-04-10 12:12
N37.32133 E41.53833
Mor Gabriel'e gazaçtık; İtalya şehirlerini övdüğüm sohbetleri hatırladım tekrar; çok bayağı olacak ama; memleketin değerinin farkında değilmişiz:) Kilise görevlileri çok içten ve yardımsever; Özdoğan süryanilik, tarih vs. konularda oldukça detaylı sohbet etti, detayları yazmayı ona bırakıyorum; ben bir taraftan kamera çekimi yaptım; bir taraftan zorunlu çevirmen oldum.

057 - 2009-04-10 12:22
N37.32133 E41.53833

058 - 2009-04-10 02:14
N37.71183 E41.41033
Gittiğimizde orada oturan Amerikalı bir çift de bizim turumuza katıldı; İngilizce bilen rehber olmadığı için kabaca çeviri yaptım. Tipler ilginç; Texas'lı 20'li yaşalarda bir çit; erkek olan saçlı, sakallı, hippi formatında. 5 aydır Türkiye'yi geziyorlarmış; uzun süre para biriktirmişler; Adana'ya kadar otostop yapmışlar; sonra toplu taşıma araçları ile devam etmişler. Samsun sigarası içiyorlar; en ucuz sigaranın Birinci olduğunu öğrenmişler ve Birinci aramış ve bulamamışlar; paraları bitene kadar Türkiye ve belki Gürcistan'ı gezecekler. Cesarter ve enerjilerine hayran kaldım.
Sonra Midyat üzerinden Hasankeyf'e vurduk. Çok etkileyici bir kalesi var. 2.5 senedir süren yol inşaatı, ilçe girişini toz toprak içinde bırakıyor; komik olan yapılan yolun da sular altında kalacak olması. Mor gabriel'deki Amerikalılar Hasankeyf konusunda birşey yapmıyormusunuz diye sorduydu; gerçekten adamlar göz göre göre tarihi sular altında bırakacaklar; çocuklarımızın yüzüne bakamayacağız.

059 - 2009-04-10 02:16
N37.71183 E41.41033

060 - 2009-04-10 02:20
N37.71200 E41.41033

061 - 2009-04-10 02:59
N37.71267 E41.41033

062 - 2009-04-10 02:59
N37.71267 E41.41033

063 - 2009-04-10 03:00
N37.71267 E41.41033

064 - 2009-04-10 03:09
N37.71283 E41.41033

065 - 2009-04-10 03:12
N37.71300 E41.41033
Sonra aşağı, Dicle üzerine kurulmuş ahşap gölgeliklerde yemek yedik. Lokantacı Türkçe adının Turna olduğunu sandığı balıktan pişirdi; arapça ve Kürtçe adlarını da söyledi ama telaffuz bile edemedik. Balık güzeldi ama bir Güneydoğu klasiği olarak acı idi. Herşey acı buralarda; etler, balıklar, salatalar...

066 - 2009-04-10 04:29
N37.88733 E41.13433
Sonra Batman'a geldik; benzincide Özdoğan motorunu yıkattı; ama ben motorumu hiç yıkatmadım; Harran çamuru ve Adıyaman (Adı Tozuyaman olarak değişmeli bu şehrin) tozu hala üzerinde.


067 - 2009-04-10 04:30
N37.88766 E41.13350

068 - 2009-04-11 08:15
N37.95067 E40.19350
Batman'dan Bismil üzerinden Diyarbakır'a doğru yola devam ettik. Gün batım vakti karşıdan gelen güneş; vizörlerde intahar etmiş sinek, böcek ölüleri ile yarı kör ve yorgun yola devam ediyorduk. Bismil çıkışı kavşakta ortadaki boş alana siyah asfalt ile aynı renk mıcır dökmüşler; virajı geniş almak isterken mıcıra girdim; Özdoğan da arkamdan; zor toparladık ve yavaşladık; ciddi bir tehlike atlattık; duble yol ayapan ak müteahhitlerin sülalerini saygı ile andık. Biraz ilerde bir benzincide mola verdik; güneş biraz daha batsın diye bekledik; benzincinin bize ve orada bulunan Komtan'a ikram ettiği koladan içtik.
Diyarbakır'da DSI misafirhanesinde kaldık. Zevksiz ve gösterişli döşenmiş odalarında saç kurutma makinası yok; istiyorsun; getireceğiz diyorlar ve getirmiyorlar. Motorumun arka çanta bağlantı demiri kırılmış. Sabah yola çıkmadan bir yerde kaynak yaptırmaya karar verdik.
Diyarbakır büyük, kalabalık ama renksiz bir şehir. Bir lokantada sakatat, üzerine tatlı yedik; M

069 - 2009-04-11 08:29
N37.95067 E40.19350
11 Nisan 2009 Cumartesi - Diyarbakır-Gaziantep 425 km
Önce çanta bağlantı demirini kaynatmak için aç karna yakındaki bir demir doğrama atölyesine gittik. Atölyeyi yaşlıca bir amca ve sanırım oğulları işletiyordu. Biz gittiğimizde ellerindeki işi bıraktılar ve motoru özenli bir şekilde tamir ettiler. Demiri sökmeden ama çevresine de zarar vermeden kaynak işlemini yaptılar. Kahvaltı için fırın, kahve falan sorduk. Onlar da bize, çırakla yakındaki fırından çörek ve açma alabileceğimizi, orada yatıkları çaydan ikram edebileceklerini söylediler. Çırağa para verip çörek (Diyarbakır'ın çöreği süper!) açma falan aldırdım. Ortaya açtıkları taze ekmek, peynir ve çaydan oluşan kahvaltılarına ortak olduk. İş bittikten sonra borcumuzu sordum; ısrarla para almadılar; yolcu olduğumuzu ve bu yüzden misafir sayılacağımızı söylediler. Bir dahaki sefere yemek de ikram etmek istediklerini söylediler; tavırları resmen bizi mahcup etti.

070 - 2009-04-11 08:29
N37.95067 E40.19350
Siverek üzerinden geçerken; Yılmaz Güney heykeli ile karşılaştık. Memeleketi Siverek idi; hatıladık. Korkunç bir yoksulluk, depresif ruh hali, mutsuzluk vardı ilçede; köy gibi görüntüsü... Oradan iptidai feribot ile Kahta-Adıyaman tarafına geçtik barajın. Minübüs ve arabaları ile dini bütün tipler dergah ve şeyh ziyareti için feribota biniyorlardı. Yardımlaşma ile arabalar ve motorlarımız yüklendi; kapağın kenarında sıkışık nizam karşıya geçtik. Feribot'un tek kapağı olduğu için yüklerken ya da indirirken geri gitmek gerekiyor; yardım gerekiyor.

071 - 2009-04-11 11:02
N37.89150 E38.99833

072 - 2009-04-11 11:02
N37.89150 E38.99833

073 - 2009-04-11 11:03
N37.89150 E38.99833

074 - 2009-04-11 11:24
N37.89250 E38.99434

075 - 2009-04-11 11:27
N37.89367 E38.98583

076 - 2009-04-11 11:27
N37.89383 E38.98500

077 - 2009-04-11 11:43
N37.89383 E38.96867

078 - 2009-04-11 11:43
N37.89383 E38.96867
Karşı kıyıda, çay bahçesinde oturup günün geri kalanını planladık.

079 - 2009-04-11 11:44
N37.89383 E38.96867

080 - 2009-04-11 12:04
N37.89383 E38.96867
Barajın farklı doluluk seviyesine göre feribot yanaşabilsin diye basamaklı yapmışlar iskeleyi:

081 - 2009-04-11 12:13
N37.89383 E38.96850

082 - 2009-04-11 01:18
N37.97650 E38.73783
Güneydoğu'da içtiğimiz en pahalı çay burada: 2TL; zirveden geri inince pazarlık yaptım; 1.5TL'den içtik ikinci çayları.

083 - 2009-04-11 01:18
N37.97650 E38.73783
Nemrut'a çıkmaya karar verdik; insanlar gündoğumunu izlemek için çıkarlar ama bize öyle denk geldi; öğle gibi çıktık. Sezon 10 Nisan'da açılmış; gazetede okudum; biz bir gün sonra gittik. Nemrut yolu virajlı, yokuş, tam enduro yolu.

084 - 2009-04-11 01:19
N37.97650 E38.73783

085 - 2009-04-11 01:19
N37.97650 E38.73783

086 - 2009-04-11 01:39
N37.97650 E38.73783

087 - 2009-04-11 01:42
N37.97650 E38.73783

088 - 2009-04-11 01:43
N37.97650 E38.73783
Dayanamadım tanrılardan birinin heykelini öptüm.


089 - 2009-04-11 01:50
N37.97650 E38.73783
Karlara uzandık; 500 metre tırmanıştan sonra dinlendirdi; serinletti.

090 - 2009-04-11 01:51
N37.97650 E38.73783

091 - 2009-04-11 01:52
N37.97650 E38.73783
Kesinlikle resimlerinden daha görkemli. 2162 metre gösterdi Zumo yüksekliği. Bu yükseklikte kralın kendini tanrı hissetmesi gayet normal (Özdoğan).

092 - 2009-04-11 01:52
N37.97650 E38.73783

093 - 2009-04-11 01:53
N37.97650 E38.73783

094 - 2009-04-11 02:28
N37.97650 E38.73783

095 - 2009-04-11 02:57
N37.91950 E38.81167
İnişte biraz temkinli idim; motor kompresyonunu çok kullandım; inişin bitmesine yakın benim motorun zinciri attı; tehlikesizce durdurdum; sanırım biraz gevşekti.

096 - 2009-04-11 05:57
N37.72783 E37.95317
Zinciri tekrar takıp düşük tempoda Kahta'ya vardık. Oranın tek motor tamircisi Mondial servisine gidip zinciri gerdirdik. Zinciri temizledi, ayarladı; çay ikram etti; zorla 5 TL verebildik; bir güneydoğu klasiği; yolculara, yabancılara misafirperverlik. Sonra tamircinin önerdiği Papatya restoranda yemek yedik. Gün batmadan Antep'e varmak amaçlı yola çıktık. Yorulmuştuk; ben daha fazla yoruldum; zincir atınca biraz da moral bozukluğundan daha bir yorgun hissettim sanırım.

097 - 2009-04-11 05:58
N37.73067 E37.94850

098 - 2009-04-12 12:09
N37.06800 E37.36883
Son 30 dakika karanlıkta gittik ve sonunda Antep'e vardık; Doğunun Paris'i. Bence Doğunun Paris'lerinden biri... Orada Inşaat şirketi olan bir lise arkadaşımız tarafından karşılandık ve çok iyi ağırlandık; uzun süredir görüşmemiştik; nostalji bol sohetler yaptık. Imam Çağdaş'ta akşam yemeği; Sahan'da kahvaltı; kocaman bir Antep evinde rahat yataklarda uzun bir uyku.

099 - 2009-04-12 12:30
N37.06800 E37.36883

100 - 2009-04-12 12:30
N37.06800 E37.36883