in

Kerem BARUT

Keybee


  •   Kapadokya - Guneydoğu by Kerem BARUT 2.550 km

    Mon, Nov 05 2007 0:39
    10,040 Okundu  

     Sirbistan


    2003 yılında Elif ile 15 günlük , otel konaklamalı bir Kapadokya -Güneydoğu turu yapmayı planlamıştık. Kızımızı Ankara da anneannesine satıp yola çıkıyoruz. yol doğal olarak Ankara'dan geçiyor tabi ki. Sonra Tuz gölü kıyısından Kapadokya'ya ulaşıyoruz. Buraya kadar yol çok sıkıcı Elif arkamda 2-3 kere uyuyor, Yok valla şaka değil gerçekten uyuyor.


     

     @
     001

    Neyse sonunda Kapadokya ya varıyoruz ve hemen bu harika pozu veriyoruz: Macera adamı pozu


     

     @
     004

    Kendimizi meşhuuur Asmalı Konak dizisinin mutfak planlarının çekildiği otele atıyoruz. Otel sahibine de adam bunu söylerken mel mel bakıyoruz, çünkü biz o dönem bu fenomen diziyi seyretmiyoruz. Bana ne ulan diyesim geliyor adama. Ama sonraki yıl diziyi seyredince ne kadar ulvi bir yerde kaldığımızı anlıyor ve Allah'a bize bu günleri de gösterdiği için şükrediyoruz. Resimde Elif annesine telefonla Asmalı Konağın ne olduğunu sorarken görülüyor


     

     @
     006

    Bu balkon da Büyük İskender'in Kapadokya'da en sevdiği mekan, hep burada nargile içer, takılırmış. Ulan bu yalanı 10 yere daha yazsam Kapadokya ya bir tarihi mekan kazandırabilir miyim acaba: Büyük İskender Balkonu 


     

     @
     007

    Burası da Roma imparatoru Augustus un atını bağladığı yer :) Ben de atımı bağlıyorum. Allahım Kapadokya halkı bu katkılarımdan dolayı beni belediye başkanı seçer mi ?


     

     @
     008

    Elif Kapadokya'ya motordan düşmeden gelmenin (devamlı arkada uyuduğu için) mutluluğunu yaşıyor


     

     @
     010

    Her toprak yolun sonu bir kilise vb. ye çıkıyor. Bence motorla gidilebilecek ve güzel vakit geçirilebilecek en güzel yerlerden biri 


     

     @
     011

    vay vay vay, reklam fotoğrafı gibi bea. Al doğrudan poster yaptır, para da istemem.


     

     @
     012

    Kapadokya yı daha önce teferruatlı gezdiğimiz için fazla uzatmayıp, Erciyes kıyısandan aşağı doğru yola koyuluyoruz. Motor da oradaydı pozu


     

     @
     013

    Motor da oradaydı pozunun uzaktan çekilmiş olanı


     

     @
     014

    Osmaniye üzerinden Gaziantep'e varıyoruz. Gece konaklamanın ardından Adıyaman Nemrut dağına doğru yola çıkıyoruz. GPS, nam-ı değer ZUMO olmadığından henüz hiç kaybolmadık. Daha Zumo anasının karnından doğmamıştı be.  Bu köprünün adı Cendere Köprüsü, orjinal adı Septimüs Severüs (Asterix deki uyduruk adlara benziyo ama valla gerçek, inanmayan gider bakar)


     

     @
     015

    ZUMO yok ama KYS (Köylüye, yerliye sor) nin de ilk modelleri piyasada herhalde. Nemrut dağına yanlış bir yoldan çıkarken 300 kulvallah 500 elham okuyorum, bakıyorum Elif Hatim indirmiş. Yolun bir yerinde Elif'i motordan indiriyorum. Bari birimiz kurtulsun çoluk çocuk var. Bu kafaları niye vücutların üstüne koymuyoruz. Kimse yapmaz ise bidahki sefere ben yapıcam. Hem daha güzel olur hem ele güne karşı temiz olur. Dost var , düşman var di mi ama?


     

     @
     016

    Once medeni bi şekilde tellerin arkasından poz veriyoruz


     

     @
     017

    Sonra niyeyse heykellerle samimi olma dürtüsü ağır basıyor herhalde. Çıkabilse Elif tepesine çıkacak ama...


     

     @
     018

    Bi de şu aslana yaslanayım, gitti de bi aslana yaslanmadan geldi demesinler


     

     @
     019

    Kerem orda durma hadi sen de gel, istediğin heykelin tepesine çık


     

     @
     020

    Bu ne laubalilik kardeşim kafanda şapkayla tanrıların ve kralların arasında . Aaaaa olmaz ki canım


     

     @
     021

    Al bu da profilden


     

     @
     022

    Neyse sonunda aklım başıma geliyor da şapkamı çıkarıyorum. Neyse dönüşte doğru yolu buluyoruz. Tepede rastladığımız Macar - ki bize bahçıvan olduğunu söyledi, İran dan geliyormuş. Adres değişmek için altın bir montblanc çıkardı. Ya bahçıvanlar benim tahminimden çok kazanıyor ya da adam kötü bir yalancı, ben casus olduğundan şüpheleniyorum- yolun bir kısmının çok kötü bir arnavut kaldırımı olduğunu söylüyor. Gerçekten de titreşimden bazı vidalar gevşiyor. Gaziantep'e varınca sıkıyoruz. Ama geliş yoluna göre 10.000 kat daha iyi. Hiç dua etmeden iniyoruz, hatta Elif ben bu sene oruç tutmıycam bile diyor


     

     @
     023

    Gaziantep'e dönüş yolunda Rumkale'ye uğruyoruz. Bence atlanmaması gereken çok güzel bir yer. Sular altında kalmış bir köy, karşı sahilde tarihi bir kale. Tekne ile gezip kaleye çıkabiliyorsunuz.


     

     @
     025

    Ben Rumkale'deydim pozu


     

     @
     026

    Bir balıkcı bulup gölde biraz geziniyoruz.


     

     @
     027

    İnsanın suya atlayıp dipteki evlere bakası geliyor


     

     @
     028

    Herşeye rağmen burayı terketmeyen birkaç yaşlı köylü var


     

     @
     029

    Adamlar sanki biz turistmişiz gibi tekneye " hello hello " diye bağırıyorlar. Türk olduğumuzu anlatmamız zor oluyor.


     

     @
     031

    Gaziantep'de Anadolu Evleri'nde kalıyoruz. Güzel bir butik otel. Sahibi Timur Şindel: anne türk baba amerikalı.Önce onu da casus zannediyoruz ama tanıyınca seviyoruz. Bende de niyeyse bu casus paranoyası oluştu. Doktora gitsem mi acaba ? Ama ya o da casussa :) Neyse  butik otel severlere şiddetle tavsiye edilir

    .
     

     @
     032

    Harran'a gidiyoruz. Tarihde ilk üniversitenin burada olduğu söyleniyor. İboo sana sesleniyorum, "oxford vardı da biz mi gitmedik" diyen zat, al sana üniversite. Giden gidiyor işte 


     

     @
     033

    Yöresel evler kubbeleri ile çok değişik


     

     @
     034

    e değişik dedik ya


     

     @
     035


     

     @
     036

    Bunlar da bizi misafir eden urfa bayisi ve ailesi. Mustafa bey sağolsun bizi hiç yalnız bırakmıyor, hatta abi biz sabah uyuycaz sonra biraz şehirde takılıcaz diyorum. Lobiye bi iniyorum ki adam 08,00 da gelip beklemiş. En komiği Urfa'dan ayrılırken elimize yolda yiyelim diye lahmacun tutuşturmasıydı. Abi bunu giderken nasıl yiycez, motosiklet, gidon , kask falan deyince kendi de anladı, gülmekten 10 kalem pirzola yemiş gibi olduk. Yani adam bizi doyurmadan göndermedi. 


     

     @
     039

    Yenge bize 10 dakikada bi çiğ köfte açtı, sonra da zorla bu yerel elbiseleri giydirdiler. ama ben çok beğendim. Çok rahat valla.


     

     @
     040

    Mustafa beyin bi de yürürken elinden tutmak gibi bi huyu var. Neyse resim çektiriyoruz bahanesiyle elimi kurtarıyorum. Bu arada Urfa Balıklı Göl.


     

     @
     041

    Elif sazanları yemliyor


     

     @
     042

    "Sazan gibi atlama" lafının nereden geldiğini gözlerimizle görüyoruz, test ediyoruz, onaylıyoruz.


     

     @
     043

    Elif ve Balıklı göl


     

     @
     044

    Deyrul Zaferan  manastırı. Mardin


     

     @
     045

    Bu da sanırım Mor Gabriel


     

     @
     046

    Bedava poster eki 


     

     @
     048

    Midyat. Halkın çok sıcaklık gösterdiğini söylemek zor hatta girdiğimiz bazı dükkanlarda bizimle konuşmadılar bile. Onlar da İstanbul'a gelince ben de onlarla konuşmıycam


     

     @
     050

    Motor da oradaydı pozu


     

     @
     051

    Bütün buralar bizim. Hasankeyf


     

     @
     052

    Biraz bakımsız kalmış


     

     @
     053

    Neyse motor gölgede


     

     @
     054

    Bu kule daha ne kadar ayakta durur bilmiyorum. Ama yanından geşmek tehlikelidir ibaresi var.


     

     @
     055

    Bu da gezinin sonu. Hasankeyf dönüşü Ömerli de bir viraj çıkışı bir eşeğe çarpıyoruz. Eşek ayağa kalkıyor ama yağ radyatörü girişi kırılan motor kalkamıyor. eşeşğin üzerindeki adam düşüp başı yarılıyor. Zaten 70 yaşında olan amca ecelinden ölse ihale bize kalacak, neyse kendisini hemen hastaneye kaldırıyoruz. Bu arada çarpışmadan hemen sonra daha biz yerdeyken üzerimize doğru koşan kalaşnikovlu arapca konuşan adamları görünce Elif ve ben şoka giriyoruz. Elif bi yandan ağlarken ben jandarmayı arıyorum. Urfa bayi işi gücü bırakıp gelip bizi kurtarıyor ve motor kamyonla biz de kaskonun asistans servisi sayesinde uçakla evimize dönüyoruz. 


    Gönderilen Nov 05 2007, 12:39 AM Yayınlayan Kerem BARUT Ne ile 11 comment(s)

  •   Trans Toros - Etap1 2.100 km.

    Wed, Oct 31 2007 0:38
    13,897 Okundu  

     Türkiye




    Trans Toros Etap-1
    Bir ucudan digerine enlemesine gecmeyi planladigimiz toros daglari rotasi, gorecek yerlerin bollugu ve zamanin darlığı sonucunda "Etap-1" diyebilecegimiz baslangic bölümü ile sınırlı kaldı. Toplamda 4 gunde 2.100 km yol yapmis olduk. Bunun da 900 km kismi yogun viraj ve offroad seklinde gecti. Antalya cevresi dogal guzellikleri ile gercekten buyuleyici. Kendinizi birakirsaniz keşfedilecek yollari ile degil 4 gun, 40 gun bile o cevrede cok rahat gecirilebilir. Iste zamanin elverdigi olcude yapabildiklerimiz asagida. Once Keremin raporu, ardindan benim... [bakalim]

    Keybee

    Valla ben bu Cem'i Sicilya-Tunus turuna ikna edemeyince o beni Trans Toros için ikna etti. Hem de ileride (inşallah 2008 ) yapacağımız Fas turu ve Atlas dağları geçişi için bir deneme olur deyince yola koyulmaya karar verdim. Benim genel yola çıkma şeklim "yola çıkınca karar veririz, problem çıkınca çare ararız" şeklinde olduğundan sağolsun bütün rota hazırlığını Cem yaptı. Ama herzaman olduğu gibi evdeki hesap çarşıya uymadı, turun ancak 1. etap diyebileceğimiz kısmını gerçekleştirebildik. Neyse arkası gelir nasılsa

    Planlaman, yol arkadaşlığın ve muhabbetin için  teşekkürler Cem. En kısa zamanda daha uzun yollar yapmak dileğiyle


     
    @
     001 - 2007-10-27 15:30

    İstanbul- İzmit- Bilecik üzerinde Dumlupınar'a vardık. Meydan muharebesi için çok uygun geniş bir ova. Savaşın geçtiği yerleri ve şehitliği ziyaret etmeden olur mu ???

     

     @
     002 - 2007-10-27 15:31

    Bu resimde de Atatürk ve silah arkadaşları İsmet paşa ve Kazım Karabekir görülüyor.Atatürk'ün Akdeniz'i hedef gösterdiği yer. Bu önde duran şahsın da savaşın kaderini değiştiridiği söyleniyor


     

     @
     003 - 2007-10-27 16:36

    Ahanda macera başlıyor. Bu ilk kaybolma , Zumo yol gösteriyor ama sormasını bilmek lazım Zumo ya, yoksa en kısa yolu gösteriyor. KYS amca Zumo ile aynı fikirde değil, bu yoldan devam edersek bir dağ yolu geçmemiz gerektiğini ve çok vaktimizi alacağınıu söylüyor. Niyeyse bu seferlik toprağa girmiyor geri dönüyoruz, bi daha bu hatayı yapmayıp Big Smile Zumo nun gösterdiği her yola gireceğiz .


     

     @
     004 - 2007-10-28 09:03

    Sonunda Salda gölü kenarında kamp alanımıza varıyoruz. Gece karanlıkta vardığımızdan foto çekmiyoruz ancak çadırları kurup ateş yakıyoruz ve yatıyoruz. Burası aslında bizim planladığımız , gölün karşı kıyısındakş kamp alanı değil, KYS den aldığımız bilgiye göre o kamp alanında bazı hostesler hizmet veriyormuş. Bu arada bu hizmeti verenlere hostes denildiğine ilk defa burada şahit oluyoruz. Gece dolunay var ve hava sakin ama soğuk


     

     @
     005 - 2007-10-28 09:04

    Salda gölü tahminimden daha güzel bir tuz gölü, süper turkuaz bir rengi var


     

     @
     006 - 2007-10-28 09:23

    Kahvaltı edip yola çıkma hazırlığına girişiyoruz


     

     @
     007 - 2007-10-28 11:07

    Salda gölünün etrafından dolanıp Burdur üzerinden Eğirdir'e ineceğiz


     

     @
     008 - 2007-10-28 11:37

    Hahhahaha laylaylom derken kayboluyoruz diycem sandınız ama bu köy kaybolmadan bilinçli olarak geçtiğimiz bir yer


     

     @
     009 - 2007-10-28 12:48

    Beleş askerlik yapanların diyarı Burdur'a varıyoruz. Çocukluğumdan beri duyduğum (çünkü Türkiye'nin turizme açılan ilk mağarasıymış) ama bir türlü görme fırsatı bulamadığım  İnsuyu mağarasını geziyoruz.


     

     @
     010 - 2007-10-28 12:58

    İçinde gölcükler var, şimdi kuru mevsim olması dolasıyıyla biraz suları az


     

     @
     011 - 2007-10-28 12:59

    Bu mudur ??

    BURDUR  Big Smile

    esprisini yaparak Burdur dan ayrılıyoruz


     

     @
     012 - 2007-10-28 14:24

    Toprak yollardan götür bizi Zumo diyoruz ama o yine anlamayıp kırmataş yollara sokuyor bizi. 50-60 metrelik bir yokuşta debriyajın aile fertlerine küfür ettiğini duyuyorum. Cem' e soruyorum , o ben duymadım zaten benim debriyaj terbiyeli küfür etmez diyor


     

     @
     013 - 2007-10-28 14:24

    Ne bakıyosun abicim, bak küfrediyo, birazdan hareket de yapar bu adi debriyaj


     

     @
     014 - 2007-10-28 16:33

    Bu bir at sürüsü.This is a pencil gibi oldu ama daha önceserbest takılan at sürüsü görmemiştim. Cem bi ara ben bunları motorla kovalıycam deyip BMW 1200 GS ADV lansman filmindeki adama özeniyor ama toprak ıslak olduğundan reklam yıldızlığından çabuk vaz geçiyor  allahtan Big Smile


     

     @
     015 - 2007-10-28 16:55

    Hey yavrum hey . Analar ne aslanlar doğuruyor.


     

     @
     016 - 2007-10-28 17:11

    Eski Eğirdir kalesinin surlarını çiçekler sarmış. Militaroromantik kompozisyon.


     

     @
     017 - 2007-10-28 18:13

    Konaklamayı düşündüğümüz Kovada gölü. Bana niyeyse Kaptan Swing in Ontario gölünü hatırlatıyor. Sanki çocukluğum orda geçti Big Smile


     

     @
     018 - 2007-10-28 18:13

    Cem devamlı yolda bana böyle bakıyor. Ne bakıyoosun kardeşiiim


     

     @
     019 - 2007-10-29 09:17

    Kovada gölü etrafında uygun kamp alanı bulamayıp, Yazılı kanyonda konaklamayı tercih ediyoruz. Yine karanlığa kaldığımızdan resimleri sabah çekiyoruz. Artık askerlikteki gözü kapalı silah söküp  takmak gibi biz de gözü kapalı çadır kurabiliyoruz. Bi işe yarar mı acaba iş ararken ?  Dur CV me ekliyim.


     

     @
     020 - 2007-10-29 09:19

    Güzel sakin bir yer işletmecisi de bu hafta gidiyormuş yani bundan sonra daha da bakir olur.


     

     @
     021 - 2007-10-29 11:03

    Cem ve yazılı kanyon


     

     @
     022 - 2007-10-29 11:03

    Berrak sular


     

     @
     023 - 2007-10-29 11:15

    Cem ve yazılı kanyon yakın plan


     

     @
     024 - 2007-10-29 11:16

    Kerem ve Yazılı kanyon


     

     @
     025 - 2007-10-29 14:32

    Zumo bizi dağdan aşır


     

     @
     026 - 2007-10-29 14:52

    Ağzına s.... yım Zumo. yine kaybolduk. Ama keyfimizi bozmuyoruz kahvemizi içiyoruz. Bizdeki rahatlığı gören Starbucks da takılıyoruz zanneder. Az sonra bir kamyonet görüyor ve durduruyoruz. Yolun çıkmaz olduğu bilgisini verip burada kahve keyfi yapmamıza aval aval diyebileceğim bir ifadeyle bakıyorlar


     

     @
     027 - 2007-10-29 15:50

    Köylünün tarifine göre burada bir köşk var altında çeşme var, oradan geçmemiz lazım. Yolda devamlı hangi dallama buraya ev hem de köşk yapar diye düşünüyorum. Filmlerde dağbaşında şatosu olup devamlı org çalan kötü adamlar vardır. Öyle bir köşk ve adam bekleyişi içindeyim.


     

     @
     028 - 2007-10-29 16:14

    Al san köşk.  Ne bu bea ?  org da yok zaten , canım sıkılıyor


     

     @
     029 - 2007-10-29 16:15

    Allahın dağbaşındaki köşkde Turkcell çekiyor ve telefon çalıyor. Hayretlere gark olmuş bir durumda telefonu açıyorum Hayrettin çıkıyor. Bu arada Cem in yol bilgisayarı sadece 7 km lik benzini olduğunu gösteriyor. Neyse olmadı burada kamp kurulabilir.


     

     @
     030 - 2007-10-29 16:16

    Toroslar ve benim motor.

    İnanılmaz bir şekilde yolun bundan sonraki 50 km lik kısmı yokuş aşağı ve Cem yedek benzin depomuzdaki benzine ihtiyaç kalmadan benzinliğe varıyor.


     

     @
     031 - 2007-10-30 10:23

    Köprülü Kanyon'a yine karanlıkta vardığımızdan fotoları sabah çekiyoruz. Bu sefer eğlence olsun diye çadırları karanlıkta ve tek elle kuruyoruz Big Smile


     

     @
     032 - 2007-10-30 10:24

    Yağmurdan kaçıp kahvaltımızı yapıyoruz. Allahtan yağmur 30 dakika durdu ıslanmadan çadırları topladık. Ben alışkanlık bozulmasın diye gözleri kapalı topluyorum


     

     @
     033 - 2007-10-30 11:19

    Köprü ve Cem


     

     @
     034 - 2007-10-30 11:19

    Köprü


     

     @
     035 - 2007-10-30 11:19

    Aslında KYS resimde görülen üstü kapalı köşkde kamp kurabileceğimiz söylemişdi ama biz gece karanlığında bulamadık tabi


     

     @
     036 - 2007-10-30 11:21

    Her yerden su çıkıyor. Çok kısa bir mesafede o kadar geniş ve debili bir akıntının olması enteresan gerçekten


     

     @
     037 - 2007-10-30 11:21

    Su akar deli bakar


     

     @
     038 - 2007-10-30 11:45

    Ben Köprülü Kanyon daydım pozu


     

     @
     039 - 2007-10-30 11:46

    Bu da


     

     @
     040 - 2007-10-30 11:53

    Ordan motorla da geçtim pozu. İlerde lazım olur, nolur nolmaz, dost var düşman var di mi ama?


     

     @
     041 - 2007-10-30 12:02

    Kayaların içinden su gürül gürül çıkıyor. Şimdi böyleyse yağışlardan sonra nasıl oluyor acaba. Onu da gelip yerinde zamanında inceleyeceğiz


     

     @
     042 - 2007-10-30 12:02

    Kanyon


     

     @
     043 - 2007-10-30 12:02

    Kanyon


     

     @
     044 - 2007-10-30 12:03

    Motor da kanyondaydı pozu


     

     @
     045 - 2007-10-30 14:36

    Artık dönüş yolundayız. Ne Zumo, ne harita varsa yoksa KYS


     

     @
     046 - 2007-10-30 14:36

    Azıcık yağan yağmur ne kadar erozyona sebep oluyorç Yaşasın TEMA


    CEXX
    Bu gezide toplamda 2.100 km gerceklesti. GPS virajlari net hesaplayamadigi icin 1.986 km olarak gosteriyor. Zumodan alinan irtifa grafigi asagida.



    Çiktigimiz en yuksek nokta 1.100 uncu km de yangin kulesini aradigimiz 1.680m idi. Ilginc olan bundan sonraki 60km icinde dik bir inisle deniz seviyesi 0 metreye geri indik. Iste yangin kulesi ve dik denize inisin Google dan görüntüsü.




     

     @
     001 - 2007-10-28 10:57

    Aslinda bu gezinin görüntü yönetmeni fotograf makinasi sadece onda oldugu icin Kerem'di. Ama baktim ki geziye kendini kaptirmis eli makinaya pek gitmiyor telefonla da olsa cekerek eksikligi tamamlamaya calistim. Ilk gun Salda golu kenarinda konaklamis. 28/10 icin rotamizi :Eğridir, Barla, Yalvaç, Sarkikaraagac, Karacaoren, Çandır, Kesme, Selge ve Koprulu kanyonda konaklaka olarak belirlemistik ama evdeki hesap daha ilk gunden carsiya uymadi. Burdur'u gectikten sonra insuyu magrasini ziyaret ediyoruz. Resim magra cikisi dinlenme arasi.


     

     @
     002 - 2007-10-28 12:16

    Ilk nokta Egridire dogru "Yaaa Zumo gotur bizi" deyince o da böyle bir yol öneriyor. [crazy]

     

     @
     003 - 2007-10-28 12:16

    Bir kere adini Trans-toros koymusuz daha bastan su koyveremeyiz. Olmek var donmek yok... Big Smile


     

     @
     004 - 2007-10-28 12:20

    Kerem hesap yapiyor: debriyajin yarisi yokusun altindan buraya kadar zaten gitti. Tepeye kadar obur yarisinida yersek motoru burada birakip gitmek gerekcek...


     

     @
     005 - 2007-10-28 12:22

    Sonucta 2. gun plani icin ciddi zamanlar kaybediyoruz. Toros dedigin taş, kaya... Yollarin ise cogu boyle..


     

     @
     006 - 2007-10-28 13:01

    Bu yollar ilginc bir sekilde Zumonun Navturk haritasinda var. Topografik haritaya gecmeme hic gerek olmadi. Ne varki bu yollarin koordinatlarinda ciddi sapmalar oldugu icin bircok yerde tahmin yurutmeye calisiyorsunuz. Iste o anlardan biri. Duz mu gitmeli yoksa saga mi donmeli. Yön hicbir sey ifade etmiyor cunku yollar surekli viraj. Netarafa dogru gittiginizi ancak 5-10 km gittikten sonra anlayabiliyorsunuz.


     

     @
     007 - 2007-10-28 13:01

    Bir parca geldigimiz noktaya gore bulundugumuz yerin sagina mi yoksa soluna mi dusmek istedigimize gore yol tercihlerimizi yaptik ve cogu da dogru cikti. Off-road parkur ve GPS ile ilerlemenin bir parca bilmece cozmeye benzeyen yonu bu yolu cok keyifli hale getirdi ama 3 saatimizi de yemis oldu. [crazy]


     

     @
     009 - 2007-10-28 14:07

    Asfalta ulasabildigimizde saat coktan 14:00 olmustu. Bu sefer de canli engeller cikmaya basladi Big Smile


     

     @
     012 - 2007-10-28 14:42

    Sonunda Egridir'e variyor ve harita uzerinde 40 km olarak gorunen yolu 4 saatde gecmis oluyoruz


     

     @
     013 - 2007-10-28 14:42 - Eğridir

    Tepede ne yazdigini okumaya calisirken askerlerce kovalandik, [crazy]


     

     @
     016 - 2007-10-28 14:59 - Eğridir

    Kaleye tirmanip limani seyrettik


     

     @
     019 - 2007-10-28 15:26 - Eğridir

    Ayni kati paylasan celiskiyi gozlemledik.


     

     @
     020 - 2007-10-28 15:27

    Kerem "Bu rota yaratar. saat oldu 3.5 Aksam kalacak yeri dusunmeliyiz vazı". Saat 17:00 de hava karardigindan 1 saat icin kamp yeri bulmaliyiz. Bunun icin kovada golunu hedefledik.


     

     @
     022 - 2007-10-28 15:59

    Gol gercekten cok guzel.dogal liman olan bir kose...


     

     @
     023 - 2007-10-28 15:59

    Fakat hertaraf kirma tas, kaya. Bulabildigimiz tek duz yer ise siddetli ruzgar aliyordu. Burada yapamiyacagimizi anlayip yazili kanyona yoneliyoruz. Aksam hava karardiktan sonra ulasmamiza ragmen doglal koruma alani icindeki kamp yeri acik. Cadirlarimizi kuruyor ve alabaliklarimizi yiyiyoruz. Ortam guzel, baliklar  guzel. Tavsiye edilir! [cool]


     

     @
     024 - 2007-10-29 07:06

    Ertesi sabah,


     

     @
     025 - 2007-10-29 07:07

    Kanyonu gezmeden once cadirlari kismen topladik.


     

     @
     027 - 2007-10-29 07:08

    Dereyi gecsekmi?... Ne luzum var abi... [crazy]


     

     @
     028 - 2007-10-29 07:34

    Keremin sosender ruhu depresti. yol alamamamizin asil sebebi budur iste !!! Big Smile


     

     @
     029 - 2007-10-29 07:35

    Boyle kahvalti sofrasi...


     

     @
     030 - 2007-10-29 07:44

    Boyle keyif mi olur.. [big_boss]


     

     @
     031 - 2007-10-29 08:43

    4 km kanyon kenarindan yurumemiz onerildi.


     

     @
     032 - 2007-10-29 08:43

    Kerem nereye bakiyor derseniz...


     

     @
     033 - 2007-10-29 08:43

    Karsimizda duran bu tepeye. Yukseklikler insanin alismadigi olculerde. hım yukariya dogru...


     

     @
     034 - 2007-10-29 08:45

    Hem de asagi dogru...


     

     @
     035 - 2007-10-29 08:47

    Kenarlarda balik tutan bir cok kisi coktan yerlerini almislardi.


     

     @
     036 - 2007-10-29 08:48

    Su ve vadinin buyusuyle  biz coktan trans-toros'u unuttuk...


     

     @
     037 - 2007-10-29 08:49

    Isi hatiraya...


     

     @
     038 - 2007-10-29 08:50
    Keyfe dönüştürdük Big Smile

     

     @
     039 - 2007-10-29 09:00

    Hatta pozlar verip,


     

     @
     040 - 2007-10-29 09:01

    resimler cektik Big Smile

     

     @
     041 - 2007-10-29 09:05

    Daha yola çıkmadan dinlenme ihtiyaci baslamisti bile.


     

     @
     042 - 2007-10-29 09:10

    Yazili kanyona adini veren yazilrdan biri.


     

     @
     043 - 2007-10-29 09:10

    Kucuk bir ibadet noktasi.


     

     @
     044 - 2007-10-29 09:11

    Burda da ayının biri muhtemelen yaziyi almak istemis. Ortaya boyle bir sonuc cikmis. [aggressive]


     

     @
     045 - 2007-10-29 09:12

    Ogreniyoruz ki burasi likya yolunun gectigi noktalardan biri. Daha sonra bizim de yolumuz likya rotasi ile bir cok noktada kesişti. Kısmen haci olduk diyebiliriz.


     

     @
     046 - 2007-10-29 09:13

    Koprulu kanyon daha meshur olmasina ragmen kenarinda yuruyus ve dogal guzellik acisindan yazili kanyon cok guzel. Bu yoreye geliniyorsa mutlaka ziyaret edilmeli.


     

     @
     047 - 2007-10-29 09:14

    Karsi kiyidan donuyor ve


     

     @
     048 - 2007-10-29 09:17

    Kamp noktamiza ulasiyoruz.


     

     @
     049 - 2007-10-29 09:19

    Cadir kurdugumuz yerin onundeki goleti olusturan set.


     

     @
     050 - 2007-10-29 09:22

    Akrobasi


     

     @
     054 - 2007-10-29 09:24

    Aksam alabaliklarimizi yedigimiz yer. Suyun uzerindeki setlere cadir da kurabiliyorsunuz. Muhtemelen yazin serin ve keyifli oluyordur.


     

     @
     055 - 2007-10-29 11:21

    Bu sefer hedefimiz direkt koprulu kanyon. malesef aradaki butun noktalari elemine ettik yoksa bu yoreden cikamiyacagiz Big Smile


     

     @
     056 - 2007-10-29 11:28

    Yollar cogu kez dere kenarlarindan gidiyor.


     

     @
     057 - 2007-10-29 11:29

    Sanki cok zamanimiz varmis gibi :"Asfalt surusu yeter bu kadar" deyip.


     

     @
     058 - 2007-10-29 12:31

    Kendimizi yine topraga atiyoruz.


     

     @
     063 - 2007-10-29 13:51

    Ama ne toprak...


     

     @
     064 - 2007-10-29 13:52

    Motor kıran cinsten. KYS sisteminden yangin kulesi ve Koşklerin gorulesi bir yer oldugunu ogreniyor ve aramaya basliyoruz (KYS : Koyluye Yolu Sor)


     

     @
     065 - 2007-10-29 13:54

    4 kisinin tarifine ragmen hala dolaniyoruz isin kotusu bende kaldi 14 km lik benzin Kerem'de ise +60


     

     @
     067 - 2007-10-29 13:54

    Iste burada 1680 m ile zirce yapiyoruz sagda ve solda 5 kat toros daglari goruluyor ama biz yangin kulesini hala goremiyoruz Big Smile benzin kalmamis olmasi cesaretimizi kiriyor.


     

     @
     069 - 2007-10-29 14:01

    DAg basinda köşklerin nasil bir sey oldugunu anlamaya calisirken


     

     @
     070 - 2007-10-29 14:01

    sonunda 5 adet köşke rastliyoruz.


     

     @
     071 - 2007-10-29 14:02

    Iste bunlardan biri Big Smile yorede yerden yuksek agaclarin arasina kurulmus bu setlere kösşk deniyor. uzerinde cadir kurmak icin mükemmel. Bu noktayi GPS de isaretledik. Seneye tekrar gelirsek kamp yapacagimiz noktalardan biri burasi olacak.


     

     @
     073 - 2007-10-29 14:23

    Ilerde kucuk bir motor goruyorsunuz. adam bacaklarini 2 yana acmis. Aslinda kosarak motoru calistirmaya ugrasiyor. Biraz once durdurup en yakin benzinlik nerede diye sorduk Big Smile Motorunu tekrar calistirmasinin bu kadar zor olacagini bilseydik kesin yapmazdik. Sonucta adam da bizi "Ohooooo'" diye bir cevap vererek iyice demoralize etti. En yakin benzinci 40-50 km ilerdeymis. Neyseki Kerem'de 5lt lik yedek bir bidon var. onu katarak idara ederiz dedik ama hic gerek kalmadi. 50 km icinde 1680 metreden deniz seviyesine dik bir inis yaptik ve neredeyse hic benzin harcamadik. depom 0'i gosterdikten sonra ustune 20 km daha gittim ve hala benzinim vardi Big Smile Benzinci bize caddeden bir koprulu kanyon tarifi yapti. Vardigimizda ise yine gece olmustu.


     

     @
     075 - 2007-10-30 07:21

    Ertesi sabah yagmurla uyaniyoruz. 1 saat kadar gok gurultusuyle kiyamet kopuyor. Toprak islandi, zaten ormanda golgelik tepe kenarlari surekli camur simdi daha da beter olmustur. Rotanin ise cok cok gerisindeyiz. Toroslar cogu kez ıssız, motorlar yüklü ve agır, toprak ıslak, olasi tatsizliklarla ugrasmamak icin donmeye karar veriyoruz.


     

     @
     076 - 2007-10-30 07:22

    Kamp alani


     

     @
     077 - 2007-10-30 07:23

    Kamp alani


     

     @
     079 - 2007-10-30 07:54

    Yagmur tekrar basliyor. Kahvalti masamizi hemen kapali alana tasiyoruz.


     

     @
     080 - 2007-10-30 09:06

    Köprülü kanyon


     

     @
     081 - 2007-10-30 09:06

    Köprülü kanyon


     

     @
     082 - 2007-10-30 09:06

    Köprülü kanyon


     

     @
     083 - 2007-10-30 09:07

    Köprülü kanyon


     

     @
     084 - 2007-10-30 09:07

    Köprülü kanyon


     

     @
     086 - 2007-10-30 09:25

    Köprülü kanyon


     

     @
     087 - 2007-10-30 09:30

    Köprülü kanyon


     

     @
     089 - 2007-10-30 09:31

    Köprülü kanyon


     

     @
     090 - 2007-10-30 09:31

    Köprülü kanyon


     

     @
     091 - 2007-10-30 09:47

    Köprülü kanyon


     

     @
     092 - 2007-10-30 09:47

    Köprülü kanyon


     

     @
     093 - 2007-10-30 09:48

    Köprülü kanyon


     

     @
     098 - 2007-10-30 11:24

    Donus icin yola cikiyoruz. Ispartaya dogru sectigimiz yol tam bir viraj şöleni


     

     @
     099 - 2007-10-30 11:30

    Artik Kerem'in tercihi  GPS yerine KYS.


     

     @
     100 - 2007-10-30 11:36

    Ikmal noktasi


     

     @
     102 - 2007-10-30 11:37

    Parti ciddi teskilatlanmis.


     

     @
     103 - 2007-10-30 11:39

    1.kat balkonunda oturanlar resim cekene kadar yok oldular. Halbuki 2. kat balkonuna nasil ciktiklarini ogrenmek istiyordum [crazy]

     

     @
     105 - 2007-10-30 11:59

    Yine bir KYS operasyonunda Kerem abiye soruyor "yengeyi niye yukledin" diye Big Smile O da "Eh napalim" diye cevap veriyor.


     

     @
     106 - 2007-10-30 12:20

    Oglen oldu ama biz ana yola varamadik henuz.


     

     @
     110 - 2007-10-30 12:23

    Daglarin ve ıssızlıgın tadınuı bu günde cikartiyoruz.


     

     @
     112 - 2007-10-30 15:17

    Ve medeniyet. bundan sonra ver elini Istanbul. Kerem'i bilmem ama bu gezi bana iyi geldi Big Smile Muhtemelen bu senenin de son uzun turu oldu.


    Gönderilen Oct 31 2007, 12:38 AM Yayınlayan Kerem BARUT Ne ile 24 comment(s)

  •   Haftaftasonu 2 gun 900 km. Mihelgazi, Beypazari, Seben

    Sun, Aug 19 2007 0:37
    6,106 Okundu  

     marmara  orta


     

    Yazanlar Keybee Cexx Omer


    Selam millet,

    Bu Cem alem adam valla...

    Bana "cumartesi , pazar bir rota yaptım gider miyiz?" dedi. Ben de uyar dedim . Ama ne rota be kardeşim son 150 km otoyol ve girdiğimiz kasabalarda gördüklerimiz hariç 1000 km lik yolun 800 km sinde toplam 20 araç ve 100 insan görmedik herhalde. Çok güzel, boş, virajlı asfalt yollar, orman geçişleri, dağ geçitleri, küçük krater gölleri, toprak yol ve dere yok dere demek ayıp olur nehir geçişi. Nehir geçişi demişken öyle 5 parmak su değil, hani var ya bizde de resimleri bol, bir karış su. Bu gerçek olanı denemek isteyen varsa tur düzenliyip setifika dağıtacaz ona göre.Konuyla ilgili resim ve filimler bilahare biz şimdi 1. günden başlayalım.
    Fotolar Cem, ben ve Ömer'de dağınık olduğundan bugün hepimiz 1. gün fotolarını koyacağız yarın da 2. gün Her seyahatte olduğu gibi mutad Shell benzincisinde yapılan buluşma sonrasında yola çıktık. İlk hedef Arabalı vapur ile Yalova, oradan dağyolu ile İznik gölü kenarından Bilecik ve Söğüt. Şu Bilecik bence Türkiy nin en çirkin şehridir (kimse alınmasın haaa...benim şahsi fikrim)

    Yol Bilecik'den sonra iyice tenhalaşayıyor ve doğa biraz Colarodo Kanyonlarına benziyor (Gökhan'ın çalıştığı Kanyon ile alakası yok ama orada da doğa harikaları var )


     

     
     001 - 2006-09-30 07:20

    Yer: Kozyatağı Shell..Saat 07:00
    Ekip şiddetli bir disiplin içinde tam vaktinde hazır.
    Brifing falan yok..Herkes yapması gerekeni biliyor.
    Yola çıkılıyor..


     

     
     002 - 2006-09-30 07:20


     

     
     003 - 2006-09-30 07:20


     

     
     004 - 2006-09-30 08:26

    Bu rotayi çalişirken niyetim orta Anadolu'nun batisinda ana geçiş yollarinin dişinda kalan kör bölgesini, Sakarya nehrinin alt yatagini keşfetmekti. Noktalari işaretleyince Autoroute size bir harita cikartiyor ama Karadeniz gezisinden öğrendigim ve benim icin eğlenceli olan, o rota bazen süprizlerle dolu oluyor...

    Gidelim görelim diye yaptigimiz baslangiç büyük bir sakinlik içersinde. Bulustuktan sonra Ömer'in de dedigi gibi sanki herkes görevlerini biliyormuşcasina sessizce yola koyuluyoruz



    Ayni sakinlik arabalida devam ediyor. Kahramanlarimizdan 2si de anlayamadigim bir tevekkül icindeler Sanki zor bir deneyim öncesi meditasyon yapiyorlar...


     

     
     005 - 2006-09-30 08:28

    Eskihisardan arabalı vapura biniliyor..Kahvaltı ediliyor..
    Cem halktan insanlarla iletişim kurup misyonumuzu anlatıyor.
    -hmm ya evet ..gibisinden onaylama sözleri ile halkın beğenisini kazanıyoruz..


     

     
     006 - 2006-09-30 11:16

    Ama o yol kiiii 1 km sonra virajlariyla bizi büyülemeye basliyor. Hele yetistigimiz bir Tuareg bize yol vermeyip yarişmaya baslayinca deli gibi giden 4 nokta dogayi yarmaya basliyor, bir de bakiyoruz ki ne olduğunu anlamadan
    Bilecik'teyiz. "Ben bunu saymam dönüp bastan yapalim" demek istiyorum.

    Resim mi? ne resmi?! gidin ve gorun

    Bilecik garajinda bir cafe bulup yayiliyoruz. Aslinda söğütden önce durmak yoktu ama yaşadiklarimizi gördüklerimizi paylasma arzusu agir basiyor. Bu arada laf lafi aciyor. Tostlar caylar.. elmalar.. simitler.. Hadi beyler rota!
    yayilmayalim Bu arada Kerem bagira bagira Bilecigi hiç sevmediğini defalarca ifade ediyor. Yan masalardan ter ters bakislar aliyoruz...
    Tekrar yola çikiyor Calti'yi gecip yukariya giden Sakaryanin yatagina ilerliyoruz Bu arada gezi öncesi bir kanyon lafi geçmisti. Kerem köylülere sorup duruyor "Buralarda bir kanyon varmiş nerde"? Adamlar yardim için çabaliyorlar ama kanyon kelimesini yeni duymuş olacaklar ki "o ne" diye boş boş bakmaktan baska birsey gelmiyor ellerinden


     

     
     007 - 2006-09-30 11:28


     

     
     008 - 2006-09-30 12:21

    Karamürsel -Yalakdere-İznik'e ulaşıyor ve Yenişehir istikametine devam ederken Bilecik'e doğru dönüyoruz.Ara yollar..köyler..süper+süper
    Sakarya nehri.


     

     
     009 - 2006-09-30 12:28


     

     
     010 - 2006-09-30 12:29


     

     
     011 - 2006-09-30 12:29


     

     
     012 - 2006-09-30 12:31


     

     
     013 - 2006-09-30 12:31

    "Nasil yol ama?" muhabbeti.


     

     
     014 - 2006-09-30 12:32


     

     
     015 - 2006-09-30 12:33


     

     
     016 - 2006-09-30 12:38

    Sonunda motorla giderken resim cekmeyi becerdim ve çok beğendiğim resimlerden biri çikti. Arkadaki katman katman dağlara bakin. ayni bir maze gibi onlarin aralarindan kivrila kivrila ilerliyoruz..


     

     
     017 - 2006-09-30 12:38


     

     
     018 - 2006-09-30 12:39

    Doğa harika..Eski bir yanardağ..Erozyondan sonra Baca kalmış geride.


     

     
     019 - 2006-09-30 12:41

    Mihalgazi'ye yaklaştığınızda ise gerçekten büyüleyici bir dağ, en azından değişik


     

     
     020 - 2006-09-30 12:41


     

     
     021 - 2006-09-30 12:41

    Derken uzakta garip bir sey.. Sanki doganin ortasina sonradan konmus gibi!


     

     
     022 - 2006-09-30 12:41


     

     
     023 - 2006-09-30 12:41

    Tabiat garabesi biraz daha belirgin hale gelince bizimkiler birbirlerinden bagimsiz durup incelemek zorunda hissediyorlar kendilerini... Tabi ben de (aramizdaki uzakliklara bakin)


     

     
     024 - 2006-09-30 12:43

    "Abi bununla bir resmimi ceksene..."


     

     
     025 - 2006-09-30 12:43


     

     
     026 - 2006-09-30 12:46

    Yaklastikca garip kütle vizorumuzu kapliyor


     

     
     027 - 2006-09-30 12:48

    Mihalgazi ile ilgili daha fazla bilgiye aşağidaki linkden ulaşabilirsiniz
    http://www.mihalgazi.com/


     

     
     028 - 2006-09-30 12:49

    Mihalgazi ve garip doğa nesnesi!


     

     
     029 - 2006-09-30 13:27


     

     
     030 - 2006-09-30 13:37

    Allahın sevgili kuluymuşuz vesselam..
    Sağdaki ağacın gölgesine dikkat edin..
    Öyle bir hava vardıki allaha şükür 5 km kuzeyimizdeki bulutlar yağış bırakırken biz güneşin altında yol aldık..


     

     
     031 - 2006-09-30 14:11

    Eveeet.. iste hic bir seyi olmayan Nallihan, belki çok şeyi olupta bizim anlayamadigimiz...


     

     
     032 - 2006-09-30 14:12

    Yolumuza devam edip Nallıhan'a geliyoruz ortada UzunHan diye bir yer var ama o kadar kötü restore edilmiş daha doğrusu edilmemiş ki resmini çekmeye değer bulmayıp önündeki yazıyı çektik


     

     
     033 - 2006-09-30 14:12

    Keremin bahsettigi han. Açikcasi tarihi yonu harcanmis!


     

     
     034 - 2006-09-30 14:16

    Ve Ömerin karşikoyamadigi kavun yeme arzusu. Olm nerede taşıyacan dememe rağmen dayanamadi aldi + Beypazari'na kadar Kerem'e taşitti + Otelden ayrilirken yiyemeden çalisanlara hibe etti. Eminim gözü kalmistir. Söz Ömer bir daha kavun alirken seni destekliyecegim. Yaptiklarimdan pismanim!


     

     
     035 - 2006-09-30 15:00


     

     
     036 - 2006-09-30 15:12

    Mihalgazi den sonra yolumuzu biraz değiştirip Türkiye nin ilk hidroelektrik santralı Sarıkaya ya doğru ilerliyoruz.


     

     
     037 - 2006-09-30 15:12

    Şansımıza yağmur biraz kuzeyimizde kalıyor ve biz hiç ısalnmadan yolumuza devam ediyoruz


     

     
     038 - 2006-09-30 15:14

    Sarıyar barajı..


     

     
     039 - 2006-09-30 15:15

    Motormu barajla birlikte cekeyim.


     

     
     040 - 2006-09-30 15:16


     

     
     041 - 2006-09-30 15:16


     

     
     042 - 2006-09-30 15:16


     

     
     043 - 2006-09-30 15:16

    Motormu barajla birlikte cekeyim.


     

     
     044 - 2006-09-30 15:17


     

     
     045 - 2006-09-30 15:18

    Sonra barajlar hakkinda bilgilerimizi paylastik sonra işi geyige sardik tabi her zamanki gibi..
    "Olm sana bi kodummu öyle ucarsin ki.."
    "Olm Gökhani getirip buradan aşagi atalim görsün ...."
    uff erkek sohbeti de hep ayni oluyor "kodummu"+ fiil
    fiilin kodum çekimi


     

     
     046 - 2006-09-30 15:18


     

     
     047 - 2006-09-30 15:18

    Bir Tripot taşımamız lazım...


     

     
     048 - 2006-09-30 15:19

    İşte barajın üstündeyiz


     

     
     049 - 2006-09-30 15:21


     

     
     050 - 2006-09-30 15:21

    Hey breh.. Sanki bendi osmanli topraklarina kattik..


     

     
     051 - 2006-09-30 15:22br/>


     

     
    & 052 - 2006-09-30 15:23

    Ninja Ömer!


     

     
     053 - 2006-09-30 15:23

    Gökhanin kulaklarini tekrar çinlatiyoruz "Olm herifi getirip atalim buradan..."
    Gökhan senin sonun kötü kardesim. Birşey degil bu yazdiklarim polisin elinde delil olacak


     

     
     054 - 2006-09-30 16:48br/>
    Şimdi de buraya kadar gelmişken Yunus Emre nin türbesine uğramak olmaz deyip yoldan çıkıyoruz.
    Allahım bu da nedir ?? Hiç kimse yok !! Hem Ramazan hem haftasonu . Ben kalabalık olur diye düşünmüştüm. Ama bu milli değerler hep lafta galiba


     

     
     055 - 2006-09-30 16:49br/>
    Yunus Emre Türbesi...Bomboş..Ramazan..Hafta sonu..
    Ömer hemen durumu yakinlarina mujdeliyor. "Su an Türbedeyim sonra seni ararim..."


     

     
     056 - 2006-09-30 16:50

    Caminin ici


     

     
     057 - 2006-09-30 16:50br/>
    Şöyle Türk tipi bi poz vermeden olmaz. Ben Cem'e yanına çıkıyım hatta kucağına oturıyım dedim ama Cem ve Ömer yapma abi çarpılırsın dediler ben de yapmadım.


     

     
    & 058 - 2006-09-30 16:52

    Barajda uçma, atlama, itme dürtülerimizi deşarj ettikten ve baraj görevlisinden bu barajin anlam ve önemi hakkinda bilgi aldiktan sonra daha ulvi islere yan Yunusemre türesine dogru yöneliyoruz. Arkadaslarin icinde bir merak duygusu var. Turbeyi gorunce hayatlari degisecek zanlediyorlar.
    Heykelin neye baktigini anlamak istiyorum.
    Daha dogrusu ayni yone bakarsam acaba ayni ilham bana da gelirmi?!


     

     
     059 - 2006-09-30 16:56br/>
    3'umuz buradaydik fotografi.


     

     
     060 - 2006-09-30 16:57

    Temiz bir cevre vardi. Keske görevlisi olsa da müzesini de gezebilseydik. ama herhalde ziyaretcisi haftada biri gecmediginden camisi de dahil her yer kapaliydi.


     

     
     061 - 2006-09-30 16:57

    Kerem ve Ömer dinlenme modunda.. Eeee km de 450 leri bulmuş hava kararmaya baslamis... gitmek mi zor kalmak mi zor...


     

     
     062 - 2006-09-30 16:57


     

     
     063 - 2006-09-30 18:00

    Meşhur Krom madeni..
    Korku filmi seti gibi maşallah.
    .


     

     
     064 - 2006-09-30 18:01


     

     
     065 - 2006-09-30 18:02

    Tekrar yolumuza geri döndük ve harika bir toprak rotadan artık Beypazarı'na doğru ilerliyoruz. Yolda korku filimlerindeki gibi bir krom madeni


     

     
     066 - 2006-09-30 18:18

    Artik hedefimiz Beypazari. Orada yemek yedikten sonra karagöle ilerleyip çadir kurma derdindeyiz. Hava kararsa da sorun degil yanimizda 10'a yakin fener var Şöyle diyeyim bende sadece 4 fener var Kamp alani feneri, Baş feneri, Uzak menzilli fener, Anahtarlik feneri... Keremin anahtarlik feneri, 2.5 liralik kullan/at feneri, bireysel feneri, Ömerin çin mali feneri... liste uzayip gidiyor

    Neyse donus yoluna basladik. Evlerin cogu ker***. Akşamustu karanliginda hoş duruyorlar.
    Kerem bu evlerdeki yasamlar hakkinda yorumlarda bulunuyor. "Olm burada kalmam kalani da sevmem!!!"


     

     
     067 - 2006-09-30 18:18

    Doğa biraz tuhaf torağın rengi bildiğimiz küf yeşili, kumlu gibi ve pek ağaç yok. Sanki başka bir gezegen alacakaranlık olduğundan bu renkleri ben fotoğraflayamadım . Ama belki Cem veya Ömer de vardır.

    Artık karanlığa kalmadan Beypazarı'na varmak için bu geniş torak yolda gazlıyoruz. Buna rağmen karanlığa kalıyoruz.

    1. Gün için benden bu kadar. Hadi Cem, Ömer sizdeki güzel fotoları koyun.

    Yarın 2. gün de bulıuşmak üzere

    Efekt: Korkmaz Çakar


     

     
     068 - 2006-09-30 18:23

    Krom madeninden Beypazarına doğru devam ediyoruz..
    Toprak bir yol ama ole bole diill..beton gibi..hoplaya zıplaya gidiyoyuz..


     

     
     069 - 2006-09-30 18:26

    Hava karardikca doga görüntüsü de ilginçlesiyor. Etraf sanki mars yuzeyi. toprak garip garip renklerde. Ömer kendini sorguluyor "benim ne isim var burada?"


     

     
     070 - 2006-09-30 18:26

    Hey Ömer buraya bak bir resmini cekeyim burayi bir daha bulamayiz... Yolumuz golun ucundan dönüp karsi tepelerin uzerindeki platoya tirmanmak ama bu nasil olacak bilemiyoruz...


     

     
     071 - 2006-09-30 18:26

    Kerem de caktirmadan kendi belgeselini çeviriyor


     

     
     072 - 2006-09-30 18:27


     

     
     073 - 2006-09-30 18:28


     

     
     074 - 2006-09-30 18:28

    Yol uzadikca uzuyor


     

     
     075 - 2006-09-30 18:28


     

     
     076 - 2006-09-30 18:31


     

     
     077 - 2006-09-30 18:31

    Hava karardikca karariyor, ama ortam gercekten görülesi! Alacakaranlik görüntüyü daha büyülü yansitiyor...


     

     
     078 - 2006-09-30 20:28

    Beypazarinda hos bir lokanta bulduk. Ve tabi yoresel yemekler..
    Sirf o dolmalari tekrar yemek icin oraya giderim..
    Ömercigim beslenme modunda. Garibim tüm gün yemek yemedi hic sesi de cikmadi

    Bir kavun yiyecekti onu da kestirmedik !!


     

     
     079 - 2006-09-30 20:28


     

     
     080 - 2006-09-30 20:28

    Tatli varsa hic kacirmam.


     

     
     081 - 2006-09-30 22:51

    Yemekten sonra Beypazarini turlamaya çiktik. Semaveri olmayan semaverli tepeden Beypazari by night.


     

     
     082 - 2006-09-30 22:52

    Ömer ve kerem niye semaver yok diye ariza cikarmaya calisiyorlar ama adamlarin umrunda degil. Sonunda bir kiyak yapip bize ilik su veriyorlar.


     

     
     083 - 2006-10-01 08:29

    Sabah kahvaltida gene kodum ittim dürttüm muhabbeti ulen ne geyik adamlariz...


     

     
     084 - 2006-10-01 08:29

    Onceki aksam Otelci bize odada bir çift bir de tek kisilik yatak var deyince gözlerimiz fal tasi gibi acildi.
    Tek kisili yatak birden kiymete bindi
    neyse sonra ariza cözümlendi ve bir yatak daha hazirlandi
    Amaaa kiz kiza yatmak güzeldi.. uyuyana kadar gevezelik ettik
    Önce kerem uyudu..


     

     
     085 - 2006-10-01 08:29

    Bu arada ahsap bir otel oldugu icin muhtemelen diger musterileri de uyandirdik.


     

     
     086 - 2006-10-01 09:16


     

     
     087 - 2006-10-01 09:39


     

     
     088 - 2006-10-01 09:39

    Sarıyar baraj gölünü neredeyse tamamını dolaşmış olduk böylece..
    Hava da karardı...Toprak bir yolda KSS ile yol almaya devam ettik.
    Sonunda Beypazarına geldik..
    Yemeğimizi yedikten sonra konaklama için Beyzade Nuri Efendinin Konağını tercih ettik..


     

     
     089 - 2006-10-01 09:43

    Gelin len konagin önunde de çekinelim...


     

     
     090 - 2006-10-01 09:43

    Motorlar yüklendi yola çikmaya haziriz!! Istikamet Bolu yaylalarinda aksam kalamadigimiz kara gol...


     

     
     091 - 2006-10-01 10:13

    Sabahın 06.40 ında bi uyandık hepimiz. Hijyen Ömer çadır için yanında getirdiği terliklerle tuvalete gitti sonra tekrar naylon torbaya koydu. Yaklaşık 1 saat daha uyuduktan sonra uyanıp kahvaltı ettik ve Hijyen Ömer herşeyi tek tek naylon poşetlere koyarak çantasını hazırladı.

    Yola çıkıyoruz istikamet gece kamp kurmak için niyetlendiğimiz ancak ve lakin tembellik, ucuz pansiyon, yumuşak döşek ve sıcak aile yuvası mazeretleri ile gitmediğimiz Kara Göl.

    Yolda öyle manasız çekilmiş bi resim, ne biliyim ot börtü böcek görünce birden sapıtıyor şehir insanı

    Rakımdan dolayı beynime az oksijen de gitmiş olabilir, sanırım 1650 mt. falan.


     

     
     092 - 2006-10-01 10:16

    Sabah Beypazarindan yola ciktiktan sonra koroglu daglarina sardirdik..
    iste 1650 rakimli tepe


     

     
     093 - 2006-10-01 10:16

    Kerem "Yahu ben her resimde guluyorum ama kaskin altindan belli oluyormu acep" dedi..
    belli olsun diye bu pozu da bireysel ve yakindan aldik.


     

     
     094 - 2006-10-01 10:25


     

     
     095 - 2006-10-01 10:25


     

     
     096 - 2006-10-01 10:29

    Iste karagol bir de benim vizorumden.


     

     
     097 - 2006-10-01 10:30

    Aslinda kucuk bir yer ama sessiz ve dingin...


     

     
     098 - 2006-10-01 10:37

    Cadir kurmak icin burayi uygun gorduk ama ustunden yuksek gerilim hatlari geciyorumus...


     

     
     099 - 2006-10-01 10:42

    Gerçekten de küçük kara bir göl etrafı da orman bakanlığı tarafından düzenlenmiş. Güzel bir yer. Gölün etrafında motorla bi tur atıyoruz. Yerler ıslak TKC siz zor oluyor ama diğer iki arkadaşın umurunda mı ?

    Değil...


     

     
     100 - 2006-10-01 10:43


     

     
     101 - 2006-10-01 10:43


     

     
     102 - 2006-10-01 10:55


     

     
     103 - 2006-10-01 11:13


     

     
     104 - 2006-10-01 11:13


     

     
     105 - 2006-10-01 11:15


     

     
     106 - 2006-10-01 11:17

    Tekrar yola koyuluyoruz Kıbrıscık, Seben üzerinden Mudurnu ya gidicez. Bu ara yollar insanı bitirir valla.
    Boş, manzaralı ve bol virajlı. Şimdilik asfalttayız


     

     
     107 - 2006-10-01 11:17


     

     
     108 - 2006-10-01 11:19

    Tekrar yolara dustuk. Hedef bu kez seben yaylasi


     

     
     109 - 2006-10-01 11:20

    Manzara dediğim gibi... İnsana kaza yaptırır valla. Onun için ara sıra durup boş boş bakıyoruz.


     

     
     110 - 2006-10-01 11:20

    Asagida vadide nehir akiyor.. durup durup gececek yerini araiyoruz ama zemin berbat


     

     
     111 - 2006-10-01 11:21

    İste gececek yer bulunuyor...


     

     
     112 - 2006-10-01 11:27


     

     
     113 - 2006-10-01 11:39

    Kara yolunu kullandık ....Ne demek değilmi ?
    Oraların toprak yolu KARA yolu oluyormuş meğerse..
    Harika manzaralar...


     

     
     114 - 2006-10-01 11:39


     

     
     115 - 2006-10-01 11:49

    EVETTTTTT..geldik nehir geçişine...
    ama onun resimleri daha sonra...onları videodan kareler halinde alıcam...
    Nehir bu köprünüğn altında..
    Köprünün üstündeki köylülerin surat ifadesini anlatamam..
    Ne gerek varki..bakışı..Ama resim yok size..


     

     
     116 - 2006-10-01 12:08

    Veee sağa sola bakıp da habire dere, su vb görünce Hijyen Ömer de bir azma, bir suya girme isteği dayanılmaz oluyor. Gördüğümüz suları beğenmeyip gerçek bir geçiş için hem akıntısı hem de derinliği olan bi yer buluyoruz


     

     
     117 - 2006-10-01 12:11

    Bu resimden de anlaşıldığı üzere ben geçmişim Cem bakınıyor. Ayrıntılı resimler Cem ve Ömer den gelecektir sanıyorum.

    Bu arada 3 köylü köprüde hem bizle muhabbet ediyor hem de baktıklarımıza bakarak eğleniyorlar.

    Bi tanesi yek tek yaptığımız işleri sordu. Doktor ve mühendis olduğumuzu duyunca " Okumuş, akıllı adamlarsınız, köprü varken niye sudan geçiyosunuz?" diye sordu.

    Biz de kem küm eğlence olsun diye dayı filan dedik ama asıl eğlence onlara oldu galiba

    Cem gerilmiş gerilmiş ok gibi geliyor


     

     
     118 - 2006-10-01 12:11

    Suya muhteşem bi giriş


     

     
     119 - 2006-10-01 12:19

    Burada foto çekmeye ara verip kurtarma operasyonuna gittiğim için fotoları Ömer den bekliycez artık

    Sıra Ömer&39;de bakalım o napıcak ?

    " Bir şey isterken dikkatli ol, çünkü gerçekleşebilir" Alacakaranlık Kuşağı atasözü.

    Bu da sana kapak olsun Ömer. Al sana nehir geçişi...


     

     
     120 - 2006-10-01 12:19

    Güzel bir giriş...


     

     
     121 - 2006-10-01 12:19

    ve orada kalış
    Suyun derinliğine dikkat arka tekerlek çukura oturmuş durumda. Bundan sonra ben sudan geçtim diyenler için bizim kriter budur.
    Bir lastik yüksekliği... Daha azı için hiç rahatsız etmeyin lütfen
    Derenin ortasındaki adacıktan da karşıya geçmek için tekrar azıcık sudan geçiliyor. Ama tabi bunu da dere geçişi sayan arkadaşlarımız var


     

     
     122 - 2006-10-01 12:39


     

     
     123 - 2006-10-01 12:45

    Once saka olsun diye Omere "Al sana su gecisi" dedim. Denemiyeceginden emindim ama hesapta Kerem'in "Ben gecerim diye atlamasi yoktu

    Insanlar seyahatte taninirmis derler ya! Bu vesileyle gozu kara dostumu tanimis oldum. Nasil bir cesaretledir bilinmez dogru nehre yoneldi.
    Zemin iri yosunlu taslardi ama asil sorun daha sonra zemin etudu yaparken kesfettigimiz nehrin tam ortasindaki 20 cmlik set idi. Hepimiz o sete takildik.

    Kerem cok kontrollu girdi ama lastikleri Enduro olmadigi icin kurtulamadi.
    Ben hizli girdim bir seferde gecebilirim belki diye ama o dereinlikteki bir suya
    hizla girince denge menge kalmadi. Sonunda Omer de kontrollu girdi + TKC leri vardi ama yosunlu taslarla kapli set onu da avladi.
    Neyse cok guzel bir deneyimdi.. Islandik yorulduk ama cok eglendik

    Bu resimler dereden tekrar yola ckarken


     

     
     124 - 2006-10-01 12:45


     

     
     125 - 2006-10-01 12:45


     

     
     126 - 2006-10-01 12:46

    Iste bu da isin girgir yanlarindan biri..
    Kerem bu abilerle Omer'in gecip gecemiyecegine dair bahse girdi
    Arkadaslar biz gecerken ömerle sohbet ediyorlardi ve artik Omer onlara ne anlattiysa bilinmez onun gecebilecegine cok inaniyorlardi...
    Sonuc? Tabi Kerem kazandi


     

     
     127 - 2006-10-01 12:47


     

     
     128 - 2006-10-01 12:47

    Su gecerken Dikkat ettiyseniz kerem ve Omer montlarini islanmasin diye cikardilar Nasil bir mantik sa


     

     
     129 - 2006-10-01 12:47

    Eveeet bu da meshur nehrimiz.. Br gun oralara giderseniz durun ve siz de deneyin...


     

     
     130 - 2006-10-01 13:09

    Aslinda masum gorunuyor ama yatagindaki set isi bozuyor






     

     
     131 - 2006-10-01 13:17

    Bahisci abiler kaybettikleri parayi odemek istedilersede Kerem bir jest yapip almadi Onlarda altinda kalmamak icin bize üzüm ikram ettiler..
    Biz ac susuz kmleri devirmeye alistigimzdan üzümü salkimiyla yalamadan yuttuk


     

     
     132 - 2006-10-01 13:17


     

     
     133 - 2006-10-01 13:38

    Neyse su geçişi biraz daha sonra..
    KKS ile Cem yol arıyor..


     

     
     134 - 2006-10-01 14:27


     

     
     135 - 2006-10-01 14:30

    Islak çizmeler ile Seben e doğra ilerliyoruz


     

     
     136 - 2006-10-01 14:31

    Uzumle kanimiza karisan şeker zihnimizi acti ve tekrar yollara dustuk


     

     
     137 - 2006-10-01 14:31


     

     
     138 - 2006-10-01 14:32


     

     
     139 - 2006-10-01 14:33


     

     
     140 - 2006-10-01 14:34


     

     
     141 - 2006-10-01 14:42


     

     
     142 - 2006-10-01 14:45

    Köylülerin "inişli çıkışlı bi yol var siz seversiniz" tarifi üzerine girdiğimiz toprak yol...
    Ömer'in değişik motora binme stili ve Cem'in "ne yapıyo bu be" bakışı


     

     
     143 - 2006-10-01 16:09

    Az uz gittik Mudurnu Sünnet Gölü' ne vardık. Artık biraz durup soluklanıp bişeyler yiycez inşallah. Bu arada ıslak çoraplar kuruları ile değiştiriliyor.


     

     
     144 - 2006-10-01 16:09


     

     
     145 - 2006-10-01 16:23

    Burasi da Mudurnu civarinda sunnet golu.. Karisik bir tavuk izgara yedim
    ama daha ne ile ne karisikti anlamis degilm Omer bir ara bana tekrar anlat sunu


     

     
     146 - 2006-10-01 16:24


     

     
     147 - 2006-10-01 16:25

    Bir gezi de boyle sonlandi. Arkadaslarima tekrar katildiklari icin, sizlere de
    okuyup paylastiginiz icin sonsuz tesekkurler...


     

     
     148 - 2006-10-01 18:06

    Yemeğimiiz yedik, kuru çoraplarımızı giydik artık eve dönme zamanı diye düşünürken Cem'e rahat batıyor ve "g"ölün çevresini turlayalaım" diyor. Ömer dünden razı. Ama gölün çevresi çok çamur ve dik yokuşlar var. Abiler TKC ler ile cool takılıyorlar. Ben de motordaki bütün sistemleri devreye alıyorum: abs, daha sonra yedek olarak EBN ve ANN.
    Bunlar bana kumpas kurmuş kesin beni düşürüp gülücekler filan diye düşünmeye başladım.
    Artık her yer süpriz dolu
    Şahane bir köprü
    ama bide çıkışına bakın 50 cm mıcır.
    Evet sonunda geziyi düşmeden tamamlayıp bu adamların diline düşmekten kurtuluyorum.
    Yolun bundan sonraki 60 km.si çok güzel ve belki de iftar vaktinden dolayı bomboş ve şahane virajlı bir asfalt yol.
    Oradan da Sapanca katılımından otoyol ve ev.
    Gerçekten çok eğlendim. Sağol Cem , sağol Ömer.
    Anlatımda kusurumuz oldu ise affola...


     

     
     149 - 2006-10-01 20:12

    Bu da Sapanca civarında TEm deki dinlenme tesisi...
    Çaylarımızı içip yolu bitiriyoruz artık..











    Gönderilen Aug 19 2007, 12:37 AM Yayınlayan Kerem BARUT Ne ile 4 comment(s)

  •   Dalmacya, biraz da Balkanlar by Kerem Barut 3.500 km

    Fri, Jul 07 2006 0:36
    7,700 Okundu  


     Türkiye  Yunanistan  Italya  Hirvatistan  Sirbistan  Bulgaristan

      Yunan mı yok Karadeniz mi derken baktım olay dağıldı en iyisi ben başımın çaresine bakıyım deyip Yunanistan - İtalya üzerinden programsız - nerede trak orada bırak- yani kamp şeklinde bir geziye çıkmaya karar verdim. Tabi ki herzamanki partner eşim Elif ile beraber.
    Murphy Kanunu her zamanki gibi çalıştı ve motoru bakımdan alıp eve geldiğimde en arka körüğün önündeki kocaman vidanın sıyırarak çıktığını gördüm. İyi yolda düşmedi neyse. Tekrar Olkan'ı aradım , hemen bir araç gönderip aldırdı ve 2 gün içinde yani seyahate yetiştireceğini söyledi. Ama maalesef bu zaman içinde tornacıya uygun parçayı yaptıramadığından kendi motorundan çıkardığı şaft kovasını ve vidayı benim motora taktı. İşte doğru dürüst tamirci, işte sorumluluk. Bu parçanın yenisi 500 euro.

     Türkiye
    01- 07.07.2006 12:09 Cum.
      Bu tamirin garantiden olduğunu söyleyerek hem çekici hem de parça ve işçilik için 1 kuruş da almadı. Kendisini buradan bir kez daha kutluyorum.

    Evet motoru gece 10 da aldım sabah 07.00 gibi de yola çıktık tabi ki her zaman olduğu gibi ilk durak Tekirdağ Köfteci Ali Usta. Saat maat fark etmez köfteler yenecek

    Hadi bakalım yolumuz uzun akşama Selanik'i bulalım istiyoruz. Yol 700 km. Kavala da bir kahve-dondurma molası. Yunanlı dostlarımın söylediğine göre en tutucu Türk karşıtları bu şehirdeymiş ama biz pek bişey hissetmedik. Şehir çok şirin bizim Kuşadası'nin havası var gibi biraz. Hem de yakın haftasonu kaçamağı için tavsiye ederim.

     Türkiye
    02- 07.07.2006 14:08 Cum.
     

     Yunanistan
    03- 07.07.2006 17:30 Cum.
      Evet 2. durak Selanik. Burada geçen sene netten tanıştığım ve bizi geçen sene de ağırlayan Yunanlı motorcu dostlarımız bize otelde yer ayırtmışlar. Sağolsunlar karşıladılar akşam da ağırladılar. Ama biz ne yaptık ? Resim bile çekmedik. Olsun eylül de gelecekler o zaman tanışırsınız. Eğlenceli genç bir karı-koca. İşte buluşma noktamız Beyaz Kule (Niyeyse beyaz da değil). Şehirde bulunması ve buluşulması en kolay röper noktası.

     Yunanistan
    04- 07.07.2006 20:10 Cum.
     

     Yunanistan
    05- 07.07.2006 21:43 Cum.
      Eh buraya gelip de Atatürk'ün doğduğu evi görmeden olmaz, ama geç kaldık kapanmış. Kapıda bakınırken bizi güvenlik kamerasından gören güvenlik memuru Uğur bey kapıyı açıyor. "Bu kadar yol gelmişsiniz bunu görmeye buyrun" diyor.
    Ev Zübeyde Hn., 1912 de çıkan 1. Balkan Savaşı'nın kaybedilmesiyle Selanik'ten İstanbul'a (Atatürk'ün Şişli'deki evine) göçünce Yunanlı bir yaşlı kadına verilmiş. Zübeyde Hn. Kurtuluş Savaşı yıllarından önce Ankara'ya daha sonra da vefat ettiği İzmir'e taşınmıştır.
    Kurtuluş Savaşı sonrası, Venizelos ile Atatürk'ün kurduğu dostluk sırasında Selanik Belediyesi burayı yaşlı kadından satın alıyor ve Atatürk'e hediye ediyor. Daha sonra etrafındaki parseller de satın alınarak bugünkü konsolosluğumuzun içinde korunmaya alınıyor. İçindeki eşyalar Atatürk'ün Şişli'deki ve Zübeyde Hn ın İzmir'deki evinden getirtiliyor.

     Yunanistan
    06- 07.07.2006 21:46 Cum.
     

     Yunanistan
    07- 08.07.2006 13:45 Cmt.
     

     Yunanistan
    08- 08.07.2006 13:46 Cmt.
     

     Yunanistan
    09- 08.07.2006 13:46 Cmt.
     

     Yunanistan
    10- 08.07.2006 14:03 Cmt.
     

     Yunanistan
    11- 08.07.2006 14:25 Cmt.
      Sakın bu gezgini papaz sanmayın haa. Sadece yoruldum oturuyorum. Tuhaf bunun gibi yüksek birbirine bakan yan yana 3-4 kişini oturduğu sıraların olduğu bir oda. Bence orada muhabbet ediyorlar.

    Evet Meteora'yı bırakıp yola çıkmak zorundayız. Gidecek olanlara tavsiyem yemeği aşağıda kalampaka meydanındaki Restaurant Meteora Frau Keti yi tavsiye ederim.
    Kalampaka Igoumenitsa arası yol viraj sevenleri bile bezdirecek cinsten. Motor 4 kere yere sürttü Elif ile neresinin sürttüğünü tam bulamadık, çanta mı, orta ayak mı, yoksa başka yer mi ama 2 kişi ile ne kadar yatılabileceğini test edebileceğiniz bir yer.

    Bir süre sonra o kadar alışıyorsunuz ki, kendinizi Rossi gibi hissetmeye başlıyorsunuz. Artçı da Rosi gibi hissediyorsa durum kötü

     Yunanistan
    12- 08.07.2006 15:08 Cmt.
      Yolumuz İgoumetsa'ya doğru devam ediyor. Arnavutluk ve Dağlık Karabağ'dan (Crna Gora - 2 ay önce Sırbistan dan ayrılarak devlet oldular, haritalrda hala Sırbistan olarak görünüyor) tabiri caiz ise geçmeye tırstığımızdan Yunanistan'dan İtalya'ya feribotla geçip sonra tekrar feribotla Hırvatistan'a geçmeyi planlıyoruz. Korku insana neler yaptırıyor ama kader ağlarını örüyordu. ınııııınııınıııııın.
    Fakat İgoumenitsa ya giderken yolda Kalambaka'ya ve tabii ki Meteora'ya uğramadan olmaz. UNESCO nun dünya mirası listesindeki bu manastırlar gerçekten etkileyici. Ayrıca burası Ortodoks papazların 2. dünya savaşında dini hazineleri sakladıkları yerler olarak da bbiliniyor. Bu konuyla ilgili IKONA adlı bir roman da okumuştum. Neyse dik kayalar üzerine kurulu gerçekten etkileyici bir yer.

     Yunanistan
    13- 08.07.2006 15:11 Cmt.
     

     Italya
    14- 09.07.2006 01:54 Paz.
      Evet en son nerede kalmıştık: Yunanistan'ın İgoumenitsa şehrinden feribotla İtalya'ya geçiyoruz.
    veeee geçtik. Bölüm 1 de anlattığım gibi akşam Adriyatik denizini tekrar geçeceğiz, Hırvatistan Dubrovnik limanına varmak için. Ama akşama kadar vaktimiz var ve Bari yakınlarında - 65 km- bir bünya mirası şehir daha var: MATERA.
    Biraz bizim Mardin ve Kapadokya karışımı, ilk çağlardan beri kullanılmış, ortaçağ da açlıktan kırılmış bir şehir. Derin bir vadinin kenarında. Kendisi resimlerden daha etkileyici. Eh ne de olsa biz amatörüz foto işinde Efe abim filan olsa bu bölge tatından yenmez.

     Italya
    15- 09.07.2006 18:35 Paz.
      Evet sonunda limana vardık, biletlerimiz aldık yolda muhabbet ettiğimiz TIR şoförleri de burada. Bu insanlar hakkındaki ön yargımdan dolayı kendime şimdi çok kızıyorum. Devamlı bu yolu yaptıkları için bize ucuz bilet aldılar daha sonra davet ettiler, sofra , çay, meyva, muhabbet.En azından bizim tanıştıklarımız çok düzgün ve hoş insanlardı.
    Zor bir hayat ama kendi içlerinde bir eğlenceleri var.
    En ucuz bilet : Limanın hemen karşısındaki "Milano Travel" da . Orada Christos TAGATIDIS i bulun. Yaşlı bir Türk dostu. Mutlaka Türkiye den bişey götürün, lokum, baklava filan çok makbule geçer. Ayrıca TIR şoförlerinin hepsine bir kamara veriyorlar ama kamaralar 4 kişilik. Arkadaş olursanız mutlaka 2 si bir odaya geçip odalarını size veriyorlar. Biz parayla kamara aldık diye çok bozuldular.

     Italya
    16- 09.07.2006 19:24 Paz.
      Tabi ilk önce karnımızı doyurmamız lazım. Ama pazar günü olduğundan herhalde heryer kapalı. Sonunda küçük bir meydanda bir pizzacı buluyoruz. Şehirin niye açlıktan öldüğü belli , her yer kapalı .
    Bu arada küçük bir geçit için hazırlık yapanlarda kafenin yanındalar.

    Şehir halkı ve bandosu belediye başkanı ile beraber bir yürüyüş yapacaklarmış. Elbiseler pek süslü. Burası oldukça güneyde bir yer. Halk kuzeylilerden daha sıcak kanlı, devamlı bağırarak ve ellerini kollarını oynatarak birbirleri ile konuşuyorlar. Heryerde kupa finali heyecanı var. Maç akşama.

     Italya
    17- 09.07.2006 19:27 Paz.
     

     Italya
    18- 09.07.2006 19:46 Paz.
      UNESCO nun mimarları kontrolünde şehrin renovasyonu yapılıyor. Bizim Mardin, UNESCO nun Dünya Mirası listesinden çarpık ve otantik olmayan yapılaşma sebebiyle çıkarıldı. Yoksa en az burası kadar etkileyici.

     Italya
    19- 09.07.2006 19:48 Paz.
     

     Italya
    20- 09.07.2006 20:03 Paz.
     

     Italya
    21- 09.07.2006 20:08 Paz.
     

     Italya
    22- 10.07.2006 07:59 Pzt.
      Matera'yı geride bırakıp Bari'ye dönüyoruz. Bu arada yola çıkarken hertürlü malzemeyi alıp nasıl olsa yolda bulurum diye Castrol GPS yağı yanıma almamıştım.
    Murphy Kanunu: GPS NE YUNANİSTAN DA NE DE İTALYA DA YOK. Bu ülkelere gideceksen ve yağ karıştırmak istemiyorsan yanına al. Muadil bir tam sentetik alıp yolumuza devam ediyoruz.
    Bu feribot küçük fakat çok şirin, dolunay da var, açık havada güvertede yatmaya karar

     Hirvatistan
    23- 10.07.2006 07:59 Pzt.
      Süper bir uykudan sonra gün doğumu, tadından yenmez...

     Hirvatistan
    24- 10.07.2006 08:56 Pzt.
     

     Hirvatistan
    25- 10.07.2006 12:02 Pzt.
      İnip en yakın turist info dan kamp alanı soruyoruz, elimizdeki kitapta olanla aynı yeri tarif ediyorlar. Otelde kalmak isteyenlere tavsiyem liman ve turist info çevresinde ellerindeki kağıtlarla müşteri arayan yaşlı insanlarla pazarlık etmeleri ve mümkünse odayı akşamüstü almaları. Ne de olsa akşam pazarı fiyatlar düşüyor. Burası pahalı bir ülke benzin 1.2 euro oda fiyatları banyosuz oda 60 euro dan başlıyor. Kamp 3 yıldızlı otel gibi her türlü servis var, her yer pırıl pırıl. Ancak gecesi 2 kişi, 1 motor, 1 çadır için 30 euro.
    Before

     Hirvatistan
    26- 10.07.2006 12:56 Pzt.
      After

     Hirvatistan
    27- 10.07.2006 19:07 Pzt.
      Elbiseler motor zincirinden geçirilerek ağaca kitlenmiş durumda. Devamlı bir hırsızlık korkusu var bizde niyeyse. Sonra oş olduğunu anlayıp daha rahat takılıyoruz.
    Evet meşhur eski Dubrovnik şehri, surlarla çevrili, Sırp savaşında hasar görmüş anacak UNESCO nun desteği ile onarılmış, eskisinden de iyi olduğu söyleniyor. Bu da Dünya Mirası listesinde. Bence görülmesi gereken çok güzel bir yer. Surların içi ortaçağ şövalye filimleri seti gibi.

     Hirvatistan
    28- 10.07.2006 22:10 Pzt.
     

     Hirvatistan
    29- 11.07.2006 13:09 Sal.
      Burada 1 gece takılıyoruz, yolumuz kuzeye doğru Dalmaçya sahilleri ve Slovenya üzerinden İtalya ya Dolomitlere gitmeyi palanlıyoruz. Yol harika, sahil şeridinden gidiliyor. Yol üzerinde 5-6 km lik bölüm Bosna- Hersek den geçiyor ama transit iseniz vize gerekmiyor. Manzaraya doyum olmuyor.
    Geceyi Dalmaçya'nın kuzey sahili sınıra yakın liman şehri Rijeka'da geçiriyoruz. Buradaki kamp yeri felaket, kalabalık ve en kötüsünden tatilci dolu. Ancak başka yer yok, arıycak halimiz de yok zaten, çok yorgunuz. Bi çadırlık yer bulup hemen kuruyoruz.
    Not: Burası SOSENDER üyelerine uymaz. Zaten SAVARONA Dubrovnik teydi ben SOSENDER için onlardan iyi fiyat aldım. Lüzum yok ama olsun...

     Hirvatistan
    30- 12.07.2006 10:17 Car.
      Gece şehre iniyoruz burada Elif'in bir arkadaşı var mesaj çekiyoruz cevap yok. Yemeğimizi yiyip şahane odamızda uyumaya dönüyoruz.
    Bu arada motorun ön fren muşiri takılıyor ve fren lambası devamlı yanmaya başlıyor. WD 40 deniyorum pek işe yaramıyor, hava tutuyorum o da olmuyor. Anlaşılan seyahatin geri kalanında, tabiri caiz ise, g..ü kollamamız gerekecek.

    Sabah kalkıyoruz sınır 70 km. 8.30 gibi sınırdayız. Hedef en geç akşamüstü DOLOMİTİ ye varmak.
    Ama o da nesi, Slovenya sınır polisi bizi içeri almıyor. Burada Şengen vize gerekiyor ve bizde var. Adam vizeye bakıp tek girişlik olduğunu ve İtalya dan çıktığımız için ( Hırvatistan Şengen değil ve bize vize uygulamıyor) tekrar giremeyeceğimizi söyledi.

     Hirvatistan
    31- 12.07.2006 21:40 Car.
      Türk tipi itirazlarımıza ve " senbenim kim olduğumu biliyor musun" söylemlerimize karşın tırıs tırıs şehre geri dödük. İtalyan konsolosluğuna giderek vize istedik.
    Adam bize gülerek " size kimse vize vermez, biz sadece burada ikamet edenlere vize verebiliriz" deyince Türk Büyükelçiliğ'ni aradık. Telefona çıkan bayan empatiden patlamış bir şekilde bize " yapacak bir şey yok vize alamazsınız deyince" birden tutuldum. "Ne yani burada mı öleceğiz" dedim , kadın pişkin pişkin yok canım Sırbistan - Bulgaristan üzerinden dönebilirsiniz onlar kapıda vize veriyorlar dedi. Eh ehveni şer bir durum.
    Ulan herşeyi kontrol et bunu etme, tek giriş, çoklu giriş. Basiret bağlanması olayı budur herhalde
    Ya da bende bir cenabetlik var. Ama bu olaylar bizi yıldıramaz.Bir keresinde de Peru da Elif'in pasaportunu kaptırmış 15 günde zor almıştık.
    Yani "benim adım Tomas bana komas" durumu

     Hirvatistan
    32- 12.07.2006 22:07 Car.
      Hep bu yerlerden geçmeye çekinmiş ancak buraları görmek isteyen biri olarak çok da üzülmediğimi söyleyeyim. Tecrübeli abimiz Cem (cexx) i arayarak Bulgaristan olayını sorduk . Cem yolların güvenli olduğunu söyledi ancak yoldaki bütün Türkler (izin için yurda gelmekte olanlar) rotalarını yolu uzatmak pahasına Makedonya - Yunanistan üzerine çevirmişler. Bize de korkunç Bulgaristan hikayeleri anlatıyorlar.
    Hemen bi plan. Yakındai KRK adasında bir gün kalınacak denize girilecek, sonra Zagrep, Osieck, Belgrad, Niş, Sofya üzerinden geri dönülecek.
    Atalarımızın bıraktığı eserler mümkünse görülecek, bu halklar ve kültür bir nebze de olsa anlamaya çalışılacak.

     Hirvatistan
    33- 12.07.2006 22:03 Car.
      İlk durak KRK adası (tuhaf 3 sessiz harfi olan ve hiç sesli harfi olmayan Kiyurk diye okunan bi yer).

    Burada biraz dinlenip çok güzel bir kamp buluyoruz ve denize giriyoruz, geceleme bu adada
    Sabah kuzeye Zagrep'e doğru yola çıkıyoruz, öğlen gibi varıyoruz. Hırvatistan 2 sene içinde Avrupa Birliği'ne giriyor. Sanırım şu anda da yardım alıyorlar, savaştan pek iz kalmamış, son rötuşlar yapılıyor.
    Zagrep güzel bir şehir, klasik olarak büyük meydanlar vb. var. Bir iki müze geziyoruz. Tarihi yapıların savaştan zarar görenleri restorasyonda.

     Hirvatistan
    34- 13.07.2006 12:29 Per.
     

     Hirvatistan
    35- 13.07.2006 13:06 Per.
      Resimden hoşlananlar için, naif resim akımının öncülerinin birçok resmi bu şehirdeki müzelerde görülebilir.
    Doğuya dönerek Sırbistan sınırına yakın Osieck şehrine gidiyoruz. Sabah kalkınca buradaki milli parkı ziyaret edeceğiz.
    Küçük ama şirin bir şehir.

     Hirvatistan
    36- 13.07.2006 21:25 Per.
     

     Hirvatistan
    37- 13.07.2006 21:26 Per.
      Bu gavur şehirlerini de en çok bu meydanlarını kıskanıyorum.

     Hirvatistan
    38- 13.07.2006 19:30 Per.
      Bu da hiç bir emekten ve masraftan kaçınmayıp kendimiz için özel yaptırttığımız Boğaz Köprüsü (Artık kesin SOSENDER e girerim hehehe)

     Hirvatistan
    39- 13.07.2006 21:45 Per.
      Şöyle nehir üstünde bi yorgunluk atalım, yemeği şu teknede yiyelim, bu gece otelde de kalıcaz gel keyfim gel.

     Sirbistan
    40- 14.07.2006 10:40 Cum.
      Sabah oldu şu milli parkı bi ziyaret edelim. Bir çok bağlantılı gölden oluşan bir kuş cenneti. Ancak tekneyle bizi gezdirecek kimse bulamıyoruz motorla biraz turluyoruz.

    Yola devam ederek Sırbistan'a geçiyoruz . Kapıdan 1 haftalık vize alıyoruz 2 kişi 64 euro. Araç kuyruğu var ama motorla en öne girerek sıra beklemiyoruz.

     Sirbistan
    41- 15.07.2006 14:27 Cmt.
      Sırada Belgrad var. Sınırı geçince savaşın izlerini görmeye başlıyoruz. Sırp Kasabı olarak da bilinen Miloseviç'i savaş mahkemesine vermedikleri için Avrupa ülkeleri tarafından dışlanmış olan Sırbistan tam olarak köhne eski demirperde ülkeleri gibi. Savaş bunun üstüne tuz biber. Herşey eski püskü.
    Belgrad da inanılmaz bir trafik var. Etrafta bombalanmış binalar hala harabe halinde duruyor. İçimiz kararıyor ve bi tur atıp şehirden çıkıyoruz.
    Kimin haklı olduğu önemli değil ama bu kadarını görmek bile insanı rahatsız ediyor.
    Hadi gidip Niş te kalalım diyoruz. Hem Tük mirası var hem de sınıra yakın. Sabah kalkıp Bir günde Bulgaristan'ı geçerek eve dönmeyi planlıyoruz.

     Sirbistan
    42- 15.07.2006 14:28 Cmt.
      Niş şirin bir şehir. Üniversite kenti, görülecek şeykler de var. Bir gün daha Niş te kalmaya karar veriyoruz. Biraz yorgunluk da var tabii.
    2.dünya savaşından kalma toplama kampı, kale, istanbul kapısı ve cela kula (kelle kule) ziyaret listemizde
    Önce toplama kampına gidiyoruz, Elif'in yürüyerek gidelim israrı ile çingene mahallesinden geçerek ulaşıyoruz. Hiç bde birşey olmuyor.
    Savaş sırasında yahudilerin, çingenelerin ve komunistlerin toplandığı ve daha biyük kamplara gönderilmek üzere tutulduğu bir kamp.
    Ölüm kokuyor

     Sirbistan
    43- 15.07.2006 14:31 Cmt.
     

     Sirbistan
    44- 15.07.2006 14:37 Cmt.
     

     Sirbistan
    45- 15.07.2006 16:19 Cmt.
      Sırada Kale ve İstanbul kapısı var

     Sirbistan
    46- 15.07.2006 16:08 Cmt.
     

     Sirbistan
    47- 15.07.2006 16:05 Cmt.
      Roma döneminden kalma yazıtlar

     Sirbistan
    48- 15.07.2006 19:50 Cmt.
      Son olarak oralarda, Balkanlar, Güney İtalya, Dalmaçya da niye Türkler'den korkulduğunun veya hoşlanılmadığının sebeplerinden biri
    CELA KULA (KELLE KULE)
    Osmanlı Sırp savaşı sonrasında Sırplar tekrar ayaklanmasın diye, savaşı kazanan Türk kumandan savaş meydanından 900 Sırp askerinin ve savaşı kaybeden komutanın cesetlerinin kafalarını kestiriyor ve derilerini yüzdürerek şehir meydanına ibret olsun diye bir kule diktiriyor.
    KELLE KULE

     Sirbistan
    49- 15.07.2006 19:50 Cmt.
      Çok güzel gezdik, eğlendik, aksiliklerin bizi sıkmasına izin vermedik, şimdi eve dönme zamanı.
    Niş'ten çıkıp Sırp Bulgar sınırını geçiyoruz, Bulagaristan'ı da geçerek 14 saatte 1000 km ile eve varıyoruz.

     Sirbistan
    50- 14.07.2006 19:06 Cum.
     
    Bu geziden çıkan dersler

    Hayatta her şeyden olduğu gibi, bu geziden de dersler çıkardık:
    1. Motorun bakımını son haftaya bırakma, en küçük bir aksilik seni yolundan eder, canını sıkar
    2. Vize, triptik, Green Card, Ehliyet vb. evrakları en az 2 kişi kontrol etsin, yoksa bizim gibi sınırdan dönersin.
    3. Yola çıkmadan yurt dışındaki motorcular ile "Horizons Unlimited. com" vb siteler üzerinden yazışmak, size arkadaşlık, ağırlanma, eğlence ve güvence olarak geri döner.
    4. Yanına mutlaka kullandığın yağdan al, yoksa bizim gibi karıştırmak zorunda kalabilirsin.
    5. Yaz aylarında da gitsen Balkanlar da hava çok çabuk değişebiliyor, mutlaka yanına yağmurluk al. Yer tutar diye almamazlık etme, çok ıslanırsın. Biz doluya bile tutulduk.
    6. Yoldaki Türk TIR şoförleri ile arkadaşlık kur, iyi insanlar ve her yardıma açıklar.
    7. Kamping deyip geçme, gavurun kampingi bizim 3 yıldızlı otel gibi.
    8. Yanında her zaman ekstra 400-500 euro cash bulundur. Beklenmeyen ve kredi kartı ile ödeyemeyeceğin masraflar çıkabiliyor. Bakınız vize masrafları
    9. Dünyanın en azından avrupanın en güzel kızları ve yakışıklı adamları Hırvatistan da. Rusya da yaşamış biri olarak bunu söylüyorsam bi bildiğim var.
    10. Bulgaristan ve Sırbistan anlatıldığı kadar korkunç ve tehlikeli değil. Seneye Bulgaristan'a tatile gitmeyi düşünüyorum. Avrupa birliğine girecekleri için her türlü rüşvet vb. olayların önüne geçmeye çalışıyorlarmış. 2 ay önce polise büyük bir operasyon yapılmış. Hakkaten yolda 10 polis noktasından geçtik, hiç durdurulmadan ve rüşvet vermeden geldik.
    11. Bulgar motorcularla arkadaş olduk. her sene yaz aylarında toplanıyorlarmış. Bu yaz geçen hafta toplanmışlar 2000 den fazla motor. Bizi davet ettiler. Yazışmalarımı sürdürüyorum. Arkadaş olmakta fayda var.
    Gönderilen Jul 07 2006, 12:36 AM Yayınlayan Kerem BARUT Ne ile 2 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x