2003 yılında Elif ile 15 günlük , otel konaklamalı bir Kapadokya -Güneydoğu turu yapmayı planlamıştık. Kızımızı Ankara da anneannesine satıp yola çıkıyoruz. yol doğal olarak Ankara'dan geçiyor tabi ki. Sonra Tuz gölü kıyısından Kapadokya'ya ulaşıyoruz. Buraya kadar yol çok sıkıcı Elif arkamda 2-3 kere uyuyor, Yok valla şaka değil gerçekten uyuyor.

001
Neyse sonunda Kapadokya ya varıyoruz ve hemen bu harika pozu veriyoruz: Macera adamı pozu

004
Kendimizi meşhuuur Asmalı Konak dizisinin mutfak planlarının çekildiği otele atıyoruz. Otel sahibine de adam bunu söylerken mel mel bakıyoruz, çünkü biz o dönem bu fenomen diziyi seyretmiyoruz. Bana ne ulan diyesim geliyor adama. Ama sonraki yıl diziyi seyredince ne kadar ulvi bir yerde kaldığımızı anlıyor ve Allah'a bize bu günleri de gösterdiği için şükrediyoruz. Resimde Elif annesine telefonla Asmalı Konağın ne olduğunu sorarken görülüyor

006
Bu balkon da Büyük İskender'in Kapadokya'da en sevdiği mekan, hep burada nargile içer, takılırmış. Ulan bu yalanı 10 yere daha yazsam Kapadokya ya bir tarihi mekan kazandırabilir miyim acaba: Büyük İskender Balkonu

007
Burası da Roma imparatoru Augustus un atını bağladığı yer :) Ben de atımı bağlıyorum. Allahım Kapadokya halkı bu katkılarımdan dolayı beni belediye başkanı seçer mi ?

008
Elif Kapadokya'ya motordan düşmeden gelmenin (devamlı arkada uyuduğu için) mutluluğunu yaşıyor

010
Her toprak yolun sonu bir kilise vb. ye çıkıyor. Bence motorla gidilebilecek ve güzel vakit geçirilebilecek en güzel yerlerden biri

011
vay vay vay, reklam fotoğrafı gibi bea. Al doğrudan poster yaptır, para da istemem.

012
Kapadokya yı daha önce teferruatlı gezdiğimiz için fazla uzatmayıp, Erciyes kıyısandan aşağı doğru yola koyuluyoruz. Motor da oradaydı pozu

013
Motor da oradaydı pozunun uzaktan çekilmiş olanı

014
Osmaniye üzerinden Gaziantep'e varıyoruz. Gece konaklamanın ardından Adıyaman Nemrut dağına doğru yola çıkıyoruz. GPS, nam-ı değer ZUMO olmadığından henüz hiç kaybolmadık. Daha Zumo anasının karnından doğmamıştı be. Bu köprünün adı Cendere Köprüsü, orjinal adı Septimüs Severüs (Asterix deki uyduruk adlara benziyo ama valla gerçek, inanmayan gider bakar)

015
ZUMO yok ama KYS (Köylüye, yerliye sor) nin de ilk modelleri piyasada herhalde. Nemrut dağına yanlış bir yoldan çıkarken 300 kulvallah 500 elham okuyorum, bakıyorum Elif Hatim indirmiş. Yolun bir yerinde Elif'i motordan indiriyorum. Bari birimiz kurtulsun çoluk çocuk var. Bu kafaları niye vücutların üstüne koymuyoruz. Kimse yapmaz ise bidahki sefere ben yapıcam. Hem daha güzel olur hem ele güne karşı temiz olur. Dost var , düşman var di mi ama?

016
Once medeni bi şekilde tellerin arkasından poz veriyoruz

017
Sonra niyeyse heykellerle samimi olma dürtüsü ağır basıyor herhalde. Çıkabilse Elif tepesine çıkacak ama...

018
Bi de şu aslana yaslanayım, gitti de bi aslana yaslanmadan geldi demesinler

019
Kerem orda durma hadi sen de gel, istediğin heykelin tepesine çık

020
Bu ne laubalilik kardeşim kafanda şapkayla tanrıların ve kralların arasında . Aaaaa olmaz ki canım

021
Al bu da profilden

022
Neyse sonunda aklım başıma geliyor da şapkamı çıkarıyorum. Neyse dönüşte doğru yolu buluyoruz. Tepede rastladığımız Macar - ki bize bahçıvan olduğunu söyledi, İran dan geliyormuş. Adres değişmek için altın bir montblanc çıkardı. Ya bahçıvanlar benim tahminimden çok kazanıyor ya da adam kötü bir yalancı, ben casus olduğundan şüpheleniyorum- yolun bir kısmının çok kötü bir arnavut kaldırımı olduğunu söylüyor. Gerçekten de titreşimden bazı vidalar gevşiyor. Gaziantep'e varınca sıkıyoruz. Ama geliş yoluna göre 10.000 kat daha iyi. Hiç dua etmeden iniyoruz, hatta Elif ben bu sene oruç tutmıycam bile diyor

023
Gaziantep'e dönüş yolunda Rumkale'ye uğruyoruz. Bence atlanmaması gereken çok güzel bir yer. Sular altında kalmış bir köy, karşı sahilde tarihi bir kale. Tekne ile gezip kaleye çıkabiliyorsunuz.

025
Ben Rumkale'deydim pozu

026
Bir balıkcı bulup gölde biraz geziniyoruz.

027
İnsanın suya atlayıp dipteki evlere bakası geliyor

028
Herşeye rağmen burayı terketmeyen birkaç yaşlı köylü var

029
Adamlar sanki biz turistmişiz gibi tekneye " hello hello " diye bağırıyorlar. Türk olduğumuzu anlatmamız zor oluyor.

031
Gaziantep'de Anadolu Evleri'nde kalıyoruz. Güzel bir butik otel. Sahibi Timur Şindel: anne türk baba amerikalı.Önce onu da casus zannediyoruz ama tanıyınca seviyoruz. Bende de niyeyse bu casus paranoyası oluştu. Doktora gitsem mi acaba ? Ama ya o da casussa :) Neyse butik otel severlere şiddetle tavsiye edilir
.

032
Harran'a gidiyoruz. Tarihde ilk üniversitenin burada olduğu söyleniyor. İboo sana sesleniyorum, "oxford vardı da biz mi gitmedik" diyen zat, al sana üniversite. Giden gidiyor işte

033
Yöresel evler kubbeleri ile çok değişik

034
e değişik dedik ya

035

036
Bunlar da bizi misafir eden urfa bayisi ve ailesi. Mustafa bey sağolsun bizi hiç yalnız bırakmıyor, hatta abi biz sabah uyuycaz sonra biraz şehirde takılıcaz diyorum. Lobiye bi iniyorum ki adam 08,00 da gelip beklemiş. En komiği Urfa'dan ayrılırken elimize yolda yiyelim diye lahmacun tutuşturmasıydı. Abi bunu giderken nasıl yiycez, motosiklet, gidon , kask falan deyince kendi de anladı, gülmekten 10 kalem pirzola yemiş gibi olduk. Yani adam bizi doyurmadan göndermedi.

039
Yenge bize 10 dakikada bi çiğ köfte açtı, sonra da zorla bu yerel elbiseleri giydirdiler. ama ben çok beğendim. Çok rahat valla.

040
Mustafa beyin bi de yürürken elinden tutmak gibi bi huyu var. Neyse resim çektiriyoruz bahanesiyle elimi kurtarıyorum. Bu arada Urfa Balıklı Göl.

041
Elif sazanları yemliyor

042
"Sazan gibi atlama" lafının nereden geldiğini gözlerimizle görüyoruz, test ediyoruz, onaylıyoruz.

043
Elif ve Balıklı göl

044
Deyrul Zaferan manastırı. Mardin

045
Bu da sanırım Mor Gabriel

046
Bedava poster eki

048
Midyat. Halkın çok sıcaklık gösterdiğini söylemek zor hatta girdiğimiz bazı dükkanlarda bizimle konuşmadılar bile. Onlar da İstanbul'a gelince ben de onlarla konuşmıycam

050
Motor da oradaydı pozu

051
Bütün buralar bizim. Hasankeyf

052
Biraz bakımsız kalmış

053
Neyse motor gölgede

054
Bu kule daha ne kadar ayakta durur bilmiyorum. Ama yanından geşmek tehlikelidir ibaresi var.

055
Bu da gezinin sonu. Hasankeyf dönüşü Ömerli de bir viraj çıkışı bir eşeğe çarpıyoruz. Eşek ayağa kalkıyor ama yağ radyatörü girişi kırılan motor kalkamıyor. eşeşğin üzerindeki adam düşüp başı yarılıyor. Zaten 70 yaşında olan amca ecelinden ölse ihale bize kalacak, neyse kendisini hemen hastaneye kaldırıyoruz. Bu arada çarpışmadan hemen sonra daha biz yerdeyken üzerimize doğru koşan kalaşnikovlu arapca konuşan adamları görünce Elif ve ben şoka giriyoruz. Elif bi yandan ağlarken ben jandarmayı arıyorum. Urfa bayi işi gücü bırakıp gelip bizi kurtarıyor ve motor kamyonla biz de kaskonun asistans servisi sayesinde uçakla evimize dönüyoruz.