in

Levent Vardar

Levent VARDAR


  •   Ata'm, Baba'm ve biraz da Batı Karadeniz

    Fri, May 16 2008 0:49
    8,242 Okundu  

     Türkiye

     

     @
     001 - 2005-04-04 11:42

      Doğum yerim olan Karabük'ten 11 yaşında, 70'lerin başında yatılı okumak üzere İzmir'e geldiğimde, ayrıldım. Ailem ise 1980'de, babamızı kaybettiğimiz yıla kadar orada oturmaya devam etti. Babam Karabük Demir Çelik Fabrikalarında kurulduğundan beri çalışmakta idi. Bu yüzden de kendisini 40'dan fazla yılını verdiği fabrikaya yakın olması için orada bıraktık ve İzmir'e taşındık.

    Her sene, olanaklar elverdiği sürece en az bir kez babamı ziyarete Karabük'e giderim. En son gittiğim 2005 senesinde araba ile gitmiştim ama o zamanki iki teker tecrübem ve alışkanlıklarım da böyle bir havada ancak buna müsaade ediyordu..

     

     @
     002 - 2007-01-20 12:58

    Bu sene de her sene olduğu gibi Mart sonunda giderim diye planlamıştım ama İzmirli Motorcuların Anıtkabir Gezisi olunca ben de birkaç gün erteledim ve hem Anıtkabir yaparım hem de ardından Karabük'e geçer, fırsat da bu fırsat diyerek birkaç gün de Batı Karadeniz yollarında geçirir, Kuşadası'na mümkün olan en uzun yoldan dönerim diye planladım.

    Pek severim böyle yola çıkmadan önce uzun uzun planlamalar yapmayı, haritalara göz atmayı.. İlk önce fırsat bu fırsattır deyip, Anıtkabir ve babamı ziyaretin ardından Yola Selam projesi ile ilgili bir program yaptım. Çünkü özellikle Ankara-Karabük arasındaki tren yolu güzergahında gerçekten görülmeye değer manzaralar var. Ardından da yine mümkün olduğunca demiryolunu takip ederek, birkaç demiryolcu dostumu çalıştıkları istasyonlarda ziyaret etmeye karar verdim. 

    Daha evvelce bu tür gezilerde Trenci dostlar ile buluşmak gerçekten zevkli oluyordu. Trencilerle ilk seyahatim şimdi bir demiryolu olmayan Bursa'ya, eski rayların izini sürmeye, tarihi Merinos İstasyonu'na olmuştu..

     

     @
     003 -

    Ardından çok daha kalabalık bir grup ile bizim Kraliçe diye adlandırdığımız Haydarpaşa'ya gittik. Toplamda 30 saate yakın bir tren seyahatini sırf İzmir-İstanbul arası gidip-gelebilmek için yapmıştık.

     

     @
     004 - 2007-02-04 17:30

    Bir de çok daha yakın bir istasyona, İzmir Çiğli'deki istasyon şefi bir arkadaşıma bir ziyaretim vardı. Resimde dostlarım, Çiğli İstasyon Şefi Erdal Uslu ve 4. Bölge makinistlerinden Necip Cura ve 22.000 beygirlik gücüyle 22042 lokomotif.

     

     @
     005 - 2008-04-05 06:28

    Ama daha sonra ise İzmirli motorcu arkadaşlardan 3 tanesi daha bana katılmaya karar verdiler. Haluk Hızlan (BMW R1200RT), Semih Bozkurt (BMW R1200RT) ve Akın Değerli (Honda Pan European). Bu yüzden de ortak bir rota yapmamız gerekti ve demiryolu, istasyon, trenci dostlar ziyaretlerini başka bir seyahate ertelemeye karar verdim.

     

     @
     006 - 2008-04-06 09:26

    Ama bu da güzel oldu açıkcası. En azından epeyce bir süre sonra motorum ile bu kadar süre baş başa kalabilecek, sabahları sadece motora binmek üzere uyanacak ve bütün gün yol alabilecektim.

    6 Nisan sabahı İzmir'li motorcularla gerçekleştirdiğimiz Anıtkabir ziyaretinin sona ermesinin ardından artık Ankara'dan ayrılmak ve kendi yolumuza devam etmek zamanı gelmişti.


     

     @
     007 -

    Yolculuğun bundan sonraki ilk günündeki rotamız Ankara'dan hareket ile Samsun yolu üzerinden Irmak'ta ayrılarak Kalecik, Çankırı, Ilgaz Dağı, Kastamonu üzerinden Safranbolu.

     

     @
     008 - 2008-04-05 15:12

    İzmir'den hareket ettiğimizden bu yana tepemizden eksik olmayan yağmur, sağolsun bugünde bizden ayrılmak istemedi. hele Kuzey'e doğru çıktıkça hava da ciddi anlamda soğumaya başlamıştı. Bu kadar yağmur alınca insanın yolda durası gelmiyor. Aman birazz daha gideyim, belki ileride yağmurdan kaçmış olurum düşüncesiyşe sür babam sürüyorsunuz. Nitekim bizim de bu kadar yağmur altında ilk durakladığımız nokta, burası, Ilgaz Dağı Milli Parkı'nın tabelası oldu.

     

     @
     009 - 2008-04-05 15:13

    Aylardan Nisan, Ilgaz Dağı kar içinde. Bu bizi şaşırtıyor, ama son günlerde hava sıcaklığınındaki bunca düşüşten sonra normal karşılıyoruz.


     

     @
     010 - 2008-04-05 15:13

    Belki de buralara daha kuru havalarda gelmek lazım. Yollar harika ama gölge, biraz evvel yağmış yağmur ve gölge yerlerdeki, öğleden sonraki saatlere rağmen oluşabilecek gizli buzlanma sürüşümüzü gerçekten etkiliyor. Motorumun 20.000 kilometre bakımını yola çıkmadan yaptırmama ve lastiklerimide değiştirmeme rağmen oldukça tedirgin bir sürüş yapabiliyorum.

     

     @
     011 - 2008-04-05 15:14

    Ama belki de daha değişik hava şartlarında buraya gelsek, fondaki yeşillikler de bu kadar parlak ve güzel omayacak. Bu bölgedeki ormanların yeşilliği gerçekten bizim Ege'nin yeşilinden farklı. Elbette bir sene içerisinde düşen yağmur miktarı buradaki ormanları daha canlı, daha parlak gösteriyor.

     

     @
     012 - 2008-04-06 15:33

    Bir kaç fotoğraf ve biraz soluklanmanın ardından 1900 metre irtifalara doğru yol alıyoruz. Elbette burada kar daha yoğun ve hava daha da dondurucu ki daha tam da zirvede değiliz, Zirveye ulaşmak için Doruk Hotel istikametine doğru gitmemiz lazım ama bu sefer ki seyahatimizde Batı Karadeniz'İn güzellikleri ve yollarını keşfetmek olduğundan bir an önce daha ılıman havaya ulaşmak için inişe geçeceğiz.

     

     @
     013 - 2008-04-06 15:37

    Bizim çocuklar gerçekten alem adamlar. Herşeyden bir espiri çıkartmakta üstlerine yok. Demek ki daha öğleden sonra olmasına rağmen bizimkilerin "Rakı"sı gelmiş bile..

     

     @
     014 - 2008-04-05 15:23

    Bizim Ege'de zaten kış aylarında bile fazla kar göremediğimizden, buralarda motor sürmek gerçekten insanı tedirgin ediyor. Aslında herşey yolunda, biz iyi sürücüleriz, lastiklerimiz yeni, motorlarımız bakımlı ama yolun sağında solunda kar kütlelerini görmek, eriyen karların suyunu yolunuzun üzerinde hissetmek yine de değişik bir duygu.

     

     @
     015 - 2008-04-05 15:24

    Dedim ya bu adamlar ile yola çıkarsanız, karşınıza her an ne çıkacağı belli olmuyor. Velhasıl alem adamlar bunlar.

     

     @
     016 - 2008-04-05 17:19

    Ilgaz Dağı'nın Kastamonu'ya dogru inişi de gerçekten daha kuru bir havada yapılması gereken bir yol. Güzel virajlar, güzel bir yol üzerinden ovaya iniyorsunuz.

    Bundan sonraki yolumuz, Safranbolu'ya kadar, yeşilin, kahverenginin, sarının en güzel görüntüleri içerisinde, Batı karadeniz'in sık ormanlıkları arasında devam ediyor. Safranbolu'ya girmeden az önce arkadaşların daha evvelden de test ettikleri bir dere kenarı restoranında akşam yemeği için son buluyor. Safranbolu'ya sadece 15-20 kilometre kaldı ama midelerin dayanacak hali kalmamış.

    Güzel bir gündü, toplamda 394 kiometre yol almışız.

     

     @
     017 -


     

     @
     018 - 2008-04-07 08:15

    Geceyi, Turing Kulübünün işletmekte olduğu, eski bir Safranbolu konağından otele dönüştürülmüş Asmazla Konağı'nda geçirdik. Geceliği, iki kişilik odada kişi başına 75,00 YTL ve buna yerel böreklerinde bolca sunulduğu güzel bir kahvaltı da dahil. Yine aynı şeyi söyleyeceğim. Herhalde daha açık bir havada, özellikle yazın ilk aylarında burası çok daha keyifli olacaktır

     

     @
     019 - 2008-04-07 08:23

    Aslında çocukluğum buralarda geçti. Safranbolu ile yaşadığım şehir Karabük arası sadece 7-8 kilometre. Ama elbette o zamanlarda elimizdeki varlıkların değerini anlamaz, aman Karabük daha modern, eski püskü Safranbolu'da ne yapacağız derdik. Oysa şimdi, rotamızı çizerken, Eğer karadeniz civarlarındaysak yolumuzu mutlaka Safranbolu'dan geçiriyoruz.

     

     @
     020 - 2008-04-07 08:25

    Elbette evlerin bir çoğu restore edilmiş olsa da bütçelerin elvermediği aile evleri eski püskü halleriyle duruyor ama bu kadar uzaktan görüntülenince hepsi de güzel gözüküyor. Bu açıdan alınan yukarıdaki poz, bana biraz da Şirince'yi hatırlatmıyor değil.

     

     @
     021 - 2008-04-07 09:44

    Sabah, yola devam etmeden önceki ilk işimiz, bu seyahatimin ana amacı olan Baba'mı ziyaret etmek. Sağolsun arkadaşlarda bana katılıyorlar. Rahmetli babam karabük Demir Çelik Fabrikaları ilk kurulduğunda, yani Tıürkiye Cumhuriyeti sanayi ile ilk tanıştığı senelerde, bir Meslek Okulu öğrencisi iken başladığı çalışma hayatını 40 seneden fazla geçtikten sonra ancak vefatında noktalayabildi. Onun vefatını ardından annemin memleketi olan Ege'ye taşınırken, onu, senelerini verdiği ve çok sevdiği memleketinde fabrikasına karşı bırakmak istedik. İşte bir zamanların tüm memleketin demir, çelik ve boru ihtiyacını karşılayan Karabük Demir Çelik Fabrikaları.

     

     @
     022 - 2008-04-07 14:56

    Bugünde Batı Karadeniz'in gerçekten güzel asfalt ve manzaralı yollarında dolaşıyoruz. Çaycuma, Devrek ve Mengen üzerinden Bolu'ya çıkıyor. Semih burada bizden ayılarak izmir'e dönüyor. Biz ise, otobana giriyor, tünelden geçiyor ve bugünkü konaklama yerimiz Kocaeli'ne varıyoruz. Tünel girişinde hadi bir fotoğraf çektirelim diye durduk. Bu sırada kulağımıza anons sesleri geliyor. Otoyolda, tünelde durmak yasaktır diye bir şeyler söyleniyor ama tabi biz bunu normal anons olarak algılıyruz. Meğerse anons bize özel yapılıyormuş. Bizim üzerimize almadığımız görünce, karayolcular bu sefer "hey motorcular, motorcular, size söyleyip duruyoruz, otobanda ve tünelde durmak tasaktir diyoruz" diye alenen bize seslenmeye başladılar. Bizde hemen devam ettik.

    Sıkı ama gerçekten sıkı bir yağmurun ardından akşam üzeri Kocaeli'ne varıyoruz. Bugünkü kilometremiz toplam 418 kilometre. Herhalde 18 kilometresi hariç geri kalanı hep sağanak yağmur altında geçti. Biz Kocaeli'ne vardık ve yağmur durdu.

     

     @
     023 -

    Bugünkü rotamız çok daha farklı ve çok daha güzel planlanmıştı ama biraz sonra okuyacaklarınızda da göreceğiniz gibi tüm program daha başşından alt üst oldu ve bizlerde Kocaeli'nden İzmir'e kadar bildiğimiz ana yoldan geldik.

     

     @
     024 - 2008-04-08 10:28

    Oysa ilk rotamız, Karamürsel'den dağlara vurup, İznik Gölü'ne ulaşmak, oradanda Kütahya, Simav üzerinden İzmir'e gimek idi. Günde çok güzel başladı. Sanki dün hiç yağmur yağmamış, sırıl sıklam olmamaışız gibi. Kupkuru, günlük güneşli bir Nisan havası. Karamürsel'de ana yoldan ayrılıp kendimizi dağlara vurmaya başladık bile.

     

     @
     025 - 2008-04-08 10:29

    Tepeye gelmeden önce güzel bir açık alanda muhteşem Körfez manzarasını seyretmek için kısa bir sigara ve fotoğraf molası veriyoruz.


     

     @
     026 - 2008-04-08 10:29

    Hava güzel ya. Bugünün tadını daha sabahtan çıkartmaya kararlıyız. Gerçektende yolda olduğumuz son dört günün en güzel günündeyiz. Önümüzde de bizi güzel yollar bekliyor.

     

     @
     027 - 2008-04-08 10:30

    Ancak daha bu mola verdiğimiz yerden ayrılır ayrılmaz, Akın'ın arkamdan gelmediğini farkediyorum. Belki geç çıkmıştır diye biraz daha yavaşlıyorum ama nafile yok. Haluk'a yetişip, beklemesini, geri dönüp bakacağımı söylüyorum. Geri döndüğümde de Akın'ın mola yerinden daha 10 metre bile yarılamadan patlak bir arka lastik ile karşılaştığını anlıyorum. Neyseki yanımızda gerekli aletler var. Hemen köpük sıkıyoruz ama tabi bu arada ne oldu, nasıl olu, ne yapacağız muhabbetleri ve köpüğün iyice donmasını falan beklemek bizim 1,5 saaatimize maloluyor. Ardından da lastiği eski havasına getirmek için dağ yolundan ayrılarak Karamürsel'e geri iniyoruz.

     

     @
     028 - 2008-04-08 13:07

    Her şey yolunda gözüküyr. Lastik tekrar şişirildi ama tedirginlik sürüyor. Acaba köpük tam tutmuş mudur. Ya dağ yoluna tekrar çıktığımızda hava kaçırmaya devam ederse endişesi içerisinde biraz daha ana yoldan gitmeye ve bir kaç kez daha lastik havasını kontrol etmey ekarar veriyoruz. Eğer aksilik devam ederse Bursa'da Honda'ya uğramaya karar veriyoruz.


     

     @
     029 - 2008-04-08 13:11

    Bursa'ya kadar sorun yok. Tam Honda'nın önünden geçerken Akın'a bakıyoruz, "tama, sorunyok, devam" diyr ama sadece bir kaç yüz metre ötedeki İskender'i görünce sabahtan beri motoruna gösterdiği ilgiden dolayı bu sefr onun enerjisinin eksildiğini farkedip, İskender Kebap depolamaya karar veriyoruz.

    Yemeğin ardından da, dolan midelere rağmen sabahki aksilikten dolayı bozulan moraller nedeniyle yola bildiğimiz Bursa, Balıkesir üzerinden devam etmeye karar veriyoruz.

    Ben bu yola ancak Akhisar'a kadar dayanıp, yahu günün son 150 kilometresinde bari ara yolalra gireyim diye Haluk ve Akın'dan ayrılıp, Soma, Kırkağaç yoluna sapıyorum, onlaar devam ediyorlar.

     

     @
     030 - 2008-04-08 18:06

    Gerçi bu yolda dümdüz, çok da güzel değil ama yine de bilmediğim bir yol. Düz arazide sürerken hadi bir şu motor ile giderken fotoğraf çekmek nasıl oluyormuş diye denemeler bile yapıyorum.

     

     @
     031 - 2008-04-08 19:26

    Yol daha bitmedi ama gün bitmek üzere. Bergama'dan izmir yoluna saptıktan sonra deniz kenarından ilerlerken, böyle bir manzarayı görünce durup fotoğraflamaya karar veriyorum. Kaçırılmayacak bir görüntü.


     

     @
     032 - 2008-04-08 19:27

    Hele bir de bizim gelin kızı deniz ve batan güneş ile aynı hizaya getirince deymeyin keyfimme deyip, fotoğraf makinasını bırakıyor, bu güzel manzaraya karşı, güneş tamamen batana kadar bir de sigara tüttürüyorum.

    Artık günün sonu. Bugün 618 kilometre yol katetmişim. batı Karadeniz'in o güzel manzaralarının ardından, günün sonundaki güneş batımı manzarası hariç, hiç de çekici olmayan yollardan oldukça uzun bir sürüş.

    Yorgunluk had safhada ama bir de geriye bakıp son 4 gündür motor üzerinde olduğumu düşünüce, ne yağmur, ne soğuk, ne kötü manzara, ne alakasız yollar keyfimi kaçıramıyor. Kuşadası'na kadar gidemiyorum ama İzmir'deki evime vardığımda da dudaklarımda kocamn bir gülücük olduğunu farkediyorum.

    Gönderilen May 16 2008, 12:49 AM Yayınlayan Levent Vardar Ne ile 7 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x