in

Meteo


  •   Dolomitler ve Alpler (Italya, Avusturya, Yunanistan) 4.800 km

    Thu, Jul 20 2006 0:41
    11,288 Okundu  

     Türkiye  Yunanista  Italya  Avusturya


     

    Dolomitler & Alpler

    Bu bolge zaten hangi motorcunun aklinda, hayalinde yoktur ki. Hayat kisa, ne zaman ne olacagimiz belli degil psikolojisi ile karar verdim yola cikmaya.

    Asil hedef Dolomitler ve Alpler. Alpler bolgesine Italya, Avusturya, Isvicre, Fransa biraz da Slovenya dahil. Bu bolgelerde 200 – 250 civarinda mountain pass (dag gecitleri) bulunmakta. Benim amacim Italya ve Avusturya bolgesinde bunlardan 25 – 30 tanesini yapabilmekti. Hepsini bir turda yapabilmek tabii ki imkansiz. Rotada hic buyuk sehir/merkez yok. Daha once cogunu motorsuz gezdigim icin dahil etmedim. Ayrica motorla buyuk sehire girmenin eziyet oldugunu dusunuyorum. Park yerleri hep problem, trafik derken cok vakit kaybi. Bu gezi bir nevi Italya’ nin Karadeniz’ i gibi yani. Avusturya’ nin hepsi Karadeniz gibi zaten.

    Rota hazirlarken pass lerle ilgili cok doyurucu bilgiler aldigim birkac siteyi paylasmak isterim. Bu bolgelere gidecekseniz bu siteleri mutlaka cok ayrintili inceleyin.

    www.alpineroads.com
    www.alpentourer.com
    http://www.jfluegel.de/motoalps/MotoAlps.htm

    Hazirlik olarak yine full bir bakim yaptirdim. Alpler icin lastik ve balata onemli. Iyi durumda olmalari gerekli cunku o bolgede ikisi de normalden cok asiniyor.

    Son haftalar belli oldu ki geziye tek basima cikacaktim. Cevreden gelen endiselere ragmen ben mutluydum. Tek basina yol almanin cok avantajlari var. Tek kotu yani da bazen muhabbet edecek adam ariyorsunuz.


     

     @
     001 - 2006-07-05 20:58

    5 - 6 Temmuz 2007

    Aslinda genelde yogun tempolu yol ile baslayip donuste feribot ile gelmek daha mantikli gibi geliyor. Benim dusuncem ise feribotla gidip Dolomitler’ e taze ve zinde girmek.
    Su anda Cesme – Ancona hattinda giden RECA firmasina ait tek bir gemi var. Bu nedenle haftada bir sefer var.
    www.ankertravel.com.tr Ben bileti bu acenteden aldim. Ilk basta 250 EUR karsiligi, motor dahil pullman koltuk bileti aldim. Daha sonra gozum yemedi 45 EUR daha fark odeyerek 4 kisilik wc li kamaraya cevirdim. Tabii kimle kalacagim belli degil, sansima…

    Sen o kadar hazirlan, cantalari yukle 70 km sonra yolculuk bitsin. Cesme limanina geldigimde Ancona’ dan gelen araclarin tahliyesi devam ediyordu.


     

     @
     002 - 2006-07-05 21:20


     

     @
     003 - 2006-07-05 21:54

    Gemi kalkis saatinden 3 saat once orada olmak tavsiye ediliyor. Bekledikce motorlar da cogalmaya basladi. Bizi siranin en onune aldilar. Beklerken yapilmasi gereken bir is var. Gemide yaniniza ne alacaginiza karar vermek ve cantalari buna gore ayarlamak. Motorda canta falan birakmak guvenli. O yuzden ne kadar az esya alirsaniz o kadar iyi. Bu isleri feribotta yapmaktansa bos bos beklerken yapmak daha mantikli.


     

     @
     004 - 2006-07-05 21:54

    Dallal ve arkadasi Katar’ dan geliyorlar. Iki hafta daha Avrupa’ da takilacaklarmis. Goldwing leri oyle yuklemisler ki… Butun cantalar dolmus herhalde, arka koltuga icine beni alabilecek buyuklukte bir canta baglamislar. Beklerken hemen acilir kapanir sandalyeleri cikariverip kahveleri yaptilar bile.


     

     @
     005 - 2006-07-05 22:46

    Tabii beklerken ayakustu “Nerden geldin, nereye gidiyorsun, ey yolcu?” sohbetleri basliyor. F 650’ de bir Alman cift 2 yillik gezilerini tamamlamak uzere feribota biniyordu. Fransiz kari – koca iki F 650 gezmisler Turkiye’ yi. Hamarat Riders geldi aklima. Alman plakali motorlariyla Turkler de mevcuttu.

    Sorunsuz bir pasaport ve gumruk kontrolu sonrasi feribota ilk biz bindik. Bu arada yurtdisi cikis fonu 30 YTL oldu diye biliyordum ama megerse 15 YTL olmus. Motorlari bir guzel bagladik. Kaski ve montu motora kitleyip, sadece onceden feribot icin hazirladigim sosis cantayi alip cikiyorum yukari. Kabinimi buldum, diger arkadaslar da geldi.


     

     @
     006 - 2006-07-05 23:20

    Motor kiyafetleri acele ile cikiyor ve yerini parmak arasi terlik, sort aliyor. Kendimi atiyorum hemen disari. Feribotu kesfetmek lazim. Biraz gezindikten sonra vasat bir feribot oldugu anlasiliyor. Eski pusku, virane degil ama luks de degil. Hersey olmasi gerektigi gibi, islevsel.

    Gemide kafaniza gore yemek yiyemiyorsunuz. Kahvalti, ogle ve aksam yemekleri belli saatler arasinda servis ediliyor. Biz bindikten yarim saat sonra aksam yemegi servisi basladi. Ben de hafif acikmistim. Restaurant self servis calisiyor. Yemegimi aldim, hesabimi odedim ve masama oturdum. Derken mudur edali bir adam bana dogru yaklasti ve “Metin Saruhanli ?” dedi. Ben oldugum onayini aldiktan sonra, “Yemek fisinizin ustunde gordum adinizi, gemiye hosgeldiniz” dedi. Allah allah bu ozel ilginin nedenini anlamadim bir turlu. “Hosbulduk”. Daha sonra anlasiliyor ki eski Supereva uyelerinden Cumhur Balci abim geminin restaurant bolumunun isletmesini alan arkadasini aramis. Daha sonra –cok utaniyorum- adini bilmedigim mudur bey yolculuk boyunca bana ikramlarda bulundu. Tatlilar, aksam yemekleri. Valla mahcup oldum. Cumhur abicim buradan sana da tesekkurler.

    Ilk aksam yemegim sonrasinda disarilara attim kendimi. Geminin ust guvertesinde kabin arkadaslarim Birol ve Ahmet’ le muhabbet ettik biraz. Acaba Corinth Kanali ndan kacta geceriz. Usturuplu bir saatte gecsek de foto ceksek derken kaptan anons yapti ve 10:00 sularinda gecilecegini bildirdi. Bu arada Cesme de bu acidan guzel gorunuyormus.
    Birer biradan sonra yatma vakti gelmisti. Zaten gemide yapacak hic birsey yok.


     

     @
     007 - 2006-07-06 10:22

    Kabinde uyku ile ilgili bir sorun yasamadan 09:00 gibi uyandim. Kahvalti sonrasi (gemide kahvalti ucretsiz) attim kendimi guverteye. Hizimiz dusmustu. Guvertenin on kismi kalabaliklasmaya baslamisti. Herkes Corinth gecisini merak ediyordu ve kanal gorunmeye basladi.


     

     @
     008 - 2006-07-06 10:34

    Kanal 6,3 km. uzunlugunda. 1881 – 1893 yillari arasinda insa edilmis. Macar mimarlar tarafindan planlanmis. Insaata baslayan Fransiz sirket daha kanalin iki ucunu kazar kazmaz finansal zorluklar nedeniyle isi birakmis. Daha sonra o zaman icin buyuk bir mimari basari olan projeyi Yunan bir sirket devralmis ve tamamlamis. Bu kanal sayesinde 400 km olan Peloponese cevresini dolasmaktan kurtuluyorsunuz.


     

     @
     009 - 2006-07-06 10:40

    Bizim yolculugumuzdan da 8 saat kisaltiyor. Fakat buradan gecmenin bedeli agirmis. Gemi basina 10.000 EUR civari diye duydum.
    Kanal 21 m. genisliginde ve en sig yeri 8m. derinliginde. Zamanimizin buyuk okyanus yuk gemileri icin malesef uygun degil. Bugunlerde en cok turist gemileri tarafindan kullaniliyor. Senede asagi yukari 11.000 gemi geciyor buradan.


     

     @
     010 - 2006-07-06 10:41

    Soldan saga Birol, Ahmet, Salih.

    Birol dogma buyume Almanya’ daymis. Asil memleket Alacati, Izmir. Bosch’ da calisiyor ve her yaz gorev icabi Turkiye’ deki fabrikaya geliyor. Bu sene de 6 ay Bursa’ ya yollamislar. 98 model GSX-R 750 kullaniyor.
    Ahmet, 14 yildir Almanya’ daymis. O da Kutahya’ li. Gezmeye gelmis. 06 model R6 kullaniyor.
    Salih, 34 senedir Almanya’ da yasiyormus. Izmir’ li. Mercedes fabrikasinda makina bakimci olarak calisiyor. O da gezmeye gelmis. Marmok’ a katilmis. Hatta Kordon’ da gezinirken sans eseri bizim Cuma toplantisina ugramis. Bizden birkac kisiyle muhabbet etmisler. O da R 1150 S kullaniyor.


     

     @
     011 - 2006-07-06 10:41

    Bu da icinde benim bulundugum nadir fotolardan biri.


     

     @
     012 - 2006-07-06 10:49

    Bunlar da bizi cook yukaridan izleyen elemanlar. Daha once yukaridan bakmistim bu kanala ama icinde olmak daha guzelmis.


     

     @
     013 - 2006-07-06 10:51

    Gemi duvarlara o kadar yakin geciyor ki sanki uzanip cali cirpiyi yakaliyacagim.
    Kanali gecmek 1,5 saati buluyor. Kilavuz tekne ile yol aliyoruz.


     

     @
     014 - 2006-07-06 11:49

    Kanalin iki ucunda da halatlar yardimiyla batabilen kapilar mevcut. Gemi gectikten sonra tekrar yukari cekiliyorlar. Kapiya yaklasiyoruz…


     

     @
     015 - 2006-07-06 12:02

    Sonuc olarak 4 kisilik kamarada 3 kisi kaliyorduk. Kamara hakikatten ufak ama.


     

     @
     016 - 2006-07-06 13:25

    Inceden bir yangin var, ekipler hemen is basina geldi valla…


     

     @
     017 - 2006-07-07 18:46

    Corith eglencesi de bittikten sonra ertesi gun 18:00’ e kadar hicbir numara yok. Allahtan bizim elemanlarla muhabbeti ilerlettik yoksa zaman gecmezdi. Gunduz tam bir ikilemle gecti. Guverteye cikiyoruz pisiyoruz, yaniyoruz. Bunalip iceri kaciyoruz, bu sefer de iliklerimiz donuyor. Icerisi buzhane gibi. Ben de yanima sadece sort ve t-shirt almisim. Gunduz boyle bir iceri, bir disari tasinmakla gecti. Aksam olunca iyice usumeye basladim ve motorun yanina inme calismalari basladi. Salih, “Ben daha once inmistim, birsey olmuyor. Zaten kimse olmuyor asagida.” deyince inmeye karar verdik.
    Benim sansima herhalde asagi bir indik, bayram yeri. Butun gorevliler asagida. Bizi hemen resepsiyona postaliyorlar. Asagi inmenin raconunu ogrendik. Para almam lazim deyince oluyor. Neyse yaniniza bir guvenlik gorevlisi veriyorlar ve para almaya gidebiliyorsunuz. Ozlemisim motoru… Binip gidesim geldi. Garaji gorunce geminin bombos oldugunu anladik. Zaten hep ayni yuzleri gormekten anlamistim.
    Daha sonra bu geminin artik pek tercih edilmedigini ogrendim. Bu hat Yugoslavya’ nin savas zamanlarinda parlamis. O yollar kullanilamadigi icin gemiler hep full cekiyormus. Haftada 3 – 4 sefer varmis. Fakat su an guvenlik sorunu olmadigi icin karayolu daha cok tercih ediliyormus.

    Aksam yemegini de yedikten sonra bar/club tarzi mekana gidiyoruz. Gemide fiyatlar orta karar. Bira 3 EUR. Ortalama bir yemek 12 EUR’ a cikiyor. Para gecmiyor. Kart aliyorsunuz icine ne kadar koyarsaniz o kadar harciyorsunuz. Merak etmeyin gemiyi terk ederken icinde kalanlari alabiliyorsunuz.

    Oturdugumuz mekandaki cocuk viziltisi ve 5. sinif canli muzige daha fazla tahammul edemeyip yatma karari aldim. Anladim ki feribot bir yere kadar. Sıkılmısım, artik gitmek lazim, yol yapmak lazim.

    07 Temmuz Cumartesi

    Sabah mumkun oldugunca cok uyuyup yolu uykuda gecirmeye cabaladim. Ama olmuyor iste olmuyor. Yine zipliyorum ayaga.

    Bugun bir heyecan var icimde. Sanki evden yeni cikiyorum yola. 2 gundur yolda olmama ragmen tur moduna yeni geciyorum. Zaman geciyor bugun. Yanasmaya 2 saat kala giyinip bekliyoruz, nasilsa icerisi soguk.

    Sonunda 19:00 civarinda Ancona limanina yanasiyoruz.


     

     @
     018 - 2006-07-07 21:44

    Yanastiktan sonra, gemiye binerken almis olduklari pasaportlarimizi dagitiyorlar. Italyan polisi geminin icinde pasaport kontrol islemlerini hallediyor. Boylece gemiden cikip gidebilecegiz. Bir daha durmak yok.

    Ancona - A14 – Bologna – A22 – Lazise (490 km)



    Rotalari detayli yazacagim. Cunku haritayi yuksek olcekli yukleyemiyorum.

    Geziyi planlama asamasindan beri aklima takilan konuyu daha yeni netlestirmistim. Gemiden indigimde saat 20:00 olacakti. Avrupa saatine gectigimde 19:00 diyelim. O saatten sonra yol yapayim mi ? Yoksa yakin bir yerde 1 gece konakliyayim mi ? Bunu dusundum durdum hep. Daha sonra baktim ki benim kankalarla ayni rotadan gidiyoruz. Onlar da 3 motor Almanya’ ya donecekler. Hadi dedik gidelim hep beraber. Nasil olsa otoban, gece bitirirsem 1 gun kazanirim dusuncesindeyim.

    Gemiden inerken butun rotamin icinde hazir oldugu Garmin Zumo GPS i takiyorum yerine ve rota basliyor. Salih oncu, ben artci grup surusundeyim yine:D . Cabucak otobana cikiveriyoruz. Otoban da otoban olsa, 2 seritli bir yol iste. 160 – 170 gidiyoruz otobanda. Motoru o kadar ozlemisim ki ya da gemide o kadar sikilmisim ki…

    Bologna’ ya kadar cok tempolu bir sekilde suruyoruz. Bir ara Salih sag sinyalini veriyor ve otobandan cikacak. “Allah allah Zumo duz git diyor.” Neyse adamlar gidip geliyor bu yolu herhalde bir bildigi vardir. Otobandan cikar cikmaz Salih bir sag sinyal daha vererek bu sefer saga cekiyor. “Galiba yanlis girdik. ” Neyse hazir durmusken bir mola veriyoruz.


     

     @
     019 - 2006-07-08 10:38

    Icimden “Ulen Meto, grup surusunden kacarken yine tutuldun iste.” diyorum ve guluyorum. Neyse yine yola cikicaz ama hadi yanlis girdin surdan don, cik ayni yola diye birsey yok. Yollar karisik. Anliyorum ki nereden gideceklerine pek emin degiller. En sonunda Zumo’ nun onderliginde ben geciyorum one. Bir sure ara yollardan gittikten sonra bir otoban tabelasi geciyoruz. Bir anda arkadan selektorler, kornalar. Yine cekiyoruz saga. Girisi kacirdigimi dusunuyorlar. Zumo’ nun otobandan gitmemesi icin ayarlanmis olabilecegini fikri geliyor akla. Adamlar da hakli bir an once eve gitmek istiyorlar, o yuzden hedef hemen otobana cikmak. Ama biliyorum ki benim rotamin o bolumu de otoban. Neyse “Hadi baskasi gecsin o zaman one” diyorum. Bir sure daha donup dolasiyoruz ama sonuc yok. Bu arada Ducati fabrikasinin onunden geciyoruz. Burayi gezme fikri de vardi onceleri ama cok zaman kaybi diye vaz gecmistim.
    Bir daha duruyoruz. Salih mahcup. ‘Yau bosver ‘ diyorum, ‘Bunlar bu isin tadi, tuzu’
    En sonunda elemanlari ikna ediyorum ve yine one geciyorum. Sonunda otobana baglaniyoruz. Bu arada hava karariyor. Bir sure sonra benzin icin duruyoruz. Arkadaslarla vedalasiyoruz cunku 60 – 70 km sonra ben Zumo’ nun izinde ayrilacagim. Verona’ da otobandan cikiyorum. Hedef Garda Golu. Nerede kalacagim belli degil. Amacim hemen bir otel bulup bayilmak. Garda’ ya vardigimda saat 00:30’ du. Durdugum otellerden 4. sunden de “dolu” cevabi alinca “tamam” dedim “sokaklardayiz, bu gece”
    Lazise’ de sonunda kalacak bir yer buldum. Odayi alip yataga serildim. Saat 01 :30 olmustu. Cumartesi gecesi ve sanki butun Italya haftasonu icin Garda’ ya gelmis.

    08 Temmuz Pazar

    Lazise [1] – Malcesine [2] – Riva del Garda [3] – Ballino [4] – Fiave [5] – Tione di Trento Devil – Calderzone [7] – Fucine Music – Passo Gavia [9] – Bormio [10] (281km)

    Yukaridaki noktalarin yanindaki rakamlarin karsiligi haritanin ustunde var. Rotadan faydalanmak isteyenler icin yardimci olacaktir.



    Sabah kalkar kalkmaz hemen balkona attim kendimi. Su goruntuyu gorunce biraz otelde takilmak da istedim ama yol beni bekliyordu.


     

     @
     020 - 2006-07-08 11:57

    Lazise’ den kuzeye dogru cikmaya basladim. Hemen Garda Golunun kiyisindan devam ediyordum. Kaldigim otelin resepsiyonundaki cocuk en iyi fotograflari yakalayabilmek icin birkac ipucu verdi. Malcesine’ den teleferige binmemi ve tepeden cok guzel kareler yakalayabilecegimi soyledi. Malcesine’ ye varinca bu isten vazgectim cunku cok kalabalikti. Bu arada yollar cok keyifli.


     

     @
     021 - 2006-07-08 12:05


     

     @
     022 - 2006-07-08 12:20

    Yol ustunde 5 – 6 km. de bir baska bir kasabaya giriyorsunuz. Hepsi de o kadar sirin ki. Rengarenk evler. Heryerden cicekler fiskiriyor


     

     @
     023 - 2006-07-08 12:24


     

     @
     024 - 2006-07-08 13:03

    Lago di Garda (Garda Golu) Italya’ nin en buyuk golu. Lokasyon olarak Venedik’ le Milano’ nun tam ortasinda diyebiliriz. Gol, Alpler bolgesinin sinirinda bulunuyor ve buz caginda buzullar tarafindan olusmus. Italya’ da basta gelen turizm bolgelerinden biri. Ayni zamanda bizim Alacati, Cesme gibi sorf cenneti. Ruzgar cok uygun.

    Keyifli bir 15 – 20 km sonra Garda’ nin en buyuk kasabasi Riva del Garda’ ya variyorum.


     

     @
     025 - 2006-07-08 13:05


     

     @
     026 - 2006-07-08 14:00

    Riva del Garda’ dan sonra artik Garda Golu nu terk etmeye basladim ve dogrudan kuzeye yoneliyorum. Aslinda bugun daha cok kuzeyde bulunan pass lere ulasmak icin uzerinde durmadigim siradan birgun olacakti. Ama gelgor ki Garda’ dan cikali daha 10 km olmadan hayalini kurdugum yollar basladi.


     

     @
     027 - 2006-07-08 14:09

    …ve ilk pass imden geciyorum. Passo del Ballino (750m). Bu listemde olmayan supriz bir pass di diyeyim. Ama fotodan da anlasiliyor, asfalt kalitesi inanilmaz.


     

     @
     028 - 2006-07-08 14:22

    Hava sansima cok guzel. T-shirt, ustune yazlik file montla geziyorum. Altimda da yazlik pantolon. Hic sicak basmiyor. Tatli tatli serinlik bile var, tam bahar havasi.

    Bu arada Italyan motorcularla hemen kaynasiyoruz virajlarda. Adamlar manyak gibi gidiyorlar. Scooterlarla nasil yattiklarina inanamazsiniz.


     

     @
     029 - 2006-07-08 16:02

    Biraz daha ilerledikce “Tamam diyorum, ayvayi yedik. Foto icin bu kadar durursam yol yapamiyacagim.” Ama nasil durmayayim ?


     

     @
     030 - 2006-07-08 16:10

    Passo Campo Carlo Magno (1682m) ile beraber biraz yukselmeye basladim.


     

     @
     031 - 2006-07-08 16:53

    Passo Del Tonale (1884m)’ nin cikisi cok zevkliydi. Agzim kulaklarimda.
    www.passotonale.it


     

     @
     032 - 2006-07-08 17:17

    Bu bankta omur gecer bee !


     

     @
     033 - 2006-07-08 17:19

    Turun buyuk pass lerinden Passo Gavia’ ya tirmanmaya basliyorum. Yol harika, puruzsuz.


     

     @
     034 - 2006-07-08 17:24

    Daha sonra asil Passo Gavia basliyor.
    Yol korkunc daraliyor. Fotoya dikkatli bakarsaniz orada bir gs adventure var. O cantali, ben cantali, gecerken dedim kesim siyiracaz.


     

     @
     035 - 2006-07-08 17:34

    Sagolsun Alman motorcular fotomu cektiler, tabii ben de onlarin.


     

     @
     036 - 2006-07-08 17:34

    Pass lerde yolun kenarlarinda ki sayilar kacinci viraji dondugunuzu gosteriyor.


     

     @
     037 - 2006-07-08 17:38

    Passo Gavia manzaralarina devam…


     

     @
     038 - 2006-07-08 17:49


     

     @
     039 - 2006-07-08 17:49


     

     @
     040 - 2006-07-08 18:01

    Sonunda Passo Gavia (2652)’ ya ulasiyorum. Gavia turun ikinci en yuksek pass i.
    www.passogavia.it
    Burada hava biraz isiriyor ama ayni giyimle devam ediyorum.


     

     @
     041 - 2006-07-08 20:16

    Gavia’ dan inise gectim ve insani yuksekliklerdeki Bormio kasabasina geldim. Bugunluk bu kadar deyip kalacak yer aramaya basladim. Gavia’ dan beri hava zaten limoniydi. Bormio’ dan sonra onumde passo larin passo su Stelvio vardi. Bunu sabaha birakmak istedim.


     

     @
     042 - 2006-07-08 20:32


     

     @
     043 - 2006-07-08 22:13


     

     @
     044 - 2006-07-08 22:22

    Otelime yerlestikten sonra kot, spor ayakkabi modunda tekrar kasabaya indim. Aksam yemegi sonrasi otele donerken baktim Forte di Oga (Oga Kalesi) 7km. tabelasi. Hoop daldim hemen, saat 20:30 daha hava kararmamis. Ya gun bitmis artik ama virajlar bitmiyor kardesim.
    Oga Kalesi macerasi husranla sonuclaniyor. Kale yolunda tadilat var ve kapali. Aynen geri donuyorum otele. Dunku 66 EUR luk otelden sonra bu, ilac gibi geliyor. 30 EUR ve daha guzel, daha sirin. Biraz oyalandiktan sonra yatiyorum.


     

     @
     045 - 2006-07-09 10:53


    09 Temmuz Pazartesi

    Bormio [1] – Passo dello Stelvio [2] – Resia [3] – Passo Resia [4] – Silandro [5] – Passo Palade Devil – Passo Mendola [7] – Val D’ega Music – Passo Lavaze [9] – Ega [10] (285km)



    Bormio’ da uyaniyorum ve hava hala limoni. Hep yagdi yagacak modda ama ne zaman ne olacagi belli olmuyor hic. Burda kaldigim otelden cok memnun kaldim.
    Hotel Belvedere
    23030 Valdisotto S.Lucia – Sondrio
    Tel: +39 342 901589
    Web sitesi yok malesef. Sirin bir otel. Motorcu oteli degil ama kapali garaji var. Ayrilirken otelin sahibi tonton amca bana otelin t-shirt unu hediye ediyor.
    Yakit ikmalimi de yaptiktan sonra Passo dello Stelvio/Stilfserjoch icin hazirim.

    Belki hatirlarsiniz Stelvio “Italian Job” filminde Mini lerle kovalamaca sahnesinin gectigi yol. Ama filmin eski versiyonu Michael Caine’ in oynadigi…

    Tirmanmaya basliyorum. Sartlar benden yana. Hava biraz acti, yerler kuru, Pazartesi sabahi olmasindan dolayi bir allahin kulu yok ki burasi en kalabalik pass lerden biri.


     

     @
     046 - 2006-07-09 11:04

    Bu pozlar Stelvio’ yu anlatsin size, ben anlatamiyacagim gercekten… Bunlar guney tarafi.


     

     @
     047 - 2006-07-09 11:04


     

     @
     048 - 2006-07-09 11:15


     

     @
     049 - 2006-07-09 11:18

    Stelvio (2758m)’ nun zirvesine vardigimda usume basliyor inceden. Burasi Avrupa’ da asfaltli en yuksek 3. yol. Benim turumda ki en yuksek yol. T-shirt un ustune windstopper iclik giyiyorum.


     

     @
     050 - 2006-07-09 11:41

    Yolun ilk hali Avusturya imparatoru tarafindan 1820 – 1825 yillari arasinda Lombardia ile Avusturya’ nin diger bolgelerini birlestirmek icin yapilmis. O zamandan beri yol cok az degismis. Yolun guney tarafinda 48, kuzey tarafinda 20 hairpin (u viraj) bulunuyor. Ama hairpinler genis genis, bu da keyfi artiriyor. Yol sadece haziran – eylul arasi acik. Diger aylar karlarla kapli. Burasi ayni zamanda meshur bisiklet yarisi Giro D’ Italia’ nin da parkurlari arasinda.

    Bu da Stelvio’ nun kuzey tarafi


     

     @
     051 - 2006-07-09 12:34

    Kuzey tarafindan biraz alcalmaya basliyorum. Burdan sonra hedef Resia ve Passo Resia. Burdan sonra butun Dolomitler bolgesinde hersey Almanca da yaziyor ayni zamanda. Tabelalar, isaretler… Butun pass lerin Almanca adi da var.

    Resia’ yi tura cikmadan bir hafta once falan ekledim rotaya. Ilginc bir yer oldugu belliydi. Orjinal rotamin ustunde degildi. Yolumu degistirip sonra ayni yoldan geri donmem gerekiyordu. Gidis – gelis toplam 65 km’ lik bir sapma. Ama her km sine degerdi. Burasi egimli bir yol degildi. Cogu pass in aksine burda genis, hizli virajlar vardi. Agzim kulaklarimda…
    Resia’ ya varmadan…


     

     @
     052 - 2006-07-09 12:55

    … ve Resia


     

     @
     053 - 2006-07-09 13:10

    2. Dunya Savasi zamanlarinda elektrik sikintisi nedeniyle donemin fasist yonetimi, icinde Resia ve daha 6 koyun bulundugu vadiyi baraj golu haline getirme karari almis. Burada yasayan koyluler zorla evlerinden cikarilmis ve hicbir tazminat odenmemis. 1950’ de bu bolgede ki butun binalar sular altinda kalmis. Tek kurtulan da gordugunuz 14. yuzyil klisesinin kulesi olmus. Bu trajedide 6,77 milyon metre kare alan sular altinda kalmis.

    Burdan sonra Passo Resia/Reschenpass (1455m) ve Avusturya sinirindayim. Ama daha girmiyorum. Italya’ da biraz daha isim var. Sinir boyle iste yolun karsi tarafinda da Italia yaziyor. Ne bir gorevli, ne bir bina. Sadece hangi ulkeye gectiginiz konusunda bilgilendiriliyorsunuz.


     

     @
     054 - 2006-07-09 16:09

    Passo Resia’ dan ayni yolu geri donerken yagmur kendini birakti. Hemen yagmurluk molasi veriyorum. Bardaktan bosanmiyor ama islatiyor. Bugun yagmurlugu bir daha cikaramadim. Ilk defa yollar islakken gidiyorum. Ilk bir tedirginlik olusuyor haliyle. 10 km sonra anliyorum ki bu seytan isi asfalt yasken de kuru gibi tutuyor lastigi. Nerdeyse hic farki yok.
    Pass ler arasi yollarda cok birsey olmaz diye dusunuyordum ama yanilmisim. Kotu yol yok, duz yok yok.

    Sirada Passo Palade/Gampenpass (1518m) var.


     

     @
     055 - 2006-07-09 16:35

    Yine hizli virajlara ek ortaya serpistirilmis hairpinler. Yagmur aynen devam ediyor.

    Passo Mendola/Mendelpass (1363) Burayi kuru havada gecmek isterdim gercekten. Foto icin cok duramadim ve rahat rahat bakinamadim cunku baya yagiyordu.


     

     @
     056 - 2006-07-09 16:48

    Bu yol taraklanmisti. Adamlarin yol muhendisliklerine hayran oldum yine. Oyle bir taraklamislar ki anlamiyorsunuz. Bizde ki gibi 3 cm. kot farki olmuyor.


     

     @
     057 - 2006-07-09 18:04

    Mendola’ dan inip Bolzano’ ya giriyorum. Hani buyuksehir istemiyorum demistim ya. Bolzano bile buyuk geliyor. O engameye girip otel arayacak mecalim yok gercekten. Gunu bitirmek istiyorum artik. Rotaya devam edip yol ustunde bir yerler bulurum nasilsa diyorum. Otel ararken “Passo di Lavaze 15km” tabelasi goruyorum. Yine hesapta olmayan bir pass. Saat 17:30 civari, daha erken. Bunu da gorelim deyip giriyorum. Ilerlerken solda birsuru motor goruyorum. Anliyorum ki guzel bir motorcu oteli gectim. Hizim yuksek oldugu icin durmuyorum, donuse birakiyorum. Artik bu guzel yollar standard ozellik halini aldi. Passo Lavaze (1808)’ nin tepesi sessiz sakin, kimsecikler yok.


     

     @
     058 - 2006-07-09 18:24

    Bu yolun donusunde biraz once onunden gectigim oteli buluyorum. Bos oda oldugunu ogrenince seviniyorum. Iste tam bir motorcu oteli. Bu da otelin parki.
    Cok ucuz degil gecelik 60 EUR. Ama deger cunku aksam yemegi dahil ve cok zengin. Benim motor baya ilgi cekiyor. Hem plakadan, hem de full canta olmasindan. Buralarda kimse bu sekil gezmiyor. Insanlar genelde bir oteli merkez yapip gun icinde gezip tekrar ayni otele donuyor.

    Aksam yemeginde milletle kaynasasim tutuyor ve gidiyorum cokuyorum bir masaya. Masa tam karma. 4 Alman, 1 Isvicreli, 2 Fransiz ve 1 Turk. Fikra cikar mi bundan ?
    Cogu Ingilizce bilmiyor. 2 Almanla muhabbet ediyoruz. Hangi pass lerden gecilmis, hangilerinden gecilecek. Birkac faydali bilgi aliyorum.
    Adamlar icin buralara gelmek o kadar kolay ki kiskanmamak elde degil. 3 gunluk bir tatilde 200 km sonrasi Dolomitlere gelip 300 – 400 EUR butceyle gezip donuyorlar.

    2 – 3 gundur gozlemledigim bir olay da su. Bence biz “Motor evli isi midir, bekar mi?” yerine “Motor yasli isi midir, genc mi?” sorusunu sormaliyiz. Burda herkes yasli. Benim yaslarimda gezen grup falan yok. Sanki emekli eglencesi Alpler turu.

    Otelin sahibi kari koca da motorcu. Bahcede meshur Alman tur dergisi Touren-Fahrer’ in bayraklari var. Sanirim referans olayi. Bu bolgeye gidecek kisilere bu oteli siddetle tavsiye ederim.

    Otel Mondschein***
    www.hotel-mondschein.it

    Bol bol motor muhabbetinden sonra uyku zamani geliyor.


     

     @
     059 - 2006-07-10 10:16

    10 Temmuz Sali

    Ega [1] – Passo di Costalunga [2] – Canazei [3] – Passo Sella [4] – Passo Gardena [5] – Passo Campolongo Devil – Passo Pordoi [7] – Passo Fedaia Music – Colle Santa Lucia [9] – Passo Giau [10] – Cortina D’Ampezzo [11] – Passo Falzarego [12] – Passo Valparola [13] – San Sigismondo [14] – Mezzaselva [15] – Vipiteno [16] (290km)



    Bu guzel otelde, guzel bir kahvaltidan sonra yola cikiyorum. Ilk yapilacak is dun kotu havada otel ararken “woow” dedigim ama duramadigim 10 km gerideki Val D’Ega’ ya donup foto cekmek.

    Bugun cok foto var, Kerten affet beni. Ileriki gunlerde civitiyorum zaten, seriyorum cok foto yok.


     

     @
     060 - 2006-07-10 10:22


     

     @
     061 - 2006-07-10 10:23

    Bu inanilmaz dik ve yuksek kayalar baya etkiliyor beni. Cok gizemli bir yer. Adamlar heyelan tehlikesine karsi butun kayalari demir citlerle sarmislar. Bu sessiz ve super virajli gizemli yolun kenarindan bir de dere akiyor. Daha ne olsun.


     

     @
     062 - 2006-07-10 10:27


     

     @
     063 - 2006-07-10 10:54

    Val D’Ega’ nin bir bolumunde yol calismasi var. Bu yol calismalarina daha bircok yerde denk geldim. Adamlarin bozdugu asfalti biz burada bal dokup yalariz vallahi. Yol calismasi olan yerlerde trafigi seyyar trafik lambasi ile duzenliyorlar. Bir sure biz bekliyoruz, bir sure karsidan gelenler.

    Eveeet, bugun en onemli gunlerden biri. Lokasyon itibariyle arka arkaya bir suru pass var. Bunlar Italya’ nin yol ve manzara olarak en unluleri.

    Passo Costalunga/Karerpass (1752m) ile basliyoruz gune.


     

     @
     064 - 2006-07-10 11:48

    Daha sonra Passo Sella’ ya cikmaya basliyorum.


     

     @
     065 - 2006-07-10 11:48

    Bu arada pass ler sadece motosikletler icin cennet degil. Yolculugun basindan beri gozlemledigim bir olay da bu yollardaki bisiklet populasyonu. Ama bu adamlar lay lay lom gezen tipler degil. Tour de France gibi ciddi yarislara hazirlandiklarini dusunuyorum. Cunku bu pass lere bisiklet ile cikmak gercekten akilli isi degil. 50 – 60 yasinda adamlar, yagmur altinda 5 metre gidebilmek icin 30 pedal ceviriyorlar. Helal olsun diyorum, her gordugumde.


     

     @
     066 - 2006-07-10 11:58


     

     @
     067 - 2006-07-10 12:09

    Passo Sella (2240m)’ ya variyorum. Hersey yolunda gidiyor. Hava daha iyi olamazdi. Parcali bulutlar foto icin birebir. Biraz soguk o kadar.
    Buralarda ciddi ciddi usumeye basliyorum. Artik kiyafetim su sekilde t-shirt, Windstopper iclik, kislik montun ic astari, yazlik file mont. Eldivenler de kisliklari ile degistiriliyor.


     

     @
     068 - 2006-07-10 12:10


     

     @
     069 - 2006-07-10 12:14


     

     @
     070 - 2006-07-10 12:32

    Sella’ dan sonra Passo Gardena/Grodner joch geliyor.


     

     @
     071 - 2006-07-10 12:41


     

     @
     072 - 2006-07-10 12:57

    Passo Compologno (1875m)…


     

     @
     073 - 2006-07-10 13:14


     

     @
     074 - 2006-07-10 13:15

    …ve Passo Pordoi (2239m)


     

     @
     075 - 2006-07-10 13:20


     

     @
     076 - 2006-07-10 14:18

    Dun kaldigim otelde Almandan tuyoyu almistim. Passo Pordoi’ un tepesinden 12 Eur karsiligi teleferige biniyorum ve Sass Pordoi (2999m)’ a cikiyorum. Bu guzel havada kacmaz. Teleferigin ciktigi noktada manzara ucuk. 180 derece panorama.


     

     @
     077 - 2006-07-10 14:19


     

     @
     078 - 2006-07-10 14:23

    Sass Pordoi manzaralarina devam…


     

     @
     079 - 2006-07-10 14:24

    Usumusum di mi ?


     

     @
     080 - 2006-07-10 14:26

    Bu geldigim yol.


     

     @
     081 - 2006-07-10 14:52

    Bu da inince devam edecegim yol.


     

     @
     082 - 2006-07-10 15:34

    Sella, Gardena, Compologno ve Pordoi’ un oldugu cembere Sella Ronda deniyor. Bu bolge Italya’ nin en unlu kayak merkezlerinden ayni zamanda.
    www.sellaronda.com

    Cogu pass in tepe noktasinda restoranlar ve hediyelik esya satan dukkanlar var.

    Pordoi’ dan inip Passo Fedaia’ dan Fedaia Golu ne variyorum.


     

     @
     083 - 2006-07-10 16:10

    Bu demektir ki 29 viraj sizi bekliyor.


     

     @
     084 - 2006-07-10 16:23

    Bu 29 virajdan sonra Passo Giau (2236m)’ a ulasiyorum.


     

     @
     085 - 2006-07-10 16:31


     

     @
     086 - 2006-07-10 16:32


     

     @
     087 - 2006-07-10 20:31

    Passo Falzarego (2008m) ve Passo Valparola (2192m)’ yi da tamamladiktan sonra epey yoruluyorum. Bu yollar normalden cok daha fazla yoruyor insani. Bugun yol da yapamadim pek foto cekmekten. Bir kare cekmek 5 dakikami aliyor. Her seferinde dur, autocom kablosunu cikar, in, kaski cikar, eldivenleri cikar, topcase i ac, foto makinesini cikar, cek ve ayni islemi tekrar yap. Bunu gunde 20 kere yapinca yoruyor gercekten. Ayni zamanda yol temposundan da soguyorsunuz.

    Gunu bitirmek istiyorum ama biraz daha ilerleyip Avusturya’ ya girmeden onceki son 2 pass e yakin Vipiteno’ ya variyorum.
    Ne gundu be…


     

     @
     088 - 2006-07-11 09:26

    11 Temmuz Carsamba

    Vipiteno [1] – Passo Giovo [2] – Passo Rombo [3] – Otz [4] – Shonwies [5] – Zams Devil – Pians [7] – Arlberg pass Music – Sankt Anton im Montafon [9] – Silvretta strasse [10] - Ischgl [11] – Pians [12] – Innsbruck [13] – Schlitters [14] – Gerlos Bundesstrasse [15] – Rosental [16] (510 km)



    Bugun biraz daha erken basladim gune. Genelde otellerde kahvaltilar 08:00 gibi basliyor. Benim yola cikmam 08:45’ i buluyor. Bu otelde 07:00’ de basliyordu. 08:00’ de yoldaydim.

    Yola cikar cikmaz ilk pass Passo Giovo/Jaufen pass (2094m)’ ya tirmaniyorum. Ufak ufak kar atistirmaya basliyor.


     

     @
     089 - 2006-07-11 10:33

    Burdan sonra hedef Timmelsjoch/Passo Rombo. Burasi da buyuk pass lerden. Ayni zamanda Italya/Avusturya siniri. Bu sefer geciyorum Avusturya' ya.


     

     Avusturya
     090 - 2006-07-11 10:45

    Hava iyice soguyor goz gozu gormuyor. Bu fotoyu cektikten sonra restaurant a kosa kosa siginiyorum resmen.


     

     Avusturya
     091 - 2006-07-11 14:58

    Italyanlar daha insafli. Avusturya’ ya gecince biraz ileride giseler geliyor karsiniza. Bu yolun Avusturya tarafi parali. Hem de 11 EUR.
    www.timmelsjoch-hochalpenstrasse.at

    Burdan sonra cok etkileyici olmayan Arlberg pass den geciyorum ve diger buyuk pass lerden Silvretta’ ya dogru ilerliyorum.


     

     Avusturya
     092 - 2006-07-11 15:11

    Silvretta’ da bildiginiz tipi yagiyor. Yine siginiyorum. Gecen sefer saydigim kiyafetlere bir de son barutum olan yagmurlugu ekliyorum. Valla islanmaktan cok soguktan korumasini umuyorum. Kislik mont goturmedim yanimda yer kaplayacak diye. Avusturya’ da lazimmis.
    Bir 10 EUR da burada bayiliyoruz.
    www.silvretta-bielerhoehe.at


     

     Avusturya
     093 - 2006-07-11 15:20

    Silvretta baraj golu


     

     Avusturya
     094 - 2006-07-11 16:43

    Normal yuksekliklere inince hava biraz daha insafli oluyor. Silvretta’ dan sonra duze ciktim. Bugun ilk defa bu kadar duz yolda gittim. Bugune kadar abartmiyorum, 500 m dumduz yol hic cikmamisti karsima.
    Genel olarak Avusturya’ ya girdigimden beri kotu hava birakmadi pesimi. Timmelsjoch ve Silvretta’ nin tadini cikaramadim desem yeridir. Yerler devamli islak. Tamam asfalt tutuyor ama… Yagmur da devamli yagdigindan foto cekemiyorum.

    Gitmeden cizdigim rotaya ilk gun haricinde hic otoban koymamistim. Ama anliyorum ki pass ler arasi ozellikle Avusturya’ da otobana girmek en mantiklisi. Cunku ana yollarda gorulecek pek bisey yok. Bir de trafik derken epey zaman kaybi oluyor. Neyse ben icimden “Ulen otobana girsem mi” diye hain hain dusunurken Zumo beni normal yoldan da ayirip bu yola sokuyor.


     

     Avusturya
     095 - 2006-07-11 19:03

    Normal yola paralel giden bu yol incecik ve 30 km hiz limiti var. Foto icin faydali oldu ama bu yol boyle bitmez diyerek tekrar ana yola baglaniyorum. Uzunca bir sure normal sehirler arasi yolculuk modunda geciyor. Innsbruck’ u geciyorum. Onumde Gerlos Pass var. Baya da yol yaptim. Hava duzelir gibi oluyor. Hazir hava iyiyken aradan cikarayim diyorum onu da.

    www.gerlosstrasse.at
    Burda da 4 EUR aliyorlar.

    Arada ‘Biker Point’ dedikleri noktalar var. Buralarda gordugunuz panolarda motorcular icin alternatif rotalar mevcut. O panolar hep harita, 4 – 5 tane 300 – 400 km lik rota var.

    Gerlos’ dan sonra bugunluk tamam deyip Rosental civarlarinda bir otel buluyorum. Eskiden oteller motorculari sevmezmis buralarda. Daha sonra bakmislar ki yazin ciddi bir gelir kaynagi, hepsi 180 derece donmus. Su an cogu otelde “Biker welcome” tarzi tabelalar var.

    Bugun Avusturya' ya girdim ve sanki bazi seyler degisti. Aslinda degisen tek sey tabelalar. Nasil girdigimi de yine anlamadim zaten. Timmelsjoch' un tepesinde 2500m de bir tabela gectim sadece. Belki havadan, belki soguk Avusturya insanlarindan bilemedim ama daha yalnizim sanki burada. Italya daha bir guzeldi be. Insanlar daha ruh sahibi. Telefonda normal normal konusuyorlar aslinda ama kavga ediyorlar sanirsiniz. Heyecanlari bize daha yakin. Yarin havanin daha duzgun olmasini umuyorum. Bu dusunceler aklimdan gecerken disarida sakir sakir yagmur yagiyor. Pek duzelmeyecegini de biliyor bir yanim.


     

     Avusturya
     096 - 2006-07-12 11:40

    12 Temmuz Persembe

    Rosental [1] – Mittersill [2] – Felbertauern Strasse [3] – Huben [4] – Lienz [5] – Rojach Devil – Grossglockner [7] – Pichl Music – Saafelden [9] – Hinterthal [10] – Bischofshofen [11] – Lido di Jesolo [12] (750km)



    Aksamki hayallerim suya dustu. Otelden anca yagmurlugu giymis, kaski takmis vaziyette cikabildim. Saganak var.

    Yola cikiyorum Felbertauern Strasse de milli park ayagina bir 8 EUR daha geciriyorlar. Lienz’ e geldikten sonra hedef Avusturya’ nin en buyuk pass i Grossglockner.


    Mutluluktan ucacam, nerdeyse 2 gundur full yagmur ve yagmursuz yakalamak nerdeyse imkansiz olan bu pass i kuru asfaltta cikiyorum.
    www.grossglockner.at
    Burasi da en tuzlu pass 18 EUR


     

     Avusturya
     097 - 2006-07-12 11:55

    Avusturya pass leri tam turizm amacli kullaniyor. Cogunda ici yolcu dolu tur otobusleri vardi. Burada dev bir buzul var.


     

     Avusturya
     098 - 2006-07-12 11:57


     

     Avusturya
     099 - 2006-07-12 12:14

    Dagin tepelerinde gordugunuz karlar eriyip akip baraj gollerini besliyor. Her yerden akiyor. Cok dogal bir goruntu olmus burada bu. Zevkli bir tirmanistan sonra tepeye variyorum.


     

     Avusturya
     100 - 2006-07-12 12:26

    Avusturya’ nin havasi hic belli olmuyor gercekten. Uzaklarda kara kara bulutlar goruyorsunuz ama altina gelince hava acik oluyor. Ya da tam tersi. Nitekim ben bu guzel havaya sevinirken Grossglockner inisinde cehennem basladi.


     

     Avusturya
     101 - 2006-07-12 12:26


     

     @
     102 - 2006-07-12 18:59

    Yau kardesim Uludag’ a mi geldik nedir ?
    Lahana gibi giyinmeme ragmen donuyorum, 5 metre gorus mesafesi var, heryer kar. Benim sigortalar atiyor. Olagan rotami oracikta kesiyorum ve aciyorum haritayi onume.
    Halbuki daha 1,5 gunluk Avusturya pass leri vardi onumde. Bu sekilde keyif alamadigima karar veriyor ve gezinin vizyonunu degistiriyorum.

    96 senesinde klasik Roma – Floransa – Venedik turunda iken bizi 1 saatligine Lido di Jesolo diye bir yere goturmuslerdi. Orayi o kadar sevmistim ki turun geri kalanini orada gecirmek istemistim. Malesef donmek zorunda kaldik. Aklim orada kalmisti.

    Bu dagda titrerken kafamin ustunde bir ampul yandi. Yeni rotam belliydi. Zumo’ ya sordum ‘Kizim otobandan kac km ceker bu Lido ?’ diye.
    Cevap 470. Saat 13 :00 ve bu noktaya kadar 280 km full viraj gelmisim. Satarim anasini deyip basiyorum marsa.

    Saafelden – Bischofshofen arasi zaten rotamda olan yapmak istedigim bir yoldu. Bu iki kasaba arasindaki Dienten Sattel adli son pass i de tamamladiktan sonra otobana baglaniyorum ve Avusturya’ dan kacarcasina gaz aciyorum. Sadece benzin icin duruyorum bir iki kere. Bu arada tekrar Italya’ ya giriyorum.

    Pass lerde Avusturya, otobanlarda da Italya insafsiz. Bugun sadece Italyan otobanlarina 25 EUR ya yakin para verdim. Mantik bizimki gibi, bilet alip gittigin kadar oduyorsun. Avusturya, bu konuda super. Benzinliklerde satilan “vignette” denilen otoban stickerlaridan aliyorsun. Ben minimum olan 10 gunlukten aldim, 4,5 EUR. Sonra kafana gore gir cik. Ne gise var ne birsey. Ama stickersiz yakalarlarsa kol gibi ceza varmis diye duydum.

    …ve variyorum. Yolda kademeli olarak ustumdekileri cikara cikara yine eski t-shirt, file mont formasyonuma kavustum.


     

     @
     103 - 2006-07-12 19:21

    Bu da otelimin penceresinden Lido sahili
    Iklim soku yasiyorum resmen. Kemiklerim isiniyor ama cok iyi geldi. Sahildeki sezlonglara yayilip bir yorgunluk birasi yudumluyorum.


     

     @
     104 - 2006-07-12 20:23

    Saat daha erken 19:30 civari. Odaya cikip hafifleyip kesif turuna cikiyorum. Otelin sahibi kadina “Nedir buranin numarasi?” diye sorunca benim barmen oglu Andrea’ ya yonlendiriyor. Ondan aldigim bilgiler isiginda yayan olarak Piazza Mazzini’ in yolunu tutuyorum.

    Burasi 2,5 km uzunlugunda aksam 20:00 – 06:00 arasi arac trafigine kapali cok keyifli bir cadde. Yolun sagi solu dukkan, restoran dolu. Sokaklar civil civil.


     

     @
     105 - 2006-07-12 20:42


     

     @
     106 - 2006-07-12 21:39

    Ilginc modern bir klise.


     

     @
     107 - 2006-07-12 21:50


     

     @
     108 - 2006-07-12 21:50


     

     @
     109 - 2006-07-12 22:03

    Biraz gezindikten sonra yoruldugumu fark ediyorum. Uzun bir gundu.


     

     @
     110 - 2006-07-13 11:30

    13 Temmuz Cuma

    Sabah uyandim. Ne yapayim, ne yapayim bugun derken Lido’ da 1 gece daha kalmaya karar verdim.

    Elimdeki Lido Guide ina uyarak altust edeyim dedim Lido’ yu.
    Ilk durak Pista Azzurra.
    www.pista-azzurra.com
    Burasi cok unlu bir karting ve supermoto pisti. Super bir pist. Go-kart kiraliyorlardi burada ama cok sira vadi. Adamlar bir magaza acmis buraya, Go-kart icin hersey bulunuyor. Motorundaki vidalara kadar detayli teknik malzeme bulabiliyorsunuz.

    Daha sonra kopek baliklari ve surungenlerin bulundugu bir binaya girdim.

    Jaws’ la tanismis olduk.


     

     @
     111 - 2006-07-13 12:22

    Kutahya kampina gelebilseydim koyacaktim bunu birinizin cadirina ama kismet degilmis. Sen taa Lido’ dan tasi getir, bosa gitsin guzelim Anaconda.


     

     @
     112 - 2006-07-13 12:30


     

     @
     113 - 2006-07-13 18:43

    Buradan ciktiktan sonra hazir cadde trafige acikken su Piazza Mazzini’ yi adam akilli gezeyim dedim. Dun bir yere kadar gezebildim.
    96 senesinde geldigimizde oturup bir bira ictigimiz Harley Davidson Café yi buldum. Adi degismis “On The Road” olmus.

    Daha sonra tekrar otele donup plaj moduna gectim. Birami, muzigimi alip yayildim sezlonga. Biraz deniz, biraz gunes. Miskinlik yaptim, mayistim.

    Saat 18:00 oldu, plajda yat yat nereye kadar. Cantalari soktum. Kot pantalon, spor ayakkabilari gecirdim. Hadi dedim yemege Venedik’ e gideyim. Bu ucuncu olacakti, o yuzden cok hevesli degildim. Sonucta yarim saat uzaklikta, degisiklik olsun.

    Motora Piazzale Roma’ da usturuplu bir park yeri buluyorum ve ver elini San Marco. Yurumeyi sevmeyen ben icin ayni zamanda bir eziyet bu. Buradan bir daha hatirlatayim. Venedik’ e gidecekseniz ayaginizda cok rahat birsey olsun. Son anda aklima geldi de Sidi botlar yerine spor ayakkabi giydim. Yoksa yuruyemezdim valla San Marco’ ya.


     

     @
     114 - 2006-07-13 18:45


     

     @
     115 - 2006-07-13 18:45


     

     @
     116 - 2006-07-13 18:48


     

     @
     117 - 2006-07-13 18:52


     

     @
     118 - 2006-07-13 18:53


     

     @
     119 - 2006-07-13 18:57

    Bu tatilde ilk defa Turklere burada rastladim. Tahmin de ediyordum zaten. Hic gidip konusasim gelmedi valla. Turist olmaya o kadar kaptirmislar ki kendilerini ortamin tadini cikaramiyorlar.


     

     @
     120 - 2006-07-13 19:06

    Venedik hakkinda tarihi bilgiler vermektense biraz pratik bilgi vermek isterim.

    - Venedik’ e araba ile gidecekseniz adaya gecmeden aracinizi Mestre’ de park edin. Araclarin Venedik’ e girebildikleri en yakin, son nokta kopruyu gectikten sonra karsiniza gelen Piazzale Roma’ dir. Burada belediyeye ait bir acik ve ozel isletmede olan bir kapali otopark bulunuyor. Acikta yer bulmak neredeyse imkansiz. Kapali ise fais fiyatli. Eziyete hic gerek yok. Mestre’ de uygun ucret karsiligi arabanizi birakin. Pasa pasa otobus, tren veya feribota binerek Venedik’ e gecebilirsiniz. Motorla da olsaniz, eger Venedik’ te konaklayacaksaniz yine ayni sekilde yapmanizi oneririm. Piazzale Roma’ ya sadece benim gibi “bir bakip cikacaktik” modunda iseniz girin. Kiyi, kose mutlaka bir yer bulursunuz motora ama uzun sure icin degil.
    - Ilk defa gidiyorsaniz Piazzale Roma’ daki turist information burosundan bir sehir plani alin.
    - Akla gelen ilk etkinliklerden biri Gondol turudur. Gondol olayi cok guzeldir ama pahalidir. Eger fiyat pahali gelirse kesinlikle yapmayin, zevk alamazsiniz.
    Belediyenin belirledigi tarife 50 dakikasi 62 EUR. Her ekstra 25 dakika icin 31 EUR. 6 kisiye kadar binebiliyorsunuz. Fiyat artmiyor. Ama ne olursa olsun bu tarifeye kesinlikle guvenmeyin. Binmeden once sinegin yagini cikarar misali, her konuda anlasarak pazarliginizi yaptiginiza emin olun. Gondolcu iki satir sarki soyler, bir anda ucret degisiverir. Dikkat…
    - Venedik’ te ulasim iki sekilde saglanir. Yayan ya da suda. Sonucta gezmeye gitmissiniz ve kesfedilecek o kadar cok sokak var ki. Ilk secenek yayan gezmek olmalidir. Artik dayanamayacaginiz zaman ise en mantikli is Vaporetto ya binmektir. Piazzale Roma’ dan San Marco meydanina gidene kadar 13 kere durur ve 6 EUR dur.
    - Gidipte en kalabalik, en turistik cafelerde oturmayin. Ara sokaklarda kiyida kosedeki ufak, sirin yerleri tercih edin.
    - Son defa, ayaginiza rahat birseyler giyin.

    Daha yazilacak cok sey var, ilk aklima gelenler bunlar.

    San Marco’ ya yuruyusum devam ederken su tablo ila karsilastim.


     

     @
     121 - 2006-07-13 19:07

    Zar zor yemek yedim bundan sonra.


     

     @
     122 - 2006-07-13 19:22


     

     @
     123 - 2006-07-13 19:30


     

     @
     124 - 2006-07-13 19:31

    …ve sonunda San Marco meydani ve meshur guvercinleri.


     

     @
     125 - 2006-07-13 19:34

    Buradaki guvercinler iddia ediyorum ki dunyadaki en piskin en simariklari. Resmen guvercin istilasina ugruyorsunuz. Kafaniza teyet gecenler, kadinlarin eteklerinin icine girenler…


     

     @
     126 - 2006-07-13 19:35


     

     @
     127 - 2006-07-13 19:36

    Simdi ayni yolu geri donmek lazim. Halbuki benim ayaklarima kara sular inmis, kara kara dusunuyorum. Bu noktada en guzel vaporetto ile donmek aslinda. Ama ‘Hadi Meto topla gucunu’ deyip basliyorum yurumeye. Hedef motorun bulundugu Piazzale Roma. Bu iki yer arasini bircok farkli yoldan gidebilirsiniz. Her seferinde yeni sokaklar gorebilirsiniz.

    Motorun ustune oturdugumdaki rahatlamayi anlatamam. Venedik’ e el sallayip Lido’ ya otelime geri donuyorum.

    Capannina Beach Club’ da birkac Bacardi Breezer icitikten sonra yatagima gidiyorum.

    14 Temmuz Cumartesi

    Lido di Jesolo [1] – Senigallia [2] (320 km.)



    Gezinin bundan sonraki kisminda pek foto yok. Hatta geriye son 1 foto kaldi. Nedenini sorarsaniz. Photoshop bilgisayarimdan silindi. Hehehehehe. Sanirim usenmeye basladim. Degisik bir ruh hali aldi beni. Sanki Passler ve daglik, virajli bolgeydi asil amac. Oralari yogun bir sekilde fotograflayip anlattiktan sonra sanki simdi gercek tatil baslamisti, tembellik ve miskinik yapabilecegim.

    Tabii bunda SLR makine kullanmamin da cok etkisi var. Sonlara dogru artik durup foto cekme merasimi iyice zor gelmeye baslamisti. Zaten bu geziden sonra yanimda kucuk, kompakt bir makine daha bulundurmaya karar verdim.

    Lido’ dan Senigallia’ ya sahilden guzel bir surus yaptim. Senigallia, hem donus feribotuma yakindi. Hem de civarda gezilecek cok yer vardi.

    Sirin, guzel bir otele yerlestikten sonra biraz deniz sefasi, sehir turu ve ardindan yatak…

    15 Temmuz Pazar – 16 Temmuz Pazartesi

    Senigallia – Porto Nuovo – Senigallia (80 km)



    Sabah uyandim ve hedef Porto Nuovo. Ilk once kac gundur kafami kurcalayan donus bileti mevzusunu halletmek icin Ancona limanina ugruyorum. Bilet satis ofislerini bulup Ancona – Igoumenitsa donus biletimi aliyorum.

    Burdan sonra cok guzel, yemyesil yollardan giderken Porto Nouvo’ yu tepeden goren bir noktada foto icin duruyorum ve o an makineyi otel odasinda biraktigimi anliyorum. Doner donmez kucuk bir makine alma fikri iyice kesinlesiyor.

    Burda uzuuun bir deniz sefasi yaptiktan sonra tekrar Senigallia’ ya donuyorum.

    Senigallia’ yi seviyorum. Rahat bir yer burasi. Afislere bakarken anliyorum ki her sene “Summer Jamboree” adi altinda bir festival yapiliyor ve bir haftasonu boyunca butun sokaklar 60’ li yillarin kiyafetlerine burunmus insanlarla dolup tasiyor. Aklima bizim Gold Times Party geliyor.
    Buranin calisma saatlerini anlamak gercekten imkansiz. Dukkanlar bir acik bir kapali. Butun gun kapali olan dukkanlar aksam 20:00’ den sonra aciliyor haftasonlari.

    17 - 18 Temmuz Ancona – Igoumenitsa feribotu Sabah uyandim ve bugun resmen donus moduna girdim. Uzun bir kahvalti ve otelde oyalanmadan sonra ciktim yola. 20 dakika sonra limana vardim. Feribotu beklemek cehennem gibiydi. Gunesin altinda bekledim 2,5 saat. Allahtan termosumda soguk su vardi. Feribot ilk once Igoumenitsa’ ya daha sonra Patras’ a yanasiyor. Bu yuzden ilk once Patras araclarinin binmesini bekliyoruz. Bir suru kamyon, tir var. Bunlarin gemiye girisi baya vakit aliyor. Daha sonra bizi aliyorlar. Feribot agzina kadar dolu. Motoru baglayip cikiyorum yukari. Kendimi hemen restorana atiyorum. Bir kola, ardindan bir sise su nasil gidiyor anlamiyorum. Yemek de yedikten sonra guverteye cikiyorum. 13:30’ da kalkiyor gemi. Bu seferki gemi Superfast firmasina ait. Igoumenitsa’ ya guverte bileti motor dahil 89 EUR. Oncekine kiyasla daha luks bir gemi diyebiliriz. Casino, internet cafe var. Sonuc olarak yine yapacak birsey yok. Bir o koltukta, bir bu koltukta uyuya uyana aksami ettim. Yine yemek, biraz internet derken ortalik sakinledi, ben de sizacak bir koltuk buldum kendime. Guverte bileti aldiginiz zaman heryer serbest. Komik tablolar vardi burda. Geminin merdivenlerinin oldugu hole millet atmis uyku tulumlarini uyuyor. Yerlere serilmis herkes. Dis guverte desen ayni sekilde. Gece zor geciyor, uyuyamiyorum bir turlu. Bu feribotun guzel yani sabaha karsi yanasmasiydi. Uyaninca gidiyorsun. 05 :30 gibi Igoumenitsa’ ya yanastik. Erken erken ciktim yola. Bilgisayarda detayli Yunan haritam olmadigi icin rotayi yazili veriyorum. Igoumenitsa – Vrosina – Voutsaras – Ioannina – Metsovo – Grevena – Kozani – Thessaloniki – Kavala – Thassos (600km) Grevena’ ya kadar otobana girmiyorsunuz ve bu yol Alpler’ i aratmiyor. Keyifli, bol virajli bir yol. Grevena’ dan sonra pek gorulecek birsey yok yolda, otobana girmek daha mantikli. Gerci Yunan otobanlarinda genis kapsamli insaat var. Bir ayilip bir baglaniyorsunuz otobana. Yunanistan’ i boydan boya gecen bu otobanda bir tane gise vardi. O da motosiklete ucretsiz. Kavala’ ya vardigimda saat daha 13:00’ du. Bir gayret Istanbul’ a girmek geldi icimden. Daha sonra fazla zorlamayayim dedim ve yarim saat suren feribotla Thassos adasina gectim. Potamia’ da bir otele yerlestim ve kendimi hemen denize attim. Uzun suren deniz sefasindan sonra otele dondum tekrar. Biraz kestirdikten sonra ciktim sahile. Hemen kiyida minik minik balik restoranlari var. Oturdum birine afedersiniz kurutulmus hamsi, ahtapot, kalamar, midye, karidesten olusan bir karisik balik tabagi ve ouzo soyledim. Ohhhh bee ozlemisim. Nasil keyifli oldu bu anlatamam. 2 saat sonra kendi kendime sarhos oldum diyebilirim. Yan masalarda Hollanda’ li, Alman turistler sinitzel, sosis ismarlamislar yemege calisiyorlar. Hay allahim diyorum. Bir ara masalarina bile gitmeyi dusundum. “Kardesim burada bu yenmez, su yenir icilir” diyecektim ama vazgectim. …yataga attim kendimi resmen ve hemen uyumusum.


     

     Yunanistan
     128 - 2006-07-14 11:24

    19 Temmuz Persembe

    Gece yatmadan evvel bahcede oturan otelin sahibinin yanina gittim. Sabah erkenden gidecegimi, bu yuzden odemeyi simdiden yapmak istedigimi soyleyecegim ama otelde kimde Ingilizce bilmiyor. Konusacaginiz zaman cepten birilerini ariyorlar ve onlar tercume ediyor. Daha sonra amcanin da kafasi iyi, benim de, basladik tarzanca sohbete. Istanbul’ a geliyormus sik sik.

    Bir onceki sabah 05:30’ da yola baslamak cok hosuma gitti. Bu sabah da erkenciyim. 05:45 feribotunu yakaladim. Thassos’ a Kavala yerine Keramoti’ den gecmek daha mantikli. Buradan daha fazla gemi kalkiyor. Birini kacirsaniz daha az bekliyorsunuz.

    Thassos – Komotini – Alexandroupoli – Ipsala – Tekidag – Istanbul (400km)

    Bugun Turkiye’ ye girecegim icin heyecanliyim. Ozledigim insanlara cok yakinim artik. Yunan tarafindan cikmadan depoyu ucuz benzinle dolduruyorum son defa. Gumruklerden yine sorunsuz bir sekilde geciyorum. Bugun cehennem sicaklari basladi yine. Epeydir unutmustum bu havayi.

    Istanbul gerdi yine beni. Eve gidene kadar akla karayi sectim.

    20 Temmuz Cuma

    Feribotlara cok alistigim icin Bandirma feribotuyla Izmir’ e donuyorum…


    14 gun, 4.800 km suren macera Izmir’ de noktalaniyor. ‘Iyiki de gitmisim’ diyorum kendi kendime. Gitmemek icin o kadar cok bahane bulabilirdim ki. O zaman hep yaptigimiz gibi yine ‘ertelemis’ olacaktim. Belki de bir daha gidemeyecektim, kim bilir.
    Ertelemeyin…

    Yalniz gittigime pisman miyim ? Kesinlikle hayir.
    Iki kisi daha guzel olmaz miydi ? Dogru insanla evet.


    Bu tur ile ilgili pratik bilgiler :

    - Cesme/Ancona feribot kalkis saatinden 3 saat once limanda olmak gerekiyor.
    - Feribotlarda yaniniza alacaginiz esyalarin hazirligini onceden yapin. Yaz da olsa kalin birseyler alin ustunuze.
    - Tasiyabilecekseniz kislik mont goturun.
    - Italya’ da benzinin litresi 1,35..EUR Haftasonlari ve aksamlari benzincilerde pompaci olmuyor. Otomatik dolum yapiyorsunuz. Yani makineye kagit para sokuyorsunuz. Pompa o kadarlik benzin veriyor. Bunun icin yaninizda hep bozuk para bulundurun cunku bu aletler para ustu vermiyor.
    - 95 oktan kursunsuz benzin icin “Senza Piombo” yazandan alacaksiniz. 95 falan yazmiyor cunku cogu pompada.
    - Avusturya’ da benzinin litresi 1,25.. EUR Burada pompaci diye birsey yok. Benzini her zaman kendiniz dolduruyorsunuz. Daha sonra iceri gidip oduyorsunuz.
    - En ucuz benzin Yunanistan’ daydi. 1,06..EUR Yunan otobaninda benzinci yok. Otobandan ayrilmaniz gerekiyor benzin icin.
    - Italya’ da polis namina birsey gormedim. Hiz sinirlarina hic uymadim ve kontrol oldugunu sanmiyorum, yani rahat olun.
    - Avusturya biraz daha sakat. Otobanlarda birsey yok ama ana yolda iki kere karsi seridimde radar gordum.


    Son birkac foto ile bitireyim…

    Lido d Jesolo - Senigallia arasi. Heryer aycicek tarlasi ama vakti gecmis sanirim. Hepsi gunes yerine asagi bakar olmus. Gordugum en canlilari bunlardi.

    Gönderilen Jul 20 2006, 12:41 AM Yayınlayan Metin SARUHANLI Ne ile 4 comment(s)

  •   Caddeden Yaylaya - Dogu Karadeniz 3.750 km

    Wed, Aug 24 2005 0:42
    555,386 Okundu  

     Türkiye  Türkiye  Türkiye


     

    CADDEDEN YAYLAYA (En has, oz Karadeniz gezisi)

    Neden Caddeden Yaylaya ?
    Bu gezi hakkinda ilk dusunmeye basladigimiz zamanlardan beri aklimizda hep Dogu Karadeniz yaylalari vardi. En fazla oralarda vakit harcamak istiyorduk. Issiz bucaksiz yerlerde kamp kurmak, kendi yemegimizi kendimiz yapmak ve akla gelebilecek her turlu sefillik… Bu nedenle sehirici turizmine fazla vakit harcamadik, sehir otellerinde mecbur kalmadikca (kalmadan da yapamadik) kalmamaya ozen gosterdik. Amacimiz en dogal, en bozulmamis Karadeniz insanlarini ve dogasini bulabilmekti.

    Hazirlik
    Genelde cadirda konaklayacagimiz icin hazirligimiz daha bir kapsamli olmaliydi. Profesyonel kis dagciligi yapmis Tolga (cadir, kamp, yemek isleri muduru) bu alanda bize onayak oldu. Supereva kamplarinda kullandigimiz yaklasik 5 kg. lik king size sisme yataklarin bu gezide isimizi zorlasticagini dusunerek kopuklu matlardan almaya karar verdik. Cift katli su gecirmez cadirlarimiz hazirdi zaten. Yuksek irtifalarda yemek yapacagimizi dusunerek normal kamp tupunu bir turlu haz etmeyen Tolga, gezinin stari olan benzin ocagimizi satin aldi. Diger ihtiyac listeleri de yapildi ve Koctas, Carrefour’ un yolu tutulmaya baslandi. Ama her alisveriste kavga cikiyordu. Motorda canta kullanma karsiti arkadasimiz Tolga megerse Dogu Karadeniz’ e bir sirt cantasiyla gitmeyi planliyormus. O yuzden ne oneri getirirsek getirelim ‘Ne gerek var, kullanmayacagimiz seyler almayalim, sigamayiz.’ deyip durdu. Biz acilir kapanir ufak kamp taburesi aldik, o almadi. Tolga haric hepimizde soft yan cantalar vardi. Adam inat etti ve o cantalardan almadi. Neyse ihtiyac hazirligimiz bittikten sonra motor bakim hazirliklari basladi. Motor bakimi sirasinda gosterdigi ilgi ve comertligi icin Motorcu Gocmen’ den Mustafa Dinamit’ e tesekkur ederiz. Motorlarimizin yaglarini degistirdik. Debriyaj telleri yaglandi. Zincirler temizlendi. Her turlu bakim yapildi.

    ….ve haziriz.


     

     @
     001 -

    Eksikler icin alisveris yapildi...


     

     @
     002 -

    Butun hazirliklar tamamlandi.
    Motorlarin bakimlari yapildi...


     

     @
     003 - 2005-08-06 15:34


     

     @
     004 - 2005-08-06 15:34


     

     @
     005 - 2005-08-11 05:23

    1. GUN ( Izmir – Balikesir – Bursa – Bolu)

    Hep tartistigimiz konu cikis saatiydi. Ucumuz de erken cikma yanlisi olsak da uykucu Tolga hep “Daha gec cikalim, ne gerek var o kadar erken cikmaya” cumleleriyle bizi etkilemeye calisti. Ama yemezler… derken, bulusma yeri Shell Vebas’ a saatinde gelen uc motorcu dorduncusunu beklemeye basladi.


     

     @
     006 - 2005-08-11 07:25

    Bulusma saati 05:00, hareket saati 05:30’ du. Uykucu Tolga saat 06:00 sularinda tesrif ettiler; . Ben de cok yuklendim galiba Tolga’ ya (kardesim benim…). Benzinler alindi, lastik hava basinclari kontrol edildi, odometreler sifirlanip yola cikildi.

    Serin bir surusun ardindan Akhisar Ceren Tur tesiskerinde ilk molamizi verdik.


     

     @
     007 - 2005-08-11 12:35

    Tostlarimiz yiyip cayimizi ictikten sonra yola devam…

    Ikinci molamizi Susurluk Yorsan tesislerinde verdik. Burda dinlenirken rotayi birazcik degistirme karari aldik. Direk Yalova’ dan otabana girmektense Orhangazi’ den Iznik istikametine sapip Pamukova, Goynuk’ den direk Bolu’ ya ara yollardan gitmeyi tercih ettik. Daha sonra Bursa’ ya vardik. Ilk ve son vukuatimizi burda gerceklestirdik. Bursa’ dan Ankara yoluna saptiktan sonra kirmizi isikta takilan Tolga ve Mehmet “Bonus”(her turlu tamir, bakim, kasa ve angarya isler muduru) u saatte 10 ila 15 km hizla yavas yavas giderek bekliyorduk. Mustafa “ninja” Imece (rotayi onceden yaptigi icin yol muduru) onden ben (her turlu goruntu yakalama muduru) de hemen arkasindan gidiyordum. Iki kamyon biri sag seritte, biri sol seritte arkamizdan geldiler, beni gectiler. Tam Mustafa ile ayni hizadayken soldaki kamyon saga kirdi. Sagdaki kamyon da iyice saga kirdi ve Mustafa’ ya dokundu. Zaten yavastik, iyice yavaslayip durduk. Ben Mustafa’ nin yanina gidip “iyi gozukuyorsun herhalde biseyin yok” derken bir de baktik ki Mustafa’ nin sol ayakligin baglandigi yer kirilmis, ayaklik sallaniyor.


     

     @
     008 - 2005-08-11 18:42

    Derken Bonus’ la Tolga geldiler. Bonus hemen ayakligin bagli oldugu plakayi yerinden soktu ve argon kaynagi yaptirmamiz gerektigini soyledi. Motorlari 20 metre gerideki benzinciye park edip Mustafa ile Tolga’ yi orada birakip Bonus’ la argon kaynakcisi aramaya gittik. Sora sora Bagdat’ i bulduk. Bir baktim ki Bagdat, Bursa merkez de eski otogarin ordaki meshuuuuuur Uludag Iskender Kebapcisinin arka sokagindaymis. Bonus parcayi kaynattirirken ben de 4 durum ici iskenderleri hazirlattim. Geri donduk, durumleri goturduk, parcayi da taktik ve haziriz. Yola devam…

    Bursa’ da biraz vakit kaybettigimiz icin Goynuk’ e girmekten vazgecip Pamukova’ dan yukari devam edip Adapazari’ ndan otobana baglandik. Ozellikle Orhangazi – Adapazari arasi yol inanilmaz sicakti. Devamli mola vermek zorunda kaliyorduk. Daha sonra keyifsiz bir otoban surusu ardindan Bolu’ ya vardik. Hedefimiz Abant Golu’ nde kamp yapmakti. Abant Milli Park girisinden biraz once dere kenarinda mola verdik.


     

     @
     009 - 2005-08-11 18:59

    Zaten bu ilk toplu fotodan sonra rica ettigimiz arkadasimiz kareyi super ortaladigi icin bundan sonra Ankara' li arkadaslarimiz Levent ve Murat' dan ogrendigimiz "tripod" adi verilen cihazi kullanmaya karar verdim .


     

     @
     010 - 2005-08-11 20:03

    Sucuk ekmekleri ve bir demlik cayimizi goturdukten sonra gol manzarali bir kamp yeri aramaya basladik. Ogrendik ki kampcilar icin ozel bir alan varmis. Guzel bir yer bulup cadirimizi kurdugumuzda saat 20:00 civarlarina gelmisti.
    Yerlestikten sonra ormanin arka tarafinda bir koy oldugunu ve orda bir bakkalin bulundugunu ogrendik. Hava kararmisti. Fenerleri yanimiza alip koye dogru yol yuruyerek yola ciktik. Koy yolu “Blair Witch Project” filmini andiriyordu. Kapkaranlik, fenerler haricinde en ufak bir isik yok. Agaclarin, dallarin arasindan ilerleyerek bakkali bulduk sonunda. Bakkal tam da roman daki gibi "sinekli bakkal". Bir amcayla teyze isletiyor. Bakkalda hersey var ama bulmanin imkani yok. Hersey ustuste. Fiyatlar cok yuksek. Neyse aksam ve sabah icin ekmek, domates, peynir, salatalik, sucuk, corba ve 3 u 1 arada alip cadir yerine gidiyoruz. Benzin ocagimiz yaniyor. Yanimiza aldigimiz hazir yemeklerden herkes bir tane seciyor. Benim yanimda olanlar Izmir Kofte, Etli kuru fasulye, Sebzeli Tavuk ve Tonbalik sote. Muzigimizi acip yemeklerimizi yiyoruz. Daha sonra kahveler iciliyor. Bonus’ un Bolu’ da yasayan arkadasi Omer, usenmeden yanimiza geliyor. Gelirken de bira ve cips getirmis. Birer bira ve biraz cipsten sonra yatiyoruz.


     

     @
     011 - 2005-08-12 07:09

    2. GUN ( Bolu, Gerede, Cerkes, Ilgaz, Kastamonu, Kure, Inebolu, Abana)

    Abant Golu Manzarasi


     

     @
     012 - 2005-08-12 07:19

    Sabah uyaniyoruz. Sabahlari yapmamiz gereken cok is oldugunu ilk gun anliyoruz. Kahvalti hazirlanmasi, Cadir toplama, motor yukleme…

    Tolga hemen ocagi yakip 3’ u 1 aradalari yapiyor. Daha sonra dun geceden aldigimiz malzemelerle sucuklu yumurta yapma hayallerindeyken beynimizden vuruluyoruz. Sucuklar yok !!!!!!!!!
    Her yeri talan ediyoruz ama sucuk ve hazir corbalarin bulundugu torba yok. Delirecegiz. O sucuklar o kadar icimize oturdu ki anlatamam. Hatta bir ara dun gece yanimiza gelen Bonus’ un arkadasi Omer’ den bile suphelendik. Bonus’ a “Omer’ i arayip bir sorsana, acaba yanlislila sucuklari sen almis olabilir misin? desene” dedik . O da “Yuh artik olur mu oyle sey” dedi. Zaten biz de geyik yapiyorduk. Neyse boynumuz bukuk, Bonus’ la Tolga yumurtayi sucuksuz yapiyorlar.


     

     @
     013 - 2005-08-12 14:04

    Kahvaltimizi yaptiktan sonra toparlanmaya basliyoruz. Cadir toplaniyor. Esyalar cantalara yerlestiriliyor ve motora baglaniyor. Yola devam…

    Ogle yemegi molasini Ilgaz’ da veriyoruz.

    Ben 10 gun Nuray’ imsiz ne yapacagim????


     

     @
     014 - 2005-08-12 14:08

    Kiremitte alabalik


     

     @
     015 - 2005-08-12 14:55

    Yemekleri yedikten sonra Kastamonu’ ya dogru hareket ediyoruz.

    Ilgaz Daglari


     

     @
     016 - 2005-08-12 16:48

    Kure Daglari


     

     @
     017 - 2005-08-12 16:51

    Kure Daglarinda hem fotograf hem de kahve molasi icin duruyoruz.


     

     @
     018 - 2005-08-12 16:52


     

     @
     019 - 2005-08-12 16:55

    Tolga ocagimizi hazirliyor ve sular kaynamaya basliyor.
    Iste ocagimiz.


     

     @
     020 - 2005-08-12 17:03

    Yukaridan bir manzara…


     

     @
     021 - 2005-08-12 17:04

    Cengaverler...


     

     @
     022 - 2005-08-12 17:46

    Kahvelerimizi ictikten sonra tekrar yola cikiyoruz. Kisa bir sure sonra yine benim gozume bir kare takiliyor, fotograf icin duruyoruz.


     

     @
     023 - 2005-08-12 20:19

    Kure Daglarinda komur cikiyor. Bu komuru tasimak icin Inebolu’ ya kadar teleferik hatti dosemisler. Teleferigin karayoluyla cakisan bolumlerine de demirden aglar koymuslar ki teleferikten komur veya tas duserse yola gelmesin.

    Abana’ ya variyoruz. Hava karardi kararacak. Bugun asil amacimiz Sinop’ a varabilmekti. Karanlikta yol yapmayi tercih etmedigimiz icin Abana’ da konaklamaya karar veriyoruz. Bu gezide yol olarak en cok bugun keyif aldim. Ozellikle Inebolu – Abana arasindaki yol harikaydi. Asfalt kalitesi superdi. Virajlar zaten harika.

    Mustafa gecen sene de Abana’ da kaldigi icin bungalow evleri olan Gunbatimi Otel’ e gitmeyi onerdi. Oteli cok begenmemize ragmen malesef yer yoktu. Yer aramaya devam ettik. En sonunda Abana Tatil Koyunde 4 kisilik bir bungalow bulabildik. Herkes kendini dusa atarken onumuzdeki acik kumsal ve deniz dikkatimi cekti.


     

     @
     024 - 2005-08-12 21:19

    Abana’ nin denizi inanilmaz sicak. Karakter olarak da ayni Gumuldur’ un denizi. Tasli kumsal, bir anda derinlesen deniz. Herkes gunun yorgunlugunu dusta attiktan sonra kurumak uzere havlular mayolar camasir iplerine asiliyor.


     

     @
     025 - 2005-08-13 00:11

    Daha sonra yemek icin tekrar Gunbatimi Otele gidiyoruz. Guzel bir aksam yemeginden sonra bungalowumuza donuyoruz. Derman’ dan aldigimiz kamerayi tuvaltte sarja takiyorum. O arada nasil yaptiysam bos mini dv kasetlerden birini klozete dusuruyorum.


     

     @
     026 - 2005-08-13 00:11

    Sagolsun ismi lazim degil vidanjor arkadaslardan biri ‘huuuuup’ diye onu ordan cekip aliyor.
    Bu arada Derman’ in kamera bir calisiyor bir calismiyor . Her acisimizda ‘bismillah’ cekiyoruz. Biraz geyik ve gunun kritiginden sonra uykuya daliyoruz.


     

     @
     027 - 2005-08-13 11:33

    3. GUN (Abana, Sinop, Bafra, Samsun, Unye, Fatsa, Ordu, Giresun, Kumbet Yaylasi)

    Bu gun cok yol katettik. Evde kalmanin verdigi rahatlikla cabuk hazirlanabildik. Yola erken ciktik. Bu gercekten cok onemli. Yol yapmak istiyorsan erken cikmalisin. Abana’ dan Sinop’ a dogru hareket ettik. Abana – Sinop arasi da cok keyifli bir yoldu. Dedigim gibi ilk hedefimiz 2. gece Sinop Hamsilos’ da kamp yapmakti. Madem kamp yapamadik, en azindan gidip bir gorelim dedik. Hamlilos Turkiye’ nin en kuzey ucu. Daha kuzeyi yok.


     

     @
     028 - 2005-08-13 11:39

    Bu arada Bonus yorgunluk atiyor.


     

     @
     029 - 2005-08-13 14:14

    Bafra’ da benzin molasi icin durdugumuzda Samsun’ da pide yeme hayalleri kuruyorduk ki benzinlikte outran amca, “Siz deli misiniz ? Samsun’ dan millet buraya pide yemeye geliyor, siz Samsun’ a mi gideceksiniz ?” dedi. Bize isaret ettigi restaurant da hemen benzinligin yanindaki bir yer. Bir daha dur kalk yapmamak adina bu fikir bize cok mantikli geldi. Amcanin israrlarina dayanamadik. Iyiki de lafini dinlemisiz. Pideler enfesti.


     

     @
     030 - 2005-08-13 14:15


     

     @
     031 - 2005-08-13 21:20

    Yola devam…

    Ilk hedefimiz Fatsa ‘yi gecince Uzun saclinin orda cay icmekti. Bu arada Mustafa devamli anlatiyor. “Bak cok enterasan bir adamdir, istemedigine cay vermez, ona gore.” Benim bir kulagimdan girip oteki kulagimdan cikiyor bu sozler. Izmir’ den kalkip gelmisiz bize cay vermeyecek haa… Neyse vardik uzun saclinin yerine. Mustafa onceden gidip iceri girdi. Biz motor ekipmanlarindan kurtulurken yanimiza geldi ve “Beyler bize cay vermeyecekmis” dedi. Ben gulerek “Cok komiksin Mustafa” edalariyla gidip bir masaya oturdum. Sonra herkes oturdu. Mustafa hepimize bakarak “ Olum gercekten vermeyecek cay” dedi. Ben hala inanmak istemiyorum. Aslinda orada cay icmek cok da bir tarafimda degil de, durmusuz artik ve cay satan bir isletme nasil olur da cay vermez onu anlayamiyorum. Derken uzun saclinin yan masadaki aileyi fircalamasina tanik oldum. “Kardesim burasi turistik dinlenme tesisi degil, burada cay iceceksen 2 saat bekleyeceksin.” Daha sonra “senin taaaa ……… “ ile baslayan kufuru bayagi bir uzatarak motor basina gittigimi hatirliyorum. Gercekten cok sinirlenmistim. Bir tarafi kalkip da kendini birsey sanan insanlardan tiksinmisimdir hep . Ayni olayin Alper, Batu, Aykut ve Mesa’ nin basina gelmesi de bir tesaduf degil. Musterisi yavas yavas azalir herhalde. Gerilen sinrleri gevsetip yola devam…

    Giresun’ a variyoruz. Amacimiz Kumbet Yaylasina cikmak. Karadeniz sahil yolu uzerinden Dereli tabelasindan iceri giriyoruz. Biz burdan girdigimizde hava kararmisti bile. Ama az yolumuz kalmisti ve yukari cikacaktik. Yukari dogru tirmanirken hafif guzel bir serinlik basladi. Daha da yukseklere ciktikca sise girdik ve ustumuze cig yagmaya basladi. Gorus iyice azaldi. Kasklarin vizorunu de acip oyle gitmek zoruda kaldik. Yol guzel ama arada cukurlar var ve cok derin. O yuzden hizimizi oldukca dusurduk. Sonunda Kumbet yaylasina varabildik. Kasklarimiz bu haldeydi.

    Mustafa’ nin gecen seneden tanidigi kasapda oturup dinlendik. Sirilsiklam olmustuk. Herkesin yuzunden yorgunluk akiyordu. Kasap Okan yoktu, gelmesini bekliyorduk. Bos bos oturmayalim, o gelene kadar biz de gidelim kampimizi kuralim dedik. Karanlikta fenerlerle zar zor bir yer bulduk. Karanlik ve sisde cadirlarimizi kurduk. Daha sonra kasabin oraya geri donduk, et yiyecektik cunku. Fakat kasap malesef kapanmis. “Ehhh hazir yemeklere talim” diyerek yine tuttuk bakkalin yolunu. Aksamlik alisverisimizi yaptiktan sonra cadirlarin basina donduk. Fark ettik ki 20 m. ilerimizde 3 – 5 kisi arabayla gelmisler manzaraya karsi icip Ferdi Tayfur dinliyorlar. Yaptik yemeklerimizi, ictik kahvemizi, yatma vakti geldi. Tam uykuya dalacakken PAT !!! PAT!!! PAT!!! silah sesleri… 20m. otedeki eleman belki 10 – 15 mermi harcadi. Allahtan Lafuma cadir kursun gecirmiyor . Daha sonra gelip bizden ozur diledi. Yaylalarda uyumak da pek keyifli. Hava harika. Gerci ben sifayi kaptim biraz. Burnum akmaya basladi. Uyku tulumu biraz yazlikmis. Gece ve sisli oldugu icin Kumbet’ den bisey anlamadik. Zaten tempolu bir gun oldugu icin hayli yorulmustuk. Kumbet kesfini sabaha biraktik…


     

     @
     032 - 2005-08-14 07:05

    4. GUN (Kumbet Yaylasi – Giresun – Tirebolu – Kurtun – Torul – Zigana – Kadirga Yaylasi)

    Sabah cok guzel bir yayla havasi ile uyandik. Gunes paril paril parliyordu. Hemen kendimi disari attim ve aldim foto makinemi elime…

    Kumbet Yaylasi manzaralari…


     

     @
     033 - 2005-08-14 07:07


     

     @
     034 - 2005-08-14 07:08


     

     @
     035 - 2005-08-14 07:16

    Bu inek oglu inek butun gece bogure bogure uyutmadi bizi. Sabah Tolga inceden bir muayene yapti. Meger ayagi takilmis bir yere o yuzden boguruyormus.


     

     @
     036 - 2005-08-14 07:27


     

     @
     037 - 2005-08-14 07:37

    Bonus’ um uzanmis cayira…


     

     @
     038 - 2005-08-14 07:54


     

     @
     039 - 2005-08-14 08:24


     

     @
     040 - 2005-08-14 09:01

    Foto maratonundan sonra sabah bakkaldan alisveris yapiyoruz. Tolga peynirli yumurtamizi yapiyor.
    Cikmadan once cep telefonumla foto cekip Beliz’ e MMS olarak yollamaya calisirken telefonum gezi boyunca bir daha acilmamak uzere kapaniyor. Gezi boyunca arkadaslar sagolsun… Sonra toplanma fasli basliyor.
    …ve yola devam.


     

     @
     041 - 2005-08-14 11:53

    Kumbet yaylasi cikisinda da guzel manzaralar varmis. Tabii aksam karanlik ve sisten hicbirsey gorememisiz. Yolda tahtadan bir kopru goruyoruz ve foto icin duruyoruz.


     

     @
     042 - 2005-08-14 11:57

    Bu arada koprunun girisine taslar koymuslar. Herhalde anlami “Girmeyin, kopru sizi tasimaz cokersiniz” olsa gerek.


     

     @
     043 - 2005-08-14 12:06

    Tolga’ nin ikaz etmesiyle yoldaki artik yarik mi denir, yenik mi denir, onun yaninda duruyoruz. Biz dun aksam bu yoldan gectik. Oncu bendim ve boyle birsey gordugumu hatirlamiyorum. Iyiki yasiyoruz. Ama Tolga’ nin dedigine gore dun bunun etrafinda uyari tabelalari varmis.


     

     @
     044 - 2005-08-14 14:29

    Tirebolu’ dan saga kivrilip bir sureligine sahil yolunu birakiyoruz. Kurtun – Torul – Macka yapip Trabzon’ dan tekrar sahil yoluna baglanacagiz. Yolda Kurtun Barajinda foto icin duruyoruz. Burdan sonra amacimiz Izmir’ de Mustafa ile planladigimiz Karaca Magarasini gezmek.


     

     @
     045 - 2005-08-14 14:30


     

     @
     046 - 2005-08-14 14:31


     

     @
     047 - 2005-08-14 18:39

    Karaca Magarasinin yolu su gezi icinde en bunaldigim yoldu. Birden inanilmaz kavurucu bir sicak basladi. Aninda iklim degisti. Buralarda foto yok. Ulkemizin doga harikalarina duyarli vatandaslar olarak biz magarada foto cekmemeye karar verdik . Saka bir yana. Alper’ in dedigi dogru. Gorevliler kas yapalim derken goz cikartiyorlar. Iceride foto cekmek yasak. Gerekcesi flas. Fakat icerisini aydinlatmak icin kullanilan projektorleri gorseniz inanamazsiniz. Ortada buyuk bir celiski var. Magaradan sonra tekrar Torul’ a iniyoruz ve Zigana’ ya dogru yol aliyoruz. Amacimiz Zigana Kayak Merkezinin oralarda bir yerlerde kamp kurmak. Zigana gecidinden gectikten sonra 5 – 10 dakika sonra kayak merkezine variyoruz. Bu kadar cabuk varmak bizi biraz sasirtiyor ve kesmiyor. Daha yukarilara cikmaliydik. Yerel halkla konusuyor ve cooook yukarida Kadirga adinda bir yayla oldugunu ogreniyoruz. Hedef Kadirga. Simdi foto senligine gecmeden birkac sey soylemek istiyorum. Zigana Kayak Merkezi ile Kadirga Yaylasi arasindaki yol su ana kadar fotografik malzeme bazinda gordugum en zengin yoldu. Resmen deliye dondum. Bir yandan tasli toprakli bozuk yolla mucadele edip, bir yandan sicaga ve les gibi terlemeye aldirmayip, Kadirga’ ya ne zaman variriz, hava kararir mi bilmeden her 10 metrede bir durup tekrar kaski cikarip depo ustu cantadan foto makinesini cikarip foto cekiyordum. Nerde oldugumuz, ne yaptigimiz hic umurumda degildi. O yol fotografcilar icin Kabe gibi bir yerdi. Sans da bizden yanaydi ve isik tam olmasi gereken gibiydi.


     

     @
     048 - 2005-08-14 18:41

    Orda buldugumuz hemserimizle biraz sohbet ediyoruz.


     

     @
     049 - 2005-08-14 18:42

    Kadirga Yaylasi yol manzaralari…


     

     @
     050 - 2005-08-14 18:43


     

     @
     051 - 2005-08-14 18:46


     

     @
     052 - 2005-08-14 18:52


     

     @
     053 - 2005-08-14 18:53


     

     @
     054 - 2005-08-14 18:57


     

     @
     055 - 2005-08-14 18:58


     

     @
     056 - 2005-08-14 18:59


     

     @
     057 - 2005-08-14 19:08


     

     @
     058 - 2005-08-14 19:19


     

     @
     059 - 2005-08-14 19:19

    Bu arada gordugunuz uzere gunes batmak uzere. Biz hala bu berbat yol ne kadar surecek Kadirga’ ya ne zaman varacagiz bilmiyoruz. Aslinda acele edip bir an once yerimize varip cadir kurmamiz gerekiyor. Ama manzaralar izin vermiyor. Resmen buyuleniyoruz, hicbirsey umurumuzda degil. Devamli kaybolup duruyoruz. Cunku yollar devamli catallasiyor ve yollarin kalitesi hep ayni. Ayrilan yollardan biri daha ince ve bozuk olsa direk otekini sececegiz ama iki yol da birbirinin kopyasi. Boyle durumlarda 10 dakika “coban bekleme molasi” veriyorduk. Cunku cobanlardan baska kimse yok oralarda. O da sansliysaniz geciyor.

    Manzaralara ve gidilen yol fotolarina devam…


     

     @
     060 - 2005-08-14 19:20


     

     @
     061 - 2005-08-14 19:21


     

     @
     062 - 2005-08-14 19:23


     

     @
     063 - 2005-08-14 20:14

    …ve Kadirga’ ya variyoruz.

    Iyice sis basiyor. Ruzgar da var. Bu yaylalarda genelde bakkalin bulundugu yer meydan gibi oluyor. Biz de meydana cekiyoruz motorlari. Kadirga bombos, cok az insan var. Cadir kuracak guzel bir yer gozumuze carpmiyor. Bakkalin onundeki amca 5 km. Ilerideki Eskala Yaylasinda aksam eglence oldugunu herkesin oraya gidecegini soyluyor. Dusunun 5 km. Nedir ki ? Ama biz bu fikirden vazgeciyoruz. Cunku o yollarda 5 km., Asfaltta 100 km. ye bedel. Ayrica hava kararmis, biz bitmisiz. Eglence sirasinda kaza kursununa gitme riskimizin de oldugunu soyluyorlar . Cunku orada eglence silah atmak. Neyse daha fazla gidemeyecegimizi anliyoruz. Sonucta sis de basti manzara da goremiyoruz. Sis yuzunden guzel cadir yeri de bakamiyoruz. Genc bir cocuk otelleri oldugunu soyluyor, beraber bakmaya gidiyoruz. Otel fikri cok sicak geliyor bize. ‘Otel’ kelimesi aslinda bu yerin kelimesi degil. Kiralik betonarme oda desek daha dogru olacak. Iceri girdiginiz an tuvalet kokusu icinize isliyor. Dort duvar icinde 4 adet demir yatak ve ustunde birer dosek. Bizim suratlar dusuyor. Parasini sordugumuzda genc bize kisi basi 20 YTL diyor . Hep beraber guzel bir kahkaha atiyoruz. Bu arada Kadirga’ da orada bizden baska kalma ihtimali olan yok cunku insan yok. “Olum buraya en fazla adam basi 5 YTL veririz” diyorum. Bu arada gercekten orada kalmak isteyecegimizden de emin degilim. “Yok abi bos kalsin o zaman” diyor cocuk. Nasil olsa cadirlarimiz var diyerek oradan ayriliyoruz. Daha sonra bakkalin orda insanlara cadir yeri sorarken otelci cocugun babasi geliyor ve “Para onemli degil tabiiki kalabilirsiniz.” diyor ama biz gercekten de orada kalmak istemiyorduk. Tolga ile cadir yeri arayisina cikiyoruz. Kimi diyor “Cok kurt iner buraya aksam.” Kimi Kalesnikof’ u cekip “Hoop nereye biraderler” diyor. Nereye geldigimizi sasirdik. En sonunda bir yer bulup kurduk cadirlari. Eeee hardcore gezi istiyorduk yaaa. Al sana hardcore. Menude yine hazir yemek ve kahve var. Erkenden yatiyoruz, bitmisiz.


     

     @
     064 - 2005-08-15 10:04

    5. GUN (Kadirga Yaylasi – Zigana – Macka – Trabzon – Uzungol)

    Gozlerimizi Kadirga’ da aciyoruz. Bu sabah yumurta yemekten vazgecip Macka’ da kahvalti etmeye karar veriyoruz . Dun gece cadir yeri ararken Bonus’ a Kalasnikof’ unu gosteren arkadas megerse kamp kurdugumuz yerin arkasinda kiraathane isleten “Bahce” Ali’ ymis. Bahce Ali bize cay ikram ediyor. Caylarimizi icip Bahce Ali ve arkadaslari arasindaki geyigi dinleyip guluyoruz.
    Cadirlar toplaniyor. Yayla yollarinin en kotu tarafi hep geldiginiz yoldan donmek zorundasiniz. Dunku o yol gozumuzde cok buyuyor.
    Kadirga’ ya veda ediyoruz. Aslinda Kadirga gorsel olarak cok da etkileyici bir yer degil. Suclu : Rakim
    Belli bir rakimdan sonra agac yetismiyor. Haliyle kel bir goruntu oluyor. Bu arada devamli yuksek rakimli yerlere cikip indigimizden aramizda bir geyik doguyor. Herseyin suclusu “rakim”.

    Bonus: Ya olum otelde yer yokmus.
    Tolga: Rakimdandir.

    Mustafa: Ya benim eldivenler neredeydi ? Kaybettim galiba…
    Meto: Rakimdandir.

    Dun bize o nefis manzaralari veren yoldan Zigana’ ya geri donuyoruz.


     

     @
     065 - 2005-08-15 10:16

    Yine kayboluyoruz.


     

     @
     066 - 2005-08-15 10:17


     

     @
     067 - 2005-08-15 10:50

    Yine kayboluyoruz.


     

     @
     068 - 2005-08-15 12:54

    En sonunda Navigator Bonus bizi bir sekilde dogru yola cikariyor.

    Izmir’ den beri en cok bekledigim yerlerden biri Sumela Manastiri. Zigana’ dan sonra Macka’ ya dogru surup Meryemana Vadisi ndeki Sumela Manastiri na gidecegiz.

    Sabah yumurta yemedigimiz icin karnimiz zil caliyor. Sumela Manastirina tirmanmadan once asagidaki restaurant da yemek yiyoruz.


     

     @
     069 - 2005-08-15 13:31

    Karnimizi doyurduktan sonra basliyoruz tirmanmaya. Arada durup foto molasi veriyoruz.
    Sumela Manastiri nin yolu cok etkileyici. Sanki -hic gormesem de- Tibet’ de bir manastira cikiyormusum havasi uyandiriyor bende. Inanilmaz bir nem var, sanki atmosfer buyuk bir fiskiye, ince ince suluyor heryeri. Heryerden fiskiran yesile sasirmiyor insan bu tabloyu gorunce.


     

     @
     070 - 2005-08-15 13:31


     

     @
     071 - 2005-08-15 13:57

    Sumela Manastiri o kadar dik bir kayaliga insa edilmis ki insan nasil yapildigina akil erdiremiyor.

    Manastir yolu…


     

     @
     072 - 2005-08-15 13:58


     

     @
     073 - 2005-08-15 13:59


     

     @
     074 - 2005-08-15 14:05

    Sumela Manastirinin tarihini buradan okuyabilirsiniz.


     

     @
     075 - 2005-08-15 14:19

    Duvarlardaki fresk ornekleri


     

     @
     076 - 2005-08-15 14:20


     

     @
     077 - 2005-08-15 14:22


     

     @
     078 - 2005-08-15 14:29

    Sumela manastirinda restorasyon calismalari devam ediyordu. Her yerde tahtadan iskeleler…
    Manastir 1980 civarlarinda koruma altina alinmis. Nasil bu kadar gecikildigine inanamiyoruz. Bu arada giden gitmis tabiiki de. Gorevli duvarlardaki “Of’ lu Hasan” tarzi yazilarin da bu donemden once yazildigini soyluyor.

    Amerikan Hava Kuvvetlerinden Antonio Hudson adli vatandas da 1965’ de bu freskdeki suratlari goturmus.


     

     @
     079 - 2005-08-15 14:37

    Su kemeri

    Sumela Manastirini gezdikten sonra hedef Uzungol. Kamp yeri bulmak icin Uzungol’ u biraz daha geciyoruz. Buldugumuz yemyesil ve sakin bir alana kampimizi kuruyoruz. Gezi boyunca en korktugum sey basima geliyor. 5 gundur bana durmadan hizmet eden foto makimamin pili bitiyor .
    Uzun yollar yaptigimiz diger gunlere nazaran bugun 200 km civarinda yol yapsak da cok yoruluyoruz. Hazir yemeklerimizi yedikten sonra uykuya daliyoruz.


     

     @
     080 - 2005-08-16 12:13

    6. GUN (Uzungol – Of – Rize – Cayeli – Ardesen – Camlihemsin – Ayder Yaylasi)

    Sabah uyaniyoruz. Benim ilk amacim ne olursa olsun bir sekilde foto makinasinin pilini sarj edebilmek. Kampda bu isin olmayacagi cok acik. Apar topar hazirlandiktan sonra Uzungol’ e gidiyoruz. Kahvalti ettigimiz yerde ayni zamanda makinayi sarj ediyorum.

    Uzungol


     

     @
     081 - 2005-08-16 12:14


     

     @
     082 - 2005-08-16 12:26


     

     @
     083 - 2005-08-16 16:49

    Uzungol’ den sonra amacimiz yola devam edip Ayder’ in yukarisinda olan Yukari Kavrun Yaylasina varabilmek.

    Firtina Vadisi icindeki Camlihemsin’ de yer alan Firtina deresi
    Derede rafting de yapilabiliyor. 


     

     @
     084 - 2005-08-16 17:10


     

     @
     085 - 2005-08-16 17:38


     

     @
     086 - 2005-08-16 18:20


     

     @
     087 - 2005-08-16 18:22

    Firtina Vadisi benim en cok etkilendigim yerlerden biri. Yolda giderken heryerden sular akiyor. Yesil ormanlarin arasindan kendine yol bulmus sular ufak selale kivaminda yol kenarlarina akiyor. Bir sure sonra Ayder Yaylasina variyoruz. Ayder fazlasiyla turistik oldugu icin Izmir’ de Yukari Kavrun’ a cikmaya karar vermistik. Yine hava kararma tehlikesi vardi, yolu bilmiyorduk. Ama Kadirga macerasini sag salim atlatmistik ve kendimize guveniyorduk .

    Basladik tirmanmaya…

    Derenin ustundeki bu tahta koprude foto molasi verdik.


     

     @
     088 - 2005-08-16 18:27

    Yine sis basladi ve yol berbat. Ustumuz yavas yavas sirilsiklam olma kivamina geliyor.


     

     @
     089 - 2005-08-16 18:29


     

     @
     090 - 2005-08-16 18:45

    Yollar iyice kotulesmeye, gorus mesafesi kisalmaya basladi. Buyuk buyuk tasli kivrimli ve yokus yukari bir yol. Zaten herkes birkac defa askida kalip motoru yatirma tehlikesi gecirmis. Bizim motorlar da kros degil ki kardesim bir yatirdik mi en 2.500 YTL yapisir. Canta demirleri kirilir, gezinin devaminda o cantalari nereye koyacagiz ? Tam bir rezalet olur. Kafamizda bu dusuncelerle nihayet Asagi Kavrun’ a vardik.


     

     @
     091 - 2005-08-16 18:46


     

     @
     092 - 2005-08-16 18:52

    Vardigimizda kaskin icine kadar sirilsiklam, yol sartlarindan kendimizi sikmaktan kasilmis bir haldeydik. Allahtan ben foto cekerek kendimi oyaliyor, ne kadar b.ktan bir durumda oldugumuzu kafama takmiyordum. Durum analizi yapiyorduk. Iki secenegimiz vardi. Ya bilinmeze dogru devam edip Yukari Kavrun’ a ulasacaktik. Ya da geri donup Ayder’ de sicak bir otelde geceyi gecirecektik. Yukari Kavrun’ da kampi sisde kuracaktik ve zaten islak olan kiyafetlerimiz sabaha kurumayacakti. Yolun devamini daha da kotulesecek gibi duruyordu. …ve aramizda su konusma gecmeye basladi:

    Mustafa: Beyler biz bu isin b.kunu cikardik artik. Macera dedik ama biraz abarttik.
    Mustafa: Ben su anda resmen tirsiyorum.
    Tolga: Peki ne yapiyoruz. Yukari mi geri mi ?
    Meto: Geri gidelim olum. Zaten zebil olduk.
    Bonus: Bence de geri donelim.
    Mustafa: Ya manyak misiniz ? Ben bu yolu hayatta geri donemem su anda. Hava karardi. Sis var. Ayrica inis daha zor. Yukari cikicaz.
    Meto: E ara bakalim yukarisini nasilmis durum ?

    Mustafa cepe sariliyor ama cekmiyor.

    Meto: Ya Mustafa bak tel de cekmiyor. Donecegiz baska care yok.
    Bonus, Tolga: Evet donelim hem sabahtan uyanir kaplicaya gideriz.
    Mustafa (moral sifir bir sekilde): Eeee burda tek basima kalacak halim yok herhalde. Donecegiz mecburen.
    deyip “bismillah” cekip dereli tasli yollara giriyor.


     

     @
     093 - 2005-08-16 18:52


     

     @
     094 - 2005-08-16 21:16

    Alper’ im ne dersin hakeder mi bu yol senin CL’ nin anahtarini ????

    Bu tarz yollardan guc bela Ayder’ e iniyoruz. Bu arada komik gelecek belki ama bahsettigimiz bu yol topu topu 6 km. Ama yukarida gordugunuz sekilde.

    Ayder’ e varinca hemen otel arama isine girisiyoruz. Bu arada motorlarin bir taraflarini kirmadigimiz icin hepimiz mutluluktan ucar durumdayiz. Kesinlikle otel bulamiyoruz. Heryer dolu. 45 dakikalik arayistan sonra iste Caglayan Otel.


     

     @
     095 - 2005-08-16 21:17

    Ayder’ de binalar ahsap olmak zorunda. Fakat binalarin cogunluguna baktiginiz zaman beton sivalarin ustune kalaslari cakmislar. Olmus size ahsap ev. Caglayan Otel gercek bir ahsap ev. Hereri catir cutur ses cikartiyor.

    Koridora ayakkabilarinizi cikartip giriyorsunuz.


     

     @
     096 - 2005-08-16 21:18


     

     @
     097 - 2005-08-16 21:20

    Otelin sahibi teyze


     

     @
     098 - 2005-08-16 21:20


     

     @
     099 - 2005-08-16 23:07

    Otelde dus yok. Zaten sabah hamama gidecegiz. Kiyafetlerimizi degistirdikten sonra ogreniyoruz ki Nazli Cicek adli bir restoranda Horon oynaniyormus. Restorani buluyoruz ve masamiza yerlesiyoruz. Yemegimizi yedikten sonra basliyoruz horonu beklemeye. 22:30 civarlarinda tulumun sesi basliyor. Restoran biraz buyuk. Masalarin arasinda buyuk oval bir bosluk var. Tulumcu calarak o boslugu geziyor.


     

     @
     100 - 2005-08-16 23:19

    Daha sonra gencinden yaslisina herkes kalkiyor ve horon basliyor.


     

     @
     101 - 2005-08-16 23:21


     

     @
     102 - 2005-08-17 00:00

    Horonu izlerken sahneye cikmak icin Tolga ile bileniyoruz ama ahengi bozmak istemiyoruz. Cok kalabalik bir horon oluyor ve herkes figurleri hic sasirmadan yapiyor. O uyumun icinde en ufan bir catlak ses hemen belli olur diyerek biraz daha gozlem diyoruz.
    Tolga iyice izliyor, izliyor ve tamam ben bu isi kaptim dedigi an horon malesef bitiyor .

    Restorandan cikista alabalik havuzu var. Tolga baliklari muayene ediyor .


     

     @
     103 - 2005-08-17 00:00


     

     @
     104 - 2005-08-17 00:02

    Daha sonra o bolgenin unlu sanatcisi Meryem Colak ile sohbet ediyoruz. Tolga ertesi gun Meryem Colak’ in cd sini aldi. Isteyen varsa cogaltip verebiliriz .

    Daha sonra otelimize donduk. Tolga ve Mustafa’ nin odasinda biraz muhabbet ettik. Bu arada ses gitmesin diye odanin kapisini kapayacagim. Bakiyorum bakiyorum kapayacak bir kilit yok. En sonunda fark ettim ki odanin kapisi dikis ipi kalinliginda bir iple baglaniyor .

    Guzel bir uyku cekiyoruz…


     

     @
     105 - 2005-08-17 09:47

    7. GUN (Ayder Yaylasi – Ardesen – Findikli – Arhavi - Hopa – Sarp – Hopa)

    Otelde kahvalti olmadigi halde bizim icin ozel kahvalti hazirliyorlar.
    Kahvaltidan sonra hemen mayolarimizi giyip havularimizi alip hamama gidiyoruz.


     

     @
     106 - 2005-08-17 12:05

    Bonus’ un Mustafa’ ya yaptigi kese unutulmazdi. Mustafa’ nin yattigi mermer tasinin heryeri kopuk ve sabun oldugundan Bonus’ un her “SAAP” “SAAAP” diye vurusunda Mustafa mermerden kayip dusme tehlikesi geciriyordu.

    Otelimize izimizi birakiyoruz.


     

     @
     107 - 2005-08-17 13:06

    Dun cikamadigimiz –ilk defa pes ettigimiz- Yukari Kavron Yaylasina bugun cikmayi planliyoruz, ama motorla degil. Yukari dolmuslar cikiyor. Aslinda icimizden gecen soyle bize ait bize tahsis edilmis bir jeep. Dolmus beklerken yaninda “rent car” yazan eski model bir Land Rover bize dogru geliyor. Apar topar durdurup durumu anlatiyoruz. Sofor Emin abi “Olmaz” diyor. Dolmuscular bu tip olaylara iyi bakmiyorlarmis. “Bir laf ederler, altindan kalkamam” diyerek, “Gidemem” diyor.
    Emin abiyi kacirmak istemiyoruz. Mustafa, Emin abiyi de alarak dolmuscularin yanina gidiyor. Bizim fotografci oldugumuzu, yolda 20 kere foto icin duracagimizi, dolmusla bunun mumkun olamayacagini anlatiyor. En sonunda anlasiyoruz. Hesabimiza gore hepimizin dolmusla yukari cikip inmesi 60 YTL tutarken, ozel Land Rover jeep imizi 80 YTL ye kiraliyoruz.


     

     @
     108 - 2005-08-17 13:07


     

     @
     109 - 2005-08-17 13:09

    Hakatten de devamli yolda durup foto cekiyoruz.


     

     @
     110 - 2005-08-17 13:11

    Bu arada bazi kareler icin de durmuyoruz. Bu kareleri ben govdem yan camdan cikmis vaziyette, kafam –yol yuzunden- bir saga bir sola carparak cekiyorum.


     

     @
     111 - 2005-08-17 13:24


     

     @
     112 - 2005-08-17 13:25


     

     @
     113 - 2005-08-17 13:26


     

     @
     114 - 2005-08-17 13:29


     

     @
     115 - 2005-08-17 13:32


     

     @
     116 - 2005-08-17 13:33

    Dun gelip de yogun tartismalar soncu geri donmeye karar verdigimiz noktaya ulasiyoruz. Asagi Kavron’ da bir terk edilmislik havasi var. Zaten ev populasyonu bu kadar.


     

     @
     117 - 2005-08-17 13:34

    Yolda ilerlerken bir de bakiyoruz yolun ortasinda bozulmus bir kamyon. “Hay allah diyoruz. Yukari Kavron’ u gormek nasip olmayacak galiba.” Hersey super, jeep imizi ayarlamisiz, hava super. Simdi bu bozuk kamyon yuzunden geri donersek tam cokuntu olur . Kamyon soforu gelip “16 anahtar var mi?” diye soruyor. Malesef bizde olmadigini anliyoruz. Bu arada arkaya da birkac araba birikiyor. Tolga “Ben inceden yuruyorum, siz olunca gelirsiniz.” deyip basliyor tirmanmaya. Eski gunlerini hatirladi galiba. 10 – 15 dakikalik bekleyisten sonra yolumuz aciliyor. Tolga bayagi mesafe katetmis. Onu da jeep e alip yola devam…


     

     @
     118 - 2005-08-17 14:08


     

     @
     119 - 2005-08-17 14:11


     

     @
     120 - 2005-08-17 14:13

    Bonus ve Emin abi


     

     @
     121 - 2005-08-17 14:15

    Kackar Daglarinin zirvesine yakiniz. Kavron’ dan daha ileride Okuz cayiri denilen yer var. Onun da yukarisinda buzullar. Tabi oralara tek ulasim araci tabanway. Tolga teklif ediyor ama “Nerdeee bizde o ciger ” diyoruz. Yolda kesin oluruz cunku.


     

     @
     122 - 2005-08-17 14:17


     

     @
     123 - 2005-08-17 14:46

    Bonus Yukari Kavron’ da da gorev basinda


     

     @
     124 - 2005-08-17 14:49

    Daha sonra ogle yemegi icin mihlama yiyoruz.


     

     @
     125 - 2005-08-17 15:19


     

     @
     126 - 2005-08-17 15:36

    Mihlama ozel peynir ve misir unundan yapiliyor. Son ve en onemli malzeme de gordugunuz uzere tereyagi. Yaklasik 2 cm kalinliginda tereyagi tabakasi var . Mihlama inanilmaz lezzetliydi. Bonus’ la Mustafa kalp krizi gecirecegiz diyerek mihlamalari yarin biraktilar .

    Emin abi nin bizden sonra isi var. Oraya gec kalmamasi gerektigini daha once bize soylemisti. O yuzden artik donuse geciyoruz.

    Donerken Asagi Kavron’ da lokal teyzeleri cekmek icin durdum.

    Meto: Teyzeler merhaba
    Lokal teyzeler: merhaba merhaba
    Meto: Teyzecim bir fotografinizi cekebilir miyim ?
    Lokal teyzeler: Ne oooole herkes fotograf fotograf !! Naaapacan fotografi ?

    Gulerek fotografi cektim ve tesekkur ederek ordan ayrildim.


     

     @
     127 - 2005-08-17 15:43

    Donus yolu yine sisli


     

     @
     128 - 2005-08-17 16:07

    Ayder’ e inmeden once sagda ki yesillikte insanlar horon oynuyor. Biz olsak mangal yakar top oynardik.


     

     @
     129 - 2005-08-17 17:15

    Emin abi bizi otelimizin onunde indiriyor. Kendisine cok tesekkur edip vedalasiyoruz. Kavron’ a cikmadan esyalarimizi hazirlamistik, o yuzden fazla oyalanmadan yola koyuluyoruz.

    Yolda bu teyzelerden cok gorduk. Her seferinde “Tuh bak yine kacirdim, cekemedim fotosunu” deyip deyip dovundum. Onlari her gordugumde "vayy bee" diyordum. Kac yasinda teyze sirtinda o kadar yukle kilometrelerce yuruyor. Bu sefer kafaya koydum teyzeyi gectikten 10 – 15 metre sonra saga cektim. Hemen depo ustunden makinayi cikarip deklansore bastim. Tabi teyze fark edip bana firca atmaya basladi .

    Teyze: Neeeeeee cekiyon fotograf ?
    Meto: Yok teyze seni cekmiyorum ben, agaclari cekiyorum.


     

     @
     130 - 2005-08-17 17:22

    Camlihemsin’ de gecen sene buyuk bir kaya erezyonu olmus ve gordugunuz bu kaya tek parca olarak dusmus.
    Yer sarsilmis. Aslinda parca daha buyukmus ama yola gelen kisimlarini traslamislar.


     

     @
     131 - 2005-08-17 19:29

    Artik Sarp’ a gitme zamani gelmisti. Yolculugun resmen bitis noktasi Sarp’ ti. Ilk 2 – 3 gun hizli ve tempolu yol yapip son 2 – 3 gun Sarp’ a 200 – 300 km mesafede gezdik hep.

    Hedefimiz Sarp’ dan sonra Artvin’ e inip oradan Erzurum, Sivas, Ankara uzerinden gelmekti. Fakat Rize’ de Alper’ le konustuktan sonra yollarin berbat oldugu haberini aldik. Yeterince bozuk yola girmistik zaten. Ayni yoldan geri donme karari aldik.

    Sarp’ a varmadan hemen once Hopa’ dan gecerken sol tarafta deniz kenarinda buyuk bir kamping gorduk ve donuste burada kalalim dedik.

    Veee Sarp…
    Sarp’ a varmak cok garipti. Son 7 gundur yol yapiyorduk ve hep doguya gidiyorduk. Ama bir anda yol bitti. Garip bir psikoloji. Artik geri donmek zorunda oldugumuzu anladik ve bir anda donus yolu moduna girildi.

    Fotomuzu cektikten sonra az once Hopa’ da gordugumuz kamping e gittik. Tolga ile Mustafa yetkiliyle konusmaya gitti. Adamin bir kamp yeri icin sacma sapan istekleri yuzunden vazgectik ve bir otel aramaya basladik. Neyse bir otel bulduk ve motorlari park ettik. Motorlardan indik ve bomba haber haber Tolga’ dan geldi. “Free bag im yok.”
    “Alaaaah s.ctik!!” dedim kendi kendime. Hemen Tolga ile motorlara atlayip geri donduk. Biraz once durdugumuz kamping e gider gitmez jandarma cantayi bize uzatti. Ohhh o kadar rahatladik anlatamam. Otele donduk. Aksam yemegimizi yedik, biraz sohbet ve uyku vakti…

    8. 9. ve 10. gun (Hopa – Rize – Trabzon – Giresun – Ordu – Samsun – Corum – Ankara – Izmir)

    Sabah Hopa’ da uyandigimizda artik tamamen donus moduna gecmistik. Bundan sonraki 3 gunumuz yol agirlikli gececekti. Malesef bundan sonra hem ayni yerlerden gececegimiz icin hem de pek enterasan birseyler olmadigi icin dogru duzgun fotograf cekmedik. Bugun cok yol yapmayi planliyorduk fakat herkesin ustunde inanilmaz bir rehavet var. Molalari cok siklastirmaya basladik. Samsun’ a variriz diyorduk ama Giresun’ a vardigimizda daha fazla kasmayalim dedik ve burada kalmaya karar verdik. Yine Kumbet Yaylasi yoluna girip 3 – 5 km gittikten sonra bir kamp yeri arayalim dedik ama bulamadik. Daha yukarilara cikmak gerekiyordu. Bu sefer vakit kaybi olacakti. O yuzden yine sehire girdik ve otel ayarladik. TIBOR’ da –Giresun Ticaret Odasi tarzi bir yer- cok guzel bir aksam yemegi yedik. Daha sonra otele donduk ve hemen sizmisiz.

    9. gun cok guzel yol yaptik. Giresun’ dan ciktik ve 19:45 gibi Ankara’ daydik. Samsun’ da ogle yemegi yerken Ankara’ li arkadaslardan Mustafa “Rain Shower” Alibasoglu ile konustuk, bulusmak icin saat ve yer kararlastirdik. Tolga bizi guc bela bulusma yerine goturdu. Mustafa ile bulustuktan sonra takildik onun pesine. Bizi yanlis hatirlamiyorsam TIV diye bir yere goturdu. Biz muhabbet ederken Serkan “Kartal” Kazanc, Caglayan “Tamirci” Ataman ve kiz arkadasi Esra geldiler. Muhabbet daha da koyulasti. Daha sonra sucuk ekmekler yendi, birkac bira icildi. Hem 4 gecedir falan kamp yapamadigimizdan hem de Ankara’ da kamp yapma fikri ilginc oldugundan kamp yapmak istiyorduk. Arkadaslar yogun ugras ve telefon trafigi sonucunda bir yerler buldular ama daha fazla kasmayalim madem diyerek yine tuttuk otelin yolunu. Otelimize kadar bizi goturdukten sonra kapinin onunde Ankara’ li arkadaslarla vedalasip ayrildik. Arkadaslar hepinize ilginiz, alakaniz, yardiminiz, hos sohbetiniz icin cok tesekkurler.

    10. gun Ankara’ da uyandik ve artik icimde garip bir duygu vardi. Yol bitiyordu, surada kala kala 580 km kalmisti. Zaten Samsun’ dan sonra Karadeniz havasindan cikmistik. Ayni zamanda da artik sevdiklerimizi ozlemistik ve bir an once donmek istiyorduk. Afyon Ikbal tesislerinde bir mola, ardindan Kula’ da bir mola ve Izmir…..

    Evimin garajina geldigimde odometre 4.095 diyordu. Garajda kaskimi cikarirken film karesi gibi su son 10 gun gecti aklimdan. Gidilen yollar, tanisilan insanlar, kamp yapilan yerler, doga, guzellikler… En ama en onemlisi de sag salim gelmistik. Hicbirimizde bir ariza bile olmamisti. Motordan cikan esyalari eve tasiyana kadar canim cikti ve motoruma ozur diler gibi baktim.

    Tolga, kamp ve outdoor konusundaki tecruben ve bize ogrettiklerin, gezi boyunca discovery channel tadindaki bilgilendirmelerin ve uyumun icin,

    Bonus, ingiliz anahtari gibi her isin adami oldugun, guler yuzunu kaybetmedigin ve uyumun icin,

    Mustafa, yol ile ilgili bilgilendirmelerin ve yonlendirmelerin ve uyumun icin

    TESEKKUR EDERIM…

    Siz olmasaniz belki de bu gezide yaptigim cogu seyi yapamazdim.

     

    Gönderilen Aug 24 2005, 12:42 AM Yayınlayan Metin SARUHANLI Ne ile 8 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x