Metin SARUHANLI

Meteo


Caddeden Yaylaya - Dogu Karadeniz 3.750 km

Wed, Aug 24 2005 0:42
437,933 Okundu  

 Türkiye  Türkiye  Türkiye


 

CADDEDEN YAYLAYA (En has, oz Karadeniz gezisi)

Neden Caddeden Yaylaya ?
Bu gezi hakkinda ilk dusunmeye basladigimiz zamanlardan beri aklimizda hep Dogu Karadeniz yaylalari vardi. En fazla oralarda vakit harcamak istiyorduk. Issiz bucaksiz yerlerde kamp kurmak, kendi yemegimizi kendimiz yapmak ve akla gelebilecek her turlu sefillik… Bu nedenle sehirici turizmine fazla vakit harcamadik, sehir otellerinde mecbur kalmadikca (kalmadan da yapamadik) kalmamaya ozen gosterdik. Amacimiz en dogal, en bozulmamis Karadeniz insanlarini ve dogasini bulabilmekti.

Hazirlik
Genelde cadirda konaklayacagimiz icin hazirligimiz daha bir kapsamli olmaliydi. Profesyonel kis dagciligi yapmis Tolga (cadir, kamp, yemek isleri muduru) bu alanda bize onayak oldu. Supereva kamplarinda kullandigimiz yaklasik 5 kg. lik king size sisme yataklarin bu gezide isimizi zorlasticagini dusunerek kopuklu matlardan almaya karar verdik. Cift katli su gecirmez cadirlarimiz hazirdi zaten. Yuksek irtifalarda yemek yapacagimizi dusunerek normal kamp tupunu bir turlu haz etmeyen Tolga, gezinin stari olan benzin ocagimizi satin aldi. Diger ihtiyac listeleri de yapildi ve Koctas, Carrefour’ un yolu tutulmaya baslandi. Ama her alisveriste kavga cikiyordu. Motorda canta kullanma karsiti arkadasimiz Tolga megerse Dogu Karadeniz’ e bir sirt cantasiyla gitmeyi planliyormus. O yuzden ne oneri getirirsek getirelim ‘Ne gerek var, kullanmayacagimiz seyler almayalim, sigamayiz.’ deyip durdu. Biz acilir kapanir ufak kamp taburesi aldik, o almadi. Tolga haric hepimizde soft yan cantalar vardi. Adam inat etti ve o cantalardan almadi. Neyse ihtiyac hazirligimiz bittikten sonra motor bakim hazirliklari basladi. Motor bakimi sirasinda gosterdigi ilgi ve comertligi icin Motorcu Gocmen’ den Mustafa Dinamit’ e tesekkur ederiz. Motorlarimizin yaglarini degistirdik. Debriyaj telleri yaglandi. Zincirler temizlendi. Her turlu bakim yapildi.

….ve haziriz.


 

 @
 001 -

Eksikler icin alisveris yapildi...


 

 @
 002 -

Butun hazirliklar tamamlandi.
Motorlarin bakimlari yapildi...


 

 @
 003 - 2005-08-06 15:34


 

 @
 004 - 2005-08-06 15:34


 

 @
 005 - 2005-08-11 05:23

1. GUN ( Izmir – Balikesir – Bursa – Bolu)

Hep tartistigimiz konu cikis saatiydi. Ucumuz de erken cikma yanlisi olsak da uykucu Tolga hep “Daha gec cikalim, ne gerek var o kadar erken cikmaya” cumleleriyle bizi etkilemeye calisti. Ama yemezler… derken, bulusma yeri Shell Vebas’ a saatinde gelen uc motorcu dorduncusunu beklemeye basladi.


 

 @
 006 - 2005-08-11 07:25

Bulusma saati 05:00, hareket saati 05:30’ du. Uykucu Tolga saat 06:00 sularinda tesrif ettiler; . Ben de cok yuklendim galiba Tolga’ ya (kardesim benim…). Benzinler alindi, lastik hava basinclari kontrol edildi, odometreler sifirlanip yola cikildi.

Serin bir surusun ardindan Akhisar Ceren Tur tesiskerinde ilk molamizi verdik.


 

 @
 007 - 2005-08-11 12:35

Tostlarimiz yiyip cayimizi ictikten sonra yola devam…

Ikinci molamizi Susurluk Yorsan tesislerinde verdik. Burda dinlenirken rotayi birazcik degistirme karari aldik. Direk Yalova’ dan otabana girmektense Orhangazi’ den Iznik istikametine sapip Pamukova, Goynuk’ den direk Bolu’ ya ara yollardan gitmeyi tercih ettik. Daha sonra Bursa’ ya vardik. Ilk ve son vukuatimizi burda gerceklestirdik. Bursa’ dan Ankara yoluna saptiktan sonra kirmizi isikta takilan Tolga ve Mehmet “Bonus”(her turlu tamir, bakim, kasa ve angarya isler muduru) u saatte 10 ila 15 km hizla yavas yavas giderek bekliyorduk. Mustafa “ninja” Imece (rotayi onceden yaptigi icin yol muduru) onden ben (her turlu goruntu yakalama muduru) de hemen arkasindan gidiyordum. Iki kamyon biri sag seritte, biri sol seritte arkamizdan geldiler, beni gectiler. Tam Mustafa ile ayni hizadayken soldaki kamyon saga kirdi. Sagdaki kamyon da iyice saga kirdi ve Mustafa’ ya dokundu. Zaten yavastik, iyice yavaslayip durduk. Ben Mustafa’ nin yanina gidip “iyi gozukuyorsun herhalde biseyin yok” derken bir de baktik ki Mustafa’ nin sol ayakligin baglandigi yer kirilmis, ayaklik sallaniyor.


 

 @
 008 - 2005-08-11 18:42

Derken Bonus’ la Tolga geldiler. Bonus hemen ayakligin bagli oldugu plakayi yerinden soktu ve argon kaynagi yaptirmamiz gerektigini soyledi. Motorlari 20 metre gerideki benzinciye park edip Mustafa ile Tolga’ yi orada birakip Bonus’ la argon kaynakcisi aramaya gittik. Sora sora Bagdat’ i bulduk. Bir baktim ki Bagdat, Bursa merkez de eski otogarin ordaki meshuuuuuur Uludag Iskender Kebapcisinin arka sokagindaymis. Bonus parcayi kaynattirirken ben de 4 durum ici iskenderleri hazirlattim. Geri donduk, durumleri goturduk, parcayi da taktik ve haziriz. Yola devam…

Bursa’ da biraz vakit kaybettigimiz icin Goynuk’ e girmekten vazgecip Pamukova’ dan yukari devam edip Adapazari’ ndan otobana baglandik. Ozellikle Orhangazi – Adapazari arasi yol inanilmaz sicakti. Devamli mola vermek zorunda kaliyorduk. Daha sonra keyifsiz bir otoban surusu ardindan Bolu’ ya vardik. Hedefimiz Abant Golu’ nde kamp yapmakti. Abant Milli Park girisinden biraz once dere kenarinda mola verdik.


 

 @
 009 - 2005-08-11 18:59

Zaten bu ilk toplu fotodan sonra rica ettigimiz arkadasimiz kareyi super ortaladigi icin bundan sonra Ankara' li arkadaslarimiz Levent ve Murat' dan ogrendigimiz "tripod" adi verilen cihazi kullanmaya karar verdim .


 

 @
 010 - 2005-08-11 20:03

Sucuk ekmekleri ve bir demlik cayimizi goturdukten sonra gol manzarali bir kamp yeri aramaya basladik. Ogrendik ki kampcilar icin ozel bir alan varmis. Guzel bir yer bulup cadirimizi kurdugumuzda saat 20:00 civarlarina gelmisti.
Yerlestikten sonra ormanin arka tarafinda bir koy oldugunu ve orda bir bakkalin bulundugunu ogrendik. Hava kararmisti. Fenerleri yanimiza alip koye dogru yol yuruyerek yola ciktik. Koy yolu “Blair Witch Project” filmini andiriyordu. Kapkaranlik, fenerler haricinde en ufak bir isik yok. Agaclarin, dallarin arasindan ilerleyerek bakkali bulduk sonunda. Bakkal tam da roman daki gibi "sinekli bakkal". Bir amcayla teyze isletiyor. Bakkalda hersey var ama bulmanin imkani yok. Hersey ustuste. Fiyatlar cok yuksek. Neyse aksam ve sabah icin ekmek, domates, peynir, salatalik, sucuk, corba ve 3 u 1 arada alip cadir yerine gidiyoruz. Benzin ocagimiz yaniyor. Yanimiza aldigimiz hazir yemeklerden herkes bir tane seciyor. Benim yanimda olanlar Izmir Kofte, Etli kuru fasulye, Sebzeli Tavuk ve Tonbalik sote. Muzigimizi acip yemeklerimizi yiyoruz. Daha sonra kahveler iciliyor. Bonus’ un Bolu’ da yasayan arkadasi Omer, usenmeden yanimiza geliyor. Gelirken de bira ve cips getirmis. Birer bira ve biraz cipsten sonra yatiyoruz.


 

 @
 011 - 2005-08-12 07:09

2. GUN ( Bolu, Gerede, Cerkes, Ilgaz, Kastamonu, Kure, Inebolu, Abana)

Abant Golu Manzarasi


 

 @
 012 - 2005-08-12 07:19

Sabah uyaniyoruz. Sabahlari yapmamiz gereken cok is oldugunu ilk gun anliyoruz. Kahvalti hazirlanmasi, Cadir toplama, motor yukleme…

Tolga hemen ocagi yakip 3’ u 1 aradalari yapiyor. Daha sonra dun geceden aldigimiz malzemelerle sucuklu yumurta yapma hayallerindeyken beynimizden vuruluyoruz. Sucuklar yok !!!!!!!!!
Her yeri talan ediyoruz ama sucuk ve hazir corbalarin bulundugu torba yok. Delirecegiz. O sucuklar o kadar icimize oturdu ki anlatamam. Hatta bir ara dun gece yanimiza gelen Bonus’ un arkadasi Omer’ den bile suphelendik. Bonus’ a “Omer’ i arayip bir sorsana, acaba yanlislila sucuklari sen almis olabilir misin? desene” dedik . O da “Yuh artik olur mu oyle sey” dedi. Zaten biz de geyik yapiyorduk. Neyse boynumuz bukuk, Bonus’ la Tolga yumurtayi sucuksuz yapiyorlar.


 

 @
 013 - 2005-08-12 14:04

Kahvaltimizi yaptiktan sonra toparlanmaya basliyoruz. Cadir toplaniyor. Esyalar cantalara yerlestiriliyor ve motora baglaniyor. Yola devam…

Ogle yemegi molasini Ilgaz’ da veriyoruz.

Ben 10 gun Nuray’ imsiz ne yapacagim????


 

 @
 014 - 2005-08-12 14:08

Kiremitte alabalik


 

 @
 015 - 2005-08-12 14:55

Yemekleri yedikten sonra Kastamonu’ ya dogru hareket ediyoruz.

Ilgaz Daglari


 

 @
 016 - 2005-08-12 16:48

Kure Daglari


 

 @
 017 - 2005-08-12 16:51

Kure Daglarinda hem fotograf hem de kahve molasi icin duruyoruz.


 

 @
 018 - 2005-08-12 16:52


 

 @
 019 - 2005-08-12 16:55

Tolga ocagimizi hazirliyor ve sular kaynamaya basliyor.
Iste ocagimiz.


 

 @
 020 - 2005-08-12 17:03

Yukaridan bir manzara…


 

 @
 021 - 2005-08-12 17:04

Cengaverler...


 

 @
 022 - 2005-08-12 17:46

Kahvelerimizi ictikten sonra tekrar yola cikiyoruz. Kisa bir sure sonra yine benim gozume bir kare takiliyor, fotograf icin duruyoruz.


 

 @
 023 - 2005-08-12 20:19

Kure Daglarinda komur cikiyor. Bu komuru tasimak icin Inebolu’ ya kadar teleferik hatti dosemisler. Teleferigin karayoluyla cakisan bolumlerine de demirden aglar koymuslar ki teleferikten komur veya tas duserse yola gelmesin.

Abana’ ya variyoruz. Hava karardi kararacak. Bugun asil amacimiz Sinop’ a varabilmekti. Karanlikta yol yapmayi tercih etmedigimiz icin Abana’ da konaklamaya karar veriyoruz. Bu gezide yol olarak en cok bugun keyif aldim. Ozellikle Inebolu – Abana arasindaki yol harikaydi. Asfalt kalitesi superdi. Virajlar zaten harika.

Mustafa gecen sene de Abana’ da kaldigi icin bungalow evleri olan Gunbatimi Otel’ e gitmeyi onerdi. Oteli cok begenmemize ragmen malesef yer yoktu. Yer aramaya devam ettik. En sonunda Abana Tatil Koyunde 4 kisilik bir bungalow bulabildik. Herkes kendini dusa atarken onumuzdeki acik kumsal ve deniz dikkatimi cekti.


 

 @
 024 - 2005-08-12 21:19

Abana’ nin denizi inanilmaz sicak. Karakter olarak da ayni Gumuldur’ un denizi. Tasli kumsal, bir anda derinlesen deniz. Herkes gunun yorgunlugunu dusta attiktan sonra kurumak uzere havlular mayolar camasir iplerine asiliyor.


 

 @
 025 - 2005-08-13 00:11

Daha sonra yemek icin tekrar Gunbatimi Otele gidiyoruz. Guzel bir aksam yemeginden sonra bungalowumuza donuyoruz. Derman’ dan aldigimiz kamerayi tuvaltte sarja takiyorum. O arada nasil yaptiysam bos mini dv kasetlerden birini klozete dusuruyorum.


 

 @
 026 - 2005-08-13 00:11

Sagolsun ismi lazim degil vidanjor arkadaslardan biri ‘huuuuup’ diye onu ordan cekip aliyor.
Bu arada Derman’ in kamera bir calisiyor bir calismiyor . Her acisimizda ‘bismillah’ cekiyoruz. Biraz geyik ve gunun kritiginden sonra uykuya daliyoruz.


 

 @
 027 - 2005-08-13 11:33

3. GUN (Abana, Sinop, Bafra, Samsun, Unye, Fatsa, Ordu, Giresun, Kumbet Yaylasi)

Bu gun cok yol katettik. Evde kalmanin verdigi rahatlikla cabuk hazirlanabildik. Yola erken ciktik. Bu gercekten cok onemli. Yol yapmak istiyorsan erken cikmalisin. Abana’ dan Sinop’ a dogru hareket ettik. Abana – Sinop arasi da cok keyifli bir yoldu. Dedigim gibi ilk hedefimiz 2. gece Sinop Hamsilos’ da kamp yapmakti. Madem kamp yapamadik, en azindan gidip bir gorelim dedik. Hamlilos Turkiye’ nin en kuzey ucu. Daha kuzeyi yok.


 

 @
 028 - 2005-08-13 11:39

Bu arada Bonus yorgunluk atiyor.


 

 @
 029 - 2005-08-13 14:14

Bafra’ da benzin molasi icin durdugumuzda Samsun’ da pide yeme hayalleri kuruyorduk ki benzinlikte outran amca, “Siz deli misiniz ? Samsun’ dan millet buraya pide yemeye geliyor, siz Samsun’ a mi gideceksiniz ?” dedi. Bize isaret ettigi restaurant da hemen benzinligin yanindaki bir yer. Bir daha dur kalk yapmamak adina bu fikir bize cok mantikli geldi. Amcanin israrlarina dayanamadik. Iyiki de lafini dinlemisiz. Pideler enfesti.


 

 @
 030 - 2005-08-13 14:15


 

 @
 031 - 2005-08-13 21:20

Yola devam…

Ilk hedefimiz Fatsa ‘yi gecince Uzun saclinin orda cay icmekti. Bu arada Mustafa devamli anlatiyor. “Bak cok enterasan bir adamdir, istemedigine cay vermez, ona gore.” Benim bir kulagimdan girip oteki kulagimdan cikiyor bu sozler. Izmir’ den kalkip gelmisiz bize cay vermeyecek haa… Neyse vardik uzun saclinin yerine. Mustafa onceden gidip iceri girdi. Biz motor ekipmanlarindan kurtulurken yanimiza geldi ve “Beyler bize cay vermeyecekmis” dedi. Ben gulerek “Cok komiksin Mustafa” edalariyla gidip bir masaya oturdum. Sonra herkes oturdu. Mustafa hepimize bakarak “ Olum gercekten vermeyecek cay” dedi. Ben hala inanmak istemiyorum. Aslinda orada cay icmek cok da bir tarafimda degil de, durmusuz artik ve cay satan bir isletme nasil olur da cay vermez onu anlayamiyorum. Derken uzun saclinin yan masadaki aileyi fircalamasina tanik oldum. “Kardesim burasi turistik dinlenme tesisi degil, burada cay iceceksen 2 saat bekleyeceksin.” Daha sonra “senin taaaa ……… “ ile baslayan kufuru bayagi bir uzatarak motor basina gittigimi hatirliyorum. Gercekten cok sinirlenmistim. Bir tarafi kalkip da kendini birsey sanan insanlardan tiksinmisimdir hep . Ayni olayin Alper, Batu, Aykut ve Mesa’ nin basina gelmesi de bir tesaduf degil. Musterisi yavas yavas azalir herhalde. Gerilen sinrleri gevsetip yola devam…

Giresun’ a variyoruz. Amacimiz Kumbet Yaylasina cikmak. Karadeniz sahil yolu uzerinden Dereli tabelasindan iceri giriyoruz. Biz burdan girdigimizde hava kararmisti bile. Ama az yolumuz kalmisti ve yukari cikacaktik. Yukari dogru tirmanirken hafif guzel bir serinlik basladi. Daha da yukseklere ciktikca sise girdik ve ustumuze cig yagmaya basladi. Gorus iyice azaldi. Kasklarin vizorunu de acip oyle gitmek zoruda kaldik. Yol guzel ama arada cukurlar var ve cok derin. O yuzden hizimizi oldukca dusurduk. Sonunda Kumbet yaylasina varabildik. Kasklarimiz bu haldeydi.

Mustafa’ nin gecen seneden tanidigi kasapda oturup dinlendik. Sirilsiklam olmustuk. Herkesin yuzunden yorgunluk akiyordu. Kasap Okan yoktu, gelmesini bekliyorduk. Bos bos oturmayalim, o gelene kadar biz de gidelim kampimizi kuralim dedik. Karanlikta fenerlerle zar zor bir yer bulduk. Karanlik ve sisde cadirlarimizi kurduk. Daha sonra kasabin oraya geri donduk, et yiyecektik cunku. Fakat kasap malesef kapanmis. “Ehhh hazir yemeklere talim” diyerek yine tuttuk bakkalin yolunu. Aksamlik alisverisimizi yaptiktan sonra cadirlarin basina donduk. Fark ettik ki 20 m. ilerimizde 3 – 5 kisi arabayla gelmisler manzaraya karsi icip Ferdi Tayfur dinliyorlar. Yaptik yemeklerimizi, ictik kahvemizi, yatma vakti geldi. Tam uykuya dalacakken PAT !!! PAT!!! PAT!!! silah sesleri… 20m. otedeki eleman belki 10 – 15 mermi harcadi. Allahtan Lafuma cadir kursun gecirmiyor . Daha sonra gelip bizden ozur diledi. Yaylalarda uyumak da pek keyifli. Hava harika. Gerci ben sifayi kaptim biraz. Burnum akmaya basladi. Uyku tulumu biraz yazlikmis. Gece ve sisli oldugu icin Kumbet’ den bisey anlamadik. Zaten tempolu bir gun oldugu icin hayli yorulmustuk. Kumbet kesfini sabaha biraktik…


 

 @
 032 - 2005-08-14 07:05

4. GUN (Kumbet Yaylasi – Giresun – Tirebolu – Kurtun – Torul – Zigana – Kadirga Yaylasi)

Sabah cok guzel bir yayla havasi ile uyandik. Gunes paril paril parliyordu. Hemen kendimi disari attim ve aldim foto makinemi elime…

Kumbet Yaylasi manzaralari…


 

 @
 033 - 2005-08-14 07:07


 

 @
 034 - 2005-08-14 07:08


 

 @
 035 - 2005-08-14 07:16

Bu inek oglu inek butun gece bogure bogure uyutmadi bizi. Sabah Tolga inceden bir muayene yapti. Meger ayagi takilmis bir yere o yuzden boguruyormus.


 

 @
 036 - 2005-08-14 07:27


 

 @
 037 - 2005-08-14 07:37

Bonus’ um uzanmis cayira…


 

 @
 038 - 2005-08-14 07:54


 

 @
 039 - 2005-08-14 08:24


 

 @
 040 - 2005-08-14 09:01

Foto maratonundan sonra sabah bakkaldan alisveris yapiyoruz. Tolga peynirli yumurtamizi yapiyor.
Cikmadan once cep telefonumla foto cekip Beliz’ e MMS olarak yollamaya calisirken telefonum gezi boyunca bir daha acilmamak uzere kapaniyor. Gezi boyunca arkadaslar sagolsun… Sonra toplanma fasli basliyor.
…ve yola devam.


 

 @
 041 - 2005-08-14 11:53

Kumbet yaylasi cikisinda da guzel manzaralar varmis. Tabii aksam karanlik ve sisten hicbirsey gorememisiz. Yolda tahtadan bir kopru goruyoruz ve foto icin duruyoruz.


 

 @
 042 - 2005-08-14 11:57

Bu arada koprunun girisine taslar koymuslar. Herhalde anlami “Girmeyin, kopru sizi tasimaz cokersiniz” olsa gerek.


 

 @
 043 - 2005-08-14 12:06

Tolga’ nin ikaz etmesiyle yoldaki artik yarik mi denir, yenik mi denir, onun yaninda duruyoruz. Biz dun aksam bu yoldan gectik. Oncu bendim ve boyle birsey gordugumu hatirlamiyorum. Iyiki yasiyoruz. Ama Tolga’ nin dedigine gore dun bunun etrafinda uyari tabelalari varmis.


 

 @
 044 - 2005-08-14 14:29

Tirebolu’ dan saga kivrilip bir sureligine sahil yolunu birakiyoruz. Kurtun – Torul – Macka yapip Trabzon’ dan tekrar sahil yoluna baglanacagiz. Yolda Kurtun Barajinda foto icin duruyoruz. Burdan sonra amacimiz Izmir’ de Mustafa ile planladigimiz Karaca Magarasini gezmek.


 

 @
 045 - 2005-08-14 14:30


 

 @
 046 - 2005-08-14 14:31


 

 @
 047 - 2005-08-14 18:39

Karaca Magarasinin yolu su gezi icinde en bunaldigim yoldu. Birden inanilmaz kavurucu bir sicak basladi. Aninda iklim degisti. Buralarda foto yok. Ulkemizin doga harikalarina duyarli vatandaslar olarak biz magarada foto cekmemeye karar verdik . Saka bir yana. Alper’ in dedigi dogru. Gorevliler kas yapalim derken goz cikartiyorlar. Iceride foto cekmek yasak. Gerekcesi flas. Fakat icerisini aydinlatmak icin kullanilan projektorleri gorseniz inanamazsiniz. Ortada buyuk bir celiski var. Magaradan sonra tekrar Torul’ a iniyoruz ve Zigana’ ya dogru yol aliyoruz. Amacimiz Zigana Kayak Merkezinin oralarda bir yerlerde kamp kurmak. Zigana gecidinden gectikten sonra 5 – 10 dakika sonra kayak merkezine variyoruz. Bu kadar cabuk varmak bizi biraz sasirtiyor ve kesmiyor. Daha yukarilara cikmaliydik. Yerel halkla konusuyor ve cooook yukarida Kadirga adinda bir yayla oldugunu ogreniyoruz. Hedef Kadirga. Simdi foto senligine gecmeden birkac sey soylemek istiyorum. Zigana Kayak Merkezi ile Kadirga Yaylasi arasindaki yol su ana kadar fotografik malzeme bazinda gordugum en zengin yoldu. Resmen deliye dondum. Bir yandan tasli toprakli bozuk yolla mucadele edip, bir yandan sicaga ve les gibi terlemeye aldirmayip, Kadirga’ ya ne zaman variriz, hava kararir mi bilmeden her 10 metrede bir durup tekrar kaski cikarip depo ustu cantadan foto makinesini cikarip foto cekiyordum. Nerde oldugumuz, ne yaptigimiz hic umurumda degildi. O yol fotografcilar icin Kabe gibi bir yerdi. Sans da bizden yanaydi ve isik tam olmasi gereken gibiydi.


 

 @
 048 - 2005-08-14 18:41

Orda buldugumuz hemserimizle biraz sohbet ediyoruz.


 

 @
 049 - 2005-08-14 18:42

Kadirga Yaylasi yol manzaralari…


 

 @
 050 - 2005-08-14 18:43


 

 @
 051 - 2005-08-14 18:46


 

 @
 052 - 2005-08-14 18:52


 

 @
 053 - 2005-08-14 18:53


 

 @
 054 - 2005-08-14 18:57


 

 @
 055 - 2005-08-14 18:58


 

 @
 056 - 2005-08-14 18:59


 

 @
 057 - 2005-08-14 19:08


 

 @
 058 - 2005-08-14 19:19


 

 @
 059 - 2005-08-14 19:19

Bu arada gordugunuz uzere gunes batmak uzere. Biz hala bu berbat yol ne kadar surecek Kadirga’ ya ne zaman varacagiz bilmiyoruz. Aslinda acele edip bir an once yerimize varip cadir kurmamiz gerekiyor. Ama manzaralar izin vermiyor. Resmen buyuleniyoruz, hicbirsey umurumuzda degil. Devamli kaybolup duruyoruz. Cunku yollar devamli catallasiyor ve yollarin kalitesi hep ayni. Ayrilan yollardan biri daha ince ve bozuk olsa direk otekini sececegiz ama iki yol da birbirinin kopyasi. Boyle durumlarda 10 dakika “coban bekleme molasi” veriyorduk. Cunku cobanlardan baska kimse yok oralarda. O da sansliysaniz geciyor.

Manzaralara ve gidilen yol fotolarina devam…


 

 @
 060 - 2005-08-14 19:20


 

 @
 061 - 2005-08-14 19:21


 

 @
 062 - 2005-08-14 19:23


 

 @
 063 - 2005-08-14 20:14

…ve Kadirga’ ya variyoruz.

Iyice sis basiyor. Ruzgar da var. Bu yaylalarda genelde bakkalin bulundugu yer meydan gibi oluyor. Biz de meydana cekiyoruz motorlari. Kadirga bombos, cok az insan var. Cadir kuracak guzel bir yer gozumuze carpmiyor. Bakkalin onundeki amca 5 km. Ilerideki Eskala Yaylasinda aksam eglence oldugunu herkesin oraya gidecegini soyluyor. Dusunun 5 km. Nedir ki ? Ama biz bu fikirden vazgeciyoruz. Cunku o yollarda 5 km., Asfaltta 100 km. ye bedel. Ayrica hava kararmis, biz bitmisiz. Eglence sirasinda kaza kursununa gitme riskimizin de oldugunu soyluyorlar . Cunku orada eglence silah atmak. Neyse daha fazla gidemeyecegimizi anliyoruz. Sonucta sis de basti manzara da goremiyoruz. Sis yuzunden guzel cadir yeri de bakamiyoruz. Genc bir cocuk otelleri oldugunu soyluyor, beraber bakmaya gidiyoruz. Otel fikri cok sicak geliyor bize. ‘Otel’ kelimesi aslinda bu yerin kelimesi degil. Kiralik betonarme oda desek daha dogru olacak. Iceri girdiginiz an tuvalet kokusu icinize isliyor. Dort duvar icinde 4 adet demir yatak ve ustunde birer dosek. Bizim suratlar dusuyor. Parasini sordugumuzda genc bize kisi basi 20 YTL diyor . Hep beraber guzel bir kahkaha atiyoruz. Bu arada Kadirga’ da orada bizden baska kalma ihtimali olan yok cunku insan yok. “Olum buraya en fazla adam basi 5 YTL veririz” diyorum. Bu arada gercekten orada kalmak isteyecegimizden de emin degilim. “Yok abi bos kalsin o zaman” diyor cocuk. Nasil olsa cadirlarimiz var diyerek oradan ayriliyoruz. Daha sonra bakkalin orda insanlara cadir yeri sorarken otelci cocugun babasi geliyor ve “Para onemli degil tabiiki kalabilirsiniz.” diyor ama biz gercekten de orada kalmak istemiyorduk. Tolga ile cadir yeri arayisina cikiyoruz. Kimi diyor “Cok kurt iner buraya aksam.” Kimi Kalesnikof’ u cekip “Hoop nereye biraderler” diyor. Nereye geldigimizi sasirdik. En sonunda bir yer bulup kurduk cadirlari. Eeee hardcore gezi istiyorduk yaaa. Al sana hardcore. Menude yine hazir yemek ve kahve var. Erkenden yatiyoruz, bitmisiz.


 

 @
 064 - 2005-08-15 10:04

5. GUN (Kadirga Yaylasi – Zigana – Macka – Trabzon – Uzungol)

Gozlerimizi Kadirga’ da aciyoruz. Bu sabah yumurta yemekten vazgecip Macka’ da kahvalti etmeye karar veriyoruz . Dun gece cadir yeri ararken Bonus’ a Kalasnikof’ unu gosteren arkadas megerse kamp kurdugumuz yerin arkasinda kiraathane isleten “Bahce” Ali’ ymis. Bahce Ali bize cay ikram ediyor. Caylarimizi icip Bahce Ali ve arkadaslari arasindaki geyigi dinleyip guluyoruz.
Cadirlar toplaniyor. Yayla yollarinin en kotu tarafi hep geldiginiz yoldan donmek zorundasiniz. Dunku o yol gozumuzde cok buyuyor.
Kadirga’ ya veda ediyoruz. Aslinda Kadirga gorsel olarak cok da etkileyici bir yer degil. Suclu : Rakim
Belli bir rakimdan sonra agac yetismiyor. Haliyle kel bir goruntu oluyor. Bu arada devamli yuksek rakimli yerlere cikip indigimizden aramizda bir geyik doguyor. Herseyin suclusu “rakim”.

Bonus: Ya olum otelde yer yokmus.
Tolga: Rakimdandir.

Mustafa: Ya benim eldivenler neredeydi ? Kaybettim galiba…
Meto: Rakimdandir.

Dun bize o nefis manzaralari veren yoldan Zigana’ ya geri donuyoruz.


 

 @
 065 - 2005-08-15 10:16

Yine kayboluyoruz.


 

 @
 066 - 2005-08-15 10:17


 

 @
 067 - 2005-08-15 10:50

Yine kayboluyoruz.


 

 @
 068 - 2005-08-15 12:54

En sonunda Navigator Bonus bizi bir sekilde dogru yola cikariyor.

Izmir’ den beri en cok bekledigim yerlerden biri Sumela Manastiri. Zigana’ dan sonra Macka’ ya dogru surup Meryemana Vadisi ndeki Sumela Manastiri na gidecegiz.

Sabah yumurta yemedigimiz icin karnimiz zil caliyor. Sumela Manastirina tirmanmadan once asagidaki restaurant da yemek yiyoruz.


 

 @
 069 - 2005-08-15 13:31

Karnimizi doyurduktan sonra basliyoruz tirmanmaya. Arada durup foto molasi veriyoruz.
Sumela Manastiri nin yolu cok etkileyici. Sanki -hic gormesem de- Tibet’ de bir manastira cikiyormusum havasi uyandiriyor bende. Inanilmaz bir nem var, sanki atmosfer buyuk bir fiskiye, ince ince suluyor heryeri. Heryerden fiskiran yesile sasirmiyor insan bu tabloyu gorunce.


 

 @
 070 - 2005-08-15 13:31


 

 @
 071 - 2005-08-15 13:57

Sumela Manastiri o kadar dik bir kayaliga insa edilmis ki insan nasil yapildigina akil erdiremiyor.

Manastir yolu…


 

 @
 072 - 2005-08-15 13:58


 

 @
 073 - 2005-08-15 13:59


 

 @
 074 - 2005-08-15 14:05

Sumela Manastirinin tarihini buradan okuyabilirsiniz.


 

 @
 075 - 2005-08-15 14:19

Duvarlardaki fresk ornekleri


 

 @
 076 - 2005-08-15 14:20


 

 @
 077 - 2005-08-15 14:22


 

 @
 078 - 2005-08-15 14:29

Sumela manastirinda restorasyon calismalari devam ediyordu. Her yerde tahtadan iskeleler…
Manastir 1980 civarlarinda koruma altina alinmis. Nasil bu kadar gecikildigine inanamiyoruz. Bu arada giden gitmis tabiiki de. Gorevli duvarlardaki “Of’ lu Hasan” tarzi yazilarin da bu donemden once yazildigini soyluyor.

Amerikan Hava Kuvvetlerinden Antonio Hudson adli vatandas da 1965’ de bu freskdeki suratlari goturmus.


 

 @
 079 - 2005-08-15 14:37

Su kemeri

Sumela Manastirini gezdikten sonra hedef Uzungol. Kamp yeri bulmak icin Uzungol’ u biraz daha geciyoruz. Buldugumuz yemyesil ve sakin bir alana kampimizi kuruyoruz. Gezi boyunca en korktugum sey basima geliyor. 5 gundur bana durmadan hizmet eden foto makimamin pili bitiyor .
Uzun yollar yaptigimiz diger gunlere nazaran bugun 200 km civarinda yol yapsak da cok yoruluyoruz. Hazir yemeklerimizi yedikten sonra uykuya daliyoruz.


 

 @
 080 - 2005-08-16 12:13

6. GUN (Uzungol – Of – Rize – Cayeli – Ardesen – Camlihemsin – Ayder Yaylasi)

Sabah uyaniyoruz. Benim ilk amacim ne olursa olsun bir sekilde foto makinasinin pilini sarj edebilmek. Kampda bu isin olmayacagi cok acik. Apar topar hazirlandiktan sonra Uzungol’ e gidiyoruz. Kahvalti ettigimiz yerde ayni zamanda makinayi sarj ediyorum.

Uzungol


 

 @
 081 - 2005-08-16 12:14


 

 @
 082 - 2005-08-16 12:26


 

 @
 083 - 2005-08-16 16:49

Uzungol’ den sonra amacimiz yola devam edip Ayder’ in yukarisinda olan Yukari Kavrun Yaylasina varabilmek.

Firtina Vadisi icindeki Camlihemsin’ de yer alan Firtina deresi
Derede rafting de yapilabiliyor. 


 

 @
 084 - 2005-08-16 17:10


 

 @
 085 - 2005-08-16 17:38


 

 @
 086 - 2005-08-16 18:20


 

 @
 087 - 2005-08-16 18:22

Firtina Vadisi benim en cok etkilendigim yerlerden biri. Yolda giderken heryerden sular akiyor. Yesil ormanlarin arasindan kendine yol bulmus sular ufak selale kivaminda yol kenarlarina akiyor. Bir sure sonra Ayder Yaylasina variyoruz. Ayder fazlasiyla turistik oldugu icin Izmir’ de Yukari Kavrun’ a cikmaya karar vermistik. Yine hava kararma tehlikesi vardi, yolu bilmiyorduk. Ama Kadirga macerasini sag salim atlatmistik ve kendimize guveniyorduk .

Basladik tirmanmaya…

Derenin ustundeki bu tahta koprude foto molasi verdik.


 

 @
 088 - 2005-08-16 18:27

Yine sis basladi ve yol berbat. Ustumuz yavas yavas sirilsiklam olma kivamina geliyor.


 

 @
 089 - 2005-08-16 18:29


 

 @
 090 - 2005-08-16 18:45

Yollar iyice kotulesmeye, gorus mesafesi kisalmaya basladi. Buyuk buyuk tasli kivrimli ve yokus yukari bir yol. Zaten herkes birkac defa askida kalip motoru yatirma tehlikesi gecirmis. Bizim motorlar da kros degil ki kardesim bir yatirdik mi en 2.500 YTL yapisir. Canta demirleri kirilir, gezinin devaminda o cantalari nereye koyacagiz ? Tam bir rezalet olur. Kafamizda bu dusuncelerle nihayet Asagi Kavrun’ a vardik.


 

 @
 091 - 2005-08-16 18:46


 

 @
 092 - 2005-08-16 18:52

Vardigimizda kaskin icine kadar sirilsiklam, yol sartlarindan kendimizi sikmaktan kasilmis bir haldeydik. Allahtan ben foto cekerek kendimi oyaliyor, ne kadar b.ktan bir durumda oldugumuzu kafama takmiyordum. Durum analizi yapiyorduk. Iki secenegimiz vardi. Ya bilinmeze dogru devam edip Yukari Kavrun’ a ulasacaktik. Ya da geri donup Ayder’ de sicak bir otelde geceyi gecirecektik. Yukari Kavrun’ da kampi sisde kuracaktik ve zaten islak olan kiyafetlerimiz sabaha kurumayacakti. Yolun devamini daha da kotulesecek gibi duruyordu. …ve aramizda su konusma gecmeye basladi:

Mustafa: Beyler biz bu isin b.kunu cikardik artik. Macera dedik ama biraz abarttik.
Mustafa: Ben su anda resmen tirsiyorum.
Tolga: Peki ne yapiyoruz. Yukari mi geri mi ?
Meto: Geri gidelim olum. Zaten zebil olduk.
Bonus: Bence de geri donelim.
Mustafa: Ya manyak misiniz ? Ben bu yolu hayatta geri donemem su anda. Hava karardi. Sis var. Ayrica inis daha zor. Yukari cikicaz.
Meto: E ara bakalim yukarisini nasilmis durum ?

Mustafa cepe sariliyor ama cekmiyor.

Meto: Ya Mustafa bak tel de cekmiyor. Donecegiz baska care yok.
Bonus, Tolga: Evet donelim hem sabahtan uyanir kaplicaya gideriz.
Mustafa (moral sifir bir sekilde): Eeee burda tek basima kalacak halim yok herhalde. Donecegiz mecburen.
deyip “bismillah” cekip dereli tasli yollara giriyor.


 

 @
 093 - 2005-08-16 18:52


 

 @
 094 - 2005-08-16 21:16

Alper’ im ne dersin hakeder mi bu yol senin CL’ nin anahtarini ????

Bu tarz yollardan guc bela Ayder’ e iniyoruz. Bu arada komik gelecek belki ama bahsettigimiz bu yol topu topu 6 km. Ama yukarida gordugunuz sekilde.

Ayder’ e varinca hemen otel arama isine girisiyoruz. Bu arada motorlarin bir taraflarini kirmadigimiz icin hepimiz mutluluktan ucar durumdayiz. Kesinlikle otel bulamiyoruz. Heryer dolu. 45 dakikalik arayistan sonra iste Caglayan Otel.


 

 @
 095 - 2005-08-16 21:17

Ayder’ de binalar ahsap olmak zorunda. Fakat binalarin cogunluguna baktiginiz zaman beton sivalarin ustune kalaslari cakmislar. Olmus size ahsap ev. Caglayan Otel gercek bir ahsap ev. Hereri catir cutur ses cikartiyor.

Koridora ayakkabilarinizi cikartip giriyorsunuz.


 

 @
 096 - 2005-08-16 21:18


 

 @
 097 - 2005-08-16 21:20

Otelin sahibi teyze


 

 @
 098 - 2005-08-16 21:20


 

 @
 099 - 2005-08-16 23:07

Otelde dus yok. Zaten sabah hamama gidecegiz. Kiyafetlerimizi degistirdikten sonra ogreniyoruz ki Nazli Cicek adli bir restoranda Horon oynaniyormus. Restorani buluyoruz ve masamiza yerlesiyoruz. Yemegimizi yedikten sonra basliyoruz horonu beklemeye. 22:30 civarlarinda tulumun sesi basliyor. Restoran biraz buyuk. Masalarin arasinda buyuk oval bir bosluk var. Tulumcu calarak o boslugu geziyor.


 

 @
 100 - 2005-08-16 23:19

Daha sonra gencinden yaslisina herkes kalkiyor ve horon basliyor.


 

 @
 101 - 2005-08-16 23:21


 

 @
 102 - 2005-08-17 00:00

Horonu izlerken sahneye cikmak icin Tolga ile bileniyoruz ama ahengi bozmak istemiyoruz. Cok kalabalik bir horon oluyor ve herkes figurleri hic sasirmadan yapiyor. O uyumun icinde en ufan bir catlak ses hemen belli olur diyerek biraz daha gozlem diyoruz.
Tolga iyice izliyor, izliyor ve tamam ben bu isi kaptim dedigi an horon malesef bitiyor .

Restorandan cikista alabalik havuzu var. Tolga baliklari muayene ediyor .


 

 @
 103 - 2005-08-17 00:00


 

 @
 104 - 2005-08-17 00:02

Daha sonra o bolgenin unlu sanatcisi Meryem Colak ile sohbet ediyoruz. Tolga ertesi gun Meryem Colak’ in cd sini aldi. Isteyen varsa cogaltip verebiliriz .

Daha sonra otelimize donduk. Tolga ve Mustafa’ nin odasinda biraz muhabbet ettik. Bu arada ses gitmesin diye odanin kapisini kapayacagim. Bakiyorum bakiyorum kapayacak bir kilit yok. En sonunda fark ettim ki odanin kapisi dikis ipi kalinliginda bir iple baglaniyor .

Guzel bir uyku cekiyoruz…


 

 @
 105 - 2005-08-17 09:47

7. GUN (Ayder Yaylasi – Ardesen – Findikli – Arhavi - Hopa – Sarp – Hopa)

Otelde kahvalti olmadigi halde bizim icin ozel kahvalti hazirliyorlar.
Kahvaltidan sonra hemen mayolarimizi giyip havularimizi alip hamama gidiyoruz.


 

 @
 106 - 2005-08-17 12:05

Bonus’ un Mustafa’ ya yaptigi kese unutulmazdi. Mustafa’ nin yattigi mermer tasinin heryeri kopuk ve sabun oldugundan Bonus’ un her “SAAP” “SAAAP” diye vurusunda Mustafa mermerden kayip dusme tehlikesi geciriyordu.

Otelimize izimizi birakiyoruz.


 

 @
 107 - 2005-08-17 13:06

Dun cikamadigimiz –ilk defa pes ettigimiz- Yukari Kavron Yaylasina bugun cikmayi planliyoruz, ama motorla degil. Yukari dolmuslar cikiyor. Aslinda icimizden gecen soyle bize ait bize tahsis edilmis bir jeep. Dolmus beklerken yaninda “rent car” yazan eski model bir Land Rover bize dogru geliyor. Apar topar durdurup durumu anlatiyoruz. Sofor Emin abi “Olmaz” diyor. Dolmuscular bu tip olaylara iyi bakmiyorlarmis. “Bir laf ederler, altindan kalkamam” diyerek, “Gidemem” diyor.
Emin abiyi kacirmak istemiyoruz. Mustafa, Emin abiyi de alarak dolmuscularin yanina gidiyor. Bizim fotografci oldugumuzu, yolda 20 kere foto icin duracagimizi, dolmusla bunun mumkun olamayacagini anlatiyor. En sonunda anlasiyoruz. Hesabimiza gore hepimizin dolmusla yukari cikip inmesi 60 YTL tutarken, ozel Land Rover jeep imizi 80 YTL ye kiraliyoruz.


 

 @
 108 - 2005-08-17 13:07


 

 @
 109 - 2005-08-17 13:09

Hakatten de devamli yolda durup foto cekiyoruz.


 

 @
 110 - 2005-08-17 13:11

Bu arada bazi kareler icin de durmuyoruz. Bu kareleri ben govdem yan camdan cikmis vaziyette, kafam –yol yuzunden- bir saga bir sola carparak cekiyorum.


 

 @
 111 - 2005-08-17 13:24


 

 @
 112 - 2005-08-17 13:25


 

 @
 113 - 2005-08-17 13:26


 

 @
 114 - 2005-08-17 13:29


 

 @
 115 - 2005-08-17 13:32


 

 @
 116 - 2005-08-17 13:33

Dun gelip de yogun tartismalar soncu geri donmeye karar verdigimiz noktaya ulasiyoruz. Asagi Kavron’ da bir terk edilmislik havasi var. Zaten ev populasyonu bu kadar.


 

 @
 117 - 2005-08-17 13:34

Yolda ilerlerken bir de bakiyoruz yolun ortasinda bozulmus bir kamyon. “Hay allah diyoruz. Yukari Kavron’ u gormek nasip olmayacak galiba.” Hersey super, jeep imizi ayarlamisiz, hava super. Simdi bu bozuk kamyon yuzunden geri donersek tam cokuntu olur . Kamyon soforu gelip “16 anahtar var mi?” diye soruyor. Malesef bizde olmadigini anliyoruz. Bu arada arkaya da birkac araba birikiyor. Tolga “Ben inceden yuruyorum, siz olunca gelirsiniz.” deyip basliyor tirmanmaya. Eski gunlerini hatirladi galiba. 10 – 15 dakikalik bekleyisten sonra yolumuz aciliyor. Tolga bayagi mesafe katetmis. Onu da jeep e alip yola devam…


 

 @
 118 - 2005-08-17 14:08


 

 @
 119 - 2005-08-17 14:11


 

 @
 120 - 2005-08-17 14:13

Bonus ve Emin abi


 

 @
 121 - 2005-08-17 14:15

Kackar Daglarinin zirvesine yakiniz. Kavron’ dan daha ileride Okuz cayiri denilen yer var. Onun da yukarisinda buzullar. Tabi oralara tek ulasim araci tabanway. Tolga teklif ediyor ama “Nerdeee bizde o ciger ” diyoruz. Yolda kesin oluruz cunku.


 

 @
 122 - 2005-08-17 14:17


 

 @
 123 - 2005-08-17 14:46

Bonus Yukari Kavron’ da da gorev basinda


 

 @
 124 - 2005-08-17 14:49

Daha sonra ogle yemegi icin mihlama yiyoruz.


 

 @
 125 - 2005-08-17 15:19


 

 @
 126 - 2005-08-17 15:36

Mihlama ozel peynir ve misir unundan yapiliyor. Son ve en onemli malzeme de gordugunuz uzere tereyagi. Yaklasik 2 cm kalinliginda tereyagi tabakasi var . Mihlama inanilmaz lezzetliydi. Bonus’ la Mustafa kalp krizi gecirecegiz diyerek mihlamalari yarin biraktilar .

Emin abi nin bizden sonra isi var. Oraya gec kalmamasi gerektigini daha once bize soylemisti. O yuzden artik donuse geciyoruz.

Donerken Asagi Kavron’ da lokal teyzeleri cekmek icin durdum.

Meto: Teyzeler merhaba
Lokal teyzeler: merhaba merhaba
Meto: Teyzecim bir fotografinizi cekebilir miyim ?
Lokal teyzeler: Ne oooole herkes fotograf fotograf !! Naaapacan fotografi ?

Gulerek fotografi cektim ve tesekkur ederek ordan ayrildim.


 

 @
 127 - 2005-08-17 15:43

Donus yolu yine sisli


 

 @
 128 - 2005-08-17 16:07

Ayder’ e inmeden once sagda ki yesillikte insanlar horon oynuyor. Biz olsak mangal yakar top oynardik.


 

 @
 129 - 2005-08-17 17:15

Emin abi bizi otelimizin onunde indiriyor. Kendisine cok tesekkur edip vedalasiyoruz. Kavron’ a cikmadan esyalarimizi hazirlamistik, o yuzden fazla oyalanmadan yola koyuluyoruz.

Yolda bu teyzelerden cok gorduk. Her seferinde “Tuh bak yine kacirdim, cekemedim fotosunu” deyip deyip dovundum. Onlari her gordugumde "vayy bee" diyordum. Kac yasinda teyze sirtinda o kadar yukle kilometrelerce yuruyor. Bu sefer kafaya koydum teyzeyi gectikten 10 – 15 metre sonra saga cektim. Hemen depo ustunden makinayi cikarip deklansore bastim. Tabi teyze fark edip bana firca atmaya basladi .

Teyze: Neeeeeee cekiyon fotograf ?
Meto: Yok teyze seni cekmiyorum ben, agaclari cekiyorum.


 

 @
 130 - 2005-08-17 17:22

Camlihemsin’ de gecen sene buyuk bir kaya erezyonu olmus ve gordugunuz bu kaya tek parca olarak dusmus.
Yer sarsilmis. Aslinda parca daha buyukmus ama yola gelen kisimlarini traslamislar.


 

 @
 131 - 2005-08-17 19:29

Artik Sarp’ a gitme zamani gelmisti. Yolculugun resmen bitis noktasi Sarp’ ti. Ilk 2 – 3 gun hizli ve tempolu yol yapip son 2 – 3 gun Sarp’ a 200 – 300 km mesafede gezdik hep.

Hedefimiz Sarp’ dan sonra Artvin’ e inip oradan Erzurum, Sivas, Ankara uzerinden gelmekti. Fakat Rize’ de Alper’ le konustuktan sonra yollarin berbat oldugu haberini aldik. Yeterince bozuk yola girmistik zaten. Ayni yoldan geri donme karari aldik.

Sarp’ a varmadan hemen once Hopa’ dan gecerken sol tarafta deniz kenarinda buyuk bir kamping gorduk ve donuste burada kalalim dedik.

Veee Sarp…
Sarp’ a varmak cok garipti. Son 7 gundur yol yapiyorduk ve hep doguya gidiyorduk. Ama bir anda yol bitti. Garip bir psikoloji. Artik geri donmek zorunda oldugumuzu anladik ve bir anda donus yolu moduna girildi.

Fotomuzu cektikten sonra az once Hopa’ da gordugumuz kamping e gittik. Tolga ile Mustafa yetkiliyle konusmaya gitti. Adamin bir kamp yeri icin sacma sapan istekleri yuzunden vazgectik ve bir otel aramaya basladik. Neyse bir otel bulduk ve motorlari park ettik. Motorlardan indik ve bomba haber haber Tolga’ dan geldi. “Free bag im yok.”
“Alaaaah s.ctik!!” dedim kendi kendime. Hemen Tolga ile motorlara atlayip geri donduk. Biraz once durdugumuz kamping e gider gitmez jandarma cantayi bize uzatti. Ohhh o kadar rahatladik anlatamam. Otele donduk. Aksam yemegimizi yedik, biraz sohbet ve uyku vakti…

8. 9. ve 10. gun (Hopa – Rize – Trabzon – Giresun – Ordu – Samsun – Corum – Ankara – Izmir)

Sabah Hopa’ da uyandigimizda artik tamamen donus moduna gecmistik. Bundan sonraki 3 gunumuz yol agirlikli gececekti. Malesef bundan sonra hem ayni yerlerden gececegimiz icin hem de pek enterasan birseyler olmadigi icin dogru duzgun fotograf cekmedik. Bugun cok yol yapmayi planliyorduk fakat herkesin ustunde inanilmaz bir rehavet var. Molalari cok siklastirmaya basladik. Samsun’ a variriz diyorduk ama Giresun’ a vardigimizda daha fazla kasmayalim dedik ve burada kalmaya karar verdik. Yine Kumbet Yaylasi yoluna girip 3 – 5 km gittikten sonra bir kamp yeri arayalim dedik ama bulamadik. Daha yukarilara cikmak gerekiyordu. Bu sefer vakit kaybi olacakti. O yuzden yine sehire girdik ve otel ayarladik. TIBOR’ da –Giresun Ticaret Odasi tarzi bir yer- cok guzel bir aksam yemegi yedik. Daha sonra otele donduk ve hemen sizmisiz.

9. gun cok guzel yol yaptik. Giresun’ dan ciktik ve 19:45 gibi Ankara’ daydik. Samsun’ da ogle yemegi yerken Ankara’ li arkadaslardan Mustafa “Rain Shower” Alibasoglu ile konustuk, bulusmak icin saat ve yer kararlastirdik. Tolga bizi guc bela bulusma yerine goturdu. Mustafa ile bulustuktan sonra takildik onun pesine. Bizi yanlis hatirlamiyorsam TIV diye bir yere goturdu. Biz muhabbet ederken Serkan “Kartal” Kazanc, Caglayan “Tamirci” Ataman ve kiz arkadasi Esra geldiler. Muhabbet daha da koyulasti. Daha sonra sucuk ekmekler yendi, birkac bira icildi. Hem 4 gecedir falan kamp yapamadigimizdan hem de Ankara’ da kamp yapma fikri ilginc oldugundan kamp yapmak istiyorduk. Arkadaslar yogun ugras ve telefon trafigi sonucunda bir yerler buldular ama daha fazla kasmayalim madem diyerek yine tuttuk otelin yolunu. Otelimize kadar bizi goturdukten sonra kapinin onunde Ankara’ li arkadaslarla vedalasip ayrildik. Arkadaslar hepinize ilginiz, alakaniz, yardiminiz, hos sohbetiniz icin cok tesekkurler.

10. gun Ankara’ da uyandik ve artik icimde garip bir duygu vardi. Yol bitiyordu, surada kala kala 580 km kalmisti. Zaten Samsun’ dan sonra Karadeniz havasindan cikmistik. Ayni zamanda da artik sevdiklerimizi ozlemistik ve bir an once donmek istiyorduk. Afyon Ikbal tesislerinde bir mola, ardindan Kula’ da bir mola ve Izmir…..

Evimin garajina geldigimde odometre 4.095 diyordu. Garajda kaskimi cikarirken film karesi gibi su son 10 gun gecti aklimdan. Gidilen yollar, tanisilan insanlar, kamp yapilan yerler, doga, guzellikler… En ama en onemlisi de sag salim gelmistik. Hicbirimizde bir ariza bile olmamisti. Motordan cikan esyalari eve tasiyana kadar canim cikti ve motoruma ozur diler gibi baktim.

Tolga, kamp ve outdoor konusundaki tecruben ve bize ogrettiklerin, gezi boyunca discovery channel tadindaki bilgilendirmelerin ve uyumun icin,

Bonus, ingiliz anahtari gibi her isin adami oldugun, guler yuzunu kaybetmedigin ve uyumun icin,

Mustafa, yol ile ilgili bilgilendirmelerin ve yonlendirmelerin ve uyumun icin

TESEKKUR EDERIM…

Siz olmasaniz belki de bu gezide yaptigim cogu seyi yapamazdim.

 







Yayınlanış Tarihi Aug 24 2005, 12:42 AM Yayınlayan Metin SARUHANLI

Yorumlar

 

Tolga Maxilla Dediki :

Gene olsa gene giderim.Yollar harika ,Karadeniz insanı zaten harika :)  Ozellikle trabzon sonrasinda daha fazla yayla ile gezi pekiştirilebilir..Birde Sarpa kadar gitmişken sınırı geçmemek olmadı...Darısı bidahakine ...Anlatımın için ve üşenmeyip çektiğin fotolar için teşekkürler Meto..

February 8, 2008 2:52 PM
 

Resat ARBAS Dediki :

Simdiye degin okudugum Karadeniz raporlari icinde en ayagi yere basan, net, guzel ve bilgi dolu olandi. Cok guzel aktarmissin, tesekkurler.

Okuduktan sonra "iyi artik, ben gitmesem de olur" kanaatine kapildim.

Sizlerle burada bulusutuguma da cok sevindim. SE daki arkadaslara selamlar.

July 18, 2008 7:41 PM
 

Serkan Ozdemir Dediki :

Merhabalar,

Gezinizin Samsundan sonraki bolumlerini ezbere biliyorum( bir kac yil orada gorev yapmi$tim) ve Dereli-Giresun sapagina donduk bolumunu okur okumaz "eyvah" dedim bu makinelerle o dar, cukurlu, i$iksiz, ve dahasi her daim kaygan yayla yolu aklima geldi....Raporunuzu hizla okudum ve uzucu bir kaza olmamasina cok sevindim...Hele o yolu gece almak cok buyuk risk....Ama tekerlenizin duz basmasina sevindim....

July 24, 2008 12:53 AM
 

Harun ERGUL Dediki :

Arkadaşlar, öncelikle bu rotayı o makinalarla yapmanızdan dolayı bravo diyorum.Ben aynı rotayı GS ile yapmama rağmen oldukça zorlanmıştım.Çok güzel bir rapor olmuş.Ayağınıza, tekerinize sağlık.

November 16, 2008 6:06 PM
 

Turgay Sevinc Dediki :

Çok güzel ve eğlenceli bir rapor olmuş , ben de karadeniz için en azından ağır enduro/rally turing bir makineden başkası olmaz derdim ama gördüm ki iş daha çok kullananda..

Çok eğlenerek okudum teşekkürler .

September 5, 2009 5:08 PM
 

salih Dediki :

Cok guzel..........................................

October 25, 2009 4:29 AM
 

TUFAN ZORLUCAN Dediki :

keyifli bie gezi olmus,paylasim icin tesekkurler.

June 27, 2011 1:11 AM
 

lokman yasar Dediki :

Aynı şekilde Fazer gezisi düşünüyorum ama...?  bize yol gösterici oldu geziniz .teşekkürler

April 20, 2013 6:16 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About Metin SARUHANLI

Motorla 98 senesinde tanistim. Ilk motorum Honda Magna idi. Ilk motor icin biraz hircin biliyorum. Daha sonra bir sure ara vermek zorunda kaldim. Donusum Suzuki Bandit S ile oldu. 2005 ortalarinda Rahmi Barutcu ile yol egitimine katildim. 2006 Nisan da su anki motorum olan FZ1' e gectim. 32.000km dir beraberiz. Senede 27.000km civari yol yapma firsatim oluyor. Motoru aldiktan sonra Jon Taylor' la 2 gunluk bir ARA yol egitimine daha katildim.
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x