in

Bu Günlük

Hızlı aktarma


Osman Melikoglu

Osman MELIKOGLU


  •   Adana-Antalya-Fethiye-Bodrum 2850 Km

    Sat, May 31 2008 13:38
    7,654 Okundu  

     

    Gidiş-dönüş güzergahımız bu şekilde...


     

     @
     001 - 2008-05-10 10:36

    Km kaydımız...


     

     @
     002 - 2008-05-10 10:36

    Demir atımız bu şekilde tam yüklü ve maceraya hazır...


     

     @
     003 - 2008-05-10 14:22

    1 aydır yapmış olduğum hazırlıktan sonra, sabah motorumuzu yüklüyoruz. Yapmış olduğum checkliste göre tek tek kontrol ediyorum koyduklarımı ve eksiklikleri. Yola çıkacağımız gün hava gayet güzeldi, Adana 27 derece idi, hava durumuna baktım, 1 hafta yağmur falan görünmüyor… Tedbiren goretex içliklerimizi de nolur nolmaz diye alıyoruz (ne kadar isabetli davrandığımız sonra anlayacağız)… 1 hafta boyunca hem yazı hem de ciddi kışı yaşayacağımı bilseydim, biraz da uzun kollu kıyafetler alırdım yanıma (hatta yağmurluk)…

    Bu gezide 600 den fazla fotoğraf çekmişiz. Tabiat, yollar, deniz, tarihi yerler, kuşlar, koylar o kadar güzeldi ki… Bayıldık resmen…İçlerinden seçtiklerimizi sizinle paylaşıyoruz…

    Yazımın başında bize kasklar arasında iletişim sağlayan cihazını veren Adana Numune Hastanesinden Dr.Yaşar Beye çok teşekkür ederiz (Mp3 çalar ve telefonda bağlanabiliyor, biz konuşmaya başladığımız anda müzik sesi kendiliğinden kesiliyor) . Sayesinde bir hafta boyunca konuşa konuşa seyahat ettik, müzik dinledik… Geziyi zevk içerisinde geçirdik…

    Komşularımızın “Ya bunlar cidden gidiyorlar…” ve yüzümüze “Siz deli misiniz? bakışları ile birlikte motorumuza biniyoruz.

    Dostalara el sallıyoruz…

    Bu uzunlukta seyahate (maceraya) ilk defa eşimle çıkıyoruz, motorumuzun önünde gelecek, arkamızda geçmiş...


     

     @
     004 - 2008-05-10 15:04

    Yolda ağaçlı tesisleri civarı sahil, çok güzel görünüyordu dayanamadık durduk...


     

     @
     005 - 2008-05-10 15:04

    1 hafta boyunca karşılaşacğımız eşsiz güzellikteki görüntülerin habercileri...


     

     @
     006 - 2008-05-10 15:28

    Mamure (Anamur Kalesi)


     

     @
     007 - 2008-05-10 15:41

    Anamur'un 6 km güneydoğusunda deniz kenarında yer alan Mamure Kalesi'nin oturumu 23.500 metrekare. 3. yüzyıl veya 4. yüzyılda Romalılar tarafından yaptırılmış olan kale, sonraları Bizanslılar ve Haçlılar zamanında genişletilmiştir.


     

     @
     008 - 2008-05-10 15:42

    Kale etrafındaki güvenlik kanalında yüzen kaplumbağalar...


     

     @
     009 - 2008-05-10 15:45

    ##


     

     @
     010 - 2008-05-10 15:46

    ##


     

     @
     011 - 2008-05-10 17:37

    Buradan sonra  yemekte yiyoruz. Kalenin az ilerisinde bulunan balıkçıdan buradan geçtiğim sürece yemek yerim, bu seferde durdum ama bir partinin toplantısı var ve pas geçiyorum burayı… Diğer balık lokantalarına da itibar etmiyorum doğrusu, şehir içerisinde bir yerde karnımızı doyuruoruz…


     

     @
     012 - 2008-05-10 17:42

    Manzaralar...


     

     @
     013 - 2008-05-10 18:33

    ##


     

     @
     014 - 2008-05-10 18:53

    ##


     

     @
     015 - 2008-05-17 13:53

    Ve Alanya Kalesi, önce tarihi...


     

     @
     016 - 2008-05-17 13:56

    Sonra muhteşem manzaraları...


     

     @
     017 - 2008-05-17 13:56

    ##


     

     @
     018 - 2008-05-17 13:56

    ##


     

     @
     019 - 2008-05-17 13:57

    ##


     

     @
     020 - 2008-05-17 13:58

    Kaleden Alanya'nın batısı....


     

     @
     021 - 2008-05-17 13:58

    ##


     

     @
     022 - 2008-05-17 13:58

    ##


     

     @
     023 - 2008-05-17 13:58

    ##


     

     @
     024 - 2008-05-17 13:58

    ##


     

     @
     025 - 2008-05-17 13:58

    ##


     

     @
     026 - 2008-05-17 14:01

    Hatıra için makineyi ayarlıyorum, koşa koşa burca oturmaya çalışıyorum ama zor sığdık iki kişi :))


     

     @
     027 - 2008-05-17 14:01

    ##


     

     @
     028 - 2008-05-17 14:02

    ##


     

     @
     029 - 2008-05-17 14:02

    ##


     

     @
     030 - 2008-05-17 14:03

    Kapıda Alaiye yazısını okuyoruz (üzerine demir gelmiş)... Alanya'nın ilk ismi... İlk fotoda tarihi konusunda bilgi vermiştik zaten...


     

     @
     031 - 2008-05-17 14:04

    ##


     

     @
     032 - 2008-05-17 14:04

    ##


     

     @
     033 - 2008-05-17 14:06

    Denizin güneşle buluştuğu yerler..


     

     @
     034 - 2008-05-17 14:18

    Bu da Alanya'nın doğusu...


     

     @
     035 - 2008-05-17 14:19

    ##


     

     @
     036 - 2008-05-11 15:16

    Antalya'ya ulaşıyoruz... Eşimin de Antalya'lı olması sebebi ile Antalya bölgesinde hemen hemen gezmediğimiz yer kalmamıştı... Döner Gazino ve Saklıkent'e gitmediğimiz için buralara gitmeye karar veriyoruz... Döner Gazinonun aşağıdan görünüşü...


     

     @
     037 - 2008-05-11 15:22

    Çıkarken çam ve kekik kosusu ve çok güzel manzara...


     

     @
     038 - 2008-05-11 15:22

    ##


     

     @
     039 - 2008-05-11 15:23

    ##


     

     @
     040 - 2008-05-11 15:23

    Son virajlrdan birtanesi hem 180 derece dönüş, hem de 45 derecen fazla eğim vardı (gdiecekler dikkat etsin). Motoru yatırma tehlikesi atlatıyoruz... Virajı dışardan alsan karşıdan gelini görmüyorsun, içerden almam zaten mümkün değil(üstelik 2 kişi iken)...

     


     

     @
     041 - 2008-05-11 15:26

    İlk manzara fotoları ve bütün Antalya altımızda...


     

     @
     042 - 2008-05-11 15:29

    ##


     

     @
     043 - 2008-05-11 15:31

    Cristine'le (motorum) hatıra pozu...


     

     @
     044 - 2008-05-11 15:48

    ##


     

     @
     045 - 2008-05-11 15:48

    Liman...


     

     @
     046 - 2008-05-11 15:49

    ##


     

     @
     047 - 2008-05-11 15:49

    ##


     

     @
     048 - 2008-05-11 15:51

    Döner Gazino yakından...


     

     @
     049 - 2008-05-11 15:52

    Kemer tarafı...


     

     @
     050 - 2008-05-11 15:53

    Aşağıda Kemer yolu...


     

     @
     051 - 2008-05-11 16:04

    Dağlar ve güneşe göre değişen manazaraları...


     

     @
     052 - 2008-05-11 16:05

    ##


     

     @
     053 - 2008-05-11 16:05

    ##


     

     @
     054 - 2008-05-11 16:33

    Birkaç fotoda içerden... Gazina 60 Dk da 1 tam dönüş yapıyor ve saat yönünde dönüyor...


     

     @
     055 - 2008-01-16 20:33

    ##


     

     @
     056 - 2008-01-16 20:33

    Topçam (Sıçan Adası)... Zamanında iddia üzerine kıyıdan adaya kadar yüzmüştüm... Adaya yüzerek yaklaştığınızda ters akıntı sizi sürükliyor... Görüntüye aldanıp yakın zannetmeyin...


     

     @
     057 - 2008-01-16 20:39

    ##


     

     @
     058 - 2008-01-16 22:40

    Sakklıkente ulaşıyoruz... Yolda üşüdük. Durup termal içliklerimizi takıyoruz, hafiften yağmur çişeliyor, ortam çok sessiz, doğa harika...


     

     @
     059 - 2008-01-16 22:40

    Tübitak gözlem evi...


     

     @
     060 - 2008-01-16 22:46

    Kışın ki hali heralde böyle değildi...


     

     @
     061 - 2008-01-16 22:46

    ##


     

     @
     062 - 2008-01-16 22:46

    ##


     

     @
     063 - 2008-01-16 22:52

    Saklıkent dönüş yolu... Dağlarda hala kar var...


     

     @
     064 - 2008-01-16 23:21

    Uzaktan Antalya manzarası...


     

     @
     065 - 2008-01-16 23:21

    ##


     

     @
     066 - 2008-01-17 16:33

    Ertesi gün sahil şeridinden ilerliyoruz, amacımız Kaş'a kadar olan bütün bölgeyi gezmek ve Kaş'ta konaklamak...


     

     @
     067 - 2008-01-17 16:53

    Bölgenin haritası, Tarihi:
    Phaselis, Antalya-Finike sahil yolunun 35. km'sindedir. Antik kaynaklardan Phaselis'in M.Ö. 690 yılında Rodoslu kolonistlerce kurulduğu anlaşılmaktadır.

    Pers standardına göre basılmış sikkeleri M.Ö. 446'dan önceye aittir. M.Ö. 5. yüzyıl ortasında Attik-Delos Deniz Birliğine giren Phaselis'in Lykia'lılardan ayrı olarak vergi listelerinde geçirmesi dikkat çekicidir. M.Ö. 333'de kapılarını İskender'e açan şehir sırasıyla Ptolemaioslar'ın, Rodos'un egemenliğine girmiştir. M.Ö. 1. yüzyılda bir süre Kilikia korsanlarının eline geçmiş, Romalı kumandan Manilius Servilius Isauricus’un seferi sırasında korsan işgalinden kurtulmuştur. Phaselis, M.S. 3. yüzyılda tekrar karışıklık ve yağmaya uğramıştır. Arap akınları yüzünden önemini yitiren şehir 1158’de Türk egemenliğine girmiştir.

    Üç limana sahip olan Phaselis'te toprak üstünde görülen kalıntıların hepsi Roma dönemine aittir. Kuzey, güney ve askeri limanların kalıntıları, agora, domination agorası, geç devir agorası, ana cadde, Hadrian kapısı, tiyatro, surlar, nekropol, aquadukt, tapınak kalıntıları görülebilen kalıntılardandır.


     

     @
     068 - 2008-01-17 16:28

    Yoldan güzel manzaralar...


     

     @
     069 - 2008-01-17 16:29

    ##


     

     @
     070 - 2008-01-17 17:07

    Tapınağın olduğu bölüm...


     

     @
     071 - 2008-01-17 17:07

    ##


     

     @
     072 - 2008-01-17 17:08

    ##


     

     @
     073 - 2008-01-17 17:15

    ##


     

     @
     074 - 2008-01-17 17:20

    ##


     

     @
     075 - 2008-01-17 17:22

    Yanımıza aldığımız küçük tripod çok işimize yarıyor ve kendi fotolarımızı da çekiyoruz...


     

     @
     076 - 2008-01-17 17:23

    Kedicik..


     

     @
     077 - 2008-01-17 17:24

    ##


     

     @
     078 - 2008-01-17 17:27

    ##


     

     @
     079 - 2008-01-17 17:27

    ##


     

     @
     080 - 2008-01-17 17:29

    Biraz da çiçek.


     

     @
     081 - 2008-01-17 17:29

    ##


     

     @
     082 - 2008-01-17 17:36

    Tiyatro...


     

     @
     083 - 2008-01-17 17:37

    ##


     

     @
     084 - 2008-01-17 17:37

    ##


     

     @
     085 - 2008-01-17 17:41

    ##


     

     @
     086 - 2008-01-17 17:44

    ##


     

     @
     087 - 2008-01-17 17:47

    Kavga eden kedi ve köpek, durup onları seyrediyorum.. Sonuç: köpek tırstı havlaya havlaya (söylenene söylenene) gitti...


     

     @
     088 - 2008-01-17 17:51

    ##


     

     @
     089 - 2008-01-17 17:46

    ##


     

     @
     090 - 2008-01-17 17:52

    ##


     

     @
     091 - 2008-01-17 17:52

    ##


     

     @
     092 - 2008-01-17 17:56

    ##


     

     @
     093 - 2008-01-17 19:05

    Çıralı Yanartaş, tırmanış tam 1 km... Alalhtan aşağıdaki görevli arkadaş "Abi kasklarla çıkmayı düşünmüyorsunuz değil mi?" diye sordu. İyiki de sormuş, üstümde mont, ayağımızda bot... ter içinde kaldık... Yolun son 200 metresinde içimden söve söve çıkıyorum... :)) Yol bitmek bilmiyor...


     

     @
     094 - 2008-01-17 19:15

    Adana'dan uzağız, ateşi görünce canım, kebap, ciğer türü şeyler çekiyor...


     

     @
     095 - 2008-01-17 19:15

    İşin Hikayesi;
    Mitolojiye göre, Luwi Beyi Glaukos’un oğlu Bellerophon kanatlı at Pegasos’a sahip olmak ister. Tanrıça Athena ona altın bir dizgin hediye eder ve dizgini Pegasos’a vurduğunda, atın kendisine ait olacağını söyler. Bellerophon Pegasos’u bularak, dizgini başına geçirir. Böylece uçmaya başlar ve göklere hakim olur. Yanlışlıkla çok sevdiği bir arkadaşını öldüren Bellerophon çok üzülür ve dünyayı dolaşmaya başlar. İyilere yardım eden kahraman, Finike’ye geldiğinde halk, “Chimaera adlı, aslan başlı, keçi vücutlu, yılan kuyruklu ve ağzından ateşler saçarak çevresindeki köyleri yakan canavarı öldürmesini ister.” Bellerophon, uçan atıyla Chimaera’yı öldürür ama ağzından çıkan ateşi söndüremez. İşte Olympos meşalesinin ateşlendiği yer burasıdır. Olayın anısına insanlar, olimpiyatların da başlangıcını oluşturan şenlik ve festivaller düzenler. Bellerophon, İdyrosa gidip, ölümsüzlük suyundan içmek istediğinde, akıllı bir hayvan olan Pegasos uçmak istemez. Bellerophon ısrar edince de onu sırtından atar. Atını kaybeden Bellerophon ölüne dek insan arasına karışmadan tek başına dolaşır.


     

     @
     096 - 2008-01-17 19:15

    ##


     

     @
     097 - 2008-01-17 21:56

    Ve tabiki olympos...

     


     

     @
     098 - 2008-01-17 19:58

    Burada inanılmaz bir hata yapıyorum... İki yolun ortasından dere akıyor... Yanımdan geçen Türk rehber, "abi sen geçersin burdan..." diye gaz verince, arkamda eşim ve çantalar olduğu halde dalıyorum çaya... Suyun ortasında makineyi yan yatırıyorum... Tam off-road olduk... Turist kafilesi çekimde ve çok ilgili... Makineyi acil stoptan söndürüyorum... Arkadaşların yardımı ile çıkartıyoruz cristine'i sudan... Makineyi çalıştıryorum, tık diye bir ses... İçimden "Ulan nene lazım bu yükle off-road bide çalışmazsa tam s.tık. Buraya servis nasıl gelir, gezinin de içine ettim..." falan diye düşünürken, besmele çekip tekrar ateşliyorum ve makine çalışyor... Cristin beni yarı yolda bırakmadığın için çok teşekkür ederim sana... Dönüşte yükü indirdikten sonra bu çayı rahat geçiyorum... Kendime ders çıkartıyorum: Derinliğini, yapısını (kaygan-yosunlu) bilmeden, gideceğin yeri tespit etmeden, bukadar yükle birdaha sakın deneme....


     

     @
     099 - 2008-01-17 19:58

    ##


     

     @
     100 - 2008-01-17 21:52

    ##


     

     @
     101 - 2008-01-17 20:52

    ##


     

     @
     102 - 2008-01-17 21:00

    Manzara çok güzel, sadece akan su ve kuş sesi var...


     

     @
     103 - 2008-01-17 20:59

    ##


     

     @
     104 - 2008-01-17 21:03

    ##


     

     @
     105 - 2008-01-17 21:53

    ##


     

     @
     106 - 2008-01-17 22:04

    ##


     

     @
     107 - 2008-01-17 22:04

    ##


     

     @
     108 - 2008-01-18 13:39

    Geç kaldığımız için, eşimin Kumluca'daki akrabalarını ziyaret ediyoruz ve burada geceliyoruz. Salih Amca, Kumluca ve Finike'nin büyük bir çoğunluğunun yaptığı gibi seraclıkla meşgül. Ama bir dokun bin ah işit... Biz domatesi, salatalığı 300 liradan (30 Kuruş) satıyoruz. Şehirlerde vatandaş 1.5-2 milyona yiyor. Biz sabahtan akşama kadar emek ediyoruz... Hepsi masraf: Gübre, ilaç, işçi... Soğuk hava deposunda stoklayıp satma şansları da yok, çünkü gübre, cam, naylon hepsi hasatta ödenmek üzere alınıyor ve alacaklı bekliyor... Bırakacağım bu işi köye gideceğim diyor Salih Amca... Yine de çok neşeli gülmekten kırıp geçiriyor bizi, ziyaret ettiğimiz için çok mutlu oldular... Yeri değil belki ama bu geziden bir hafta önce Urfa'ya iş gezisi yapmıştım. Burda da çiftçi tarlayı ekmiyor, sadece devletten ekmediği için tazminatını alıyor... Bence çok düşündürücü...

    Neyse geziye devam...


     

     @
     109 - 2008-01-18 14:45

    ##


     

     @
     110 - 2008-01-18 14:51

    Demre...
    Bu Cengiz amca… Sizlerin de başına geldiği üzere, Demre’de motorumuzu park ettiğimizde heryerde olduğu gibi hemen ilgi alaka oldu… Bildik sorular: “Abi kaç CC, hızı ne,  kaç yapıyor bu motor, bunlar araba kadar pahalıymış doğru mu, kaç beygir v.s.” Cengiz amcada bu sorulardan sorduktan sonra eşime de “Ya bu çocuk çılgın, peki sen korkmuyor musun kızım motorda gitmekten?” şeklinde sorularda sonra gülüşüyoruz, bizim Cengiz Amca’ya, Cengiz Amca’nın bize kanı ısınıyor… Bize “Size gönüllü rehberlik etmek istiyorum kabul eder misiniz?” sorusuna tereddütsüz “Evet” cevabını veriyoruz… Zaten tarihe meraklıyız ve yanımızda rehber kitablarla geziyoruz…

    Cengiz Amca bize böglenin bütün özelliklerini tek tek anlatıyor… Bizde size aktarıyoruz…

    Efendim “Noel Baba”… Esas adıyla “Saint Nicolas” (ya da Aziz Nicolas)… Burada doğmuş, yaşamış  ve ölmüş… Hikayesine gelince (özetle); bölgede sevilen insanlardan biriymiş, kısa zamanda başpsikopoz olmuş (Cengiz Amcanın tabiri ile Milletvekili iken Bakan olmuş). Bölgede yaşayann çok fakir bir aile varmış; 3 kız kardeş, çok yoksul ve açlarmış… Nicolas onlara acımış (hikaye daha uzun aslında), bir rivayete göre bacadan, bir rivayete göre kapı önüne altın kesesi bırakmış… Bunu her yıl Aralıkta tekrarlamış… Aziz Nicolas öldükten sonra da bu gelenek devam ettirilmiş şehrin zenginleri tarafından…

    Cengiz Amca’nın söylediğine göre İskandinav ülkelerinden gelen turistler bu hikayenin anlatılmasını pek istemiyorlarmış… Onlar hem toplumu, hem de çocuklarını kar üzerinden geyik ve araba ile gezen bir Noel Baba tanıtmış ve alıştırmışlar. Aslında ben de ilkokulu Hollanda da okudum, Noel Baba diye bişey duymadım, hep Saint Nicolas olarak bildik… Doğrusu Cengiz Amca’nın anlattığı hikaye…

    Cengiz Amca, “Çocuklar, unutmayın; oyma taş (ya da mağra) mimarisi görürseniz bilin ki Likya’lılara aittir, yığma (örme) taş görürseniz bilin ki büyük ihtimalle Bizans’tır”  şeklinde bilgi verdi… Fotolardan sizde artık hangisinin Likya olduğunu kolayca ayırabilirsiniz…

    Cengiz Amca’ya çoook çok tşk ediyoruz… Kendisi bize e-mail adresini veriyor, resimleri gönderirseniz sevinirim diye de ekliyor (gönderdik).


     

     @
     111 - 2008-01-18 15:17

    Bu sahte (sonradan uydurma) Aziz Nicola (ya da Noel Baba)...


     

     @
     112 - 2008-01-18 15:02

    Bu da gerçeği (arkadaki tabi :))


     

     @
     113 - 2008-01-18 14:58

    ##


     

     @
     114 - 2008-01-18 14:50

    Kilise... Çok sayıda rus turist var, hanım tetikte (şaka) :))) (allah var çok güzeller)


     

     @
     115 - 2008-01-18 14:52

    Kilisenin içi...


     

     @
     116 - 2008-01-18 14:54

    ##


     

     @
     117 - 2008-01-18 14:56

    ##


     

     @
     118 - 2008-01-18 14:56

    ##


     

     @
     119 - 2008-01-18 14:57

    ##


     

     @
     120 - 2008-01-18 15:39

    Myra...


     

     @
     121 - 2008-01-18 15:39

    ##


     

     @
     122 - 2008-01-18 15:40

    Sanırım kolayca anladınız, evet likyalılara ait...

    Myra, denize bakan kayalar içine oturtulmuş bir kent. Belki de türünün Anadoluda’ki en güzel örneklerinden...Geniş bir alana yayılmış kalıntılar, mezarlar ve Likce yazıtlardan M.Ö. 5. yüzyıla kadar uzanan eski bir kent olduğu anlaşılıyor.
    M.S. 17'de İmparator Germanicus'un karısı Agrippina ile Myra'yı ziyaret ettiği biliniyor.
    St. Paul M.S. 60 yılında Myra'ya uğramış. M.S. 2. yüzyıl ise Myra'nın Metropolis ünvanıyla onurlandırıldığı ve büyük bir gelişmeye sahne olduğu dönem. Bizans egemenliğinde kent, özellikle 4. ve 5. yüzyıllarda yine bir dini ve idari merkez durumuna gelmiş.


     

     @
     123 - 2008-01-18 15:41

    ##


     

     @
     124 - 2008-01-18 15:42

    ##


     

     @
     125 - 2008-01-18 15:43

    ##


     

     @
     126 - 2008-01-18 15:45

    ##


     

     @
     127 - 2008-01-18 15:45

    ##


     

     @
     128 - 2008-01-18 15:46

    Tiyatro...


     

     @
     129 - 2008-01-18 15:47

    ##


     

     @
     130 - 2008-01-18 15:46

    ##


     

     @
     131 - 2008-01-18 16:40

    Virajı alınca Kaş'ı uzaktan görüyoruz... Bu arada belirteyim, Antalya-Kumluca-Kaş arası müthiş deniz manzarası vardı... Tam bir virajı alıyoruz... Eşimden ses geliyor  "Osman muhteşem yaaaa, nolur bir duralım..." Hangi bir yerde durayım buyol bitmez, her yer güzel... Şarkıda söylediği gibi:

    Havasına suyuna taşına toprağına
    Bin can feda bir tek dostuma
    Her köşesi cennetim ezilir yanar içim
    Bir başkadır benim memleketim....


     

     @
     132 - 2008-01-18 16:40

    Bu Meis adası o kadar yakın ki, taş atsan kıyıdan yetişir oraya... Zaten ihtiyaçlarını bizden alıyorlarmış... Vizede yok, ama benim vatandaşım oraya elinikolunu sallayarak  gidemiyor, vize gerekiyor (balıkçılar anlattı)...


     

     @
     133 - 2008-01-18 16:58

    ##


     

     @
     134 - 2008-01-18 16:59

    ##


     

     @
     135 - 2008-01-18 16:59

    ##


     

     @
     136 - 2008-01-18 17:00

    ##


     

     @
     137 - 2008-01-18 17:01

    ##


     

     @
     138 - 2008-01-18 17:01

    ##


     

     @
     139 - 2008-01-18 17:04

    Uzaktan, iki gemi tekne arasında demir atımızın görüntüsü...


     

     @
     140 - 2008-01-18 17:05

    ##


     

     @
     141 - 2008-01-18 18:28

    Patara'ya doğu yol alıyoruz...


     

     @
     142 - 2008-01-18 19:13

    ##


     

     @
     143 - 2008-01-18 19:36

    Yine güzel manzaralar...


     

     @
     144 - 2008-01-18 22:30

    Patara
    Patara Limanı, Xanthos (Eşen) Çayı'nın getirdiği alüvyonlarla dolunca bugünkü görünümünü almış. Rivayete göre Patara, kentin kurucusunun adı. Şehrin tarihi M.Ö. 5. ve 6. yüzyıla kadar uzanıyor. Şehir Bizans Dönemi'nde önemli bir konum edinmiş. "Noel Baba" olarak adlandırılan Saint-Nicholas Pataralı, Hz.İsa'nın havarilerinden Saint Paul, Roma'ya gitmek için Patara'dan gemiye binmiş ve Patara, Erken Hıristiyanlık Dönemi'nde Piskoposluk merkezi olmuş.

    Patara aynı zamanda 18 km. uzunluğu (en dar 280 m. en geniş bölümü 1500 m. ulaşan ölçümü) ile Türkiye'nin en uzun kumsalına sahip. Koruma alanı ilan edilen Patara plajı Caretta-Caretta deniz kaplumbağalarının üreme alanı.


     

     @
     145 - 2008-01-18 22:31

    ##


     

     @
     146 - 2008-01-18 22:08

    Burda denize giriyoruz, su buz gibi...


     

     @
     147 - 2008-01-18 22:09

    ##


     

     @
     148 - 2008-05-14 11:07

    Geceyi Fethiye-Ölüdeniz'de konaklıyoruz... Ortalık çok sakin, ağırlıklı yabancı turistler... Tanısın tanımasın herkes birbirine selam veriyor, günaydın, diyor...

    Ölüdeniz'e girmek için kapıdan bilet alıyoruz (bu arada bilet işine de uyuz oluyorum, memlekette biletsiz hiçbir yere giremiyorsun). Motor park alınına park ediyoruz... Görevli bekçi "kasklarınızı da bırakın abi, bişey olmaz.." diyor. Bizde bu havada bizden başka gelen deli gördün mü diyoruz. Bekçi  " Yoook abi, motorcu bu işleri aşmıştır, motorcuya böyle sorular sorulmaz, hoşgeldiniz..." diyor. Davranışı ve ilgisi çok hoşumuza gidiyor... Hoşbulduk...


     

     @
     149 - 2008-05-14 11:06

    Girişteki tabela...


     

     @
     150 - 2008-05-14 11:11

    ##


     

     @
     151 - 2008-05-14 11:14

    ##


     

     @
     152 - 2008-05-14 11:22

    ##


     

     @
     153 - 2008-05-14 11:58

    Yanılmıyorsam yazın yamaç paraşütü yapanların atladığı yer...


     

     @
     154 - 2008-05-14 11:15

    ##


     

     @
     155 - 2008-05-14 11:16

    Sakinliğin keyfini çıkaranlar...


     

     @
     156 - 2008-05-14 11:16

    ##


     

     @
     157 - 2008-05-14 11:20

    ##


     

     @
     158 - 2008-05-14 11:19

    ##


     

     @
     159 - 2008-05-14 11:12

    Çekmeden geçemedim...


     

     @
     160 - 2008-05-14 15:49

    Muğla, uzaktan görünüm.... Buğla-Bodrum arası müthiş rüzgar alıyoruz... Rüzgarla resmen kavga ediyoruz... Boynumuz ağrıyor ve durup dinleniyoruz...


     

     @
     161 - 2008-05-14 18:08

    Veeeee BODRUM!.... Çok sevdiğim motorumda oradaydı pozu...


     

     @
     162 - 2008-05-14 18:05

    ##


     

     @
     163 - 2008-05-14 18:06

    ##


     

     @
     164 - 2008-05-14 18:06

    Tiyatro...


     

     @
     165 - 2008-05-14 18:07

    ##


     

     @
     166 - 2008-05-15 11:29

    ##


     

     @
     167 - 2008-05-15 11:30

    Yat limanı...


     

     @
     168 - 2008-05-15 15:10

    Cristine ve tekneler...

    Limana ana caddeden inip son virajı alırken bir tabela... Motorsiklet giremez... Herkes girmiş ama biz yine de kurallara uyalım diye, belediyenin kapalı otoparkına iniyoruz... Tam motorumuzu park edip, kasklarımızı çıkardığımızda görevli geliyor ve boş yer olmasına rağmen motor kabul etmediklerini söylüyorlar... Kısa bir tartışma çaresiz çıkyoruz ve motorumuzu fotoda görülen yere park ediyoruz... Belediye'yi de protesto ediyorum burdan....


     

     @
     169 - 2008-05-15 11:37

    ##


     

     @
     170 - 2008-05-15 13:26

    Ve Bodrum kalesi...


     

     @
     171 - 2008-05-15 11:44

    ##


     

     @
     172 - 2008-05-15 11:43

    ##


     

     @
     173 - 2008-05-15 11:44

    ##


     

     @
     174 - 2008-05-15 11:48

    ##


     

     @
     175 - 2008-05-15 11:56

    ##


     

     @
     176 - 2008-05-15 11:59

    ##


     

     @
     177 - 2008-05-15 12:00

    ##


     

     @
     178 - 2008-05-15 12:00

    ##


     

     @
     179 - 2008-05-15 12:00

    ##


     

     @
     180 - 2008-05-15 12:01

    ##


     

     @
     181 - 2008-05-15 12:02

    ##


     

     @
     182 - 2008-05-15 12:09

    ##


     

     @
     183 - 2008-05-15 12:05

    ##


     

     @
     184 - 2008-05-15 12:06

    ##


     

     @
     185 - 2008-05-15 12:06

    Bayraklar...


     

     @
     186 - 2008-05-15 12:10

    ##


     

     @
     187 - 2008-05-15 12:28

    ##


     

     @
     188 - 2008-05-15 12:40

    Bu hollandalı çocuklar, merdiveni böyle emekleyerek çıktı... Anneleri de hiç müdahle etmedi (bilerek), çok tatlılardı...


     

     @
     189 - 2008-05-15 12:58

    ##


     

     @
     190 - 2008-05-15 12:43

    Şehrin valisiymiş...(zamanında)


     

     @
     191 - 2008-05-15 13:02

    Kale burcundan hatıra....


     

     @
     192 - 2008-05-15 12:07

    ##


     

     @
     193 - 2008-05-15 13:06

    Eski gemilerde bölmeler...


     

     @
     194 - 2008-05-15 16:13

    Turgut Reis yolunda...


     

     @
     195 - 2008-05-15 16:14

    ##


     

     @
     196 - 2008-05-15 16:20

    ##


     

     @
     197 - 2008-05-15 16:20

    ##


     

     @
     198 - 2008-05-15 16:24

    ##


     

     @
     199 - 2008-05-15 17:16

    Gümüşlük, Kardak Adası olması lazım...


     

     @
     200 - 2008-05-15 18:15

    Yalıkavak...


     

     @
     201 - 2008-05-15 18:16

    ##


     

     @
     202 - 2008-05-15 18:22

    ##


     

     @
     203 - 2008-05-15 18:22

    ##


     

     @
     204 - 2008-05-15 18:22

    ##


     

     @
     205 - 2008-05-15 18:22

    Ben fenerbahçeliyim, eşim GS lı... Şampiyonluk kutlamaları henüz sıcak... Eşimde mutlaka uyarır: Gördün bayrağı... Ben:  evet çok güzel Türk Bayrağı (görmemiş gibi yapıyorum), Cevap: O değil GS bayrağı.... İçimden bu da geçer diyorum, sinir oluyorum...


     

     @
     206 - 2008-05-15 18:44

    ##


     

     @
     207 - 2008-05-15 18:44

    ##


     

     @
     208 - 2008-05-15 18:44

    ##


     

     @
     209 - 2008-05-15 21:20

    Akşam yemeğimiz... Aslında o kadar güzel yemekler yedik ki, ne yazıkki çekmek ya aklımıza gelmedi, ya da geç kaldık... Burası Gündoğan'na Reana, güzel mekan, iyi servis, aile işletiyor, tavsiye ederim...


     

     @
     210 - 2008-05-16 11:05

    ##


     

     @
     211 - 2008-05-16 11:06

    Yalıkavak, Lidyalılara ait kaya mezarları...


     

     @
     212 - 2008-05-16 11:05

    ##


     

     @
     213 - 2008-05-16 11:06

    ##


     

     @
     214 - 2008-05-16 11:06

    ##


     

     @
     215 - 2008-05-16 11:50

    Dünyanın 7 harikasından biri... Halikarnos mozolesi parkı....


     

     @
     216 - 2008-05-16 11:39

    Rehberin hollandalı gruba anlatığını bende dinliyorum ve eşime tercüme ediyorum...


     

     @
     217 - 2008-05-16 11:49

    Çalınan mozole... Yanımdaki Alman kızıyor; Herşey çalınımış, herşey gitmiş... Eşim soruyor ne dedi diye... Bende söylüyorum... Eşimde: Kendileri çok iyi sanki, onlarda Bergamayı söküp götürdüler, hiç kızmasın....


     

     @
     218 - 2008-05-16 11:55

    ##


     

     @
     219 - 2008-05-16 11:55

    ##


     

     @
     220 - 2008-05-16 11:48

    ##


     

     @
     221 - 2008-05-16 11:51

    ##


     

     @
     222 - 2008-05-16 11:51

    ##


     

     @
     223 - 2008-05-16 11:53

    ##


     

     @
     224 - 2008-05-16 16:04

    Veee dönüş yolu artık... Burda yemek yerken (Fethiye'den, Zorlar mevkii), önümden 3  adet 1200 GS, 1 adet 650 GS geçiyor ve sola sinyal veriyorlar...(sonradan Murat Deveci ve diğer arkadaşlar olduğunu ve Korkuteli-Antalya  üzerinden Hatay'a gittiklerini öğreniyorum)


     

     @
     225 - 2008-05-16 17:31

    Önümüzde kara bulutlar ve yağmurun habercisi, valla bir haftadır yoldayız ufak tefek çiselemenin haricinde yağmur yemedik diye seviniyorum içimden... Radyo zaten çekmiyor (çeksede zaten paso yunan radyosu kardeşim, bıktık hiç mi sahil byounca türkçe radyo olmaz). Biz kask içerisinde türkü söylüyoruz eşimle: "Kara bulutları kaldır aradan vay aman, vay amaaaan vaaaay...."


     

     @
     226 - 2008-05-16 17:01

    Vee yağmur, önce ufaktan sonra hızı arttırarak yağıyor... Kendimizi terkedilmiş bir kahvehaneye atıyoruz kendimizi. Termal içliklerimizi giyiyoruz... Uzun kollu bişey almamışız (hata)... Burdan eşimin Güğü Köyündeki (yayla) akrabalarını arayarak geleciğimizi bildiriyoruz


     

     @
     227 - 2008-05-16 17:31

    Yağan yağmurdan önümü zor görüyorum... Ama sağnak yağmur dahi neşemizi hiç bozmuyor... Türkülere devam Atam'ın da sevdiği: "Maya dağdan kalkaaan kazlar, al topukluuu beyaz kızlar, Vardar ovasıııııı vardar ovası...." Zirveye kadar bu şekilde...


     

     @
     228 - 2008-05-16 17:31

    ##


     

     @
     229 - 2008-05-16 17:32

    ##


     

     @
     230 - 2008-05-16 17:39

    ##


     

     @
     231 - 2008-05-16 17:40

    Geriye baktığımızda hava bu şekilde, ışığın ovaya süzüldüğü yerler çok güzel...


     

     @
     232 - 2008-05-16 17:41

    ##


     

     @
     233 - 2008-05-16 17:42

    Zirvedeyiz... (ama havada çok soğuk:)))


     

     @
     234 - 2008-05-16 17:44

    ##


     

     @
     235 - 2008-05-16 19:43

    ##


     

     @
     236 - 2008-05-16 19:43

    Biz gelmeden soba yakılmış (zaten hala yakıyorlar), çay demlenmiş... Önce yemek yiyoruz, üztümüzdekileri çıkartıp kurutuyoruz... Bu arada hem benim hem eşimin kıyafetlerden içeri su geçmedi... Mont dış kısmı ıslandı ama gortex ten içeri geçmedi.... Yemeğin arkasından hoşmerim yedik ve ayrıldık... Klın diye çok çook ısrar etiler ama yolcu yolunda gerek diyip ayrıldık (keşke kalsaymışız)...


     

     @
     237 - 2008-05-16 19:44

    Köyden görüntüler...


     

     @
     238 - 2008-05-16 19:44

    ##


     

     @
     239 - 2008-05-16 19:44

    Antalya yoluna kadar hem hava soğuk hem de ara ara yağmur... Bir gecede geçtiğimiz beller; Karabel 1300 m, Güğü Beli 1860, Karaman Beli 1290, Tahtalı Beli 960 m

    Antalya'da 1 gün konakladıktan sonra Adana'ya yola çıkıyoruz....


     

     @
     240 - 2008-05-18 19:45

    Ve memleketteyiz ... Cristine'in son hali... Her tarafı çamur, böcek, toz v.s. ama bu bile yakışıyor ona...


     

     @
     241 - 2008-05-18 19:45

    Ve son KM miz...


    Notlar:
    1. Geziden çok büyük keyif aldık.
    2. İlgi alaka, misafirperverlik her zamanki gibi çok güzeldi...
    3. 2 defa radar gördüm ve zamanında yavaşlarak ceza yemekten kurtuldum....
    4. Virajlar ve manzara inanılmaz keyifliydi
    5. Bu kask içi iletişimi sağlayan meret çok işimize yaradı en kısa zamanda temin edeceğim.
    6. Bu mevsimde bir daha gidersem mutlaka uzun kollu kıyafetler ve yağmurluk bulunduracağım...

    Yol boyunca bizi arayan, hatırımızı, durumumuzu ve konumumuzu soran,  gittiğimiz yerlerde bizi ağırlayan, yardımcı olan bütün dostlara ve ayrıca motosiklet sevdalılarına çoook çook teşekkür ederiz...

    Gönderilen May 31 2008, 01:38 PM Yayınlayan Osman Melikoglu Ne ile 19 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x