in

TAMER COMERT

Tamer COMERT


  •   Ankara - Yunanistan - Italya - Ankara 3.638 km

    Sat, Jun 07 2008 0:13
    8,216 Okundu  

     Türkiye  Yunanistan  Italya


     

     @
     001

    11 gün, 2 ülke, 3.638 km karayolu, 10 adet feribot seyahatinden oluşan gezimizin hikayesi aşağıdadır. Gezi rotamız, Ankara-Çeşme-Sakız(Chios)-Pire-Patra-Brindisi-Taormina-Palermo-Napoli şeklindeydi, dönüşümüz yine Brindisi ve Pire üzerinden aynı yoldan oldu. 24 mayıs cumartesi sabah 05:00 de Ankara’dan yola çıkıyorum, Fügen’le Çeşme’de buluşacağız. O da görevle Isparta’ya gitmişti, oradan Çeşme’ye geçiyor.


     

     @
     002

    Sabah saatleri serin, bende AirFlow mont-pantolon var, kıçım donuyor Sivrihisar’a kadar. Hızımı düşürüyorum üşümemek için ama yine de soğuk içime işliyor, sonraki günlerde etkisini görüyorum zaten. 8:30 gibi güneş biraz ısıtmaya başlıyor, ben de kendime geliyorum ve biraz daha gazlıyorum. Bu gazlamanın meyvesini de Salihli civarında radara girerek yiyorum. Arada Fügen’le konuşuyoruz, o çoktan varmış Çeşme’ye, uzatmış ayaklarını denize bakıyor, ben hala gazlıyorum. Öğlen saatlerinde sıcak artıyor, bu sefer de bunaltıyor, yok mu bunun arası birader ? 14:00 sularında Çeşme’ye varıyorum. Chios feribotumuz 18:00’ de. Çeşme’de dinleniyoruz, çay kahve filan derken saat geliyor zaten.


     

     @
     003


     

     @
     004


     

     @
     005

    Gümrükteyiz


     

     @
     006


     

     @
     007


     

     @
     008

    Bu arada, yaz gelmiş ama Çeşme hayalet şehir gibi, tüm esnaf kan ağlıyor. Ama bunu yıllardır gelen turiste yaptıkları muameleyle hak ettiklerini düşünüyorum. Karşı sahilde turist dolu, biz de in cin top oynuyor. Herhalde bir muhasebesini yapıyorlardır. Neyse, feribotumuz takadan biraz hallice,


     

     @
     009


     

     @
     010


     

     @
     011


     

     @
     012

    deniz de sakin, güzel bir yolculukla bir saat sonra Chios’a iniyoruz. Tekneye verilen ücret adam başı 30 €, motor içinde 20 € veriyoruz. Gidiş- dönüş alınca, indirimli toplam 140 € oluyor. Ada görünüyor


     

     @
     013


     

     @
     014


     

     @
     015

    Ada da hemen motora atlayıp yemek yiyecek yer arıyoruz, sahilde bir lokantaya çöküyoruz ve malum deniz ürünlerinden yeteri kadar lüpleyip biraz keyif yapıyoruz. Pire feribotu saat 22:00 de, kalkış saatine kadar sağa sola bakınıyoruz biraz.


     

     @
     016


     

     @
     017


     

     @
     018


     

     @
     019

    Yemek ayrıntısına girmiyorum, bunlar geriye kalanlar :


     

     @
     020

    Gemimiz,


     

     @
     021

    Limana bir bakış,


     

     @
     022


     

     @
     023

    Feribottayız, kamaraya yerleşiyoruz, salona geçiyoruz bi şeyler içmek ve vakit geçirmek için. İçerden görüntüler ;


     

     @
     024


     

     @
     025

    Bunlar da geminin içinde asılı resimler, Sakız adasının tarihinden ;


     

     @
     026

    Aynı evin Yunan bayraklı hali ;


     

     @
     027

    Televizyonda Eurovision şarkı yarışması var. Ama heyhat, gözler kapanıyor, sızmak üzereyken kendimizi kamaraya atıyoruz. Bu feribota ödediğimiz ücret 132 €(motor dahil), kamaranın deniz manzaralısından aldık, ne olacaksa ? bir güzel dinleniyoruz, ertesi sabah 06:30 gibi Pire’deyiz.


     

     @
     028


     

     @
     029


     

     @
     030

    Sabahın körü bir saat, Pire’de Turco Liman koyuna gidiyoruz kahvaltı filan yaparız diye. Ama nerde, her yer kapalı, açık bir yer buluyoruz, bir sürü genç var. Meğerse bunlar geceden kalmaymış, sabah kahvelerini içip birer birer dağılıyorlar. Biz de bir şeyler atıştırıp yola koyulmaya karar veriyoruz. Korinth civarında yolda bir mola ;


     

     @
     031


     

     @
     032


     

     @
     033


     

     @
     034

    Buradan yolumuz Patra’ya, Yunanistan’ın Batı sahilindeki liman kentine. Yolun hepsi 210 km zaten, ufak ufak gidiyoruz, benzinliklerde molalar verip dinleniyoruz. Yol üzerinde Korinth körfezini geçen Rion-Anthirion köprüsünden karşıya geçiyoruz, Patra limanı yolundan sapıyoruz yani. Akşam feribot 17:30 da olduğu için vaktimiz bol, etrafı görelim diyoruz. Köprü müthiş, mühendislik harikası, karşıya geçiyoruz.


     

     @
     035


     

     @
     036


     

     @
     037


     

     @
     038


     

     @
     039


     

     @
     040

    Fügen diyor ki, şuradan da sağa gidelim, gidiyoruz(istersen gitme). Biraz ilerliyoruz, 8-10 km kadar, çok sevimli bir kasabayla karşılaşıyoruz, Nafpaktos. Burası korinth körfezini kontrol eden bir boğaz ve zamanın önemli deniz savaşlarından birisi bu kasaba açıklarında olmuş, hem tarihi, hem de güzel bir kasaba. Millet hafta sonu dolayısıyla doluşmuş zaten. Biz de meydan da oturuyoruz, bir güzel malum yemeklerden tıkınıyoruz.(ayrıntıya girmiyorum, okuyanlarda açlık hissi oluşmasın diyerekten).


     

     @
     041


     

     @
     042


     

     @
     043


     

     @
     044


     

     @
     045


     

     @
     046


     

     @
     047

    Cervantes bile gelmiş


     

     @
     048


     

     @
     049

    Feribot saatine doğru kalkıyoruz, yavaştan Patra’ya doğru yol alıyoruz. Bir liman ve bir feribot daha, check-in sonrası gemiye biniyoruz. Limandan görüntüler ;


     

     @
     050


     

     @
     051


     

     @
     052

    Bizden görüntü ;


     

     @
     053


     

     @
     054

    Motoru içerde elemanlar bağlıyor zaten, hiç uğraşmıyorum. Bu gemiye ödediğimiz ücret 119 €, motor dahil. Bu sefer biletimizi “seat” , yani koltuk aldık, çünkü odalar korkunç pahalı geldi bana. 250 € civarında tutuyordu, ben de ekonomi yapalım dedim bu sefer. Koltuk salonuna gidiyoruz, bir de ne görelim, bi sürü Çin’li de orada, muhabbet şamata gırla gidiyor. Yanımıza aldığımız eşyaları dolaba koyup biz de koltuklara yerleşiyoruz. Daha sonra vakit geçirmek için gemide sağa sola takılıyoruz, güverte, bar filan derken gece oluyor zaten. Gemiden biraz görüntü ;


     

     @
     055

    Bizim yatak odası J


     

     @
     056


     

     @
     057

    Yürüyen merdiven bile var ;


     

     @
     058

    Uyku gelince doğru koltuk salonuna, ama uyku mümkün değil, Çin’li abilerin sohbeti bitmiyor, ses tonları da yüksekten olunca tam işkence. Bir ara heriflere dönüp pis pis bakıyorum, becerebildiğim kadar işte J . Faydası oluyor, sesler alt perdeye iniyor. Ama bu seferde koltukta uyumak çok zor geliyor, eciş bücüş oluyoruz, Fügen biraz sızıyor ama hiç rahat değiliz. Ben dışarı çıkıyorum, gemiyi turlamaya, arka tarafta resepsiyon bölümünde harika koltuklar var, gözüme kestiriyorum. Hemen Fügen’i uyandırıp eşyaları da alıyor ve yukarıdaki resimdeki koltuklara geçiyoruz. Yatay uyumanın keyfi bu olsa gerek diyorum, güzel bir uyku çekiyoruz. Ama geminin için ilginç bir şekilde soğuk, herifler köküne kadar açmışlar klimanın, sabaha doğru üşüyoruz. Sabah 9:00, Brindisi’deyiz. Motor bağları çözülüyor ;


     

     @
     059


     

     @
     060


     

     @
     061

    Önce bir tur yapalım diye düşünüyoruz, ama bugün kü yolumuz 500 km, hemen yola devam edelim diyoruz. Hedef Taormina, Sicilya’nın çok methedilen kasabası, gerçekten de öyle çıkıyor gidince. Sıcak basıyor, otoyol dedikleri yolların standardı biraz düşük bizimkilere göre. 2 şeritli bunlar, bizdeki 3 şeritli geniş yollara göre biraz daha sıkıntılı. Trafik de yoğun olunca, daha kontrollu sürmek gerekiyor. Bu arada, önemli not, İtalya motorlar için çok güvenli bir ülke değil, Yunanistan’a kıyasla hiç değil. Yunanistan’daki gibi arabalar yol filan vermiyorlar, bizdeki düzene yakın yani, pek yabancılık çekmedik. Otoyolun etrafında ilgi çekici bir göremiyoruz, ancak korkunç seviyede tarım var, toprak renginde bir arazi göremiyoruz. Her yer ekili, bağ, bahçe, meyve ağaçları, yemyeşil, müthiş bir üretim var. Yol üzerinde Taranto’ya uğruyoruz, İtalyan donanmasının önemli bir limanı.Küçük bir şehir turu atıyoruz,


     

     @
     062


     

     @
     063


     

     @
     064


     

     @
     065


     

     @
     066


     

     @
     067


     

     @
     068


     

     @
     069

    yola devam. Caserta’yı geçer geçmez virajlar ve dağlık arazi başlıyor. İtalyanlar gerçekten de çok para harcamışlar otoyollara. Viyadükler ve tünellerden geçiyoruz bolca, manzara da güzelleşiyor.


     

     @
     070


     

     @
     071


     

     @
     072


     

     @
     073


     

     @
     074


     

     @
     075


     

     @
     076


     

     @
     077


     

     @
     078

    Messina’ya geçeceğimiz liman kasabasına kadar tünel-viyadük bağlantılarından oluşan otoyolda gidiyoruz, bu arada yolda genişletme çalışmaları var, tek şeride düşüyoruz ve bunalıyoruz. Sıcak bir yandan, trafik bir yandan, yorgunluk başlıyor. Geliyoruz nihayet limana, saat başı tekneler galiba, 45 dakika sonra kalkacağını öğreniyoruz. Biletlerimizi alıp bir şeyler atıştırmak için kendimizi bir yere atıyoruz, alışveriş merkezi gibi bir yer, idare eder. Bu tekneye toplam 10 € veriyoruz, bunlar diğer feribotlar gibi değil, şehir hatları vapuruna daha çok benziyor.


     

     @
     079

    Rampalı yollardan biniyoruz yukarıya.


     

     @
     080


     

     @
     081


     

     @
     082


     

     @
     083


     

     @
     084

    Ayrıca tren vagonları da aşağıdan yükleniyormuş. Yükleme yeri bir garip, fabrika gibi. 40 dakikada geçiyoruz karşıya. Karşıda Messina ;


     

     @
     085


     

     @
     086


     

     @
     087

    Messina’ya iniyoruz. Taormina’ya 40 km kadar yolumuz var, gazlıyoruz otoyolda. Otoyolların bu kısmı da çok güzel, özellikle benim gibi inşaat mühendisleri için tam keyif. Fügen takılıyor bana, hem tatil, hem iş oldu diye. Adamlar tünel işinde bize göre çağ atlamış, o kadar zorlu coğrafyada bu kadar güzel yollar yapmak her ülkenin harcı değil. Akşam 18:00 gibi Taormina’ya varıyoruz. Zumo sağolsun, elimizle koymuş gibi buluyoruz oteli.


     

     @
     088


     

     @
     089

    Burası çok ilginç bir kasaba, bir o kadar da turistik, ama ne yolları var, görülmesi lazım. Umarım resimlerle biraz olsun aktarabilirim. Otele gidene kadar dön babam dön, motor istiap haddinin üst limitinde zaten, arkada Fügen virajlara girince vıdılanır, aman yavaş diye, neyse vardık otele.


     

     @
     090

    Rezervasyon yaptırmıştık zaten, hemen yerleştik, attık kendimizi dışarı, Taormina sokaklarına. Otel sahibinden öğrendiğimiz restorana gidiyoruz, gerçekten de iyi oluyor, güzelce bir yemek yiyoruz. İki tane yerel çalgıcı geliyor, Sicilya melodileri eşliğinde keyifli bir akşam geçiyor. Ertesi sabah yine otel sahibine soruyoruz, nereye gidilir, ne görülür burada diye. Otelin terası ;


     

     @
     091

    Terastan görüntüler ;


     

     @
     092


     

     @
     093


     

     @
     094


     

     @
     095

    İki yer tarif ediyorlar bize, bir tanesi Savoca köyü, burada Godfather filminin bazı sahneleri çekilmiş. Diğer yer de Forza d’agro diye bir köy, bir tepenin üstünde, çok güzel manzarası varmış. Otelimiz, sabah ;


     

     @
     096


     

     @
     097

    Önümüzde bir ilkokul var, anneler çocuklarını Vespa’larla getiriyorlar ;


     

     @
     098

    Atlıyoruz motora, düşüyoruz çevre gezisine, ilk durak Savoca. Zumo bize daha kısa olan yolu göstermiş meğerse, bayağı bir dar yollardan dönerek çıkıyoruz.


     

     @
     099

    Zaten bu memlekette düz bir yol yok ki, dönmeden olmuyor. Sonunda yukardayız. Denize çok yakınız ama bayağı bir yukardayız. Savoca’nın köy meydanına geliyoruz, Her zaman tam koruma ;


     

     @
     100


     

     @
     101


     

     @
     102

    burada bir kahvehane var, Godfather filminin sahneleri burada çekilmiş.


     

     @
     103


     

     @
     104

    İçerde film sahnelerinden görüntüler var duvarlarda.


     

     @
     105

    Linda Evangelista gelmiş bir ara ;


     

     @
     106

    Köyü dolaşıyoruz ;


     

     @
     107


     

     @
     108


     

     @
     109


     

     @
     110


     

     @
     111


     

     @
     112


     

     @
     113


     

     @
     114

    Kilise hatırası ;


     

     @
     115

    Bir de Fiat Cinquecento (Fiat’ın çok meşhur 500cc modeli), tabi en az 30 yıllık


     

     @
     116


     

     @
     117

    Bir sürü turist otobüsü var, Amerikalılar doluşmuş. Köy gerçekten ilgimiz çekiyor, işte diyoruz Sicilya köyü, dolaşıyoruz etrafı. Sonra esas yoldan iniyoruz aşağıya. Bu da dönüyor J ama daha kaliteli.


     

     @
     118


     

     @
     119


     

     @
     120


     

     @
     121

    Oradan gidiyoruz Forza d’agro’ya, yine dönerek çıkıyoruz, bilmem kaç tane “hairpin”, ben artık saymayı bırakıyorum. Ama Fügen içinden sayıyor galiba J


     

     @
     122


     

     @
     123


     

     @
     124

    Yukarı geldiğimizde gerçekten harika bir manzarayla baş başayız.


     

     @
     125


     

     @
     126


     

     @
     127


     

     @
     128

    Tepenin iki tarafında Messina ve Taormina tarafını gözlüyoruz. Rakım galiba 400 m, yanlış hatırlamıyorsam. Biraz bakınıp, biraz da resim çektikten sonra iniyoruz. Doğru Taormina sahillerine gidiyoruz, bir yerde yemek yiyip kendimizi bir plaja atıyoruz.


     

     @
     129

    Ödeme zamanı ;


     

     @
     130

    Ve 2008 deniz sezonunu açıyorum.


     

     @
     131


     

     @
     132


     

     @
     133


     

     @
     134

    Akşam yine otel sahibinin tavsiyesiyle pizza yemeye gidiyoruz. Yine tam isabet, pizza dedikleri bu olmalı, bizim Türkiye’de yediklerimiz pide olur ancak. Taormina ilginç bir yer, arkada Etna , tepede kurulmuş, yamaca yerleşmiş. Harika bir manzarası var. Ayrıca, çok turistik, bayağı bir turist vardı, genellikle Amerikalıları gördüm. Çarşı Pazar işleri de var, önemli markaların mağazaları mevcut. Buna en çok Fügen sevindi, bolca vitrin baktı. Alacak yer olmadığı için sadece baktı. Seviyorum bu motorlu seyahatleri ve kısıtlı


     

     @
     135

    bagaj yerimi J


     

     @
     136


     

     @
     137


     

     @
     138

    Sıra sıra Vespa’lar


     

     @
     139


     

     @
     140


     

     @
     141

    Şehrin kapılarından biri ,


     

     @
     142


     

     @
     143


     

     @
     144


     

     @
     145

    Şehir rengarenk, çok özenli


     

     @
     146


     

     @
     147


     

     @
     148


     

     @
     149


     

     @
     150


     

     @
     151


     

     @
     152

    Seramikleri meşhur ;


     

     @
     153


     

     @
     154


     

     @
     155

    Meydandayız;


     

     @
     156


     

     @
     157


     

     @
     158


     

     @
     159


     

     @
     160


     

     @
     161

    Etna’ya gitmiyoruz, neye benzediğini aşağı yukarı tahmin ediyoruz zaten, uzaktan resimlerini çekmekle yetiniyoruz. 2 gece Taormina’da kaldıktan sonra ertesi sabah toplanıyoruz ve Cefalu’ya doğru yola çıkıyoruz. Bugünkü yolumuz 400 km civarında, yol üzerinde Corleone köyü var, heyecanla gidiyoruz, hani Godfather’daki meşhur Don Corleone var ya, onun memleketi diyerekten. Taormina’dan sonra bir süre otoyola girmeyip sahilden devam ediyoruz. Uzaktan Etna ;


     

     @
     162


     

     @
     163

    Catania’ya yakınlaşırken otoyola girip Palermo istikametinde sürüyoruz.


     

     @
     164


     

     @
     165


     

     @
     166

    200 km kadar sonra, otoyoldan çıkıp Corleone istikametinde devlet yoluna giriyoruz. Ama ne yol, yine viraj manyağı oluyoruzİ, daha doğrusu ben oluyorum, Fügen arkada vıdılanmaya devam ediyor J Yol üzerinde bir kasaba geçişi ;


     

     @
     167


     

     @
     168


     

     @
     169


     

     @
     170


     

     @
     171

    Sicilya kırsalında dön sağa, dön sola giderken yine ilginç bir kasabaya geliyoruz. Hiç hesapta olmayan (gerçi Fügen ismini okuyunca burayla ilgili bir film vardı demişti) bir kasaba, Prizzi.


     

     @
     172

    Resimlerden anlarsınız, tam bir tepenin üstünde kurulu bir kasaba, inanılmaz dar sokakları ve bir o kadar ilginç evleri var. Çok karakteristik bir yerleşim.


     

     @
     173


     

     @
     174


     

     @
     175


     

     @
     176


     

     @
     177


     

     @
     178


     

     @
     179


     

     @
     180

    Zamanında öldürülen bir sosyalist anısına plaket ;


     

     @
     181


     

     @
     182

    Filmin adı Prizzi’s Honor, John Huston çekmiş, Jack Nicholson, Kathleen Turner ve Angelica Huston oynamış, bolca Oscar ödülü kazanmış. Artık seyretmek farz oldu. Bayağı bir geziyoruz Prizzi’yi, sonra devam ediyoruz yolumuza. Hava ısınıyor, benim üzerimdeki kırgınlık artıyor, taa Ankara çıkışında aldığım soğuğun meyvelerini yemeye başlıyorum. Varıyoruz Corleone’ye. Yine Zumo bizi götürüyor merkeze. Hava çok sıcak, kendimizi meydandaki bir cafeye atıyoruz.


     

     @
     183


     

     @
     184


     

     @
     185

    Bu arada cafe sahibine soruyorum, hani burası Don Corleone’nin memleketi ya ! Adam bön bön bakıyor suratıma, “burasının o Corleone’yle hiçbir alakası yok” demez mi ? Ulan biz bu yolu boşuna mı yaptık yani ? yahu diyorum, Mafia filan da mı yok ? ben diyor, kendi halimde bir adamım bilmem o işleri ! Fügen’in tepesinde bir kızarıklık görüyorum ve hemen motora atlayıp vınlıyoruz. Corleone için bunca yol teptik, ama Prizzi’yi gördüğümüz için değdi sadece. İstikamet Cefalu, yol üzerinde bir av köşkü var, oraya da uğruyoruz, çok güzel bir yer, orman içinde zamanında av köşkü olarak kullanılmış.


     

     @
     186


     

     @
     187


     

     @
     188


     

     @
     189

    Cefalu yolunda Fügen bombayı patlatıyor, boşverelim Cefalu’yu, Palermo’dan atlayalım feribota direk Napoli’ye gidelim diyor. Ben de “derhal” diyorum, ve Palermo’da limana gidiyoruz, feribot akşam 20:00 de. Vaktimiz var, Palermo’yu da turlayalım diyoruz, gidiyoruz sahilden, geliyoruz güzel bir yere, Montello.


     

     @
     190

    Bir şeyler atıştırıp doğru limana dönüyoruz. Bu kaçıncı feribot ? ben nerdeyim ? şeklindeyim. Bu feribota 149 € ödüyorum. Ranzalı bir kamara (WC yok) ve motor karşılığı.


     

     @
     191


     

     @
     192


     

     @
     193

    Biniyoruz, bende ateş yükselmiş, halsizlik var, yanımıza birkaç eşya alıp yukarı kamaraya çıkıyoruz. Fazla oyalanmadan kendimi atıyorum ranzaya, yorulmuşum zaten. Kamaramız , en ucuzundan ;


     

     @
     194

    Dışarıda 50-60 kadar İtalyan lise öğrencisi, geziye gidiyorlar galiba, nasıl bir gürültü anlatamam. Uyumaya çalışıyorum, yorgunluk sayesinde bir süre sonra sızıyorum. Sabah Napoli’ye varıyoruz. Saat 06:00 civarı.


     

     @
     195

    Aslında programa göre feribot yerine Cefalu ve ertesi sabah Salerno’ya yol yapmak vardı. Biz yolu kestirmeden kuzeye feribotla gitmiş oluyoruz. Napoli’ye inince Salerno istikametine sürüyoruz. Bu yol üzerinde çok güzel yerler gözümüze kestirmiştik zaten, Sorrento, Positano ve Amalfi gibi. Sırasıyla Sorrento, Positano ve Amalfi’den geçiyoruz, buralarda duraklayıp bir şeyler içiyoruz, mükemmel sahiller, tabiat ve bir o kadar mükemmel bir yol, buyurun resimlere : Sorrento yolundayız,


     

     @
     196


     

     @
     197


     

     @
     198


     

     @
     199


     

     @
     200


     

     @
     201


     

     @
     202


     

     @
     203

    Sorrentoda limana iniyoruz, biz bu limanları pek sevdik yahu


     

     @
     204

    Millet motorlarını parka bırakmış, Capri’ye tekneyle gidenler


     

     @
     205


     

     @
     206

    Yine bir cafedeyiz, balıkçı gözüme ilişiyor ;


     

     @
     207


     

     @
     208

    Positano istikametine devam ediyoruz, Sorrento burnunu dolaşarak ;


     

     @
     209


     

     @
     210


     

     @
     211


     

     @
     212


     

     @
     213

    Resim çekmeye doyamadık, harika görüntüler, ama bizim fotoğrafçılık ancak bu kadar ;


     

     @
     214


     

     @
     215


     

     @
     216


     

     @
     217

    Bu sahilleri denizden gezmenin daha iyi olacağını düşünüyoruz ;


     

     @
     218


     

     @
     219

    Denizden 250 m kadar yukarıdayız, aşağıda görünmeyen bir çok villa var


     

     @
     220

    Positano’ya hoş gelmişiz ;


     

     @
     221

    Yol inanılmaz keyifli, viraj hiç bitmiyor


     

     @
     222


     

     @
     223


     

     @
     224


     

     @
     225


     

     @
     226


     

     @
     227


     

     @
     228


     

     @
     229


     

     @
     230

    Amalfi’ye geliyoruz,


     

     @
     231


     

     @
     232


     

     @
     233

    Liman bölgesindeyiz, yemek molası ,


     

     @
     234


     

     @
     235


     

     @
     236


     

     @
     237


     

     @
     238


     

     @
     239


     

     @
     240

    Salerno’ya varıyoruz, aslında hedefimiz burada konaklamak. Ama hiçbir tarafı bizi cezbetmiyor, Napoli’ye geri gitmeye karar veriyoruz. Bu sefer Salerno’dan otoyola çıkıp kestirmeden dönüyoruz. Akşam Napoli’de tavsiye üzerine bir Pizzeria’ya gidiyoruz, gerçekten harika. Seviyoruz yemeği , ne yapalım ?


     

     @
     241


     

     @
     242

    Gezmeye devam ;


     

     @
     243


     

     @
     244


     

     @
     245


     

     @
     246

    Her yer tarih kokuyor, inanılmaz keyifli binalar, heykeller, meydanlar


     

     @
     247

    Benim aslanlı meydanım ,


     

     @
     248


     

     @
     249


     

     @
     250

    Otele dönüyoruz, çantaları açıyoruz, o da ne ? benim tişörtler ve bir pantalonumun yerinde yeller esiyor. Anlıyoruz ki, gece feribotta yürümüş. Ama hata bende yan çantayı kilitlemediğimi hatırlıyorum. Aslında feribot hareket edince arabaların olduğu alt bölüm kapanıyor, kimse giremiyor güvenlik açısından. Tabi hal böyle olunca, ortalık çalışanlara kalıyor, herhalde bir tanesi biliyor bizim çantaları, yoklamış ve torbayı alıp gitmiş. Yapacak hiçbir şey yok, Napoli’den tişört takviyesi yaparak yola devam edeceğim. Benim ateşim çıkıyor ve o halde sızıyorum. Sabah kalkıyoruz, benim durum düzelmiş, ateş gitmiş, kendime gelmişim. Akşam Fügen’in içirdiği ilaçların faydası herhalde. Ben uyurken Fügen bir sürü plan yapmış bile, eğer ben iyice hastalanırsam, motoru süremezsem filan diye. Neyseki hiç birine gerek kalmıyor. Napoli’de ilk günümüz, bugün Capri adasına gidiyoruz. Yolda balık pazarından geçiyoruz , resimlemeden olmaz ;


     

     @
     251


     

     @
     252


     

     @
     253


     

     @
     254


     

     @
     255

    Ahtapotlar canlı,


     

     @
     256

    Böcekler de ;


     

     @
     257

    Yine bir limandayız, Capri teknesine biniyoruz. 45 dakikada varıyoruz. Mükemmel bir ada, bütün sosyete orada ve biz de tabi ki oradayız J


     

     @
     258


     

     @
     259


     

     @
     260


     

     @
     261


     

     @
     262

    Limandan yukarı “Funicolare” dedikleri tünel teleferiğiyle çıkıyoruz merkeze. Bizim Tünel-Karaköy arasında çalışana benziyor


     

     @
     263


     

     @
     264


     

     @
     265


     

     @
     266

    Yukarıda gezmeye devam ediyoruz ,


     

     @
     267


     

     @
     268

    Ada inanılmaz bakımlı ve temiz ;


     

     @
     269


     

     @
     270


     

     @
     271


     

     @
     272

    Taksiler cabrio ;


     

     @
     273

    Şapkacı dükkanı Borsalino ;


     

     @
     274


     

     @
     275

    Renkler harika ;


     

     @
     276


     

     @
     277


     

     @
     278


     

     @
     279


     

     @
     280


     

     @
     281

    Meydanda oturuyoruz, güneyin meşhur Lemoncello’sunu içmeden olmaz ;


     

     @
     282


     

     @
     283

    Limon demişken, limonlar şöyle bi şey ;


     

     @
     284

    Akşama kadar geziniyoruz, hayran kalıyoruz, bir sürü resim çekiyoruz, yiyoruz, içiyoruz ve Napoli’ye dönüyoruz. Akşam bir balık lokantası buluyoruz, hakkını verip dönüyoruz otele. Ertesi gün, planımızda Napoli’nin batı tarafı ve daha sonra Pompei gezisi var. Ben 29 yıl önce babamın görevi dolayısıyla Napoli’de 2 yıl yaşamıştım. Döndükten sonra hep hayalim bir gün tekrar oralara gidip görmek, eski günleri hatırlamaktı. Öyle de oldu, daha önceden Zumo’ya kaydettiğim eski evimizi, eski okulumun yerini filan geziyoruz, iyi ki gelmişiz. Burası bizim ev ;


     

     @
     285

    Bu arada bir not, Napoli’de inanılmaz bir çöp sorunu var, bütün çöpler yollarda duruyor, ya toplanmıyor, ya da yavaş yapılıyor, bir çeşit grev yani.


     

     @
     286

    Yakında bir hır çıkar kesinlikle. Burnumuzu tıkayıp geçiyoruz çöp tepelerinin yanından, çok kötü ya, yakında bir sağlık sorunu çıkar mutlaka. Evet , Napoli’nin batısından sonra çıkıyoruz çevre yoluna, istikamet Pompei. Vezüv dağının eteklerinde kurulmuş eski bir şehir, M.S. 79 yılındaki volkan patlamasının ardından küller altında kalmış ve harabeye dönmüş, daha sonra kazılarda ortaya çıkarılmış ve şimdi turizme açılmış. Buyurun resimlere : Burası yeni Pompei ;


     

     @
     287


     

     @
     288


     

     @
     289


     

     @
     290

    Bunlar da eskisinden


     

     @
     291


     

     @
     292


     

     @
     293


     

     @
     294


     

     @
     295


     

     @
     296

    Kazılar hala devam ediyormuş, biten evler gezilmeye açılıyor;


     

     @
     297

    Bilindiği kadarıyla, Pompei gece hayatı, ve eğlencesi ile ünlüymüş, Tanrı’nın onları cezalandırdığına inanıyorlar ( sadece bizde olmuyor yani bu hurafeler)


     

     @
     298


     

     @
     299


     

     @
     300


     

     @
     301


     

     @
     302


     

     @
     303

    Bunlar da beki Pompei’nin en trajik görüntüleri, küller altında ölen insanların bedenlerinin taşlaşmış küller arasında kalan boşlukları özel bir dolgu malzemesiyle doldurulup, çıkarılıyor ve aşağıdaki gibi görüntüler çıkıyor ortaya ;


     

     @
     304


     

     @
     305


     

     @
     306


     

     @
     307


     

     @
     308


     

     @
     309

    Akşama doğru Napoli’ye dönüyoruz, Fügen’in alışverişi geliyor, onu mağazaların olduğu Via Toledo’da bırakıyorum, ben otele dönüp motoru garaja bırakıyorum. Yürüyerek gidip 2 saat sonra Fügen’i tam bıraktığım yerde buluyorum J. Yürüyüşe devam ediyoruz, güzel bir balık lokantası buluyor ve çöküyoruz. Tesadüfen bulduğumuz bir yer, millet ayakta yer bekliyor. Yemekten sonra otele dönüp yatıyoruz, ertesi sabah dönüş var. Otelin önü ;


     

     @
     310

    Sabah 8:00 gibi yola çıkıyoruz, istikamet Bari sonra Brindisi. 17:30 da feribota yetişeceğiz. Ortalama bir hızla otoyoldan 13:00 gibi hedefe ulaşıyoruz. Brindisi’de yemeği takiben küçük bir şehir turu ;


     

     @
     311


     

     @
     312


     

     @
     313


     

     @
     314


     

     @
     315


     

     @
     316


     

     @
     317


     

     @
     318


     

     @
     319


     

     @
     320


     

     @
     321

    ve tekrar feribota biniyoruz. Bu feribota 84 € ödüyoruz, biletleri gidiş dönüş aldığımız için daha ucuz oluyor. Kamaralı değiliz, “seat” olayı yani. Bu sefer de geminin barının üst katında karargahı kuruyoruz, iki koltuk bitiştirilerek küçük bir yatak haline getiriliyor ve eciş bücüş uyku haline geçiliyor. Bu arada gemide 30 kadar Bulgar arabası var, hepsi minibüs, ve sanıyoruz bunlar Bulgaristanın çingeneleri. Tiplerden öyle anlaşılıyor. Feribot önce Iguomenitsa’ya uğrayacak ve bu arkadaşlar orada inecekler, öyle tahmin ediyorum. Tabi beni alıyor bir paranoya, ya herifler bir şeylerimizi çalarsa diye. Uykuya geçemiyorum, eşyalarımızı sağımıza solumuza yerleştirip Iguomenitsa limanına kadar beklemeye karar veriyorum. Gemi Iguomenitsa’ya gelince iniyorum aşağı, motorun başında duruyorum, ne olur ne olmaz, Bulgarlar inene kadar bekliyorum. Zaten onlar gidince gemi bir rahatlıyor, ortalık sakinleşiyor. Patra’ya 6 saat yolumuz var, yukarı çıkıp koltuk keyfine devam ediyorum. Sabah Patra’dayız. Buradan Pire’ye 210 km yolumuz var, düşüyoruz yola. Korint kanalında mola veriyoruz, burayı da görüyoruz ve tam kanal ağzındaki güzel lokantayı Zumo’ya kaydediyoruz.


     

     @
     322


     

     @
     323


     

     @
     324


     

     @
     325

    Teknelerin geçişi esnasında köprü platformu suyun içine batırılıyor


     

     @
     326

    Dönüş yolu hep sıkıcıdır, neresi olursa olsun bir kere o psikolojiye girmişsinizdir, dönüyorsunuz işte ! Biz de o psikolojiyle Pire’ye varıyoruz. Fügen sıcaktan iyice bunalmış olacak ki, Pire’de fazladan bir tur atınca, Zumo’yla arası bozuluyor, küsüyorlar J Beni burada bir yerde bırak, sonra Turco Liman’da buluşalım diye tutturuyor, çaresiz öyle yapıyorum. Daha sonra Turco Liman’da bir yemek yiyoruz,( şimdi dikkatimi çekti habire yemek yiyoruz ) sonra da Pire limanına gidiyoruz. Chios feribotu saat 19:00 da, biniyoruz, yerleşiyoruz. Bu sefer 132 € ödemiştik bilete, kamaralı, deniz manzaralı vs vs.


     

     @
     327


     

     @
     328


     

     @
     329


     

     @
     330

    Pire limanında inanılmaz gemi trafiği var ;


     

     @
     331


     

     @
     332


     

     @
     333

    Gidiyoruz ;


     

     @
     334


     

     @
     335


     

     @
     336

    Yahu bu kamara nasıl iyi geliyor anlatamam, bayağı yorulmuşuz, in bin derken, bir de havanın sıcağı bizi iyice bunaltmıştı. Yerleşiyoruz, deniz dalgalı olmasına rağmen keyifli bir yolculukla sabaha karşı 04:00 te Chios (Sakız) a varıyoruz. Çeşme teknemiz 08:30 da, doğruca limanda bulunan kahveye gidiyoruz, çay kahve derken güneş doğdu, gezmeye doyamamışız ki, biraz da Sakız adasını gezelim diyoruz, turluyoruz sağı solu.


     

     @
     337


     

     @
     338


     

     @
     339


     

     @
     340


     

     @
     341


     

     @
     342


     

     @
     343

    Tekneye binmeden önce Sakız’ın meşhur sakız ürünlerinden alınıyor, ve sonunda vakit geliyor, Türkiye’ye dönüş vakti, biniyoruz tekneye, istikamet Çeşme. 10:30 gibi memleketteyiz, gümrük işlemleri filan derken, 11:00 de yola çıkıyorum ben Ankara’ya, Fügen de İzmir’den uçakla dönüyor. Ben de rahat bir yolculuğun ardından Ankara’ya varıyorum, akşam 20:00 de garaja giriyorum, kafamda tatil hatıraları J Kapanış resmi ;


     

     @
     344

    Geziden notlar : - motor bizi hiç üzmedi - zumo beni hiç üzmedi, Fügen’le pek anlaşamadı, sürekli müdahalelere maruz kaldı. Fügen Napoli’de taksiciye yol bile tarif etti, orada koptum zaten J - Fügen beni hiç üzmedi, iyi bir artçı oldu - Yunanistan kesinlikle daha iyi bir ülke, tişörtlerimi çaldılar diye değil, ama İtalya birkaç tarihi yerinin dışında tatil yapılacak bir ülke değil. İnsanların da bir tarafı kalkmış, havaya girmişler, turiste karşı pek de sıcak değiller. - Gezimizin önemli bir kısmı gemilerde geçti, hayatımda hiç bu kadar çok deniz yolculuğu yapmamıştım. - Gemi yolculuğuyla ilgili bir not, eğer ucuz gideyim derseniz, o zaman “Deck” bileti almalısınız. Ama bu seferde nereyi bulursam orada yatarım şeklinde oluyor, bunun için de yanınızda uyku tulumu olmasında fayda var. Banyo, wc gibi ihtiyaçlar için uygun ortak mekanlar var, endişe etmeye gerek yok.

    Gönderilen Jun 07 2008, 12:13 AM Yayınlayan TAMER COMERT Ne ile 22 comment(s)

  •   Ankara - Inebolu - Ankara

    Fri, Apr 25 2008 2:35
    2,869 Okundu  

     Italya


     

     


     

     @
     001 - 2008-04-19 14:52

    Daha önce kararlaştırdığımız gibi, ben, Fügen, Tunç ve Tuncer abi olmak üzere, 3 motosiklet, Cumartesi saat 13:00 de yola koyulduk. Güzergahımız Ankara-Kastamonu-Çatalzeytin-İnebolu-Pınarbaşı-Safranbolu-Kızılcahamam-Ankara şeklindeydi. Gidiş güzergahında hava kapalıydı, yüksek yerler dışında pek soğuk yoktu.Gelelim hikayeye, resimler Tunç’un kamerasından : Önce Çankırı-Ilgaz yolunda bir tavsiye edilen bir yerde yemek molası verdik. Tavsiye üzerine itinayla tandır götürüldü.


     

     @
     002 - 2008-04-19 14:52

    ##


     

     @
     003 - 2008-04-19 14:55

    ##


     

     @
     004 - 2008-04-19 17:29

    Kastamonu’ya girmedik, akşam İnebolu’da yatma planımız olduğu için, Devrekani üzerinden Çatalzeytin yoluna devam ettik. Harika bir yol, gerek tabiat, gerek yol ve viraj kalitesi şaşırtıcı derecedeydi.


     

     @
     005 - 2008-04-19 17:30

    ##


     

     @
     006 - 2008-04-19 17:31

    ##


     

     @
     007 - 2008-04-19 17:31

    ##


     

     @
     008 - 2008-04-19 18:11

    Çatalzeytin yolunda bir mola, Çanakkale savaşlarında verilen şehitleri anısına köylülerin yaptırmış olduğu bir anıt, durak ve çeşme :


     

     @
     009 - 2008-04-19 18:11

    ##


     

     @
     010 - 2008-04-19 18:09

    ##


     

     @
     011 - 2008-04-19 18:07

    ##


     

     @
     012 - 2008-04-19 18:06

    ##


     

     @
     013 - 2008-04-19 18:04

    ##


     

     @
     014 - 2008-04-19 18:07

    ##


     

     @
     015 - 2008-04-19 18:08

    ##


     

     @
     016 - 2008-04-19 18:08

    ##


     

     @
     017 - 2008-04-20 07:30

    Çok keyifli bir yolun ardından Çatalzeytin bölgesinde Karadeniz’e indik. Buradan rotayı batıya çevirip İnebolu’ya yol aldık. Akşam 19:00 gibi İnebolu’ya vardık, daha önce tespit etmiş olduğumuz Yakamoz Tatil Köyü’ne yerleştik. Mevsim itibarıyla sanıyorum, kimsecikler yoktu. Akşam yemeğini yiyebileceğimiz doğru dürüst bir yer bulmak bile zor oldu. Bulduğumuz yerde ise (adı Duru )güleryüzlü bir servis ve küçük parmak kadar istavritler vardı.deniz kültürümüzün ne kadar sıfırın altında olduğunu bir kez daha müşahade ettik.Otel resimlerden de görüleceği üzere hemen deniz kıyısında, uzun kalmalı gezilerde çok keyifli olur tahmin ediyorum. Otel kısmının yanında, bungalow tipi evler ve apart olarak adlandırılan bir bölümü de var. Yazın bayağı bir geleni oluyormuş. Deniz harika görünüyordu ertesi sabah.Biraz reklam gibi olacak ama, İnebolu tanıtımına bir fayda olsun diye :


     

     @
     018 - 2008-04-20 07:31

    ##


     

     @
     019 - 2008-04-20 07:31

    ##


     

     @
     020 - 2008-04-20 07:33

    ##


     

     @
     021 - 2008-04-20 07:33

    ##


     

     @
     022 - 2008-04-20 07:34

    ##


     

     @
     023 - 2008-04-20 09:21

    Ertesi sabah kahvaltının ardından 9:00 gibi yola koyulduk. Rotamız , Küre-Ağlı üzerinden Pınarbaşı idi. Küre yolundan biraz görüntü:


     

     @
     024 - 2008-04-20 09:21

    ##


     

     @
     025 - 2008-04-20 09:22

    ##


     

     @
     026 - 2008-04-20 09:22

    ##


     

     @
     027 - 2008-04-20 09:23

    Bu kesimde yol kalitesi için aynı şeyi, söylemek zor. Ağlı-Azdavay-Pınarbaşı yolu yer yer bakım çalışmalarından, kısmen de bozuk yerlerinden dolayı yorucu oldu.Öğle yemeğini Safranbolu’da yemeyi planladık.


     

     @
     028 - 2008-04-20 09:24

    ##


     

     @
     029 - 2008-04-20 09:24

    ##


     

     @
     030 - 2008-04-20 09:24

    ##


     

     @
     031 - 2008-04-20 09:24

    ##


     

     @
     032 - 2008-04-20 10:36

    ##


     

     @
     033 - 2008-04-20 10:37

    ##


     

     @
     034 - 2008-04-20 10:37

    ##


     

     @
     035 - 2008-04-20 10:38

    ##


     

     @
     036 - 2008-04-20 10:39

    ##


     

     @
     037 - 2008-04-20 10:40

    ##


     

     @
     038 - 2008-04-20 11:05

    Pınarbaşı’nda Küre Milli Parkına gittik, orada Ilıca şelalesini gezdik, muhteşem bir tabiat, havanın güzelliği de eklenince keyifler bir kat daha arttı. Şelale Milli Park’ın içinde yer alıyor, 5-6 km kadar içerde, yol oraya götürüyor zaten.


     

     @
     039 - 2008-04-20 11:35

    Önce şelalenin olduğu köyde bir çay molası


     

     @
     040 - 2008-04-20 11:27

    ##


     

     @
     041 - 2008-04-20 11:27

    ##


     

     @
     042 - 2008-04-20 11:27

    ##


     

     @
     043 - 2008-04-20 11:27

    ##


     

     @
     044 - 2008-04-20 11:28

    ##


     

     @
     045 - 2008-04-20 11:36

    ##


     

     @
     046 - 2008-04-20 11:37

    ##


     

     @
     047 - 2008-04-20 11:57

    Sonra da şelale


     

     @
     048 - 2008-04-20 12:01

    ##


     

     @
     049 - 2008-04-20 12:01

    ##


     

     @
     050 - 2008-04-20 12:03

    ##


     

     @
     051 - 2008-04-20 12:04

    ##


     

     @
     052 - 2008-04-20 12:08

    Dönüş yolunda resim çekmedik, bir an önce Ankara’ya varalım diye herhalde.Daha sonra Safranbolu’ya geldik, önceleri gezdiğimiz için sadece yemek molası verip yolumuza devam ettik. Buradan, Eskipazar ayrımından doğuya döndük, Çerkeş-Işık dağı yolundan Kızılcahamam’a indik, oradan da Ankara’ya devam ettik. Toplam 830 km, kısa sayılabilecek bir güzergah, ancak yolun önemli bir bölümünde yer alan viraj yoğunluğu bu rotayı keyifli kıldı, viraj sarhoşu olarak Ankara’ya döndük ve en kısa zamanda tekrarlamaya karar verdik.

    Gönderilen Apr 25 2008, 02:35 AM Yayınlayan TAMER COMERT Ne ile 4 comment(s)

  •   Ankara - Yunanistan - Bordum - Ankara 2.669 km

    Tue, Apr 15 2008 0:52
    7,161 Okundu  

     Türkiye  Yunanistan


     

    1. Bölüm (Ankara-Selanik) Uzunca bir planlama döneminden sonra Yunanistan gezimizin rotasını Ankara-İpsala-Selanik-Volos-Atina-Mykonos-Kos-Bodrum-Ankara olarak kararlaştırıyoruz. Seyahatin toplam süresi 10 gün olarak planlanıyor, otel rezervasyonları ve feribot biletleri internetten hallediliyor. Yola Ankara’da üyesi olduğum Motorist grubundan arkadaşlarımla çıkıyoruz. Toplam 6 motor, 7 kişi (ben artçımla gidiyorum) , ben, Fügen, Tankut, Seden, Barlas, Levent ve Yahya.


     

     @
     001 - 2007-05-25 09:01

    ilk resim, adet olduğu üzere, çıkış km saati günlerden 25 mayıs 2007 yer, apartmanın garajı


     

     @
     002 - 2007-05-25 10:29

    Ankara’da tüm motorcuların uğrak yeri olan Cafe's de buluşuyoruz, Motorist’ten arkadaşlarımız
    uğurlamaya gelmiş, duygulanıyoruz ama belli etmiyoruz :)


     

     @
     003 - 2007-05-25 14:22

    mola verdiğimiz yerlerden biri, Hendek Berceste, acıkmışız (zaten hiç doymuyoruz ki)


     

     @
     004 - 2007-05-25 20:23

    ilk günün mutlu sonu, Keşan Şapçı oteldeyiz, yorgunluk vari ama gülümsüyoruz hala


     

     @
     005 - 2007-05-25 21:24

    otelin restoranına çöküyoruz


     

     @
     006 - 2007-05-26 08:11

    sabah yol hazırlığı, ikinci Kappa vukuatı, Barlas'ın top case kilidi su koyveriyor, eski usulde bağlanıyor İpsala 20 km ilerde


     

     @
     007 - 2007-05-26 08:44

    bizim için küçük, insanlık için büyük bir adım, az ilerisi Yunanistan, resmen gidiyoruz bre


     

     @
     008 - 2007-05-26 08:46

    ##


     

     @
     009 - 2007-05-26 09:03

    ##


     

     @
     010 - 2007-05-26 09:14

    duty free tavaf ediliyor, allahtan çantalarımızda pek yer yok, buna en çok Fügen bozuluyor


     

     @
     011 - 2007-05-26 09:19

    ahanda Yunanistan, gümrüğün az ilerisi, otoyol başlangıcı


     

     @
     012 - 2007-05-26 10:26

    ##


     

     @
     013 - 2007-05-26 13:53

    Kavala'ya geliyoruz, biz Fügen'le fazla hız yapamıyoruz doğal olarak, arkada kalıyoruz, sonra ekiple Kavala'da buluşuyoruz


     

     @
     014 - 2007-05-26 14:25

    öğle yemeği faslı, malum, deniz ürünü :)


     

     @
     015 - 2007-05-26 14:37

    bu ahtapot da pek güzelmiş canım, artık sürekli bunu yemeye karar veriyoruz :)


     

     @
     016 - 2007-05-26 15:07

    Kavala kalesi, ve görüntüler


     

     @
     017 - 2007-05-26 15:07

    ##


     

     @
     018 - 2007-05-26 16:36

    sen misin ahtapotları götüren, Motorist'in ahı tutuyor ve yolda kalıyoruz, benim benzin bitiyor, Selanik'e kadar otoyollarda o kadar az benzinci var ki. ayrıca benim zavallı Transalp'imin de benzin sarfiyatı tavana vurmuş durumda, 8-10 lt filan yakıyor


     

     @
     019 - 2007-05-26 16:37

    Levent hızır gibi yetişiyor, elde benzin


     

     @
     020 - 2007-05-26 19:35

    Selanik'e varıyoruz, Turist otele (pek tavsiye etmiyorum) yerleştik.. Yol planları yaparken, bizim Levent Yunanistan’daki Varadero grubuyla yazışmış ve gezi planımızdan bahsetmişti. Sıcak dialoglardan sonra Selanik ve Atina’da buluşmaya karar verilmişti. Varadero ekibi karşılamaya geliyor, beklediğimizin çok üzerinde bir sıcaklık. Bence gezinin en güzel resimlerinden biri. Grup olarak bir plaket yaptırmıştık, dostluk adına, çok da güzel oldu. Plaketi alan , Kostas, Yunan ordusunda yüzbaşı arkadaşlar, düşünebiliyor musunuz ? Kostas'ın anne tarafı Bursa'dan gelmiş, anneannesi Türkçeden başka dil bilmezmiş. Adam bizim buraları o kadar merak ediyor ki, tabi ki hararetle davet ettik, inşallah


     

     @
     021 - 2007-05-26 20:16

    Akşam bizi yemeğe götürüyorlar, atlıyoruz motorlara


     

     @
     022 - 2007-05-26 20:16

    Argyllis'in eşi, çok samimi ve sıcak davranıyor


     

     @
     023 - 2007-05-26 20:23

    ##


     

     @
     024 - 2007-05-26 20:51

    bunu yayınlamak istemezdim arkadaşlar, kusura bakmayın


     

     @
     025 - 2007-05-26 20:51

    yine çok yiyoruz, gelsin Uzo'lar, Tsipouro'lar


     

     @
     026 - 2007-05-26 20:52

    ##


     

     @
     027 - 2007-05-26 21:41

    ##


     

     @
     028 - 2007-05-26 21:44

    ##


     

     @
     029 - 2007-05-26 22:47

    Barlas polemiğe girmiyor, götürüyor


     

     @
     030 - 2007-05-26 23:11

    sohbet çok güzel


     

     @
     031 - 2007-05-27 00:56

    yemekten sonra Selanik'in orta yerinde bir meydandayız, kafeler, barlar, ve malum Yunan vatandaşları


     

     @
     032 - 2007-05-27 02:33

    otele dönüyoruz, motorlarımız için park yeri güvenli, otelin önü, gecenin bilmem hangi yarısı


     

     @
     033 - 2007-05-27 02:34

    ##


     

     @
     034 - 2007-05-27 10:22

    gündüz Selanik


     

     @
     035 - 2007-05-27 10:22

    Volos hazırlığı, sabah motor başındayız


     

     @
     036 - 2007-05-27 10:29

    ##


     

     @
     037 - 2007-05-27 10:30

    ##


     

     @
     038 - 2007-05-27 10:31

    ##


     

     @
     039 - 2007-05-27 10:33

    ##


     

     @
     040 - 2007-05-27 10:33

    ##


     

     @
     041 - 2007-05-27 10:34

    ##


     

     @
     042 - 2007-05-27 17:33

    2. Bölüm (Selanik-Volos) İstikamet Volos, yolda birbirimizi kaybediyoruz, biz bunu hep yapıyoruz zaten :) sonra bir bölümümüz diğer bölümümüzü bekliyor, onlar başka yoldan meğerse Volos'a girmiş bile, buluşuyoruz, malum durumlar. Volos'ta kalmayı planlamamıştık zaten, yakınlarında(15 km) , biraz daha doğusunda sahilde güzel koylar ve kasabalar kestirmiştik gözümüze internetten, oraya gidiyoruz. Kala Nera, güzel bir tatil kasabası, daha çok iç turizme açık, eğlencesi filan fazla yok, pansiyon buluyoruz ve o gece orada konaklıyoruz. Bu arada ekliyim, bizim görebildiğimiz kadarıyla, Yunanistan'da daha çok 3 yıldızlı otel turizmi var, bizdeki gibi abartılı 7-8 yıldızlar yok. Ancak, 3 yıldızlı otelden aldığınız hizmet tatmin edici, temiz ve iyi hizmet veriyorlar. Bu sayede turist otel dışında vakit geçiriyor, ortalık canlanıyor yani. Resimlere devam, Kala Nera sahilindeyiz, sıcak ve yorucu yolculuktan sonra pansiyona yerleşip kendimizi acilen denize atıyoruz.


     

     @
     043 - 2007-05-27 17:33

    ##


     

     @
     044 - 2007-05-27 17:34

    ##


     

     @
     045 - 2007-05-27 18:11

    ##


     

     @
     046 - 2007-05-27 18:11

    ##


     

     @
     047 - 2007-05-27 18:12

    ##


     

     @
     048 - 2007-05-27 18:15

    Kala Nera küçük bir kasaba, bu sahilde doğuya doğru gidildikçe buna benzer yerler olduğunu biliyoruz, yerli turistlerin hafta sonu için tercih ettikleri bir yer. 1,5-2 km kadar kumsalı var, deniz pırıl pırıl (gördüğümüz her yerde olduğu gibi), sahilin hemen arkasında bir yol ve onun kenarında yol boyunca cafe ve restoran ve pansiyonlar mevcut. yolun arka paralelinde de pansiyon bolca var. Burası ucuz, adambaşı 15-20 euro ödüyoruz pansiyona.


     

     @
     049 - 2007-05-27 18:15

    ##


     

     @
     050 - 2007-05-27 18:15

    ##


     

     @
     051 - 2007-05-27 18:16

    kestirmek de pek keyifli oluyor


     

     @
     052 - 2007-05-27 19:07

    ##


     

     @
     053 - 2007-05-27 19:10

    ##


     

     @
     054 - 2007-05-27 19:11

    Burası da Tankut'larla bizim kaldığımız pansiyon, Levent ve Yahya yan pansiyonda kaldılar.


     

     @
     055 - 2007-05-27 19:11

    ##


     

     @
     056 - 2007-05-27 20:27

    ##


     

     @
     057 - 2007-05-27 20:27

    ##


     

     @
     058 - 2007-05-27 20:26

    akşama doğru hava kapanıyor, ertesi günkü yağmurun habercisi


     

     @
     059 - 2007-05-27 20:42

    akşam oldu, ne yapılacak ? tabi ki yemeğe hücuumm, sahilde bir volta atıyoruz önce, gözümüze iyi bir yer kestirmek için


     

     @
     060 - 2007-05-27 20:57

    hiç de motorlu zıpır turistlere benzemiyoruz


     

     @
     061 - 2007-05-27 20:57

    ##


     

     @
     062 - 2007-05-27 21:08

    Sonunda deniz kenarında güzel bir yer buluyoruz, kalabalık ama canavar gibi iki garson çalışıyor, hemen yer ayarlıyorlar bize , hem de denize sıfır. yine ekliyorum, bana ilginç geldi, buralarda garsonlar bizdeki gibi işlerini lütfen yapmıyorlar, adamlar sanki bu meslek için doğmuş ve benimsemişler işlerini, sanırım turizmin bu kadar kazanç getirmesinde bu isimsizlerin etkisi var. Bize servis yapan garson son on yıldır bu kasabada ilk defa Türk gördüğünü söyledi, biz de Kala Nera'ya gelmekle ne kadar isabetli bir karar verdiğimizi gördük.


     

     @
     063 - 2007-05-27 21:09

    ##


     

     @
     064 - 2007-05-27 21:10

    ##


     

     @
     065 - 2007-05-27 21:23

    Yine geldik işin en can alıcı yerine, ya arkadaşlar valla kusura bakmayın ama bu resimleri buraya koymak zorundayım, buyrun yemeğe : Huzurlarınızda Uzo


     

     @
     066 - 2007-05-27 21:23

    ##


     

     @
     067 - 2007-05-27 21:43

    Habire meze geliyor, biz de yemek zorunda kalıyoruz


     

     @
     068 - 2007-05-27 21:44

    İşte herşey bunun yüzünden başladı, meşhur ahtapot ızgara


     

     @
     069 - 2007-05-27 22:36

    ##


     

     @
     070 - 2007-05-27 22:36

    ##


     

     @
     071 - 2007-05-27 22:37

    ##


     

     @
     072 - 2007-05-28 08:45

    3. Bölüm (Volos-Atina) Sabah oluyor, pansiyonlarda kahvaltı verilmiyor, biz de çantaları yükleyip akşam yemek yediğimiz yolda bir cafeye oturuyoruz. Cafe'nin hemen yanında bir ruhtım var, bir iki tane küçük balıkçı teknesi gelmiş,sabah 8 filan, merak ediyorum ne balık var diye, yaklaşıyorum


     

     @
     073 - 2007-05-28 08:45

    ##


     

     @
     074 - 2007-05-28 08:46

    Rıhtımda balık satışı yapmak için küçük bir tezgah var, imalattan halka direk satış


     

     @
     075 - 2007-05-28 08:45

    ##


     

     @
     076 - 2007-05-28 08:53

    Adamlarda balıkçılığın nasıl yapıldığına bence güzel bir örnek, küçücük bir kasabada iki tane balıkçı teknesinden bu kadar çeşitli balık gelmesini aklım almıyor, hele bizde sahillerde "Deniz Çipurası abiii" diye sattıkları saman gibi çiftlik balıklarını hatırlayınca


     

     @
     077 - 2007-05-28 08:53

    ##


     

     @
     078 - 2007-05-28 08:54

    ##


     

     @
     079 - 2007-05-28 08:56

    ##


     

     @
     080 - 2007-05-28 08:56

    ##


     

     @
     081 - 2007-05-28 09:14

    ##


     

     @
     082 - 2007-05-28 18:25

    Malesef yola çıkma vakti geliyor, Barlas'ı da Volos'tan alıp hep beraber Atina yollarına koyuluyoruz. Yolda hafif bir yağmur geçiyor, korkunç bir rüzgar. Yol üzerinde Kammena Vurla'dan geçiyoruz, tüm motorcuların söylediği Pan Hellenic motorcular buluşmasının yapıldığı yer. Biz yetişemiyoruz tabi, bir önceki gün bitmişti, ama kasabanın içinden geçiyoruz, mükemmel bir sahil kasabası daha, kafamızın bir kenarına yazıyoruz, tam kalınacak bir yer. Atina'nın çok kalabalık olduğunu bildiğimiz için, şehre girmeden bir yerde mola verip harita üzerinden hangi yollardan otele gideceğimizi tespit ediyoruz. Faydası oluyor, ortalıkta dolanmadan direk otele varıyoruz. Best Western Hotel Museum


     

     @
     083 - 2007-05-28 18:25

    ##


     

     @
     084 - 2007-05-28 18:24

    ##


     

     @
     085 - 2007-05-28 18:24

    sağdaki , otel müdürü, Tankut pek bi sevdi


     

     @
     086 - 2007-05-28 18:24

    ##


     

     @
     087 - 2007-05-28 18:29

    Otele yerleşiyoruz, motorlar hemen yakındaki kapalı garajda, günlük 7 euro istiyorlar, çok makul. Sonra vakit kaybetmeden yola düşüyoruz, bu sefer tabanway, Atina Varadero ekibiyle buluşmaya, yaşasın Varadero kardeşliği !! Atina sokaklarından görüntüler


     

     @
     088 - 2007-05-28 18:30

    ##


     

     @
     089 - 2007-05-28 18:41

    ##


     

     @
     090 - 2007-05-28 18:45

    ##


     

     @
     091 - 2007-05-28 18:45

    Hatıra fotoğrafları çekiliyor, ama makine bende olduğu için hep ben çekiyorum :)


     

     @
     092 - 2007-05-28 18:46

    ##


     

     @
     093 - 2007-05-28 18:48

    araya bi çeşit olsun diye sakatat reyonu resmi :


     

     @
     094 - 2007-05-28 18:54

    ##


     

     @
     095 - 2007-05-28 18:56

    Geliyoruz Atina'nin turistik Plaka bölgesindeki meşhur Monastraki meydanına, cami bulur da hatıra fotoğrafı çektirmez miyiz ?


     

     @
     096 - 2007-05-28 18:57

    4. Bölüm (Atina) Bu bölge Atina'da herhalde görülecek tek yer, onun dışında ben pek sevemedim, kusura bakmasın palikaryalar. Bir daha Yunanistan'a gitmek kısmet olursa Atina'da 2 gün harcamam kesinlikle, kimseye de tavsiye etmem.


     

     @
     097 - 2007-05-28 18:57

    ##


     

     @
     098 - 2007-05-28 19:05

    ##


     

     @
     099 - 2007-05-28 19:06

    Motorist geziyor, yorgunluk nedir bilmeden


     

     @
     100 - 2007-05-28 19:11

    Bazıları da kestiriyor


     

     @
     101 - 2007-05-28 19:13

    Varadero ekibiyle buluşma yerine doğru gidiyoruz, Akropol'ün etrafında dönüyoruz


     

     @
     102 - 2007-05-28 19:14

    ##


     

     @
     103 - 2007-05-28 19:16

    ##


     

     @
     104 - 2007-05-28 19:17

    Döndükçe resim çektiriyoruz


     

     @
     105 - 2007-05-28 19:39

    Buluşma yerine geliyoruz, ekiple sarmaş dolaş, sağolsunlar hepsi efendi çocuklar


     

     @
     106 - 2007-05-28 19:39

    ##


     

     @
     107 - 2007-05-28 20:07

    Dionyssos diye bir cafe de oturuyoruz, Akropol manzaralı


     

     @
     108 - 2007-05-28 20:07

    Varadero'lar


     

     @
     109 - 2007-05-28 20:07

    ##


     

     @
     110 - 2007-05-28 20:08

    ##


     

     @
     111 - 2007-05-28 20:08

    ##


     

     @
     112 - 2007-05-28 20:57

    Yağmur atıştırıyor, içeri geçiyoruz


     

     @
     113 - 2007-05-28 20:58

    ##


     

     @
     114 - 2007-05-28 20:58

    Karanlık bastıkça Akropol aydınlatılıyor, görüntü gerçekten güzel, ama elimizdeki fotoğraf makinesiyle ancak bu kadar çekebiliyorum


     

     @
     115 - 2007-05-28 20:58

    ##


     

     @
     116 - 2007-05-28 20:59

    ##


     

     @
     117 - 2007-05-28 20:59

    Varadero'cularla koyu sohbete cevam ediyoruz, konular malum, Türkiye, Yunanistan ve motosiklet üzerine.


     

     @
     118 - 2007-05-28 21:00

    ##


     

     @
     119 - 2007-05-28 21:06

    ##


     

     @
     120 - 2007-05-28 21:07

    Seden Tankut'un başının etini yedi durdu, yahu fotoğraf makinemiz var neden çekmiyoruz diyerekten :)


     

     @
     121 - 2007-05-28 21:51


     

     @
     122 - 2007-05-28 22:44

    Bildiniz siz onu


     

     @
     123 - 2007-05-28 23:18

    ve diğeri


     

     @
     124 - 2007-05-28 23:19

    Uzo Meladron adında bir yere götürüyorlar bizi, daha sonra bu restoran zincirinin Selanik’te olduğunu da öğrendik ve tecrübe ettik, kesinlikle 1 numara, zaten inanılmaz bir rağbet görüyor. Burası hakikaten çok lezzetli yemek ve mezeleriyle ve de Uzo'suyla ünlü, çok ama çok memnun kalıyoruz


     

     @
     125 - 2007-05-29 00:06

    ##


     

     @
     126 - 2007-05-29 00:15

    Ara sokaklara dalıyoruz, millet vur patlasın çal oynasın şeklinde


     

     @
     127 - 2007-05-29 00:17

    ##


     

     @
     128 - 2007-05-29 00:20

    ##


     

     @
     129 - 2007-05-29 00:20

    ##


     

     @
     130 - 2007-05-29 11:13

    Araya bi çeşit koyalım, Atina'dan bir film festivali afişi, ancak kaçırmışız :)


     

     @
     131 - 2007-05-29 11:19

    ##


     

     @
     132 - 2007-05-29 11:30

    Levent elde telefon sürekli Aslı'ya(eşi) tekmil veriyor


     

     @
     133 - 2007-05-29 11:33

    Yine tarihi binalar, meydanlar


     

     @
     134 - 2007-05-29 11:34

    ##


     

     @
     135 - 2007-05-29 11:36

    ##


     

     @
     136 - 2007-05-29 11:36

    ##


     

     @
     137 - 2007-05-29 11:36

    Motorist Atina'da


     

     @
     138 - 2007-05-29 11:37

    ##


     

     @
     139 - 2007-05-29 11:38

    ##


     

     @
     140 - 2007-05-29 11:47

    ##


     

     @
     141 - 2007-05-29 11:47

    5. Bölüm (Atina-Pire) Trafikte inanılmayacak çok motosiklet var, her boy ve çeşitte, burada motosikletler bizdeki gibi arabalardan kaçmıyor, aksine arabalar kendilerini sakınıyorlar


     

     @
     142 - 2007-05-29 11:47

    Bizde olmayan bir model,


     

     @
     143 - 2007-05-29 11:48

    Burası da bir diğer meşhur meydan, Syntagma Meydanı, hani bilirsiniz şu ponponlu askerlerin nöbet tuttuğu yer


     

     @
     144 - 2007-05-29 11:49

    ##


     

     @
     145 - 2007-05-29 11:50

    Askerdeki ciddiyete bakar mısınız


     

     @
     146 - 2007-05-29 11:55

    Daha sonra yine Plaka'ya doğru yürümeye başlıyoruz, hedef Akropol


     

     @
     147 - 2007-05-29 12:33

    ##


     

     @
     148 - 2007-05-29 12:38

    ##


     

     @
     149 - 2007-05-29 12:42

    ##


     

     @
     150 - 2007-05-29 12:42

    Araya çeşit


     

     @
     151 - 2007-05-29 12:46

    Bu papazı çekmeden geçemedim


     

     @
     152 - 2007-05-29 12:48

    ##


     

     @
     153 - 2007-05-29 12:55

    ##


     

     @
     154 - 2007-05-29 12:56

    ##


     

     @
     155 - 2007-05-29 13:01

    ##


     

     @
     156 - 2007-05-29 13:32

    ##


     

     @
     157 - 2007-05-29 13:34

    ##


     

     @
     158 - 2007-05-29 13:43

    ##


     

     @
     159 - 2007-05-29 13:43

    ##


     

     @
     160 - 2007-05-29 13:47

    ##


     

     @
     161 - 2007-05-30 11:57

    Aramızdan Tankut ve Seden planladıkları gibi Ankara’ya dönmek üzere Atina’dan önceki gün ayrılıyorlar, biz geziye devam ediyoruz. Ertesi gün sabah, otelden check out yapıldı, Levent, Yahya ve Barlas Pire limanına gidiyorlar, biz Fügen'le biraz daha yürüyelim diyoruz, motosiklet mağazalarına göz atıyoruz


     

     @
     162 - 2007-05-30 12:04

    ##


     

     @
     163 - 2007-05-30 12:10

    burası Yamaha, Volkan dikkatli bak, ne kadar motor var içerde, ben herhalde yarısını çekmişimdir


     

     @
     164 - 2007-05-30 12:10

    ##


     

     @
     165 - 2007-05-30 12:21

    Dainese mağazasını buluyoruz, çok pahalı her şey  Otele dönerken biraz daha tarih yapıyoruz, Atina Arkeoloji müzesi  Ben de garajdan alıyorum motoru, atlıyoruz Fügen'le, istikamet Pire limanı, feribotu kaçırmayalım.


     

     @
     166 - 2007-05-30 13:19

    ##


     

     @
     167 - 2007-05-30 15:24

    Pire'ye gidiş şehir içinden yarım saat kadar sürüyor, trafik inanılmaz. Feribot biletlerimizi firmanın kioskundan alıyoruz, herşey planlandığı gibi tıkırında gidiyor. Limandayız.


     

     @
     168 - 2007-05-30 15:24

    ##


     

     @
     169 - 2007-05-30 15:25

    ##


     

     @
     170 - 2007-05-30 15:25

    Adamlarda denizciliğin güzel bir örneği, Pire limanı ve gemiler


     

     @
     171 - 2007-05-30 15:28

    ##


     

     @
     172 - 2007-05-30 15:28

    ##


     

     @
     173 - 2007-05-30 15:29

    Bu da bizi Mykonos'a götürecek olan 3 no'lu hızlı feribot. Mykonos'a varış süremiz 3 saat civarında


     

     @
     174 - 2007-05-30 15:30

    ##


     

     @
     175 - 2007-05-30 15:30

    ##


     

     @
     176 - 2007-05-30 15:40

    Motorlarla feribotun kapısına dayanmış bekliyoruz, içeri alsınlar diye


     

     @
     177 - 2007-05-30 15:40

    ##


     

     @
     178 - 2007-05-30 15:49

    ##


     

     @
     179 - 2007-05-30 15:56

    İçerde görevliler motorlara yer gösteriyor, bir güzel bağlıyorlar, biz hiç dokunmuyoruz. Zaten bu feribotlar o kadar konforlu ve rahat yol alıyor ki denizde, hiç bir sarsıntı hissedilmiyor.


     

     @
     180 - 2007-05-30 15:56

    ##


     

     @
     181 - 2007-05-30 16:02

    ##


     

     @
     182 - 2007-05-30 16:06

    Biraz da içeriden görüntüler, son derece güzel döşenmiş, keyifli bir yolculuk için her şey var.


     

     @
     183 - 2007-05-30 16:06

    ##


     

     @
     184 - 2007-05-30 16:06

    ##


     

     @
     185 - 2007-05-30 16:07

    ##


     

     @
     186 - 2007-05-30 16:07

    ##


     

     @
     187 - 2007-05-30 16:07

    Motorist yayılıyor


     

     @
     188 - 2007-05-30 16:08

    ##


     

     @
     189 - 2007-05-30 19:42

    ##


     

     @
     190 - 2007-05-30 19:42

    ##


     

     @
     191 - 2007-05-30 19:43

    6. Bölüm (Pire-Mykonos) En son Mykonos’a gitmek üzere hızlı feribota binmiştik, bu feribotlar genellkile rotasındaki adalara uğrayarak gidiyorlar, bizim de ilk durağımız Syros adası, geminin arka güvertesine çıkıp biraz görüntü alıyorum :


     

     @
     192 - 2007-05-30 19:45

    ##


     

     @
     193 - 2007-05-30 19:45

    ##


     

     @
     194 - 2007-05-30 19:46

    ##


     

     @
     195 - 2007-05-30 19:55

    ##


     

     @
     196 - 2007-05-30 20:33

    Syros’tan ayrılıyoruz, Mykonos çok yakında, birazdan biz de gemide aşağıya inen merdivenlerin başında yerimizi alıyoruz


     

     @
     197 - 2007-05-30 20:40

    ##


     

     @
     198 - 2007-05-30 20:42

    çıkışa hazırlıyoruz  Vee, işte Mikonos, karaya çıkıyoruz


     

     @
     199 - 2007-05-31 21:02

    (Mykonos) Otelimiz ;


     

     @
     200 - 2007-05-31 09:56

    ##


     

     @
     201 - 2007-05-31 09:57

    ##


     

     @
     202 - 2007-05-31 09:59

    ##


     

     @
     203 - 2007-05-30 22:24

    Otele yerleşip kendimiz hemen dışarı atıyoruz, kaldığımız yer Mykonos merkezine 700 m mesafede


     

     @
     204 - 2007-05-30 22:26

    ##


     

     @
     205 - 2007-05-30 22:30

    ##


     

     @
     206 - 2007-05-30 22:31

    ##


     

     @
     207 - 2007-05-30 22:32

    ##


     

     @
     208 - 2007-05-30 22:34

    ##


     

     @
     209 - 2007-05-30 22:35

    ##


     

     @
     210 - 2007-05-30 23:39

    İlk akşam yemeğimiz, Niko’s Taverna


     

     @
     211 - 2007-05-30 23:44

    Yer sorunu çok, adamlar balkonda bile restoran hizmeti veriyor


     

     @
     212 - 2007-05-31 00:23

    ##


     

     @
     213 - 2007-05-31 00:26

    ##


     

     @
     214 - 2007-05-31 00:32

    Dar sokakları, çok temiz olmasıyla dikkat çekiyor, insanlar son derece özgür ve rahat hareket ediyorlar, adada tabiat adına hiç bir şey yok, deniz harika, fiyatlar makul, oteller temiz ve iyi hizmet veriyor, servis güler yüzlü.. sanırım işin formülü


     

     @
     215 - 2007-05-31 00:44

    ##


     

     @
     216 - 2007-05-31 00:44

    ##


     

     @
     217 - 2007-05-31 00:48

    ##


     

     @
     218 - 2007-05-31 01:03

    ##


     

     @
     219 - 2007-05-31 11:33

    Sabah olunca biz artık tatil bekarı arkadaşlarımızdan ayrılıyoruz, herkes kafasına göre takılıyor yani.. bizim ilk gün sahilimiz Super Paradise Beach, burası Mykonos’un en meşhur sahili, gay ve çıplaklarıyla ünlü.. herkes sereserpe yatıyor, bizden başka sağa sola bakan yok :) Mevsim olarak henüz ada tam doluluğa ulaşmamış, Temmuz ve Ağustos’ta oteller tam dolu oluyormuş, millet plajlarda yatıyormuş.


     

     @
     220 - 2007-05-31 11:33

     


     

     @
     221 - 2007-05-31 11:33

    ##


     

     @
     222 - 2007-05-31 11:34

    Sahilde hizmet eden genç kızlar var, yiyecek-içecek


     

     @
     223 - 2007-05-31 11:57

    ##


     

     @
     224 - 2007-05-31 12:13

    ##


     

     @
     225 - 2007-05-31 12:13

    ##


     

     @
     226 - 2007-05-31 12:51

    ##


     

     @
     227 - 2007-05-31 13:21

    Yanımızdaki italyan kızlar, tesadüfen kareye girmişler işte


     

     @
     228 - 2007-05-31 14:07

    Biz sabahın 10’unda sahile damladık, asıl eğlence akşam üstü 6 dan sonra başlıyordu, burası da sahilin meşhur barı (kimseler yokken)


     

     @
     229 - 2007-05-31 14:07

    ##


     

     @
     230 - 2007-05-31 14:07

    ##


     

     @
     231 - 2007-05-31 14:07

    ##


     

     @
     232 - 2007-05-31 14:08

    ##


     

     @
     233 - 2007-05-31 14:14

    ##


     

     @
     234 - 2007-05-31 14:58

    ##


     

     @
     235 - 2007-05-31 16:59

    ##


     

     @
     236 - 2007-05-31 17:00

    ##


     

     @
     237 - 2007-05-31 18:08

    ##


     

     @
     238 - 2007-05-31 19:05

    Akşam üstü birden etraf canlanıyor Bar ufaktan hareketleniyor


     

     @
     239 - 2007-05-31 21:06

    Biz de biraz takılıp, Mykonos’a dönüyoruz.


     

     @
     240 - 2007-05-31 21:18

    ##


     

     @
     241 - 2007-05-31 21:19

    ##


     

     @
     242 - 2007-05-31 23:34

    ##


     

     @
     243 - 2007-05-31 23:41

    ##


     

     @
     244 - 2007-05-31 23:46

    ##


     

     @
     245 - 2007-06-01 00:58

    Gece bardayız, Scandinavian Bar :)


     

     @
     246 - 2007-06-01 00:58

    ##


     

     @
     247 - 2007-06-01 01:14

    ##


     

     @
     248 - 2007-06-01 01:14

    ##


     

     @
     249 - 2007-06-01 13:25

    Sabah yine motorumuza atlıyor ve adanın biraz daha ucuna doğru olan bir sahile gidiyoruz Fügen’le, Elia sahili. Burada da yine bir Beach Club var, ama diğer yere göre daha sakin, deniz yine çok temiz ve harika. Gay’ler yine mevcut :) genellikle sahillerde bir köşeye doğru yerleşiyorlar gördüğümüz kadarıyla, yanlışlıkla o tarafa doğru yürürseniz önce bir şaşkınlık yaşıyorsunuz, noluyoruz şeklinde, ama göz alışıyor :)


     

     @
     250 - 2007-06-01 13:25

    ##


     

     @
     251 - 2007-06-01 13:26

    ##


     

     @
     252 - 2007-06-01 13:26

    ##


     

     @
     253 - 2007-06-01 13:54

    ##


     

     @
     254 - 2007-06-01 13:55

    ##


     

     @
     255 - 2007-06-01 13:55

    ##


     

     @
     256 - 2007-06-01 13:55

    ##


     

     @
     257 - 2007-06-01 17:41

    Sonra sıkılıyoruz, bir başka sahile gidiyoruz Fügen’le, Platis Giannis koyu, burada hem otel pansiyon vs var bir kaç tane, hem de diğer koylara tekneyle insan taşıyorlar. Eğer durumu bilseydim başta, burada kalırdık, buradan hem Mikonos 10 dak, otobüsler var sürekli, hem de diğer sahillere ulaşım kolay tekneyle, 2 euro adam başı.


     

     @
     258 - 2007-06-01 17:41

    ##


     

     @
     259 - 2007-06-01 17:41

    ##


     

     @
     260 - 2007-06-01 18:44

    Akşam üstü otele dönüyoruz, artık toplanma vakti, gece yolculuk var Kos’a. Otele gidince şu havuza bi girelim beaaa diyerekten Barlas’la birlikte atlıyoruz


     

     @
     261 - 2007-06-01 19:41

    Ada’da korkunç sayıda motosiklet ve ATV var, heryerde kiralıyorlar


     

     @
     262 - 2007-06-01 19:50

    ##


     

     @
     263 - 2007-06-01 19:50

    ##


     

     @
     264 - 2007-06-01 20:00

    ##


     

     @
     265 - 2007-06-01 20:00

    ##


     

     @
     266 - 2007-06-01 20:49

    ##


     

     @
     267 - 2007-06-01 22:42

    Yemeği takiben, otele dönüp motorlarımızı yüklüyoruz ve doğru limana


     

     @
     268 - 2007-06-01 23:55

    ##


     

     @
     269 - 2007-06-01 23:57

    ##


     

     @
     270 - 2007-06-01 23:57

    Gemi biraz gecikiyor,Rodanthi feribotu, ne de olsa Bandırma gemisinden hallice bi şey, biniyoruz. Burada motorlarımızı naylon iple bağlıyorlar :) Hızlı feribotta gergili kayışlar vardı..


     

     @
     271 - 2007-06-02 00:43

    ##


     

     @
     272 - 2007-06-02 00:43

    ##


     

     @
     273 - 2007-06-02 00:44

    Gemi bir zamanlar iyiymiş, ama eskimiş belli ki


     

     @
     274 - 2007-06-02 08:31

    ##


     

     @
     275 - 2007-06-02 09:18

    ##


     

     @
     276 - 2007-06-02 09:20

    Kaldığımız kamara  8. Bölüm(Kos-Bodrum-Ankara) Sabah oluyor, Kos sahilindeyiz


     

     @
     277 - 2007-06-02 09:21

    ##


     

     @
     278 - 2007-06-02 09:25

    Biz de ayağımız da şort, üstümüzde motor montu, ,inmek için hazırız artık


     

     @
     279 - 2007-06-02 09:27

    ##


     

     @
     280 - 2007-06-02 09:27

    Naylon çamaşır ipleri sökülüyor


     

     @
     281 - 2007-06-02 10:38

    Kos’tayız, kahvaltı için sahilde bir yerde duruyoruz


     

     @
     282 - 2007-06-02 13:31

    Akşam 4 e kadar vaktimiz var, düşüyoruz yola, güzel bir sahil buluyoruz, Tigaki, son saatlerimizi de burada değerlendiriyoruz


     

     @
     283 - 2007-06-02 13:31

    ##


     

     @
     284 - 2007-06-02 13:32

    ##


     

     @
     285 - 2007-06-02 13:33

    Duyan gelmiş


     

     @
     286 - 2007-06-02 13:40

    ##


     

     @
     287 - 2007-06-02 14:35

    Kos merkeze dönüyoruz, bu fotoğraf sanırım tatilin sonundaki halimizi en güzel anlatacak olanıdır. motosiklet çingene çadırına dönmüş, ayakta şort ve tokyolarla birazdan Bodrum teknesine binilecek :)


     

     @
     288 - 2007-06-02 16:18

    Kos’a bir son bakış


     

     @
     289 - 2007-06-02 16:27

    ##


     

     @
     290 - 2007-06-02 17:34

    Tekneye yüklüyoruz motorları Akşam Bodrum’dayız, ertesi sabah yola çıkıyor ve Çine-Aydın-Denizli güzergahından Ankara’ya, evlerimize dönüyoruz. Gezinin son karesi yine adet olduğu üzere, Km saati : günlerden 3 Haziran 2007, akşam saatleri


     

     @
     291 - 2007-06-03 22:23

    toplam seyahat mesafesi 2669 km, denizden geçilen miller hariç..

    Gönderilen Apr 15 2008, 12:52 AM Yayınlayan TAMER COMERT Ne ile 10 comment(s)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x