TAMER COMERT

Tamer COMERT


Ankara - Yunanistan - Italya - Ankara 3.638 km

Sat, Jun 07 2008 0:13
8,042 Okundu  

 Türkiye  Yunanistan  Italya


 

 @
 001

11 gün, 2 ülke, 3.638 km karayolu, 10 adet feribot seyahatinden oluşan gezimizin hikayesi aşağıdadır. Gezi rotamız, Ankara-Çeşme-Sakız(Chios)-Pire-Patra-Brindisi-Taormina-Palermo-Napoli şeklindeydi, dönüşümüz yine Brindisi ve Pire üzerinden aynı yoldan oldu. 24 mayıs cumartesi sabah 05:00 de Ankara’dan yola çıkıyorum, Fügen’le Çeşme’de buluşacağız. O da görevle Isparta’ya gitmişti, oradan Çeşme’ye geçiyor.


 

 @
 002

Sabah saatleri serin, bende AirFlow mont-pantolon var, kıçım donuyor Sivrihisar’a kadar. Hızımı düşürüyorum üşümemek için ama yine de soğuk içime işliyor, sonraki günlerde etkisini görüyorum zaten. 8:30 gibi güneş biraz ısıtmaya başlıyor, ben de kendime geliyorum ve biraz daha gazlıyorum. Bu gazlamanın meyvesini de Salihli civarında radara girerek yiyorum. Arada Fügen’le konuşuyoruz, o çoktan varmış Çeşme’ye, uzatmış ayaklarını denize bakıyor, ben hala gazlıyorum. Öğlen saatlerinde sıcak artıyor, bu sefer de bunaltıyor, yok mu bunun arası birader ? 14:00 sularında Çeşme’ye varıyorum. Chios feribotumuz 18:00’ de. Çeşme’de dinleniyoruz, çay kahve filan derken saat geliyor zaten.


 

 @
 003


 

 @
 004


 

 @
 005

Gümrükteyiz


 

 @
 006


 

 @
 007


 

 @
 008

Bu arada, yaz gelmiş ama Çeşme hayalet şehir gibi, tüm esnaf kan ağlıyor. Ama bunu yıllardır gelen turiste yaptıkları muameleyle hak ettiklerini düşünüyorum. Karşı sahilde turist dolu, biz de in cin top oynuyor. Herhalde bir muhasebesini yapıyorlardır. Neyse, feribotumuz takadan biraz hallice,


 

 @
 009


 

 @
 010


 

 @
 011


 

 @
 012

deniz de sakin, güzel bir yolculukla bir saat sonra Chios’a iniyoruz. Tekneye verilen ücret adam başı 30 €, motor içinde 20 € veriyoruz. Gidiş- dönüş alınca, indirimli toplam 140 € oluyor. Ada görünüyor


 

 @
 013


 

 @
 014


 

 @
 015

Ada da hemen motora atlayıp yemek yiyecek yer arıyoruz, sahilde bir lokantaya çöküyoruz ve malum deniz ürünlerinden yeteri kadar lüpleyip biraz keyif yapıyoruz. Pire feribotu saat 22:00 de, kalkış saatine kadar sağa sola bakınıyoruz biraz.


 

 @
 016


 

 @
 017


 

 @
 018


 

 @
 019

Yemek ayrıntısına girmiyorum, bunlar geriye kalanlar :


 

 @
 020

Gemimiz,


 

 @
 021

Limana bir bakış,


 

 @
 022


 

 @
 023

Feribottayız, kamaraya yerleşiyoruz, salona geçiyoruz bi şeyler içmek ve vakit geçirmek için. İçerden görüntüler ;


 

 @
 024


 

 @
 025

Bunlar da geminin içinde asılı resimler, Sakız adasının tarihinden ;


 

 @
 026

Aynı evin Yunan bayraklı hali ;


 

 @
 027

Televizyonda Eurovision şarkı yarışması var. Ama heyhat, gözler kapanıyor, sızmak üzereyken kendimizi kamaraya atıyoruz. Bu feribota ödediğimiz ücret 132 €(motor dahil), kamaranın deniz manzaralısından aldık, ne olacaksa ? bir güzel dinleniyoruz, ertesi sabah 06:30 gibi Pire’deyiz.


 

 @
 028


 

 @
 029


 

 @
 030

Sabahın körü bir saat, Pire’de Turco Liman koyuna gidiyoruz kahvaltı filan yaparız diye. Ama nerde, her yer kapalı, açık bir yer buluyoruz, bir sürü genç var. Meğerse bunlar geceden kalmaymış, sabah kahvelerini içip birer birer dağılıyorlar. Biz de bir şeyler atıştırıp yola koyulmaya karar veriyoruz. Korinth civarında yolda bir mola ;


 

 @
 031


 

 @
 032


 

 @
 033


 

 @
 034

Buradan yolumuz Patra’ya, Yunanistan’ın Batı sahilindeki liman kentine. Yolun hepsi 210 km zaten, ufak ufak gidiyoruz, benzinliklerde molalar verip dinleniyoruz. Yol üzerinde Korinth körfezini geçen Rion-Anthirion köprüsünden karşıya geçiyoruz, Patra limanı yolundan sapıyoruz yani. Akşam feribot 17:30 da olduğu için vaktimiz bol, etrafı görelim diyoruz. Köprü müthiş, mühendislik harikası, karşıya geçiyoruz.


 

 @
 035


 

 @
 036


 

 @
 037


 

 @
 038


 

 @
 039


 

 @
 040

Fügen diyor ki, şuradan da sağa gidelim, gidiyoruz(istersen gitme). Biraz ilerliyoruz, 8-10 km kadar, çok sevimli bir kasabayla karşılaşıyoruz, Nafpaktos. Burası korinth körfezini kontrol eden bir boğaz ve zamanın önemli deniz savaşlarından birisi bu kasaba açıklarında olmuş, hem tarihi, hem de güzel bir kasaba. Millet hafta sonu dolayısıyla doluşmuş zaten. Biz de meydan da oturuyoruz, bir güzel malum yemeklerden tıkınıyoruz.(ayrıntıya girmiyorum, okuyanlarda açlık hissi oluşmasın diyerekten).


 

 @
 041


 

 @
 042


 

 @
 043


 

 @
 044


 

 @
 045


 

 @
 046


 

 @
 047

Cervantes bile gelmiş


 

 @
 048


 

 @
 049

Feribot saatine doğru kalkıyoruz, yavaştan Patra’ya doğru yol alıyoruz. Bir liman ve bir feribot daha, check-in sonrası gemiye biniyoruz. Limandan görüntüler ;


 

 @
 050


 

 @
 051


 

 @
 052

Bizden görüntü ;


 

 @
 053


 

 @
 054

Motoru içerde elemanlar bağlıyor zaten, hiç uğraşmıyorum. Bu gemiye ödediğimiz ücret 119 €, motor dahil. Bu sefer biletimizi “seat” , yani koltuk aldık, çünkü odalar korkunç pahalı geldi bana. 250 € civarında tutuyordu, ben de ekonomi yapalım dedim bu sefer. Koltuk salonuna gidiyoruz, bir de ne görelim, bi sürü Çin’li de orada, muhabbet şamata gırla gidiyor. Yanımıza aldığımız eşyaları dolaba koyup biz de koltuklara yerleşiyoruz. Daha sonra vakit geçirmek için gemide sağa sola takılıyoruz, güverte, bar filan derken gece oluyor zaten. Gemiden biraz görüntü ;


 

 @
 055

Bizim yatak odası J


 

 @
 056


 

 @
 057

Yürüyen merdiven bile var ;


 

 @
 058

Uyku gelince doğru koltuk salonuna, ama uyku mümkün değil, Çin’li abilerin sohbeti bitmiyor, ses tonları da yüksekten olunca tam işkence. Bir ara heriflere dönüp pis pis bakıyorum, becerebildiğim kadar işte J . Faydası oluyor, sesler alt perdeye iniyor. Ama bu seferde koltukta uyumak çok zor geliyor, eciş bücüş oluyoruz, Fügen biraz sızıyor ama hiç rahat değiliz. Ben dışarı çıkıyorum, gemiyi turlamaya, arka tarafta resepsiyon bölümünde harika koltuklar var, gözüme kestiriyorum. Hemen Fügen’i uyandırıp eşyaları da alıyor ve yukarıdaki resimdeki koltuklara geçiyoruz. Yatay uyumanın keyfi bu olsa gerek diyorum, güzel bir uyku çekiyoruz. Ama geminin için ilginç bir şekilde soğuk, herifler köküne kadar açmışlar klimanın, sabaha doğru üşüyoruz. Sabah 9:00, Brindisi’deyiz. Motor bağları çözülüyor ;


 

 @
 059


 

 @
 060


 

 @
 061

Önce bir tur yapalım diye düşünüyoruz, ama bugün kü yolumuz 500 km, hemen yola devam edelim diyoruz. Hedef Taormina, Sicilya’nın çok methedilen kasabası, gerçekten de öyle çıkıyor gidince. Sıcak basıyor, otoyol dedikleri yolların standardı biraz düşük bizimkilere göre. 2 şeritli bunlar, bizdeki 3 şeritli geniş yollara göre biraz daha sıkıntılı. Trafik de yoğun olunca, daha kontrollu sürmek gerekiyor. Bu arada, önemli not, İtalya motorlar için çok güvenli bir ülke değil, Yunanistan’a kıyasla hiç değil. Yunanistan’daki gibi arabalar yol filan vermiyorlar, bizdeki düzene yakın yani, pek yabancılık çekmedik. Otoyolun etrafında ilgi çekici bir göremiyoruz, ancak korkunç seviyede tarım var, toprak renginde bir arazi göremiyoruz. Her yer ekili, bağ, bahçe, meyve ağaçları, yemyeşil, müthiş bir üretim var. Yol üzerinde Taranto’ya uğruyoruz, İtalyan donanmasının önemli bir limanı.Küçük bir şehir turu atıyoruz,


 

 @
 062


 

 @
 063


 

 @
 064


 

 @
 065


 

 @
 066


 

 @
 067


 

 @
 068


 

 @
 069

yola devam. Caserta’yı geçer geçmez virajlar ve dağlık arazi başlıyor. İtalyanlar gerçekten de çok para harcamışlar otoyollara. Viyadükler ve tünellerden geçiyoruz bolca, manzara da güzelleşiyor.


 

 @
 070


 

 @
 071


 

 @
 072


 

 @
 073


 

 @
 074


 

 @
 075


 

 @
 076


 

 @
 077


 

 @
 078

Messina’ya geçeceğimiz liman kasabasına kadar tünel-viyadük bağlantılarından oluşan otoyolda gidiyoruz, bu arada yolda genişletme çalışmaları var, tek şeride düşüyoruz ve bunalıyoruz. Sıcak bir yandan, trafik bir yandan, yorgunluk başlıyor. Geliyoruz nihayet limana, saat başı tekneler galiba, 45 dakika sonra kalkacağını öğreniyoruz. Biletlerimizi alıp bir şeyler atıştırmak için kendimizi bir yere atıyoruz, alışveriş merkezi gibi bir yer, idare eder. Bu tekneye toplam 10 € veriyoruz, bunlar diğer feribotlar gibi değil, şehir hatları vapuruna daha çok benziyor.


 

 @
 079

Rampalı yollardan biniyoruz yukarıya.


 

 @
 080


 

 @
 081


 

 @
 082


 

 @
 083


 

 @
 084

Ayrıca tren vagonları da aşağıdan yükleniyormuş. Yükleme yeri bir garip, fabrika gibi. 40 dakikada geçiyoruz karşıya. Karşıda Messina ;


 

 @
 085


 

 @
 086


 

 @
 087

Messina’ya iniyoruz. Taormina’ya 40 km kadar yolumuz var, gazlıyoruz otoyolda. Otoyolların bu kısmı da çok güzel, özellikle benim gibi inşaat mühendisleri için tam keyif. Fügen takılıyor bana, hem tatil, hem iş oldu diye. Adamlar tünel işinde bize göre çağ atlamış, o kadar zorlu coğrafyada bu kadar güzel yollar yapmak her ülkenin harcı değil. Akşam 18:00 gibi Taormina’ya varıyoruz. Zumo sağolsun, elimizle koymuş gibi buluyoruz oteli.


 

 @
 088


 

 @
 089

Burası çok ilginç bir kasaba, bir o kadar da turistik, ama ne yolları var, görülmesi lazım. Umarım resimlerle biraz olsun aktarabilirim. Otele gidene kadar dön babam dön, motor istiap haddinin üst limitinde zaten, arkada Fügen virajlara girince vıdılanır, aman yavaş diye, neyse vardık otele.


 

 @
 090

Rezervasyon yaptırmıştık zaten, hemen yerleştik, attık kendimizi dışarı, Taormina sokaklarına. Otel sahibinden öğrendiğimiz restorana gidiyoruz, gerçekten de iyi oluyor, güzelce bir yemek yiyoruz. İki tane yerel çalgıcı geliyor, Sicilya melodileri eşliğinde keyifli bir akşam geçiyor. Ertesi sabah yine otel sahibine soruyoruz, nereye gidilir, ne görülür burada diye. Otelin terası ;


 

 @
 091

Terastan görüntüler ;


 

 @
 092


 

 @
 093


 

 @
 094


 

 @
 095

İki yer tarif ediyorlar bize, bir tanesi Savoca köyü, burada Godfather filminin bazı sahneleri çekilmiş. Diğer yer de Forza d’agro diye bir köy, bir tepenin üstünde, çok güzel manzarası varmış. Otelimiz, sabah ;


 

 @
 096


 

 @
 097

Önümüzde bir ilkokul var, anneler çocuklarını Vespa’larla getiriyorlar ;


 

 @
 098

Atlıyoruz motora, düşüyoruz çevre gezisine, ilk durak Savoca. Zumo bize daha kısa olan yolu göstermiş meğerse, bayağı bir dar yollardan dönerek çıkıyoruz.


 

 @
 099

Zaten bu memlekette düz bir yol yok ki, dönmeden olmuyor. Sonunda yukardayız. Denize çok yakınız ama bayağı bir yukardayız. Savoca’nın köy meydanına geliyoruz, Her zaman tam koruma ;


 

 @
 100


 

 @
 101


 

 @
 102

burada bir kahvehane var, Godfather filminin sahneleri burada çekilmiş.


 

 @
 103


 

 @
 104

İçerde film sahnelerinden görüntüler var duvarlarda.


 

 @
 105

Linda Evangelista gelmiş bir ara ;


 

 @
 106

Köyü dolaşıyoruz ;


 

 @
 107


 

 @
 108


 

 @
 109


 

 @
 110


 

 @
 111


 

 @
 112


 

 @
 113


 

 @
 114

Kilise hatırası ;


 

 @
 115

Bir de Fiat Cinquecento (Fiat’ın çok meşhur 500cc modeli), tabi en az 30 yıllık


 

 @
 116


 

 @
 117

Bir sürü turist otobüsü var, Amerikalılar doluşmuş. Köy gerçekten ilgimiz çekiyor, işte diyoruz Sicilya köyü, dolaşıyoruz etrafı. Sonra esas yoldan iniyoruz aşağıya. Bu da dönüyor J ama daha kaliteli.


 

 @
 118


 

 @
 119


 

 @
 120


 

 @
 121

Oradan gidiyoruz Forza d’agro’ya, yine dönerek çıkıyoruz, bilmem kaç tane “hairpin”, ben artık saymayı bırakıyorum. Ama Fügen içinden sayıyor galiba J


 

 @
 122


 

 @
 123


 

 @
 124

Yukarı geldiğimizde gerçekten harika bir manzarayla baş başayız.


 

 @
 125


 

 @
 126


 

 @
 127


 

 @
 128

Tepenin iki tarafında Messina ve Taormina tarafını gözlüyoruz. Rakım galiba 400 m, yanlış hatırlamıyorsam. Biraz bakınıp, biraz da resim çektikten sonra iniyoruz. Doğru Taormina sahillerine gidiyoruz, bir yerde yemek yiyip kendimizi bir plaja atıyoruz.


 

 @
 129

Ödeme zamanı ;


 

 @
 130

Ve 2008 deniz sezonunu açıyorum.


 

 @
 131


 

 @
 132


 

 @
 133


 

 @
 134

Akşam yine otel sahibinin tavsiyesiyle pizza yemeye gidiyoruz. Yine tam isabet, pizza dedikleri bu olmalı, bizim Türkiye’de yediklerimiz pide olur ancak. Taormina ilginç bir yer, arkada Etna , tepede kurulmuş, yamaca yerleşmiş. Harika bir manzarası var. Ayrıca, çok turistik, bayağı bir turist vardı, genellikle Amerikalıları gördüm. Çarşı Pazar işleri de var, önemli markaların mağazaları mevcut. Buna en çok Fügen sevindi, bolca vitrin baktı. Alacak yer olmadığı için sadece baktı. Seviyorum bu motorlu seyahatleri ve kısıtlı


 

 @
 135

bagaj yerimi J


 

 @
 136


 

 @
 137


 

 @
 138

Sıra sıra Vespa’lar


 

 @
 139


 

 @
 140


 

 @
 141

Şehrin kapılarından biri ,


 

 @
 142


 

 @
 143


 

 @
 144


 

 @
 145

Şehir rengarenk, çok özenli


 

 @
 146


 

 @
 147


 

 @
 148


 

 @
 149


 

 @
 150


 

 @
 151


 

 @
 152

Seramikleri meşhur ;


 

 @
 153


 

 @
 154


 

 @
 155

Meydandayız;


 

 @
 156


 

 @
 157


 

 @
 158


 

 @
 159


 

 @
 160


 

 @
 161

Etna’ya gitmiyoruz, neye benzediğini aşağı yukarı tahmin ediyoruz zaten, uzaktan resimlerini çekmekle yetiniyoruz. 2 gece Taormina’da kaldıktan sonra ertesi sabah toplanıyoruz ve Cefalu’ya doğru yola çıkıyoruz. Bugünkü yolumuz 400 km civarında, yol üzerinde Corleone köyü var, heyecanla gidiyoruz, hani Godfather’daki meşhur Don Corleone var ya, onun memleketi diyerekten. Taormina’dan sonra bir süre otoyola girmeyip sahilden devam ediyoruz. Uzaktan Etna ;


 

 @
 162


 

 @
 163

Catania’ya yakınlaşırken otoyola girip Palermo istikametinde sürüyoruz.


 

 @
 164


 

 @
 165


 

 @
 166

200 km kadar sonra, otoyoldan çıkıp Corleone istikametinde devlet yoluna giriyoruz. Ama ne yol, yine viraj manyağı oluyoruzİ, daha doğrusu ben oluyorum, Fügen arkada vıdılanmaya devam ediyor J Yol üzerinde bir kasaba geçişi ;


 

 @
 167


 

 @
 168


 

 @
 169


 

 @
 170


 

 @
 171

Sicilya kırsalında dön sağa, dön sola giderken yine ilginç bir kasabaya geliyoruz. Hiç hesapta olmayan (gerçi Fügen ismini okuyunca burayla ilgili bir film vardı demişti) bir kasaba, Prizzi.


 

 @
 172

Resimlerden anlarsınız, tam bir tepenin üstünde kurulu bir kasaba, inanılmaz dar sokakları ve bir o kadar ilginç evleri var. Çok karakteristik bir yerleşim.


 

 @
 173


 

 @
 174


 

 @
 175


 

 @
 176


 

 @
 177


 

 @
 178


 

 @
 179


 

 @
 180

Zamanında öldürülen bir sosyalist anısına plaket ;


 

 @
 181


 

 @
 182

Filmin adı Prizzi’s Honor, John Huston çekmiş, Jack Nicholson, Kathleen Turner ve Angelica Huston oynamış, bolca Oscar ödülü kazanmış. Artık seyretmek farz oldu. Bayağı bir geziyoruz Prizzi’yi, sonra devam ediyoruz yolumuza. Hava ısınıyor, benim üzerimdeki kırgınlık artıyor, taa Ankara çıkışında aldığım soğuğun meyvelerini yemeye başlıyorum. Varıyoruz Corleone’ye. Yine Zumo bizi götürüyor merkeze. Hava çok sıcak, kendimizi meydandaki bir cafeye atıyoruz.


 

 @
 183


 

 @
 184


 

 @
 185

Bu arada cafe sahibine soruyorum, hani burası Don Corleone’nin memleketi ya ! Adam bön bön bakıyor suratıma, “burasının o Corleone’yle hiçbir alakası yok” demez mi ? Ulan biz bu yolu boşuna mı yaptık yani ? yahu diyorum, Mafia filan da mı yok ? ben diyor, kendi halimde bir adamım bilmem o işleri ! Fügen’in tepesinde bir kızarıklık görüyorum ve hemen motora atlayıp vınlıyoruz. Corleone için bunca yol teptik, ama Prizzi’yi gördüğümüz için değdi sadece. İstikamet Cefalu, yol üzerinde bir av köşkü var, oraya da uğruyoruz, çok güzel bir yer, orman içinde zamanında av köşkü olarak kullanılmış.


 

 @
 186


 

 @
 187


 

 @
 188


 

 @
 189

Cefalu yolunda Fügen bombayı patlatıyor, boşverelim Cefalu’yu, Palermo’dan atlayalım feribota direk Napoli’ye gidelim diyor. Ben de “derhal” diyorum, ve Palermo’da limana gidiyoruz, feribot akşam 20:00 de. Vaktimiz var, Palermo’yu da turlayalım diyoruz, gidiyoruz sahilden, geliyoruz güzel bir yere, Montello.


 

 @
 190

Bir şeyler atıştırıp doğru limana dönüyoruz. Bu kaçıncı feribot ? ben nerdeyim ? şeklindeyim. Bu feribota 149 € ödüyorum. Ranzalı bir kamara (WC yok) ve motor karşılığı.


 

 @
 191


 

 @
 192


 

 @
 193

Biniyoruz, bende ateş yükselmiş, halsizlik var, yanımıza birkaç eşya alıp yukarı kamaraya çıkıyoruz. Fazla oyalanmadan kendimi atıyorum ranzaya, yorulmuşum zaten. Kamaramız , en ucuzundan ;


 

 @
 194

Dışarıda 50-60 kadar İtalyan lise öğrencisi, geziye gidiyorlar galiba, nasıl bir gürültü anlatamam. Uyumaya çalışıyorum, yorgunluk sayesinde bir süre sonra sızıyorum. Sabah Napoli’ye varıyoruz. Saat 06:00 civarı.


 

 @
 195

Aslında programa göre feribot yerine Cefalu ve ertesi sabah Salerno’ya yol yapmak vardı. Biz yolu kestirmeden kuzeye feribotla gitmiş oluyoruz. Napoli’ye inince Salerno istikametine sürüyoruz. Bu yol üzerinde çok güzel yerler gözümüze kestirmiştik zaten, Sorrento, Positano ve Amalfi gibi. Sırasıyla Sorrento, Positano ve Amalfi’den geçiyoruz, buralarda duraklayıp bir şeyler içiyoruz, mükemmel sahiller, tabiat ve bir o kadar mükemmel bir yol, buyurun resimlere : Sorrento yolundayız,


 

 @
 196


 

 @
 197


 

 @
 198


 

 @
 199


 

 @
 200


 

 @
 201


 

 @
 202


 

 @
 203

Sorrentoda limana iniyoruz, biz bu limanları pek sevdik yahu


 

 @
 204

Millet motorlarını parka bırakmış, Capri’ye tekneyle gidenler


 

 @
 205


 

 @
 206

Yine bir cafedeyiz, balıkçı gözüme ilişiyor ;


 

 @
 207


 

 @
 208

Positano istikametine devam ediyoruz, Sorrento burnunu dolaşarak ;


 

 @
 209


 

 @
 210


 

 @
 211


 

 @
 212


 

 @
 213

Resim çekmeye doyamadık, harika görüntüler, ama bizim fotoğrafçılık ancak bu kadar ;


 

 @
 214


 

 @
 215


 

 @
 216


 

 @
 217

Bu sahilleri denizden gezmenin daha iyi olacağını düşünüyoruz ;


 

 @
 218


 

 @
 219

Denizden 250 m kadar yukarıdayız, aşağıda görünmeyen bir çok villa var


 

 @
 220

Positano’ya hoş gelmişiz ;


 

 @
 221

Yol inanılmaz keyifli, viraj hiç bitmiyor


 

 @
 222


 

 @
 223


 

 @
 224


 

 @
 225


 

 @
 226


 

 @
 227


 

 @
 228


 

 @
 229


 

 @
 230

Amalfi’ye geliyoruz,


 

 @
 231


 

 @
 232


 

 @
 233

Liman bölgesindeyiz, yemek molası ,


 

 @
 234


 

 @
 235


 

 @
 236


 

 @
 237


 

 @
 238


 

 @
 239


 

 @
 240

Salerno’ya varıyoruz, aslında hedefimiz burada konaklamak. Ama hiçbir tarafı bizi cezbetmiyor, Napoli’ye geri gitmeye karar veriyoruz. Bu sefer Salerno’dan otoyola çıkıp kestirmeden dönüyoruz. Akşam Napoli’de tavsiye üzerine bir Pizzeria’ya gidiyoruz, gerçekten harika. Seviyoruz yemeği , ne yapalım ?


 

 @
 241


 

 @
 242

Gezmeye devam ;


 

 @
 243


 

 @
 244


 

 @
 245


 

 @
 246

Her yer tarih kokuyor, inanılmaz keyifli binalar, heykeller, meydanlar


 

 @
 247

Benim aslanlı meydanım ,


 

 @
 248


 

 @
 249


 

 @
 250

Otele dönüyoruz, çantaları açıyoruz, o da ne ? benim tişörtler ve bir pantalonumun yerinde yeller esiyor. Anlıyoruz ki, gece feribotta yürümüş. Ama hata bende yan çantayı kilitlemediğimi hatırlıyorum. Aslında feribot hareket edince arabaların olduğu alt bölüm kapanıyor, kimse giremiyor güvenlik açısından. Tabi hal böyle olunca, ortalık çalışanlara kalıyor, herhalde bir tanesi biliyor bizim çantaları, yoklamış ve torbayı alıp gitmiş. Yapacak hiçbir şey yok, Napoli’den tişört takviyesi yaparak yola devam edeceğim. Benim ateşim çıkıyor ve o halde sızıyorum. Sabah kalkıyoruz, benim durum düzelmiş, ateş gitmiş, kendime gelmişim. Akşam Fügen’in içirdiği ilaçların faydası herhalde. Ben uyurken Fügen bir sürü plan yapmış bile, eğer ben iyice hastalanırsam, motoru süremezsem filan diye. Neyseki hiç birine gerek kalmıyor. Napoli’de ilk günümüz, bugün Capri adasına gidiyoruz. Yolda balık pazarından geçiyoruz , resimlemeden olmaz ;


 

 @
 251


 

 @
 252


 

 @
 253


 

 @
 254


 

 @
 255

Ahtapotlar canlı,


 

 @
 256

Böcekler de ;


 

 @
 257

Yine bir limandayız, Capri teknesine biniyoruz. 45 dakikada varıyoruz. Mükemmel bir ada, bütün sosyete orada ve biz de tabi ki oradayız J


 

 @
 258


 

 @
 259


 

 @
 260


 

 @
 261


 

 @
 262

Limandan yukarı “Funicolare” dedikleri tünel teleferiğiyle çıkıyoruz merkeze. Bizim Tünel-Karaköy arasında çalışana benziyor


 

 @
 263


 

 @
 264


 

 @
 265


 

 @
 266

Yukarıda gezmeye devam ediyoruz ,


 

 @
 267


 

 @
 268

Ada inanılmaz bakımlı ve temiz ;


 

 @
 269


 

 @
 270


 

 @
 271


 

 @
 272

Taksiler cabrio ;


 

 @
 273

Şapkacı dükkanı Borsalino ;


 

 @
 274


 

 @
 275

Renkler harika ;


 

 @
 276


 

 @
 277


 

 @
 278


 

 @
 279


 

 @
 280


 

 @
 281

Meydanda oturuyoruz, güneyin meşhur Lemoncello’sunu içmeden olmaz ;


 

 @
 282


 

 @
 283

Limon demişken, limonlar şöyle bi şey ;


 

 @
 284

Akşama kadar geziniyoruz, hayran kalıyoruz, bir sürü resim çekiyoruz, yiyoruz, içiyoruz ve Napoli’ye dönüyoruz. Akşam bir balık lokantası buluyoruz, hakkını verip dönüyoruz otele. Ertesi gün, planımızda Napoli’nin batı tarafı ve daha sonra Pompei gezisi var. Ben 29 yıl önce babamın görevi dolayısıyla Napoli’de 2 yıl yaşamıştım. Döndükten sonra hep hayalim bir gün tekrar oralara gidip görmek, eski günleri hatırlamaktı. Öyle de oldu, daha önceden Zumo’ya kaydettiğim eski evimizi, eski okulumun yerini filan geziyoruz, iyi ki gelmişiz. Burası bizim ev ;


 

 @
 285

Bu arada bir not, Napoli’de inanılmaz bir çöp sorunu var, bütün çöpler yollarda duruyor, ya toplanmıyor, ya da yavaş yapılıyor, bir çeşit grev yani.


 

 @
 286

Yakında bir hır çıkar kesinlikle. Burnumuzu tıkayıp geçiyoruz çöp tepelerinin yanından, çok kötü ya, yakında bir sağlık sorunu çıkar mutlaka. Evet , Napoli’nin batısından sonra çıkıyoruz çevre yoluna, istikamet Pompei. Vezüv dağının eteklerinde kurulmuş eski bir şehir, M.S. 79 yılındaki volkan patlamasının ardından küller altında kalmış ve harabeye dönmüş, daha sonra kazılarda ortaya çıkarılmış ve şimdi turizme açılmış. Buyurun resimlere : Burası yeni Pompei ;


 

 @
 287


 

 @
 288


 

 @
 289


 

 @
 290

Bunlar da eskisinden


 

 @
 291


 

 @
 292


 

 @
 293


 

 @
 294


 

 @
 295


 

 @
 296

Kazılar hala devam ediyormuş, biten evler gezilmeye açılıyor;


 

 @
 297

Bilindiği kadarıyla, Pompei gece hayatı, ve eğlencesi ile ünlüymüş, Tanrı’nın onları cezalandırdığına inanıyorlar ( sadece bizde olmuyor yani bu hurafeler)


 

 @
 298


 

 @
 299


 

 @
 300


 

 @
 301


 

 @
 302


 

 @
 303

Bunlar da beki Pompei’nin en trajik görüntüleri, küller altında ölen insanların bedenlerinin taşlaşmış küller arasında kalan boşlukları özel bir dolgu malzemesiyle doldurulup, çıkarılıyor ve aşağıdaki gibi görüntüler çıkıyor ortaya ;


 

 @
 304


 

 @
 305


 

 @
 306


 

 @
 307


 

 @
 308


 

 @
 309

Akşama doğru Napoli’ye dönüyoruz, Fügen’in alışverişi geliyor, onu mağazaların olduğu Via Toledo’da bırakıyorum, ben otele dönüp motoru garaja bırakıyorum. Yürüyerek gidip 2 saat sonra Fügen’i tam bıraktığım yerde buluyorum J. Yürüyüşe devam ediyoruz, güzel bir balık lokantası buluyor ve çöküyoruz. Tesadüfen bulduğumuz bir yer, millet ayakta yer bekliyor. Yemekten sonra otele dönüp yatıyoruz, ertesi sabah dönüş var. Otelin önü ;


 

 @
 310

Sabah 8:00 gibi yola çıkıyoruz, istikamet Bari sonra Brindisi. 17:30 da feribota yetişeceğiz. Ortalama bir hızla otoyoldan 13:00 gibi hedefe ulaşıyoruz. Brindisi’de yemeği takiben küçük bir şehir turu ;


 

 @
 311


 

 @
 312


 

 @
 313


 

 @
 314


 

 @
 315


 

 @
 316


 

 @
 317


 

 @
 318


 

 @
 319


 

 @
 320


 

 @
 321

ve tekrar feribota biniyoruz. Bu feribota 84 € ödüyoruz, biletleri gidiş dönüş aldığımız için daha ucuz oluyor. Kamaralı değiliz, “seat” olayı yani. Bu sefer de geminin barının üst katında karargahı kuruyoruz, iki koltuk bitiştirilerek küçük bir yatak haline getiriliyor ve eciş bücüş uyku haline geçiliyor. Bu arada gemide 30 kadar Bulgar arabası var, hepsi minibüs, ve sanıyoruz bunlar Bulgaristanın çingeneleri. Tiplerden öyle anlaşılıyor. Feribot önce Iguomenitsa’ya uğrayacak ve bu arkadaşlar orada inecekler, öyle tahmin ediyorum. Tabi beni alıyor bir paranoya, ya herifler bir şeylerimizi çalarsa diye. Uykuya geçemiyorum, eşyalarımızı sağımıza solumuza yerleştirip Iguomenitsa limanına kadar beklemeye karar veriyorum. Gemi Iguomenitsa’ya gelince iniyorum aşağı, motorun başında duruyorum, ne olur ne olmaz, Bulgarlar inene kadar bekliyorum. Zaten onlar gidince gemi bir rahatlıyor, ortalık sakinleşiyor. Patra’ya 6 saat yolumuz var, yukarı çıkıp koltuk keyfine devam ediyorum. Sabah Patra’dayız. Buradan Pire’ye 210 km yolumuz var, düşüyoruz yola. Korint kanalında mola veriyoruz, burayı da görüyoruz ve tam kanal ağzındaki güzel lokantayı Zumo’ya kaydediyoruz.


 

 @
 322


 

 @
 323


 

 @
 324


 

 @
 325

Teknelerin geçişi esnasında köprü platformu suyun içine batırılıyor


 

 @
 326

Dönüş yolu hep sıkıcıdır, neresi olursa olsun bir kere o psikolojiye girmişsinizdir, dönüyorsunuz işte ! Biz de o psikolojiyle Pire’ye varıyoruz. Fügen sıcaktan iyice bunalmış olacak ki, Pire’de fazladan bir tur atınca, Zumo’yla arası bozuluyor, küsüyorlar J Beni burada bir yerde bırak, sonra Turco Liman’da buluşalım diye tutturuyor, çaresiz öyle yapıyorum. Daha sonra Turco Liman’da bir yemek yiyoruz,( şimdi dikkatimi çekti habire yemek yiyoruz ) sonra da Pire limanına gidiyoruz. Chios feribotu saat 19:00 da, biniyoruz, yerleşiyoruz. Bu sefer 132 € ödemiştik bilete, kamaralı, deniz manzaralı vs vs.


 

 @
 327


 

 @
 328


 

 @
 329


 

 @
 330

Pire limanında inanılmaz gemi trafiği var ;


 

 @
 331


 

 @
 332


 

 @
 333

Gidiyoruz ;


 

 @
 334


 

 @
 335


 

 @
 336

Yahu bu kamara nasıl iyi geliyor anlatamam, bayağı yorulmuşuz, in bin derken, bir de havanın sıcağı bizi iyice bunaltmıştı. Yerleşiyoruz, deniz dalgalı olmasına rağmen keyifli bir yolculukla sabaha karşı 04:00 te Chios (Sakız) a varıyoruz. Çeşme teknemiz 08:30 da, doğruca limanda bulunan kahveye gidiyoruz, çay kahve derken güneş doğdu, gezmeye doyamamışız ki, biraz da Sakız adasını gezelim diyoruz, turluyoruz sağı solu.


 

 @
 337


 

 @
 338


 

 @
 339


 

 @
 340


 

 @
 341


 

 @
 342


 

 @
 343

Tekneye binmeden önce Sakız’ın meşhur sakız ürünlerinden alınıyor, ve sonunda vakit geliyor, Türkiye’ye dönüş vakti, biniyoruz tekneye, istikamet Çeşme. 10:30 gibi memleketteyiz, gümrük işlemleri filan derken, 11:00 de yola çıkıyorum ben Ankara’ya, Fügen de İzmir’den uçakla dönüyor. Ben de rahat bir yolculuğun ardından Ankara’ya varıyorum, akşam 20:00 de garaja giriyorum, kafamda tatil hatıraları J Kapanış resmi ;


 

 @
 344

Geziden notlar : - motor bizi hiç üzmedi - zumo beni hiç üzmedi, Fügen’le pek anlaşamadı, sürekli müdahalelere maruz kaldı. Fügen Napoli’de taksiciye yol bile tarif etti, orada koptum zaten J - Fügen beni hiç üzmedi, iyi bir artçı oldu - Yunanistan kesinlikle daha iyi bir ülke, tişörtlerimi çaldılar diye değil, ama İtalya birkaç tarihi yerinin dışında tatil yapılacak bir ülke değil. İnsanların da bir tarafı kalkmış, havaya girmişler, turiste karşı pek de sıcak değiller. - Gezimizin önemli bir kısmı gemilerde geçti, hayatımda hiç bu kadar çok deniz yolculuğu yapmamıştım. - Gemi yolculuğuyla ilgili bir not, eğer ucuz gideyim derseniz, o zaman “Deck” bileti almalısınız. Ama bu seferde nereyi bulursam orada yatarım şeklinde oluyor, bunun için de yanınızda uyku tulumu olmasında fayda var. Banyo, wc gibi ihtiyaçlar için uygun ortak mekanlar var, endişe etmeye gerek yok.







Yayınlanış Tarihi Jun 07 2008, 12:13 AM Yayınlayan TAMER COMERT

Yorumlar

 

Cem YILDIZ Dediki :

Tamer Italyaya gitmek isteyenler icin cok guzel bir dokumantasyon oldu. Ellerine saglik. Okudukca icim gitti, özlemişim Big Smile Anche Io voglio andare all'Italia aglaaa

June 7, 2008 12:42 AM
 

Gunalp KOCAKANAT Dediki :

Cem demiş ki : Anche Io voglio andare all'Italia

İşte raporların gücü.Takır takır italyanca konuşturuyor adamı.:)

Tamer,çok keyifli bir yol olmuş.Cem'in söylediği gibi rehber niteliğinde.Teşekkürler.

Seyahatten dönülünce 'yediğin içtiğin senin olsun,gördüklerini anlat' derler.Sen yediklerini de anlatınca bu saatte yel yepenek buzdolabına koşturdum.Sadece gördüklerini anlatsaydın olmazmıydı.? :)

June 7, 2008 1:13 AM
 

Tolga YILDIZ Dediki :

Sevgılı Tamer abı ellerıne kollarına tekerıne sağlık cok guzel gezmıssınız darısı benımde basıma  yolunuz acık olsunn oldukca keyıflı bır gezı....

June 7, 2008 1:00 PM
 

TAMER COMERT Dediki :

Sevgili arkadaşlar, ben de yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum, her geziden sonra raporu yazmak sanki bir görev haline gelmiş, işleri bir kenara bırakıp apar topar raporu yazmaya koyuluyoruz :)

Beğenildiyse ne mutlu, zaten burada olmamızın amacı tecrübeleri aktarmak, diğerlerinden de faydalanmak değil mi ?

Başka gezilerde birlikte teker döndürmek dileğiyle :)

June 7, 2008 8:50 PM
 

Kerem BARUT Dediki :

eline sağlık,

son 3 yılda 2 kez gittim ama yine gidesim geldi,

huu cem hadi bulgaristan romanya macaristan avusturya dönüşte isviçre italya tunus libya mısr suriye türkiye

güzel oldu  di mi :)

June 8, 2008 8:19 PM
 

Iskender SONGUR Dediki :

Sağolasın Elinize tekerinize ve deklanşörünüze sağlık . Otel ücretlerini yazmamışsınız . Ortalama ne kadardı ?

June 9, 2008 4:33 PM
 

TAMER COMERT Dediki :

3 yıldızlı oteller için gecelik fiyat ortalama 70-75 euro, double oda için ve kahvaltı dahil. Motor için de bir park yeri bulmanız gerekiyor, bunu genellikle oteller ücret karşılığında sağlıyorlar. Ben günlük 5-10 euro gibi ödedim.

June 9, 2008 5:18 PM
 

Osman Melikoglu Dediki :

Elinize, yüreğinize sağlık... Seneye bende Yunanistan-İtalya düşünüyorum,, benim için de iyi bir rehber oldu... Selamlar.

June 11, 2008 10:32 AM
 

Tarkan Yucel Dediki :

Gecenin bir yarısı çok iyi geldi.(saat 01:30) Harikasınız. Sorento ve Amalfi virajlarını bende 2003 de yapmıştım. Hatıralar depreşti. Bu arada ön far son anda iflas etmiş. Oda nazar olsun. Hoşgeldiniz.

June 12, 2008 1:32 AM
 

Levent Vardar Dediki :

Sevgili Tamer,

Çok güzel, şirin yerler yakalamışsınız, çok da güzel fotoğraflamışsın. Rapora bakarken benim de aklımdan geçt, zaten sonunda sen de yazmışsın, ömrünüz feribotlarda gezmiş valla. Ama herhalde o da hızlı seyahatin bir parçası yoksa belli bir yerde ıkılır kalır insan.

Raporla alakası yok ama son bir şey daha söyleyebilir miyim lütfen!! Hocam şu avatardaki resmini raporundakilerden biri ile değiştir yahu :-) :-)

June 13, 2008 12:25 AM
 

TAMER COMERT Dediki :

Sevgili Tarkan,

İtalya gezisi herhalde Amalfi virajlarıyla süslenmiş oldu, yukarıdan gezmek iyiydi, ama zaman olsaydı bir de denizden Salerno-Capri yapıp kıyıdan görmek gerekirdi aslında. Neyse, onu da bir arkadaşımız yapar, biz de raporunda okuruz inşallah :)

Sevgili Levent,

gerçekten de hayatımda hiç bu kadar çok deniz yolculuğu yapmamıştım, 11 günde uzman oldum :)

Resimlerin bir çoğu sevgili artçıma aittir, onun da hakkını teslim edeyim.. Demek ki neymiş, bu kadar çok resim çekmek için artçılı gezmek lazımmış :)

İlk fırsatta avatar resmini değiştiriyorum, tamam :)

June 13, 2008 9:59 AM
 

Onur Kuraner Dediki :

Sunum nerede olacak falan derken gezinizi okumak buradan nasip oldu. Fügenin de eline sağlık güzel fotoğraflar için.

June 16, 2008 11:18 AM
 

Selim KOCABAS Dediki :

sevgili tamer, birlikte gezelim diye konusmustuk bir aksam kaan ve rana larda yemek sirasinda ama kacmis gitmissin :) imrenerek okudum her satirini gercekten... umarim birlikte de geziler yapariz... zevk alirim,  fugen e de selamlar sevgiler...

June 17, 2008 4:27 PM
 

Selim KOCABAS Dediki :

sevgili tamer, birlikte gezelim diye konusmustuk bir aksam kaan ve rana larda yemek sirasinda ama kacmis gitmissin :) imrenerek okudum her satirini gercekten... umarim birlikte de geziler yapariz... zevk alirim. Fugen e de selamlar sevgiler... artcinin da kiymetini bil, bizimkiler gibi korkanlar yuzunden ancak kizilcahamam a ilgaza falan gidip geri geliyoruz maalesef.. toplasan ankaranin 200 km civari... sikayetciyimmmm

June 17, 2008 4:30 PM
 

TAMER COMERT Dediki :

Selim merhaba, tabi ki hatırlıyorum :-)

Bence raporları senin artçına da okut, belki gaza gelir bakarsın.. Vallahi Fügen bu sefer çok iyi performans çıkardı, ara sıra virajlarda hız konusunda sızlansa da, ben duymamazlıktan geldim :-)

Dilerim sen de yaparsın uzun gezileri, hatta birlikte inşallah

sevgiler

June 18, 2008 11:14 AM
 

Bora Eris Dediki :

tekerinize elinize saglik,

bana cok yardimi olacak bu raporun,

patra tarafini cok tuttum,

planimizda sadece italya var, tek sıkıntı en cabuk nasil giderizde...gun kazanmamiz lazim:)

June 26, 2008 5:24 PM
 

Mehmet HEZER Dediki :

Tekerinize sağlık. Bende 8 eylülde yola çıkıyorum. Yunanistan-İtalya yapacağım. Raporunuz çok faydalı oldu.

August 24, 2008 6:00 PM
 

Erhan Yilmaz Dediki :

Çok güzel bir gezi olmuş.Birde şu feribot fareleri olmasa.Nice keyifli sürüşler.

February 6, 2010 11:43 PM
 

bulent cakici Dediki :

Gecenin ilerleyen saatleri olsada çok keyifli bir seyehati okumak oldukça zevkli oldu,Tamer Bey  artçınızında sizinde ellerinize sağlık,dilerim böyle keyifli raporları birgün bende yazarım  sağlıklı kalmanız dileği ile.Tşk.

May 2, 2010 1:21 AM
 

Umit Cukurel Dediki :

Bayramda ben de Sicilya'ya gittim, yol raporunuz cok faydali oldu, tesekur ederim.

November 22, 2010 12:10 PM
 

Murat Can Toprak Dediki :

Güzel olmuş- baş döndürücü bir gezi...bukadar renkli yerleri fotoğrafla bile aklımda tutamam..başım döndü..)))

sevgiler..

April 19, 2011 3:25 AM
 

harun Dediki :

Romanya'da gidecek arkadaslara kisa bilgiler.

Romanya'nin Baskenti Bükres Tuna Irmagi kiyisinda kurulmus bir sehirdir. Bükres Sehri geçmiste sürekli sanat ve mimarinin baskenti olmustur. Bükres'te 1989 yilinda tamamlanan Parlamento Binasi Pentagon ve Tibetteki Potala Sarayi'ndan sonra Dünya'nin 3. Büyük binasidir. Bükres Sehri 1459 yilinda Kont Drakula olarak bilinen Prens Vlad tarafindan kurulmustur. Sehir zamanla Drakulanin Sarayinin etrafinda büyüyerek bugünkü Bükres ortaya çikmistir.

mutlaka gormeniz gereken destinasyonlar....

1- Athenaeum muzesi

2- Piata Arcul de Triumph

3- Milli Sanat Müzesi,

4- Herastrau Gölü

5- Gradina Cismigiu Parki

6- KÖSTENCE KRAL CAMII

7- ZAFER ANITI

8- Khreschatyk

9- TRANSILVANYA SATOLARIYLA

10- www.privatetoursinistanbul.com bu sitedende eskiden uçak bileti de satiliyordu ben burdan aldim...

diger konu ise konaklamada ben arkadaslara tavsiyem otel cok pahali onun bizim otel diyebilecegimiz yerler 100 usd baslayor onun yerine size ben size ev kiralamalarini tavsiye ediyorum. onlar ise 45 usd kaliyor ve cok daha rahat edeceginiz yerler acikcasi il gidisimde bende diger giden arkadaslar gibi fazla otel parasi verenlerdenim. yemek konusu ise arkadaslara domuz eti yemek istemeyen arkadaslara vejetaryan demek en iyi tercih olsa gerek ..

November 26, 2011 3:57 AM

Yorum Yaz

(Zorunlu)  
(İsteğe Bağlı)
(Zorunlu)  

About TAMER COMERT

1965 İstanbul doğumluyum, İnşaat mühendisiyim, bir firmada çalışıyorum. Ankara' da oturuyorum, 2005 yılında A2 ehliyetimi alarak motosiklet kullanmaya başladım, yol tecrübem 35.000 km kadar. Genellikle yurt içinde kullanmakla birlikte geçtiğimiz yıl biri uzun olmak üzere 2 defa Yunanistan, bir kez de Sicilya seyahati yaptım. Başlangıç motorum Transalp'ti, 2007 de R1200 GS aldım, çok memnunum :)
Kullanim sartlari, telif haklari ve çekinceler © RideTurkey.com 2007
..x