|
001
11 gün, 2 ülke, 3.638 km karayolu, 10 adet feribot seyahatinden oluşan gezimizin hikayesi aşağıdadır. Gezi rotamız, Ankara-Çeşme-Sakız(Chios)-Pire-Patra-Brindisi-Taormina-Palermo-Napoli şeklindeydi, dönüşümüz yine Brindisi ve Pire üzerinden aynı yoldan oldu. 24 mayıs cumartesi sabah 05:00 de Ankara’dan yola çıkıyorum, Fügen’le Çeşme’de buluşacağız. O da görevle Isparta’ya gitmişti, oradan Çeşme’ye geçiyor.
002
Sabah saatleri serin, bende AirFlow mont-pantolon var, kıçım donuyor Sivrihisar’a kadar. Hızımı düşürüyorum üşümemek için ama yine de soğuk içime işliyor, sonraki günlerde etkisini görüyorum zaten. 8:30 gibi güneş biraz ısıtmaya başlıyor, ben de kendime geliyorum ve biraz daha gazlıyorum. Bu gazlamanın meyvesini de Salihli civarında radara girerek yiyorum. Arada Fügen’le konuşuyoruz, o çoktan varmış Çeşme’ye, uzatmış ayaklarını denize bakıyor, ben hala gazlıyorum. Öğlen saatlerinde sıcak artıyor, bu sefer de bunaltıyor, yok mu bunun arası birader ? 14:00 sularında Çeşme’ye varıyorum. Chios feribotumuz 18:00’ de. Çeşme’de dinleniyoruz, çay kahve filan derken saat geliyor zaten.
003
004
005
Gümrükteyiz
006
007
008
Bu arada, yaz gelmiş ama Çeşme hayalet şehir gibi, tüm esnaf kan ağlıyor. Ama bunu yıllardır gelen turiste yaptıkları muameleyle hak ettiklerini düşünüyorum. Karşı sahilde turist dolu, biz de in cin top oynuyor. Herhalde bir muhasebesini yapıyorlardır. Neyse, feribotumuz takadan biraz hallice,
009
010
011
012
deniz de sakin, güzel bir yolculukla bir saat sonra Chios’a iniyoruz. Tekneye verilen ücret adam başı 30 €, motor içinde 20 € veriyoruz. Gidiş- dönüş alınca, indirimli toplam 140 € oluyor. Ada görünüyor
013
014
015
Ada da hemen motora atlayıp yemek yiyecek yer arıyoruz, sahilde bir lokantaya çöküyoruz ve malum deniz ürünlerinden yeteri kadar lüpleyip biraz keyif yapıyoruz. Pire feribotu saat 22:00 de, kalkış saatine kadar sağa sola bakınıyoruz biraz.
016
017
018
019
Yemek ayrıntısına girmiyorum, bunlar geriye kalanlar :
020
Gemimiz,
021
Limana bir bakış,
022
023
Feribottayız, kamaraya yerleşiyoruz, salona geçiyoruz bi şeyler içmek ve vakit geçirmek için. İçerden görüntüler ;
024
025
Bunlar da geminin içinde asılı resimler, Sakız adasının tarihinden ;
026
Aynı evin Yunan bayraklı hali ;
027
Televizyonda Eurovision şarkı yarışması var. Ama heyhat, gözler kapanıyor, sızmak üzereyken kendimizi kamaraya atıyoruz. Bu feribota ödediğimiz ücret 132 €(motor dahil), kamaranın deniz manzaralısından aldık, ne olacaksa ? bir güzel dinleniyoruz, ertesi sabah 06:30 gibi Pire’deyiz.
028
029
030
Sabahın körü bir saat, Pire’de Turco Liman koyuna gidiyoruz kahvaltı filan yaparız diye. Ama nerde, her yer kapalı, açık bir yer buluyoruz, bir sürü genç var. Meğerse bunlar geceden kalmaymış, sabah kahvelerini içip birer birer dağılıyorlar. Biz de bir şeyler atıştırıp yola koyulmaya karar veriyoruz. Korinth civarında yolda bir mola ;
031
032
033
034
Buradan yolumuz Patra’ya, Yunanistan’ın Batı sahilindeki liman kentine. Yolun hepsi 210 km zaten, ufak ufak gidiyoruz, benzinliklerde molalar verip dinleniyoruz. Yol üzerinde Korinth körfezini geçen Rion-Anthirion köprüsünden karşıya geçiyoruz, Patra limanı yolundan sapıyoruz yani. Akşam feribot 17:30 da olduğu için vaktimiz bol, etrafı görelim diyoruz. Köprü müthiş, mühendislik harikası, karşıya geçiyoruz.
035
036
037
038
039
040
Fügen diyor ki, şuradan da sağa gidelim, gidiyoruz(istersen gitme). Biraz ilerliyoruz, 8-10 km kadar, çok sevimli bir kasabayla karşılaşıyoruz, Nafpaktos. Burası korinth körfezini kontrol eden bir boğaz ve zamanın önemli deniz savaşlarından birisi bu kasaba açıklarında olmuş, hem tarihi, hem de güzel bir kasaba. Millet hafta sonu dolayısıyla doluşmuş zaten. Biz de meydan da oturuyoruz, bir güzel malum yemeklerden tıkınıyoruz.(ayrıntıya girmiyorum, okuyanlarda açlık hissi oluşmasın diyerekten).
041
042
043
044
045
046
047
Cervantes bile gelmiş
048
049
Feribot saatine doğru kalkıyoruz, yavaştan Patra’ya doğru yol alıyoruz. Bir liman ve bir feribot daha, check-in sonrası gemiye biniyoruz. Limandan görüntüler ;
050
051
052
Bizden görüntü ;
053
054
Motoru içerde elemanlar bağlıyor zaten, hiç uğraşmıyorum. Bu gemiye ödediğimiz ücret 119 €, motor dahil. Bu sefer biletimizi “seat” , yani koltuk aldık, çünkü odalar korkunç pahalı geldi bana. 250 € civarında tutuyordu, ben de ekonomi yapalım dedim bu sefer. Koltuk salonuna gidiyoruz, bir de ne görelim, bi sürü Çin’li de orada, muhabbet şamata gırla gidiyor. Yanımıza aldığımız eşyaları dolaba koyup biz de koltuklara yerleşiyoruz. Daha sonra vakit geçirmek için gemide sağa sola takılıyoruz, güverte, bar filan derken gece oluyor zaten. Gemiden biraz görüntü ;
055
Bizim yatak odası J
056
057
Yürüyen merdiven bile var ;
058
Uyku gelince doğru koltuk salonuna, ama uyku mümkün değil, Çin’li abilerin sohbeti bitmiyor, ses tonları da yüksekten olunca tam işkence. Bir ara heriflere dönüp pis pis bakıyorum, becerebildiğim kadar işte J . Faydası oluyor, sesler alt perdeye iniyor. Ama bu seferde koltukta uyumak çok zor geliyor, eciş bücüş oluyoruz, Fügen biraz sızıyor ama hiç rahat değiliz. Ben dışarı çıkıyorum, gemiyi turlamaya, arka tarafta resepsiyon bölümünde harika koltuklar var, gözüme kestiriyorum. Hemen Fügen’i uyandırıp eşyaları da alıyor ve yukarıdaki resimdeki koltuklara geçiyoruz. Yatay uyumanın keyfi bu olsa gerek diyorum, güzel bir uyku çekiyoruz. Ama geminin için ilginç bir şekilde soğuk, herifler köküne kadar açmışlar klimanın, sabaha doğru üşüyoruz. Sabah 9:00, Brindisi’deyiz. Motor bağları çözülüyor ;
059
060
061
Önce bir tur yapalım diye düşünüyoruz, ama bugün kü yolumuz 500 km, hemen yola devam edelim diyoruz. Hedef Taormina, Sicilya’nın çok methedilen kasabası, gerçekten de öyle çıkıyor gidince. Sıcak basıyor, otoyol dedikleri yolların standardı biraz düşük bizimkilere göre. 2 şeritli bunlar, bizdeki 3 şeritli geniş yollara göre biraz daha sıkıntılı. Trafik de yoğun olunca, daha kontrollu sürmek gerekiyor. Bu arada, önemli not, İtalya motorlar için çok güvenli bir ülke değil, Yunanistan’a kıyasla hiç değil. Yunanistan’daki gibi arabalar yol filan vermiyorlar, bizdeki düzene yakın yani, pek yabancılık çekmedik. Otoyolun etrafında ilgi çekici bir göremiyoruz, ancak korkunç seviyede tarım var, toprak renginde bir arazi göremiyoruz. Her yer ekili, bağ, bahçe, meyve ağaçları, yemyeşil, müthiş bir üretim var. Yol üzerinde Taranto’ya uğruyoruz, İtalyan donanmasının önemli bir limanı.Küçük bir şehir turu atıyoruz,
062
063
064
065
066
067
068
069
yola devam. Caserta’yı geçer geçmez virajlar ve dağlık arazi başlıyor. İtalyanlar gerçekten de çok para harcamışlar otoyollara. Viyadükler ve tünellerden geçiyoruz bolca, manzara da güzelleşiyor.
070
071
072
073
074
075
076
077
078
Messina’ya geçeceğimiz liman kasabasına kadar tünel-viyadük bağlantılarından oluşan otoyolda gidiyoruz, bu arada yolda genişletme çalışmaları var, tek şeride düşüyoruz ve bunalıyoruz. Sıcak bir yandan, trafik bir yandan, yorgunluk başlıyor. Geliyoruz nihayet limana, saat başı tekneler galiba, 45 dakika sonra kalkacağını öğreniyoruz. Biletlerimizi alıp bir şeyler atıştırmak için kendimizi bir yere atıyoruz, alışveriş merkezi gibi bir yer, idare eder. Bu tekneye toplam 10 € veriyoruz, bunlar diğer feribotlar gibi değil, şehir hatları vapuruna daha çok benziyor.
079
Rampalı yollardan biniyoruz yukarıya.
080
081
082
083
084
Ayrıca tren vagonları da aşağıdan yükleniyormuş. Yükleme yeri bir garip, fabrika gibi. 40 dakikada geçiyoruz karşıya. Karşıda Messina ;
085
086
087
Messina’ya iniyoruz. Taormina’ya 40 km kadar yolumuz var, gazlıyoruz otoyolda. Otoyolların bu kısmı da çok güzel, özellikle benim gibi inşaat mühendisleri için tam keyif. Fügen takılıyor bana, hem tatil, hem iş oldu diye. Adamlar tünel işinde bize göre çağ atlamış, o kadar zorlu coğrafyada bu kadar güzel yollar yapmak her ülkenin harcı değil. Akşam 18:00 gibi Taormina’ya varıyoruz. Zumo sağolsun, elimizle koymuş gibi buluyoruz oteli.
088
089
Burası çok ilginç bir kasaba, bir o kadar da turistik, ama ne yolları var, görülmesi lazım. Umarım resimlerle biraz olsun aktarabilirim. Otele gidene kadar dön babam dön, motor istiap haddinin üst limitinde zaten, arkada Fügen virajlara girince vıdılanır, aman yavaş diye, neyse vardık otele.
090
Rezervasyon yaptırmıştık zaten, hemen yerleştik, attık kendimizi dışarı, Taormina sokaklarına. Otel sahibinden öğrendiğimiz restorana gidiyoruz, gerçekten de iyi oluyor, güzelce bir yemek yiyoruz. İki tane yerel çalgıcı geliyor, Sicilya melodileri eşliğinde keyifli bir akşam geçiyor. Ertesi sabah yine otel sahibine soruyoruz, nereye gidilir, ne görülür burada diye. Otelin terası ;
091
Terastan görüntüler ;
092
093
094
095
İki yer tarif ediyorlar bize, bir tanesi Savoca köyü, burada Godfather filminin bazı sahneleri çekilmiş. Diğer yer de Forza d’agro diye bir köy, bir tepenin üstünde, çok güzel manzarası varmış. Otelimiz, sabah ;
096
097
Önümüzde bir ilkokul var, anneler çocuklarını Vespa’larla getiriyorlar ;
098
Atlıyoruz motora, düşüyoruz çevre gezisine, ilk durak Savoca. Zumo bize daha kısa olan yolu göstermiş meğerse, bayağı bir dar yollardan dönerek çıkıyoruz.
099
Zaten bu memlekette düz bir yol yok ki, dönmeden olmuyor. Sonunda yukardayız. Denize çok yakınız ama bayağı bir yukardayız. Savoca’nın köy meydanına geliyoruz, Her zaman tam koruma ;
100
101
102
burada bir kahvehane var, Godfather filminin sahneleri burada çekilmiş.
103
104
İçerde film sahnelerinden görüntüler var duvarlarda.
105
Linda Evangelista gelmiş bir ara ;
106
Köyü dolaşıyoruz ;
107
108
109
110
111
112
113
114
Kilise hatırası ;
115
Bir de Fiat Cinquecento (Fiat’ın çok meşhur 500cc modeli), tabi en az 30 yıllık
116
117
Bir sürü turist otobüsü var, Amerikalılar doluşmuş. Köy gerçekten ilgimiz çekiyor, işte diyoruz Sicilya köyü, dolaşıyoruz etrafı. Sonra esas yoldan iniyoruz aşağıya. Bu da dönüyor J ama daha kaliteli.
118
119
120
121
Oradan gidiyoruz Forza d’agro’ya, yine dönerek çıkıyoruz, bilmem kaç tane “hairpin”, ben artık saymayı bırakıyorum. Ama Fügen içinden sayıyor galiba J
122
123
124
Yukarı geldiğimizde gerçekten harika bir manzarayla baş başayız.
125
126
127
128
Tepenin iki tarafında Messina ve Taormina tarafını gözlüyoruz. Rakım galiba 400 m, yanlış hatırlamıyorsam. Biraz bakınıp, biraz da resim çektikten sonra iniyoruz. Doğru Taormina sahillerine gidiyoruz, bir yerde yemek yiyip kendimizi bir plaja atıyoruz.
129
Ödeme zamanı ;
130
Ve 2008 deniz sezonunu açıyorum.
131
132
133
134
Akşam yine otel sahibinin tavsiyesiyle pizza yemeye gidiyoruz. Yine tam isabet, pizza dedikleri bu olmalı, bizim Türkiye’de yediklerimiz pide olur ancak. Taormina ilginç bir yer, arkada Etna , tepede kurulmuş, yamaca yerleşmiş. Harika bir manzarası var. Ayrıca, çok turistik, bayağı bir turist vardı, genellikle Amerikalıları gördüm. Çarşı Pazar işleri de var, önemli markaların mağazaları mevcut. Buna en çok Fügen sevindi, bolca vitrin baktı. Alacak yer olmadığı için sadece baktı. Seviyorum bu motorlu seyahatleri ve kısıtlı
135
bagaj yerimi J
136
137
138
Sıra sıra Vespa’lar
139
140
141
Şehrin kapılarından biri ,
142
143
144
145
Şehir rengarenk, çok özenli
146
147
148
149
150
151
152
Seramikleri meşhur ;
153
154
155
Meydandayız;
156
157
158
159
160
161
Etna’ya gitmiyoruz, neye benzediğini aşağı yukarı tahmin ediyoruz zaten, uzaktan resimlerini çekmekle yetiniyoruz. 2 gece Taormina’da kaldıktan sonra ertesi sabah toplanıyoruz ve Cefalu’ya doğru yola çıkıyoruz. Bugünkü yolumuz 400 km civarında, yol üzerinde Corleone köyü var, heyecanla gidiyoruz, hani Godfather’daki meşhur Don Corleone var ya, onun memleketi diyerekten. Taormina’dan sonra bir süre otoyola girmeyip sahilden devam ediyoruz. Uzaktan Etna ;
162
163
Catania’ya yakınlaşırken otoyola girip Palermo istikametinde sürüyoruz.
164
165
166
200 km kadar sonra, otoyoldan çıkıp Corleone istikametinde devlet yoluna giriyoruz. Ama ne yol, yine viraj manyağı oluyoruzİ, daha doğrusu ben oluyorum, Fügen arkada vıdılanmaya devam ediyor J Yol üzerinde bir kasaba geçişi ;
167
168
169
170
171
Sicilya kırsalında dön sağa, dön sola giderken yine ilginç bir kasabaya geliyoruz. Hiç hesapta olmayan (gerçi Fügen ismini okuyunca burayla ilgili bir film vardı demişti) bir kasaba, Prizzi.
172
Resimlerden anlarsınız, tam bir tepenin üstünde kurulu bir kasaba, inanılmaz dar sokakları ve bir o kadar ilginç evleri var. Çok karakteristik bir yerleşim.
173
174
175
176
177
178
179
180
Zamanında öldürülen bir sosyalist anısına plaket ;
181
182
Filmin adı Prizzi’s Honor, John Huston çekmiş, Jack Nicholson, Kathleen Turner ve Angelica Huston oynamış, bolca Oscar ödülü kazanmış. Artık seyretmek farz oldu. Bayağı bir geziyoruz Prizzi’yi, sonra devam ediyoruz yolumuza. Hava ısınıyor, benim üzerimdeki kırgınlık artıyor, taa Ankara çıkışında aldığım soğuğun meyvelerini yemeye başlıyorum. Varıyoruz Corleone’ye. Yine Zumo bizi götürüyor merkeze. Hava çok sıcak, kendimizi meydandaki bir cafeye atıyoruz.
183
184
185
Bu arada cafe sahibine soruyorum, hani burası Don Corleone’nin memleketi ya ! Adam bön bön bakıyor suratıma, “burasının o Corleone’yle hiçbir alakası yok” demez mi ? Ulan biz bu yolu boşuna mı yaptık yani ? yahu diyorum, Mafia filan da mı yok ? ben diyor, kendi halimde bir adamım bilmem o işleri ! Fügen’in tepesinde bir kızarıklık görüyorum ve hemen motora atlayıp vınlıyoruz. Corleone için bunca yol teptik, ama Prizzi’yi gördüğümüz için değdi sadece. İstikamet Cefalu, yol üzerinde bir av köşkü var, oraya da uğruyoruz, çok güzel bir yer, orman içinde zamanında av köşkü olarak kullanılmış.
186
187
188
189
Cefalu yolunda Fügen bombayı patlatıyor, boşverelim Cefalu’yu, Palermo’dan atlayalım feribota direk Napoli’ye gidelim diyor. Ben de “derhal” diyorum, ve Palermo’da limana gidiyoruz, feribot akşam 20:00 de. Vaktimiz var, Palermo’yu da turlayalım diyoruz, gidiyoruz sahilden, geliyoruz güzel bir yere, Montello.
190
Bir şeyler atıştırıp doğru limana dönüyoruz. Bu kaçıncı feribot ? ben nerdeyim ? şeklindeyim. Bu feribota 149 € ödüyorum. Ranzalı bir kamara (WC yok) ve motor karşılığı.
191
192
193
Biniyoruz, bende ateş yükselmiş, halsizlik var, yanımıza birkaç eşya alıp yukarı kamaraya çıkıyoruz. Fazla oyalanmadan kendimi atıyorum ranzaya, yorulmuşum zaten. Kamaramız , en ucuzundan ;
194
Dışarıda 50-60 kadar İtalyan lise öğrencisi, geziye gidiyorlar galiba, nasıl bir gürültü anlatamam. Uyumaya çalışıyorum, yorgunluk sayesinde bir süre sonra sızıyorum. Sabah Napoli’ye varıyoruz. Saat 06:00 civarı.
195
Aslında programa göre feribot yerine Cefalu ve ertesi sabah Salerno’ya yol yapmak vardı. Biz yolu kestirmeden kuzeye feribotla gitmiş oluyoruz. Napoli’ye inince Salerno istikametine sürüyoruz. Bu yol üzerinde çok güzel yerler gözümüze kestirmiştik zaten, Sorrento, Positano ve Amalfi gibi. Sırasıyla Sorrento, Positano ve Amalfi’den geçiyoruz, buralarda duraklayıp bir şeyler içiyoruz, mükemmel sahiller, tabiat ve bir o kadar mükemmel bir yol, buyurun resimlere : Sorrento yolundayız,
196
197
198
199
200
201
202
203
Sorrentoda limana iniyoruz, biz bu limanları pek sevdik yahu
204
Millet motorlarını parka bırakmış, Capri’ye tekneyle gidenler
205
206
Yine bir cafedeyiz, balıkçı gözüme ilişiyor ;
207
208
Positano istikametine devam ediyoruz, Sorrento burnunu dolaşarak ;
209
210
211
212
213
Resim çekmeye doyamadık, harika görüntüler, ama bizim fotoğrafçılık ancak bu kadar ;
214
215
216
217
Bu sahilleri denizden gezmenin daha iyi olacağını düşünüyoruz ;
218
219
Denizden 250 m kadar yukarıdayız, aşağıda görünmeyen bir çok villa var
220
Positano’ya hoş gelmişiz ;
221
Yol inanılmaz keyifli, viraj hiç bitmiyor
222
223
224
225
226
227
228
229
230
Amalfi’ye geliyoruz,
231
232
233
Liman bölgesindeyiz, yemek molası ,
234
235
236
237
238
239
240
Salerno’ya varıyoruz, aslında hedefimiz burada konaklamak. Ama hiçbir tarafı bizi cezbetmiyor, Napoli’ye geri gitmeye karar veriyoruz. Bu sefer Salerno’dan otoyola çıkıp kestirmeden dönüyoruz. Akşam Napoli’de tavsiye üzerine bir Pizzeria’ya gidiyoruz, gerçekten harika. Seviyoruz yemeği , ne yapalım ?
241
242
Gezmeye devam ;
243
244
245
246
Her yer tarih kokuyor, inanılmaz keyifli binalar, heykeller, meydanlar
247
Benim aslanlı meydanım ,
248
249
250
Otele dönüyoruz, çantaları açıyoruz, o da ne ? benim tişörtler ve bir pantalonumun yerinde yeller esiyor. Anlıyoruz ki, gece feribotta yürümüş. Ama hata bende yan çantayı kilitlemediğimi hatırlıyorum. Aslında feribot hareket edince arabaların olduğu alt bölüm kapanıyor, kimse giremiyor güvenlik açısından. Tabi hal böyle olunca, ortalık çalışanlara kalıyor, herhalde bir tanesi biliyor bizim çantaları, yoklamış ve torbayı alıp gitmiş. Yapacak hiçbir şey yok, Napoli’den tişört takviyesi yaparak yola devam edeceğim. Benim ateşim çıkıyor ve o halde sızıyorum. Sabah kalkıyoruz, benim durum düzelmiş, ateş gitmiş, kendime gelmişim. Akşam Fügen’in içirdiği ilaçların faydası herhalde. Ben uyurken Fügen bir sürü plan yapmış bile, eğer ben iyice hastalanırsam, motoru süremezsem filan diye. Neyseki hiç birine gerek kalmıyor. Napoli’de ilk günümüz, bugün Capri adasına gidiyoruz. Yolda balık pazarından geçiyoruz , resimlemeden olmaz ;
251
252
253
254
255
Ahtapotlar canlı,
256
Böcekler de ;
257
Yine bir limandayız, Capri teknesine biniyoruz. 45 dakikada varıyoruz. Mükemmel bir ada, bütün sosyete orada ve biz de tabi ki oradayız J
258
259
260
261
262
Limandan yukarı “Funicolare” dedikleri tünel teleferiğiyle çıkıyoruz merkeze. Bizim Tünel-Karaköy arasında çalışana benziyor
263
264
265
266
Yukarıda gezmeye devam ediyoruz ,
267
268
Ada inanılmaz bakımlı ve temiz ;
269
270
271
272
Taksiler cabrio ;
273
Şapkacı dükkanı Borsalino ;
274
275
Renkler harika ;
276
277
278
279
280
281
Meydanda oturuyoruz, güneyin meşhur Lemoncello’sunu içmeden olmaz ;
282
283
Limon demişken, limonlar şöyle bi şey ;
284
Akşama kadar geziniyoruz, hayran kalıyoruz, bir sürü resim çekiyoruz, yiyoruz, içiyoruz ve Napoli’ye dönüyoruz. Akşam bir balık lokantası buluyoruz, hakkını verip dönüyoruz otele. Ertesi gün, planımızda Napoli’nin batı tarafı ve daha sonra Pompei gezisi var. Ben 29 yıl önce babamın görevi dolayısıyla Napoli’de 2 yıl yaşamıştım. Döndükten sonra hep hayalim bir gün tekrar oralara gidip görmek, eski günleri hatırlamaktı. Öyle de oldu, daha önceden Zumo’ya kaydettiğim eski evimizi, eski okulumun yerini filan geziyoruz, iyi ki gelmişiz. Burası bizim ev ;
285
Bu arada bir not, Napoli’de inanılmaz bir çöp sorunu var, bütün çöpler yollarda duruyor, ya toplanmıyor, ya da yavaş yapılıyor, bir çeşit grev yani.
286
Yakında bir hır çıkar kesinlikle. Burnumuzu tıkayıp geçiyoruz çöp tepelerinin yanından, çok kötü ya, yakında bir sağlık sorunu çıkar mutlaka. Evet , Napoli’nin batısından sonra çıkıyoruz çevre yoluna, istikamet Pompei. Vezüv dağının eteklerinde kurulmuş eski bir şehir, M.S. 79 yılındaki volkan patlamasının ardından küller altında kalmış ve harabeye dönmüş, daha sonra kazılarda ortaya çıkarılmış ve şimdi turizme açılmış. Buyurun resimlere : Burası yeni Pompei ;
287
288
289
290
Bunlar da eskisinden
291
292
293
294
295
296
Kazılar hala devam ediyormuş, biten evler gezilmeye açılıyor;
297
Bilindiği kadarıyla, Pompei gece hayatı, ve eğlencesi ile ünlüymüş, Tanrı’nın onları cezalandırdığına inanıyorlar ( sadece bizde olmuyor yani bu hurafeler)
298
299
300
301
302
303
Bunlar da beki Pompei’nin en trajik görüntüleri, küller altında ölen insanların bedenlerinin taşlaşmış küller arasında kalan boşlukları özel bir dolgu malzemesiyle doldurulup, çıkarılıyor ve aşağıdaki gibi görüntüler çıkıyor ortaya ;
304
305
306
307
308
309
Akşama doğru Napoli’ye dönüyoruz, Fügen’in alışverişi geliyor, onu mağazaların olduğu Via Toledo’da bırakıyorum, ben otele dönüp motoru garaja bırakıyorum. Yürüyerek gidip 2 saat sonra Fügen’i tam bıraktığım yerde buluyorum J. Yürüyüşe devam ediyoruz, güzel bir balık lokantası buluyor ve çöküyoruz. Tesadüfen bulduğumuz bir yer, millet ayakta yer bekliyor. Yemekten sonra otele dönüp yatıyoruz, ertesi sabah dönüş var. Otelin önü ;
310
Sabah 8:00 gibi yola çıkıyoruz, istikamet Bari sonra Brindisi. 17:30 da feribota yetişeceğiz. Ortalama bir hızla otoyoldan 13:00 gibi hedefe ulaşıyoruz. Brindisi’de yemeği takiben küçük bir şehir turu ;
311
312
313
314
315
316
317
318
319
320
321
ve tekrar feribota biniyoruz. Bu feribota 84 € ödüyoruz, biletleri gidiş dönüş aldığımız için daha ucuz oluyor. Kamaralı değiliz, “seat” olayı yani. Bu sefer de geminin barının üst katında karargahı kuruyoruz, iki koltuk bitiştirilerek küçük bir yatak haline getiriliyor ve eciş bücüş uyku haline geçiliyor. Bu arada gemide 30 kadar Bulgar arabası var, hepsi minibüs, ve sanıyoruz bunlar Bulgaristanın çingeneleri. Tiplerden öyle anlaşılıyor. Feribot önce Iguomenitsa’ya uğrayacak ve bu arkadaşlar orada inecekler, öyle tahmin ediyorum. Tabi beni alıyor bir paranoya, ya herifler bir şeylerimizi çalarsa diye. Uykuya geçemiyorum, eşyalarımızı sağımıza solumuza yerleştirip Iguomenitsa limanına kadar beklemeye karar veriyorum. Gemi Iguomenitsa’ya gelince iniyorum aşağı, motorun başında duruyorum, ne olur ne olmaz, Bulgarlar inene kadar bekliyorum. Zaten onlar gidince gemi bir rahatlıyor, ortalık sakinleşiyor. Patra’ya 6 saat yolumuz var, yukarı çıkıp koltuk keyfine devam ediyorum. Sabah Patra’dayız. Buradan Pire’ye 210 km yolumuz var, düşüyoruz yola. Korint kanalında mola veriyoruz, burayı da görüyoruz ve tam kanal ağzındaki güzel lokantayı Zumo’ya kaydediyoruz.
322
323
324
325
Teknelerin geçişi esnasında köprü platformu suyun içine batırılıyor
326
Dönüş yolu hep sıkıcıdır, neresi olursa olsun bir kere o psikolojiye girmişsinizdir, dönüyorsunuz işte ! Biz de o psikolojiyle Pire’ye varıyoruz. Fügen sıcaktan iyice bunalmış olacak ki, Pire’de fazladan bir tur atınca, Zumo’yla arası bozuluyor, küsüyorlar J Beni burada bir yerde bırak, sonra Turco Liman’da buluşalım diye tutturuyor, çaresiz öyle yapıyorum. Daha sonra Turco Liman’da bir yemek yiyoruz,( şimdi dikkatimi çekti habire yemek yiyoruz ) sonra da Pire limanına gidiyoruz. Chios feribotu saat 19:00 da, biniyoruz, yerleşiyoruz. Bu sefer 132 € ödemiştik bilete, kamaralı, deniz manzaralı vs vs.
327
328
329
330
Pire limanında inanılmaz gemi trafiği var ;
331
332
333
Gidiyoruz ;
334
335
336
Yahu bu kamara nasıl iyi geliyor anlatamam, bayağı yorulmuşuz, in bin derken, bir de havanın sıcağı bizi iyice bunaltmıştı. Yerleşiyoruz, deniz dalgalı olmasına rağmen keyifli bir yolculukla sabaha karşı 04:00 te Chios (Sakız) a varıyoruz. Çeşme teknemiz 08:30 da, doğruca limanda bulunan kahveye gidiyoruz, çay kahve derken güneş doğdu, gezmeye doyamamışız ki, biraz da Sakız adasını gezelim diyoruz, turluyoruz sağı solu.
337
338
339
340
341
342
343
Tekneye binmeden önce Sakız’ın meşhur sakız ürünlerinden alınıyor, ve sonunda vakit geliyor, Türkiye’ye dönüş vakti, biniyoruz tekneye, istikamet Çeşme. 10:30 gibi memleketteyiz, gümrük işlemleri filan derken, 11:00 de yola çıkıyorum ben Ankara’ya, Fügen de İzmir’den uçakla dönüyor. Ben de rahat bir yolculuğun ardından Ankara’ya varıyorum, akşam 20:00 de garaja giriyorum, kafamda tatil hatıraları J Kapanış resmi ;
344
Geziden notlar : - motor bizi hiç üzmedi - zumo beni hiç üzmedi, Fügen’le pek anlaşamadı, sürekli müdahalelere maruz kaldı. Fügen Napoli’de taksiciye yol bile tarif etti, orada koptum zaten J - Fügen beni hiç üzmedi, iyi bir artçı oldu - Yunanistan kesinlikle daha iyi bir ülke, tişörtlerimi çaldılar diye değil, ama İtalya birkaç tarihi yerinin dışında tatil yapılacak bir ülke değil. İnsanların da bir tarafı kalkmış, havaya girmişler, turiste karşı pek de sıcak değiller. - Gezimizin önemli bir kısmı gemilerde geçti, hayatımda hiç bu kadar çok deniz yolculuğu yapmamıştım. - Gemi yolculuğuyla ilgili bir not, eğer ucuz gideyim derseniz, o zaman “Deck” bileti almalısınız. Ama bu seferde nereyi bulursam orada yatarım şeklinde oluyor, bunun için de yanınızda uyku tulumu olmasında fayda var. Banyo, wc gibi ihtiyaçlar için uygun ortak mekanlar var, endişe etmeye gerek yok.
|